POLİTİKA
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:32 Özgür Özel’den Anneler Günü’nde duygu dolu ziyaret CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ile birlikte Anneler Günü dolayısıyla hayatını kaybeden yol arkadaşlarının annelerini ve kendi annesini ziyaret ederek Anneler Günü’nü kutladı. Gerçekleştirilen ziyaretlerde merhum Ferdi Zeyrek’in annesi Gülten Zeyrek, merhume Gülşah Durbay’ın annesi Fatma Durbay, merhum Güney Temiz’in annesi Zekiye Temiz ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in annesi Şükran Özel ziyaret edilerek Anneler Günü kutlandı. Ziyaretlerde annelerin hayır dualarını alan Özel ve beraberindekiler, zamansız kaybedilen yol arkadaşlarını özlemle andıklarını ifade etti. Ziyaretlerde duygu dolu anlar yaşandı. Ziyaretlerin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu yaptığı açıklamada, "Annelerimizin duası, sevgisi ve emeği bizim için her şeyden kıymetli. CHP Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile birlikte Anneler Günü vesilesiyle kıymetli annelerimizi ziyaret ederek hayır dualarını aldık. Zamansız yitirdiğimiz tüm yol arkadaşlarımızı özlemle anıyoruz. Bizlere emek veren, sevgisini esirgemeyen tüm annelerimizin önünde saygıyla eğiliyor; ebediyete uğurladığımız annelerimize Allah’tan rahmet, yaşayanlara sağlıklı ve mutlu ömürler diliyorum" dedi.
Milletvekili Karaman, Erzincan yatırımlarını değerlendirdi
10 Nisan 2026 Cuma - 20:35 Milletvekili Karaman, Erzincan yatırımlarını değerlendirdi AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, Erzincan Gazeteciler Cemiyetini (EGC) ziyaretinde, kentteki yatırımlar ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Milletvekili Karaman, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıya EGC Başkanı Zeki Demirbaş ve gazeteciler katıldı. Erzincan’a yapılan yatırımlara ilişkin bilgi veren Karaman, sağlık, ulaşım, eğitim ve turizm alanlarında önemli projelerin hayata geçirildiğini dile getirdi. Ergan Dağı Kayak Merkezi’nin gelişmeye devam ettiğini, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin büyüdüğünü belirten Karaman, organize sanayi bölgelerinde de yeni yatırımların sürdüğünü ifade etti. Devam eden projeler hakkında da bilgi veren Karaman, baraj, karayolu, tünel ve demiryolu projelerinin sürdüğünü, yüksek hızlı tren projesinin yatırım programında yer aldığını söyledi. TOKİ kapsamında kentte binlerce konutun yapıldığını aktaran Karaman, yeni konut projeleri ve kentsel dönüşüm çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. Bakanlıklarla yürütülen görüşmelere de değinen Karaman, doğalgaz, kültür merkezi, ulaşım ve altyapı projelerinin gündemde olduğunu ifade etti. Erzincan’ın güçlü bir liderlik ve destekle gelişimini sürdürdüğünü vurgulayan Karaman, birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Milletvekili Karaman, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
CHP’den ihraç edildikten sonra partisinden istifa etti
10 Nisan 2026 Cuma - 20:19 CHP’den ihraç edildikten sonra partisinden istifa etti Taciz iddiasıyla görevinden uzaklaştırılan Giresun’un Görele ilçe Belediye Başkanı Hasbi Dede, CHP Yüksek Disiplin Kurulu toplantısında alınan kararla partiden ihraç edilmesinin ardından partisinden istifa ettiğini açıkladı. Taciz iddialarıyla yargılanan Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede, "parti üyeliğiyle bağdaşmayan tutum" gerekçesiyle oy birliğiyle partiden ihraç edilmesinin ardından sosyal medya hesabından "Partime külfet olmamak için istifa ediyorum" açıklamasını yaptı. Hasbi Dede: "Partime külfet olmamak için istifa ettim" İhraç kararının kamuoyuna yansımasının ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir basın açıklaması yayımlayan Hasbi Dede, partiden kendi isteğiyle ayrıldığını savundu. Dede, "Şahsım üzerinden yürütülen tartışmaların yol arkadaşlarıma daha fazla külfet olmaması adına istifa ediyorum" diyerek, hukuki mücadelesini daha sağlıklı yürütmek adına bu kararı aldığını ifade etti. Dede açıklamasında, "İçinden geçtiğimiz bu hassas süreçte şahsım üzerinden yürütülen tartışmaların, gönül verdiğim Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve yol arkadaşlarıma daha fazla külfet olmaması adına, bugün itibarıyla partimden istifa ediyorum. Bu kararı; hem partimin kurumsal kimliğini korumak hem de hakkımdaki asılsız iddialara karşı yürüttüğüm hukuki mücadelenin daha sağlıklı ilerlemesine imkân tanımak için alıyorum. Bu süreçte desteğini benden esirgemeyen tüm dostlarıma ve hemşehrilerime yürekten teşekkürü bir borç biliyorum" ifadelerini kullandı.
Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ara seçimle milletvekili olduğu nitelemesine Hayati Yazıcı’dan cevap
10 Nisan 2026 Cuma - 20:01 Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ara seçimle milletvekili olduğu nitelemesine Hayati Yazıcı’dan cevap AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt milletvekili olmasını ara seçim olarak nitelemesine cevap verdi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "İnsan her şeyi bilmez, bilemez. Bu son derece normal ve insani bir durumdur. Ama bilmediği konuda, düzeltme yapılmış olmasına karşın, yanlışta ısrar etmek, ‘bilmediğini bilmemektir’, bu anormalliktir. Ama sebep ne olursa olsun, ‘kamunun doğru bilgi edinme hakkı’na olan saygımız sebebiyle biz bir kez daha doğru olanı belgeleriyle birlikte ilgilenenlerin ve kamuoyunun ilgisine ve bilgisine sunuyoruz. ‘Ara seçim’ söylemlerine maddi olgular dışında gerekçe tedarik etmek amacıyla olsa gerek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Grup Başkanvekili Murat Emir; nakarat tarzı açıklamalarıyla Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk kez milletvekili seçildiği seçimle ilgili ‘ara seçim’ nitelemelerini ısrarla tekrarlamaktadırlar. Bir kez daha doğruyu, belgeleriyle birlikte muhatapların ve ilgi duyan kamuoyunun bilgilerine sunuyorum" ifadelerini kullandı. Seçimlerle ilgili kuralların anayasada yazılı olanlardan ibaret olmadığını hatırlatan Yazıcı, "Seçimlerle ilgili kurallar, anayasalarda yazılı olanlardan ibaret değildir. Anayasalarda genel çerçeve yer alır. Anayasa’nın yanında bir de ‘seçim mevzuatı’ dediğimiz mevzuat vardır. 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, bu mevzuatın önemli bir parçasıdır. Anayasa’nın 78. maddesinde "‘Seçimin yenilenmesi’ diye bir şey yok ‘ara seçim’ var" diyorlar. Anayasa’da olmaması, mevzuatta ‘olmadığı’nın kanıtı olamaz. ‘Seçimin yenilenmesi’, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 39. maddesinde yer almaktadır ve seçim yargısının müstekarlık içinde kullandığı bir kavramdır. 2002 ve 2003 yıllarında ülkemizde ‘ara seçim’ yapılmamıştır. 03 Kasım 2002 tarihinde yapılan 22. Dönem Milletvekili seçiminde, Siirt seçim çevresinde yapılan seçimin, seçim kurallarına aykırı işlem ve eylemlerin kanııtlanmış olması ve seçim sonucunu etkiler nitelikte bulunması nedeniyle Siirt’teki seçimin iptaline ve seçimin yenilenmesini YSK karara bağlamıştır. YSK, yenilenmesine karar verdiği Siirt seçim bölgesindeki seçimin, yasa gereği 09.03.2003 günü yapılmasını karara bağlamıştır. Genel Başkanımız; YSK kararı gereği yenilenen ve 09.03.2003 günü yapılan Siirt seçiminde milletvekili seçilmiştir. 09.03.2003 günü yapılan Siirt seçimi; bir ‘ara seçim’ değil, yenileme seçimidir. Olgular bundan ibarettir" dedi.
