POLİTİKA
07 Mart 2026 Cumartesi - 21:28 BBP Genel Başkanı Destici: "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da yargılanmalıdır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Donald Trump’ı sert sözlerle eleştirerek, "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için yargılanmalıdır. Yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin düzenlediği iftar programına katıldı. Erenler ilçesinde bulunan bir düğün salonunda yapılan iftar sonrasında açıklamalarda bulunan Destici, İsrail-İran arasındaki savaş hakkında açıklamalarda bulundu. Destici, "İran nefsi müdafaa yaparak kendisini ve ülkesini, milletini savunmaktadır. Biz Amerikan saldırganlığını da İsrail saldırganlığını da kınıyor ve lanetliyoruz. Bombalarla tam 168 kız çocuğunu parça parça ederek öldürdüler. 8 tane Amerika’da ya da İsrail’de olsaydı acaba İslam dünyasına karşı, Türkiye’ye karşı nasıl bir tavır içinde olurlardı. İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için mutlaka yargılanmalıdır. Bunlar yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz. Onun için Birleşmiş Milletlerde korkup sinmeyecek, genel sekreter cesaretli değilse bırakacak, dünya barışını savunacak, kim haksızlık yapıyorsa onun karşısında duracak ama bugün maalesef böyle şeyler yok" dedi. "Bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz" Destici, "Biz kardeş İran halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ama uyarılarımız da var. Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde 4 dron saldırısı gerçekleştirilmiştir ve haklı olarak Azerbaycan buna tepki göstermiştir. İran, şayet bu dronları kendisi atmadıysa bunu ispatını yapmalıdır. Azerbaycan’da düşen dronların menşeini açıklamalıdır. Biz elbette Azerbaycan’ın yanındayız, tarafımız net ama İran’da bir Müslüman ülkedir, oradakiler de kardeşlerimizdir. Türkiye şu ana kadar sağ duyu sahibi olarak ABD ve İsrail saldırılarını kınamıştır ama ortamı germekten uzak durmuştur ve meselenin barışçıl yollardan anlaşmayla ateşkes edilerek sağlanması için büyük bir gayret göstermektedir. Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız, her gün onlarca devlet adamlarıyla görüşmektedir. Türkiye’nin gayesi bölgenin istikrarıdır ve Türkiye bölgede savaş istememektedir. Biz esasen bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz. İsrail gitmeden de bu bölgenin huzura ermesi mümkün değildir" diye konuştu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 21:22 CHP Genel Başkanı Özel: "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" dedi. Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nin ev sahipliğinde iftar programı düzenlendi. Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı katıldı. Özel, Gölbaşı’na her geldiğinde daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Ankara’nın parlayan bir yıldızına dönüşmüş olan bu güzel ilçemizde eşsiz sevgi çiçeği de yetişiyor. Yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz, komşumuz İran’da siyonist bir İsrail ve emperyalist Amerika’nın hesap kitap yapmadan, kimseye danışmadan, uyarmadan giriştikleri saldırılar sonucunda kan akıyor. Böyle bir günde Gölbaşı’nın eşsiz sevgi çiçeğinin yetiştiği bu topraklardan mübarek Ramazan gününde bir kez daha savaşın durmasını dileyelim, barış dileyelim. Tüm dünyadaki çocuklar için huzur dileyelim. 160 kız öğrencinin katledildiği o saldırıyı bir kez daha kınayalım. En kısa sürede barışın sağlanmasını dileyelim" diye konuştu. "Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular" Trump’ın Gazze merakı olduğunu söyleyen Özel, "‘Gazze’yi gördüm. Orada Filistinlilerin ne işi var?’ diyor. ‘Onları etraftaki beş Müslüman ülkeye süpürelim, oraya oteller, casinolar, kumarhaneler dikelim. Sahil de güzel, denizinde de petrol var. Gazze’yi istiyorum’ diyor. Şimdi bu Trump kalkmış bir heyet kurmuş, dünyanın aklı başında liderleri uzak durmuş. Maalesef bizimkiler o heyete, Gazze Barış Masası’na güya adı barış, Gazze’yi yağmalama masasına oturdular. Dedik ki ‘Niye oturdunuz? Filistin yok.’ Dediler ki ‘İsrail de yok. İki taraf olmayacak, biz böyle yapacağız.’ Tam toplantıya iki gün kala İsrail’i, Netanyahu’yu kabul ettiler ve Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular. Böyle olunca o kumarhanelerin, otellerin dikileceği planlarını ortaya çıkardılar ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığında yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" İran’daki savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rejim değiştirmeye çalıştırdığını aktaran Özel, "Biz, İran’ın daha demokratik olmasını, kadın haklarına saygılı bir rejimin oluşmasını, insan hakkı ihlallerinin olmamasını isteriz ama bunların hepsini İran’dan, İranlıların kararıyla ve kendi iç meseleleri olarak halletmelerini, ülkelerini demokratikleştirmelerini isteriz. İran’a füzelerle, İran’a katliam dalışlarıyla, vuruşlarıyla yapılan saldırıları, ülke Venezuela olsa da İran olsa da ülkenin yönetim kadrolarına yapılan suikastleri ya da evine girip oradan kaçırma şeklindeki işleri dünyanın hiçbir yerinde doğru bulmuyoruz. Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" açıklamasında bulundu. Özel, "Ordumuzun, deniz kuvvetlerinin, Kuzey Kıbrıs’a hızla intikali ve orada her türlü tedbiri almasını fevkalade önemseriz. Aklımız Kıbrıs’tadır, Filistin’dedir, İran’daki Müslümanların yanındadır" dedi. "Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ise, "Hem kamuya hem de esnafa aynı zamanda bankalara çok ciddi bir borç vardı. Personeline maaşını kredi vererek ancak verebiliyordu. Bir çok esnaf belediye bizden alışveriş yapmasın diye adeta dua ediyordu, imtina ediyordu. Mazotunu alamayan, arabasına adeta parça bulamayan sıkıntılı bir belediye devraldık. Ama biz bundan yılmayacağımızı ortaya koymuştuk göreve talip olmakla beraber. Onun için hiç yılmadık ve dedik ki o günlerde inşallah 2025 sonunda bütçeye ulaşacağız. Rabbim bizi mahcup etmedi geldiğimiz bugün itibariyle. Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik. Hem piyasaya esnafa olan borçlarımızı ödedik. Gölbaşı’na mal satmaktan kaçınan insanlar esnaf bugün Gölbaşı Belediyesi’ne mal satmak, Gölbaşı Belediyesi’ne hizmet vermek için birbiriyle yaraşıyor" diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel deprem şehitliğini ziyaret etti
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:55 CHP Genel Başkanı Özgür Özel deprem şehitliğini ziyaret etti Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri dolayısıyla Adıyaman’a gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, deprem şehitliğini ziyaret etti. 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla Adıyaman’a gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ilk olarak Adıyaman Belediye Mezarlığı’ndaki deprem şehitliğini ziyaret etti. Başkan Özgür Özel’e, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ile partililer eşlik etti. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlar için dua edilmesinin ardından Özel, mezarlara karanfil bıraktı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki heyet, daha sonra mezarlık içerisinde yapılması planlanan deprem şehitliği anıtının temel atma törenine katıldı. Yapılacak olan anıtın üzerinde, depremde hayatını kaybeden vatandaşların adlarının yer alacağı belirtildi. Burada konuşan Özel, "Bütün Adıyaman’da bu depremde hayatını kaybeden herkesi bir kez daha rahmetle anıyoruz ve Adıyaman’a, Türkiye’ye bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Önemli olan böyle acıların yaşanmaması için tedbir almak. Bu geçmiş acıdan ders çıkarıp bundan sonrası için depreme karşı hazırlıklı olmak hepimizin birinci vazifesi; hükümetiyle, yerel yönetimleriyle. Bu felaket yaşandıktan sonra yaraları sarmak, bu konuda siz de belediye başkanı olarak emek veriyorsunuz. Buradaki tüm kamu kurum ve kuruluşları emek veriyorlar ve Adıyaman’ın yaraları sarılmaya başlanıyor. Sonrası için de bu büyük acıyı unutmamak, unutturmamak ve hatıralarını en iyi şekilde yaşatmak için burada bir düzenleme düşünülmüş. Yitirdiğimiz herkesin isimlerinin ayrı ayrı yazılacağı, büyük ve bu büyük acıyı unutturmayacak büyüklükte ve sadelikte bir tasarım yapılmış. Bunun için ben İstanbul Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyorum. Belediyeler Birliği Başkanımız Sayın Vahap Seçer burada, Büyükşehir Belediye Başkanlarımız burada. Hep beraber ümit ederiz bundan sonra böyle acıların yaşanmamasına vesile olması, toplumsal hafızayı hem diri tutması hem de yasımızı en iyi şekilde yansıtması açısından en iyisi yapılıyor. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.
