SPOR - 23 Ağustos 2019 Cuma 16:13

Samsunspor ile Genk arasında iş birliği

A
A
A
Samsunspor ile Genk arasında iş birliği

Yılport Samsunspor, Belçika’nın Genk Kulübü ile iş birliği yaptı.

Yılport Samsunspor, Belçika’nın Genk Kulübü ile iş birliği yaptı.


Yılport Samsunspor Genel Menajeri Mustafa Aztopal, Teknik Menajer Yücel Uyar, Genk Kulübü’nden gelen antrenörler ile birlikte basın toplantısı düzenleyerek iş birliği protokolü ile ilgili kamuoyunu bilgilendirdi. Nuri Asan Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Yılport Samsunspor Genel Menajeri Mustafa Aztopal, “Ekim 2018’den beri görüşmelere başladığımız Genk Akademisi ile iş birliği konusu şu an itibarıyla hayata geçirilmiş bulunuyor. Genk Kulübü’nden 3 kişilik bir ekip Samsun’a geldi. Şu an yanımda Koen Daerden, Jozef Daerden ve Leopold Peters var. Jozef, Genk tarafından belirlenen bu işin proje lideri. Koen tüm akademinin başındaki direktör. Leopold ise yıllardır Genk akademilerinde ve A takımlarında yer alan kaleci antrenörü. Çok kısaca bahsetmek gerekirse, Genk ile olan iş birliğinin esas amacı; Samsunspor kendi akademi modelini oluşturacak ve bu modeli oluştururken dünyada bunu harekete geçirmiş örnek bir kulüp olan Genk ile iş birliği içerisinde olacak. Herkesin, her ülkenin, her şehrin kendine ait dinamikleri var. Bu dinamikleri birleştirip bizim için oluşturulabilecek en doğru modeli oluşturacağız. Buradaki amaç nedir? Baktığınız zaman Genk Kulübü’ne bize 2 gün önce bir sunum yaptılar. Orada da çok net ortada. 2000 senesinden itibaren bu atılım başlamış akademi tarafında ve 19 senede ortaya bazı gerçekler çıkmış. O gerçeklerin en başında şu geliyor; 2000 yılından 2019 senesine kadar her sezonda A takımda ortalamada en az 10 tane Genk Akademisi’nden yetişmiş oyuncu var. Yani tamamen fabrikadan üretip A takıma kazandırıyorsunuz. Böylelikle bütçeniz son derece dengeli oluyor. Büyük paralar harcamıyorsunuz. Aksine böylesine başarılı bir akademiden yetiştirdiğiniz oyuncuları ülke içinde ve yurt dışında satarak çok büyük bir ekonomi elde ediyorsunuz. Bu çok doğru ve örnek bir model. Birebir belki tüm çalışma sistemini almayacağız ama, iş tarafındaki kısmını kesinlikle örnek almalıyız diye düşünüyorum. Çok basit bir örnek vermek gerekirse şuan Belçika Milli Takımlarındaki tüm yaş kategorilerinde, U9’dan U21’e kadar düşünün ve A Milli Takım olarak düşünün, en basit örnek olarak veriyorum. Tüm kaleciler Genk’in altyapısındaki kaleciler. Bu bile başlı başına bariz bir örnek. Hatta geçen gün Peters ile konuşuyorduk. 2018 Dünya Kupası’nda Belçika Milli Takımı’nda 3 tane kaleci var ve üçü de onun yetiştirdiği kaleciler. Dolayısıyla ortada tecrübeyle sabitlenmiş çok güzel bir örnek var” dedi.