CHP Genel Başkanı Özel: "Anayasal zorunluluk sürecinde olduğumuz konusunda hemfikir olduk"
10 Nisan 2026 Cuma - 20:01 CHP Genel Başkanı Özel: "Anayasal zorunluluk sürecinde olduğumuz konusunda hemfikir olduk" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Ara seçimin yapılması gereken bir süreçte, anayasal zorunluluk sürecinde olduğumuz konusunda hemfikir olduk. Buradan sonra siyasi parti ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra, Numan Kurtulmuş’a da bu konuda görüşme talebimizi ileteceğiz" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile DEVA Partisi Genel Merkezinde bir araya geldi. Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Özel, "Oldukça kapsamlı ve iki yönlü olarak da hem kendi düşüncelerimizi ifade edebildiğimiz, hem de Babacan ve değerli heyetinin düşüncelerinden istifade ettiğimiz çok yararlı bir görüşmeyi gerçekleştirdik" diye konuştu. "İsrail’in gerek Filistin’de gerek İran’da yaşattıklarını değerlendirdik" Görüşmenin gündemindeki konulardan birinin İran’da yaşanan gelişmeler olduğunu aktaran Özel, "Kendi düzenini dünyaya dayatmaya çalışan Trump’ın uygulamaları açısından, İsrail’in gerek Filistin’de gerek İran’da yaşattıkları açısından değerlendirdik. Bu insanlık dramlarına karşı daha önce de kamuoyunca malum ortak tutumlarımızı tekrar ettik, teyit ettik. Aynı zamanda da bu savaşın Türkiye üzerinde ve Türkiye’nin ekonomisi üzerinde; Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin iki değerli üyesinin de heyetimizde olmasıyla birlikte ortaya çıkardığı durumu tespit eden ve acil öneriler ile orta ve uzun vade önerilerini sunan raporumuzu Genel Başkanımıza arz ettik" ifadelerini kullandı. "Ara seçimin yapılması gereken bir süreçte, anayasal zorunluluk sürecinde olduğumuz konusunda hemfikir olduk" Ara seçim konusunda Babacan ile hemfikir olduklarını belirten Özel, şu ifadeleri kullandı: "Ara seçim konusunda benim düşüncelerimi ve yaklaşımımızı birkaç gündür zaten sizler de duyuyorsunuz. Genel Başkanımıza da bu konudaki durumu, Meclis içtüzüğü, anayasa, Meclis Başkanı’nın görev ve yetkileri noktasındaki düşüncelerimizi de ifade etme imkanı bulduk. Kendileri de bunun bir anayasal zorunluluk olduğu noktasındaki biraz önce de ifade ettiği yaklaşımını, anayasanın bu konuda şüphe oluşturmayacak şekilde yazıldığını paylaştı. Geçen 30 aydan sonra da bu evrede ara seçimin yapılması gereken bir süreçte, anayasal zorunluluk sürecinde olduğumuz konusunda hemfikir olduk. Buradan sonra siyasi parti ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra, Numan Kurtulmuş’a da bu konuda görüşme talebimizi ileteceğiz ve konuyu Meclis zemininde tartışmaya devam edeceğiz. Burada yersiz olan yasamanın üzerindeki bir anayasal yükümlülüğe yürütme eliyle müdahale ediliyor olmasıdır. ‘Türkiye’nin gündeminde böyle bir şey yok’ denmesidir. Bunu kesinlikle kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek isterim" açıklamasında bulundu. "Bizim çağrımız bir an önce bir an önce Lübnan dahil tüm sahada silahların susması" DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin, "Bizim çağrımız bir an önce bir an önce Lübnan dahil tüm sahada silahların susması, masada müzakereyle önce bu geçici ateşkesin kalıcı ateşkes haline gelmesi, arkasından da barış görüşmelerinin başlayacağı bir zemin üzerinde mutabık kalınması. Bizim arzumuz ve beklentimiz bu yönde. Umarız ki Türkiye’yi de etkileyen, çok geniş bir coğrafyayı etkileyen bu savaş kalıcı olarak biter" ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor"
10 Nisan 2026 Cuma - 19:45 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı için İstanbul’a gelen katılımcıları, kabul etti. Erdoğan, "Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun büyük bir zafer edasıyla aldığı karar arasında özü itibariyle bir fark var mıdır?"Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı, "Küresel Dönüşüm Çağında Kadın Liderliği" temasıyla İstanbul’da düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ICAPP Kadın Kolları’nı Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.Asya ülkelerinden kadın siyasi liderlerin yer aldığı kabulde, ICAPP Kadın Kolları Başkanı seçilen AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, AK Parti’li bazı kadın milletvekilleri ve kadın kolları üyeleri ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de hazır bulundu.Kabulün ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılımcılara yönelik bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Asya genelinde kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılımını güçlendirmek amacıyla, yürüttüğü anlamlı çalışmalarda ICAPP’e başarılar diliyorum. