SAĞLIK - 19 Şubat 2026 Perşembe 11:49

Ağız kuruluğu, ciddi bir sistemik hastalığın habercisi olabilir

A
A
A
Ağız kuruluğu, ciddi bir sistemik hastalığın habercisi olabilir

Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, susuzluk hissi olarak küçümsenen ağız kuruluğunun ciddi sistemik hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi.


Medicana International Samsun Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, halk arasında susuzluk hissi olarak küçümsenen ağız kuruluğunun aslında ciddi sistemik hastalıkların habercisi olabileceğini belirterek, özellikle sjögren sendromu ile mücadele eden hastalar için geliştirilen sialendoskopi yönteminin kesi yapılmadan uygulanan cerrahi tekniğiyle modern tıpta yeni bir dönem başlattığını ifade etti.



"Ağız kuruluğunda erken tanı önemli"


Ağız kuruluğunun hafife alınmaması gerektiğini belirten KBB Kliniği’nden Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, "Özellikle sjögren hastalarında erken dönemde uygulanan sialendoskopi, bez fonksiyonunu koruma açısından kritik öneme sahiptir. Amaç sadece kuruluğu azaltmak değil, bez dokusunun ilerleyici hasarını durdurmaktır. Doğru hasta seçimiyle yaşam kalitesinde belirgin artış sağlıyoruz. Bilimsel çalışmalar da erken dönemde uygulanan girişimlerin tükürük akışını artırabildiğini ve tekrarlayan enfeksiyon ataklarını azaltabildiğini göstermektedir" dedi.


Tedavide sialendoskopinin neden tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Turgut, "Sialendoskopide ameliyat izi oluşmaz, bez kaybı riski minimaldir. Günübirlik uygulanır; hasta çoğu zaman aynı gün sosyal hayatına dönebilir. Gerektiğinde güvenle yeniden uygulanabilir. Vücudun kendi tükürük üretim kapasitesini maksimize eder. Ağız kuruluğu bir çaresizlik değildir. Eğer tekrarlayan bez şişlikleri, kronik kuruluk ve yutma güçlüğü yaşıyorsanız, sialendoskopi modern tıbbın sunduğu en etkili minimal invaziv seçeneklerden biri olabilir. Bez dokusu tamamen harap olmadan yapılan müdahalede en başarılı sonuçlar alınıyor. Erken tanı, doğru merkez ve deneyimli ekip, ağız kuruluğunda milimetrik bir dokunuşla yaşam kalitesinde büyük bir değişim oluşturabilir" diye konuştu.


Sjögren sendromu hakkında bilgi veren Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, "Sjögren sendromu, bağışıklık sisteminin kendi dokularını hedef alarak tükürük ve gözyaşı bezlerini işlevsiz hale getirdiği kronik bir hastalıktır. Bu süreçte yalnızca ağız kuruluğu gelişmez; konuşma, yutkunma ve hatta sindirim fonksiyonları bile zorlaşabilir. Tedavi edilmeyen vakalarda tablo diş kayıpları, sık tekrarlayan enfeksiyonlar ve kalıcı bez hasarlarıyla ağırlaşabilir. Özellikle tekrarlayan tükürük bezi şişliği yaşayan hastalarda altta yatan kanal içi daralma ve tıkanıklıkların mutlaka araştırılması gerekir" şeklinde konuştu.



Bıçak altına yatmadan tedavi


Geleneksel yöntemlerin aksine sialendoskopinin hastaya herhangi bir cerrahi kesi yapmadan çözüm sunduğunu dile getiren Doç. Dr. Turgut, "Milimetrik kamera sistemleriyle tükürük bezlerinin doğal kanallarından içeri girilen bu yöntem, mikrocerrahinin en zarif örneklerinden biri olarak kabul edilir. İşlem sırasında tıkanıklığın sebebi anında görüntülenir. Daralmış kanallar özel balon veya mikro aletlerle açılarak tükürük akışı stabilize edilir. İltihaplı bölgeye doğrudan ilaç uygulanarak sistemik yan etkiler azaltılır. Bu sayede bezin tamamen alınmasına gerek kalmadan fonksiyon korunur" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kültürel Miras Envanter Lisesine Kayseri’den 3 ürün daha girdi İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün koordinasyonunda kurulan ’İl Tespit Kurulu’ tarafından yürütülen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması (SOKÜM) çalışmaları sonucunda; Dorak taşı süzek yoğurdu, Akkışla yoğurdu ve İnce ekmek geleneğinde de Kayseri yufkası Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanterine girdi. Konu hakkında açıklamalarda bulunan İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun; "Bilindiği gibi bakanlığımız somut olmayan kültürel miras ulusal envanterlerinin temelini illerdeki kültürel miras unsurları oluşturmaktadır. İllerde de envanter çalışmaları, İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri’nin koordinasyonunda yürütülmektedir. Bu kapsamda il müdürlüğümüz koordinasyonunda kurulan, kurum/kuruluş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile uzmanlardan oluşan İl Tespit Kurulu, yıl içinde gerçekleştirdiği araştırmalar, çalışmalar ve öneriler kapsamında belirlenen ilimize ait kültürel miras unsurlarını yılda iki kez Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü’ne iletir ve onaylanan unsurlar ulusal envantere eklenir. Bu kapsamda Ağırnas Dorak taşı süzek yoğurdu, Akkışla yoğurdu, ilimiz ve ilçelerimizde yaygın olarak yapılan Kayseri yufkası, bakanlığımız Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanterine 2026 yılı itibariyle kaydedilmiş olup bunlarla birlikte envanterdeki unsur sayımız 44 olmuştur. Şehrimize hayırlı olsun. İl müdürlüğümüz koordinasyonunda İl Tespit Kurulu Kayseri’ye ait kültürel miras unsurlarının envantere kaydı için çalışmalarına devam etmektedir" dedi.