POLİTİKA
TBMM Başkan Vekili Adan: "Gümüşhane işgaller ve katliamlara karşı canı pahasına direnmiştir" 28 Nisan 2026 Salı - 23:16:16 Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkan Vekili Celal Adan, "Birinci Cihan Harbi fırtınası Gümüşhane’yi vurduğunda, Gümüşhane işgaller ve katliamlara karşı canı pahasına direnmiştir" dedi. Ankara’da Gümüş Strateji Grup ve Danışma Kurulu tarafından "Gümüşhane’ye Değer Katanlar 2026 Ödül Töreni" düzenlendi. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başladı. Törende konuşan TBMM Başkan Vekili Celal Adan, "Selçukluların, Akkoyunluların, Osmanlıların diyarı olan bu güzel memleket gönül medeniyetimizi oluşturan parçaların hepsinden nasiplenmiş, her birinden yadigar anı günümüze değin ulaşmıştır. Gümüşhane, tarihimizin her devrinde destanlar yaşayan kadim bir kilim gibi Anadolu topraklarında özleşmektedir. Memleketimizin her bir köşesini yangın yerine çeviren Birinci Cihan Harbi fırtınası bu şehri vurduğunda Gümüşhane işgaller ve katliamlara karşı canı pahasına direnmiştir. Gümüşhane, bu memleketin düşmanlarının karşısında asla eğilmeyeceğini, Gümüşhane’nin sıradağlar gibi dimdik duracağını böylece ispat etmiştir" diye konuştu. Celal Adan’ın konuşmasının ardından ödül sahipleri kürsüye davet edilerek ödülleri takdim edildi. Törene, MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, davetliler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
İsrail’in Gazze’ye giden insani yardım filolarına yönelik saldırılarına dair karar Resmi Gazete’de
09 Ekim 2025 Perşembe - 00:37 İsrail’in Gazze’ye giden insani yardım filolarına yönelik saldırılarına dair karar Resmi Gazete’de İsrail’İn Gazze’ye giden insani yardım filolarına yönelik saldırılarına dair karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, "Gazze’ye Giden İnsanı Yardım Filolarına Yönelik Saldırılara Dair" "Meclis Başkanlığı Tezkeresi" oy birliğiyle kabul edildi. Kabulün ardından Resmi Gazete’de İsrail’in Gazze’ye giden insani yardım filolarına yönelik saldırılarına dair karar yayımlandı. Uzun zamandır İsrail’in acımasız ablukası altında yaşamak zorunda bırakılan ve iki yıldır soykırımcı Netanyahu hükümetinin katliamlarına maruz kalan Gazze, aylardır açlık ve kıtlıkla da mücadele ettiği belirtilen kararda şu ifadelere yer verildi: "Bu zalimlik karşısında Gazze halkına insani yardım ulaştırmak, hukuksuz İsrail ablukasını kırmak ve Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekmek amacıyla 44 ülkeden yüzlerce aktivist ve elliden fazla gemiyle yola çıkan Küresel Sumud Filosu, insanlık cephesinin güçlü sesi olmuştur. İsrail, işlemekte olduğu soykırım ve diğer savaş suçlarına bir yenisini ekleyerek sivil ve barışçıl bir teşebbüs olan Sumud Filosuna uluslararası sularda saldırmış, Gazze halkına insani yardım ulaştırılmasına engel olmuş, uluslararası hukuku bir kez daha fütursuzca çiğnemiştir. Uluslararası kamuoyunun tepkisine rağmen katil Netanyahu ve çetesi şimdi de Özgürlük Filosu Koalisyonuna saldırıda bulunmuştur. Denizli Milletvekili Sema Silkin On, Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca ve Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan’ın da aralarında yer aldığı ve toplamda 21 vatandaşımızın bulunduğu Vicdan Gemisine bugün yapılan saldırı bilinmelidir ki aslında Türkiye Büyük Millet Meclisine de yapılan alçakça bir