EKONOMİ - 30 Nisan 2026 Perşembe 13:33

Samsun’da sanayi istihdamı yüzde 72 artışla 17 bin 250’ye ulaştı

A
A
A
Samsun’da sanayi istihdamı yüzde 72 artışla 17 bin 250’ye ulaştı

Samsun Valiliği öncülüğünde, Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda bilim, sanayi ve teknoloji temelli kalkınmaya ağırlık verilen Samsun’da, organize sanayi bölgelerinde istihdam önemli bir artış gösterdi. 2023 yılında OSB’lerde 10 bin 38 olan çalışan sayısı, bugün itibarıyla parsel tahsisi yapılan 361 firmadan üretime geçen 246’sında sağlanan büyümeyle birlikte yüzde 72 artarak 17 bin 250’ye yükseldi.


Karadeniz’in ve Kuzey Anadolu’nun incisi Samsun, ekonomisiyle, teknolojisiyle ve insan kaynağıyla Türkiye Yüzyılı’na önemli katkılar sağlamaya devam ederken; Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2024-2028 Stratejik Planı’nda belirtmiş olduğu bilim, teknoloji ve inovasyona dayalı; rekabetçi, sürdürülebilir, küresel çapta yönlendirici, yerli ve milli bir sanayi yapısı ile dijital ekonomi oluşturmak misyonuyla ve teknolojisiyle öncü, sanayisiyle güçlü bir Türkiye ve Samsun vizyonuyla yürüttüğü çalışmalarını bakanlığın destekleriyle, valilik koordinasyonunda sürdürüyor.


Samsun Valiliği’nden konu hakkında yapılan açıklamada, "Sanayi ve ticarette Kuzeyin ve Karadeniz Bölgesi’nin üretim merkezi konumunda bulunan Samsun’umuz, 2023 yılında kurulan Terme OSB ve 2025 yılında kurulan Yakakent Su Ürünleri İşleme İhtisas OSB ile birlikte 7’si faal olmak üzere toplam 11 Organize Sanayi Bölgesiyle bu konumunu daha da güçlendirmiştir. 2023 yılında 11 bin 520 dekar olan toplam OSB alanı, yüzde 99 artışla 22 bin 870 dekara çıkarılmıştır. OSB’lerimizde 2023 yılında 10.038 olan çalışan sayısı, bugün itibariyle parsel tahsisi yapılan 361 firmadan üretime geçen 246 firmada yüzde 72 artışla yaklaşık 17.250’ye ulaşmıştır. Son 2 yılda 127 firmaya tahsis edilen 136 parselde 3 bin 675 dekar alan ve diğer parsellerin de tahsis edilerek yatırımların tamamlanmasıyla istihdamın yaklaşık 35 bine çıkacağı öngörülmektedir" denildi.


"İlimizde bulunan iki özel endüstri bölgesinden Etibakır Anonim Şirketi bünyesindeki 241 hektarlık Etibakır Anonim Şirketi Özel Endüstri Bölgesi Tekkeköy ilçemizde 1 Şubat 2025 tarihli Resmî Gazete kararıyla ilan edilmiş olup, üretim faaliyetleri devam etmektedir" bilgisi verilen açıklamada şu ifadeler de yer aldı:


"Resmi Gazete kararıyla ilan edilen, Türkiye’nin ilk yerli ve milli İnsansız Hava Araçlarını üreten dünya markası BAYKAR’a ait Tekkeköy ilçemizdeki 400 dönümlük özel endüstri bölgesindeki yeni üretim üssünün çalışmaları da devam etmektedir. MKE’nin 2 milyar liralık yatırımla savunma sanayisi üretim merkezine dönüştüreceği ve Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünleri yerli imkanlarla üreteceği 4 bin dönümlük Samsun Üretim Kampüsü’nde çalışmalar hızla devam etmektedir. OSB’lerimizin altyapısını güçlendirmek ve yatırımcılarımız için daha cazip hale getirmek amacıyla Meslek Lisesi ve MESEM kurulum çalışmaları dahil olmak üzere çok yönlü alt ve üst yapı çalışmaları yürütülmektedir. Samsun Lojistik Merkezi’nin Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan demiryolu hattına bağlantısı için yürütülen çalışmalar da hızla devam etmektedir. Havza OSB’de, Ulaştırma Bakanlığımızın destekleriyle TCDD Genel Müdürlüğü tarafından 2,7 km uzunluğunda iltisak hattı ve 2 adet yaklaşık 500 metre uzunluğunda yükleme yolu yapılmasıyla ilgili projenin 2026 yılı içerisinde tamamlanması planlanmaktadır. OKA ile Samsun Merkez OSB tarafından yürütülen bölgesel ölçekli Karadeniz Teknoloji Vadisi (Teknopark) çalışmaları devam etmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır tarafından açıklanan Sanayi Alanları Master Planı’nın ilk fazında, Samsun-Mersin hattında yer alan illerde Mega Endüstriyel Bölgeler oluşturma projesiyle de demir yolu ve liman bağlantıları, yeşil üretim altyapısı ve sosyal donatılarıyla Samsun’umuzun küresel üretim ve lojistik ağının en güçlü halkalarından biri haline getirilmesi hedeflenmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın koordinasyonunda devam eden Marmara’dan Anadolu’ya Sanayi Dönüşümü programı kapsamındaki 14 il arasında Samsun’un da olması şehrimiz için önemli avantajlar sağlayacağı öngörülmektedir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın destekleriyle hayata geçirilen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ve Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı çerçevesinde ilimizdeki stratejik sektör yatırımlarına sağlanan desteklerle birlikte sanayi altyapımız daha sağlam temellere oturtulmuştur. Samsun Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde sanayi, üniversite ve teknoloji girişimciliğinin birlikteliği Kuzeyin Üretim Merkezi Samsun’umuza değer katmakta; çok sektörlü Ar-Ge ve inovasyon ekosistemiyle bölgesel kalkınmaya katkı sunulurken, farklı teknoloji alanlarında faaliyet gösteren firmalarla ülkemizin yenilikçilik kapasitesi güçlendirilmektedir. 2025 yılında Sanayi Sicil Belgesi alan 99 işletme ile birlikte ilimize kayıtlı işletme sayısı 2 bin 173’e ulaşmış olup, ilimiz genelindeki 21 sanayi sitesinde faal olan 8 bin 3 işyerinde toplam 24 bin 475 kişi istihdam edilmektedir. Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi olarak da ifade edilen ve açılışı 2024 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın teşrifleriyle gerçekleştirilen Samsun Model Fabrika’da başarılı çalışmalara imza atılmaktadır. Yeşil OSB dönüşüm süreci doğrultusunda ilimizdeki OSB’lerimizde sürdürülebilir altyapı ve üretim anlayışına geçiş hedeflenmekte olup, özellikle Samsun Gıda İhtisas OSB ve Samsun Yeni OSB başta olmak üzere, elektrik altyapısının yenilenmesi, enerji verimliliği projeleri, geri dönüşüm sistemleri ve yenilenebilir enerji uygulamaları öncelikli gündemler arasındadır. Ortak Güneş Enerjisi Santralleri gibi projelerle hem enerji maliyetlerinin düşürülmesi hem de karbon salımının azaltılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda sıfır atık yönetimi, çevre sertifikasyonları ve altyapı güçlendirme çalışmaları da bu dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak kararlılıkla sürdürülmektedir. OKA tarafından hem Samsun’umuz hem de bölgemizdeki sanayinin sürdürülebilir dönüşümünü sağlamak ve OSB’lerin Yeşil OSB Sertifikasyon Sistemi’ne uyumunu hızlandırmak amacıyla Türk Standartları Enstitüsü iş birliğinde Yeşil OSB’ler İçin Eğitim ve Danışmanlık Programı başlatılmıştır."



