SAĞLIK
Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı 27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09:54 Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:08 Kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan Dünya Aşı Haftasında aşının önemine dikkat çeken Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aşılamanın her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtaran en başarılı, etkili ve düşük maliyetli sağlık müdahalelerinden birisi olduğunu belirtti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bu yıl "Her Nesilde Aşılar İşe Yarıyor" temasıyla kutlanan Dünya Aşı Haftası’nın, bağışıklamanın bireyler ve toplumlar üzerindeki hayati rolünü bir kez daha hatırlattığını belirten İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aşının sadece bireysel değil toplumsal bir koruma sağladığını vurguladı. Aşılama hizmetlerinin toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip olduğunu belirten Öztürk; "Her yıl Nisan ayının son haftasında kutlanan Aşı Haftası’nın amacı, aşılamanın önemi hakkında toplumsal farkındalığı artırmak ve daha fazla çocuğun ve yetişkinin aşıyla önlenebilir hastalıklardan korunmasını, bu hastalıklardan kaynaklanan sekellerin ve ölümlerin önlenmesini sağlamaktır. Bu yılki Aşı Haftası’nın DSÖ tarafından belirlenen ‘Her nesilde aşılar işe yarıyor’ teması ile aşıların; nesiller boyunca bireylerin, ailelerin, toplumların sağlığını koruduğu ve geleceğimizi güvence altına aldığı belirtilmektedir. Aşılar sayesinde geçmişte büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da kontrol altına alınmıştır. Aşılama çalışmaları, yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını koruyan güçlü bir kalkan görevi görmektedir. Bu nedenle her yaştan bireyin aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Aşı hayatı korur; kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan" İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Türkiye’de uzun yıllardır başarıyla sürdürülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında çocukluk döneminde birçok hastalığa karşı ücretsiz aşı uygulandığını vurguladı. Dünya genelinde bazı hastalıkların tamamen yok edilme aşamasına geldiğini hatırlatan Öztürk, ancak bazı hastalıkların hâlâ risk oluşturmaya devam ettiğini söyledi ve şöyle konuştu: "Ülkemizde 1981 yılından buyana Genişletilmiş Bağışıklama Programı ve çocukluk çağı aşı takviminde 13 hastalığa karşı (Difteri, Boğmaca, Tetanos, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Tüberküloz, Çocuk Felci, Hepatit-B, Hepatit-A, Suçiçeği, Haemophilus İnfluenzae, Tip B ve Pnömokoka Bağlı Hastalıklar) aşı uygulanmaktadır. İlimizde 2025 yılında Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında yaklaşık 340 bin doz aşı uygulanmıştır. İnsanlık tarihinde büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde aşılama sayesinde görülmemektedir. Aşı sadece bebek ve çocukların değil, yetişkinler, risk grubu hastalıklara sahip kişiler (Diabet, KOAH, Astım, İmmün Yetmezlik, kanser, vb), bazı meslek grupları, tetanos riskli yaralanmalar, kuduz riskli ısırıklar ve gebeler için de büyük bir önem taşımaktadır. Aşılama her birey için hayattır, her bireyin sağlıklı yaşama hakkı vardır. Çocuklarını aşılatmak ebeveynlerin en önemli sorumluluklarından biridir" dedi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:08 NEÜ Diş Hekimliği Fakültesinden uluslararası başarı Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, bilimsel etkinin önemli göstergelerinden biri olan Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerini 1.51’e yükselterek dünya ortalamasının üzerine çıktı. Uluslararası alanda elde edilen bu önemli gelişmeden ötürü büyük bir memnuniyet ve gurur duyduklarını belirten NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Diş hekimliği alanında bilimsel etkinin en güvenilir göstergelerinden biri olarak kabul edilen Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerimizin 1.51 düzeyine ulaşması, fakültemizin dünya ortalamasının belirgin ve anlamlı biçimde üzerinde bir akademik etki ürettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu sonuç, yalnızca yayın sayısındaki artışı değil; üretilen bilginin uluslararası literatürde karşılık bulduğunu, atıf aldığını ve bilimsel tartışmalara yön verdiğini göstermektedir. Ortaya konan bu başarı; güçlü akademik kadromuzun sistematik ve nitelik odaklı çalışmaları, disiplinlerarası