SAĞLIK
Karabük UMKE’den güç gösterisi: 16 yeni gönüllü ile afetlere hazırlık seviyesi arttırıldı 19 Nisan 2026 Pazar - 19:12:53 Karabük İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), gerçekleştirdiği kapsamlı eğitim ve tatbikat programıyla afetlere müdahale kapasitesini artırırken, bünyesine 16 yeni gönüllü sağlık personeli kazandırdı. 13-17 Nisan tarihleri arasında düzenlenen program, 13-14 Nisan’da verilen "UMKE Temel Eğitimi" ile başladı. Teorik eğitimlerin ardından 15-17 Nisan tarihlerinde 24 saat esasına dayalı "UMKE Kampı ve Medikal Kurtarma Uygulamaları Eğitimi" gerçekleştirildi. Zorlu doğa şartlarında yapılan kampta personelin fiziksel dayanıklılığı ve kriz anındaki müdahale kabiliyeti geliştirildi. Eğitim süreci, gerçeği aratmayan saha tatbikatlarıyla tamamlandı. Senaryolar kapsamında deprem sonrası enkaz altından kurtarma, sel baskınlarına müdahale, orman kazaları ile kayıp şahıs arama-kurtarma çalışmaları uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Tatbikatlarda ekiplerin koordinasyon kabiliyeti dikkat çekti. Başarıyla tamamlanan eğitimlerin ardından Karabük UMKE ekibine 16 yeni gönüllünün katılmasıyla birlikte toplam personel sayısı 171’e yükseldi. Bu artışla Karabük’ün, olası afet ve acil durumlara hem yerel hem de ulusal düzeyde müdahale gücü daha da pekiştirildi. Eğitimleri tamamlayan personele katılım belgeleri; İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Poçan, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş, Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı Mustafa Mızrak ve Acil Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Dr. Züleyha Alaçamlı Arslan tarafından verildi. Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, afetlere hazırlığın önemine dikkat çekerek, "Afetlerin ne zaman yaşanacağı bilinmez ancak hazırlıklı olmak bizim elimizdedir. UMKE ailemize katılan yeni gönüllülerle gücümüzü artırmanın gururunu yaşıyoruz. Fedakârca bu göreve talip olan tüm gönüllülerimize teşekkür ediyorum" dedi.
19 Nisan 2026 Pazar - 13:30 MEAH’a ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Anne Dostu Hastane’ programı kapsamında Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından yürütülen ‘Anne Dostu Hastane’ programı kapsamında gerçekleştirilen değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı aldı. Sağlık Bakanlığı’nın; gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerinin hasta hakları, güvenlik ve mahremiyet ilkeleri doğrultusunda, anne ve bebek için güvenli ve nitelikli ortamlarda gerçekleştirilmesini amaçlayan programı kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi kapsamlı bir denetim sürecinden geçti. Değerlendirme süreci, Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ve başkanlığını İlkay Zengin’in yürüttüğü heyetin hastaneyi ziyaretiyle gerçekleştirildi. Heyet tarafından; doğum öncesi ve sonrası hizmet süreçleri, anne mahremiyetinin sağlanması, hasta güvenliği uygulamaları ve doğum alanlarının fiziki uygunluğu gibi birçok başlıkta detaylı incelemeler yapıldı. Gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sonucunda, Muğla EAH, anne sağlığı hizmetlerinde ortaya koyduğu güçlü ekip anlayışı, yüksek kalite ve etkinlik, Bakanlık yetkilileri tarafından standartlara uygun bulunarak olumlu değerlendirildi. Tüm kriterleri başarıyla karşılayan Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ‘Anne Dostu Hastane’ unvanını kullanma hakkı elde etti Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın da katılım sağladığı değerlendirme toplantısında, annelik yolculuğunda anne ve bebek sağlığını önceleyen çalışmalarda emeği bulunan başta hastane yönetimi olmak üzere tüm hekimler, hemşireler ve sağlık çalışanları çalışmaları nedeniyle teşekkür edildi.
