GÜNDEM - 24 Nisan 2025 Perşembe 11:45

Depremin düşmanı çelik: Sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlıyor

A
A
A
Depremin düşmanı çelik: Sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlıyor

Türkiye’nin kaçınılmaz meselelerinden biri olan deprem gerçeğinde çelik yapılar sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlamasıyla betonarme yapılara göre daha az zarar ve yıkım ortaya koyuyor. İnşaat mühendisi Kenan Keskin, betonarme yapılardaki her türlü malzemeyle oynanabileceğini belirterek, "İnsanlar maliyeti ne kadar az tutarsak o kadar kâr elde ederiz düşüncesiyle bina yapıyor. Çelik öyle değil, belirli bir şekilde dünya standartlarına uygun yapımı var, başka bir şekilde üretim yapamıyoruz. Avrupa’da birçok dünya eseri diye nitelendireceğimiz yapılar çeliktir, örneğin Eyfel Kulesi" dedi.



Türkiye’nin kaçınılmaz meselelerinden biri olan deprem gerçeğinde çelik yapılar sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlamasıyla betonarme yapılara göre daha az zarar ve yıkım ortaya koyuyor. Dünya standartlarına uygun şekilde üretilen çelik ağırlıklı olarak sanayi yapıları, tünel ekipmanları, yol ve köprü konstrüksiyonları, spor tesisleri, alışveriş merkezleri, makine ve enerji sektörlerinde kullanılıyor. Konut projelerinde de kullanılmaya başlanan çelik, hafifliği ve esnekliği sayesinde depremin oluşturduğu sarsıntılara karşı büyük bir avantaj sağlıyor. Ayrıca çelik yapılar, deprem enerjilerini kendi içinde sömürerek binanın esnek kalmasına ve betonarme yapılara oranla daha az yıkım ve zarara uğruyor. Betonarme yapılara göre dönüştürüle bilirliği olan çelik, ekonomik olarak avantaj oluşturuyor. Sakarya’da Mono Steel fabrikasında inşaat mühendisliği yapan Kenan Keskin, çeliğin korunması durumunda betonarme yapılara göre daha uzun ömürlü olduğunu kaydetti.



"Depremin oluşturduğu sarsıntılara karşı büyük bir avantaj sağlıyor"


Türkiye’de çelik kullanımının daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini aktaran İnşaat Mühendisi Kenan Keskin, "Çelik, çağımızın bulunmaz veli nimetidir bana göre. Hafifliği ve esnekliği sayesinde depremin oluşturduğu sarsıntılara karşı büyük bir avantaj sağlıyor. Betonarme yapılar, çeliğe göre daha ağır olduğu için deprem sırasında yıkılma riski daha fazla oluyor. Ayrıca çelik imalat aşamasında fabrikalarda üretilip sahaya gönderildikten sonra montajı yapıldığı için betonarmeye göre bir zaman kazandırıyor. Bu yüzden tercih edilmesinin sebeplerinden bir tanesi de budur. Özellikle bu durum deprem gibi afetlerde ortaya çıkan barınma alanı, altyapı sistemleriyle bizlere bir şekilde çözüm sağlamaktadır. Bunun haricinde çelik yapılar, deprem enerjilerini kendi içinde sömürerek binanın esnek kalmasını sağlar. Bu esneklikle de binanın yıkılmasını önler. Betonarme yapılar daha sert yapılar olduğu için kırılmalar ve yıkım riski daha fazla oluyor. Bu sebeple de deforme olmadan çelik yapılar ayakta kalabilmektedir. Ayrıca çelik dönüştürülebilen bir malzeme olduğu için ekonomik açıdan büyük bir avantaj sağlamaktadır. Türkiye’de çelik kullanımı betonarmeye gör kıyasla belli bir mesafeye gelmemiş oranda ve Türkiye’de çelik yapı oranı hala düşük. Ancak son yıllara baktığımızda endüstriyel yapılarda büyük çaplı yapılarda çelik kullanımının arttığını görmekteyiz. Özellikle deprem sonrasında yeniden inşa süreçlerinde çelik yapıların kullanılmasının daha fazla teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum. Hem güvenlik hem de hızlı uygulanabilirlik açısından bence çelik geleceğin yapı malzemesi olmalıdır" dedi.