araştırma yaklaşımımız ve uluslararası düzeyde görünürlüğü yüksek yayın politikamızın somut bir çıktısıdır. Fakültemiz, diş hekimliği alanında yalnızca bilgi üreten değil, ürettiği bilginin etkisiyle öne çıkan ve referans alınan bir araştırma ortamı olma yolunda istikrarlı biçimde ilerlemektedir" dedi. Türkiye’nin diş hekimliği alanında, uluslararası mecrada önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Dekan Tunçdemir sözlerini şöyle sürdürdü: "Elde edilen bu düzey, Türkiye’nin diş hekimliği alanındaki bilimsel üretim ve etki kapasitesinin uluslararası ortalamaların üzerinde konumlandığını güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak ve daha ileri taşımak amacıyla, bilimsel mükemmeliyet, yenilikçilik ve uluslararası iş birlikleri ekseninde çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:48 Diz protezi her zaman kalıcı mı? Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezinin hangi durumlarda uygulandığını ve ameliyat sürecinin nasıl ilerlediğini anlattı. Balıkesir, 27.04.2026 - "Diz protezinde zaman içinde oluşabilecek enfeksiyon, gevşeme veya dengesizlik gibi durumlar ikinci bir ameliyatı gerekli kılabilir" diyen Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezi hakkında açıklamalarda bulundu. Revizyon diz protezi nedir? Revizyon diz protezinin, daha önce diz protezi ameliyatı olan hastalarda yapılan protez değiştirme ameliyatı olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, bazı durumlarda eklemdeki protezin yalnızca bir parçasının değiştirilmesinin yeterli olabildiğini ifade etti. Ancak bazı hastalarda tüm protez parçalarının tamamen değiştirilmesi gerekebildiğini belirten Altıntaş, bu ameliyatın ayrıntılı bir ameliyat öncesi planlama gerektirdiğini söyledi. Revizyon ameliyatlarında özel protez setleri ve malzemeleri kullanıldığını vurgulayan Altıntaş, bu operasyonların aynı zamanda tecrübe gerektirdiğini ve iyileşme süresinin diğer diz protezi ameliyatlarına göre daha uzun olabildiğini ifade etti. Diz protezlerinin uzun yıllar sorunsuz kullanılabildiğini de belirten Altıntaş, diz protezi yapılan hastaların yaklaşık yüzde 90’ının protezlerini ortalama 20 yıl boyunca problem yaşamadan kullanabildiğini söyledi. Revizyon ameliyatı neden yapılır? Revizyon diz protezi ameliyatının en sık nedenlerinden birinin enfeksiyon olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, diz protezi ameliyatlarından sonra enfeksiyon riskinin yüzde 1’den az olduğunu ancak gelişmesi durumunda hastalarda dizde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve bazen akıntı gibi şikayetlerin görülebildiğini dile getirdi. Dizde boşluk ve dengesizlik oluşmasının da revizyon ameliyatı gerektirebilen durumlar arasında yer aldığını belirten Altıntaş, ayakta dururken, dizi hareket ettirirken veya yürürken gerekli bağ dengesi bozulduğunda dizin işlevselliğinin de bozulabileceğini ifade etti. Bunun yanında, dizde sertlik oluşmasının da revizyon ameliyatını gerektirebileceğini belirten Altıntaş, geniş kas dokusu veya dizdeki protez bileşenlerinin konumunun hareket açıklığını engelleyebildiğini söyledi. Ayrıca zaman içinde protez parçalarında aşınma ve gevşeme görülebileceğini ifade eden Altıntaş, protez çevresinde oluşan kırıkların da revizyon ameliyatı gerektirebilen nedenler arasında yer aldığını belirtti. Ameliyat nasıl yapılır? Revizyon diz protezi ameliyatının önceki diz ameliyatındaki yara izinin bulunduğu bölgeden ekleme ulaşılarak yapıldığını belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, ameliyat sırasında enfeksiyon olup olmadığının tekrar değerlendirildiğini ifade etti. Protezin hangi parçalarının yıprandığı, gevşediği veya yerinden çıktığını belirlemek için protezin metal ve plastik parçalarının detaylı şekilde incelendiğini söyledi. Kemiği korumak amacıyla protez parçalarının dikkatli bir şekilde çıkarıldığını ifade eden Altıntaş, daha önce çimento kullanılmışsa çimento artıklarının temizlendiğini belirtti. Revizyon protezi için kemik yüzeylerinin hazırlandığını kaydeden Altıntaş, önemli kemik kaybı bulunan durumlarda protezin ana bileşenlerine metal takviyeli bloklar eklenebildiğini dile getirdi. Diz protezi implantının çimentolu olarak kemiğe yerleştirildiğini ve tutunmasının sağlandığını belirten Altıntaş, ameliyatın sonunda eklem içinde birikebilecek kan ve sıvının boşaltılması için dren yerleştirildiğini, ardından eklem kapsülünün onarıldığını sözlerine ekledi.
