SAĞLIK
24 Nisan 2026 Cuma - 12:51 Başkan Er: "Yılın 12 ayı haşere ve vektörlerle mücadele var" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "İnsanların sağlığını tehdit eden her türlü haşere ve vektörle mücadele çalışmaları yılın her ayında yapıyoruz" dedi. Malatya Büyükşehir Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik önemli hizmetlerinden biri olan vektörlerle mücadele hususunda 2026 yılı ilaçlama sezonuna başladı. Büyükşehir Belediyesi, yılın her döneminde sürdürdüğü ilaçlama çalışmalarıyla vatandaşların daha sağlıklı ve huzurlu bir çevrede yaşamlarını sürdürülebilmeleri adına büyük bir gayret gösteriyor. Özellikle havaların ısınmasıyla artış gösteren vektörlere karşı mücadele çalışmaları, modern yöntemler ve güçlü ekipman desteğiyle yürütülmesi adına hazırlıklar tamamlandı. Bu kapsamda 61 kişilik uzman kadro ve 26 araçtan oluşan güçlü ekipmanlarla Büyükşehir Belediyesi, Malatya merkez, 13 ilçe ve 719 mahallede kesintisiz ilaçlama hizmeti vermeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi hizmet binası önünde 2026 yılı ilaçlama sezonunun başlamasıyla ilgili açılış programı düzenlendi. Programda Konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, insanların sağlığını tehdit eden her türlü haşere ve vektörle mücadele çalışmalarını Büyükşehir Belediyesi olarak yılın 12 ayı gerçekleştirdiklerini söyledi. "Yaşam kalitesini artırmak için vektörlerle mücadele çok önemli" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, 2026 yılı ilaçlama sezonunun açılışında yaptığı konuşmada, Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak önceliklerinin insan sağlığını korumak ve insanların yaşam kalitesini artırmak olduğunu ifade etti. Vektörlerle mücadelenin insanların yaşam kalitesini artırması noktasında çok önemli olduğuna dikkati çeken Başkan Er, "İnsanların sağlığını tehdit eden her türlü haşere ve vektörle mücadele çalışmaları yılın her ayında yapıyoruz. 12 ay mücadele var. Yaz geldi diye bir farkındalık oluşuyor ama kış boyunca larva ile mücadele yapıldı. Bundan sonrada uçkun ile sahada mücadele edilecek" dedi. "Dron ile ilaçlama yapıyoruz" Geçmişte dumanla yapılan vektörle mücadelenin olduğunu hatırlatan Başkan Er, şunları kaydetti: "Araç geçtiği zaman her tarafta "İşte bak ilaçlama yapılıyor" denilirdi. İnsanlar buna alışkın oldukları için "İlaçlama yapılmıyor" diyorlar ama her sokak ve mahalle ilaçlanıyor. O eski alışkanlık mazotlu, yakıtlı ve dumanlı bir ilaçlama değil daha sağlıklı, çevreyi rahatsız etmeyecek bir ilaçlama yöntemi uyguluyoruz. Bir kere bu araçlarımızla ilaçlama çalışmalarımız var. Dron ile ilaçlama yapıyoruz. Ormanlık, ulaşılması zor olan alanlarda, dağlık ve bataklık olan yerlerde de dron ile ilaçlama yapıyoruz. Yani teknolojinin bize verdiği imkanlarla ilaçlama çalışmalarını yürütüyoruz." "61 uzman ekibimiz 26 araçla sahada olacak" Büyükşehir Belediyesi’nin mücadelesinin yanında vatandaşların da buna katılımının önemli olduğunu dile getiren Başkan Er, "Evlerin etrafındaki su birikintileri ve çöplere karşı herkes duyarlı olursa arkadaşlarımız daha çok efor sarf edecek, daha çok yeri ilaçlayacak ve insanlarımız daha huzurlu olacak. Bir de ahırların şehrin dışına çıkarılması lazım. Vatandaşlarımızın duyarlılığı bu konuda çok önemli. Gördüklerini çağrı merkezimize bildirmelerini istiyoruz. Biz dikkat ediyoruz. Farkında olmadan saha içinde görmediğimiz alan varsa vatandaşlarımız çağrı merkezini arayıp, haberdar edebilirler. 61 uzman ekibimiz ve 26 aracımızla Malatya’nın her tarafında hummalı bir şekilde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Geçen sene ilaçlamada iyiydik. Bu sene de Allah’ın izniyle sıfıra doğru arkadaşlarımız çok büyük gayret gösteriyorlar" diye konuştu. "Kapıkaya’da çöp döküm sahasının ihalesini yaptık" Başkan Er, çevreye büyük önem verdiklerine dikkati çekerek, şunları ifade etti: "Biz sadece deprem yaralarını sarmıyoruz geleceğin Malatya’nın inşa ediyoruz diyoruz. Bu imar ve ihya hizmet açısından böyle. Kapıkaya’da çöp döküm sahasının ihalesini yaptık. 5-6 ay içerisinde inşallah orası hayata geçirilecek. Yeşil, çevreci ve akıllı bir şehrimiz olsun istiyoruz. O nedenle geleceğin Malatya’sını inşa etme yolunda hepimize ayrı ayrı görevler düşüyor." Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in konuşmasının ardından ’2026 yılı ilaçlama sezonu’ ile ilgili bilgilendirme yapıldı.