Yazıhan Belediye Başkanı Göçer: "Ben partime ihanet etmedim"
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:43 Yazıhan Belediye Başkanı Göçer: "Ben partime ihanet etmedim" Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik eleştirileri sebebiyle CHP Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen Malatya’nın Yazıhan Belediye Başkanı Abdulvahap Göçer, "Ben partime ihanet etmedim. Kimseyi arkasından hançerlemedim. Yıllardır alınamayan bir ilçeyi kazanarak partime hediye ettim" dedi. CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), CHP Genel Merkezi’nde toplandı. Kurulda, partisi CHP’ye yönelik eleştirileri nedeniyle tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle YDK’ye sevk edilen Yazıhan Belediye Başkanı Abdulvahap Göçer’in savunması alındı. YDK’de yaptığı savunma sonrası açıklamada bulunan Göçer, buraya geliş amaçlarının savunma olmadığını söyleyerek, "Biz parti suçu işlemedik. Rüşvet, intikam ve kamuyu zarara sokan insanlar parti suçu işler. Parti suçu kim işler? Partisine zarar veren, partisinin iktidara gelmesini engelleyen kişiler partiye zarar verir. Bizler disiplin kuruluna; ilk başta Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı’nın hakkında fezleke olduğundan dolayı görevinden istifa etmesi gerektiğini belirttim. Çünkü herhangi bir suçla hakkında fezleke olan şahısların bizim gibi insanların disipliniyle ilgili karar vermeye yetkili olmadığını düşünüyorum. Bunu bizzat disiplin kurulu başkanına belirttim" diye konuştu. "Ben partime ihanet etmedim" Belediye başkanlığını yaptığı Yazıhan Belediyesi’nde çok çalıştığını aktaran Göçer, "Ben partime ihanet etmedim. Kimseyi arkasından hançerlemedim. Yıllardır alınamayan bir ilçeyi kazanarak partime hediye ettim. Ben tek adamlığın artık bitmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin Cumhuriyet Halk Partisi’ne ihtiyacı var. Bizler siyasi geleceğimiz için yapılan haksızlıklara boyun eğer ve sessiz kalırsak çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakamayız. Biz bu hassasiyeti taşıyoruz ve bunun için de mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bugün burada gelip savunma yapmayı da zul olarak görüyorum" Göçer, partinin birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğunu dile getirerek şunları kaydetti: "Ben Aziz İhsan Aktaş’ın arkadaşı değilim. Ben Aziz İhsan Aktaş’ın otobüsüne, minibüsüne binmedim. Ben rüşvetle, irtikapla suçlanmadım. Ben partimin iktidara gelmesi için partide gördüğüm yanlışları söylediğimden dolayı bugün burada gelip savunma yapmayı da zul olarak görüyorum. Ama yine ifade verdim."
Tanoğlu, Türkiye-Mısır Oda ve Borsalar İş Birliği Forumu’na katıldı
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:37 Tanoğlu, Türkiye-Mısır Oda ve Borsalar İş Birliği Forumu’na katıldı Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tanoğlu, Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen Türkiye-Mısır Oda ve Borsalar İş Birliği Forumu’na katıldı. Tanoğlu, “Türkiye–Mısır iş birlikleri iş dünyası için önemli fırsatlar sunuyor” dedi. Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu ev sahipliğinde gerçekleştirilen foruma, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile birlikte çok sayıda oda ve borsa başkanı katılım sağladı. Forumda, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirildi. Program kapsamında, TOBB ile Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu arasında sanayi, ticaret, tarım, balıkçılık, turizm, lojistik ve inşaat başta olmak üzere birçok sektörü kapsayan iş birliği protokolleri imzalandı. Forum sonrası değerlendirmelerde bulunan ETSO Başkanı Tanoğlu, Türkiye ile Mısır arasında geliştirilen ekonomik ilişkilerin iş dünyası açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Tanoğlu, "Türkiye-Mısır Oda ve Borsalar İş Birliği Forumu kapsamında gerçekleştirilen temaslar, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. İmzalanan protokollerin üretim, ihracat ve yatırım alanlarında karşılıklı güveni güçlendireceğini ifade eden Tanoğlu, Erzincan iş dünyasının bu süreçten en üst düzeyde fayda sağlaması için çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı.
Başkan Arıkan tarihi yapılar için Vali Canbolat ile görüştü
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:22 Başkan Arıkan tarihi yapılar için Vali Canbolat ile görüştü Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, Efes Oteli ile Kemalpaşa Mahallesi’ndeki tarihi yapının restorasyon ve kamulaştırma süreci için Aydın Valisi Yakup Canbolat’ı ziyaret etti. Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, Aydın Valisi Yakup Canbolat ile Aydın Valiliği’nde bir araya geldi. Ziyarette, Söke Belediyesi tarafından restorasyonunun devam ettirilmesi planlanan Efes Oteli binası ile Kemalpaşa Mahallesi’nde bulunan bir tarihi yapının daha kamulaştırılmasına yönelik projeler ele alındı. Başkan Arıkan, söz konusu çalışmalar için Vali Yakup Canbolat’tan destek talep ederken, bu talep Vali Canbolat tarafından olumlu karşılandı. Görüşmede ayrıca Söke Belediyesi’nin yürüttüğü mevcut çalışmalar ve devam eden projeler hakkında Vali Canbolat’a bilgi verildi. Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, "Söke’nin tarihi ve kültürel mirasını koruyarak gelecek nesillere aktarmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu doğrultuda Efes Oteli ve Kemalpaşa Mahallemizdeki tarihi yapı için Sayın Valimizin desteğini almak bizler için son derece kıymetli. Nazik ev sahipliği ve yapıcı yaklaşımları için teşekkür ediyorum" dedi. Vali Yakup Canbolat da Söke’de yürütülen çalışmaları yakından takip ettiklerini belirterek, kentin tarihi ve kültürel değerlerinin korunmasına yönelik projelere destek vermeye devam edeceklerini ifade etti. Gerçekleşen ziyarette AK Parti Söke İlçe Başkanı M. Saki Oğuz ile Söke Belediyesi Restorasyon Ekibi Danışmanı Mimar Mine Şavkay da hazır bulundu.