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı olarak yaklaşan yarım asra yakın siyasi hayatında kadınlarla birlikte yol yürümüş, yoldaşlık yapmış, dava arkadaşlığı yapmış bundan da her zaman iftihar etmiş, bir kardeşinizim. Bu sene 25. Kuruluş yıl dönümünü kutladığımız, AK Partimizin üzerinde yükseldiği sütunlardan bir tanesi de, kadın kollarımızdır. Kuruluşumuzdan beri girdiğimiz her sefer açık ara, ipi göğüslediğimiz tüm seçimlerde, en güçlü desteği kadınlardan gördük. Şunu bir kez daha tüm samimiyetimle söylemek istiyorum. Partimizin dünya siyaset literatürüne geçen başarılarında kadınları özel bir yeri oldu. Bu hareketi en fazla kadınlar bağrına bastı, ykadın8lar destekledi" diye konuştu.AK Parti’nin siyasi hareketinin içindeki kadınların rolüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti kadın kolları, Türkiye’nin en dinamik, ne donanımlı, en büyük kadın hareketi olarak, adını tarihe gururla yazdırdı. Kadınları siyasete aktif katılımını yürekten inanan devlet adamı olarak, ülkemiz adına Türk demokrasisi adına, bunlarla birlikte Türkiye’nin aydınlık geleceğine özellikle büyük onur duyarak, yoluna devam ediyor. Kadın kollarımızın öncülüğünde kadın sivil toplum kuruluşlarımızın güçlü desteği ile ülkemizdeki tüm kadınlar için tarihi nitelikli adımlar attık. Siyasette kadın temsil oranlarının arttırılmasından iş gücüne, kadına yönelik şiddetle mücadeleden hak ve özgürlük alanındaki reformlara pek çok alanda, ülkemizde büyük bir değişim gerçekleştirdik. Üzerinde titizlikle durduğumuz başlıklardan biri de, kadına yönelik şiddetin engellenmesiydi. Bu konudaki tavrımız şiddete sıfır tolerans olmuştur. 2012 yılında 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Dair Şiddetin Önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Daha sonra attığımız, çeşitli adımlarla kanunun uygulanmasını güçlendirdik. Öngörülen cezaları arttırdık, hassasiyetimizi çok net bir biçimde gösterdik. Bugün büyük bir memnuiyetle söylemek isterim ki, ülkemizde kadınlar her alanda daha çok iş, daha çok emek, daha çok katma değer üretiyor" dedi.Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin de parçası olduğu, Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor. Savaşların ve sıcak çatışmaların biri bitmeden maalesef diğeri başlıyor. Bunun da yükünü genellikle kadınlar ve masum çocuklar çekiyor. İsrail’in Gazze’de acımasızca katlettiği 72 binden fazla sivilin kahir ekseriyeti kadınlar ve çocuklar. Komşumuz Suriye’de 13 buçuk yıl boyunca devam eden iç savaşta, en çok bedeli ödeyenler aynı şekilde kadınlar ve çocuklar oldu. Bir diğer komşumuz İran’ın maruz kaldığı saldırıların ilk kurbanı arasında kadınlar ve çocuklar bulunuyordu. Savaşın ilk günlerinde Minhap’ta bir okula düzenlenen hava saldırısında 165’in üzerinde masum çocuk, hayattan koparıldı. İsrail’in ateşkese rağmen lübnan’a karşı sürdürdüğü bombardıman ve işgal politikası yine en çok kadınlar ve çocukları mağdur ediyor. Bakınız, 2 Mart’tan bu yana israil’in sivil yerlere yönelik saldırıları sebebiyle 1.2 milyon Lübnanlı evlerine terk etmek mecburiyetinde kaldı. 1500’den fazla kardeşimiz aynı saldırılarda can verirken, 4700 kişi yaralandı. Ateşkesin ilan edildiği gün İsrail, 254 Lübnanlıyı barbarca katletti. Gözünü kin ve kan bürümüş soykırım şebekesi, her türlü insani değeri hiçe sayarak, hiçbir kural ve ilke tanımadan, günahsız kadınları ve yavruları, sivilleri öldürmeye, devam ediyor" şeklinde konuştu.İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizi vicdanımıza koyup, bu soruları kendimize cesaretle soralım. Sadece Filistinli mahkumlar için idam cezası getirmenin adı ‘Apartat’ değil midir, bunun adı hukukçu faşizme alet etmek değil midir? Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun büyük bir zafer edasıyla aldığı karar arasında özü itibariyle bir fark var mıdır? Bütün bunlar Filistin halkına karşı izlenen inkar, imha, baskı ve siyasi infaz politikalarının yeni bir tezahürü değil midir? Elbette bu yapılanlar ayrımcılıktır, ırkçılıktır, 1994 yılında Güney Afrika’da yıkılan ‘Apartat’ rejiminin daha beterini İsrail’de, uygulamaya geçirmek demektir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ’’Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum’’
10 Nisan 2026 Cuma - 19:22 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ’’Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum’’ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da katıldığı iş dünyası toplantısında yaptığı konuşmada, ‘’Demokratik standartlarının gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz. Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim’’ dedi. Bir otelde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Atanman, kamu kurum müdürleri, STK temsilcileri ve davetliler katıldı. Toplantıda konuşan Yılmaz, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini söyledi. Yılmaz, "Dünyayı anlamadan Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi tartışmak eksik kalacaktır. Eski kurumların, kuralların zayıfladığı, aşındığı, yer yer ortadan kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu, ekonomide böyle olduğu gibi siyasette de böyle. Ekonomik tarafına baktığınız zaman tarife savaşlarının tartışıldığı, korumacılık eğilimlerinin yükseldiği, ticaretteki, ekonomideki eski şartların dönüştüğü bir dönemdeyiz. Siyasi olarak baktığımızda da yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Güç siyasetinin ön plana çıktığı, hukukun, insan haklarının, demokratik kavramların zayıfladığı, adalet ve merhamet gibi kavramların neredeyse hiç akla gelmediği bir dönemden geçiyoruz. Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim, her istediğimi yapabilirim gibi bir anlayışın hakim hale geldiğini görüyoruz maalesef. Bu tür dönemler çok riskli dönemlerdir ama aynı zamanda böyle dönemlerde sağlam duruş sergileyenler orta ve uzun vadede mutlaka kazançlı çıkacaklardır. Ben şuna yürekten inanıyorum, bu yaşanan süreç bir gün sona erecek. İnsanlık diye bir kavram var. Bir dip dalga mutlaka gelecektir. Yeni bir küresel, bölgesel düzen mutlaka oluşacaktır. Bu süreç içinde bizim ülke, toplum ve millet olarak sağlam, sağlıklı bir duruş gerçekleştirmemiz son derece kıymetlidir" diye konuştu. ‘’Orta Doğu’daki savaş nedeni ile ekonomik büyümede sorunlar yaşanacak’’ Orta Doğu’daki savaşı nedeniyle ekonomik büyümede sorunlar yaşanacağını aktaran Yılmaz, ‘’Bir taraftan gerçeklerin farkında olacağız, ayaklarımız yere basacak, gözümüzü gerçeklere kapatmayacağız. Ama bir taraftan da orta ve uzun vadede gitmek istediğimiz yeri de hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz. Bu ikisini aynı anda yapmamız gereken bir dönemdeyiz. Bu dönemin ekonomik yansımasına bakacak olursanız, dünyada büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında seyrettiği bir dönemdeyiz. O eski yüksek büyümeler, büyümeyi aşan liberal, küresel düzen ortada yok. Geçen yıl işte yüzde 3 civarında büyüdü dünya ekonomisi. Bu yıl da aşağı yukarı aynı oranda büyümesi bekleniyordu. Muhtemelen bu yaşadığımız savaş, bunun etkileriyle daha aşağıda bile gelme ihtimali var. Ticaret eskiden büyümenin hep önünde giderdi. Büyüme 3 ise ticaret 4-5 olurdu, büyüme hızı olarak söylüyorum. Son dönemlerde ticaretteki büyüme ekonomik büyümenin de altına düşmeye başladı. Çünkü ülkeler kapanıyorlar, korumacılık ön plana çıkıyor, tarife savaşları yaşanıyor. Bu, liberal ekonomik düzenin dönüştüğünü gösteren en önemli göstergelerden biri de bu. Ticaretin büyümenin altında kalması. Böyle bir ortamdayız. Bir taraftan salgınlar yaşadı dünyamız, pandemi diye bir hadise yaşadık. Son yıllara yine damgasını vuran bir hadise oldu. Savaşlar yaşıyoruz. Bölgesel, jeopolitik gerilimler yaşıyoruz. Bunların her biri ekonomik yapıyı da dönüştürücü etki yapıyor. Bu hadiseler yaşanırken siyasette, ekonomide yeni bir tabiri caizse güç dağılımı ve mücadelesi yaşanırken dünya ölçeğinde, Çin ve Uzakdoğu’nun yükselişinin tetiklediği bir güç mücadelesi yaşanırken bir taraftan da teknoloji dönüşüyor. Teknolojide de çok ciddi dönüşümlerin olduğu bir dönemdeyiz. Dijitalleşme dediğimiz hadise, yapay zeka, yeni üretim biçimleri ortaya çıkarıyor. Bazı mesleklerin artık tamamen ortadan kalkacağı söyleniyor. Kalkmasa bile mesleklerin icra ediliş biçiminin değişeceği ifade ediliyor. Dolayısıyla bir taraftan da büyük bir teknolojik dönüşüm yaşıyoruz’’ şeklinde konuştu. ‘’Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettik’’ Sadece ekonomiyi değil, sosyal hayatı, eğitimi, tarımı, hangi alan aklınıza gelirse gelsin, her tarafı değiştiren dijital ve yeşil dönüşüm denilen bir sürecin olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle dedi: ‘’İklim tartışmalarıyla da birlikte karbon salınımı azalmış, enerjiyi çok daha verimli kullanan, dijital imkanları değerlendiren, yapay zekayla bütün işlemleri farklı bir hızla, farklı bir nitelikle gerçekleştiren yeni bir dünyadan bahsediyoruz. Bu ikisi yan yana gidiyor. Bir taraftan çekişmeler, savaşlar bir taraftan teknolojik dönüşümler. İşte bunun için de kendimize bir yol çizmek durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçleri iyi yönettiğimize inanıyoruz. Pandemiyle 2025 dönemi alacak olursak yani 2020-2025 dönemi, 6 yıl. Bu altı yılda dünya ekonomisi sadece 100’ken 118’e gelebilmiş. Yani birikimli büyüme, kümülatif büyümesi pandeminin olduğu yıl 100 kabul edin öncesini. Geçen yıl sonu itibariyle dünyanın ekonomisinin geldiği yer 118. Türkiye ekonomisi aynı dönemde 100’ken 135 olmuş. Yani reel tarafta dünyanın neredeyse iki katı kadar bir büyüme gerçekleştirmişiz. Bunu yaparken finansal dengelerimizde bazı sorunlar, sıkıntılar ortaya çıkmış. Dolayısıyla şimdi de bu finansal dengelere yoğunlaşmış durumdayız. Makro finansal istikrar dediğimiz istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı seviyelere çekmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken bir taraftan da bu büyümüş, kapasitesi artmış ekonomimizi olabildiğince korumaya ve geliştirmeye de gayret ediyoruz. Bu çerçevede dengeli büyüme dediğimiz bir kavram var. Yani sadece tüketim üzerinden büyümeyen, yatırımla, üretimle, ihracatla büyüyebilen, sadece iç taleple büyümeyen, dış taleple de büyüyen bir anlayış içinde gidiyoruz. Çünkü, böyle bir büyümeyle enflasyonu daha aşağıya çekeceğimize inanıyoruz. Bunlar kolay sorunlar değil gerçekten. Enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutabilmek belli bir çaba gerektiriyor. Kolay bir iş değil ama biz son 3 yıldır bunu başarıyoruz. Belli düzeyde ve dünya ortalamasının üstünde bir büyümeyi devam ettirirken, yatırımlarımızı, ihracatımızı arttırırken, işsizliğimizi tek haneli seviyelerde tutarken bir taraftan da enflasyon oranını düşürüyoruz.’’ ‘’Türkiye olarak savaş çıkmasın diye çok büyük gayret gösterdik’’ Dünya piyasalarında petrol fiyatlarını hep birlikte takip ettiklerini vurgulayan Yılmaz, ‘’ Yapılan günlük açıklamalara göre piyasaların hareket ettiği maalesef günler yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu savaşta savaş çıkmasın diye öncelikle çok büyük gayret ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, Dışişleri Bakanımız, bütün kurumlarımız savaş başlamasın diye çok büyük gayretler ortaya koydu, çaba sarf edildi. Ama maalesef İsrail’in kışkırtmasıyla ABD, İsrail, İran saldırılarıyla birlikte savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran’la bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tam boyuyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle bu savaş bir an önce sona ersin diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecek. Gerek İran’da gerek diğer birtakım çevrelerde özellikle İsrail’e karşı olmak üzere etnik kimlik üzerinden mezhepler üzerinden bölgedeki