SAĞLIK
Ünlüler minik kalplere dokundu 23 Nisan 2026 Perşembe - 13:33:29 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tedavi gören çocuklar umut ve neşe dolu anlar yaşadı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ve Prof. Dr. Reyhan Dedeoğlu öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, çok sayıda ünlü isim minik hastalarla bir araya geldi. Hastane odalarını tek tek ziyaret eden ünlüler, çocuklara hediyeler dağıtarak onlarla sohbet etti, gün boyunca vakit geçirerek bayram sevincini paylaştı. Gülsim Ali, Demet Işıl, Aslı Turanlı, Ceren Benderlioğlu, Kaan Turgut, Büşra Develi, Görkem Sevindik, Mehmet Özdemir, Gökhan Keskin, Selda Topal, Buçe Buse Kahraman, Didem Balçin, Eylül Tumbar, Feyza Civelek, Nilay Erdönmez, Yunus Emre Yıldırımer, milli basketbolcular Elif Bayram, Gökşen Fitik ve Sehernaz Cidal’ın katıldığı etkinlikte, çocuklar unutulmaz anlar yaşadı. Etkinlik sonunda katılımcılara teşekkür belgeleri takdim eden Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "Böylesine anlamlı ve umut dolu bir bayramı ziyaretlerinizle taçlandırdığınız, çocuklarımızın yüzünde bir tebessüm olduğunuz için sizlere minnettarız" ifadelerini kullandı. Demet Işıl, çocuklar için hastaneye onlarca balon getirdi. Işıl, çocuklarla birlikte balonları gökyüzüne bıraktı. Kanseri atlatan Işıl, tüm çocuklarla tek tek ilgilendi. Işıl, "Eşim ve ben bu hastanede doğduk. Böyle bir organizasyonda olduğumuz için çok mutluyuz. Son dönemde çocukların çocukluğunu yaşamalarının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Balonlar uçuruldu, umutlar gökyüzüne bırakıldı" diye konuştu. Hastalık atlatan Işıl, "5-6 yıl önce kanser hastalığıyla mücadele ettim. O dönemde iyileşmek için verdiğim sözleri tutmaya devam ediyorum" dedi. Aslı Turanlı, "Ailesine önem veren ve çocukları seven milletiz. Bizim için çocuklar çok önemli. Onlara güven vermek çok önemli... Size güven duyan bir çocuk, mutlu oluyor. Mutlu çocuk mutlu gelecek demek. Bizde elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Anlamlı bir günde buradayız. Burada olduğum için çok mutluyum. Çocukları çok seviyorum. Olabildiğince onların yanında olmaya çalışıyorum" dedi. Turanlı, çocuklar ile tek tek ilgilenecek onlara kitap hediye etti. Etkinliğe annesiyle katılan Gülsim Ali, "Burada olduğumuz için çok mutluyuz. Dün galadaydım ama bugün burada çocukların yanında olmak istedim. Onların yanında olmak ve gülümsetmek çok önemli. Annem de gelmek istedi" dedi. Nilay Erdönmez, "Çocukluğumu hatırladım. Herkese Allah şifa versin. Bütün çocuklar çocukluğunu çok güzel yaşasın. 23 Nisan’da mevsimleri temsil ettiğimiz tören vardı. Ben sarı ile sonbaharı temsil ediyordum. Çocukları çok severim" dedi. Çocukken etkinliklere katıldığını belirten oyuncu, "Bayramlarda şiir okuyan, sunuculuk yapan ve sahneye çıkan çocuklardan biriydim" diye konuştu. ’Yeraltı’ dizisi için Erdönmez, "Çok mutluyum. Güzel bir ekip. Diziyle ilgili bolca soru soruyor seyirci. Seyircinin güzel tepkisi güzel" açıklamasını yaptı. Oyuncu, "Güçlü rakipler vardı, sezon ortası gibi yayına girdiniz. Boşluğu iyi doldurdunuz" sözlerine, "Boşluk varmış ki doldurduk" ifadelerini kullandı. Ceren Benderlioğlu, "Çocuk diyince bende akan sular duruyor. Bizim geleceğimiz onlar. Burada olmak benim için zor. Yeğenimle ilgili en son buradayım. Biraz duygusalım. Buradaki çocukların mutlu olması ve sağlıklarına kavuşmasından başka hiçbir dileğim yok. Çocukken statta gösteri yapardık. Aylarca çalışıp Fenerbahçe stadının çimlerinde herkese gösteri sunardık. Keyifle yaptım" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:05 Nazilli’de "Gebe Okulu" ile anne adaylarına kapsamlı eğitim Aydın’ın Nazilli ilçesinde Gebe Okulu kapsamında anne adaylarına gebelikten doğum sonrasına kadar birçok konuda eğitim veriliyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi Gebe Okulu’nda anne adaylarına yönelik eğitim çalışmaları aralıksız sürdürülüyor. Anne adaylarının gebelik sürecini daha sağlıklı, konforlu ve bilinçli geçirmelerini amaçlayan program kapsamında, gebeliğin oluşumu ve bebeğin anne karnındaki gelişim