19 Nisan 2026 Pazar - 13:20 Ordu’da özel bireylerin diş problemlerine etkili çözüm Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde özel bireylerin ihtiyaçlarına yönelik sunduğu hizmetler ile dikkat çekiyor. Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinin açıldığı 2020 yılından bu yana 543’ü özel bakım gerektiren birey olmak üzere toplam 670 hastanın tüm diş tedavileri tek seansta genel anestezi altında gerçekleştirildi. 2025 yılı içerisinde ise 166’sı down sendromu, otizm spektrum bozukluğu gibi özel bakım gerektiren bireyler olmak üzere toplam 208 hastanın diş tedavisi genel anestezi altında yapıldı. Özellikle kooperasyon güçlüğü yaşayan bireylerde daha önce tamamlanamayan diş tedavilerinin tek seansta ve güvenli şartlarda yapılabilmesi, hasta yakınları tarafından büyük bir kolaylık olarak değerlendirildi. Hasta yakınları ayrıca tedavi süreci boyunca ekip tarafından sağlanan bilgilendirme, iletişim ve koordinasyonun sürecin daha anlaşılır ve yönetilebilir olmasına katkı sunduğu belirtti. Özel bakım gerektiren bireylerde diş tedavilerinin genel anestezi uzmanları ile uzman diş hekimlerinden oluşan sağlık ekibi ve multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekan V.Prof. Dr. Melih Ömezli, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş’ın destekleriyle Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde genel anestezi altında sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve daha fazla sayıda özel bakım gerektiren hastaya tedavi hizmeti verilebilmesi için çalışmaların aralıksız şekilde sürdürüldüğünü belirtti.
Muş’ta "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" etkinliği devam ediyor
27 Eylül 2025 Cumartesi - 15:07 Muş’ta "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" etkinliği devam ediyor Muş’ta Genç Birikim Derneği tarafından düzenlenen "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" etkinliği, ikinci gününde de çeşitli panellerle sürdü. 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezi’nde "Birlikte İyiyiz" mottosuyla gerçekleştirilen etkinliğe, 18 ülkeden akademisyenler, kanseri yenmiş kişiler ve gönüllülerden oluşan yaklaşık 400 katılımcı katıldı. Program kapsamında "Erken Evre Meme Kanseri" ve "Metastatik Meme Kanseri" konularında paneller düzenlendi. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan dernek başkanı Salih Yüce, bu sene 12. sini düzenledikleri Uluslararası Onkoloji Günlerine 18 ülkeden yaklaşık 400 kişinin katıldığını belirtti. Etkinliğin 2. Gününde de yoğun katılımla devam ettiğini söyleyen Yüce, "Programın 2. günündeyiz ve tüm hızıyla devam ediyor. Bilim insanlarımız kanserle ilgili güncel gelişmelerden toplumu ve hastaları bilinçlendirmeye devam ediyor. Programımıza değerli bilim insanlarımız, gençler, kanser hastaları ve hemşireler katıldı" dedi. "12. Uluslararası Onkoloji Günleri kapsamında Muş’ta çok güzel bir amaç için bir araya geldiklerini söyleyen Derneğin Bilim Kurulu Üyesi ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, "Bilim insanları olarak, kanser tanısı almış hastalarımız ve Muş ile yakın illerden gelen vatandaşlarla bir araya gelerek kanser ve onkoloji bilimi hakkındaki gelişmeleri paylaşıyoruz. Onkolojide gelişmeler çok hızla yayılıyor. Kanserden korunmak için neler yapmamız gerekiyor? Ya da kanser tanısı aldığımız zaman neler yapmamız gerekiyor? Bunları paylaşıyoruz. Birbirimizden çok şey öğreniyoruz. Bu kongrede ayrıca uluslararası Erasmus’a gelen çok fazla gencimiz var. Gençler bizim için çok önemli. Hem kendileri için hem de aileler için farkındalığı oluşturmaları anlamında çok önemli. Kanser için en büyük gücümüz kanserden korunmak ya da tedavi için en büyük gücümüz bilmek ve birlikte olmaktır. Bilmediğimiz şeylerden korkarız. Bilgilerimiz arttıkça tedaviye olan eğilimimiz ya da nasıl korunacağımızı bilmemiz, bu konudaki çalışmalarımızı artırır ve hep beraber daha sağlıklı bir gelecek oluşturabiliriz" ifadelerini kullandı.