Anjiyo ünitesi hizmete açıldı
26 Ağustos 2025 Salı - 10:51 Anjiyo ünitesi hizmete açıldı Düzce Atatürk Devlet Hastanesi bünyesinde hizmete giren Anjiografi Merkezi’nin açılışı protokolün katılımıyla gerçekleştirildi. Düzce son dönemde sağlık alanında yapılan yatırımlara bir yenisi daha eklendi. Atatürk Devlet Hastanesi bünyesinde dönemin Sağlık Bakanının desteğiyle çalışmalarına başlanan Anjiyo Merkezi açılarak Düzceliler’in hizmetine sunuldu. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi içerisinde bulunan Anjiografi Merkezi’nin açılış törenine Vali Selçuk Aslan, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, protokol üyeleri, sağlık yöneticileri ve personeli katıldı. Töreninin açılış konuşmasını yapan İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, "Düzce’de sağlık ihtiyaçlarını karşılamak ve vatandaşlara daha nitelikli ve kaliteli hizmet sunmak için çalışmaya devam ediyoruz. Bugün burada Anjiografi merkezimizin açılışını yapıyoruz bizim için çok kıymetli. Merkezimizde daha fazla sayıda hastaya hizmet vermeye devam edeceğiz. Anjiografi merkezimizin hastanemize kazandırılması konusunda desteklerini esirgemeyen tüm devlet büyüklerimize teşekkür ediyorum" dedi. "Türkiye yüzyılın Düzce için sağlık yüzyılı oluyor" Ünitenin açılışında konuşan Vali Selçuk Aslan, "Türkiye 2. Yüzyılın girdik. 2. Yüzyılda kararlı adımlarla ilerliyoruz. Sağlık yüzyılın tek derdimiz Düzce’nin sağlık konusunda ihtiyaçları birbir tespit ediliyor. Kurulan koordinasyonla ihtiyaçları alıyoruz. Bu noktada bir büyük ihtiyaç olan bu ünitesinin de hayata geçirdik. Bu ünitenin hayata geçmesinde emek veren bütün Devlet büyüklerimize teşekkür ederim" ifadelerinde bulundu. "2. Anjiyo cihazına kavuştu" Milletvekili Ayşe Keşir de; "Öncelikle hayırlı olsun diyorum. İlimiz için ihtiyaçtı. Normal şartlarda nüfusu 500 bin altındaki iller tek Anjiyografi kullanırlar. Ancak bizim ilimiz için çok büyük ihtiyaçtı. Döneminde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca döneminde karar alınmıştı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Anjiyo ünitesi için çok emek verildi" Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ise konuşmasında; "Ben bu anjiyo ünitesinin ve cihazının hikayesini biliyorum. Çok emek verildi. Ayşe Hanımın çok emeği var. Teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Protokol konuşmalarının ardından Düzce Müftü Yardımcısı Talha Demirkaya’nın yaptırdığı dua sonrası protokol üyelerinin kurdele kesimi ile açılış gerçekleştirildi. Açılışında ardından Sağlık İl Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, protokol üyelerine ünite hakkında bilgiler verdi.
Panik atağın en önemli belirtisi ’Felaket’ düşüncesi
26 Ağustos 2025 Salı - 10:37 Panik atağın en önemli belirtisi ’Felaket’ düşüncesi Panik atağın, toplumda çok sık duyulan ve çoğu kişide farklı seyreden bir durum olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atak; gelip geçici fiziksel bazı belirtilerin, kişi tarafından bir felaket gibi görülmesi neticesinde, saniyeler içinde kötüleşebilir" uyarısında bulundu. Panik atak, ortada herhangi bir tehlike unsuru veya uyaran olmamasına rağmen,endişeve yoğun korku ataklarıyla ortaya çıkan, hızlı nefes alıp verme, kalp çarpıntısı ve terleme gibi semptomlar gösterenpsikolojik bir rahatsızlık olarak