süreci detaylı şekilde anlatılıyor. Eğitimlerde ayrıca gebelik döneminde yapılması gereken düzenli sağlık kontrolleri, bağışıklama süreci ve rutin tetkikler hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Uzman ekip tarafından verilen eğitimlerde, gebelik sürecinde anne adayının bedeninde meydana gelen fizyolojik ve psikolojik değişimlerin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıkları da ele alınıyor. Kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, beslenme, uyku düzeni ve diğer yaşam aktiviteleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşılırken, gebelikte sık karşılaşılan rahatsızlıklar ve çözüm önerileri de aktarılıyor. Program kapsamında anne adaylarına, gebelikte tehlike belirtileri ve acil durumlarda izlenmesi gereken yollar anlatılırken, doğum eyleminin evreleri, doğum yöntemleri ve normal doğumun anne ile bebek açısından faydaları da detaylandırılıyor. Eğitimlerde ayrıca lohusalık süreci, yenidoğan bakımı ve doğum sonrası kullanılabilecek aile planlaması yöntemleri de yer alıyor. Öte yandan fizyoterapist eşliğinde gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde ise doğru nefes teknikleri, bedensel farkındalık, kas-iskelet sistemini destekleyen güvenli hareketler ve doğum öncesi zihinsel hazırlık konularında anne adaylarına pratik bilgiler sunuluyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yaptığı açıklamada tüm anne adaylarını Gebe Okulu’na davet ederek sağlıklı nesillerin yetişmesi için bilinçli gebelik sürecinin önemine dikkat çekti.
23 Nisan 2026 Perşembe - 09:54 Baharla birlikte gelen polen mevsimi kabusunuz olmasın Bahar aylarıyla birlikte en sık gözlenen rahatsızlıkların başında polenlerin gözle görülemese de sinüzitten nefes darlığına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabildiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, korunma yolları hakkında bilgi verdi. Polen alerjisinin mevsimine girildiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, "Bahar aylarında polenler ortaya çıkmaktadır. Polenler, alerjik kişilerde pek çok soruna neden olmaktadır. Bunların arasında burun akıntısı, kaşıntısı, gözlerde kaşıntı, sulanma, hapşırma, sinüzit, nefes darlığı bulunmaktadır. Bu mevsimde polenlerden korunmak için bazı çözüm yolları bulunmaktadır" dedi. Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, polen alerjisi ile ilgili alınacak önlemleri şöyle sıraladı: "Polen alerjisi varsa hayatı kolaylaştırmak için bazı önlemler alınabilir. Polenler sabaha karşı 04.00-05.00 saatlerinde uçuşmaya başlar ve akşam 21.00-22.00’ye kadar etkili olmaya devam ederler. Sabah saatlerinde havada daha yoğundurlar ve etkileri ilerleyen saatlerle azalır. Mümkünse sabah erken saatlerde dışarı çıkılmamalı; mutlaka çıkmak gerekiyorsa maske takılmalı veya bir mendille ağız, burun kapatılmalı. Açık havada olabildiğince kısa kalınmalı ve doğadan, piknik alanlarından uzak durulmalı. Evler, sabah saatleri yerine akşam saatlerinde havalandırılmalı. Kalkar kalkmaz evi havalandırmak için balkon kapılarını ve pencereleri açmamak gerekir. Alerji yoğunsa ve dış ortama çıkılmadığı ve ilaçlar da düzenli kullanıldığı halde rağmen şikâyetler gerilemiyorsa kapalı ortamlardaki havayı polenlerden arındıracak filtreli havalandırma veya hava temizleme cihazı kullanılmalıdır." Ev ve araba klimalarının bakımdan geçirilmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, "Polen filtreleri mutlaka yılda bir defa temizletilmelidir. Gözlük kullanılıyorsa gözlükler düzenli olarak yıkanmalı. Çünkü gözlüğe yapışan her polen rahatsızlanmaya sebep olacaktır. Günlük kıyafetler, yatak odasında çıkartılmamalı. Çamaşırlar dış ortamda kurutulmamalıdır. Polenler çamaşırların üzerine yerleşebilir. Dışardan eve girildiğinde eller ve yüz mutlaka yıkanmalı. Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir. Yine gözlerin yan taraflarını kapatan güneş gözlüklerinin faydası olabilir. Polen döneminde ilaç tedavisi ile istenilen sonuç alınamayan ve alerjileri cilt testleri ile doğrulanmış hastalarda aşı tedavisi olarak da bilinen immünoterapi uygulanabilir" diye konuştu.