24 Nisan 2026 Cuma - 12:40 Gercüş’te sağlık ekiplerinden köy köy "aşı" seferberliği Batman’ın Gercüş ilçesinde sağlık ekipleri kapı kapı gezerek çocukların bağışıklık sistemini güçlendiriyor. "Aşı Haftası" kapsamında kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlara ulaşmayı hedefleyen Toplum Sağlığı Merkezi doktor ve hemşireleri, kapı kapı gezerek çocukların bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Aşılamanın önemine dikkat çeken Hemşire Gülistan Ülker, "Kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlarımıza yerinde hizmet götürüyoruz. Bakanlığımızın yayınladığı aşı uygulama takvimine sadık kalarak, ulusal kampanya dahilinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bağışıklığı sağlayarak çocuklarımızı komplikasyonlardan ve ciddi hastalıklardan korumak’’ dedi. Ülker, geçmişte aşı yetersizliği nedeniyle yaşanan çocuk ölümlerine ve kalıcı hastalıklara değindi. Ülker, "Eskiden bu imkanlar yokken çocuklar çok ağır hastalıklar geçiriyor, hatta hayatını kaybedebiliyordu. Bugün ise kızamık ve çocuk felci gibi ciddi risklere karşı koruma sağlıyoruz. Çocuklarımızın hasta olmaması ve sağlıklı büyümeleri için buradayız’’ diye konuştu. Sağlık hizmetinin ayaklarına kadar gelmesinden duydukları memnuniyeti dile getiren köy sakinleri ve veliler, uygulamadan dolayı yetkililere teşekkür etti. Devletin sunduğu bu hizmetin çok kıymetli olduğunu belirten vatandaşlar, "Hocalarımız kapımıza kadar gelip çocuklarımızın sağlığıyla ilgileniyor. Allah devletimize zeval vermesin" diyerek memnuniyetlerini ifade etti.
Osmanlı’dan esinlenen yöntemle 11 yılda 800 bağımlı genci hayata döndürdüler
12 Eylül 2025 Cuma - 09:47 Osmanlı’dan esinlenen yöntemle 11 yılda 800 bağımlı genci hayata döndürdüler Kendi çocuklarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gören ve uygulanan tüm tedavi yöntemlerinden olumlu sonuç alamayan iki baba, Osmanlı dönemindeki tedavi yöntemini keşfederek önce kendi evlatlarını iyileştirdi. Şimdi ise aynı durumda olan ailelere ve gençlere umut olmaya devam ediyorlar. Isparta’da kurdukları Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına uygulanan hamam tedavisinden esinlenerek sauna ve çeşitli aktivitelerle ilaçsız tedavi sunuyor. Bu yöntem sayesinde 11 yılda 800’den fazla kişi bağımlılıktan kurtuldu. Isparta’da 2014 yılından itibaren faaliyet gösteren Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), madde bağımlılarını ilaçsız tedavi eden özel bir iyileştirme merkeziyle dikkat çekiyor. Türkiye’nin ilklerine imza atan derneğe başvuran bağımlılar, at bakıcılığı, kütüphane, hobi bahçesi, ahşap ve demir atölyesi, oyun salonu ve su terapisi gibi etkinliklerle sosyal hayata kazandırılıyor. Merkez, AMATEM ve benzeri kuruluşların uyguladığı ilaç tedavisini reddediyor. Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına hamam yöntemiyle uygulanan tedaviden ilham alan dernek, günümüz teknolojisini kullanarak sauna yöntemiyle 6 ay süren bir iyileştirme süreci yürütüyor. Başarı oranının yüzde 70’e ulaştığı merkezde bugüne kadar 800’den fazla genç, madde bağımlılığından kurtularak meslek sahibi oldu. Evlatlarını kurtarma mücadelesinden doğan umut Derneğin kuruluş hikâyesi de ise İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, kendi evlatlarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gördüklerinde pek çok tedavi yöntemini denedi ancak sonuç alamadı. Katıldıkları bir etkinlikte Osmanlı dönemindeki hamam tedavisinden