Mustafa Aztopal konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Bu çalışmanın ilk ayağıydı. Bildiğiniz gibi 10 aylık bir çalışma olacak. Bu seferki biraz daha gözlem. Nasıl idman sistemleri uygulanıyor, yıllık nasıl bir program yapılmış ve hangi yaş kategorileri kaçar kişilik ekiplerden oluşuyor, kaç tane antrenör ile çalışıyor gibi bir çok gözlemi bir arada bulunduruyorlar. Hatta bugün öğleden sonra bir toplantı yapacağız. Bu hafta gözlem haftasıydı. Bundan sonraki süreç içerisinde her ay artık daha çok interaktif olacak, daha çok işin içine girecekler, daha çok sahada olacaklar, daha çok pratiğin içinde olacaklar. Her yaş kategorisinin antrenörü mutlaka buraya gelecek. 3 ayrı yaş kategorisinin 3 ayrı direktörü var. Onlar mutlaka burada olacak. Ayrıca altyapı scouting ekiplerinden, kaleci antrenörlerinden, fizyoterapistlerinden doktorlarına kadar ekibin içerisindeki bu işin birleştirici tüm unsurları 10 ay boyunca Samsun’a gelecek. Yine söylüyorum; bizim Samsunspor Akademisi olarak tek bir amacımız var. Her oyuncu grubundan biz de milli takımların her yaş kategorisine oyuncu göndermek durumundayız. Bu oyuncuları yaşları uygun olduğu zaman A takıma kazandırmak zorundayız. En çok yetenekli olanları mutlaka ihraç etmek zorundayız. Bu işin iş kısmından bahsediyorum. Biz bunları yapabilecek kapasitedeyiz. Ona yönelik bir yönetimimiz var, ona yönelik profesyonel bir ekibimiz var. Elbette bunun en önemli kısmı tesisleşme. Bu tesisleşme ile ilgili kısımların da yakın vadede çözüleceğini ümit ediyorum. İşin o kısmı da tamamlandığında, tamamen odaklanabileceğimiz bir noktada olacağız.”


Teknik Menajer Yücel Uyar, “Bu projede Samsunspor ne kazanır? Ben o tarafına bakıyorum. Bir kere bu proje Samsunspor’u diğer takımlardan ayıracak bir proje. Yani Samsunspor bir farkındalık oluşturuyor. Önemli oyuncular üreten bir takımla işbirliği yapıyor. Her şeyi bildiğini söylüyorsan hiçbir şeyi bilmiyorsun demektir. Einstein’ın bir sözü var; ‘Aynı şeyleri yaparak farklı şeyleri beklemek aptalların işidir.’ Biz bilgilerimize güveniyoruz ama reel bir gerçek var. Samsun oyuncu potansiyeli son derece yüksek bir şehir. Yetenek bulmak çok sorun değil. Önemli olan yetenekleri kullanabilecekleri şekilde geliştirmek. Bu takım bunları nasıl yapıyor. Türkiye’de yetenekli oyuncular neden kayboluyor? Genk neden bunları kaybetmiyor? Bu ayrıntıları yakalayabileceğimizi umut ediyorum. Ben Samsunspor’un 2007-2008-2009 doğumlu oyuncularının maçlarını seyrediyorum. İnanılmaz oyuncular var. Doğuştan yetenekli. Ama bakıyorsunuz U15-U16-U17-U19 derken çocuk kaybolup gidiyor. Biz bunları en iyi şekilde antrene edip, beslenme, dinlenme, antrenman gibi bileşenleri doğru şekilde yaptığımızda çok geçmeden Samsunspor kendi oyuncu havuzundan, Samsunlu oyuncularla bir yere gelecektir diye düşünüyorum. Çok zor değil. Ama bu ortamı oluşturmak önemli. Bu ortam nedir? Tabii öncelikle sağlıklı bir çalıştırma ortamı gerekiyor. Başkanımız İsmail Uyanık’ın ve Yıldırım Holding’in önemli çalışmaları var. Tesisleşme son derece önemli. İyi antrenman, iyi beslenme, iyi dinlenme, iyi eğitim, bunları bir araya getirebildiğimizde iyi oyuncular üretebiliriz. Aksi takdirde oyuncular yetenekleriyle bir yere kadar gelebiliyor. Samsun gerçekten potansiyel bir şehir. Özellikle küçük yaş gruplarını seyrediyorsanız. Her yaş grubunda 1-2 tane üstün yetenekli oyuncu var. Bizim hedefimiz en kısa sürede Samsunspor’a Samsunlu oyuncular yetiştirmek, maliyeti düşük oyuncular üretmek ve Mustafa’nın dediği gibi milli takıma ve sonrasında yurt dışına ihraç etmek. Bunlar zor değil. Bizi bu proje diğer takımlardan şu şekilde öne çıkaracak. Biz bundan sonra Genk iş birliği projesi ile Türkiye’nin en yetenekleri oyuncularını Samsunspor’da toplayabileceğiz. Düşünün sizin torununuz oğlunuz var. Gönül rahatlığıyla buraya getirebileceksiniz. Çünkü Samsunspor onlara yatırım yapacak. Bu gerçekten heyecanlandıran bir proje. Bilgi neredeyse gidip almak zorundayız. Ben 12 sene federasyonda çalıştım, Avrupa’nın bütün ülkelerini gördüm. Ama gittik 3-5 gün ziyaret ettik. Neler yapıyorlar baktık. Ama şimdi tamamen işbirliği yapıyoruz. Onlar bize katkı sağlayacak. Biz gideceğiz, onlar gelecek. Bizim yapamadığımız neler var. Burada hiç kompleksimiz yok. Hiç gocunmuyoruz. Bilgi paylaşılırsa güzeldir, paylaşmazsan sadece sende kalır ve çöp olur. Hayırlı olsun diyorum. Çok güzel bir proje olacak. Daha bu ilk buluşma. Değerlendirmelerini alacağız. Neleri eksik yapıyoruz? Neleri daha iyi yapabiliriz? Onlarda olup bizde olmayan neler var? Bize ne tavsiyeleri var? Hangi model oyuncular buradan yetişir bunlara çalışacağız. İnşallah Samsunspor için hayırlı bir proje olacak” diye konuştu.


