Rize’de alışveriş için dükkana girdiğinde, cüzdanını düşürdüğünü fark eden ve geldiği yoldan geriye dönen ancak bulamayan vatandaş, ablasının tavsiyesi üzerine yere değil yükseklere bakarak cüzdanını buldu.
İzmir depreminin ardından 3 yıl önce akrabalarının da bulunduğu Rize’nin Ardeşen ilçesine taşınan Fatma Demirkıran, eşi ve çocuklarıyla birlikte ilçede hayatını sürdürmeye başladı. Ablasını ziyaret için evden çıkan Demirkıran eve bir şeyler almak için bakkala girdiğince cüzdanının cebinde olmadığını fark etti. Ablasına eve bakmasını söylerken kendisi de geldiği yoldan geriye dönerek düşürmüş olabileceği yerlere bakındı. Ablasının telefonda kendisine ‘eğer düşürdüysen yere değil, kaldırımın kenarında yerden yüksekte olan yerlere bak’ demesi üzerine gezdiği yolları tekrar gezen Demirkıran cüzdanına kavuştu. Cüzdanı kaldırımda bulan bir vatandaş, ilçeye has özellik olan güven duygusuyla ‘nasıl olsa buradan bir daha geçer ve cüzdanını alır’ mantığı ile cüzdanı yerden alarak yol kenarında bulunan doğal gaz dolabının üzerine koymuştu. Demirkıran yaşadığı mutluluğu ve güven duygusunun karşılığını sevinçle anlatan bir video çekerek o anları sosyal medyada paylaştı.
İHA muhabirine açıklama yaparak ilçedeki güven duygusunun, insanların birbirlerine olan güveninin kendisini çok memnun olduğunu dile getiren Demirkıran, "Ablamlar ileride oturuyorlar. Ben onlara misafirliğe gidiyordum. Dönüşte de hani ekmek alır ve alışverişimi yaparım diye cüzdanımı yanıma almıştım. Cüzdanım da böyle küçücük. Monttaki cebime koydum. Kaldırımda yürürken düşürmüşüm. Aynı zamanda yağmur da yağıyordu. Düşürdüğümü fark etmeden ilerledim. Sonra evime yakın yerdeki dükkana gittiğimde, tam alışverişimi yapacağım baktığımda cüzdanım yoktu. Hemen ablamı aradım ’arabada mı kaldı acaba, evde mi düşürdüm, bakın’ dedim. Onlar bakındılar, ’burada değil’ dediler. ’Tamam’ dedim. O sırada yine de konuşuyorum onlarla, ’acaba nerede düşürdüm’ diye yere bakarak gidiyordum. Sonra ablamla aynı zamanda konuşurken ablam ’bulabildin mi’ diye sorunca ’yok, hala bakıyorum, yerde değil’ dedim. Ablam, ’yere bakma. Sağına soluna bak. Yani cüzdanı koyulabilecek bir yere bak’ dedi. Dedim, o kadar nasıl emin olabiliyor bundan? Sonra ’Aaa doğru diyor’ dedim. Bulduğum yeri ilk önce geçmiştim. Görmeden ilerledim. Onu söyledikten sonra geriye döndüm. Bu sefer dönerken hiç yere bakmadım. Şöyle sağıma soluna bakıyorum; yüksek yerlere bakıyorum, ’nereye konulur’ diye. Sonra bir baktım, almışlar cüzdanımı kutunun üzerine koymuşlar. Burada duruyordu. Ben hemen bunu gördüğüm an ’Rize bu demek ki’ diye düşündüm. Cüzdanımı alıp resmi bir yere bırakmaya bile gerek duymamış. O kadar sahibinin alacağından emin olmuş ki, düşürdüğüm yerden yüksek dolabın üzerine koymuş. ’Ondan başkası almaz herhalde’ demiş. Ben bunu hissettim, bu güveni hissettim. Bu muhteşem bir şey" ifadeleriyle olayı anlattı.
İlçenin güvenirliğini daha önce duyduğunu ancak yaşadığı olayla da tecrübe ettiğini kaydeden Demirkıran, "Çok güvenilir bir şehir deniliyordu, ben böyle uygulamalı görmüş oldum. Açıkçası daha önce de bir beyefendi vardı. O motorunun anahtarını arıyordu. Anahtarı 3 gün boyunca aramış hatta. Evinde, dükkanında, hiçbir yerde bulamamış. Sonra bir de bakmış motorun üstündeymiş o anahtar. Üçüncü senemiz oldu taşınalı. İzmir’de yaşıyordum ben. Ama bu kadar güvenilir olduğunu bilmiyordum. İlla birbirini tanımak ya da akraba olmak gerektirmiyor burada. Ben kat kat yabancı kişilere iki çocuğum var, onları bile emanet etmişliğim vardır. Ararım işte; ’ben yetişemiyorum, çocuğuma mukayyet olur musunuz’ diye. ’Tabii’ diyorlar. Hiç o güvensizliği hissetmedim. Aşırı güvenli şehir. Gece ben 02.00’de dahi sahilde yürüyüş yapabiliyorum çok rahatlıkla" diye konuştu.