ilham alan iki baba, apartmanlarının deposuna kurdukları basit bir sauna sistemiyle ilk 6 kişilik bağımlı grubunu 6 ayda iyileştirmeyi başardı. Bu başarının ardından derneği büyüterek, kendi acılarından doğan bu yöntemle başka ailelere de umut kapısı araladılar. Acıdan doğan bir umut hikâyesi UYUMDER’de tedavi olduktan sonra yaklaşık 3 yıldır gönüllü olarak eğitmenlik yapan Mustafa Sarı, "UYUMDER, 11 yıl önce küçük bir depoda, iki evladıyla sınanmış iki baba tarafından, kendi yaşadıkları acılardan yola çıkılarak kuruldu. Daha sonra yapılan çalışmaları gören Isparta Valiliği’nin de destekleriyle derneğimiz, Isparta-Eğirdir Karayolu’nda yaklaşık 52 dönümlük bir araziye taşındı. Kuruluş hikâyesi şöyle: Kurucularımız İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, evlatlarının sigara bile içmediğini düşünürken bir anda onların madde bağımlısı olduğunu öğrendi. Birçok yöntem denemelerine rağmen sonuç alamadılar. Katıldıkları bir seminerde Osmanlı döneminden kalma bir tedavi yöntemini duyduktan sonra bu yöntemi denemeye karar verdiler. Dernek ilk olarak bir apartmanın bodrum katında kuruldu. İlk 6 kişiyle başladılar ve çok zor, çok acılı bir dönemden geçtiler. Daha sonra buranın yetersiz geldiğini anlayınca Gölcük Tabiat Parkı civarında daha büyük bir alana geçerek ilk sauna sistemini orada başlattılar" ifadelerini kullandı. Asırlık yöntemle ilaçsız tedavi Sauna programının Osmanlı dönemine dayandığını belirten Sarı, "O dönemde şarap bağımlıları ve Müslüman olmayı seçen Hristiyanlar, bağımlılıklarından kurtulmak için hamama girerek vücuttaki maddeleri terleme yoluyla atıyorlardı. Biz de burada tamamen geçmişe dayalı bu yöntemi uyguluyoruz. Dışarıda AMATEM veya başka kuruluşların kullandığı ilaç tedavisini kesinlikle uygulamıyoruz" şeklinde konuştu. 18 yılın izleri, 24 günde temizleniyor Derneğin, Türkiye’de ilk ve tek ilaçsız tedavi merkezi olduğunu söyleyen Sarı, "Sauna programımızda 21 ile 24 gün arasında, kullandığımız vitaminlerin de desteğiyle, vücuttaki bağımlılık maddelerini detoks yöntemiyle temizliyoruz. Bazı maddelerin 18 yıl boyunca vücuttan atılmadığı bilinir, biz bu tedaviyle 21-24 günde bu maddeleri sauna yoluyla atabiliyoruz. Başarı oranımız yüzde 70’tir. Kimse ‘yüzde 100 başarı’ iddiasında bulunamaz, böyle bir şey yoktur. Altı aylık tedavi programımızı adım adım uyguladığımızda başarı ortalaması yüzde 70’tir. Yüzde 30’luk başarısızlık oranı ise genellikle kişilerin istikrarsızlığından kaynaklanır. ‘Annem için geldim, babam için geldim, evlatlarım için geldim’ diyerek isteksiz gelen arkadaşlarımız olabiliyor. Bu nedenle zaman zaman başarısızlık yaşanıyor" dedi. Gençlerin hayatına dokunmak için destek çağrısı UYUMDER olarak maddi sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Sarı, "Biz Isparta’da Valilik onaylı bir tedavi merkeziyiz ve tamamen ücretsiz hizmet veriyoruz. Ancak gelen arkadaşlarımıza her zaman yeterli imkân sağlayamıyoruz. Örneğin, kuru bakliyatımızı bile Ankara’dan kendi aracımızla temin ediyoruz. Devletimiz her zaman yanımızda, Allah razı olsun, ama biz büyüklerimizin, belediyemizin ve halkımızın desteğinin her zaman omuzlarımızda olmasını istiyoruz. Buradaki yatak kapasitemiz 50 kişi fakat maddi imkânsızlıklar nedeniyle şu anda 20-25 gence destek olabiliyoruz. Belediyemiz, Valiliğimiz ve iş insanlarımız bize destek verirse, sadece 25 değil 50 gencimizi aynı anda tedavi edebilir ve sahip çıkabiliriz" ifadelerini kullandı.