saldırıdır. Bu vesileyle Özgürlük Filosu Koalisyonunda yer alan tüm Filistin dostlarını bu cesur ve insani davranışlarından dolayı tebrik ediyoruz. Fütursuz saldırganlığı ile insan vicdanının tahammül sınırlarını ve haddini çoktan aşan Israil’i, milletvekillerimiz dahil vatandaşlarımıza hiçbir şekilde kötü muamele görmemeleri, alıkonulmuş vatandaşlarımızın derhal serbest bırakılmaları ve en kısa sürede ülkemize ulaşmalar gerektiği konusunda en sert şekilde uyarıyoruz. Tüm siyasi partilerimiz ve milletvekillerimizle birlikte TBMM olarak üç değerli milletvekilimizin, alıkonulan vatandaşlarımızın ve Gazze halkına insani yardım ulaştırmak için yola çıkan tüm kahramanların yanında olduğumuzu ifade ediyoruz. Ayrıca başta milletvekillerimiz olmak üzere Sumud ve Özgürlük Filolarının mensuplarına karşı İsrail işgal güçlerince işlenen tüm bu suçların uluslararası mahkemelerde hesabının sorulmasının öncüsü ve ısrarlı takipçisi olacağız. Israil’in Filistin halkına uyguladığı işgal, ilhak ve imha politikalarının son bulması, Gazze halkının kesintisiz ve kapsamlı insani yardıma erişmesi ve İsrail’in işlediği insanlık suçlarının hesabını vermesi için tüm parlamentolara ve uluslararası parlamenter asamblelere birlikte tutum alma ve seslerini yükseltme çağrısında bulunuyoruz. İnanıyoruz ki zalim Israil yönetiminin insanlık vicdanını yaralayan bu alçak saldırıları karşısında uluslararası kamuoyu her geçen gün çok daha güçlü tepkiler vermeye devam edecek, özgür ve egemen Filistin’in önündeki tüm engeller en kısa sürede aşılacaktır. Bu çerçevede, bu bildirinin oylanarak kabul edilmesi ve alınan kararın Resmi Gazete’de yayımlanması hususu Genel Kurulun 08.10.2025 tarihli 4’üncü Birleşiminde kabul edilmiştir."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Filistin Devleti’nin tanıyan devletlerin sayısının artması büyük bir sevinç kaynağıdır"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 22:41 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Filistin Devleti’nin tanıyan devletlerin sayısının artması büyük bir sevinç kaynağıdır" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanımızın aylardır, yıllardır yaptığı çağrıyla mutabık bir şekilde Filistin Devleti’ni tanıyan, Filistin Devleti’nin bağımsız, hür, başkenti Doğu Kudüs toprak bütünlüğüne sahip bir şekilde var olması gerektiğini ifade eden devletlerin sayısının artması da büyük bir sevinç kaynağıdır" dedi.AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. AK Parti Sözcüsü Çelik ise MYK Toplantısı’na ilişkin partisinin Genel Merkez binasında basın açıklaması yaptı."Cumhurbaşkanı’mızın yeni Anayasa konusunda verdiği mesaj da nettir"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa konusunda verdiği mesajın net olduğunu söyleyen Çelik, "Bu bütün siyaset insanlarının, bütün devlet adamlarının, devlet insanlarının gelecek nesillere olan bir borcudur. O sebeple bunun da hassasiyetle yerine getirilmesi konusunda partimiz çalışmalarını sürdürüyor. Bu konuda da bir heyetimiz var. Bu heyetimiz düzenli toplantılar yaparak yeni anayasa konusundaki politik tutum belgemizi tamamlama aşamasına geldi" ifadelerini kullandı.