KÜLTÜR SANAT - 12 Mart 2020 Perşembe 15:57

SAÜ’de ‘Kur’an-ı Kerimlerin basımı’ adlı konulu konferans gerçekleşti

A
A
A
SAÜ’de ‘Kur’an-ı Kerimlerin basımı’ adlı konulu konferans gerçekleşti

SAÜ’de ‘Din-Devlet İlişkileri ve Siyaset Bağlamında Kur’an-ı Kerimlerin Basımı’ adlı konferans gerçekleşti.

SAÜ’de ‘Din-Devlet İlişkileri ve Siyaset Bağlamında Kur’an-ı Kerimlerin Basımı’ adlı konferans gerçekleşti.


Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde düzenlenen “Din-Devlet İlişkileri ve Siyaset Bağlamında Kur’an-ı Kerimlerin Basımı” konulu konferansa Prof. Dr. Necmettin Gökkır katıldı. SAÜ İlahiyat Fakültesi ve Arapça Dil Grubu Öğrenci Topluluğu işbirliğiyle Geleneksel Çarşamba Konferansları kapsamında gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasını yapan SAÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Bostancı, fakülte öğrencilerinin farklı illerden ve coğrafyalardan alanında uzman kişileri adamları dinleme fırsatını bulmalarına imkan sağlaması bakımından bu tür etkinliklerin büyük önem arz ettiğini ifade etti. Konferansta üzerinde durulacak konunun önemine değinen Prof. Bostancı, kendisinin de büyük bir merak ve ilgiyle konferansı takip edeceğini kaydetti.Konuşmasında Kur’an-ı Kerim’lerin basımının kültür, sanat, eğitim-öğretim, ekonomik ve din gibi birçok alanla ilişkisi bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Necmettin Gökkır, bu konferansta konunun siyasi ve politik yönü üzerinde duracağını ve Kuran-ı Kerimlerin basımında siyasi arka plan incelemesi yapacağını belirtti.


Prof. Gökkır, sözlerinin devamında, “Rusya Kırım savaşı sonrası Kırım’ı Osmanlı’dan alınca artık Müslüman tebaası bulunan Rusya, II. Catherina’nın devlet başkanlığında 1787 yılında Kur’an-ı Kerim’i bastırıp Kırım halkına dağıtmıştır. Kur’an-ı Kerim’i basmanın halifenin ve dinî liderliğin sembolik anlamını ifade ettiğini düşünen II. Catherina, böylece Kırım’daki Müslümanların halifesi ve dini liderinin Osmanlı Padişahı değil kendisi olduğu mesajını vermiştir. Farklı sebepleri olmakla birlikte ağırlıklı olarak matbaa basım tekniklerinin Kur’an alfabesinin basımı için uygun olmadığı düşünen Osmanlı, ilk başlarda Kur’an-ı Kerim’lerin matbaada basımına izin vermediği gibi Kur’an-ı Kerim basımının ihtiva ettiği siyasî anlamdan dolayı da İran ve Avrupa ülkelerinin bastırdıkları Mushafları da yasaklamıştır. Daha sonra basım tekniklerinin gelişmesi ve Mushaf basmanın sömürgeci ülkelere karşı siyasi önemini iyice fark eden Osmanlı, Kur’an-ı Kerim’in matbaada basılmasını 1874 yılında serbest bırakmıştır. Kur’an basmanın halifelik makamının sembolü olduğunun farkında olan II. Abdülhamit Hafız Osman hattıyla bastırdığı ve Bahriye Mushafı olarak isimlendirilen Kur’an-ı Kerim’leri Endonezya’dan Kuzey Afrika’ya kadar tüm İslam coğrafyasındaki Müslümanlara göndermiştir. Dahası II. Abdülhamit, Osmanlı’nın Kur’an-ı Kerim’leri basmasından sonra Rusya gibi ülkelerin Kur’an-ı Kerim’in basımı için izin taleplerini bu yetkinin sadece Halifelik makamında olduğunu gerekçe göstererek reddetmiştir. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra, önce 1924’te Mısır, daha sonra ise 1987’de ise Suudi Arabistan, daha önce Osmanlı tarafından basılan Mushafların Resm-i Osmani’den farklı olduğunu iddia ederek, kendi Mushaflarını basmışlardır. Günümüzde tüm İslâm ülkelerinde Suud basımı olan Kur’an-ı Kerim’ler bulunmaktadır” dedi.