Türkiye, sağlık diplomasisinin küresel merkezi oluyor: 50’den fazla ülke İzmir’de buluşacak
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:31 Türkiye, sağlık diplomasisinin küresel merkezi oluyor: 50’den fazla ülke İzmir’de buluşacak Türkiye, sağlık turizmi ve diplomasi alanında küresel ölçekte dikkat çeken bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir’in Balçova Termal Tesisleri’nde düzenlenecek olan ’Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri’, ’Türkiye’de Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Kongresi’, 50’den fazla ülkenin sağlık bakanları, büyükelçileri, diplomatik heyetleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirecek. Türkiye’nin sağlık diplomasisi vizyonunu uluslararası kamuoyuyla paylaşacağı kongre, sağlık turizminde iş birliği ağlarının güçlendirilmesini hedefliyor. Kongrede ayrıca inovasyon, teknoloji ve uygulamalı eğitim alanlarında önemli oturumlar düzenlenecek. Program kapsamında, ’Sağlık Diplomasisi Panelleri’, ’Eğitim Oturumları ve Çalıştaylar’, ’İnovasyon ve Teknoloji Sunumları’ ile ’Sektörel Buluşmalar’ gibi çok sayıda başlıkta eş zamanlı etkinlikler gerçekleştirilecek. Yapay zeka destekli sağlık çözümleri, tele-sağlık uygulamaları ve dijital sağlık sistemleri gibi son teknoloji konuları konuşulacak. Kongre süresince katılımcılar için özel etkinlikler de planlandı. Açılış kokteyli ve diplomatik networking toplantıları, teknik saha incelemeleri ve Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenecek Efes Antik Kenti gezisi, programın dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor. Kongrede sunulan akademik bildiriler, uluslararası indekslerde taranan ve DOI numarası verilen bir kongre kitabında yayımlanacak. Bilimsel katkıların, hem sektör profesyonellerine hem de akademik camiaya önemli veriler sunması bekleniyor. Kongreye paralel olarak SATKOF Akademi tarafından yıl boyunca sürdürülecek olan eğitim programları da dikkat çekiyor. Saç Ekimi Eğitimi, Kalite Mühendisliğine Giriş, Toplam Kalite Yönetimi ve Liderlik, ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi & İç Tetkik Eğitimi, ISO Standartlarına Genel Bakış ve Kalite Yöneticiliği Sertifika Programı gibi alanlarda verilecek eğitimler, e-Devlet onaylı ve uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalarla belgelendirilecek. Kongreye ilişkin açıklamalarda bulunan Kongre Koordinatörü Prof. Dr. Aysun Bay, "Balçova Termal’de düzenleyeceğimiz bu kongre, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyaya açılan en güçlü vizyon projelerinden biridir. 50’den fazla ülkenin katılımıyla sağlık diplomasisinin ve inovasyonun geleceğini şekillendirirken, aynı zamanda Türkiye’nin termal sağlık potansiyelini ve kültürel mirasını da tanıtacağız" diye konuştu
Diyarbakır’da "Yoğun bakımda güncel yaklaşımlar" sempozyumu
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:02 Diyarbakır’da "Yoğun bakımda güncel yaklaşımlar" sempozyumu Diyarbakır, yoğun bakım alanındaki bilimsel gelişmelerin ele alındığı önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğünün destekleriyle bu yıl ikincisi düzenlenen "Yoğun bakımda güncel yaklaşımlar’’ sempozyumu düzenlendi. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk’ün de katıldığı sempozyumun açılışında konuşan yetkililer, yoğun bakım ünitelerinin insan hayatına dokunan en kritik alanlardan biri olduğunu vurgularken, bilimsel bilgi ve ekip çalışmasının önemine dikkat çekti. Pandemi sürecinde yoğun bakım hizmetlerinin hayati rol oynadığına da değinilen konuşmalarda, sağlık çalışanlarının sürekli gelişen tıbbi bilgiye uyum sağlaması gerektiği ifade edildi. Bilimsel sunumlar ve tartışmalarla zenginleşen sempozyumda, mesleki bilgi paylaşımı ve vizyon geliştirme adına önemli adımlar atıldı. Yetkililer, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik bu tür etkinliklerin desteklenmeye devam edileceğini belirtti. Sempozyum hakkında bilgi veren İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesinde yoğun bakımda güncel yaklaşımlar konulu sempozyumun ikincisini düzenlediklerini söyledi. Asiltürk, "Bilindiği üzere yoğun bakımlar, kritik hasta bakımımızda önemli bir yere sahip. Burada, hayatla ölüm arasındaki ince çizgide hastalarımızın bakımı önem arz ediyor. Hastaların yara bakımından enfeksiyonlara karşı korunmasına, sevgi ve şefkate kadar her açıdan iyi bir bakıma ihtiyaçları var. Bu tür sempozyumlarda, bilimsel bilgiler eşliğinde söz konusu uygulamaları nasıl daha ileriye götürebileceğimizin adımları atılıyor. Diyarbakır’da bu tür sempozyumların yaygınlaştırılması bizim için gerçekten önemli ve değerli. Sağlık hizmet sunumunun kalitesini artıran bir etkinlik olması açısından da ayrıca kıymetli. Buradaki değerli katılımcılara bu anlamda teşekkür ediyorum" dedi.
"Sigara içenler Kovid-19, zatürre gibi hastalıklara yakalandığında daha ağır bir hastalık süreci geçiriyor"
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:02 "Sigara içenler Kovid-19, zatürre gibi hastalıklara yakalandığında daha ağır bir hastalık süreci geçiriyor" Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Türk erkeklerinin yüzde 31 ile tütün kaynaklı hastalıklardan ölümlerde 2. sırada olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Saliha Ercan, "Sigara içenler Kovid-19, zatürre gibi hastalıklara yakalandığında daha ağır bir hastalık süreci geçiriyorlar. Bu nedenle ülkemizde sigara içenlerin bu konuda dikkatli olması ve nikotin bağımlılığından kurtulma süreçlerini kararlılıkla öne çekmeleri gerekiyor" dedi. Sigaranın akciğer kanseri başta olmak üzere diğer kanserler, kronik obstruktif akciğer hastalığı (KOAH) ve kalp damar hastalıkları riskini artıran en önemli etken olduğunu hatırlatan Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Saliha Ercan, bilgilendirmede bulundu. "Akciğer kanserinde vakaların yüzde 60’ına ileri evrede tanı konuyor" Uzm. Dr. Ercan, "Sigara dumanında bulunan 4 binden fazla kimyasal maddenin 80’den fazlasının kanser yapıcı özelliği bulunuyor. Akciğer kanserine yakalanan her 10 hastadan 8’nin sigara kullanıcısı olduğu biliniyor. Sinsi bir hastalık olan akciğer kanserine yüzde 60-70 vakada ancak ileri evrede tanı konulabiliyor" şeklinde konuştu. "KOAH’ın yüzde 90 sebebi sigara" Sigaranın sebep olduğu zararlardan bahseden Uzm. Dr. Saliha Ercan, "Günümüzde en ölümcül dördüncü hastalık olan KOAH’ın yüzde 90 sebebi sigaradır. Koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerin yüzde 10-30’undan sigara sorumludur. Günde 1-4 arası sigara içimi ve hatta pasif sigara içicisi olmak bile kalp ve akciğer hastalıklarına yakalanma riskini artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Alzheimer riskini de artırıyor" Sigara kullananlarda gırtlak kanseri, prostat kanseri ve mesane kanseri görülme sıklığı belirgin şekilde arttığını işaret eden Uzm. Dr. Ercan, "Midede gastrit, ülser ve mide kanseri riskini artırmaktadır. Hamilelikte sigara içiminin bebeğe zararlı olduğu kesin kanıtlanmıştır. Sigara içenlerde Alzheimer hastalığına yakalanma ve inme riski artmaktadır. Kısırlık, erken doğum, erken menopoz riski artmaktadır. Gün içinde yorgunluk, halsizlik, stres ve uykusuzluk