İsrail’in Gazze’ye yönelik 7 Ekim 2023’te başlattığı saldırıların yıl dönümüne ilişkin konuşan Çelik, 5 Ekim’de İstanbul’da ve çeşitli illerde bu duruma karşı sokağa çıkan herkesi tebrik etti."Netanyahu hükümetinin barbarlığının, hukuk tanımazlığının bir göstergesi olarak bir kere daha kayda geçmiştir"Küresel Sumud Filosu’nda yer alan ve İsrail tarafından alıkonulan Türk vatandaşların Türkiye’ye getirildiğini hatırlatan Çelik, "Bunların karşı karşıya kaldığı muamele uluslararası hukuk açısından suçtur. Bu Netenyahu Hükümetinin barbarlığının hukuk tanımazlığının bir göstergesi olarak bir kere daha kayda geçmiştir. Bunların her alanda zorbalık, barbarlık, katliam dışında bir iş bilmediği bütün insanlığın önüne bu ajandayı dayatmaya çalıştığı bir kere daha görüldü. Dünyanın çeşitli milletlerinden kendi vatandaşlarımızın da içinde olduğu bu filo, Gazze’ye açlığı bir soykırım olarak dayatan bu insanlık dışı muameleye karşı insani değerleri, insan haysiyetini korumak üzere ortaya çıkmış bir iradedir. Günün sonunda fiziken engellenseler de Gazze’nin mesajını tüm dünyaya duyurarak amacına ulaşan bir eylem yapmışlardır" değerlendirmesinde bulundu.Gazze’de şeridine uygulanan yasa dışı ablukayı delmek ve insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Özgürlük Filosu’na İsrail tarafından müdahale edildiğine değinen Çelik, "TBMM üyesi değerli milletvekillerimizi, vatandaşlarımızı, dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş değerli aktivistleri İsrail her zamanki barbarlığıyla kaçırdı, alıkoyuyor. Bunu bir kere daha lanetliyoruz. Bir kere daha hukuksuzluğun ilanıdır. Bir kere daha Netanyahu hükümetinin insani olan, medeni olan her şeye karşı düşmanlığın ilanıdır. Milletvekillerimizi, vatandaşlarımızı ve o filoda bulunan insanlık ittifakının bütün üyelerini derhal serbest bırakmalıdırlar. Bu işledikleri suçların hepsi eninde sonunda hesabı sorulacak suçlardır" dedi."Filistin Devleti’nin tanıyan devletlerin sayısının artması büyük bir sevinç kaynağıdır"Çelik, bazı ülkelerin İsrail saldırılarının başlamasının yıl dönümünde İsrail bayrağı dalgalandırması ve destek açıklaması gerçekleştirmesini tarihten ders alınmamış bir yaklaşım olarak değerlendirerek, "Bunların hepsi aslında soykırım sürecine destek veren imzalar olarak tarihe düşülmüş notlardır. Bunun karşısında Cumhurbaşkanımızın aylardır, yıllardır yaptığı çağrıyla mutabık bir şekilde Filistin Devleti’ni tanıyan, Filistin Devleti’nin bağımsız, hür, başkenti Doğu Kudüs toprak bütünlüğüne sahip bir şekilde var olması gerektiğini ifade eden devletlerin sayısının artması da büyük bir sevinç kaynağıdır" şeklinde konuştu."Netanyahu kendi kişisel kaderini daha çok katliam yapmaya bağlamış bir figür olarak hareket ediyor"Mısır’da gerçekleştirilen barış görüşmelerine de değinen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Başkan Trump’ın planı çerçevesinde ateşkesinin sağlanması daha sonra da kalıcı barışa geçirmesiyle ilgili sürecin yol haritası üzerine çalışılıyor. Türkiye’de o toplantıda, bu plan ortaya çıktığı andan itibaren Hamas’ın barış odaklı ve diplomasi boyutu son derece güçlü ve incelikli cevabının takdire şayan olduğunu ifade etmek isteriz. Başkan Trump’ın ateşkesin ve barışın sağlanmasıyla ilgili başlattığı girişim çerçevesinde Hamas barıştan, ateşkesten ve diplomasiden yana olduğunu, hem bu soykırım katliamının bitmesi gerektiğini hem de bu çatışmaların bitmesi gerektiğini ifade eden gayet iyi kurgulanmış bir cevap yayınladı. Bunun hayata geçmesi için fırsat verilmesi gerekiyor. Hamas’ın