EKONOMİ - 19 Ağustos 2024 Pazartesi 14:48

Menemenin ‘soğan’ tartışmasına çayın ‘suyu’ eklendi

A
A
A
Menemenin ‘soğan’ tartışmasına çayın ‘suyu’ eklendi

Yıllardır süren "menemen soğanlı mı olur soğansız mı?" tartışmasına "çay soğuk suyla mı demlenir sıcak suyla mı?" tartışması eklendi. Çaycılar, "sıcak" suyla demlenen çayın "haşlandığını", "soğuk" suyla demlenen çayın ise "daha lezzetli" olduğunu ifade ettiler.


Türkiye’de vatandaşlar ve gurmeler, yıllardır süregelen "menemenin soğanlı mı olur soğansız mı?" tartışmasına kesin bir cevap bulamadı. Menemen hem soğanlı hem de soğansız olarak tüketilmeye ve sunulmaya devam etti. Benzer bir tartışma ise son zamanlarda revaçta. Dışarıda, kafeler ve çay ocaklarında içtikleri çayın evde yaptıkları çaydan daha güzel olduğunu iddia eden vatandaşlara bunun cevabı yıllardır çay ocağı işleten çaycılardan geldi. Çaycılar, vatandaşların evde çay demlerken yaptığı en büyük yanlışı kuru çaya sıcak su atmak olduğunu savunurken, kazanda kaynayan suyun da etkisine değindiler.



“Kaynar su, çayın demlenmeden haşlanmasına neden oluyor”


Evde demlenen çayda yapılan en büyük yanlışı ’kuru çaya sıcak su atmak’ olarak nitelendiren çaycı Şaban Göğne, “Çayın iyi olması için kaliteli çay kullanılmalı. Ayrıca evde çay demlikle yapılırken, dışarıda ise kazanlarda yapılıyor. Evde demlenen çayları yaparken kuru çayın üstüne kaynar su katıyorlar. Bu da çayın demlenmeden haşlanmasına sebep oluyor. Çay ocaklarında ya da kafelerde çay, soğuk su ile yapılıyor. Soğuk suda demlenen çay geç ısındığı ve beklediği için güzel oluyor. Soğuk suyla demlenen çay 40-45 dakika sonra içme kıvamına gelecektir. Çay demlerken yapılan en büyük yanlışlardan biri de ölçüsüz çay eklemek. Çayı çok atarsanız demli, az atarsanız da açık olur. Biz büyük demliklere genelde 1,5-2 kaşık çay atıyoruz. Soğuk suyu nasıl döktüğünüzün bir önemi yok. Soğuk suyla çay demlerken püf noktası; çayın tamamen ıslanmasıdır. Ayrıca sıcak suda demlenen çaylar çabuk bayatlıyor. Sabahleyin biz de mecburen ilk çayı sıcak suyla demliyoruz. Onda da tadı güzel ama açık oluyor. Çünkü acele ettiğimizden tam demlenmiş olmuyor. Sıcak suyla çay demlerken de 2 seçenek var. Sıcak suya çay atabilirsiniz ama onda da beklemek gerekir hemen dem almaz. Çayın acılığını almak için sıcak su ekledikten sonra 2 dakika çayı ocakta kaynatıyoruz. Böylece çayın renk almasını sağlıyoruz. Bunda da çay fazla beklerse çay acılaşır. Sıcak suyla demlenen çay da toplamda 10-15 dakika sonra servise hazır hale geliyor” dedi.



“Sıcak suyla demlenen çayın rengi ve demi tam oturmuyor”


Sıcak suyla demlenen ve 15 dakikada servis edilen çayın renginin ve deminin tam oturmadığına değinen Emrah Ekeroğlu, “Çay ocaklarında çayın lezzetli olmasının birkaç farklı nedeni var. İlk önce çay demlikte değil, kazanda ısınıyor. İkincisi ise çayları soğuk suyla demliyoruz. Soğuk suda demlenen su hem daha lezzetli hem daha demli hem de daha kokusuz oluyor. Sıcak suyla demlenen çay haşlanıyor. Sıcak suyla yapılan çayın lezzeti de rengi de kokusu da soğuk suyla demlediğiniz çay gibi güzel olmuyor” diye konuştu.



“Hızlı olsun diye sıcak suyla çay demliyoruz ama güzel olmuyor”


Dışarıda tattıkları çayın lezzetini evde demledikleri çayda bulamadıklarını ifade eden Teoman Özkalaycı, “Evde demlediğimiz çaylar, dışarıda içtiğimiz çaylar gibi lezzetli olmuyor. Bunun nedeni bence çayı sıcak suyla demlememiz. Çünkü hızlı olsun, çay içelim diye sıcak suyla demliyoruz. Çay ocaklarında ise soğuk suyla yapılan ve uzun süre demlenen çay bizlerin evde yaptığı çaydan daha güzel oluyor” şeklinde konuştu.



“Dışarıda içilen çay daha lezzetli”


Çay ocaklarında içtikleri çayın evde yapılan çaydan daha lezzetli olduğuna değinen Ümit Pekçakır ise “Çay sıcak suyla da soğuk suyla da demlenebilir. Ben soğuk suyla demleneni seviyorum. Buna rağmen evde sıcak suyla çay demliyoruz. O yüzden çay ocaklarında içtiğimiz çay, evde demlediğimiz çaydan daha lezzetli oluyor. Çünkü bir 15 dakika çayın demlenmesini beklerken dışarıda ise 1 saatte yavaş yavaş demlenen çayı içiyoruz” ifadelerini kullandı.