insanları kışkırtmaya birbirine düşürmeye çalışan güçler olduğunu da görüyoruz. Bizim bu noktada da tavrımız çok net. Biz İran’ın toprak bütünlüğünden, egemenliğinden ve İran’ı oluşturan tüm etnik yapılarına, mezheplerle sağlam bir şekilde bilinci gösteren bölgede yaşayan tüm halklara, tüm inanç gruplarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Bu süreçte çok daha uyanık davrandığını gördük. Çeşitli kimliklerin, toplulukların. Bu da gerçekten takdire şayan epey bir tecrübe yaşamış bir bölgedeyiz bu anlamda. Emperyal birtakım güçlerin belli kavramlar üzerinden insanları kullandıkları, toplulukları kullandıkları, sonra da çıkarları değiştirilen hemen politika değiştirebildiği bir bölgedeyiz. Bunu da defalarca görmüş, tecrübe etmiş bir bölgeyiz. Ama bu sebep çok şükür bu tuzaklara düşünmediğini görüyoruz ve bundan dolayı da takdir ediyoruz gerçekten" dedi. ‘’İyi ki terörsüz Türkiye süreci başladı’’ ‘’İyi ki Terörsüz Türkiye süreci başladı’’ siyen Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti: ‘’İyi ki bu süreç belli bir aşamaya gelmiş. Bölgemizde yaşananlar sürecin ne kadar anlamlı ve öngörülü bir süreç olduğunu inanıyorum ki hepimize göstermiştir. Terörsüz Türkiye demişken o konuda da birkaç şey söylemek isterim. Türkiye Cumhuriyeti olarak cumhuriyetin artık ikinci yüzyılındayız. Cumhurbaşkanımız bu ikinci yüzyılı Türkiye yüzyılı vizyonuyla anlamlandırıyor. Böyle çerçeve ortaya koyduk. Bu Türkiye yüzyılı vizyonunun en önemli unsurlarından biri de bu yüzyılın huzuru kardeşliğin yüzyılı olacağı mesajdı. Ve bu çerçevede Devlet Bahçeli’nin tabiri caizse ezber bozan çıkışları ve aldığı çok cesur inisiyatifler yine terör örgütü kurucusunun kurduğu örgüte dönük ortaya koyduğu mesajlarla bu süreç gelişmeye başladı. Geldiğimiz noktada Meclis’te oluşturulan komisyon bu komisyona bütün partilerin bir grup hadisi olmak üzere destek vermesi ve orada gerçekten takdir edilecek bir durum. Keşke birçok konuda daha bunu yapabilse partilerimiz partilerin katkısıyla oluşan bir komisyon raporumuz var şu anda. Orada çizilen bir genel çerçeve ve yol haritası var. Bu kapsamda yeni bir aşamaya geldiğimizi rahatlıkla ifade edebilirim. Önce başka tartışmalara konu olabiliyordu mesele ama Suriye’deki meselelerin daha ne diyelim? Suhuletle bir çözüme gitmesi, İran’da da tahriklere gelinmeyen bir ortamda inanıyorum ki Terörsüz Türkiye süreci daha hızlı bir şekilde, etkili bir şekilde hayata geçecektir. Burada iki unsur var. Bu unsurlar arasındaki ilişkiyi de tabii ki yiyip kurgulamak, görmek durumundayız. Bir taraftan örgütün sahada kendini feshetme silahları bırakma sürecinin gerçekçi bir şekilde işlediğinin görülmesi, izlenmesi, raporlanması, bu mekanizmaların sağlıklı bir şekilde yansıtılması meselesi var. Diğer taraftan da tabii bu sürecin gerektirdiği düzenlemelerin yine sağlıklı, sonuç odaklı bir şekilde gerçekleştirilmesi meselesi var. Bu meseleyi de aşacak tecrübe birikimine anlayışa Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğuna ben yürekten inanıyorum. Ancak bu süreçte sabote etmeye çalışan, bozmaya çalışan, provoke etmeye çalışan çeşitli dezenformasyonlarla zehirlemeye çalışan veya bu kesinden insanlar olabilir, çevreler, güç odakları olabilir. Bunlara karşı da herkesin çok uyanık olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Herkesin diline, üslubuna, yaklaşımına çok dikkat etmesi gereken bir süreçten geçtiğimizi de ifade etmek istiyorum. Bu süreçle birlikte hem demokrasi hem de kalkınma açısından yeni bir ortam atmosferin oluşması şeklinde düşünülmelidir. Yeni dönemde güvenlik endişelerinin kalıcı bir şekilde ortadan kalktığı bir ortamda hem Türkiye’nin genel kalkınma süreci hızlanacaktır. Hem de Doğu ve Güneydoğu’nun özellikle uzun yıllardır kullanılmamış potansiyeli çok daha hızlı bir şekilde harekete geçmiş olacaktır. Önümüzdeki dönem Doğu Güneydoğu’nun Türkiye ortalamasının üzerinde bir büyüme, ticaret ve gelişim perspektifi ortaya koyduğuna yürekten inanıyorum.’’ ‘’Demokratik standartlarımızın gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz’’ Demokratik standartlarının gelişmesini herkesin arzu ettiğini ifade eden Yılmaz, ‘’Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön şartlı gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim. Hele hele demokrasi, siyasi, siyaset yapma iddiasında olan partilerin DEM Parti dahil olmak üzere bu konuda çok net bir tavır sergilemeleri gerektiğine inanıyorum. Yani şunu da çok açık ifade edeyim. Sürekli bir şekilde kamu kurumlarına, devlete rol biçme ödev yükleme üslubundan çıkıp biz ne yapmalıyız sorusunu kendilerine biraz sormalarında büyük fayda olduğunu da samimiyetle ifade etmek istiyorum. Demokrasi gelişecekse hepimizin katkısıyla gelişecek. Vesayetlerden hepimizin kurtulması, uzaklaşması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye bir dönem vesayetçi bir yapıdan daha normal bir demokratik yapıya geçtiyse partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp demokratik siyaseti gerçek anlamda yapmalarının da çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Bakan Tekin: "Bütün çocuklar özeldir"