görülebilir. Sigaranın ciltte kırışıklık, dişlerde sararma ve ağız içinde kötü koku oluşumu gibi estetik zararları da mevcuttur. Her yönden sağlığımıza zararı olan sigara için söyleyebileceğimiz tek şey, ‘sigarayı bırak hayatı bırakma’ olacaktır" dedi. "Sigara içenler Kovid-19’u daha ağır geçiriyorlar" Sigara ve Kovid-19’u da ilişkilendiren Uzm. Dr. Ercan, "Aralık 2019’dan itibaren görünmeye başlayan Kovid-19 enfeksiyonu da hem kalp-damar sistemi hem solunum sistemine doğrudan hasar vermektedir. Mevcut bilgiler göstermektedir ki, sigara kullanımının yol açtığı başlıca hastalıklar olan kalp-damar hastalıkları ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan bireyler, sağlıklı bireylere göre Kovid-19 hastalığını daha ağır geçirmektedir. Dolayısıyla, sigara kullanımına bağlı gelişen bu hastalıklar, ağır Kovid-19, zatürre gibi hastalıklar için doğrudan birer risk faktörüdür. Diğer yandan, sigara kullanımı solunum yollarımızdaki koruyucu mekanizmaları bloke ederek, alt solunum yolu enfeksiyonu gelişimini kolaylaştırmaktadır. Tüm bu gerekçelerle sigara kullanımının terk edilmesi, hastalıkların sağlığımızı tehdit ettiği şu günlerde çok önemli ve önceliklidir" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
"Boyun ve koltuk altındaki şişlik lenfoma belirtisi olabilir"
15 Eylül 2025 Pazartesi - 11:44 "Boyun ve koltuk altındaki şişlik lenfoma belirtisi olabilir" Boyun ve koltuk altındaki şişliklerin, nedeni bilinmeyen kilo kaybının ve yoğun gece terlemelerinin lenfoma habercisi olabileceğini belirten Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, "Boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde nohut, mercimek ya da fasulye büyüklüğünde şişlikler görülebilir. Lenfoma belirtilerini göz ardı etmemek ve hızlıca hekime başvurmak hastalığın ilerlemesini önleyebilir. Erken tanı, tedavi seçeneklerini artırır ve yaşam kalitesini yükseltir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, lenfoma hakkında açıklamalarda bulundu. "Lenf bezlerindeki değişimlere dikkat" Lenfomanın bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfoid hücrelerin anormal çoğalmasıyla ortaya çıktığını söyleyen Doç. Dr. Balçık, "Lenf bezleri vücudun enfeksiyonlarla mücadelesinde kritik rol oynar. Ancak bazı durumlarda bu bezlerde kanserli hücrelerin etkisiyle lenfoma gelişebilir" diye konuştu. "Şüphe uyandıran belirtiler" Lenfomanın bazı erken uyarı işaretleri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Balçık, şu bilgileri verdi: "Boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde nohut, mercimek ya da fasulye büyüklüğünde şişlikler görülebilir. Bu şişliklerin 4-6 hafta içinde geçmemesi ve büyümeye devam etmesi önemlidir. Son 6 ayda vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazlasını kaybetmek, gece çarşafları ıslatacak kadar terleme yaşamak da lenfoma belirtileri arasında yer alır." "Erken teşhis tedavi başarısını artırıyor" Lenfomanın zamanında fark edilmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını dile getiren Doç. Dr. Balçık, "Lenfoma belirtilerini göz ardı etmemek ve hızlıca harekete geçmek hastalığın ilerlemesini önleyebilir. Erken tanı, tedavi seçeneklerini artırır ve yaşam kalitesini yükseltir" şeklinde konuştu. "Sağlıklı yaşam riski azaltıyor" Lenfomadan korunmada yaşam alışkanlıklarının etkisine de değinen Doç. Dr. Balçık, "Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, stres yönetimi ve düzenli sağlık kontrolleri bağışıklık sistemini güçlendirir. Sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi ise risk faktörlerini artırır" ifadelerini kullandı.