Koen Daerden, Samsun halkına ve Samsunspor’a teşekkür ederek başladığı konuşmasında şunları söyledi:


“Çok misafirperverler ve bizi çok sıcak şekilde karşıladılar. Daha sonra bu projeye başlarken Samsun ile ilgili düşüncelerimiz çok genişti. Bizi neler bekliyor, nasıl bir seviye bekliyor gibi çok fazla soru vardı. Bu bir hafta içerisinde bu sorularımıza cevap bulduk. Çok işimiz var ve bu yüzden Belçika’ya döndüğümüzde ekibimizle beraber oturup tekrar toplantılar yapıp, Samsunspor ile iletişimde kalıp altyapıyı nasıl daha iyi noktaya getirebiliriz diye çalışmalar yapacağız. Bu proje için motivasyonumuz çok yüksek. Samsunspor ile çalışmayı çok istiyoruz.”


Jozef Daeroen ise, “Proje kelimesini çok duyduk. Projeyi ikiye ayırabiliriz. Birincisi A Takım ve ikincisi de altyapı. A Takım ne kadar iyiyse ne kadar yüksekte futbol oynuyorsa bu ister istemez otomatikman altyapıya da yansıyacak. Bizim bilgimizi Genk’de yaşadıklarımızı ve tecrübelerimizi Samsunspor’a da aktarmak istiyoruz. Bunun bir senelik bir proje olmadığının farkındayız. Bir sene sonra bu proje tamam bitti iyi futbolcular yetiştirdik hiçbir zaman diyemeyiz. Bu sabrı gösteren Samsunspor ailesine de çok teşekkür ediyorum. Bize çok iyi hissettirdiler. Bu proje 5 sene 10 sene sürebilecek diye söylemeleri bizi rahatlatıyor. Çünkü çok kısa zamanda iyi sonuçlar alabiliriz ama çok daha iyi sonuçları da ileriki zamanda alabiliriz. Biz hazırız bütün tecrübelerimizle. Tüm tecrübelerimi kullanarak bu projede kendimi komple Samsunspor için vermek istiyorum” dedi.