10 Nisan 2026 Cuma - 18:48 Bakan Tekin: "Bütün çocuklar özeldir" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin; durdukları ve baktıkları yerden ana felsefelerinde bütün çocukların özel olduğunu belirterek, "Bütün çocuklar, ayrım gözetmeksizin hepsinin aynı eğitim hakkına erişim hakkı vardır ve bunu temin etmemiz gerekir" dedi. Sabah saatlerinde Van’a gelen çeşitli programların ardından Van Olgunlaştırma Enstitüsünün açılışına katılan Van Özel Eğitim Meslek Lisesi ve Van Özel Eğitim Uygulama Okulu’nun açılışına katılan Bakan Tekin, "Öncelikle kusura bakmayın, geç bir saate kaldık; özür diliyoruz. Sabah buraya indiğimiz andan itibaren Van’da yaptığımız eğitim öğretim yatırımları ve Van’daki eğitim öğretim altyapısı ile ilgili görüşmelerimizi, çalışmalarımızı devam ettirdik. Biraz önce Vali Bey detaylı bir şekilde anlattı, Van’a yaptıklarımızı. Aslında Vali Bey’in anlattıkları sadece Van için değil, bütün Türkiye’de 20 yılda eğitim öğretim altyapısında devrim niteliğinde işler yapıldı. Bunları çok değişik ortamlarda konuştuk. Ancak bugün burada özel eğitim kampüsü açıyoruz. Bununla ilgili birkaç cümle etmek istiyorum. Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bütün insanları eşit, bütün insanları insan olduğu için değerli kabul ediyoruz. Bütün insanların, başta yaşama hakkı olmak üzere bütün temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almak için kamusal sorumlulukla, devlet adamı sorumluluğuyla, bir Müslüman sorumluluğuyla hareket etmeye çaba sarf ediyoruz" dedi. "Özel çocuklarımız da bizim için çok önemlidir" diyen Bakan Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Özel çocuklarımızın da eğitim hakkına, eğitime erişimini sağlayacak tedbirleri almaya özen gösteriyoruz, çaba gösteriyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, özel çocuklarımızın eğitimiyle ilgileniyoruz. Bu çocuklarımızın bakımla ilgili kısımları Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Bu bireylerimizin tedavi ve sağlıkla ilgili hizmetleri Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak özel çocuklarımızın eğitime erişim hakkını ve sağlıklı bir ortamda eğitim alma haklarını temin etmeye çalışıyoruz." Bu konuda yürütülen sürece de değinen Bakan Tekin, "İllerde bizim Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) dediğimiz birimlerimiz var. Rehberlik Araştırma Merkezlerimiz özel çocuklarımızın tespitini yapar. Bu tespit yapıldıktan sonra çocuklarımızın durumlarına göre RAM raporları verilir. Bu raporlara göre bu özel çocuklarımız; ya yaşıtlarıyla aynı okullarda, aynı sınıflarda, aynı sıralarda kaynaştırma eğitimi alırlar, yani birlikte eğitim alırlar. Ya yine RAM raporlarımızın verilerine göre kendileri için hazırlanmış özel eğitim okullarında eğitimlerini alırlar. Bunlara ilave olarak, bilinmediği için bu kısmı özellikle söylemek istiyorum, bazı çocuklarımıza, durumlarına göre evinde eğitim veriyoruz. Bazı çocuklarımıza ise hastanelerde, Sağlık Bakanlığı ile beraber eğitim öğretim veriyoruz" diye konuştu. Bakan Tekin, bütün çocukların eğitime erişim hakkını eşit ve adil bir biçimde temin etmeye çalıştıklarını vurgulayarak, "Durduğumuz yerden, baktığımız yerden ana felsefemiz şu, bütün çocuklar özeldir. Bütün çocuklar, ayrım gözetmeksizin hepsinin aynı eğitim hakkına erişim hakkı vardır ve bunu temin etmemiz gerekir. Bugün de burada özel çocuklarımız için hazırlanmış bir kampüste; hem eğitim hem de mesleki eğitim anlamında onlara katkı sunacak güzel bir kampüsün açılışını yapıyoruz. Bunu sağlayan, bu ortamı oluşturan herkese teşekkür ederim. Tesisimizin, okullarımızın, eğitim ortamımızın hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
Bakan Çiftçi, 15 Temmuz Gazisi Turgut Aslan’ı ziyaret etti
10 Nisan 2026 Cuma - 18:41 Bakan Çiftçi, 15 Temmuz Gazisi Turgut Aslan’ı ziyaret etti İçişleri Başkanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve 15 Temmuz Gazisi Turgut Aslan’ı ziyaret etti. Bakan Çiftçi, 10 Nisan Polis Haftası ve Emniyet Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle TEM Daire Başkanlığı görevini yürütürken, darbeciler tarafından başından vurulan 15 Temmuz Gazisi ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Turgut Aslan’ı ziyaret etti. Bakan Çiftçi, ziyarette Aslan’ın Polis Haftası’nı kutladı. Vatanın şehitler ve gaziler sayesinde ayakta durduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, Arslan’ın hizmetlerinin kıymetini vurguladı. Görüşmede 24 Ocak 2001 tarihinde şehit edilen eski Diyarbakır Emniyet Müdür Gaffar Okan’da unutulmadı. Bakan Çiftçi ve Turgut Arslan, Gaffar Okan’ın hatırasına anarak, dua ettiler. Arslan ise, Bakan Çiftçi’ye Türkiye’nin bir an önce terörden kurtulması gerektiğini ifade etti ve Çiftçi’nin görevinde başarılı olacağına inandığını vurguladı. Ziyarete ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Çiftçi, "10 Nisan Polis Haftası ve Emniyet Teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve 15 Temmuz Gazisi Sayın Turgut Aslan’ı ziyaret ettik. 15 Temmuz gecesi vatanı, bayrağı ve millet iradesini canı pahasına savunan Sayın Turgut Aslan’ın şahsında; milletimizin huzuru, devletimizin güvenliği ve demokrasimizin muhafazası uğruna fedakârca görev yapan kahraman polislerimize bir kez daha şükranlarımızı ifade ettik. Türk Polis Teşkilatımızın 181 yıllık onurlu birikimini, görev aşkını ve milletimize adanmışlığını saygıyla selamlıyor; emniyet mensuplarımızın her zaman yanında olmayı sürdürüyoruz" dedi. Ziyarete ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Turgut Arslan ise, "Şehitlerimize, onların emanetlerine ve gazilerimize verdiği önemi tüm varlığıyla hissettiren, bu aziz vatanın yetiştirdiği müstesna devlet adamlarından olan Sayın Bakanımıza yüce gönlü için şükranlarımı arz ediyorum" ifadelerini kullandı.