Her 8 erkekten biri tehlikede
15 Eylül 2025 Pazartesi - 11:13 Her 8 erkekten biri tehlikede Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat kanserinin ileri evre vakalarında son 10 yılda belirgin bir artış yaşandığını belirterek önemli bir uyarıda bulundu; "Prostat kanseri yalnızca ileri yaşlarda değil, her dönemde ortaya çıkabiliyor. Ancak yaş ilerledikçe risk katlanarak artıyor. Bugün her 8 erkekten biri, yaşamı boyunca prostat kanseriyle yüzleşme riski taşıyor. Tarama faaliyetlerinin önemini, 82 yaşındaki eski USA başkanı Joe Biden’da kanser taramasının 72 yaşında bırakılması sebebiyle ileri evre prostat kanseri yakalanmasından bir daha anlıyoruz." Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş her yıl dünyada 1,5 milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konulduğunu ve 375 bin erkeğin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi. Doç. Dr. Emre Salabaş, "Erkeklerde en sık görülen kanser olan prostat kanseri, kanser kaynaklı ölümlerde akciğer kanseri sonrası ikinci sırada. Erken tanı ve kanda rutin PSA bakılması, prostat kanserinden ölüm oranlarını 1990’lardan sonra azaltmıştır" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Salabaş, ’15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü’ kapsamında açıklamalarda bulundu. Amerikan Kanser Derneği’nin yeni bir raporunu da aktaran Doç. Dr. Emre Salabaş, "Prostat kanseri vakalarının görülme oranlarında 2014’e kadar yüzde 6 yıllık düşüş görülürken, 2014-2021 yılları arasında görülme oranları yıllık yüzde 3 arttı. Görülme sıklığında en büyük artış ise ileri evre vakalarda yaşanıyor" diye konuştu. Vakalardaki önemli artışın yıllardır süren düşüşün ardından geldiğini belirten Doç. Dr. Emre Salabaş, şunları kaydetti: "Hastalık her yaşta ortaya çıkabiliyor ancak yaş ilerledikçe risk artıyor. Bugün her 8 erkekten biri, yaşamı boyunca prostat kanseriyle yüzleşme riski taşıyor. Ölüm oranları erken tanı sayesinde azalıyor ancak ileri evre prostat kanseri vakaları hala hayatı tehdit ediyor. Kanser tarama programlarına rağmen ileri evre vakalarda görülen artış endişe verici. Bu nedenle özellikle görülme sıklığı, teşhis ve tedavinin erken yönetimi söz konusu olduğunda prostat kanserine özel dikkat göstermeliyiz. Erken dönemde yakalanan kanserlerde 15 yıllık sağ kalım oranları yüzde 97’lerde. Aile geçmişi ve genetik kanser riskini çoğaltıyor." Hareketsiz yaşam tehlikeli İdrar yaparken yavaşlama, zayıf idrar akışı, gece sık sık tuvalete çıkma veya idrarda kan görülmesi prostat kanserinin önemli belirtileri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Salabaş, hiçbir şikâyeti olmayan erkeklerde sağlık taramalarında prostat kanseri yakalanabildiğini belirtiyor. Salabaş, ileri prostat kanseri olan erkeklerin yaklaşık üçte birinin tamamen hareketsiz olduğunu ve yalnızca sekizde birinin olması gereken fiziksel aktivite düzeyine ulaştığını söyledi. Egzersizin kanser ve genel sağlığa faydası olduğuna dair artan kanıtlar olduğunu da belirten Doç. Dr. Salabaş, "Araştırmalar, egzersizin hormon tedavisi gören erkeklerde daha iyi bir yaşam kalitesi, daha az yorgunluk, daha düşük vücut yağı, daha yüksek kas kütlesi ve gelişmiş kemik yoğunluğu ile sonuçlanabileceğini gösteriyor" diye konuştu.