AK Partili Cıngı: "Ev sahibi Kayseri, sosyal konut politikamızın sahadaki karşılığıdır"
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:15 AK Partili Cıngı: "Ev sahibi Kayseri, sosyal konut politikamızın sahadaki karşılığıdır" AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında, Yüzyılın Konut Projesi kapsamında Türkiye genelinde yürütülen sosyal konut çalışmaları ile bu çalışmaların Kayseri’deki yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cıngı, Türkiye’de sosyal konut politikasının TOKİ eliyle yürütüldüğünü hatırlatarak, TOKİ’nin 1984-2002 döneminde yaklaşık 44 bin konut inşa ettiğini, 2002 sonrasında ise AK Parti iktidarları döneminde bu sayının 1 milyon 700 bine ulaştığını ve projelerin yaklaşık 10 milyon vatandaşın hayatına dokunduğunu ifade etti. Yüzyılın Konut Projesi’nin Türkiye’nin hem sosyal hem de kentsel dönüşüm tarihinde bugüne kadar atılmış en büyük adım olduğunu belirten Milletvekili Cıngı, Türkiye’nin geliştirdiği sosyal konut anlayışının Avrupa ve dünya genelinde de örnek teşkil ettiğini aktardı. Milletvekili Cıngı ayrıca 81 ilde yürütülen 500 bin sosyal konut projesiyle yaklaşık 2 milyon vatandaşın konut sahibi olmasının hedeflendiğini, projeye Türkiye genelinde 8 milyon 840 bin başvuru yapıldığını kaydetti. Kayseri özelinde ise Cıngı, proje kapsamında kent genelinde 63 bin 121 başvuru alındığını ve 7 bin 562 konut için hak sahiplerinin belirlendiğini belirtti. Sosyal konutların Kayseri’de merkezden ilçelere uzanan dengeli bir planlama çerçevesinde hayata geçirildiğini vurgulayan Milletvekili Cıngı, merkez ilçelerde 6 bin 20 konutun yer aldığını, diğer ilçelerde de kura ve hak sahipliği süreçlerinin tamamlandığını ifade etti. Hak sahipliği sürecinde sosyal öncelik gruplarının dikkate alındığını vurgulayan Cıngı, şehit aileleri ve gazilerden gelen 152 başvurunun tamamının karşılandığını, engelli vatandaşlardan alınan 3 bin 97 başvurudan 301’inin, emeklilerden gelen 9 bin 447 başvurudan bin 204’ünün, gençlerin yaptığı 9 bin 630 başvurudan bin 204’ünün ve üç çocuk ve üzeri ailelerden gelen 4 bin 70 başvurudan 602’sinin hak sahibi olduğunu belirtti. Yapım ve teslim sürecine ilişkin olarak Cıngı, Kayseri’de hak sahipliği belirlenen konutlara yönelik ihale ve inşaat çalışmalarının etaplar halinde başlatılacağını, teslimatlara 2027 yılı Mart ayı itibarıyla başlanmasının hedeflendiğini aktardı. ‘Ev Sahibi Kayseri’ anlayışıyla konut sahibi olan 7 bin 562 ailenin yeni evlerinin hayırlı olmasını dileyen Milletvekili Cıngı, konut sahibi olamayan tek bir vatandaş kalmayana kadar sosyal konut projelerinin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
Uşak Belediyesinde vatandaşı azarlayan personelin işine son verildi
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:09 Uşak Belediyesinde vatandaşı azarlayan personelin işine son verildi Uşak Belediyesi’nde ulaşım kart satış bankosunda görevli bir personelin yaşlı bir vatandaşa yönelik sert ve azarlayıcı tutumu tepkilere neden olurken, olayın ardından ilgili personelin Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın talimatıyla işine son verildi. Uşak Belediyesi ana hizmet binasında dün öğle tatilinin hemen ardından yaşanan olayda, ulaşım kart satış bankosunda görevli personel işlem yapmak için gelen yaşlı bir vatandaşla tartıştı. Edinilen bilgilere göre, nakit ödeme yapmak isteyen vatandaşa yalnızca kredi kartıyla işlem alındığını sert bir üslupla ifade eden personel, vatandaşın durumu bilmediğini ve kartında para olmadığını söylemesi üzerine sinirlenerek "senin paran burada geçmez" gibi onur kırıcı ifadeler kullandı. Çevrede bulunan vatandaşların ifadelerine göre, personelin bağırarak konuşması ve el kol hareketleri yapması karşısında yaşlı vatandaşın eli ayağı titremeye başladı ve gözyaşlarına hâkim olamayarak bankodan uzaklaşıp bekleme alanındaki koltuklara geçti. Güvenlik görevlileri ve diğer belediye personelleri tarafından sakinleştirilmeye çalışılan vatandaş, bir süre dinlendirildikten sonra belediye binasından ayrıldı. Yaşanan olayın kim tarafından Belediye Başkanı Özkan Yalım’a iletildiği bilinmezken, Başkan Yalım’ın durumu öğrenir öğrenmez kamera kayıtlarını incelettiği ve olayda sorumluluğu bulunan personelin işine son verilmesi talimatını verdiği öğrenildi. Olayın ardından vatandaşla birebir muhatap olan ve belediyenin imajını temsil eden personellerle toplantı yapan Başkan Yalım’ın, vatandaşlara yönelik saygısız tutumların ve fevri davranışların kabul edilemez olduğunu vurguladığı belirtildi. Yalım toplantıda, "Belediyemizin kapısı herkese açıktır. Özellikle yaşlı vatandaşlarımıza karşı saygı ve anlayış esastır. Bu tür davranışlara kesinlikle izin vermeyiz." ifadelerini kullandığı öğrenildi. Başkan Yalım’ sözlerine şöyle devam etti; "Biz bizden öncekilere benzemeyiz hangi dönemde işe başladığı önemli değil, bu kurumun sahibi halktır halkımıza yanlış yapanı affetmeyiz. Personel, eski yönetimin alışkanlıklarını benim dönemimde sürdüremez." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Merkezi bütçeden deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık kaynak ayırdık"
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:50 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Merkezi bütçeden deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık kaynak ayırdık" Gaziantep’in İslahiye ilçesinde asrın felaketinin yıl dönümünde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını belirterek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattık ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldık. Gündelik siyasi polemiklere, dar siyasi hesaplara girmedik. Enkazı kaldırmadan hukuki süreçleri hızlandırmaya, yeni yerleşim alanları planlamaya varıncaya kadar pek çok zorlu çalışmayı başarıyla tamamladık" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, deprem bölgesi ziyaretleri kapsamında program ve toplantılara katılmak üzere Gaziantep’e geldi. Depremde hayatını kaybeden vatandaşların mezarını ziyaret eden Yılmaz, ardından İslahiye ilçesinde düzenlenen 6 Şubat Depremi anma törenine katıldı. Törende konuşan Yılmaz, "Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Emlak Konut GYO ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 11 ilde 174 ayrı alandaki 3 binden fazla şantiyede inşa çalışmalarını yürüttü. Yoğun bir çalışma temposu neticesinde ilk temelleri 15’inci günde atarken, ilk köy evlerini 45’inci günde hak sahiplerine teslim ettik. Süreç ilerledikçe teslimatları planlı biçimde artırarak, 2025 yılı sonu itibarıyla Asrın İnşa Seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık. Bu çapta bir ihya ve inşa çalışması dünyada da eşine rastlanmayacak düzeyde bir başarı oldu" dedi. "2025 yılında asrın inşa seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık" Depremin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattıklarını ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Asrın