"Çelik yapılar yıkılabilir ama betonarmeye göre verdiği zarar ve yıkım daha az olur"


Muhtemel depremlerde çelik yapıların betonarme yapılara oranla sağlamlık ve can kayıplarındaki risk oranına ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Keskin, "Bununla ilgili ’Minimuma indirir, tamamen bina yıkılmaz’ diye kimse söylemiyor. Gerekli hesapları varsayım olarak yapıyoruz. Yaptığımız statik, paket programlar olsun belli bir durumu kabul ederek program yapıyoruz. Depremin nasıl bir etki getireceğini bilmediğimiz için belirli katsayılarla bunu önlemeye çalışıyoruz. Tabii ki çelik yapılar yıkılabilir ama betonarmeye göre verdiği zarar ve yıkım daha az olur" diye konuştu.



"İnsanlar maliyeti ne kadar az tutarsak o kadar kar elde ederiz düşüncesiyle bina yapıyor"


Keskin, denetimlerin de sıkı şekilde yapılması gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:


"Neticede biz insanların yaşayabileceği ortamları inşa ediyoruz. Bu yeterince denetlenmediği zaman, çıkan programdaki verilerle oynamak çok basit. Denetleyici kuruluşlar yeteri kadar denetleme yapmadığı zaman yapıları dikenler, işlerini prosedüre göre yapmıyor. Bundan dolayı deprem anında da asrın felaketini yaşayabiliyoruz ve ne yazık ki hiç akıllanmıyoruz. Bu son depremden akıllandık diyoruz ama bakıyoruz her şeyin aynı şekilde devam ettiğini görüyoruz. Betonarmede her türlü malzemeyle oynanabiliyor ama çelik öyle değil, belirli bir şekilde dünya standartlarına uygun yapımı var, başka bir şekilde üretim yapamıyoruz. Betonarmede bu homojenliği bozabiliyor insanlar. Örneğin demirini az koyabiliyor, betonuyla oynuyor bir şekilde malzemeden çalma dediğimiz olayı yapabilir. İnsanlar maliyeti ne kadar az tutarsak o kadar kâr elde ederiz düşüncesiyle bina yapıyor"



"Avrupa’da birçok dünya eseri diye nitelendireceğimiz yapılar çeliktir"


Çelik yapıların bakımının da kolay olduğuna dikkat çeken inşaat mühendisi Kenan Keskin, "Çelik yapıların bakımı da kolay betonarme yapıları yaptıktan sonra en fazla boyasına müdahil olabiliyorsunuz ama çelik yapılarda öyle değil. Bir bina için 50 yıl biçilirken, çelik ise bakımları yapılırsa 100-150 yılları görebiliyor. Çelik, yangına karışı zayıf bir malzeme. Yangından iyi muhafaza edilirse ve korozyona karşı korunursa çok uzun ömürlü yapılar çıkabiliyor. Nitekim baktığımızda, Avrupa’da birçok dünya eseri diye nitelendireceğimiz yapılar çeliktir, örneğin Eyfel Kulesi çeliktir. Bakımı düzgün yapıldığı için bu zamana kadar gelmiştir" ifadelerini kullandı.