Konuşmasının akabinde SAÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Bostancı tarafından Prof. Dr. Necmettin Gökkır’a hediye takdim edildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta 600 kiloluk boğa görenlerin ilgisini çekiyor Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Kars’ta besicilerin umutla beklediği hareketlilik başladı. Kentin Bayraktar köyünde özenle yetiştirilen 600 kiloluk boğa "Varto", görenlerin ilgisini çekiyor. Adını Muş’un Varto ilçesinden alan iri cüsseli kurbanlık, adeta köyün maskotu haline geldi. Sahibi Teymen Aydın, tarafından bebek gibi bakılan Varto isimli boğa, günlük özel yemlerle besleniyor. Ahırda sürekli kontrol altında tutulan boğa için besicisi, aylar süren emeğin karşılığını almak istiyor. Dikkatleri üzerine çeken boğanın en büyük özelliği ise sakin yapısı ve heybetli görünümü. 600 kiloluk Varto’yu satışa çıkardığını ifade eden besici Teymen Aydın, "Bu boğamın ismi Varto, müşterilerini bekliyor. Aşağı yukarı 600-650 kilo, kurbanlıkta olur, iyi damızlıkta olur. Hakiki Simental, müşterilerini bekliyor, fiyatı da 250 bin lira olur" dedi. Daha önce bir kısım kurbanlığı İstanbul ve Ankara’ya gönderdiğini belirten Teymen Aydın, "Kurbanlıklarımız satışa hazır, kurbanlıkların bir kısmını İstanbul’a gönderdik. Bir kısmını Ankara’ya gönderdik. Şuan da orada satıştalar, elimde 50-60 tosun var. 25 düvemiz var. Satıldı, müşterilerimize sattık, hayvanlarımız tamamen organik beslenmiştir. Doğal beslenmiştir" diye konuştu. Kurban Bayramı yaklaşırken büyükbaş hayvanlara olan talep artarken, özellikle yüksek kilolu ve bakımlı kurbanlıklar pazarda öne çıkıyor. 600 kiloluk Varto da şimdiden hem alıcıların hem de meraklı vatandaşların radarına girmiş durumda. Aydın, Kars’ta isteği fiyata Varto’yu satamaz ise Varto’da satılmak üzere İstanbul’a gönderilecek. Bayraktar köyünde besicilik yapan Teymen Aydın’ın, onlarca kurbanlığı ahırda alıcılarını bekliyor.
Balıkesir Melek Mosso, seslendirdiği "Keklik Gibi" türküsü sırasında gözyaşlarına hakim olamadı Altınoluk’ta 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında sahne alan Melek Mosso, seslendirdiği "Keklik Gibi" türküsü sırasında gözyaşlarına hakim olamadı. Duygusal anlar yaşayan ünlü sanatçı, türküyü şiddet gören ve katledilen kadınlara armağan etti. Balıkesir Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Altınoluk’ta konser veren Melek Mosso, binlerce kişiye unutulmaz bir gece yaşattı. Sevilen şarkılarıyla alanı dolduran vatandaşlara müzik ziyafeti sunan sanatçı, konser sırasında duygu dolu anlar yaşadı. Melek Mosso,"Keklik Gibi" türküsünü seslendirdikten sırada sahnede duygulandı. Derin derin nefes almasıyla seyircileri korkutan Mosso, sonra bir an eğilip eğilip gözyaşını sildi. Mosso, ardından yaptığı konuşmayla dinleyicileri derinden etkiledi. Mosso konuşmasında, "Bazı türkülerin bir dahası yoktur. Bir kere iz bırakır ve geçer gider. Bu türkü bende de bir kere yazıldı, bir kere söylendi ve iz bıraktı. Bu türküyü repertuarıma almamı aslında annem istedi. Annem dedi ki, ‘Melek Keklik gibi söyler misin?’ Ben sadece onun için söyledim" ifadelerini kullandı. Türkünün kendisinde farklı izler bıraktığını belirten sanatçı, şarkıyı geçmişte ve günümüzde ötekileştirilen, şiddet gören ve katledilen tüm kadınların ruhuna armağan ettiğini söyledi. Dinleyiciler de uzun süre alkışlarla sanatçıya destek verdi. Duygusal anların yaşandığı konser, izleyicilere hem müzik dolu hem de anlam yüklü bir 19 Mayıs gecesi yaşattı. Melek Mosso’nun sahnedeki içten konuşması ve duygusal performansı, Altınoluk konserine damga vururken, gençler ise konser nedeniyle Belediye Başkanı Mehmet Ertaş’la teşekkür etti.