felaketi olarak da nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Hafıza önemli. Unutmayalım ki bir daha bazı konuları yaşamayalım. Dersler çıkaralım geçmişten. Bu anlamda. Bu anlamda çok çok önemli. Öncelikle tabii 50 binden fazla canımızı kaybettik. Deprem şehitlerimize bir kez daha rahmet diliyoruz. Cenab-ı Allah mekanlarını cennet etsin diyoruz. Geride kalan ailelerine, sevenlerine Cenab-ı Allah sabrı cemil niyaz etsin diyoruz. Bir daha böyle acılar yaşamamayı temenni ediyoruz. Çok -Doğrudan 11 ilimiz, 14 milyon nüfusumuz etkilendi o geceden ama dolaylı olarak tüm milletimiz 86 milyon o acıyı yaşadı. Cenab-ı Allah bir daha öyle günler göstermesin diyoruz. Yarın Cumhurbaşkanımız ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bakanlarımız, birçok yetkilimizle birlikte Osmaniye’de olacağız. Orada da bu 3 yılın muhasebesi yapılmış olacak. Milletimizle paylaşılmış olacak. Değerli Kardeşlerim, Canları geri getirmek maalesef mümkün değil ama geride kalanların yardımına koşmak, destek olmak, dayanışma sergilemek, yaraları sarmak son derece önemli. Biz de bu süreçte Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada eşine az rastlanır bir dayanışma sergiledik. Devlet olarak, millet olarak bu büyük afetin yaralarını sarma gayreti içinde olduk. Ben hatırlıyorum deprem sonrası deprem bölgesini geziyordum. Plan Bütçe Komisyonu Başkanıydım o dönemlerde. Hükümette değildim. Şunu söylüyordu vatandaşım. Bu enkaz yıllarca kaldırılamaz diyenler vardı. Bırakın. Evlerin inşa edilmesini, şehirlerin inşa edilmesini bu enkaz uzun bir süre kaldırılamaz diyenler vardı. Çok şükür enkazlar kaldırıldı. Hukuki birçok mesele hızlı bir şekilde çözüme kavuşturuldu. Yeni alanlar tespit edildi. Projeler yapıldı. Hazırlıklar yapıldı. İhaleler yapıldı ve bugün karşımızda yepyeni şehirler görüyoruz. Bu süreçte emeği geçenlere ben de yürekten teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere o dönemden bugünlere bakanlarımıza hepsine şükranlarımızı sunuyoruz. TOKİ’mize, AFAD’ımıza, tüm kurumlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Arama kurtarma çalışmalarında bulunanlardan, inşa faaliyetleri yapan işçimize, müteahhidimize varıncaya kadar emeği geçen kim varsa Allah razı olsun diyoruz. Devletimiz ve milletimiz bu ağır yükün altından çok şükür kalktı. Bu süreçte başkaları gibi laf üstüne laf koyanlardan olmadık. Vatandaşımızın derdini samimiyetle gören ve bütün imkanlarımızla o sorunları çözme gayreti içinde olan bir hükümet oldu. Gündelik polemiklere siyasi tartışmalara da girmedi. Depremi istismar etmeye çalışan siyaset anlayışına da prim vermedi. Ve bugüne kadar bu anlayışla şehirlerimizi yeniden inşa ettik. Dünyanın en büyük şantiyesi bu dönem deprem bölgemiz oldu. Toplu konut idaremiz, emlak konut, yapı işleri 11 ilde 174 ayrı alanda 3 binden fazla şantiyede bu çalışmaları yürüttük. 200 binden fazla insan sürekli bir şekilde bu inşaatlarda çalıştılar. Gece gündüz, yaz, kış yoğun bir çalışma sergilediler. İlk temelleri depremden 15 gün sonra attık. İlk köy evlerini 45. günde teslim ettik. Bu gerçekten inanılmaz bir başarı ve bugün geldiğimiz Asrın seferberliğiyle 455 bin konutu hak sahiplerine teslim etmiş durumdayız. Konut, köy evi veya iş yeri olarak bu çattaki bir inşa faaliyetini bu kadar sürede, bu kadar planlı programlı yapabilmek sadece bu devlete, bu millete yakışır. Dünyada da başka örneğini ben bilmiyorum. Varsa söylesinler" ifadelerini kullandı. "Deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık" Deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdıklarını belirten ve bu kaynağın, konuttan altyapıya, eğitimden sağlığa, üretim alanlarından şehir güvenliğine kadar uzanan geniş bir çerçevede, deprem bölgesinin kalıcı biçimde ayağa kaldırılması için kullanıldığını aktaran Yılmaz, "Birçok dünyanın birçok gelişmiş dediğimiz ülkesinde dahi afet olduğu zaman devlet hiç araya girmez. Sigorta şirketleri vardır. Vatandaşla hani en fazla acil biraz o da bulaşıcı hastalık çıkmasın, şu olmasın, bu olmasın diye acil müdahaleler yapılır. Gerisi tamamen vatandaşla sigorta şirketleri arasında gerçekleşir. Bizde farklı bir anlayış var. Devletin hakikaten farklı bir yaklaşımı var. Cumhurbaşkanımız da bu konuda son derece hassas. Dolayısıyla bu 11 şehrimizi ülke büyüklüğündeki bu bölgeyi yeniden inşa ettik. Sadece konutlar yapmadık. Şimdi konutları 455 bin konut başlı başına hani muazzam bir başarı. Fakat mesele sadece konutlar değil, altyapıları yaptık. Şehirlerin altyapıları yeniden yapıldı. Suyu, arıtması, içme suyu vesaire. Yollar, yeniden yapıldı. Köprüler yapıldı. Hastaneler yeniden yapıldı. Okullar yeniden yapıldı. Organize sanayi, altyapısıyla ülke üst yapısıyla bölge yeniden ayağa kaldırıldı. Bu bütünlük içinde baktığımız zaman camisinden kültür eserlerine, eğitimden sağlığa, ekonomiden ticarete her alanda adımlar atıldı. Belgesel teşviklerden işte buradaki ekonomiyi canlandırmak için uyguladığımız teşvik politikalarına kadar birçok adımla bölgemiz sosyoekonomik olarak da ayağa kaldırıldı" şeklinde konuştu. "Gaziantep’te 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi ve bin 353 iş yerini inşa ederek hak sahiplerine teslim ettik" Şehir genelinde inşa edilen, hak sahiplerine teslim edilen konutların ve iş yerlerinin Gaziantep’te barınma ihtiyacının karşılanmasının ötesinde, üretim hayatının, ticaretin ve sosyal düzenin sürekliliğini destekleyen bir denge oluşturduğunu da söyleyen Yılmaz, "Gaziantep’te de büyük çalışmalar yürüttük. Buraya gelmeden Nurdağı’na gittik. Oradaki rezerv alanını hep birlikte gördük. Huzurunuzda Büyükşehir Belediye Başkanımı ve ekibini tebrik ediyorum. Fatma Hanım bize deprem anma ve eğitim projesini de tanıttı orada. İnşallah yakın bir süreçte başlayacak ve bitecek. 10 dönümlük bir arazide o geceyi unutmamak için deprem gerçeğini, ülkemizin gerçeği olan depremi unutmamak için çok önemli bir çalışma. Orada aynı zamanda ciddi bir eğitim alanı olacak. Üniversite öğrencilerinden diğer ilgililere varıncaya kadar. Aynı zamanda bir rezerv alanı orası. 