Kütahya’da dev guatr ameliyatsız tedavi edildi: Yüzde 90’dan fazla küçülme oldu
12 Eylül 2025 Cuma - 09:15 Kütahya’da dev guatr ameliyatsız tedavi edildi: Yüzde 90’dan fazla küçülme oldu Kütahya Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesi Girişimsel Radyoloji Biriminde olağanüstü büyüklüğe ulaşan guatr, mikrodalga ablasyon yöntemiyle tedavi edilerek yüzde 90’dan fazla küçülme gerçekleştirilerek büyük bir başarıya imza atıldı. Mikrodalga ablasyon yöntemi hakkında açıklamalarda bulunan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Korkmaz, " Girişimsel Radyoloji olarak, dev guatrı nedeniyle İzmir’den bize başvuran hastamız, nefes almakta güçlük, yutkunmada zorluk, fiziksel görünüm bozukluğu ve buna bağlı özgüven kaybı şikâyetleriyle çok zor günler geçiriyordu. Hastamızın önce biyopsisini yapıp sonuçlarını bekledik. Biyopsi sonuçlarından sonra mikrodalga ablasyon işlemine uygun olduğuna karar verdik. Hastamıza bu yöntemi detaylıca anlattık ve kabul etmesiyle birlikte işlemin planlamasını yaptık. İşlem günü yaklaşık 1 saat süren, ameliyatsız ve sadece iğne deliğinden uygulanan mikrodalga ablasyon ile tedavisini gerçekleştirdik. Hastamıza yapılan işlemin ardından 6 ay sonra geldiği kontrolünde guatrında yüzde 90’dan fazla küçülme sağlandığını gördük. Nefes darlığı ve bası şikâyetleri tamamen kayboldu, görünümü normale döndü. Hastamız şimdi çok mutlu. Kendisi, " Artık rahat nefes alabiliyorum, özgüvenim yerine geldi" diyor" diye konuştu. "Hastalara umut olmaya devam ediyoruz" 1000’in üzerinde vaka tecrübesiyle girişimsel radyolojinin gücüyle hastalara umut olmaya devam ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Korkmaz, " Merkezimize Türkiye’nin dört bir yanından; tiroid, paratiroid, meme, karaciğer ve böbrek tümörleri için hastalar geliyor ve ameliyatsız şifa buluyor. Ayrıca, kliniğimizde sadece hastalar değil, yurtiçi ve yurtdışından gelen hekimler de bu konuda eğitim alıyor. Böylece mikrodalga ablasyon tedavisinin ülkemizde ve dünyada daha yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz" dedi. "Tiroid nodülü ve mikrodalga ablasyon tedavisi nedir? Tiroid nodülleri, tiroid bezinde oluşan ve hastalarda hem kozmetik hem de fonksiyonel problemlere yol açabilen oluşumlardır. Mikrodalga ablasyon, bu nodülleri cerrahi müdahale gerektirmeden (ameliyatsız) etkili bir şekilde tedavi eder. Mikrodalga enerjisi ile nodül dokusu hedef alınarak, hücrelerin kontrollü bir şekilde ısıtılıp yok edilmesi sağlanır. Bu yöntem, cerrahiye gerek kalmadan yapılabilmesi sayesinde hastaların hızlıca günlük yaşantılarına dönmelerine imkan tanır.
7 yıldır yürüyemeyen hasta, 9 günde sağlığına kavuştu
11 Eylül 2025 Perşembe - 21:24 7 yıldır yürüyemeyen hasta, 9 günde sağlığına kavuştu Kastamonu’da 40 yaşında başlayan hastalığı sebebiyle 7 yıldır yürüyemez hale gelen hasta, 9 gün süren tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Kastamonu’da yaşayan 67 yaşındaki Safiye Kuru, 40 yaşında başlayan rahatsızlığı sebebiyle 60 yaşından itibaren yürüyemez hale geldi. 7 yıldır desteksiz yürüyemeyen Safiye Kuru, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nörololoji Ana Bilim Dalı Kliniğinde muayene oldu. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk tarafından yapılan muayene sonrasında Kuru’ya "multiple skleroz" hastalığı tanısı konuldu. Ameliyata alınan Kuru, 9 günlük hastane yatışında kortikosteroid tedavisi edildi. 67 yaşındaki Safiye Kuru, tedavisinin üçüncü gününde yürümeye başladı. Sağlığına kavuşmanın sevincini yaşayan Safiye Kuru, kendisini tedavi ederek tekrardan yürümesini sağlayan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk’e teşekkür etti. "Kliniğimiz hastalara umut oluyor" Safiye Kuru’nun tedavi süreciyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk, "İlerleyen yaşlarda multiple skleroz ani olmayan güç kayıpları, halsizliklerle ve uyuşmalarla yavaş ilerleyip hastalığın teşhis edilmesini güçleştiriyor. Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanemiz Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığımızda gerekli tedavi ve ameliyatlarla hastalarımızı yeniden sağlığına kavuşturuyoruz. Hastanemiz bu anlamda Kastamonu’ya umut oluyor" dedi.