Menemenin ‘soğan’ tartışmasına çayın ‘suyu’ eklendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da sağanak sele dönüştü: Karakuyu köyünde evler ve araziler sular altında kaldı Iğdır’ın Karakuyu köyünde etkili olan sağanak sonrası meydana gelen sel, köyde büyük hasara neden oldu. Evler, tarım arazileri ve yollar zarar görürken çok sayıda küçükbaş hayvan telef oldu. Iğdır’da etkisini sürdüren sağanak yağış, merkeze bağlı Karakuyu köyünde sele neden oldu. Yaklaşık 2 saat devam eden şiddetli yağış sonrası su kanalları ve dereler taşarken, köy merkezindeki bazı evler ile tarım arazileri sular altında kaldı. Sel nedeniyle köyde bulunan bazı köprü ve su kanalları yıkılırken, yollar da zarar gördü. Bölgede vatandaşlar zor anlar yaşarken, ihbar üzerine ekipler çalışma başlattı. Iğdır Devlet Su İşleri Müdürlüğü ile İl Özel İdaresi ekiplerinin müdahale ettiği çalışmalara jandarma, AFAD, Özel İdare ve DSİ’den toplam 16 araç ve 46 personel katıldı. Ekipler, selin etkili olduğu bölgelerde su tahliye ve temizlik çalışmalarını sürdürdü. Sel nedeniyle çok sayıda küçükbaş hayvan telef olurken, 20 arı kovanı da kullanılamaz hale geldi. AFAD ekipleri bölgede hasar tespit çalışmalarına başladı. Köyde yaşayan ve ev ve ahırları su basan Habibe İleri, "Civcivlerimiz, tavuklarımız öldü. Evimiz çatlamış, sallanıyor. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Sağ olsunlar sel anında komşularımız yardımımıza gelerek hayvanlarımızı çıkardılar" dedi. Tarım arazileri zarar gören Rasim Güneş ise, "Baya bir sel geldi, 1 saat, 1.5 saat kadar devam etti. Burada daha önce DSİ’nin çalışmaları oldu ondan dolayı bir sıkıntı olmadı. Afetin aşırı derecede olmasından dolayı kanal taşıyamadı. Ekili alanım yağmurlama sistemiydi, hasarım var" diye konuştu.
Samsun Başkan Şenol Kul, Dünya Kent Forumu için Bakü’ye gidiyor Habitat) tarafından düzenlenen ve sürdürülebilir kentleşme alanında dünyanın en önemli uluslararası buluşmalarından biri kabul edilen Dünya Kent Forumu’na (WUF13) özel davet üzerine katılmak için Azerbaycan’a gidiyor. İlk kez 2002 yılında Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen ve iki yılda bir farklı bir şehrin ev sahipliğinde gerçekleştirilen forumun 13’üncüsü, 17-22 Mayıs 2026 tarihlerinde Bakü Olimpiyat Stadyumu’nda gerçekleştirilecek. Dünyanın dört bir yanından yerel ve bölgesel liderleri bir araya getirecek olan forumun bu yılki ana teması ise "Dünyayı barındırmak: Güvenli ve dayanıklı kentler ve topluluklar" olarak belirlendi. Forum boyunca; küresel konut krizi, enformel yerleşimlerin dönüşümü, kriz sonrası yeniden yapılanma süreçleri, iklim-konut ilişkisi ve konut finansmanı gibi hayati başlıklar masaya yatırılacak. Forum kapsamında düzenlenecek olan "Yerel ve Bölgesel Yönetimler Dünya Kurulu" (WALRG) ve "Yuvarlak Masa Toplantısı"na katılacak olan Başkan Şenol Kul, uluslararası kentsel gelişim tecrübelerini yakından takip edecek. Sürdürülebilir konut politikaları ve yerel iş birliği modellerinin ele alınacağı bu toplantılardan elde edilecek bilgi ve deneyimler, Terme’nin gelişim yolculuğunda hayata geçirilecek yeni projeler için önemli birer rehber niteliği taşıyacak. Dünya Kent Forumu’na katılımı öncesi bir değerlendirme yapan Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Bakü’de gerçekleşecek bu önemli buluşmada, dünyanın farklı şehirlerinden gelen tecrübeleri dinleme ve ilçemizi temsil etme fırsatı bulacağız. Burada konuşulacak olan ’dirençli şehir’ ve ’sürdürülebilir konut’ gibi konular, bizim Terme için kurduğumuz hayallerle yakından ilgili. Küresel ölçekteki bu bilgi paylaşımlarından ilham alarak, ilçemizi hemşehrilerimiz için daha huzurlu, daha modern ve daha yaşanabilir bir yuva haline getirmek adına gayretle çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Dünya Kent Forumu’nun sonuç bildirgesi ve "WUF13 Eylem Çağrısı", yerel yönetimlerin küresel kararlar üzerindeki etkisini artırarak sürdürülebilir şehircilik adına önemli bir yol haritası sunacak.