3 binden fazla konut inşa edilmiş bir alan. O eski manzarayla yeni yapılanları bir arada gördüğünüz bir ortam. Her bakımdan önemli diye düşünüyorum. Bu projemiz de inşallah hayata geçecek. Gaziantep genelinde 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi, bin 353 iş yeri inşa ederek halk sahiplerine teslim ettik. Çok şükür bugünleri de gördük. Cenab-ı Allah bize bugünleri göster. Diğer taraftan az önce söylediğim gibi diğer birçok konuda da yollarıyla, organize sanayi bölgeleriyle, bugün deprem bölgemizdeki okullardaki derslik sayımız deprem öncesini aşmış durumda. Bugün deprem bölgesinde hastanelerimizdeki yatak sayısı deprem öncesini aşmış durumda. Birçok alanda deprem öncesinden daha iyi bir noktaya gelmiş durumdayız. Gaziantep en hızlı toparlanan illerimizden oldu. Hatta başında geliyor. Bunun da tabii bir sebebi var. Gaziantep’te merkezi idare. Büyükşehir, ilçe belediyelerimiz başta olmak üzere yerel yönetimler, valiliğimiz ve hayırseverler, iş dünyası el ele verdik burada. Birlikte bereket var gerçekten. Birlikte rahmet var. Hep birlikte bu çabayı sarf edince yaralar da daha kolay sarıldı, daha hızlı sarıldı. Bugün geldiğimiz noktada işte içinde bulunduğumuz alan da bunun örneklerinden biri. Çok farklı bir noktaya gelmiş durumdayız. İslâhiye’miz bugün çok farklı bir noktada" dedi. "Biz depremin yaralarını sararken Suriye de kendi siyasi yaralarını sarmaya başladı" Suriye’de yeni bir yönetim anlayışının gerçekleştiğini söyleyen Yılmaz, "Bu dönemde Suriye’de de önemli gelişmeler oldu. Biz depremin yaralarını sararken Suriye de kendi siyasi yaralarını sarmaya başladı. Toplumun tamamını kucaklayan yeni bir yönetim anlayışı gerçekleşiyor" dedi. "Gaziantep’te yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceğiz" 500 bin sosyal konut seferberliği başlattıklarını ve Gaziantep’te de yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, şehrimizin konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceklerini belirten Yılmaz, "500 bin sosyal konut seferberliği başlattık. 81 ilimiz gibi Gaziantep de bundan payını alacaktır. Arz yönlü olarak enflasyonla mücadelemize destek olan bu program, afetlere dirençli şehirler hedefimize de hizmet etmektedir. Bu çerçevede Gaziantep’te yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, şehrimizin konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceğiz. Bugün yapılacak bu programlarla, Gaziantep’te on binlerce aileyi kapsayan sosyal konut projelerinde yeni bir aşamaya geçiyor, vatandaşlarımızı güvenli konutlarına kavuşturma irademizi sahada pekiştiriyoruz. Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey belediyelerimizin bu çalışmaları ile tüm belediyelere rol model olmalarını temenni ediyorum. Yürüttüğümüz tüm çalışmalar, hız kaygısıyla güvenlikten ödün vermeyen; planlama, mühendislik ve uygulamayı aynı anda yürüten bir anlayışa dayanmaktadır. Deprem bölgesinde eş zamanlı olarak yürütülen altyapı yatırımlarıyla içme suyu, atık su ve yağmur suyu hatları baştan sona yenilenmekte; şehirlerimizin taşıyıcı sistemleri, nüfus projeksiyonları ve afet riskleri dikkate alınarak yeniden kurgulanmaktadır. Böylece ortaya konulan her yapı, geçici çözümlerin değil, uzun yıllar ayakta kalacak bir şehir düzeninin parçası olarak tasarlanmaktadır. Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, deprem harcamalarının kademeli biçimde azaldığı bir döneme giriyoruz. Bu süreçte, buraya ayrılan kamu kaynaklarının önümüzdeki dönemde yine milletimizin refahı, kalkınması ve geleceği için kullanılacağı bir denge tesis edilecektir. Bu büyük inşa ve ihya hamlesine güçlü liderliğiyle yön veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Lütfen göz boyayıcı işlerden vazgeçin, asli olmayan hizmetlerinize yoğunlaşmaktan vazgeçin" Belediyelere göz boyayıcı işlerden vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, "Belediyelerle ilgili olarak, bakın laf etmekle bu iş olmaz. Polemiklerle sloganlarla bir yere varılamaz. Yalan yanlış bilgilerle dezenformasyonlarla da bir yere gidilmez. Bir yaparsınız, iki yaparsınız, sonuçta vatandaş görür ve size anlar. Dolayısıyla siyasette en önemli mesele ne söylüyorsanız onu yapmak vatandaşa gerçekçi ayakları yere basan politikalarla hizmet etmektir. Vatandaşı aldatıcı laflarla, sözlerle, imajlarla, algılarla yürütülen bir siyaset sürdürülebilir bir siyaset değildir. Onu yapan belediyeler sonuçta sıkışan trafikle, verilemeyen içme suyuyla kaliteli olmayan yerleşim düzeniyle karşı karşıya kalırlar. Maalesef ben rakamsal olarak da söyleyeyim bakın. Son dönemlerde belediyeler Türkiye geneli için söylüyorum. Toplam harcamalarında yatırımların payı düşmeye başladı. Yatırım yapmak yerine ana görevleri olmayan işlere girdikçe belediyeler algı işlerine daha fazla daldıkça gereksiz yere çok fazla eleman alıp popülist bir şekilde personel harcamalarını arttırdıkça maalesef vatandaşın alması gereken hizmetler verilemiyor. Bakın Ankara’da yaşıyoruz. Trafik sorunuyla gündelik hayatımızda yaşıyoruz. İçme suyu sorunumuzla yaşıyoruz. Başkentimizde bile bu sorunlarla karşı karşıya gelmiş durumdayız. 2018 yılında belediyelerin toplam harcamasının yüzde 36’sı yatırımlara gidiyormuş 2018 yılında geçen yıl bu oran ne olmuş biliyor musunuz? Yüzde 17’ye düşmüş. Bakın Gaziantep belediyeleri farklı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 37, harcamaları içinde yatırımların payı Türkiye ortalaması yüzde 17. Bunu alkışlamamız lazım. 45’ede çıkacak inşallah. Keşke diğer belediyelerde, bakın bunu siyasi olarak söylemiyorum. Gündelik yaşamımız artık haykırmaya başladı. Yatırım yapmayabilirsiniz bir süre. Bir süre hazır sermayeyle idare edebilirsiniz. Geçmişten gelen hani yapılmış yatırımları kullanırsınız ama halkımızın güzel bir sözü var. Hazıra daha dayanmaz. Bir süre sonra o geçmişte yapılan yatırımların etkisi biter ve acı gerçeklerle karşı karşıya kalırsınız. Benim buradan bütün belediyelere çağrım şudur. Bütçe konuşmalarında da söyledim. Lütfen göz boyayıcı işlerden vazgeçin. Asli olmayan hizmetlerinize yoğunlaşmaktan vazgeçin. Bu şehirlerimizin hava kalitesine yoğunlaşın. yeşil, daha yaşanabilir bir şehir ortamı oluşturmaya yoğunlaşın. İnsanımızın yaşam kalitesi böyle artar. Yoksa lafla, sözle, popülist politikalarla bir yere varamayız. İşte bu acı gerçeklerle yavaş yavaş yüzleşmeye başladık. Çünkü sermaye artık dayanmıyor. Bunu da buradan vurgulamak istiyorum" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Merkezi bütçeden deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık"
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:25 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Merkezi bütçeden deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık" Gaziantep’in İslahiye ilçesinde depremi anma programında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattık ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldık. Gündelik siyasi polemiklere, dar siyasi hesaplara girmedik. Enkazı kaldırmadan hukuki süreçleri hızlandırmaya, yeni yerleşim alanları planlamaya varıncaya kadar pek çok zorlu çalışmayı başarıyla tamamladık" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, deprem bölgesi ziyaretleri kapsamında program ve toplantılara katılmak üzere Gaziantep’e geldi. Depremde hayatını kaybeden vatandaşların mezarını ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ardından İslahiye ilçesinde düzenlenen 6 Şubat Depremi anma törenine katıldı. Törende konuşan Yılmaz, "Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Emlak Konut GYO ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 11 ilde 174 ayrı alandaki 3 binden fazla şantiyede inşa çalışmalarını yürüttü. Yoğun bir çalışma temposu neticesinde ilk temelleri 15’inci günde atarken, ilk köy evlerini 45’inci günde