Bakan Işıkhan: "1 milyar euroluk finansmanla 75 ilde bin 200 proje uygulandı"
10 Nisan 2026 Cuma - 18:27 Bakan Işıkhan: "1 milyar euroluk finansmanla 75 ilde bin 200 proje uygulandı" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dış İlişkiler ve AB Genel Müdürlüğü’nün güçlü proje kapasitesiyle yaklaşık 1 milyar evroluk fonun etkin kullanıldığını belirterek, 75 ilde bin 200’ün üzerinde projenin hayata geçirildiğini, 1 milyon 200 bini aşkın vatandaşa da ulaşıldığını ifade etti. Bakan Işıkhan, Mardin’de "Mardin Deneyim Paylaşımı Prestij Etkinliği" programında konuştu. Bakan Işıkhan, medeniyetlerin buluştuğu kadim şehir memleketi Mardin’de, bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Avrupa Birliği’nin bütünleşmesini en iyi ifade eden ilkelerden birinin, "Çeşitlilik İçinde Birlik" anlayışı olduğuna değinen Işıkhan, "Bu yaklaşım, farklılıkların korunarak ortak bir gelecek inşa edilmesini ifade etmektedir. Aslında bu anlayış, memleketim Mardin’de yüzyıllardır hayatın doğal bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir. Ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında kurulan ilişki de yalnızca kurumlar arasında yürütülen teknik bir süreç değil; aynı zamanda ortak değerler, ortak sorumluluklar ve ortak hedefler temelinde şekillenen güçlü bir iş birliğidir. ’Farklılıklarımızla güçlenmek, birlikte üretmek ve birlikte ilerlemek’. İşte kurduğumuz ortaklığın özü budur. Uzun zamandır, birlikte, istihdam, eğitim ve sosyal politika alanlarında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Elbette bu sürecin teknik boyutunda, kıymetli ekiplerimiz büyük bir özveriyle çalışmakta ve uygulanan projelerde en yüksek etkiyi elde etmek için yoğun emek harcamaktadır. Ancak biliyoruz ki bu çalışmaların gerçek değeri; sosyal adaletin, fırsat eşitliğinin ve insan onuruna yakışır bir yaşamın güçlenmesine katkı sunduğu noktada ortaya çıkmaktadır. Zira bu değer, sahada karşılık bulan somut insan hikayeleriyle anlam kazanmaktadır" diye konuştu Bir kadının ilk kez, kendi gelirini elde etmesi; bir gencin iş hayatına adım atması, bir kız çocuğunun eğitimine devam edebilmesi, engelli bir bireyin sosyal hizmetlere erişerek hayatının değişmesinin kendileri için başarı, yalnızca raporlarda veya sunumlarda yer alan sayılardan ibaret olmadığının altını çizen Işıkhan, şöyle konuştu: "Başarı; hayatlara dokunan, insanların yaşamında karşılık bulan ve kalıcı etkilere yol açan değişimdir. Bugün içinde bulunduğumuz dünya, çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm, değişen demografik yapı ve yeni beceri ihtiyaçları; daha kapsayıcı, daha dirençli ve daha insan odaklı sistemler kurma gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Bu dönüşüm aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma, sosyal uyum ve nitelikli istihdamı birlikte ele alan bütüncül politikaları zorunlu kılmaktadır. Bizler bu süreci; daha güçlü, daha dengeli ve daha kapsayıcı bir kalkınma anlayışıyla, ortak değerler etrafında şekillenen bir gelecek inşa etmek için önemli bir adım olarak görüyoruz. Bu düşüncede, daha fazla fırsat, daha güçlü bir toplumsal yapı ve herkes için daha iyi bir yaşam yaklaşımının "Türkiye Yüzyılı Vizyonu"muzla da örtüştüğünü özellikle belirtmek isterim. Bölgemizde ve dünyada yaşanan jeopolitik gelişmeler karşısında Türkiye, hem Cumhuriyetimizin hem de Avrupa Birliği’nin kuruluş esaslarından olan; "barış ve insani değerler temelinde yükselen bir dış politika anlayışıyla" Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki iş birliği kapsamında hayata geçirilen projeler, Ülkemizdeki istihdam ve eğitim alanındaki kurumsal yapıların güçlendirilmesine önemli katkılar sağlamış ve ortak çalışma kültürü oluşturmuştur." Projelerin politika üretimine katkı sağlayan, ölçülebilir etkilere sahip ve sürekli öğrenme süreçlerini besleyen stratejik araçlar haline geldiğini hatırlatan Işıkhan, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı kapsamında yürütülen çalışmaların da bu dönüşümün önemli taşıyıcı unsurlarından biri olduğunu anlattı. Işıkhan, şöyle devam etti: "Bugün geldiğimiz noktada, Bakanlığımızın Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’nün, güçlü proje yönetim kapasitesi sayesinde, Ülkemize tahsis edilen fonları etkin şekilde kullanmış ve önemli sonuçlar elde edilmesine katkı sağlamıştır. Bu süreçte yaklaşık 1 milyar euroluk finansman ile ülkemizin 75 ilinde bin 200’ün üzerinde proje uygulanmış ve bu projeler aracılığıyla bir milyon iki yüz bini aşkın vatandaşımıza ulaşılmıştır. Bu projelerin oluşturduğu etki, yalnızca finansal göstergelerle sınırlı değildir. Yapılan çalışmalar, kullanılan kaynakların katlanarak toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştüğünü göstermektedir. Elde ettiğimiz bu güçlü kazanımları daha ileriye taşıma kararlılığıyla; sürdürülebilir, kapsayıcı ve yüksek etki tesis eden bir gelecek için güçlü bir vizyon ortaya koyuyoruz. Bu vizyon, aynı zamanda bugün ortaya koyduğumuz "Mükemmeliyet Merkezi" yaklaşımının da temelini oluşturmaktadır. Amacımız; daha güçlü kurumsal yapılar oluşturmak, daha etkili politika süreçleri geliştirmek ve sürdürülebilir sonuçlar üretmektir. Son 25 yılda Avrupa Birliği ile sürdürülen müzakere sürecinde, mevzuatımızı ve politikalarımızı hem ulusal önceliklerimiz hem de uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirmeye gayret ettik. Bu çerçevede yalnızca mevcut fonları etkin şekilde yönetmekle kalmadık; aynı zamanda yeni iş birlikleri geliştirmeye, uluslararası kuruluşlarla ortak çalışmalar yürütmeye ve yenilikçi proje modelleri oluşturmaya da odaklandık. Türkiye’nin bu alanlarda yalnızca kendi dönüşümünü gerçekleştiren bir ülke değil; aynı zamanda örnek bir model sunan bir ülke olduğuna inanıyoruz." Bakan Işıkhan, sürece katkı sunan tüm paydaşlara, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun Temsilcisi YÜR-GİS VİL-ÇİNS-KAS’a, Avrupa Birliği Üyesi Ülkelerin Büyükelçilerine ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Programa, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzar Büyükelçi Vekili Jurgis Vilcinskas, Estonya Büyükelçisi Vino Reinart, Fransa Büyükelçisi Isabelle Dumont, Hollanda Büyükelçisi Joep Wijnands, İrlanda Maslahatgüzar Büyükelçi Vekili Daniel Lowe, İspanya Büyükelçisi Cristina Latorre Sancho, İsveç Maslahatgüzar Büyükelçi Vekili Louise Morsing, Lüksemburg Büyükelçisi Daniel Da Cruz, Macaristan Müsteşarı Valeria Kicsi, Malta Büyükelçisi Dr. Marisa Farrugia, Polonya Büyükelçisi Maciej Lang katıldı.