Hastalıklar, kök sebebi hedeflenerek tedavi edilecek
27 Eylül 2025 Cumartesi - 12:12 Hastalıklar, kök sebebi hedeflenerek tedavi edilecek Sağlıklı hayat ve yaş alma, artık dünyanın en önemli konularından biri haline geldi. Hastalıklarda, semptomları bastırmak yerine kök sebepler hedeflenerek yapılan tedaviler öne çıkmaya başladı. Tıp, fizyoterapi, kriyoterapi, rejeneratif tedaviler ve ileri teknoloji infüzyon protokolleri bir araya getirilerek bireylerin sağlığını hücresel düzeyden yaşam kalitesine kadar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor. Sağlıkta paradigmayı değiştirmeyi hedefleyen ve entegratif biyolojik tıp vizyonunu Türkiye’ye taşıyan Cellavia Klinik CEO’su Dr. Cengiz Gül, "İnsanlar artık hasta olduğunda tedavi olmaktan çok sağlıklı yaşamak ve uzun ömürlü olmak istiyor" dedi. Gül, modern sağlık sisteminde, asıl odaklanılması gerekenin, yaşam kalitesini korumayı ve artırmayı hedefleyen proaktif bir sağlık anlayışı olduğunu belirterek, "Modern hayat, insanın gelişimine meydan okuyor. Sürekli maruz kaldığımız çevresel toksinler, zihinsel baskı ve işlenmiş gıdalar, biyolojimizi sürekli bir stres altında bırakıyor. Kkişiye özel ve kök nedene odaklanan yaklaşımlar ön plana çıkıyor" dedi. Alpstein’in kurucusu Dr. Ralf Oettmeier, "Önleme, en iyi ilaç türüdür ve aynı zamanda uzun ömürlüğün sırrıdır" dedi. Osteopat Fizyoterapist Suat Dülger, ’Her şey, aynı anda, her yerde gerçekleşiyor’ felsefesinden yola çıkarak dört aşamalı tedavi protokolünün detaylarını paylaştı. Özellikle karanlık alan mikroskobu ile kan hücrelerinin canlı olarak ekrana yansıtılması, serbest radikal seviyesini ölçen FRAS 5 sistemi ve sanal gerçeklik destekli nöro-atletik antrenman platformu yoğun ilgi gördü.
Bu hastalıkta her yıl 10 milyon yeni vaka ortaya çıkıyor
27 Eylül 2025 Cumartesi - 11:41 Bu hastalıkta her yıl 10 milyon yeni vaka ortaya çıkıyor Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, ‘Dünya Alzheimer Günü ve Dünya Alzheimer Farkındalık Ayı’ kapsamında yaptığı açıklamada "Dünya genelinde her 3 saniyede bir kişiye demans tanısı konularak, her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vakanın ortaya çıkıyor" dedi. Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, alzheimer ve demansın toplumun tamamını ilgilendiren ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti. Alzheimer’ın demans türleri arasında en yaygın görüleni olduğu ve tüm demans vakalarının yüzde 60-70’ini oluşturduğunu söyleyen İl Müdürü Damkacı sözlerine şöyle devam etti; "Dünya genelinde her 3 saniyede bir kişiye demans tanısı konulduğuna, her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vakanın ortaya çıkıyor. 2021 yılında 57 milyon olan demanslı birey sayısının 2050’de 139 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise; TÜİK verilerine göre 65 yaş üstü bireylerde alzheimer görülme oranının yüzde 5,5 oldu. Dünya alzheimer raporu 2024’e göre, demanslı bireylerin yüzde 88’inin ayrımcılığa uğrarken, halkın üçte birinden fazlasının ise tanı alması halinde bunu gizleyebiliyor. Erken dönemde unutkanlık, eşyaları kaybetme, zaman kavramını yitirme, konuşma zorlukları ve kişilik değişiklikleri gibi belirtilere dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, tütün ve alkolden uzak durma, sosyal hayata katılım ve sağlık kontrolleri ile semptomların etkisinin azaltılabilinir. 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız, kayıtlı oldukları aile hekimliği birimlerinde yapılan çok yönlü yaşlı izlem programı kapsamında demans yönünden de değerlendirilmektedir. Herhangi bir sorun tespit edilen vatandaşlarımız ileri sağlık merkezlerine yönlendirilerek düzenli şekilde takip edilmektedir. Tüm vatandaşlarımızı aile hekimliği birimlerine başvurarak bu izlemleri yaptırmaya davet ediyor, sağlıklı günler diliyoruz."