hak sahiplerine teslim ettik. Süreç ilerledikçe teslimatları planlı biçimde artırarak, 2025 yılı sonu itibarıyla Asrın İnşa Seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık. Bu çapta bir ihya ve inşa çalışması dünyada da eşine rastlanmayacak düzeyde bir başarı oldu" dedi. "2025 yılında Asrın İnşa Seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık" Depremin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattıklarını ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; ailelerine, yakınlarına ve milletimize bir kez daha başsağlığı diliyorum. Yarın Cumhurbaşkanımız, Devlet Bahçeli ve geniş bir heyetle Osmaniye’de olacağız. Bu vesileyle, 3 yıllık dönemin muhasebesini yapma imkanı olacaktır. Canlarımızı geri getirmek maalesef mümkün değil. Ancak, milyonlarca depremzede için yeni bir gelecek inşa etmek temel misyonumuz oldu. Bu büyük felaketin bıraktığı izler, aradan geçen zamana rağmen hafızalarımızda canlılığını korurken, üstlendiğimiz sorumluluğu da her yıl yeniden hatırlatmaktadır. Depremin hemen ardından, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattık ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldık. Gündelik siyasi polemiklere, dar siyasi hesaplara girmedik. Enkazı kaldırmadan hukuki süreçleri hızlandırmaya, yeni yerleşim alanları planlamaya varıncaya kadar pek çok zorlu çalışmayı başarıyla tamamladık. Güvenli barınmayı, şehirlerimizin geleceğini ve hayatın kalıcı biçimde normalleşmesini birlikte gözeten bu yaklaşımı, yürüttüğümüz tüm çalışmaların merkezine yerleştirdik. 3 Bu çerçevede, geçici çözümler üretmek yerine, bütüncül bir yaklaşımla sağlam zemin üzerinde planlı ve kalıcı şehirler kurmaya odaklandık. Asrın felaketinin ardından hayata geçirilen Asrın Dayanışması ve İnşası süreciyle birlikte, deprem bölgesi kısa süre içinde dünyanın en büyük şantiyesine dönüştü. Kamu kurumlarımız ve sahadaki uygulayıcı birimlerimiz eş güdüm içinde çalışarak, eş zamanlı ve yüksek kapasiteli bir inşa sürecini hayata geçirdi. Bu kapsamda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Emlak Konut GYO ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 11 ilde 174 ayrı alandaki 3 binden fazla şantiyede inşa çalışmalarını yürüttü. Yoğun bir çalışma temposu neticesinde ilk temelleri 15’inci günde atarken, ilk köy evlerini 45’inci günde hak sahiplerine teslim ettik. Süreç ilerledikçe teslimatları planlı biçimde artırarak, 2025 yılı sonu itibarıyla Asrın İnşa Seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık. Bu çapta bir ihya ve inşa çalışması dünyada da eşine rastlanmayacak düzeyde bir başarı oldu. Bununla birlikte, evini kendi yerinde inşa etmek isteyen vatandaşlarımız için Yerinde Dönüşüm modeliyle 124 bin bağımsız bölümün hayata geçirilmesine destek sağladık. Diğer taraftan, esnafımızın yeniden ayağa kalkabilmesi için 21 bin 690 iş yerini hızla inşa ettik. Böylece merkezi üretim kapasitesiyle yerinde yeniden yapılanma iradesini aynı bütünlük içinde ele alan bir yapı oluşturduk" ifadelerini kullandı. "Deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık" Deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdıklarını belirten ve bu kaynağın, konuttan altyapıya, eğitimden sağlığa, üretim alanlarından şehir güvenliğine kadar uzanan geniş bir çerçevede, deprem bölgesinin kalıcı biçimde ayağa kaldırılması için kullanıldığını aktaran Yılmaz, "Sadece konut yapmadık. Tüm bu çalışmaları yürütürken, şehirlerimizin altyapı ihtiyaçlarını da bütüncül bir yaklaşımla ele aldık. Deprem bölgesinde toplam 11 bin kilometreyi bulan, Türkiye’nin çevresinin uzunluğuna denk bir altyapı çalışmasını eş zamanlı olarak sürdürüyoruz. Bu kapsamda, zarar gören atık su, yağmur suyu ve içme suyu hatlarını yenileyerek, kurulan her yapının sağlam ve sürdürülebilir bir altyapı üzerinde yükselmesini sağlıyoruz. Bu kapsamda, merkezi bütçeden deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık. Bu kaynak; konuttan altyapıya, eğitimden sağlığa, üretim alanlarından şehir güvenliğine kadar uzanan geniş bir çerçevede, deprem bölgesinin kalıcı biçimde ayağa kaldırılması için kullanıldı. Yeniden inşa süreciyle birlikte yeniden ihya anlayışını da hayata geçirerek; ekonomik hayatın canlandırılmasını, sosyal yaşamın yeniden kurulmasını ve şehirlerimizin gündelik ritmine kavuşmasını eş zamanlı biçimde ele aldık. Cami, sosyal tesis ve ortak yaşam alanlarıyla mahalle ölçeğinde hayatı güçlendirdik; otoyollar ve ulaşım hatlarıyla şehir içi ve şehirler arası bağlantıları yeniden işler hale getirdik. Bu yaklaşım, deprem bölgesinin tamamında topyekûn bir ihya ve inşa sürecinin temelini oluşturmuştur" şeklinde konuştu. "Gaziantep’te 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi ve bin 353 iş yerini inşa ederek hak sahiplerine teslim ettik" Şehir genelinde inşa edilen, hak sahiplerine teslim edilen konutların ve iş yerlerinin Gaziantep’te barınma ihtiyacının karşılanmasının ötesinde, üretim hayatının, ticaretin ve sosyal düzenin sürekliliğini destekleyen bir denge oluşturduğunu da söyleyen Yılmaz, "Şehir yaşamının yeniden canlanmasıyla birlikte, deprem sürecinde başka illere göç eden vatandaşlarımızın geri dönüş eğiliminin giderek güçlendiğini sahada görüyoruz. Bu eğilimin önümüzdeki dönemde daha da artacağına; nüfusun yeniden eski seviyelerine yaklaşacağına ve şehir hayatının kalıcı biçimde normalleşeceğine inanıyoruz. Gaziantep, bu büyük toparlanma sürecinin sahada en güçlü karşılık bulduğu şehirlerimizden biri olmuştur. Şehir genelinde 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi ve bin 353 iş yerini inşa ederek hak sahiplerine teslim ettik. Bu çalışmalar, Gaziantep’te barınma ihtiyacının karşılanmasının ötesinde, üretim hayatının, ticaretin ve sosyal düzenin sürekliliğini destekleyen bir denge oluşturmuştur. Sanayi altyapısı, girişimcilik kapasitesi ve çalışma kültürüyle Gaziantep, deprem sonrası süreçte ekonomik canlılığını koruyarak bölgesel rolünü sürdürmüştür. Asrın felaketi, milletimizin omuz omuza verdiği güçlü bir seferberlikle asrın dayanışmasına dönüşmüştür. Devletin tüm imkânlarının seferber edildiği bu süreçte; merkezi kaynakların yanında sivil toplumun, hayırsever vatandaşlarımızın ve yerel yönetimlerin katkıları bu dayanışmayı sahada büyütmüş, toparlanma irademizi daha da güçlendirmiştir. Bu dayanışmanın sahadaki karşılığını ise bugün Gaziantep’te atacağımız adımlarda açık biçimde görüyoruz. Şahinbey Belediyemizin ev sahipliğinde yapılacak temel atma töreni ile Gaziantep Büyükşehir Belediyemizin Gazi Konut hak sahipliği kura çekim programını hep birlikte gerçekleştireceğiz. Bu programlar, merkezi idare tarafından yürütülen yeniden inşa çalışmalarını yerel ölçekte tamamlayan adımlar niteliğindedir" dedi. "Gaziantep’te yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceğiz" 500 bin sosyal konut seferberliği başlattıklarını ve Gaziantep’te de yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, şehrimizin konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereklerini belirten Yılmaz, "500 bin sosyal konut seferberliği başlattık. 