Lenfomada erken teşhis uyarısı: Belirtileri göz ardı etmeyin
15 Eylül 2025 Pazartesi - 10:16 Lenfomada erken teşhis uyarısı: Belirtileri göz ardı etmeyin 15 Eylül Lenfoma Farkındalık Günü çerçevesinde açıklamalarda bulunan Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Yöney, lenfomanın bağışıklık sistemi hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türü olduğunu belirterek, erken teşhisin hastalığın seyrinde kritik rol oynadığını vurguladı. Özel Adatıp Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Yöney, 15 Eylül Lenfoma Farkındalık Günü çerçevesinde önemli açıklamalarda bulundu. Lenfomanın erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebildiğini vurgulayan ve belirtilerine dikkat çeken Yöney, "Halsizlik, açıklanamayan kilo kaybı, ateş, gece terlemesi ve boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde oluşan şişlikler, lenfomanın en sık görülen belirtilerindendir. Bu belirtileri fark eden bireylerin vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurması gerekir" dedi. Tedavi sürecine değinen Prof. Dr. Yöney, "Lenfoma teşhis edildiğinde kemoterapi, radyoterapi veya kişiye özel tedavi yöntemleriyle yüksek oranda başarılı şekilde yönetilebiliyor. Ancak belirtiler göz ardı edilirse tedavi süreci daha karmaşık hale gelebilir" diye konuştu. Prof. Dr. Yöney, toplumda farkındalığın artırılmasının önemine de dikkat çekerek, "Lenfoma Farkındalık Günü, hem bilinçlenmek hem de erken teşhisin ve uygun tedavi yöntemlerinin hayat kurtarıcı olduğunu hatırlamak için büyük bir fırsattır. Düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, hastalığın etkilerini azaltmada önemli rol oynar" ifadelerini kullandı.
Uzmanından uyarı: "Aileler empati kurmalı, sabırlı olmalı"
15 Eylül 2025 Pazartesi - 10:06 Uzmanından uyarı: "Aileler empati kurmalı, sabırlı olmalı" Yeni eğitim-öğretim yılında ailelere tavsiyelerde bulunan Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir, "Aileler empati kurmalı, sabırlı olmalı. Unutmamak gerekir ki her çocuk farklıdır. Sabır, sevgi ve anlayış en güçlü araçlarınızdır" dedi. Çocukların özellikle okula yeni başladıkları dönemde yaşadığı kaygının hem akademik başarıyı hem de sosyal gelişimi olumsuz etkileyebileceğini vurgulayan Büyük Anadolu Hastaneleri Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir, "Okul kaygısı; çocuğun okul ortamına dair yoğun stres, endişe ve korku duymasıyla ortaya çıkan psikolojik bir durumdur. Bu kaygı; akademik baskılar, sosyal ilişkilerdeki zorluklar, öğretmen beklentileri ve aileden ayrılma korkusu gibi nedenlerle tetiklenebiliyor" ifadelerini kullandı. Taşdemir, okul kaygısı yaşayan çocuklarda çeşitli belirtilerin görülebildiğini belirterek, mide bulantısı, baş ağrısı ve karın ağrısı gibi fiziksel şikayetlerin yanı sıra ağlama, huzursuzluk ve öfke nöbetleri gibi duygusal tepkilerin öne çıktığını söyledi. Davranışsal değişiklikler arasında ise okula gitmek istememe, devamsızlık ve içe kapanma görülebildiğini ifade eden Taşdemir, bu durumun dikkat dağınıklığı ve motivasyon düşüklüğü gibi akademik sonuçlara yol açabileceğini, ayrıca akran ilişkilerinden uzak durma ve yalnızlık hissi gibi sosyal etkiler oluşturabileceğini kaydetti. Okul kaygısıyla başa çıkmada ailelerin rolüne dikkat çeken Taşdemir, empati kurmanın ve çocuğun duygularını anlamaya çalışmanın önemini vurguladı. Düzenli sabah ve akşam rutininin çocuklara güven duygusu kazandırdığını, okulun olumlu yönlerini ön plana çıkaran deneyimlerin kaygıyı azaltabileceğini Dr. Akif Taşdemir, öğretmenlerle iş birliği yapmanın da çocuğun ihtiyaçlarını daha iyi anlamayı sağladığını ifade etti. Gerekli görüldüğünde profesyonel destek alınmasının önemine işaret eden Taşdemir, "Aileler empati kurmalı, sabırlı olmalı. Unutmamak gerekir ki her çocuk farklıdır. Sabır, sevgi ve anlayış en güçlü araçlarınızdır" diye konuştu.