Samsun’da sanayi istihdamı yüzde 72 artışla 17 bin 250’ye ulaştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır merkezli siber dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama Iğdır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün, Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürüttüğü "Nitelikli Dolandırıcılık" soruşturması kapsamında 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 13 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 9’u tutuklanırken, 4’ü serbest bırakıldı. Iğdır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen "Nitelikli Dolandırıcılık (TCK 158/1-f)" soruşturması kapsamında geniş çaplı bir operasyon gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucu, şüphelilerin sosyal medya üzerinden oluşturdukları sahte hesaplar aracılığıyla oltalama (phishing) yöntemi kullandıkları, sponsorlu reklam içerikleriyle vatandaşları sahte yatırım sitelerine yönlendirdikleri ve bu yolla haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi. Ayrıca şüphelilerin, mağdurlara gönderdikleri sahte linkler üzerinden kripto varlık hesapları oluşturdukları, elde edilen paraları çok sayıda kripto hesap üzerinden transfer ederek "soğuk cüzdan" olarak tabir edilen hesaplara aktarıp izlerini kaybettirmeye çalıştıkları belirlendi. Bu kapsamda Iğdır merkezli olmak üzere İstanbul (5), İzmir (4), Gaziantep, Kars, Samsun ve Malatya illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 13 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, çok sayıda dijital materyale de el konuldu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 9’u tutuklanarak cezaevine gönderildi. 4 şüpheli ise savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Adana Bakan Yumaklı: "Yiyecek gıdanız yoksa, hiçbirinin bir önemi olmuyor" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Ne yaparsanız yapın her konuda olduğu gibi savunmanızda, sağlığınızda, milli eğitiminizde iyi olmanız gerekir, tarımsal üretiminizde de iyi olmanız gerekir. Eğer bütün bunlar elinizde varken, yiyecek gıdanız yoksa, onların hiçbirinin bir önemi olmuyor maalesef" dedi. TÜGVA’nın düzenlediği ‘İhtisas Akademi 26’ Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlendi. "Daha fazla gayret sarf etmeliyiz" Açılışta konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçtiğimiz gün Van’ın Saray ilçesinde sokak köpeklerinin saldırısında hayatını kaybeden Hamza Özsoy’a (5) ve dün Adana’nın Kozan ilçesinde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybeden Kanber Ünüvar’ın ailelerine başsağlığı dileyerek, "Bunlar toplam içerisinde bizlerin canını yakan hadiseler. Dolayısıyla ilgili olan bütün kurumlar, kuruluşlar, bizler, bu konularda mutlaka ama mutlaka çok daha fazla gayret sarf etmeliyiz. Hayatını kaybeden her iki canımız için de ben gerçekten ailelerine başsağlığı diliyorum ve onların bu acılarını paylaştığımı ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Bizim bakanlığımız ile ilgili olmayan hiçbir şey yok" Daha sonra katılımcılara sunum yapan Bakan Yumaklı, "Tarım ve Orman Bakanlığı ne yapar önce bundan başlayalım. Sizin okulunuzda mezun aranızda milletvekilimiz, il başkanlarımız var. Burada çok kıymetli hocalarım sizleri geleceğe hazırlayacaklar. Yarın aranızda Tarım ve Orman Bakanı olmak isteyen varsa bu resme iyi baksın. Bu resimde Anadolu Parsı var, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile alakalı. Balık üretimi çiftliği var, oda Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile alakalı. Biberon var, o da buzağı yani hayvansal üretim için. Bizim bakanlığımız ile ilgili olmayan hiçbir şey yok. Bir insanın doğumundan ölümüne kadar, hatta ölümünden sonrasında bile ölümünden sonraki o bütün hayat sürecinde bizim bakanlığımızın değmediği bir alan yok" dedi. "Türkiye, dünyadaki ilk 10 ülke arasında" Tarımsal hasıla verilerine de değinen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Hem kendi ihtiyacımızı karşılıyoruz, hem ekonomik bir gelir olarak ülkemize döviz kazandırıyoruz. Bütün bunları da bu ülkenin eli öpülesi çiftçileri, üreticileri gerçekleştiriyor. Biz bunların toplamına tarımsal hasıla diyoruz. Yani bir gelir elde ediyoruz buradan. Bu tarımsal hasılanın içerisinde dünyadaki 195 ülke arasında Türkiye 2002’de 12. sıradaydı. 2023’te 8. sırada, 2024’te 7. sırada. Daha 2025 açıklanmadı ama bu ülkenin güzel insanlarının ürettiği bu katma değer, dünyadaki ilk 10 ülke arasında Türkiye’yi tutmaya devam edecek" ifadelerini kullandı. "1 yılda 908 milyar doğrudan ya da dolaylı üretim desteği" Sosyal medyada ki dezenformasyon ile alakalı da açıklamalarda bulunan Bakan İbrahim Yumaklı, "Sosyal medyada reels izleme son dönemde arttı. Bazen bende kendimi kaptırıyorum, kızım uyarıyor dikkatimin dağıldığını. Destek sistematiği tarımsal üretimin bel kemiği. Doğrudan ya da dolaylı destekleri siz üreticilerinize sağlarsınız. Her saatte 107 milyon, 1 günde 2 milyar 569 milyon, 1 yılda 908 milyar doğrudan ya da dolaylı üretim desteklerini bu devlet, bu hükümet veriyor" dedi. "Sulama altyapımızın uzunluğu, dünyayı 3 kere döner" Tarımsal sulamada yapılan yatırımları da Togg metaforuyla anlatan Bakan Yumaklı, daha sonra şunları söyledi: "Togg’un 50 gün boyunca saatte 100 kilometre hızla gitmesinden elde edilen bir mesafe olacak. Yaklaşık 120 bin kilometre. 