biliniyor. Panik atak nedeniyle kimileri nefes alamadığını, kimilerinin kalp krizi geçireceğini veya felç olacağını düşünüp acile koştuğuna dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atak vücudun, normal durumlara ani, yoğun korku ve güçlü fiziksel tepkiler ile karşılık vermesi durumudur. Panik atak geçiren kişi çok terleyebilir, nefes almakta güçlük çekebilir ve kalbinin normalden daha hızlı attığını hissedebilir. Panik atak sırasında kişide kalp krizine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Muayene sonrası ’senin bir şeyin yok, psikiyatriye git’ cevabıyla karşı karşıya kalıyor. Böyle fiziksel belirtileri olup da hiçbir şeyi olmadığını duyan kişilerde bir kafa karışıklığı oluyor. Daha sonra ’ne yani benim bu belirtilerim kafamda uydurduğum şeyler mi’ diye sormaya başlıyor. Bunun neticesinde de ’kafada kurma’ ve ’çok büyütme’ kavramları ortaya çıkmaya başlıyor. Hayır, bu fiziksel belirtiler gerçek. Ancak çok büyük bir ihtimal kalıcı ve tahlillerle tespit edilebilecek bir hastalığa bağlı değildir" dedi. "Panik atak kabaca 20-30 dakika süren, dehşet içinde olma haliyle kalpte hızlanma, nefeste hızlanma, sıcak basması, ellerde uyuşma, karında gariplik hissi, titreme, huzursuzlukla kendini gösteren bir rahatsızlık" diyen Uzm. Dr. Ömer Öz, "Bunu ilk kez yaşayan kişi için oldukça zorlayıcı, travmatik, unutmak isteyeceği dakikalar. Ortaya çıkardığı his ne kadar dehşet verici olsa da tedavisi de aslında dallanıp budaklanmış, kronik hastalıklara göre oldukça yüz güldürücü. En berbat hissettiğiniz panik atak dahi bir şekilde sonlanıyor ve yerini sakinliğe bırakıyor" şeklinde konuştu. İnsanların panik atak yaşadıklarında hemen bunun neden yaşandığına odaklanma eğiliminde olduğunu ve sebep olabilecek bariz bir kavga, ölüm, hastalık bulamadıklarında iyice sıkışmış ve şaşırmış hissettiklerini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öz, "Her zaman stresli bir durum sonrasında panik atak belirtisi oluşmaz. Bazen masum, gelip geçici bir fiziksel belirtinin bir felaket olarak görülmesi neticesinde de saniyeler içerisinde başlayabilir. Örneğin kalbinizdeki ufak bir atım değişikliği sizin için bir kalp krizi gibi algılanmış olabilir ve dikkatinizi tamamen buraya verdiğinizde korkunuz bir anda sizi panik atağa itebilir. Neyi felaket olarak yorumladım ve bu atağı geçirdim diye düşünseniz de hızlıca akıp geçen düşüncelerinizi yakalamak her zaman mümkün olmaz. Panik atağı ortaya çıkartan şey masum, gelip geçici, her insanda olabilen basit fiziksel belirtileri, bazı ölümcül hastalıklarla eşit tutmamız ve sanki o ölümcül hastalığa yakalanmışız gibi bir davranış içerisine girmemizdir. Zihninizin söylediğiyle gerçekte olan şeyler aslında farklıdır. Panik atak sizin ölmenize ya da kalıcı, ölümcül bir hastalığa yakalanmanıza neden olmaz. Panik, korku, kaygı, mutsuzluk bunlar birer duygudur ve kendi akışına bıraktığımızda havadaki bulutlar gibi gelir geçer" diye konuştu. Panik atağın yönetilebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atağın hayatımızın önüne geçmesine izin vermeden, onu görmeyecek, gözümüzde büyütmeyecek tarzda yaşayabiliriz. Psikoterapiler ve ilaç tedavileri panik atak tedavisinde birinci sıra seçeneklerdir ve hayatınızı sınırlandırdığınız bu rahatsızlığı psikiyatrik destekle geride bırakabilirsiniz" dedi.