evet cevabından hemen sonra İsrail’in Gazze’ye en yoğun bombardımanları gerçekleştirerek daha çok sayıda çocuk ve kadını öldürmesi aslında Netanyahu’nun barışa ve ateşkese düşman bir tutum içerisinde olduğunu bir kere daha gösterdi. Netanyahu kendi kişisel kaderini daha çok katliam yapmaya bağlamış bir figür olarak hareket ediyor" dedi."Filistin ve sadece Filistinliler tarafından yönetilebilir"Barış planı üzerinde konuşulduğu bu süreçte İsrail’in, Filistinlilerin Gazze ve Batı Şeria’daki statüleriyle ilgili yaklaşımların son derece sinsi ve tehlikeli altyazılar içerdiğini söyleyen Çelik, "Ateşkesin ve barışın kalıcı olabilmesi için herhangi bir şekilde Filistinlilerin kendi vatanlarından sürgün edilmesi gibi bir seçenek söz konusu olamaz. Bu en önemli konulardan bir tanesidir. Bunun kadar önemli bir konu da Filistinlilerin Filistinliler tarafından yönetilmesidir. Filistin’in ve Filistinlilerin, Filistinliler tarafından yönetilmesi dışındaki seçeneklerin her biri aslında Netanyahu’nun katliamcı politikasına hizmet etmekten başka herhangi bir işe yaramayacak. O sebeple Gazzeliler başta olmak üzere bütün Filistinliler kendi vatanlarında yaşamalılar. Hiçbir sürgün muamelesiyle karşı karşıya kalmaları kabul edilemez. Filistin ve Filistinliler sadece Filistinliler tarafından yönetilebilir" ifadelerine yer verdi.Mısır’daki barış müzakerelerinin belli bir aşamaya geldiğini kaydeden Çelik, ateşkese hızlıca ulaşılması sonucunda Gazze’ye gidecek olan bütün yardımların ilk adımda engelsiz bir şekilde gitmesinin önünü açacağını söyledi."Devletimizin kurumları teyakkuz halindedir"Bazı devletlerin ’Terörsüz Türkiye’ sürecini sabote etmeye çalıştığını net bir şekilde gördüklerini dile getiren Çelik, "Devletimizin kurumları teyakkuz halindedir. Cumhurbaşkanımızın talimatları her türlü sabotaja, süreci akamete uğratmaya çalışan her türlü girişime karşı net talimatlarla kurumlarımızı görevlendirmiştir. Bu çerçevede sürecin kendi ritmi içerisinde kendi takvimi içerisinde hassasiyetle sürmesi gerektiğini belirtiyoruz. Burada esas mevzumuz terör örgütü PKK’nın feshi ve silahların tamamen ortadan kalkmasıdır. Bunu da daha önce ifade ettik. Bütün unsur, şube ve uzantılarıyla ve bütün boyutlarıyla bunun gerçekleşmesi gerekir" şeklinde konuştu.‘Fesih ifadesinin altının somut olarak dolması gerekir’"Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki komisyon Yüce Meclisi’nin iradesi adına PKK’nın fesih ve silahların bırakılması süreci için gerekli dayanakları oluşturan bir yaklaşım gösteriyor" ifadelerini kullanan Çelik, "Silahların bırakılmasının kesintisiz bir süreç olarak devam etmesi gerekir. Fesih ifadesinin altının somut olarak dolması gerekir. Dolayısıyla burada kilit olarak hem siyasetin bakacağı alan hem güvenlik kurumlarının bakacağı alan silahların bırakılması sürecinin kesintisiz net ve sahada teyit edilecek bir şekilde devam edip etmediğidir. Bu durum fiilen devam ettiği müddetçe silahların bırakılması ve fesih sürecinin fiilen hayata geçmesi bu durumda atılacak adımlar için bu hayata geçme gerçekleştikten sonra bu teyit edildikten sonra Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla devlet iradesi tamdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bahçeli’nin ifadeleriyle Cumhur İttifakı’nın iradesi tamdır. Meclisteki komisyonun iradesi şimdiye kadar yapılan