YEREL HABERLER - 15 Mart 2012 Perşembe 15:41

MESLEKTE 30 YILINI DOLDURAN DOKTORLARA PLAKET

A
A
A
MESLEKTE 30 YILINI DOLDURAN DOKTORLARA PLAKET

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan, meslekte 30 yılını doldurmuş ve emekli olan doktorlara hizmetlerinin anısına plaket verildi.
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla tören düzenlendi. Hastanenin konferans salonunda düzenlenen törende hastanenin tarihçesi slayt gösterisi ile anlatıldı ve hastane kreşinin öğrencileri şiirler okudu. Müzik dinletisinin de yer aldığı kutlamalarda hastanede 30 yıldır görev yapan ve emekli olanlara hizmetlerinin anısına plaket verildi.
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. S. Sırrı Kılıç, günün anlam ve önemini belirten konuşma yaptı. Başhekim Kılıç konuşmasında, "Ortaçağın başlangıcında hekimlik, yaşlı ustaların yanında çıraklık yaparak öğrenilen bir işti. Bu ilk öğrencilerin bütün zamanı şifalı otları öğrenmekle geçerdi. Aynı yıllarda manastırlarda rahipler, dinsel metinlerdeki şifalı bitkileri keşfetmekle meşgullerdi. Batı dünyasında akademi öncesi ilk tıp eğitiminin 10. yüzyılın sonunda başladığı söylenebilir. 16. ve 17. yüzyıl ise büyük biyoloji devrimlerinin gerçekleştiği dönemler oldu. Pedagoji anlamında bir ilk olan Leyden tıp okulunda eğitim sadece kitaplara değil gözlemlere ve deneylere dayandırılmaya başlandı. 19. yüzyıl tıp bilimi ve eğitimi için çok parlak bir dönemdir. Oxford ve Cambridge’in akademik tıp merkezleri, yerlerini Londra ve Edinburgh’da tıp eğitimi yapılan ünlü hastanelere bıraktı. 19. yüzyıl, tıp eğiminde Avrupa’nın özellikle Alman ekolünün öne çıktığı, 20. yüzyıl ise tıp eğitimini, Amerika Birleşik Devletleri’nin şekillendirdiği dönemler olmuştur. Türkiye’de Cumhuriyet öncesi dönemde ilk tıp okulu II. Mahmut zamanında 14 Mart 1827’de açılmıştır. Bunu 1847’de Mekteb-i Tıbbiyeyi Şahane ismiyle açılan Askeri Tıp Okulu izlemiştir. 1909 yılında İstanbul Tıp Fakültesi kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde, 1945’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 1955’te Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, 1963’te Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, 1966’da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, 1967’de İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 1968’de Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi kurulmuştur" dedi.
Kutlanması gelenek haline gelen 14 Martların artık günümüzde ya kutlanmadığını ya da protestolu kutlamalar şeklinde yapıldığını hatırlatan Başhekim Prof. Dr. S.Sırrı Kılıç, "Ancak, 14 Mart Tıp Bayramı’nın her yıl sorumluluklarımızı gözden geçirme, nereden nereye geldiğimizin sorgulandığı ve nereye gideceğimizin planlandığı bir gün olması gerektiğini düşünüyorum. Hekimlik insanlığın sağlığı ve mutluluğu adına, hekimin kendi yaşamından çok fazla özveride bulunmasını gerektirdiği için, biz hekimler en büyük sorumluluğu üstlenmiş bir mesleğin mensuplarıyız. Her türlü özverinin kaynağını, en kutsal varlık olan insana duyduğumuz saygı ve sevgiden almaktayız. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tıp alanında çok büyük ilerlemeler kaydedilmektedir. Bu ilerlemeler teknoloji ve iletişimde kaydedilen gelişmelerle paraleldir. Ancak moral değerlerin giderek zayıfladığı günümüzde erdemin yerini çıkar duygusunun, ben duygusunun almaması için ’önce insan olmalı’ ilkesine bağlı kalmalı, birbirimize birlik beraberlik duygularını, sevgi ve saygıyı telkin etmeliyiz. Çok uzun ve zor bir eğitimden geçerek, insanların daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesi için özveriyle çalışan, Atatürk’ün de kendisini emanet ettiği bütün meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. 