Leopold Peters de, “Benim gözüme batan Samsunsporlu futbolcuların oyunu çok sevdiği ve çok disiplinli şekilde antrenmanlarda çalıştığı. Kendim yarım saatte olsa sahada olup kalecilere biraz idman verdim. O idmanda bile çocukların ne kadar istekli olduğunu ve ne kadar öğrenmek istediğini çok iyi hissettim. Takımdan ve futbolculardan pozitif enerji aldım, iyi bir hissiyatla Belçika’ya geri dönüyorum” ifadelerini kullandı.


Gazetecilerin sorularını cevaplayan Koen Daerden şunları söyledi:


“İlk kez kulüp olarak Türkiye’ye gelip altyapıyla ilgili durumları gördük. Bizim Genk’deki başarı hikayemizi Samsunspor ile birlikte devam ettirmek istiyoruz. Özellikle buradaki Türk kültürüne ve yaşam tarzına saygı duyarak bu projeyi ilerletmek istiyoruz. Daha bir hafta oldu burada bulunalı. Bizim vizyonumuzu taşıyan bu kulüpte bayağı insanlar var, başkan olsun, Mustafa Bey olsun, Yücel bey olsun. Onlarla henüz toplantı yapmadık detayları ilk onlara aktarmak istiyorum. Altyapıda kesinlikle iyi şeyler gördük, ışık gördük. Ama en önemli konu hatta tesisleşmeden de, A takımın yükselmesinden de daha önemli olan konu kulübün içinde en önemli pozisyonlardaki insanların bizimle aynı düşüncede olması. Bizi gerçekten çok motive ediyor bu projede devam etmek için. Çünkü biz 17-18 sene önce aynı böyle başladık. Kulüpte birkaç insandık, küçük bir gruptuk. Biz artık bu kulüpte birkaç şeyi değiştirmeliyiz diye düşünmüştük. Çünkü alt yapıdan futbolcu yetiştirmek istiyorduk. Aynı şeyleri şuan Samsunspor’da da görüyoruz. Bu bizim için çok sevindirici ve bu projeyi de devam ettirmek için bu en büyük motivasyon oldu. Belçika 12 milyon nüfuslu bir ülke. Aşağı yukarı yüzde 10’u Samsun diyebiliriz. Samsun’da biz ne kadar futbolun yaşandığını ne kadar çocuklarda yaşadığını hissediyoruz. Ne kadar tutkulu oynadıklarını görüyoruz. Dışarda dolaştığımızda insanların bizimle konuştukları bu şehrin futbolu yaşadığını hissettirdi. Bu bizim için ekstra bir motivasyon. Böyle bir yere gelip de böyle bir projeyi ilerletmek bizi sevindiriyor.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep PDR’nin Dünü, Bugünü ve Yarını HKÜ’de ele alındı Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı (PDR) ve PDR Öğrenci Topluluğu tarafından, Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) desteğiyle düzenlenen "PDR’nin Dünü, Bugünü ve Yarını: Birikimden Geleceğe Uzanan Yol" başlıklı program, HKÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanının geçmişten bugüne gelişimi, güncel yaklaşımları ve geleceğe yönelik dönüşüm süreçlerinin ele alındığı programa; Prof. Dr. Feride Bacanlı, Prof. Dr. Tayfun Doğan ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Özer konuşmacı olarak katıldı. Programın açılışında konuşan HKÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Latife Özaydın, günümüzün hızla değişen toplumsal şartlarına dikkat çekerek, "Dijitalleşme, afetler ve bölgemizde yaşanan değişiklikler ışığında psikolojik danışmanların üstlendiği sorumlulukları; değerli hocalarımızın katkılarıyla gerçekleştirilen seminerler ve atölyeler aracılığıyla yeniden gözden geçireceksiniz. Programın önemli katkılar sunacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. HKÜ PDR Anabilim Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Ayaz ise psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanının güçlü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, "Geçmişimiz çok güçlü. Bugün de çok kıymetli işler yapmaya ve bunları görünür kılmaya çalışıyoruz. Gelecekte bizi nelerin beklediğini, tüm bu süreçleri bugün