Hekimsen Başkanı Kurban: "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak"
11 Eylül 2025 Perşembe - 16:48 Hekimsen Başkanı Kurban: "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak" Hekimsen Genel Başkanı Uzman Doktor Adil Kurban, "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak. Bu şekilde hekimler hastaya daha çok vakit ayırabilecek" dedi. Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Kurban, hazırlanan yeni yasa tasarısı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kurban, yasa tasarısının sağlık sisteminde huzuru ve adaleti tesis edeceğini belirterek, hem hekimleri hem de vatandaşları rahatlatacağını ifade etti. Aynı zamanda Adil Kurban, düzenleme ile sağlık giderlerinin azaltılacağını, tıbbi hataların da önüne geçileceğini açıkladı. "Bu kurum, dünya hekimlerini bir araya getirecek" Yasa tasarısının 2 yıllık bir süreç içerisinde, hekimler ve destek verecek kesimler tarafından hazırlandığını dile getiren Kurban, "Son birkaç bölümde çok spesifik, uzmanlaşmış insanlardan ayrıca destek aldık. Türkiye’deki sağlık sisteminde huzuru sağlayacak, adeta barışı tesis edecek, hiyerarşik olarak hakkaniyetli bir dağıtım getirecek. Maaşlarda da, mesela başımızda hiçbir zaman marjinal güçlerin işgal ettiği Sivil Toplum Kuruluşları (STK) bu şekilde olmayacak. Kısmen Tabipler Birliği, bütün ekipler tarafından temsil edilecek. Deontoloji, bizim tıp ahlakımızı ilgilendiren, zanaatımızı anlatan bir ifade, bir bilim dalıdır. Deontoloji bölümüyle tüm dünyada aslında bakarsanız bir süre sonra hekimlerin ‘Deontoloji Birliği’ kurma çabaları gerçekleşecek. Bu kurum, dünya hekimlerini bir araya getirecek. Bu da ne sağlayacak? Dünya barışına çok büyük katkısı olacak" ifadelerini kullandı. "Emekli olduklarında maaşla ne ev ne araba alabilirler" Dünya barışı üzerinde hekimlerin çok büyük etkisi olacağını aktaran Kurban, "Çalışmamızda Hekimsen Sendikası olarak devleti temsil etmiyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu’nu da (SGK) temsil etmiyoruz. Devletin bir kurumu da sadece değiliz. STK bağlamında da eskiden, 40-50 yıl önceye kadar insanlar emekli oldukları zaman aldıkları maaşla ev alabilirlerdi, araba alabilirlerdi ya da çocuklarını evlendirebilirlerdi. Şimdi emekli olduklarında maaşla ne ev ne araba alabilirler. En fazla ikinci el bir araba alabilirler. Bunu da bir kenara bırakın, kendi çocuklarını evlendirecek olsalar kendilerine para kalmaz. Bu şekilde bir durum söz konusu" dedi. "Sağlık çalışanlarının bir gelecek kaygısı olmasını istemiyorum" Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) tarzında bir yapılanmayı sendika bünyelerinde kurmak istediklerini anlatan Kurban, "Bu bir örnek teşkil edecek. Bu bağlamda, OYAK gibi yapılanmaya giden bir arkadaşım, 300-400 bin gibi girdiği yerden, emekli olduğunda 3-4 milyon para alarak çıkacak. Şu an sağlık çalışanlarının bir gelecek kaygısı olmasını istemiyorum, ümitsiz olmalarını istemiyorum. Ülke dışında çalışmayı hayal etmelerini de istemiyorum. Kendi ülkelerinde mutlu olabileceklerini görüyorum ve biliyorum. Bunun için bu yasa tasarısı hazırlandı" şeklinde konuştu. "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak" İlaç kullanımın ve sağlık giderlerinin azalacağına dikkati çeken Kurban, "Bu yasa tasarısı içerisinde öyle bölümler var ki, mesela malpraktis hekimlerin korkacak bir durumu kalmadı. Devletimiz de bu işten çok karlı çıkacak, milletimiz de karlı çıkacak ve tıbbi hatalar azalacak. Sonuçta bundan kim zarar edecek derseniz, kavga çıkmasını isteyenler, huzursuzluk çıkmasını isteyenler, bu millete fitne sokmak isteyenler. Bunlar bundan rahatsız olacak. Mesela bu yasa tasarısı sağlık giderlerini azaltacak. Belki yarı yarıya azaltacak. Neden azaltacak? Çünkü ilaç kullanımı azalacak. Türkiye ilaç üretecek. O da olayın başka bir yönü. Yine hekim başına düşen hasta sayısı azalacak. Bu şekilde hekimler hastaya daha çok vakit ayırabilecek. Gereksiz tetkik de istemeyecekler, bundan sonra daha az isteyecekler. Biz aslında gereksiz yapılacak her şeyi sağlık sistemi içerisinde temizlemeye çalışacağız" diye konuştu.,