Çocuklarda miyopi oranı artıyor
26 Ağustos 2025 Salı - 10:36 Çocuklarda miyopi oranı artıyor Türkiye’de de çocuklarda miyopi oranı son yıllarda ciddi şekilde artarken; Sağlık Bakanlığı’nın desteklediği araştırmalara göre, 2024 yılı itibarıyla okul çağındaki çocukların yaklaşık yüzde 25’inin miyop olduğu belirtiliyor. Ailelerin düzenli göz muayenesi yaptırmaması da miyopi sürecini hızlandırıyor. Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, miyopi hakkında bilgi verdi. "Miyopi ne kadar erken yaşta başlarsa, ilerleme riski o kadar yüksek olur" diyen Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, "Çocuklukta başlayan miyopi, ergenlik boyunca hızla ilerleyebilir. Bu durum ileride yüksek miyopi riskini beraberinde getirir. Yüksek miyopi, sadece görme bozukluğu değil, göz sağlığı açısından ciddi tehditler içerir. Retina incelmesi, retina dekolmanı ve göz içi basınç problemleri bu riskler arasındadır. Erken yaşta miyopi gelişimi, çocuğun sosyal ve akademik yaşamını da etkileyebilir. Görme bozukluğu olan çocuklar tahtayı net göremeyebilir. Bu durum, derse katılımı ve öğrenme sürecini olumsuz etkiler. Aynı zamanda dış aktivitelerden uzak durma eğilimi gösterebilirler. Bu da hem fiziksel hem psikolojik gelişim üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir" şeklinde konuştu. Miyopide genetik, önemli rol oynuyor Miyopi gelişiminde genetik faktörlerin önemli rol oynadığına değinen Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, "Eğer anne ya da baba miyop ise, çocukta bu durumun ortaya çıkma ihtimali artar. Genetik eğilim, göz yapısının belirlenmesinde doğrudan etkili olur. Miyopiye neden olan göz küresi uzunluğu, kornea eğimi gibi yapısal özellikler genetik yolla aktarılabilir. Tek ebeveynin miyop olması çocukta miyopi görülme ihtimalini yaklaşık %25’e; her iki ebeveynin miyop olması bu riski yüzde 50’nin üzerine çıkarabilir. Ancak sadece genetik yeterli değildir. Çevresel faktörler bu eğilimi hızlandırabilir ya da yavaşlatabilir. Genetik yatkınlık tek başına yeterli değildir. Günlük alışkanlıklar ve çevresel şartlar miyopi ilerlemesinde belirleyici olabilir. Modern yaşam tarzı, çocukların göz sağlığını olumsuz etkileyen birçok faktör barındırır. Özellikle okul çağı çocuklarında dijital cihazlara maruz kalma süresi artmıştır. Bu da göz kaslarını zorlar ve miyopi gelişimini hızlandırır" ifadelerini kullandı. Gün ışığı göze faydalı Gün ışığının göz sağlığı için değerli olduğuna değinen Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, "Araştırmalar, açık havada daha fazla zaman geçiren çocuklarda miyopi riskinin azaldığını gösteriyor. Doğal ışık, göz gelişimini destekleyen önemli bir faktördür. Ayrıca açık hava etkinlikleri göz kaslarının farklı odaklara uyum sağlamasına yardımcı olur. Çocuklar parkta oynadığında hem fiziksel hem görsel anlamda gelişim gösterir. Kapalı alanlara sıkışan yaşam tarzı bu süreci sekteye uğratır. Bunun yanında ekran başında ya da kitap okurken mola vermemek göz sağlığını bozar. 20-20-20 kuralı burada büyük önem taşır. Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 6 metre uzağa bakmak gözleri rahatlatır. Bu alışkanlık hem göz kaslarını hem de odaklama sistemini korur. Uyku düzeni de görsel gelişim üzerinde etkilidir. Yetersiz uyku, gözlerde kuruluk, yorgunluk ve odaklama sorunlarına yol açabilir. Erken yatmak ve kaliteli uyumak çocuk sağlığı için gereklidir" diye görüş verdi. Fast food gözü tehdit ediyor "Beslenme, göz sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir" diyen Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, "Vitamin ve mineral eksiklikleri göz gelişimini olumsuz etkileyebilir. Özellikle A vitamini, lutein, omega-3 ve çinko gibi besin öğeleri göz fonksiyonları için kritiktir. Sebze, meyve, balık ve kuruyemiş tüketimi dengeli olmalıdır. Fast food ve işlenmiş gıdalar çocukların genel sağlığı kadar göz sağlığını da tehdit eder. Sağlıklı bir diyet, miyopinin ilerleme hızını azaltabilir. Gözlerin ihtiyacı olan besinleri sağlamak, büyüme dönemindeki çocuklar için şarttır" ifadelerini kullandı. Miyopinin ilerlemesini durdurmak için düzenli muayene önemli Miyopi ilerlemesini kontrol altına almak için düzenli göz hekimi muayenelerinin şart olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, "Göz yapısındaki değişiklikler çoğu zaman fark edilmez. Ancak uzman bir göz hekimi bu değişimleri erken teşhis edebilir. Erken müdahale, miyopinin ilerlemesini yavaşlatır veya durdurabilir. Ayrıca çocuğun ihtiyaç duyduğu doğru gözlük ya da lens numarası belirlenir. Bu da görme kalitesini artırır. Yıllık göz muayeneleri, çocukların okul başarısını ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler" dedi. Gece uygulanan tedaviler var Miyopi tedavilerinden bahseden Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, "Düşük dozda atropin damlaları miyopi ilerlemesini yavaşlatabilir. Göz hekimi kontrolünde kullanılan bu tedavi, genellikle geceleri uygulanır. Atropin damlaları göz kaslarını gevşeterek göz küresinin büyümesini sınırlar. Bu tedavi uzun süreli ve düzenli takip gerektirir. Yan etkiler nadirdir ancak mutlaka uzman gözetiminde yapılmalıdır. Bunun yanında Orto-K lensler denenebilir. Bunlar, gece takılıp sabah çıkarılan özel kontakt lenslerdir. Bu lensler gece boyunca kornea yüzeyini geçici olarak şekillendirir. Sabahları lens çıkarıldığında çocuk gün boyu net görür. Ayrıca miyopi ilerlemesini yavaşlatır. Bu yöntem cerrahi müdahale gerektirmez ve çocuklar için güvenlidir. Ancak hijyen kurallarına kesinlikle uyulmalıdır" şeklinde görüş verdi.