burada görmüş olacağız. Geçtiğimiz ay yaşanan okul saldırıları, mesleğimizin ne kadar kıymetli olduğunu ve kendimizi sürekli güncelleme, geliştirme ihtiyacımızı bir kez daha gösterdi. Bu programın söz konusu süreçlere katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirilen programda; PDR disiplininin kuramsal birikimi, uygulama alanları, mesleki gelişim süreçleri ve gelecekteki yönelimleri öğrencilerle paylaşıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen program, öğrencilerin mesleki farkındalıklarını artırmaya ve PDR alanındaki akademik birikimi geleceğe taşıyacak bir tartışma zemini oluşturmaya katkı sundu.
Mersin SGK İl Müdürü Koç: "Kayıt dışı istihdam geleceği tehlikeye atıyor" Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürü Ali Koç, Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, kayıt dışı istihdamın hem çalışanlar hem işverenler hem de ülke ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek, tüm taraflara kayıtlı istihdam çağrısında bulundu. Kayıt dışı istihdamın, çalışanların SGK’ya hiç bildirilmemesi ya da çalışma günleri ve ücretlerinin eksik bildirilmesi anlamına geldiğini ifade eden Koç, sigortalı çalışmanın anayasal bir hak olmasının yanı sıra yasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. İşverenlerin sigortasız işçi çalıştırma hakkının bulunmadığını vurgulayan Koç, çalışanların kendi rızalarıyla dahi sigortasız çalışmayı talep etmelerinin hukuken mümkün olmadığını söyledi. Koç, "İşverenlerin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kayıt dışı çalışan kişilerin emeklilik hakkı, işsizlik sigortası, sağlık hizmetleri, iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sağlanan güvenceler gibi birçok sosyal haktan mahrum kaldığını belirten Koç, bu durumun çalışanları güvencesiz çalışma koşullarına ittiğini kaydetti. Kayıt dışı istihdamın sadece bireysel değil toplumsal ve ekonomik zararlar da oluşturduğunu ifade eden Koç, haksız rekabet, vergi ve prim kaybı, sosyal güvenlik sisteminde bozulma ve gelir dağılımında adaletsizlik gibi olumsuzluklara yol açtığını dile getirdi. Koç, sosyal güvenlik uygulamalarında amaçlarının cezalandırmaktan ziyade rehberlik etmek olduğunu belirterek, kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmelerin yüksek idari para cezaları, teşvik iptalleri ve ağır yasal yükümlülüklerle karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Çalışanların sigorta durumlarını ’e-Devlet, Alo 170 hattı’ ve SGK müdürlükleri aracılığıyla sorgulayabileceklerini ifade eden Koç, sigortasız çalışma veya eksik bildirim durumlarında ’Alo 170, SGK müdürlükleri ve CİMER’ üzerinden ihbar ve şikayette bulunabileceklerini kaydetti. Ücret ödemelerinde banka kanalı kullanımının da yasal zorunluluk olduğuna dikkat çeken Koç, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi çalıştıran işletmelerde ücretlerin banka aracılığıyla ödenmesi gerektiğini belirtti. Koç açıklamasını, "Kayıtlı istihdam sadece yasal bir zorunluluk değil, ülkemizin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır. Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" sözleriyle tamamladı.