Teknolojinin getirdiği duruş bozuklukları boyun sağlığını tehdit ediyor
27 Eylül 2025 Cumartesi - 11:22 Teknolojinin getirdiği duruş bozuklukları boyun sağlığını tehdit ediyor Uzmanlar, modern yaşamın getirdiği alışkanlıkların boyun sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Özellikle bilgisayar, tablet ve cep telefonlarının günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte boyun ağrılarında da artış görüldüğünü vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, teknolojinin getirdiği duruş bozukluklarının boyun sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Uzun süreli masa başı çalışmaları, bilgisayar, tablet ve telefon kullanımının boyun omurgasında ciddi yük artışına yol açtığını söyleyen Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sinan Bağçacı, teknolojinin yoğun kullanımının boyun sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Yanlış duruş boyun ağrılarını artırıyor Günümüzde yediden yetmişe herkes tarafından kullanılan bilgisayar, tablet ve akıllı telefonların boyun omurgasında ciddi yük artışına yol açtığını belirten Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, insan başının ortalama 4-6 kilogram ağırlığında olduğunu ve baş öne doğru eğildiğinde bu ağırlığın boyun kasları ve omurlar üzerinde birkaç kat daha fazla hissedildiğini vurguladı. Bu durumun kaslarda spazm, ağrı ve duruş bozukluklarına neden olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, şöyle devam etti: "Boyun omurgaları yapısal olarak kafa ağırlığını taşımak üzere C şeklinde bir kavisle yaratılmıştır. Bu kavis sayesinde kafa ağırlığı omurgalara dengeli bir şekilde aktarılır. Ancak uzun süre başın öne eğilmesi, özellikle teknolojik cihazların kullanımı sırasında, bu doğal kavisin zamanla düzleşmesine hatta ters C şekline dönmesine yol açabiliyor. Bu durum da boyun düzleşmesi, kas spazmları ve duruş bozuklukları ile sonuçlanabilir" dedi. Uzun süre sabit pozisyonda kalmanın boyun disklerine aşırı yük bindirdiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, özellikle gençlerde disk fıtıklarının, ilerleyen yaşlarda ise disk dejenerasyonunun ve kireçlenmelerin sık görüldüğünü belirtti. Ayrıca boyun kaslarının zayıflığının, baş dönmesi ve denge sorunlarına da yol açabileceğini ekledi. Boyun sağlığını korumanın sadece boyunla sınırlı olmadığını, tüm vücudu ilgilendiren bir süreç olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, "Omurga yapısı birbirine bağlı zincirler gibi çalışır. Boyunda başlayan bir problem omuz, sırt, hatta çene eklemlerine kadar yansıyabilir. Örneğin boyun düzleşmesi ilerledikçe omuz hareketleri kısıtlanabilir, donuk omuz ve kireçlenme gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Aynı şekilde çene eklemi rahatsızlıkları da boyun problemleriyle birlikte görülebilir" ifadelerini kullandı. Yerçekiminin olumsuz etkilerinden boynunuzu koruyun Boynun gün içinde en çok yerçekiminin etkisine maruz kalan bölgelerden biri olduğunu, boyun sağlığını korumak için güçlü kasların önemine vurgu yapan Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, "Yerçekiminin etkisine karşı koyabilmek için boyun, sırt ve bel kaslarımızı güçlü tutmamız gerekir. Dik duruş alışkanlığı kazanmak, omuzların öne düşmesini engellemek, bilgisayar ve telefon kullanımında ergonomiye dikkat etmek boyun ağrılarının önlenmesinde kritik rol oynar" şeklinde konuştu Özellikle ofis çalışanları ve gençlerde boyun sağlığına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, "Uzun süre ekran karşısında vakit geçirmek, cep telefonu kullanırken başı sürekli öne eğmek boyun sağlığını tehdit ediyor. Bilgisayar ekranı göz seviyesinde olmalı, tablet ya da telefon gibi taşınabilir cihazlarda göz hizasında kullanılmalıdır. Bu basit duruş alışkanlıkları ve düzenli egzersizlerle boyun sağlığını korumak mümkün olabilir" diye konuştu.