Medical Point uzmanlarından gastroenterit uyarısı
26 Ağustos 2025 Salı - 10:06 Medical Point uzmanlarından gastroenterit uyarısı Medical Point Gaziantep Hastanesi uzmanları, özellikle mide ve bağırsak sistemini etkileyen gastroenterit vakalarına karşı vatandaşları uyardı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanları, "Gastroenterit, virüs, bakteri veya parazit kaynaklı olarak mide ve bağırsakların iltihaplanması sonucu gelişen, bulaşıcı bir hastalıktır. Genellikle ani başlayan ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylerde ciddi sıvı kaybına yol açabilir. Sıcak hava şartlarının mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırdığına dikkat çekiyor. Yetersiz soğutulan gıdalar, iyi yıkanmamış sebze ve meyveler ile temiz olmayan içme suları yaz aylarında enfeksiyon riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor" dedi. Uzmanlar tarafından yapılan önerilerde, "Ellerinizi sık sık yıkayın, özellikle tuvalet sonrası ve yemek hazırlamadan önce. Güvenilir su tüketin: Şebeke dışı su kaynaklarından kaçının. Şişelenmiş veya kaynatılmış su tercih edin. Gıdaları doğru saklayın, bozulabilir yiyecekleri buzdolabında muhafaza edin. Sebze ve meyveleri iyice yıkayın. Açıkta satılan yiyeceklerden uzak durun. Piknik ve seyahatlerde bozulabilir gıdalardan kaçının. İshal, kusma ve ateşin birkaç günden uzun sürmesi, dışkıda kan görülmesi, aşırı halsizlik, baş dönmesi veya sıvı alamama" ifadelerine yer verildi.
Diyabetin kontrol altında tutulması göz sağlığı için önemli
26 Ağustos 2025 Salı - 03:09 Diyabetin kontrol altında tutulması göz sağlığı için önemli Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Kemal Bayrakçeken, göz açısından sinsi hastalık olan diyabetin görme bozuklukları, erken yaşta katarakt başta olmak üzere birçok rahatsızlığa neden olduğunu söyledi. Diyabete bağlı göz hastalıklarının diyabetik retinopati dâhil gözde şeker hastalığına bağlı ortaya çıkan göz hastalıklarının genel adı olduğunu söyleyen Bayrakçeken, " Sağlık Bakanlığının verilerine göre 2015 yılında dünya ki 415 milyon diyabetlinin 3/1’ inde 93 milyondan fazla insanımızda diyabetik retinopatinin geliştiği görülüyor, bu da çok büyük bir rakam. Diyabette göz bulguları hafiften ağıra doğru gidebiliyor. Yani gelip geçici görme bozukluklarından çift görmeye, kalıcı görme kaybına kadar geniş bir yelpazede yer alıyor. Kan şekerinde ki dalgalanmalara bağlı gelip geçici görme bozuklukları olabiliyor hastada. Gözün kırıcılığında ki bu değişiklikler, kişinin göz numarasında değişiklik olarak yansıyor poliklinik hastalarımızda. Hastamızda 2 numara miyop varken bir sonraki gün yeniden geldiğinde hipermetrop olabiliyor. Daha başka göz bozuklukları da olabiliyor." dedi. "Diyabetik göz hastalıkları görme kaybı ve körlüğe kadar giden ciddi problemlere yol açabiliyor" Göz muayenesinde polikliniğe gelen hastalara şekeri olup olmadığını sordukları ve genellikle hastanın da düzenli olamayan bir şekeri olduğunu söylediğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Kemal Bayrakçeken, "Bu durumlarda biz hekimler gözlük vermek yerine şekerini kontrol altına alıp ondan sonra muayeneye gelmesinin daha sağlıklı olacağı vurguluyoruz. Tüm diyabetik göz hastalıkları görme kaybı ve körlüğe kadar giden ciddi problemlere yol açma potansiyeline sahiptir. Gelip geçici görme bulanıkları da olabilir. Göz arkasında ciddi bulgular veren diyabetik retinopati dediğimiz hastalığa da yol açabilir. Diyabetik retinopati nedir dersek, retinadaki kılcal damarlarda kanama, retina içerisine sıvı sızma sonucu görme kaybı ve körlüğe neden olan bir spektrum olarak ele alabiliriz. Belirtilerine gelince, bunlar hastalarımızda görme yetilerinde azalma, bulanık görme, kör