81 ilimiz gibi Gaziantep de bundan payını alacaktır. Arz yönlü olarak enflasyonla mücadelemize destek olan bu program, afetlere dirençli şehirler hedefimize de hizmet etmektedir. Bu çerçevede Gaziantep’te yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, şehrimizin konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceğiz. Bugün yapılacak bu programlarla, Gaziantep’te on binlerce aileyi kapsayan sosyal konut projelerinde yeni bir aşamaya geçiyor, vatandaşlarımızı güvenli konutlarına kavuşturma irademizi sahada pekiştiriyoruz. Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey belediyelerimizin bu çalışmaları ile tüm belediyelere rol model olmalarını temenni ediyorum. Yürüttüğümüz tüm çalışmalar, hız kaygısıyla güvenlikten ödün vermeyen; planlama, mühendislik ve uygulamayı aynı anda yürüten bir anlayışa dayanmaktadır. Deprem bölgesinde eş zamanlı olarak yürütülen altyapı yatırımlarıyla içme suyu, atık su ve yağmur suyu hatları baştan sona yenilenmekte; şehirlerimizin taşıyıcı sistemleri, nüfus projeksiyonları ve afet riskleri dikkate alınarak yeniden kurgulanmaktadır. Böylece ortaya konulan her yapı, geçici çözümlerin değil, uzun yıllar ayakta kalacak bir şehir düzeninin parçası olarak tasarlanmaktadır. Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, deprem harcamalarının kademeli biçimde azaldığı bir döneme giriyoruz. Bu süreçte, buraya ayrılan kamu kaynaklarının önümüzdeki dönemde yine milletimizin refahı, kalkınması ve geleceği için kullanılacağı bir denge tesis edilecektir. Bu büyük inşa ve ihya hamlesine güçlü liderliğiyle yön veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, TOKİ’ye, Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey Belediyelerimiz ile sürecin her aşamasında sorumluluk üstlenen tüm kurumlarımıza ve çalışanlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum. 6 Şubat depremlerinde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyorum" diye konuştu. (UD-LO-Y)
Pakistan Büyükelçiliği’nde ‘Keşmir Dayanışma Günü’ programı
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:25 Pakistan Büyükelçiliği’nde ‘Keşmir Dayanışma Günü’ programı Pakistan Ankara Büyükelçiliği’nde "5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla program düzenlendi. Pakistan ve Hindistan arasında 1947’den beri anlaşmazlık konusu olan ve üç kez savaşa yol açan Keşmir’de 5 Şubat tarihi "Keşmir Dayanışma Günü" olarak kabul ediliyor. Bu çerçevede Pakistan Ankara Büyükelçiliği’nde "Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla program düzenlendi. Kur’an- ı Kerim tilaveti ile başlayan program Pakistan Milli Marşı ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti. Programda günün anlamına uygun hazırlanan video izletildi. "Türkiye, Keşmir konusunda dünyaya her zaman örnek olmuştur" Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid, bu toplantıda Türk halkının mazlum Keşmir halkı için bir ses olduğunu ifade ederek, "Buradaki varlığınız, dünyada hâlâ adaletin ve hakkaniyetin var olduğunun bir göstergesidir. Kalpten ve akıldan gelen sözleriniz, sadece kelimeler değil; insanlık, onur ve özgürlük hakkına inanan tüm özgürlük severler için çok değerli mesajlardır. Türkiye, Keşmir konusunda dünyaya her zaman örnek olmuştur. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türk halkının Keşmir davasına verdiği destek olağanüstüdür. Keşmir meselesi uluslararası platformlarda gündeme geldiğinde, Keşmirliler davalarının en güçlü şekilde dile getirildiğini hissetmiştir. Bu dostluk için Türkiye’ye minnettarız" dedi. "Bu zulüm Hindistan’ın Keşmir’i elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor" Bu dayanışma gününün adaletsiz bir eylemden doğduğunu söyleyen Junaid, "1947’deki bölünme sırasında, Müslüman çoğunluklu bölgelerin Pakistan’a, Hindu çoğunluklu bölgelerin Hindistan’a katılması öngörülmüştü. Ancak Keşmir’in Maharajası yasa dışı şekilde Hindistan’a katıldı. Halk bunu reddetti, ayaklandı ve kısa sürede Keşmir’in yarısı özgürleşti. Hindistan Birleşmiş Milletlere başvurdu ve barış istedi. BM’de Keşmirlilere adil ve tarafsız bir referandumla kendi geleceklerini tayin hakkı verileceği kabul edildi. Hindistan bunu kabul etti, fakat bugüne kadar uygulamadı. Bunun yerine vadide baskı ve terör uygulandı ve hâlâ devam ediyor. Milyonlarca Keşmirli şehit oldu. Kadınlara tecavüz edildi, çocuklar işkence gördü, evler yıkıldı, insanlar yasa dışı şekilde tutuklandı. Bu zulüm, Hindistan’ın Keşmir’i zorla ve gayrimeşru şekilde elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor" şeklinde konuştu. "Pakistan terörle mücadelede yalnız değildir" TBMM Pakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, terörle mücadelede Pakistan’ın yalnız kalmayacağını vurgulayarak, "Pakistan terörle mücadelesinde ve Keşmir mücadelesinde Asla yalnız kalmayacak, yalnız yürümeyecek. Türkiye’deki Türk kardeşleri de hem terörle mücadelesinde hem de Keşmir mücadelesinde Pakistanlı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Keşmir fiziki anlamda Anadolu’ya, Anadolu insanına her ne kadar çok uzak olsa da ruhani anlamda, manevi anlamda sıfır kilometremizde olan bir coğrafya. Keşmir’in 1948 yılından bu yana neler yaşadığını, hangi acılara maruz kaldığını, hangi travmalara maruz kaldığını Anadolu insanları olarak burada çok yakından hissediyor ve takip ediyoruz, yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Keşmir, Türkiye’nin Çanakkale’sidir" Hindistan’ın kendini dünyaya tanıttığı gibi davranmadığını ifade eden Şahin, "Hindistan kendisini dünyanın en büyük demokrasisi olarak tanıtıyor. En büyük demokrasisi olarak tanıtan bir ülkenin insan hakları, hukukun üstünü, demokrasinin o vazgeçilmez unsurları dediğimiz uluslararası hukuka saygı, insan hakları, bireysel haklar, konuşma özgürlükleri, basın özgürlükleri gibi bütün bir özgürlükleri tamamen ortadan kaldırıp Keşmir’i adeta bir kapalı cezaevi haline, açık bir cezaevi haline getirmesini çok anlamlı bulmadığımızı söylemek istiyoruz. Türkiye açısından Keşmir bizim Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın tanımlamasıyla Keşmir Türkiye’nin bir Çanakkale’sidir. Çanakkale mücadelemizde Pakistan halkı bizim yanımızdaydı. Hindistan Hint Müslümanları bizim yanımızdaydı. Bugün de biz Keşmir’i Türkiye’nin bir Çanakkale’si olarak kabul ederek Keşmir’in yanındayız. Keşmirli kardeşlerimizin ve Keşmir mücadelesinde Pakistanlı kardeşlerimizin yanındayız" diye konuştu. Programa Eski Türkiye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Selçuk, Emekli Büyükelçi Numan Hazar, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Burhan Kayatürk, Pakistan’ın Türkiye Büyükelçisi Dr. Yousaf Junaid, TBMM Pakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Gaziantep Milletvekili Ali Şahin ve davetliler katıldı.
AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde"
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:47 AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde" AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, genel ve yerel seçimlerin yapılabileceği tarihlere ilişkin, "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zamanın mevsimsel olarak kasım ayı olabileceğini söylüyorum. 2027 yılı Kasım ayı içerisinde. 25 seçimi yaşamış birisi olarak söylüyorum" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Türkiye Basın Federasyonu’nun düzenlediği ‘Anadolu Sohbetleri’ programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Milletin oylarıyla tescil edilmiş bir anayasaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Elitaş, "Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bir heyet vardı. Bu heyet 12-13 toplantı yaptı. Herhalde 10 Şubat tarihinde bir toplantı gerçekleştireceğiz. Şu anda 50 artı 1 ile ilgili herhangi bir görüşme, tartışma söz konusu değil. Şu anda madde yazımına geçilmedi. Türkiye anayasa tecrübesi olan ilk ülkelerden biri. Biz de bunu en iyi şekilde ülkemiz insanına faydalı olacak ve uzun yıllar anayasayı tartışmaz hale getirmek kanaatinde oluruz diye düşünüyorum. Dünyadaki en uzun anayasalar içerisinde bizim anayasamız. Kanun metni gibi anayasa metni olmamalı. Bazı maddeler yönetmelik metni gibi. Sık sık değiştirilme ihtiyacı hasıl oluyor. Daha az maddeleri olan ve öz satırlı bir anayasa olmalı. Benim şahsi fikrim bu" diye konuştu. "Umut hakkı konusuna dair konuşmak erken olur" Umut hakkı konusuna değinen Elitaş, "Parlamento bunu değerlendirir ve kamuoyuyla sonuç ortaya çıkar. Anayasa değişikliği için 360 milletvekilinin aynı yönde oy vermesi referandumla ortaya çıkıyor, 400 milletvekilinin aynı yönde oy vermesi referandumsuz ortaya çıkıyor. Bu rapor da parlamentoya sunulacak. Parlamentodaki milletvekillerinin her birinin özgür iradesi var, seçim bölgeleri var. Ona göre değerlendirmeler yapıyorlar. Şu anda bu konuyla ilgili konuşmak erken olur" ifadelerini kullandı. "Özel’in haftalık olağan bilgi verme toplantılarından uzaklaşması gerek" Özgür Özel’in erken seçim istemesi hakkında konuşan Elitaş, "Özgür Özel’in de erken seçim kanaatinde olduğu ile ilgili kanaatte değilim. Özel’in haftalık olağan bilgi verme toplantılarından uzaklaşması gerekir. Özgür Özel’in dediğine bakmayın, eş başkanın ötesindeki kişinin söylediklerine bakın. 2024 seçimlerinden sonra Özel erken seçim yok diye ısrar etmesine rağmen liderleri engel oldu bu işe. Haziran 2024 tarihindeki yaptığımız ikinci görüşmede de aynı şeyi beyan etmesine rağmen 1 gün sonra genel başkanın yardımcıları bir açıklama yaptı ‘erken seçim istiyoruz’ diye. 1 hafta sonra da Özel açıklama yapmak zorunda kaldı. Yani Özel’in sözünü yedirtiyorlar. Onun için şu anda grup başkanı statüsüne belki gelmiş olabilir" diye konuştu. "Benim kanaatim 2028 ve 2029’daki seçimlerin öne çekilmesi" Genel ve yerel seçimlerin yapılabileceği tarihlere değinen Elitaş, "Türkiye iklimiyle ilgili 2009 yılı 26 Mart’ta rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, yerel seçim aşamasında kötü hava şartları münasebetiyle diye bildiğimiz ama farklı şekilde değerlendirilen seçim çalışmaları noktasında şehit oldu. Hem yerel hem genel seçimlerin en iyi iklimi ekim, kasım ayları. Okulların başladığı, ailelerin tatilden geldiği, hava şartlarının uygun olduğu, mevsim normallerinin olduğu bir zamanın olması gerekir diye düşünüyorum. Yerel seçimler için de söylüyorum, o süreçtir. Seçim, 14 Mayıs’tan önceki pazar günü olacak. 2028 yılı için resmi tarih 7 veya 8 Mayıs ediyor. Seçim kanununda ’5 yıl içinde yapılır. Bir önceki oy verme gününden önceki pazar günü oy verme günüdür’ diyor. Yani her sene 1 hafta önceye gelecek şekilde yapılmış. Yerel seçimlerde de ’Mart ayının son pazar günü oy verme günüdür’ diye ifade ediliyor. Benim kanaatimce 2029’dakini öne çekmek, ekim veya kasım, 2028 yılındakini de mayıstan öne çekmek. Yine nisan var, çamurlu bir dönem. 2029’dakini de öyle olsun diye düşünüyorum. O anayasa değişikliği ile olabilir. Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zamanın mevsimsel olarak kasım ayı olabileceğini söylüyorum. 2027 yılı Kasım ayı içerisinde. 25 seçimi yaşamış birisi olarak söylüyorum" açıklamasında bulundu. "Milletten yetkisini almış bir iktidarın erken bırakması doğru değildir" Bir basın mensubunun MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘Erken seçim ahmaklıktır’ sözlerini hatırlatması üzerine Elitaş, "Erken seçim, sürenin 2028 yılı 8 Mayıs tarihinde bittiği dönemde milletten yetkisini almış bir iktidarın önceden bırakması doğru değil. Şu anda seçimlere 2 yıldan fazla bir zaman var. 27 ay öncesi seçim istemek, Bahçeli’nin tabir ettiği şekilde doğrudur. Teknik meselelerden dolayı birkaç ay veya hafta öne alınması, seçimin yenilenmesi adını taşımaktadır. Zaten bu yapılan işler anayasamızda da seçimin yenilenmesiyle ilgili hüküm mevcut" dedi. "Epstein dosyalarında da FETÖ’nün işleriyle ilgili şeyler açıklanıyor" FETÖ içindeki bölünmeler üzerine af dileyenlerle ilgili Elitaş, "O terör örgütüdür. Bu milletin alın teriyle alınmış silahları, edevatı milletin iradesine karşı yürüten bir örgütün temsilcileridir. Başkalarının oyuncağıdır. O terör örgütünün elebaşlarının affedilmesi benim vicdanımı yaralar açıkçası. Ben böyle bir şey olmadığını düşünüyorum. Yeniden yargılanmayla ilgili başka konular değerlendirilebilir ama öncülerinin yaptığı işin affedilmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Epstein dosyalarında da FETÖ’nün işleriyle ilgili şeyler açıklanıyor" değerlendirmesinde bulundu. "Zirve, ister İstanbul’da olsun ister Umman’da bölgemizde huzur istiyoruz" İran ile ABD arasında yaşanan gerilim sonrası zirvenin Türkiye’den Umman’a taşınmasını değerlendiren Elitaş, "İster İstanbul’da olsun, ister Umman’da olsun biz bölgemizde huzur istiyoruz. İran’da yapılacak her türlü farklılık Türkiye’yi huzursuz ediyor. Çünkü en yakın komşumuz. Tarihi, dini bağlarımız var. Hem Cumhurbaşkanımızın hem de Dışişleri Bakanımızın bir diplomasi yürüttüklerini biliyoruz. Hem İran heyetiyle hem de Amerika Birleşik Devletleri’nin heyetleriyle önemli görüşmeleri var. İnşallah istikrara ulaşır diye düşünüyorum" diye konuştu. "En düşük emekli maaşının yeterli olduğunu söylemek mümkün değil" En düşük emekli maaşına yapılan düzenlemeye değinen Elitaş, "En düşük emekli maaşı ile ilgili konu; piyasa ortada belli. Yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Asgari ücret devletin cebinden çıkan bir şey değil ama sonuçları 86 milyonu etkilediği için devlet hakem olarak giriyor. Asgari ücret tamamen özel sektörde çalışanlarla ilgili. Özel sektörde istihdam edilen kişi 28 bin 75 liradan aşağıya çalıştırılamaz. Kayseri’deydim, iş adamları hem mavi hem beyaz yakada çalıştıracak insan bulamadıklarını söyledi. İşsizlik oranı aralık ayında yüzde 7.7’ye gelmiş. İnternetten, sosyal medyadan gelir elde eden bir gençlik var, sanıyorum ki çalışmak istemeyen bir kitle. En düşük emekli maaşına devletin doğrudan doğruya ödediği, aslında bu sigorta primlerinin bir havuzda biriktirilip biriken havuzdan paylaşılması. Ödenen para, havuzda biriken paranın biriktirenlere iade edilmesi. 17 milyon kişinin biriktirdiği para kendilerine yetmediği için devlet buna en düşük maaşı farklı bir şekilde yapmış. Kanuna göre 12,65 artırılması gereken ki bunu ilk defa biz 2023 yılında yaptık biliyorsunuz. Memur emeklilerinin 18,61 olan rakamına eşitlendi. Olay bu. Memur emeklisine 18,61 zam yapılırken, işçi ve Bağkur emeklisine 12,61 yapılacaktı. Biz bunu eşitledik. Yani en düşük emekli maaşını eşitlemiş olduk. En düşük emekli maaşıyla ilgili kısım hakikaten geçim diye düşündüğümüz takdirde zor bir iş. İnşallah bu konuyla ilgili önümüzdeki günlerde süreçte ortaya çıkacak" dedi. Yapılan konuşmaların ardından pasta kesilerek Mustafa Elitaş’ın doğum günü kutlandı.