Karabük’te V-NOTES yöntemi ile ameliyat dönemi başladı
11 Eylül 2025 Perşembe - 16:34 Karabük’te V-NOTES yöntemi ile ameliyat dönemi başladı Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde, modern tıbbın en yeni cerrahi tekniklerinden biri olan V-NOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) yöntemiyle ameliyatlar başarıyla uygulanmaya başlandı. Hastane yönetimi tarafından temin edilen tıbbi cihaz ve sarf malzemeleriyle, uygulanmaya başlanan yöntem kapsamında şu ana kadar rahim sarkması, yumurtalık kisti ve rahim alınması gibi şikayetlerle başvuran 50 hasta sağlığına kavuştu. Karın bölgesinde kesi yapılmadan, vajinal yoldan özel portlar ve laparoskopik aletler yardımıyla gerçekleştirilen V-NOTES yöntemi, daha az ağrı, izsiz iyileşme, düşük enfeksiyon riski ve kısa sürede taburculuk gibi avantajlar sağlıyor. Yöntem sayesinde birçok jinekolojik operasyon estetik açıdan da iz bırakmadan tamamlanabiliyor. Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan, yaptığı açıklamada, uygulamanın hasta konforunu önemli ölçüde artırdığını belirtti. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde görev yapan uzman hekimleri ve sağlık çalışanlarını tebrik eden Doğan, "Karabük’ün sağlığı için gece gündüz fedakârca çalışan, özverili ve nitelikli hizmetleriyle her zaman fark oluşturan kadın doğum uzmanlarımızı, klinik çalışanlarımızı, ameliyathane anestezi ekibini ve cerrahi hemşirelerimizi tebrik ediyor; başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Meme estetik cerrahisinde ideal dönem sonbahar ve kış ayları
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:47 Meme estetik cerrahisinde ideal dönem sonbahar ve kış ayları Meme estetik cerrahisinde sonbahar ve kış aylarının en ideal dönem olduğuna dikkat çeken Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz Solmaz, "Bu dönemde yapılan operasyonlar, kadınlara bir sonraki yaz sezonuna kadar tam iyileşme süresi tanıyor" dedi. Meme estetiğinin, günümüzde kadınların en çok tercih ettiği estetik cerrahi işlemler arasında yer aldığı ifade edildi. Göğüslerin şekil, boyut ve simetrisinde yaşanan sorunların düzeltilmesine yönelik yapılan bu operasyonların, yalnızca estetik kaygıları gidermediği, aynı zamanda psikolojik ve fiziksel rahatlığı da beraberinde getirdiğine dikkat çekildi. Ayrıca göğüslerde görülen şekil farklılıklarının, büyüklük sorunları, sarkmalar veya asimetriler kadınların yalnızca sağlığını değil, özgüvenini de olumsuz etkileyebildiği kaydedildi. Medline Adana Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz Solmaz’da, meme estetik operasyonlarının kişinin kendine olan güvenini artırdığını belirterek, yazın bitmesi ile birlikte bu işlemler için uygun zamanların da yaklaştığını söyledi. "Amaç doğal bir görünüm elde etmek" Meme estetiğine olan ilginin son yıllarda oldukça arttığına değinen Dr. Güllü Korkmaz Solmaz, "Kadınların bu ameliyatları tercih etme nedenleri farklılık gösteriyor. Kimi doğuştan gelen küçük göğüslerinden rahatsız olurken, kimi doğum ya da kilo değişiklikleri sonrası sarkma ve hacim kaybı nedeniyle başvuruyor. Bazı hastalar ise iki göğüs arasındaki belirgin boyut farkını gidermek istiyor. Buradaki ortak amaç ise doğal görünümlü ve kişinin bedenine uyumlu bir sonuç elde etmek oluyor. Meme cerrahisi dendiğinde toplumda akıllara genellikle küçültme ameliyatları geliyor. Oysa ki göğüs büyütme, toparlama ve asimetri düzeltme işlemleri sık uygulanan yöntemler olarak öne çıkıyor. Büyütme ameliyatlarında genellikle silikon implantlar veya kişinin kendi yağ dokusu kullanılıyor. Küçültme operasyonları ise özellikle boyun ve sırt ağrısından şikâyet eden kadınlar için sağlık açısından büyük fayda sağlıyor. Sarkma şikâyetiyle gelen hastalarda ise toparlama ameliyatlarıyla daha dik ve estetik bir görünüm elde ediliyor" diye konuştu. "Doktor ile hasta iletişimi önem kazanıyor" "Başarılı bir sonuç için ameliyat öncesinde doğru planlama, gerçekçi beklentiler ve hasta ile cerrah arasındaki iletişim önem kazanıyor" diyen Dr. Solmaz, "Her hastanın beklentisi farklı olduğundan doktorun belki de en önemli görevi, kişinin vücut yapısına ve ihtiyaçlarına en uygun sonucu planlamak ve bunu hastaya doğru ifade etmek oluyor. Bir diğer önemli konu ise ameliyat için doğru zamanı seçmektir. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların, doğum ve emzirme süreçlerinden sonra operasyon yaptırmaları en doğru tercih olarak öne çıkıyor. Bu sayede hem elde edilen sonuçlar daha kalıcı oluyor hem de operasyon sonrası yaşanabilecek şekil değişikliklerinin önüne geçiliyor" şeklinde konuştu. "Sonbahar ve kış iyileşme için süre tanıyor" Dr. Solmaz açıklamasının devamında, "Meme estetik cerrahisi her mevsim yapılabilir ancak özellikle sonbahar ve kış ayları en ideal dönem oluyor. Bu dönemde yapılan operasyonlar, kadınlara bir sonraki yaz sezonuna kadar tam iyileşme süresi tanıyor. Serin hava, iyileşme sürecini daha konforlu kılarken; kalın kıyafetler bandaj ve özel giysilerin gizlenmesini kolaylaştırıyor. Ayrıca bu dönemde güneşe maruziyetin azalması, izlerin daha sağlıklı iyileşmesine katkı sunuyor. Meme estetiği sonrası iyileşme süreci de kişiden kişiye değişiyor. Hastalar genellikle 1-2 hafta içinde günlük yaşama dönebilir ancak tam iyileşme süresi yapılan işleme göre değişiklik gösterir. Her ameliyatta olduğu gibi enfeksiyon, yara izi, implant ile ilgili sorunlar veya his değişiklikleri gibi riskleri bulunmaktadır. Bu süreçte doktor önerilerine uymak, düzenli kontrole gitmek ve sabırlı olmak önem kazanıyor" ifadelerini kullandı.
Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:33 Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kemal Kayaokay, kireçlenme ve eklem kıkırdağı hasarlarında kök hücre tedavisinin, cerrahiye alternatif etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Kayaokay, "Vücuttan alınan kök hücreleri özel işlemlerle hazırlayıp problemli ekleme enjekte ediyoruz. Böylece doğal bir iyileşme sürecini başlatıyor ve daha etkili olmasını sağlıyoruz" dedi. Yaşam süresinin artması ve insanların hayata daha aktif katılması ile Toplumda diz ve eklem rahatsızlıklarının giderek arttığını vurgulayan Doç. Dr. Kayaokay, özellikle Kondromalazi (kıkırdakta aşınma), kireçlenme (osteoartrit), menisküs yırtıkları ve kıkırdak hasarlarında kök hücre tedavisinin başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Kayaokay, "Kök hücre, vücudun kendi kendini onarma potansiyelinden faydalanarak hasarlı dokunun yeniden yapılandırılmasına yardımcı oluyor. Bu yöntem, cerrahi dışı çözüm arayan hastalar için önemli bir seçenek sunuyor" dedi. Ağrıyı azaltıyor, hareket kabiliyetini artırıyor Son yıllarda yapılan Yurtiçi ve yurtdışı klinik çalışmaların, kök hücre tedavisinin ağrı kontrolünde ve hareket kabiliyetini artırmada etkili olduğunu gösterdiğini ifade eden Kayaokay, "Özellikle başlangıç ve orta düzeydeki vakalarda kıkırdak yenilenmesini destekliyor, eklemdeki iltihabı azaltıyor ve hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor" diye konuştu. Her hastaya uygun değil Her tedavinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Kayaokay, "İleri düzey kireçlenmelerde veya ciddi yapısal bozukluklarda kök hücre yeterli olmayabilir. Genç yaşta spor yapan bir hastadaki kıkırdak lezyonu ile ileri yaşlardaki hastalardaki kıkırdak lezyonlarının hastaya göre değerlendilmesi gerekir.Bu nedenle hastayı detaylı şekilde değerlendirip en doğru tedavi planını kişiye özel hazırlıyoruz" dedi. Erken tanı hayati Geçmeyen diz, kalça veya ayak bileği ağrısı olanları uyaran Kayaokay, sözlerini şöyle tamamladı: "Yürürken zorlanıyor , günlük hareketleriniz kısıtlanıyorsa ya da spor yaparken ağrılarınız artıyor ise vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurun. Kıkırdak hasarları menisküs lezyonları gibi birçok eklem hastalığını ilerlemeden Kök hücre tedavisiyle kontrol altına almak mümkün. Erken tanı, kalıcı hasarı önlemenin anahtarıdır."