İstanbul Büyükçekmece’de bıçaklanarak hayatını kaybeden çocuğun babası konuştu: "Bunlar çok ağır ceza almalı" Büyükçekmece’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Abdulbaki Demirel’in babası Cevdet Demirel konuştu. Acılı baba, "Bunlar çok ağır ceza almalı. Yeni kanunlar gelmeli, anne ve babaları da yargılanmalı. Ailesi gelip bizden özür bile dilemediler" dedi. Olay, Büyükçekmece ilçesi Muratçeşme Mahallesi’nde 10 Mayıs Pazar günü meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, belirlenemeyen bir nedenle dört çocuk arasında kavga çıkmış, tartışmanın büyümesi üzerine E.B. (16) ve M.A.D. (17), yanlarında bulunan bıçaklarla Abdulbaki Demirel (16) ve S.I. (15) isimli çocuklara saldırmıştı. Aldıkları bıçak darbeleriyle kanlar içinde kalan iki çocuk yere yığılırken, saldırganlar olay yerinden kaçmıştı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Abdulbaki Demirel ve S.I. yaralı olarak hastaneye kaldırılmış, hastanede yapılan müdahalelere rağmen Abdulbaki Demirel hayatını kaybetmiş, S.I.’nın ise tedavisine devam edildiği öğrenildi. Saldırganlar E.B. ve M.A.D. olayda kullandıkları bıçakla birlikte kısa sürede yakalanmıştı. Adli makamlara sevk edilen iki çocuk tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Abdulbaki Demirel, Güzelce’deki yeni mezarlıkta toprağa verildi. Acılı baba Cevdet Demirel olaya ilişkin konuştu. "Bunlar çok ağır ceza almalı" Cevdet Demirel, "Caniler 3-5 yılda dışarı çıkmasınlar. Canlı bomba ya da silahşör gibi gezmesinler. Bunlar çok ağır ceza almalı. Yeni kanunlar gelmeli anne ve babaları da yargılanmalı. Ailesi gelip bizden özür bile dilemediler. Pazar günü çocuklar gelmiş toplanmışlar. Sigara ve para istemişler benim oğlum da sigara içmiyorum param da yok demiş. Önceki çocukla husumetleri varmış. Bir iki bıçak sallamışlar ona. Bizim çocuk da müdahale etmeye çalışmış. Oğlum kaçmaya çalışmış, diğeri de arkadan kovalayıp 17 bıçak darbesi savurmuş. Bu canilik ve insanlık dışı. Umarım başka canlar yanmaz ve yeni kanunlar gelir. Yasemin Hanım da geldi bize destek oldu. Caniler dışarı çıkamasınlar. Başka canlar yanmasın. Okul terörleri bitsin. Çocuklar güvende değil. Çocuklara şiddet filmlerini tiktoku yasaklamıyorlar. Oğluma bunu yapan aileyi Allah’a havale ediyorum. Bu olaya yardım yataklık eden herkes yaşadığımız acıyı yaşasın. Beni tehdit ediyorlar telefonda. Mesaj atıyorlar. Mesajda "şikayetini geri almazsan seni katlederiz" yazdılar.
Erzincan EBYÜ’de "Fikirden Aksiyona Türk Dünyası" paneli düzenlendi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi ev sahipliğinde, Türk Devletleri Teşkilatı ve Türksoy iş birliğinde "Fikirden Aksiyona Türk Dünyası" paneli gerçekleştirildi. Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, rektör yardımcıları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Türk düşünce tarihine yön veren isimlerin Türk birliği idealinin temelini oluşturduğunu söyledi. Levent, İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" anlayışının ortak ideal ve ortak kader düşüncesini temsil ettiğini belirterek, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp’in de Türk düşünce sistemine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türk dünyasına yönelik çalışmaların önemine değinen Levent, üniversite olarak son yıllarda çok sayıda ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği yaptıklarını kaydetti. Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun ise konuşmasında Türk dünyasında iş birliği, fikir birliği ve dil birliğinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin birlik ve beraberlik anlayışıyla hareket ettiğini ifade eden Aksun, ülkede yaşayan herkesin eşit haklara sahip olduğunu belirtti. Açılış konuşmalarının ardından EBYÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulkadir Gül moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Türksoy Türkmenistan Temsilcisi Laçın Öwezgeldiewa, Türksoy Türkiye Temsilcisi Abdullah Kutalmış Yalçın ve Nışankül Karatayeva konuşmacı olarak yer aldı.