Başkan Albayrak: "ESKİ’de nepotizim zirve yaptı"
10 Nisan 2026 Cuma - 18:09 Başkan Albayrak: "ESKİ’de nepotizim zirve yaptı" AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nde (ESKİ) yaşanan olaylara değinerek, "Bu durum nepotizmin zirveye çıkmış olmasının bir sonucudur. Eskide kayının çocuğu, bacanağın oğlu, baldız, gün arkadaşı yönetici olursa sonuç bu olur" dedi. AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ile AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan basın mensupları ile bir araya geldi. "Meclis yok sayıldı, evrakta sahtecilik yapıldı" Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Kurulu’nda alınan kararların dışına çıkıldığını iddia eden Albayrak, "Bugün bir suç duyurusunda bulunduk. Meclis’te alınmış bir kararı yok sayarak, kendi dünyalarında evrakta değişiklik yapmışlar. Takriben halkımızdan yüzde 48,5’lik bir fazla bedel alınma durumu söz konusu olmuş. Meclis üyesi arkadaşlarımızın tespitiyle biz de incelemelerimizi yaptık. Meclis’ten geçen tarife cetvelini yok hükmünde görüp, sahte bir evrak düzenlemesiyle yol yürümüşler. Süreç artık yargıdadır. Bir hukukçu olan, hakimlik yapmış bir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın o evrakı imza atabilmesi düşündürücüdür" diye konuştu. "Nepotizmin zirveye çıktığı yer: ESKİ" Belediyedeki kadrolaşma ve yönetim zafiyetine dikkat çeken Albayrak, ESKİ’deki liyakat sorununa değinerek şu ifadeleri kullandı: "Bu durum nepotizmin zirveye çıkmış olmasının bir sonucudur. Eskide kaynın çocuğu, bacanağın oğlu, baldız, gün arkadaşı yönetici olursa sonuç bu olur. Tepebaşı bölgesinde 10 saatte biteceği planlanan bir vana değişimini 4 günde bitiremeyen bir anlayış var. Bu iş bilmezlik ve beceriksizliktir." "Yıkım yapmayı dahi beceremeyen bir anlayış var" Deliklitaş Mahallesi’nde geçtiğimiz günlerde gündeme gelen ve bir dükkanın duvarının delinmesiyle sonuçlanan yıkım çalışmalarını da eleştiren Gürhan Albayrak, bölgedeki mağduriyetleri yerinde incelediğini söyledi. Albayrak, "Bugün Deliklitaş’taydım, mağdur olan esnafın yanındaydım. 8 katlı binanın yıkımında teknik altyapı yok, emniyet yok. Kat kat, yavaş yavaş yıkılması gereken binayı deprem bölgesindeki gibi yıkarak etrafa zarar verdiler. Bazı insanların evleri, dükkanları zarar gördü. Bunu dahi beceremeyen bir anlayışla karşı karşıyayız" dedi. "Halkın hizmeti için gelen paralar kavgaya gidiyor" CHP içerisindeki tartışmaların halkın hizmet almasını engellediğini savunan Albayrak, "Sivrihisar’da patlak veren danışman krizleri ve içerideki gelecek kaygıları çok büyük bir sıkıntının olduğunu gösteriyor. Biz CHP’nin içiyle ilgilenmiyoruz ama devletin belediyelere halka yatırım yapması için gönderdiği paralar, birilerinin istikbal kavgası için harcanıyor. Biz Eskişehir halkının menfaati olan konuları işlemeye ve bu iş bilmezliğe karşı durmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Çevreyolu bizim için elzem" Öte yandan Eskişehir’e yapılması planlanan çevreyolu hakkında konuşan AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Çünkü ben haftanın en az iki günü bu yolu kullanıyorum ve biliyorsunuz o yolda da kaza yaptım, ekim ayında kötü bir kaza yaptım. Çevre yolu bizim için elzem. Bu noktada da geldiğimiz günden beri bununla ilgili planlamalar yapılıyor. Tabii bu planlamalarda Eskişehir’in siyasetçisi olarak biz müdahil oluyoruz. Yapıcıları biraz önce söylediği gibi Devletin Karayolları Genel Müdürlüğü. Bu noktada hesaplamalar yapıyor, planlama yapıyor. Süreç içine girdi. Biz Cumhurbaşkanımızla görüştük, Cumhurbaşkanı Yardımcımızla İl Başkanımla gittik görüştük. Strateji Başkanımızla Nabi Başkanım görüştü. Yani Fatih Bey işin içinde, hepimiz işin içindeyiz. Bu noktada en kısa zamanda da sonuç alacağımızı düşünüyorum çünkü son aşamaya gelindi. Fizibilite çalışmaları bitmeden bir proje devlette başlanılması mümkün değildi. O fizibilite çalışması da geçti. Her yerin yeniden incelenmesi, tetkik edilmesi, mühendisler tarafından projelendirilmesi gerekiyor. Bu noktada süreç halindeyiz. Ben kendi adıma istiyorum. Ben kendi adıma istiyorum, bu şehirde yaşayan biri olarak istiyorum ve bunu da gittiğimiz her yerde de söylüyoruz. Her ne kadar şehrin iç trafiğini çok değiştirmeyeceğine inansam da bir çevre yolu güzel olur Eskişehir’e. En azından batıdan doğuya gidenler için transit geçecekleri, şehrin o şeyine girmeyecekleri, şehrin trafiğine girmeyecekleri bir çevre yolu güzel olur."
Başkan Söğüt’ten çikolata faturası iddiasına sert tepki
10 Nisan 2026 Cuma - 17:55 Başkan Söğüt’ten çikolata faturası iddiasına sert tepki Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, "2 bin 450 liraya çikolata aldılar" iddiasına yanıt verdi. Çikolatanın 208 lira olduğunu ve rakamın adedi gösterdiğini belirten Söğüt, "Yanlış hesapla doğru siyaset olmaz" dedi. Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, son meclis toplantısında gündeme getirilen "Belediye tanesi 2 bin 450 liradan 208 adet çikolata alarak tek kalemde 510 bin lira ödeme yapmıştır" iddialarını yalanladı. Alınan çikolataların birim fiyatının 2 bin 450 lira değil, 208 lira olduğunu ve iddia edilen rakamın alınan ürün adedini gösterdiğini belirten Söğüt, "Ortada bir gerçek var. Ya faturayı tersten okudular, ya da bilerek çarpıttılar. Her iki durumda da bu kamuoyunu yanıltmaya yönelik tutumdur. Yanlış hesapla doğru siyaset olmaz. Gerçek dışı bilgilerle oluşturulmaya çalışılan bu tür söylemler, hizmet üretmek yerine gündem oluşturma çabasından ibarettir" diye konuştu. "Onlar laf üretsin, biz hizmet üreteceğiz" Başkan Söğüt, mecliste gündeme gelen bir diğer konu olan ve "tek teklifle alındığı" iddia edilen sokak hayvanları hemogram cihazı alımına da açıklık getirdi. Söz konusu cihaz için yetkili 3 farklı firmadan teklif alındığını kaydeden Söğüt, "Kamu kaynaklarının kullanımı konusunda hassasiyetimiz tartışmaya açık değildir. Biz polemik değil hizmet üretmeye, algı değil gerçeklerle konuşmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.