çalışmalar çerçevesinde tamdır. Dolayısıyla silahların bırakması bırakılması sürecinin ve tamamen bu meselenin gündemden çıkması sürecinin kesintisi bir biçimde devam etmesi ve fiilen sonuçlanmış olması ve güvenlik kurumları tarafından da teyidinin gerçekleşmesi gerekir" diye konuştu."Muhalefet partilerinin herhangi bir konuda tutarlı, ele alınabilecek iki paragraf bile görüşünün olmadığı görüldü"Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Muhalefet partilerinin komisyonla ilgili yapılacak yasal düzenlemeler ve Suriye politikası konusunda AK Parti ve MHP arasında görüş farklılıkları bulunduğu iddialarına ilişkin soru üzerine Çelik, "Muhalefet kendi dinamikleriyle kendi tezleriyle yol alamayınca umudunu Cumhur İttifakı içerisinde bir çatlak var mı, Cumhur İttifakı içerisinde politik bir çelişki var mı gibi durumlara bağlıyor. Türkiye bütün bu süreçte bölgede bu kadar olay olurken ve burada Türkiye büyük bir kriz tablosunun içerisinde istikrarlı bir şekilde yönetilirken ve bütün bu krizlere karşı etkili cevaplar geliştirirken muhalefet partilerinin herhangi bir konuda tutarlı, ele alınabilecek iki paragraf bile görüşünün olmadığı görüldü. Ya görüş olarak iktidarımızın zaten yaptığı şeyleri söylüyorlar, ya da bunun dışında bir takım hiçbir şekilde siyaseten Türkiye’ye yol aldırmayacak meseleler konusundaki Türkiye’nin iradesini net bir şekilde göstermeyecek alanlarda şeyler söylüyorlar" cevabını verdi."Herhangi bir şekilde politik farklılığı politik çelişki olarak görmedik"Cumhur İttifakı’nın içerisinde ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşma konundaki güç birliği konusunda herhangi bir şekilde bir zayıflamanın söz konusu olmayacağını söyleyen Çelik, "Bu güç birliği Cumhurbaşkanımızın iradesiyle ve Bahçeli’nin iradesiyle devam edecek ve daha da güçlenecek. Nihayetinde Cumhur İttifakı bir ittifak. AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi iki ayrı siyasi parti. Gelenekleri farklı, siyasi olarak atıf yaptıkları düşünsel değerlerde çeşitli şekilde farklı gelenekler söz konusu olabilir. Dolayısıyla gerek bazı yasalarla ilgili olarak gerek bazı süreçlerle ilgili olarak hemen birçok konu gözümüzün önüne gelebilir. Bu muhalefet partilerinin bahsettiği siyasi bir takım farklılıklar olabilir. Biz hiçbir şekilde bu farklılıkların bir politik çatlağa dönüşmesine müsaade etmedik. Cumhurbaşkanımızın talimatı bu şekildedir. Herhangi bir şekilde politik farklılığı politik çelişki olarak da görmedik" ifadelerini kullandı."Şu ana kadar SDG’nin 10 Mart anlaşmasının maddelerini yerine getirmekle ilgili attığı hiçbir adım yoktur"ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın SDG ile temas için Haseke’ye gerçekleştirdiği ziyaretin sorulması üzerine Çelik, "Bizim için görüşmenin niteliği ve içeriği önemlidir. Burada SDG’nin 10 Mart mutabakatına uyması ve Suriye’de tek devlet, tek ordu ilkesine dönük doğru bir yaklaşım üretmesi çerçevesinde bir takım görüşler SDG’ye aktarılıyorsa bu görüşmeleri biz olumlu karşılarız. Ama bunun dışında bir yaklaşım olursa tabii ki olumlu bulmayız. Örneğin daha öncesinde Büyükelçi’nin 10 Mart anlaşmasına uyulmasıyla ilgili Suriye’de tek devlet ilkesinin var olmasıyla ilgili yaklaşımları söz konusu oldu, bunlar olumludur. Ama bütün bu süreç devam ederken SDG bir şekilde 10 Mart anlaşmasından firar etmek