noktalar, karanlık noktalar bilhassa görme merkezinde düz ve dalgalı çizgiler görülmesi ve renklerin canlılığını kaybetmesi şeklinde ortaya çıkabilir." diye konuştu. Diyabetik retinopatinin nasıl oluştuğundan da bahseden Bayrakçeken, "Çevremizde gördüğümüz her şey, gözde retinada elektriksel sinyallere çevrilerek beyindeki görme merkezine iletiliyor. Retina, gözün arkasında görüntünün beyne aktarılmasını sağlayan sinir tabakasıdır. Diyabetik retinopati retinayı besleyen kılcal damarları bozarak başlangıçta retinada kanama ve sıvı sızması, ilerleyen aşamada ise retinada ki kan damarlarının tıkanması sonucu görme azalması ve körlüğe neden olabiliyor. Birde diyabetik maküler ödem var. Sarı nokta dediğimiz makuler bölge, retinanın en merkezi görmeyi sağlayan tabakasıdır. Burada sıvı birikmesine bağlı diyabetik makuler ödem oluşabiliyor. Bu da diyabet hastalarında ciddi görme kaybına yol açmaktadır. Diyabetik retinopati için kimler riskli; Uzun süre diyabeti olanlar, kan şekeri düzeyi yüksek ve düzensiz olanlar, diyabetin yanında hipertansiyon ve yüksek kolesterolü olanlar çok büyük risk altında, yine bu hastaların dikkatli bir şekilde takip edilmesi gerekiyor. Şeker hastalığının yanı sıra, böbrek yetmezliği de varsa hastanın diyalize gitmesi gerekiyor. Gebelikte diyabete bağlı sorunlar ilerleyebilir hatta daha da kötüleşebilir. Bu nasıl tespit ediliyor? Polikliniklere başvuran hastalara tam teşekküllü bir göz muayenesi yapılması gerekir. Hastaların görme düzeylerinin tespiti yapıldıktan sonra göz bebekleri büyütülerek göz arkasının detaylı bir şekilde muayene edilmesi gerekir. Modern cihazların devreye girmesiyle kolaylıkla teşhislerimizi yapabiliyoruz" ifadelerine yer verdi.
Bakan Memişoğlu: "Gazze’deki Nasır Hastanesi’nin İsrail güçleri tarafından hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz"
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 17:35 Bakan Memişoğlu: "Gazze’deki Nasır Hastanesi’nin İsrail güçleri tarafından hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hastane bombalamayı meşru gören nasıl bir vicdandır? Gazze’deki Nasır Hastanesi’nin İsrail güçleri tarafından hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz" dedi. Bakan Memişoğlu, İsrail’in Gazze’de bombaladığı hastaneye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Memişoğlu, Gazze’deki Nasır Hastanesi’ni bombalayan İsrail’i şiddetle kınadığını belirtti ve çocukların sağlığına kavuştuğu hastanelerin bombalanmasını hiçbir suretle kabul etmeyeceğini açıkladı. "Gazze’deki Nasır Hastanesi’nin İsrail güçleri tarafından hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz" Bakan Memişoğlu, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Hastane bombalamayı meşru gören nasıl bir vicdandır? Gazze’deki Nasır Hastanesi’nin İsrail güçleri tarafından hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz. İnsanların şifa bulduğu, yaralıların hayata tutunduğu, çocukların sağlığına kavuştuğu hastanelerin bombalanmasını hiçbir suretle kabul etmiyoruz. Sağlık tesislerine yönelik sistematik saldırılar yalnızca uluslararası savaş hukukuna değil, aynı zamanda insanlığın ortak değerlerine açık bir saldırıdır. Bu saldırılar, yaşam hakkını hiçe saymakta; sağlık personelini ve masum sivilleri hedef almaktadır. Uluslararası toplumu, bu insanlık dışı saldırıların derhal durdurulması için harekete geçmeye, uluslararası hukuk kurallarını uygulamaya, sağlık personelinin ve tesislerinin güvenliğini sağlamaya davet ediyoruz. Bu elim hadisede hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır diliyoruz. Gazzeli kardeşlerimizin acısını paylaşıyoruz. Türkiye, her daim mazlumların yanında durmaya ve insani değerlerin savunucusu olmaya devam edecektir."