Depremin düşmanı çelik: Sarsıntıyı absorbe ederek esneklik sağlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir ’Dur’ ihtarına uymadı, 122 bin lira ceza yedi Nevşehir’de polisin ’dur’ ihtarına uymayan 15 yaşındaki motosiklet sürücüsü, önce motosiklet ile daha sonra da yaya kaçmaya çalıştı. Yakalanan sürücüye 122 bin lira para cezası kesildi. Güzel Yurt Mahallesi 80. Yıl Bulvarı üzerinde uygulama yapan trafik polisi ekiplerinin ’dur’ ihtarına uymayan 15 yaşındaki plakasız motosiklet sürücüsü İbrahim P., kaçmaya başladı. Polis ekiplerinin ihbarı üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Sevk edilen ekiplerin de ’dur’ ihtarına uymayan sürücü, mahalle aralarına girerek izini kaybettirmeye çalıştı. Polis ekiplerinin kendilerini takip ettiğini fark eden sürücü tekrar kaçmaya başladı. Ürgüp Caddesi üzerinde ters şeritten kaçan ve kavşaklara ters şeritten giren çocuk sürücü kırmızı ışıklarda da durmadı. Polis ekipleri motosikletin gidiş istikametinde gerekli tedbirleri alarak motosiklet sürücüsünü durdurmaya çalıştı. Yaklaşık 15 dakika kadar polis ekiplerinden kaçan sürücü Cevher Dudayev Mahallesi Aksaray Caddesi üzerinde yakalanacağını anlayınca motosikleti yol kenarına bırakarak, motosiklette yolcu olarak bulunan 15 yaşındaki arkadaşı ile birlikte kaçmaya devam etti. Ekiplerin kovalamacası sonrasında yakalanan sürücü ve motosiklette yolcu olarak bulunan arkadaşı ekipler tarafından gözaltına alınarak çocuk şube ekiplerine teslim edildi. Yapılan sorgulamada çocuk sürücünün ehliyetinin olmadığı ve bu nedenle kaçtığı belirlendi. 15 yaşındaki sürücüye çeşitli maddelerden 122 bin lira ceza yazıldı. Motosiklet trafikten men edildi.
Kütahya Kütahya’da şehir içi toplu taşıma ücretlerine zam Kütahya’da şehir içi toplu taşımada uygulanacak yeni bilet ücretleri, Belediye Meclisi’nde yapılan görüşmelerin ardından oy çokluğuyla kabul edilerek yürürlüğe girdi. Kütahya Belediye Meclisi’nin 3. Dönem 1. Olağan Toplantısı, Belediye Başkanı Eyüp Kahveci başkanlığında gerçekleştirildi. Yeni yılın ilk meclis toplantısında gündem maddeleri tek tek ele alınırken, şehir içi ulaşımı doğrudan ilgilendiren ücret tarifesi görüşmeleri öne çıktı. Toplantının üçüncü gündem maddesinde, Kütahya Minibüsçüler, Servis Araçları ve Halk Otobüsleri Esnaf Odası Başkanlığı tarafından sunulan fiyat artışı talebi müzakere edildi. Söz konusu talep, Belediye Meclisi’nin 3 Aralık 2025 tarihli ve 354 sayılı kararıyla Plan ve Bütçe Komisyonu’na sevk edilmişti. Eşel Mobil Sistemi kapsamında değerlendirilen talep doğrultusunda hazırlanan komisyon raporu, meclis üyelerinin onayına sunuldu. Yapılan oylama sonucunda yeni tarife oy çokluğuyla kabul edildi. Kabul edilen düzenlemeye göre, şehir içi toplu ulaşımda tam biniş ücreti 30 lira olarak belirlendi. İlkokul ve lise öğrencileri için indirimli kart ücreti 17 liraya, üniversite öğrencileri için biniş ücreti 24 liraya yükseltildi. Üniversite öğrencilerine yönelik ikamet kartı ücreti 22 lira olarak güncellenirken, üniversite hattı olarak bilinen 16 numaralı hatta biniş bedeli 12 lira oldu. Basın kartı kullanan yolcular için ücret 20 lira olarak belirlenirken, kredi kartı ile yapılan binişlerde ücret 30 lira, banka komisyonu ise 6 lira olarak uygulanacak. NFC ve QR kod ile yapılan temassız ödemelerde biniş ücreti 38 lira olarak belirlendi. Aktarma ücretinde ise herhangi bir değişikliğe gidilmedi ve bu bedel 10 lira olarak korunmaya devam edecek. Yeni ücretlerin, belediye tarafından belirlenecek tarihten itibaren uygulanacağı bildirildi.