1915 yılında Çanakkale Savaşı’na gönüllü olarak katılıp şehit düşen ve böylece 1921 yılında mezun veremeyen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mensubu şehitlerimizi, hastalarıyla ilgilenirken kendisi hastalanıp görev şehidi olan tüm meslektaşlarımızı da rahmetle anıyor, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "ASELSAN, Avrupa’da ilk 10, dünyada ilk 20 savunma sanayii şirketi arasındaki konumunu sağlamlaştırmıştır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "ASELSAN, Avrupa’da ilk 10, dünyada ilk 20 savunma sanayii şirketi arasındaki konumunu sağlamlaştırmıştır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen Ünüversite-Savunma Sanayii Güç Birliği Töreni’ne katıldı. Törene Yılmaz’ın yanı sıra Savunma Sanayii Başkanı Prof. Drç Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, akademisyenler, öğrenciler katıldı. Törende, 2025 ASELSAN Akademi Mezuniyet Töreni ve 3 farklı üniversitede kurulan 6 ASELAB laboratuvarının açılışları canlı bağlantı ile yapıldı. Burada konuşan Yılmaz, Bölgede ve küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, uluslararası sistemin ciddi bir sınamadan geçtiğini açık biçimde ortaya koyduğunu söyleyerek, özellikle İsrail’in kışkırtmasıyla başlayan İsrail-ABD-İran savaşının bölgesel dengeleri sarstığını ve küresel istikrarı son derece olumsuz etkilediğini dile getirdi. "ASELSAN, Avrupa’da ilk 10, dünyada ilk 20 savunma sanayii şirketi arasındaki konumunu sağlamlaştırmıştır" ASELSAN’ın geliştirdiği kritik teknolojiler ve yetiştirdiği nitelikli insan kaynağı ile bu ekosistemin en önemli kurumsal aktörlerinden biri olarak öne çıktığını aktaran Yılmaz, "Ulaştığı ölçek, üretim gücü ve finansal performansıyla ülkemizin en değerli şirketlerinden biri hâline gelmiş; Avrupa’da ilk 10, dünyada ilk 20 savunma sanayii şirketi arasında yer alarak konumunu sağlamlaştırmıştır. Ar-Ge yatırımlarına ayrılan kaynakların artması, altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi, uzun vadeli ve stratejik planlama perspektifi bu başarının temelini oluşturmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçtiğimiz Ağustos ayında temelini attığı Oğulbey yerleşkesinde başlatılan 1,75 milyar dolar değerindeki yatırım da bu vizyonun somut bir yansımasıdır. Bu tesis tamamlandığında, Avrupa’nın en büyük entegre hava savunma tesisi olacaktır" ifadelerine yer verdi. "43 üniversiteden 175 akademisyenle yürütülen yüzlerce proje, iş birliğinin ulaştığı seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır" ASELSAN Akademi’nin üniversitelerin bilgi birikimi ile mühendislerin sahadaki tecrübesini aynı zeminde buluşturan özgür bir yapı olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Akademik eğitim ile üretim süreçlerinin iç içe geçtiği bu yaklaşım, bilginin doğrudan teknolojiye dönüşmesini hızlandırmaktadır. Bugün binin üzerinde mühendisin bu program kapsamında eğitimine devam etmesi ve yüzlerce mezunun edindiği birikimi somut projelere dönüştürmesi, kurulan sistemin ne kadar sağlam bir zemine oturduğunu göstermektedir. Geride bıraktığımız akademik yılda mezun olan 95 arkadaşımızın da bu kazanımları daha da ileri taşıyacaklarına gönülden inanıyorum. 43 üniversiteden 175 akademisyenle yürütülen yüzlerce proje, bu iş birliğinin ulaştığı seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. "ASELSAN’ın, ASELAB’larda birçok alanda ülkemize yeni kazanımlar sağlayacağına inanıyorum" ASELAB’ların ilk modelinin, ASELSAN ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi iş birliğinde "Quantal" adıyla kurulan Kuantum Araştırma Laboratuvarı olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2024 yılında Türkiye’nin ilk kuantum bilgisayarını, katıldığım bir törenle kamuoyuna tanıtmıştık. Bu modeli ASELAB çatısı altında genişleterek; ODTÜ, İTÜ ve Hacettepe Üniversitelerimizde kurulan yeni laboratuvarlarla yaygınlaştırıyoruz. ASELSAN’ın bu laboratuvarda, haberleşme ve algılama teknolojilerinden su altı ve otonomi sistemlerine, yapay zekâdan mikrodalga malzemelere kadar birçok alanda ülkemize yeni kazanımlar sağlayacağına inanıyorum" açıklamasında bulundu. "Üniversite-sanayi birlikteliğini çok kıymetli bir kalkınma modeli olarak görüyoruz" Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise savunma sanayiinin, stratejik aklın, ileri mühendisliğin, sürdürülebilir