için özerklik, federasyon gibi konuları gündeme getirirken herhangi bir şekilde de müttefik devletlerden o olmasa da onun bir tık altı olabilir gibisinden yaklaşımları da olumlu bulmayız. Orada bir 10 Mart anlaşması var, bu anlaşmayı SDG’de imzalamış ve SDG belli bir tarih içerisinde bunu gerçekleştireceğini söylemiş. Şu ana kadar SDG’nin 10 Mart anlaşmasının maddelerini yerine getirmekle ilgili attığı hiçbir adım yoktur. Anlaşma kağıt üzerinde kalmamalıdır" ifadelerine yer verdi."Kriz çıkarma faaliyetinin müellifi Cumhuriyet Halk Partisi’dir"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dün partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sarf ettiği sözlerin sorulması üzerine Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bahçeli’nin siyasi meşruiyet gündemiyle ilgili yaptığı açıklamalar gerçekten birer manifesto niteliğindedir. Bu açıklamalar Sayın Özgür Özel’in siyasi meşruiyet konusunda alfabe düzeyinde bile bir bilgisi olmadığının beyanıdır. Siyasi rekabet edebilirsiniz, farklı siyasi partiler olabilirsiniz. Ama farklılıklarınıza rağmen sonuçta bir siyasi meşruiyet alanı vardır. Bir devlet meşruiyeti alanı vardır. Hepimizin bütün siyasi partilerin var olduğu alan milletin verdiği yetki ve anayasal düzendir. Şimdi siz kendi kendinize halkın doğrudan oylarıyla seçilmiş Sayın Cumhurbaşkanımız şimdiye kadar girdiği her seçimde her seçimde doğrudan demokratik yarışa girerek sonuç almış Cumhurbaşkanımızı siyasi olarak gayrimeşru ilan etmeye kalkıyorsunuz. ‘AK Parti seçimi kaybedince kriz çıkardı’ diyor ya seçimi kaybedince kriz çıkarmanın telif hakları CHP’ye aittir. Bunlar seçimi kaybedince Menderes’e, Özal’a, Demirel’e ve Erbakan’a diktatör demiştir. Yani bu kriz çıkarma faaliyetinin müellifi Cumhuriyet Halk Partisi’dir" değerlendirmesinde bulundu."Herhangi bir siyasi parti kendi spesifik ajandasını sürecinin tamamının ajandası zannetmemelidir"Çelik, TBMM’de terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın lehine slogan atılmasının Terörsüz Türkiye sürecine zarar verip vermediğinin sorulması üzerine şu ifadeleri kullandı:"Sürecin sahibi vatandaşlarımızdır. Bu süreci yürütenler ya da siyaset alanında yetki kullananlar millet iradesi sayesinde varız. Bu süreçlerde dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesi budur ki bu konuda çok büyük hatalar yapıldığını görüyorum. Herhangi bir siyasi parti kendi spesifik ajandasını sürecin tamamının ajandası zannetmemelidir. Herhangi bir siyasi parti kendi özel ideolojik siyasi gündemini sürecin tamamının siyasi gündemi diye düşünmemelidir. Bu tip süreçlerde yüksek siyasi akıl ve gerçekten çözüm odaklı yaklaşım farklı siyasi partilerin ve farklı yaklaşımların sürece dönük entegre bir siyasi akıl üretmesini ve yine sürece dönük entegre bir siyasi söylem üretmesini gerekir. Ama siz hem ben sürece gireyim hem çözümden yana olayım. Ama ortak akıl ve ortak söylem dışında kendi dar söylemi ya da spesifik ajandamı sürecin ana rengi haline getirmeye çalışayım derseniz o zaman başka tartışmalar çıkar. Şimdi günün sonunda siyaset açısından baktığınızda bu meselelerin bu görüntülerin ortaya çıkması bu sürecin doğru ilerlemesine mi katkı sağlamıştır? Yoksa başka tartışmaların kapısını mı açmıştır? Onun için herkesin son derece sorumlu davranması gerekir. Süreçten odağımızı uzaklaştıracak. Vatandaşlarımızda haklı tepkiler oluşturacak bir takım yaklaşımlar içerisine girilmemesi gerekir."