Afyonkarahisar’da şap hastalığı ile mücadele sürüyor
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:11 Afyonkarahisar’da şap hastalığı ile mücadele sürüyor Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin şap hastalığı ile mücadele çalışmaları çerçevesinde il genelindeki hayvanların yüzde 88,9’u aşılandı. Hastalığın il anından itibaren gerekli tüm tedbirlerin alındığını belirten İl Tarım ve Orman İl Müdürü Özkan Parlak "Şap hastalığı çift tırnaklı hayvanların akut seyirli çok bulaşıcı ve hızlı yayılıma sahip viral bir enfeksiyondur. Bakanlık olarak hayvan sağlığını tehdit eden her türlü hastalıkla mücadele kapsamında ülkemiz genelinde sürekli ve titizlikle faaliyetlerini sürdürmektedir "dedi. "Aşılama çalışmaları devam ediyor" Hasatlığın yayılmasını önlemek için çalışmaların sürdüğünü belirten Parlak, "Ülkemiz genelinde görülen yeni tip şap hastalığı ilimizde de tespit edilmiş ve derhal il geneli tüm hayvan hareketleri yasaklanarak, aşılama çalışmaları ile birlikte hastalığın yayılması engellenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda hastalık mihraklarında uygulanan hayvan hareketi kısıtlamaları yalnızca yerel değil ulusal hayvan sağlığını korumak hem de hastalığın yayılmasını en kısa sürede durdurmaktır. Bakanlığımız Şap Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yeni tip şap hastalığına karşı üretilen aşılar temin edilerek hastalık mihrak ve etrafından başlamak üzere il geneli aşılama çalışmaları da devam etmektedir" şeklinde konuştu. "Süreç yakından takip ediliyor" Aşılama çalışmalarının görevli personeller tarafından mesai mefhumu gözetmeksizin yapıldığını söyleyen Parlak, "İlimizdeki büyükbaş hayvan varlığının yüzde 88,9’u aşılanmıştır. İl Müdürlüğü olarak süreci tüm detaylarıyla yakından takip etmekte, personellerimiz 7/24 görev başında bulunmaktadır. Tüm paydaşlarımızla iş birliği içinde hayvan sağlığına yönelik tehditleri bertaraf etmeye kararlıyız. Kırmızı et tüketiminde herhangi bir risk bulunmamakta olup güvenle tüketilebilir. Bu süreçte vatandaşlarımızdan ricamız resmi makamlarca yapılacak bilgilendirme ve yönlendirmeleri dikkate almalarıdır. Ülkemiz hayvancılığına gösterdikleri duyarlılık ve iş birliği için tüm üreticilerimize ve vatandaşlarımıza teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı.
Erken teşhis kapsamı genişliyor
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 14:55 Erken teşhis kapsamı genişliyor İl Sağlık Müdürlüğü, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) danışanlarının kanser taramalarına erişimini sağlamak, farkındalıklarını artırmak ve erken tanıyı teşvik etmek amacıyla TRSM ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) ekipleri arasında koordinasyonu güçlendirmek için çalışmalara başladı. Yetkililer, ’Erken teşhis hayat kurtarır!’ vurgusuyla, TRSM danışanlarının sağlık okuryazarlıklarını yükseltmeyi ve tarama süreçlerini etkinleştirmeyi hedefliyor. Toplum sağlığını korumak için kanser taramalarında iş birliğini artırarak hizmet sunmaya devam ettiklerini belirten Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nden (TRSM) hizmet alan bireylerin kanser tarama farkındalıklarının artırılması, taramalara erişimlerinin sağlanması, erken tanının teşvik edilmesi ve taramalarının gerçekleştirilmesi amacıyla çalışmalara başlandığını bildirdi. ’Erken teşhis hayat kurtarır!’ diyen Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından 25 Ağustos tarihinde TRSM ve KETEM personellerine bilgilendirme toplantısı yapıldı. TRSM personelinin ulusal tarama programları hakkında bilgi düzeylerinin yükseltilmesi ve TRSM-KETEM koordinasyonun artırılması amacıyla yapılan toplantıda, TRSM danışanlarına kanser taramaları konusunda farkındalık oluşturmak ve sağlık okuryazarlıklarını artırmak için bilgilendirme yapılması, KETEM’e yönlendirme süreçlerinin etkin işletilmesi ve TRSM danışanlarının kanser taramalarının yapılması konuları görüşüldüğünü belirtti.