araştırma kültürünün ve güçlü insan kaynağının buluştuğu seçkin alanlardan biri olduğunu dile getirerek, "Bu alandaki kalıcı başarı, üniversitelerimizle sanayi kuruluşlarımız arasında kurulan güçlü iş birliğiyle daha da derinleşmektedir. Bizler üniversite-sanayi birlikteliğini çok kıymetli bir kalkınma modeli olarak görüyoruz. Bu model, akademik çalışmayı sahadaki ihtiyaca yaklaştırmakta; mühendislik kabiliyetini bilimsel üretimle beslemekte; stratejik teknolojilerde ülkemizin rekabet gücünü daha ileri seviyelere taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu sayede çok güçlü bir sinerji oluşmakta, üniversitelerimiz bilimsel derinlik sağlamakta, sanayi kuruluşlarımız ürünleştirme gücü sunmakta ve gençlerimiz de bu ekosistemin dinamizmini büyütmektedir" dedi. "30 milyon dolar yatırım yaptığımız ASELAB’larda oyun değiştirici teknolojilere çalışacağız" ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol’da Türkiye’de ilk kez üniversite-sanayii iş birliğiyle İTÜ, ODTÜ, ve Hacettepe Üniversitesinde kurulan ASELAB laboratuvarlarında ASELSAN çalışanları ile araştırmacıların, akademisyenlerin ve lisans üstü öğrencilerini buluşturduklarını kaydederek, "Türkiye’nin Ar-Ge’ye en çok kaynak ayıran şirketlerinden biri olan ASELSAN, 11 Ar-Ge merkezinde çalışmalarını sürdürecek. Şu ana kadar 30 milyon dolar yatırım yaptığımız ASELAB’larda ise mevcut çalışmalarımıza ilave olarak geleceğin giriş bariyeri yüksek oyun değiştirici teknolojilerine çalışacağız" ifadelerini kullandı.
Şanlıurfa Şanlıurfa’da ’İletişimin Yeni Yüzyılı’ eğitim programı gerçekleştirildi Şanlıurfa’da "İletişimin Yeni Yüzyılı" eğitim programı gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, dezenformasyona sadece bir iletişim sorunu olarak bakmadıklarını, aynı zamanda bir milli güvenlik meselesi olarak da baktıklarını söyledi. "İletişimin Yeni Yüzyılı Güçlü İletişim, Etkin Kamu: Şanlıurfa Eğitim Programı, İl Milli Eğitim Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, "Vatandaşlarımızla devletin bir gönül köprüsü oluşturduğu ve bu gönül köprüsü marifetiyle kimi zaman şikayetler, kimi zaman talepler, kimi zaman teşekkürlere şahit olduğumuz bir platformumuz, bir sistemimiz var. Tabi kamuoyunu yakından takip ettiği için ve neredeyse her hafta bir iki gündem ile adından söz ettirdiği için, sorunlara çözüm olduğu için, vatandaşın kurumlar arası iletişimini nitelikli kıldığı için CİMER her daim gündemimizde, her daim sizlerin de şahit olduğu gibi başarı ve başarılarıyla yoluna devam ediyor. Malumunuz daha geçen gün bir devletin istihbarat teşkilatının bir paylaşımından dolayı, biz İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyonla mücadele merkezimiz tarafından yapılan bir açıklamada, içeriğiyle sizler de vakıfsınızdır, taraf olmak durumunda kaldık ve sonra ilgili açıklamayı yapan istihbarat teşkilatının sosyal medya hesabı üzerinden ’evet biz yanlış biliyormuşuz ve Türkiye doğruymuş’ demek zorunda kaldılar. Bu da herhalde dezenformasyonla mücadelenin sadece bizim ülkemiz için değil, diplomasi ayağında da uluslararası ilişkilerde de ne kadar önemli olduğunu ve önem arz etmemiz gerektiğini ortaya koyuyordur diye düşünüyorum. Tabii bunlar da her zaman mücadele edeceğiz, dijital çağın sınamaları olarak bakıyoruz biz bunlara. Hakikat ile yalan çizgisi arasında bir duruş sergilememiz ve doğru taraflı olmamız gerekiyor. Biz sizlere bu noktada yardımcı olmaya çalışıyoruz. Dezenformasyona sadece bir iletişim sorunu olarak da bakmıyoruz, aynı zamanda bir milli güvenlik meselesi olarak da görüyoruz. Yani hakikatin üzerini örten karşısında durulması gereken, devletin ve milletin sorumluluğu olduğuna inanıyoruz. Basın mensuplarının da dezenformasyonla mücadelede millet adına sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Bu konuda kararlı ve güçlü adımlar atmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Programa, Şanlıurfa Vali Yardımcısı Yakup Kılınçoğlu, İletişim Başkanlığı Şanlıurfa Bölge Müdürü Hasan Bilici ve kurumların CİMER sorumluları katıldı.