Alzheimer tedavisinde ilaç umudu
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:48 Alzheimer tedavisinde ilaç umudu İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Gülhan Şahbaz, 1-30 Eylül Dünya Alzheimer Ayı dolayısıyla yaptığı açıklama Alzheimer hastalığına yönelik güncel gelişmeler ve koruyucu yaklaşımlar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Alzheimer’ın dünyada ve ülkemizde hızla artış gösteren en önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Şahbaz, hastalığın yalnızca unutkanlıkla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda düşünme, algılama, davranış ve günlük yaşam aktivitelerini de derinden etkileyen ilerleyici bir beyin hastalığı olduğunu vurguladı. Günümüzde Alzheimer için kesin bir tedavinin henüz bulunmadığını belirten Dr. Şahbaz, mevcut ilaçların semptomların kontrolünde etkili olduğunu, ancak hastalığın seyrini tamamen durduramadığını ifade etti. Son yıllarda beyinde biriken zararlı proteinleri hedef alan yeni nesil ilaçların ön plana çıkmaya başladığını dile getiren Dr. Şahbaz, bu ilaçlardan bazılarının farklı ülkelerde onay aldığını ve hastalığı yavaşlatma potansiyeli gösterdiğini söyledi. "Donanemab, Lecanemab ve ALZ-801 gibi faz 3 aşamasında olan yeni ajanlar umut verici sonuçlar ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra dünyada kök hücre tedavileri, aşı çalışmaları ve genetik yaklaşımlar da yoğun bir şekilde sürdürülüyor" dedi. İlaç araştırmalarının umut verici olmasına rağmen, Alzheimer ile mücadelede ilaç dışı yöntemlerin de çok büyük bir rol oynadığına dikkat çeken Dr. Şahbaz, yaşam tarzı değişikliklerinin hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguladı. Düzenli egzersiz yapılmasının, Akdeniz tipi beslenmenin, kaliteli uykunun, zihinsel aktivitelerin ve sosyal etkileşimlerin hastalıkla mücadelede koruyucu bir kalkan görevi gördüğünü belirtti. "Sosyal yönden aktif olmalı" Zihinsel aktivitelerin beynin canlılığını sürdürmesinde önemli katkı sağladığını dile getiren Dr. Şahbaz, "Bilmece çözmek, sudoku oynamak ya da kitap okumak zihinsel kapasitenin korunmasında faydalı aktiviteler arasında. Beden sağlığı için düzenli yürüyüş yapmak, egzersizleri günlük hayatın bir parçası haline getirmek gerekiyor. Sosyal yönden aktif kalmak için ise aile ve arkadaşlarla düzenli vakit geçirmek, topluluklara ve sosyal gruplara katılmak büyük önem taşıyor. Zihin aktif olacak, beden aktif olacak ve sosyal hayat aktif tutulacaktır. Bu üçlü yaklaşım, hastalığın seyrini yavaşlatmada güçlü bir destek sağlamaktadır. Bugün için kesin tedavi bulunmamış olsa da hem tıbbi gelişmeler hem de yaşam tarzı düzenlemeleriyle Alzheimer karşısında güçlü adımlar atabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
Güneysu’da 100 yataklı devlet hastanesi hizmete hazırlanıyor
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:32 Güneysu’da 100 yataklı devlet hastanesi hizmete hazırlanıyor Rize’nin Güneysu ilçesinde inşaatı devam eden 100 yataklı devlet hastanesinin hizmet planlaması şekillendi. Rize’nin Güneysu ilçesine bağlı Ulucami Mahallesi’nde yapımı devam eden sağlık tesisinin 60 yatağı, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne (RETEÜ) bağlı Psikiyatri Ek Hizmet Binası olarak, 40 yatağı ise Güneysu Tenzile Erdoğan İlçe Devlet Hastanesi olarak hizmet sunacak. Psikiyatri ek hizmet binasında, kadın ve erkek yataklı servislerin yanı sıra 10 yataklı AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi) ile 5 yataklı ÇAMATEM (Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi) yer alacak. Rize’de bir ilk olacak olan bu yataklı servisler, yalnızca Rize’ye değil, Karadeniz Bölgesi’ne ve ihtiyaç