Lenfomada erken teşhis hayat kurtarır
15 Eylül 2025 Pazartesi - 09:45 Lenfomada erken teşhis hayat kurtarır Hematoloji Uzmanı Dr. Ülkü Ozan, lenfomanın erken teşhis ile büyük ölçüde tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu vurguladı. Lenfomaların bağışıklık sistemine ait ‘lenfosit’ adı verilen beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalması ile geliştiğini ve halk arasında "lenf kanseri" olarak bilindiğini belirten VM Medical Park Bursa Hastanesi Uzm. Dr. Ülkü Ozan şunları söyledi; "Lenfositler yoğun olarak lenf nodları, dalak, timus, bademcik, kemik iliği ve kanda bulunur. Lenfomalar genellikle boyun, koltuk altı ve kasıklarda ele gelen ağrısız lenf düğümleri ile kendini gösterir. Göğüs boşluğundaki lenf nodları büyüyerek hava yollarına ve damarlara bası yaparsa nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde ve boyunda şişmeye neden olabilir. Karındaki lenf bezlerinin büyümesi, dalak ve karaciğerin etkilenmesi karında şişkinlik, ağrı, ishal ya da kabızlığa yol açabilir. Bu bölgedeki büyük lenf nodları bacaklarda ödem ve damar tıkanıklıklarına da sebep olabilir. Daha nadir olarak mide, bağırsak, kemik, beyin ve akciğer gibi lenf nodu dışı tutulumlar da görülebilir ve tutulan organa ait belirtiler ortaya çıkabilir. Bazen hastalar sadece kemik iliği ve dalak tutulumuna bağlı kansızlık belirtileri ile başvurur." Nedeni bilinmeyen yüksek ateş, aşırı gece terlemeleri, iştahsızlık, son 6 ayda vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazla istemsiz kilo kaybı ve vücutta yaygın kaşıntı gibi "B semptomlarının" da lenfomanın habercisi olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ozan, tanı süreci hakkında ise şu bilgileri verdi: "Lenfomadan şüphelenilen hastalara kan tetkikleri, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve doku tanısı için eksizyonel biyopsi yapılması önerilir. Uygun lenf nodu bulunamayan ve kansızlığı olan hastalarda kemik iliği biyopsisi ile de tanı konabilir. Sinir sistemi tutulumu şüphesi olan hastalarda beyin omurilik sıvısının değerlendirilmesi de yapılabilir." Lenfomaların Hodgkin ve Non-Hodgkin olmak üzere iki ana grupta sınıflandırıldığını belirten Uzm. Dr. Ülkü Ozan, "Hodgkin lenfomalar, çocukluk çağı kanserlerinde ikinci sırada yer alır ve en sık 20-40 yaş arası genç erişkinlerde görülür. Toplumda 100 bin kişide 2-3 oranında rastlanır. Non-Hodgkin lenfomalar ise tüm lenfomaların yüzde 85’inden fazlasını oluşturur, genellikle orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkar ve 30-40 alt tipi bulunur. Hastalığın tedavisi lenfomanın alt tipine, evresine ve hastanın genel özelliklerine göre belirlenir. Tedavide kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve CAR-T hücre tedavileri uygulanır. Yavaş seyirli lenfomalarda, klinik belirti yoksa ‘bekle-gör’ yöntemiyle hasta takip edilebilir. Tedaviye dirençli ya da nükseden olgularda kök hücre nakli de bir seçenektir" dedi. Erken teşhisin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Ülkü Ozan, "Günümüzde erken teşhis ve tedavi ile Non-Hodgkin lenfoma olgularının yüzde 80’inden fazlasında tam yanıt sağlanabilmektedir. Hodgkin lenfoma ise kemoterapiyle tam şifa elde edilen ilk kanser türü olma özelliğine sahiptir. Bu nedenle lenfoma belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden hekime başvurulmalı ve uygun biyopsi ile tanı konularak tedaviye başlanmalıdır" şeklinde konuştu.