Güven Sağlık Grubu 50. yılında ‘Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü’nü çocuk şenliği ile tanıttı
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:21 Güven Sağlık Grubu 50. yılında ‘Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü’nü çocuk şenliği ile tanıttı Güven Sağlık Grubu, 50. Kuruluş yılında Güven Hastanesinde doğan çocuklar için özel olarak kurgulanan ‘Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü’nü çocuk şenliği ile tanıttı. Güven Hastanesi Genel Müdürü Uzm. Dr. Hakkı Akman, "Çocuklar bizim ayrılmaz parçamız" dedi. Güven Sağlık Grubu, 50. kuruluş yılını yalnızca sağlık hizmetlerinde değil, toplumsal katkı projelerinde de özel adımlarla taçlandırıyor. Bu kapsamda hayata geçirilen, dünyaya Güven Hastanesi’nde "merhaba" diyen çocuklara özel olarak kurgulanan "Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü", düzenlenen Çocuk Şenliği ile tanıtıldı. Çocuk Şenliği’nde minikler, yaş gruplarına özel atölyelerde fikir üretme yeteneklerini ortaya koyarken, güvenli oyun alanlarında doyasıya eğlendi. Zeka geliştirici oyunlar, sanat çalışmaları, spor aktiviteleri ve eğitici atölyelerle dolu program, çocuklara keyifli anlar yaşattı. Etkinlik boyunca aileler ve çocuklar birlikte vakit geçirmenin mutluluğunu yaşadı. "Çocuklar bizim ayrılmaz parçamız" Etkinliğin açılışında konuşan Güven Hastanesi Genel Müdürü Uzm. Dr. Hakkı Akman, çocukların sağlık grubunun vizyonundaki önemine dikkati çekerek, "Çocuklar Güven Sağlık Grubu’nun ayrılmaz bir parçasıdır. 50. yılımızda sadece hastalıkların tedavisine odaklanmak değil, sağlıklı büyümeyi destekleyen bütüncül bir yaklaşımı kurumsal bir yapıya dönüştürmek istedik. Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü ile gebelikten başlayarak 18 yaşına kadar çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimlerini bilimsel temelde desteklemeyi hedefliyoruz" dedi. Uzm. Dr. Akman ayrıca, kulübün yalnızca çocuklara değil ebeveynlere de rehberlik eden bir yapıya sahip olduğunun altını çizerek, "Anne ve babaların bilinçlenmesi, çocukların sağlıklı büyümesi için en önemli adımdır. Bu nedenle kulübümüzde hem çocuklara özel atölyeler hem de ebeveynlere yönelik bilgilendirme programları yer alıyor" ifadelerini kullandı. Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü, yalnızca Güven Hastanesi’nde doğan çocuklara özel olarak hayata geçirildi. Kulüp, gebelikten başlayarak 18 yaşına kadar uzanan dönemde çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek üzere kurgulandı. 0-3, 4-5, 6-7 ve 8-10 yaş gruplarına göre yapılandırılan kulüp; her yaş grubu için ayrı atölyeler, oyun etkinlikleri, eğitim içerikleri ve aile katılımını teşvik eden programlar sunuyor. Böylece çocukların yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve sosyal gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlanıyor. Kulüp aynı zamanda "ilk 1000 gün" yaklaşımına da özel bir vurgu yapıyor. Gebelik dönemi ve doğum sonrası ilk iki yılın, çocuğun gelişiminde kritik bir dönem olduğuna dikkat çekilerek, bu sürece yönelik özel bilgilendirme ve destekleyici içerikler sunuluyor. Ebeveynler için hazırlanan eğitimler, seminerler ve dijital takip kolaylıkları sayesinde aileler de çocuklarının gelişim sürecine aktif olarak dahil ediliyor.