halinde ülke genelindeki hastalara da modern altyapısıyla hizmet sunabilecek kapasiteye sahip olacak. Güneysu Tenzile Erdoğan İlçe Devlet Hastanesi ise yoğun bakım, palyatif bakım ve diğer branş servisleriyle birlikte toplam 40 yataklı kapasiteyle hizmet verecek. Ayrıca yeni tesis ile birlikte diyaliz ünitesi sayısı mevcut hastaneye oranla iki katına çıkarılacak. Fiziki inşaat ilerleme seviyesi yüzde 95’e ulaşan sağlık tesisinde gelinen son durumu yerinde görmek isteyen Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal, Belediye Başkanı Rıfat Özer, mevcut hastane yöneticileri ve yüklenici firma temsilcileri incelemelerde bulundu. Yapılan sağlık tesislerinin şehirdeki diğer hastanelerle entegre çalışacağı düşünüldüğünde sağlık kalitesinin çok daha artacağına değinen Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal "İlçemize yapılan hastane şuana kadar çok önemli bir aşama kaydetti. Yüzde 95 fiziki yeterlilik gerçekleşti. İlimizde yapılan şehir hastanesi ve Çayeli’nde yapılan hastaneyle birlikte sağlık anlamında ilimizin durumu çok daha iyi olacak. Bu durum ilçemize de olumlu anlamda yansıyacak. İlçemiz Güneysu olması hasebiyle Sayın Cumhurbaşkanımız’ın da yakından takip ettiği bir hastane. İnşallah vatandaşımıza çok daha iyi hizmet edecek doktorlarla, hekim arkadaşlarımızla, çalışanlarımızla mevcut durumu daha iyi bir noktaya getireceğiz" ifadelerini, kullandı. Yapılan sağlık tesislerinin Ekim ayının sonunda teslim edileceğini ve yıl sonunda vatandaşlara hizmet vermeye başlayacağını ifade eden Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer "Yüzde 95 fiziki gerçekleşme sağlandı. Şuanda son çalışmalarımız sürdürülüyor. Öte yandan peyzaj çalışmalarımız da başladı. Allah nasip ederse ekim ayının sonuna doğru firma hastanemizi birmiş olarak teslim edecek. Tefrişat alımlarımız, hastanenin ihtiyacı olan cihazların alımları da şuanda devam ediyor. İnşallah yıl sonuna kadar hastanemiz vatandaşlarımıza hizmet edece pozisyona gelecek" dedi.
Dünyada en ölümcül bulaşıcı hastalık
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:20 Dünyada en ölümcül bulaşıcı hastalık DÜZCE(İHA) – Dünya Kuduz Günü ile ilgili açıklamada bulunan Dr. Dilek Akıncı, kuduzun, sinir sistemini etkileyen en ölümcül hastalık olduğunu ve her yıl yaklaşık 59 bin kişinin ölümüne yol açtığını söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Dilek Akıncı, "Dünya Kuduz Günü" dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Kuduz hastalığının dünyadaki en ölümcül bulaşıcı hastalık olduğuna vurgu yapan Dr. Dilek Akıncı, kuduzu; "Kuduz hastalığı; en sık kedi, köpek gibi hayvanlar tarafından ısırma ve tırmalama gibi yollarla bulaşan, beyin enfeksiyonu yaparak insanın ölümüne sebep olabilen bir hastalıktır" şeklinde tanımladı. Kuduz hastalığı nasıl bulaşır Kuduz hastalığına neden olan virüsün, ekseriya enfekte hayvanların (kedi, köpek, sığır, keçi, koyun, at, eşek gibi evcil hayvanlar ve yarasa, tilki, kurt, çakal, ayı, domuz, sansar, kokarca, gelincik gibi yabani hayvanlar) ısırması, tırmalaması veya salyasının açık yaraya ya da mukoza dediğimiz göz, ağız, burun içlerine temas etmesi yoluyla bulaştığını hatırlatan Öğretim Üyesi Dr. Akıncı, kuduzun, sinir sistemini etkileyen ölümcül bir hastalık olduğunun altını çizdi. Kuduz virüsünün sinirler boyunca ilerleyerek beyne ulaştığını ve beyinde iltihaplanmaya (ensefalit) yol açtığını söyleyen Dilek Akıncı, hastalığın belirtileri başladıktan sonra neredeyse yüzde 100 ölümcül seyrettiğini dile getirdi. Kuduz hastalığından korunma Kısa sürede tedavi edilmezse önlenemez olduğunu vurgulayan Dr. Akıncı, "Virüs vücuda girdikten sonra belirtiler başlamadan