Bakan Uraloğlu: "(Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolu) Yıllık toplam 5,2 milyar lira tasarruf edeceğiz"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 21:40 Bakan Uraloğlu: "(Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolu) Yıllık toplam 5,2 milyar lira tasarruf edeceğiz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Trafik sıkışıklığının ortadan kalkmasıyla; zamandan 4,5 milyar lira, akaryakıttan 700 milyon lira olmak üzere, yıllık toplam 5,2 milyar lira tasarruf sağlayacağız" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolu Finansal Kapanış Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Uraloğlu, karayolunun, lojistik sisteminin ana damarlarından birisini teşkil ettiğini vurgulayarak, "Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de karayolları, sanayi, turizm, tarım, ticaret faaliyetlerinin ekonomik büyümeye katkısını artıran temel bir unsurdur. Son 23 yılda, karayolu altyapımıza yaptığımız yatırımlarla Türkiye’yi adeta yeniden inşa ettik. Ülkemizin dört bir yanını yüksek standartlı yollarla erişilebilir hale getirdik ve donattık" diye konuştu. Bakan Uraloğlu, gerçekleştirdikleri yatırımların sanayi üretiminin hızlanmasını, tarım ürünlerinin pazarlara daha hızlı ulaşmasını ve turizm faaliyetlerinin artmasını da beraberinde getirdiğini aktardı. Uraloğlu, "Hiç şüphesiz Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolumuz da bu vizyonun en yeni halkalarından biri olarak, İç Anadolu’nun sanayi ve tarım potansiyelini küresel pazarlara daha güçlü bir şekilde bağlayacaktır ulaştıracaktır" şeklinde konuştu. Otoyol hakkında bilgi veren Uraloğlu, "Söz konusu otoyolumuz, 101 kilometre uzunluğunda ana gövde ve 19 kilometre bağlantı yoluyla toplam 120 kilometre uzunluğunda bir medeniyet hattı da olacaktır. Sadece bir ulaşım projesi değil, aynı zamanda sanayi, tarım ve turizm faaliyetlerini güçlendirecek bir kalkınma projesidir. Şu anda yapım çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Projemiz, 7 kavşak, 4 tünel, 8 viyadük ve 3 otoyol hizmet tesisi ile modern mühendisliğin en seçkin örneklerinden biri olarak yükseliyor. Bu proje ile yük ve yolcu taşımacılığını daha güvenli, hızlı ve konforlu bir şekilde Ankara’nın doğu ve kuzey koridorlarına ve buradan da Ortadoğu ve Kafkas ülkelerine aktarmış olacağız" ifadelerini kullandı. "Yıllık toplam 5,2 milyar lira tasarruf edeceğiz" Seyehat süresinin 43 dakikaya düşeceğini belirten Uraloğlu, "Trafik sıkışıklığının ortadan kalkmasıyla; zamandan 4,5 milyar lira, akaryakıttan 700 milyon lira olmak üzere, yıllık toplam 5,2 milyar lira tasarruf sağlayacağız. Ayrıca, 41 bin ton karbon emisyonunu azaltarak doğanın korunmasına çok çok önemli bir katkı sağlamış olacağız. Yine altını çizmek istediğim bir husus da otoyol projemizin, önümüzdeki yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Ankara’yı kuzeyde Samsun’a, doğuda ise İran sınırına kadar ulaştıracak olan otoyol projelerinin de ilk adımını teşkil etmektedir. Projemiz bu yönüyle de sadece bölge için değil, Türkiye’mizin küresel lojistik ağındaki rolü için de stratejik bir öneme sahiptir" açıklamasında bulundu. Bakan Uraloğlu’nun konuşmasının ardından kendisine hediye takdim edildi ve imza töreni gerçekleştirildi.