önce aşı ve immün globulin uygulandığında hastalık engellenebilir. Ancak belirtiler başladıktan sonra şu anda bilinen etkin bir tedavisi yoktur. Küresel bir halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kuduz her yıl yaklaşık 59 bin kişinin ölümüne yol açıyor, çoğu Afrika ve Asya’daki çocuklar. Önlenebilir olmasına rağmen ihmal edilmiş hastalıklar arasında sayılır" dedi. Kuduz hastalığının belirtileri Kuduz hastalığının başlangıcında ateş, halsizlik, baş ağrısı gibi grip benzeri hafif belirtiler görüldüğünü ifade eden Dr. Dilek Akıncı, "Asıl klinik belirtiler ortaya çıkmadan kuduz tanısı koymak güçtür. Isırılan yerde veya uzuvlarda ortaya çıkan uyuşma, yanma veya karıncalanma hissi önemlidir. Uzuvlarda olan bu his yüze ve boyuna yayılım gösterebilir. Her vakada görülmemekle birlikte kuduzun diğer beyin enfeksiyonlarından en önemli farkı budur. Ardından sinir sistemi bulguları gelişir: Şiddetli huzursuzluk, saldırganlık, anksiyete, su içememe (hidrofobi) ve yutkunma güçlüğü, ışık ve sese karşı aşırı hassasiyet, felç ve kas spazmları gibi. Son aşamada koma ve ölüm meydana gelir" şeklinde konuştu. Evcil hayvan besleyenler dikkat Kedi, köpek gibi evcil hayvanı olanların mutlaka hayvanlara kuduz aşılarını yaptırmaları gerektiğini hatırlatan Akıncı, bu hayvanların aşı olana kadar da özellikle vahşi hayvanların gezindiği yerlere çıkarılmamaları tavsiyesinde bulundu. Riskli temas sonrası yapılması gerekenler Riskli temaslarda aşı ve kuduz serumu ile profilaksi uygulanmasının önemine dikkat çeken Dr. Dilek Akıncı, "Bulaştırma ihtimali olan bir hayvan tarafından ısırılma veya tırmalanma gibi virüs bulaşına sebep olan durumlarda ilk yapılması gereken yara bakımıdır. Uygun bir şekilde yapılan yara bakımı kuduz virüsünü uzaklaştıran en önemli basamaktır ve en kısa zamanda yapılmalıdır. Yara yeri zaman kaybetmeden bol, basınçlı su ve sıvı sabunla iyice yıkanmalıdır. Yıkama işleminden sonra alkol veya iyotlu antiseptiklerden biri kullanılmalıdır. Hatta yara bakımı acile başvurmadan önce olay olur olmaz yapılmalıdır. Kanamalı bile olsa (şiddetli kanamalar hariç) yara bol sıvı sabunla uzun uzun yıkanmalı ardından hortum gibi sıkılabilen bir aparatla basınçlı bir şekilde bol suyla durulanmalıdır. Bu süreçte başka kişiye veya kendinize suyun sıçramamasına dikkat edilmelidir. Bazı sağlık kuruluşlarında basınçlı su olmadığı için yıkama işlemi etkin yapılamayabilir ya da geç kalınmış olabilir. Bu yüzden hasta veya yakınları olay olur olmaz bu yıkama işlemini yapmalıdır. Yıkama işlemi çok etkilidir ancak tek başına koruyucu değildir. Yıkama sonrası zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bir diğer önemli konu da bulaş olan hayvanın kuduz aşısı olup olmadığıdır, bu sebeple hayvanın aşı kartı da mutlaka hekime gösterilmelidir. Mümkünse hayvan gözlem açısından bağlanmalı veya kapalı ortamda tutulmalıdır" diyerek riskli durumlarda hızlı ve bilinçli müdahalenin hayati önemi olduğunu vurguladı. Kuduzun önlenebilir bir hastalık olduğunu; ayrıca kuluçka süresinin de belirsiz ve genellikle uzun olan bir enfeksiyon olduğunu söyleyen Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Dilek Akıncı, "Bu sebeple en ideal olan acil müdahale olmakla birlikte aradan zaman da geçmiş olsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna danışılmalıdır. Özetle kuduz, belirtileri başladıktan sonra kurtuluş şansı olmayan, sinir sistemini tahrip eden ve ölümcül bir hastalıktır. Bu yüzden riskli temas sonrası derhal yara temizliği, aşı ve gerekiyorsa immün globulin uygulaması hayat kurtarıcıdır" diyerek kuduza karşı herkesin bilinçli ve duyarlı davranması tavsiyesi ile sözlerini sonlandırdı.