1 Togg’un 50 günde saatte 100 kilometre hızla ulaşacağı rakam, bizim 2002 yılından bu yana sulama projeleri için, bu ülkenin topraklarında gerçekleştirmiş olduğumuz sulama altyapısı, yani borulama sistemi, dünyayı 3 kere dönüyor. İşte onun uzunluğu. Size Togg metaforuyla bunu anlatmak istedim. Özgürlük Heykeli 93 metre uzunluğunda. Bizim özgürlük heykelimiz Yusufeli Barajı 275 metre uzunluğunda. Dünyada kendi kategorisindeki 5.büyük barajı. Ülkemize çağ atlatan en önemli yapılardan bir tanesidir. Artık bu bilgi birikimi bizim insanımızda, bizim kardeşlerimizde. Dünyanın her tarafından bu yapıları yapabilecek kabiliyete sahibiz." "Motivasyonunuzu bozmayın" Vatandaşların dezenformasyonlara kapılmaması gerektiğine de vurgu yapan Bakan Yumaklı, "Iğdır’da Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün Kazım Karabekir İşletmesi’nden bir görüntüyü sizlere gösteriyorum. Şuanda bu işletmede yaklaşık 20 binin üzerinde hayvan var. Ülkemizin üretimine katkıda bulunacak anaç hayvanlar bu ve birkaç işletmede üretilip ülkemizin üreticilerine aktarılıyor. Değerli arkadaşlar, bu dezenformasyonlara kanıp sakın ola ki motivasyonunuzu bozmayın. Bunların hiçbirisi doğru değil. Eksikliğimiz, yapmamız gereken şeylerde vardır. Ancak bu ülke insanına yapılacak olan en büyük kötülük, onun özgüvenini içerisinden alıp, başkalarının hayatına imrendirip, ondan sonra da bağımlı hale getirmektir" dedi. "Geçtiğimiz yıl 500 bin ‘ATA Tohumu’ sattık" Orman yangınlarının her yıl binlerce hektar alanı kül ettiğini belirten Bakan Yumaklı, 2026 yılı sonuna kadar 600 milyon tohum ve fidanı toprakla buluşturacaklarını belirterek, "Ülkemizde her yıl maalesef ormanlarımız yanıyor ve başka amaçlarla kullanılıyor diye bir algı var ancak 1 yılda 500 milyon tohum ve fidanı toprakla buluşturuyoruz. Yeşil vatanın geliştirilmesi için. 2025 yılında 80 bin hektar yandı. Bütün Avrupa için bu rakam 1,5 milyon hektar. İnşallah 2026 sonuna kadar 600 milyon hedefimizi tamamlayacağız. Uçak, helikopter ve İHA sayımız toplamda 147’idi ancak bu yıl 15 yeni hava aracını envantere kattık. Geçtiğimiz yıl son 50-60 yılın en kurak dönemini geçirdim. 28 uçak, 119 helikopter, 14 tane de İHA’mız var. Hükümet ve bakanlık ‘ATA Tohumları’nın satışını yasakladı diyorlar ancak geçtiğimiz yıl 500 bin ‘ATA Tohumu’nu biz sattık. Bu yıl 1 milyon, önümüzdeki yıl 1,5 milyon satış yapacağız. Bu tohumları Tarım Kredi Marketlerinde bulabilirsiniz ya da bizim il/ilçe müdürlüklerimizden bulabilirsiniz. 117 ülkeye bu ülkenin topraklarında üretilen tohumlar ihraç ediliyor. Bizim ihraç ettiğimiz tohum miktarını tırlara aynı anda koymuş olsak 65 bin tır yapar" ifadelerini kullandı. "Temel ve stratejik ürünlerde kendinize yeterli olmalısınız" Dünyada hiçbir ülkenin kendi kendine yetemeyeceğini ancak Türkiye’nin çok iyi durumda olduğuna da vurgu yapan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, daha sonra şunları söyledi: "206 başlıkta bitkisel üretimimiz var. Dünyada hiçbir ülke kendi kendine yüzde 100 yetemez. Çünkü ihtiyaçlar farklılaşır, beklentiler farklılaşır. Ama temel ve stratejik ürünlerde mutlaka ama mutlaka kendinize yeterli olmalısınız. Şurada görmüş olduğunuz ürünler de işte bizim stratejik dediğimiz ürünlerin arasında ve bu ürünlerdeki yeterliliğimiz yüzde yüzün üzerinde. Yetersiz olduğumuz ürünlerle alakalı da verimlilik konusunu öne alarak artırmaya devam ediyoruz, gayret ediyoruz. Yılda 1 milyon 300 bin denetim yapıyoruz. Güvenilir Gıda Uygulaması ile hepiniz birer gıda denetçisi olabilirsiniz. Karşılaştığınız herhangi bir uygunsuzluğu 1-2 dakika içerisinde fotoğraflarını çekerek bize bildirebilirsiniz. Biz ardından gereğini yaparız." "Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleri doğrultusunda hareket ettiklerini de anlatan Bakan Yumaklı, "Ne yaparsanız yapın, neye sahip olursanız olun, eğer ambarın anahtarı elinizde değilse güçlü değilsiniz. Cumhurbaşkanımız da bunu "Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır" diye formüle ederek bizlere bu talimatı vermiş durumda. Bugünlerde hepimiz bütün dünyada güçlünün haklı olduğunu gösteren uygulamaları görüyorsunuz. Ne yaparsanız yapın, ne kadar haklı olursanız olun, sizi yaşam hakkından, bir ülkeye ait olma hakkından, özgür olma hakkından beri tutacak, bunların hiçbirisini önemsemeyerek sizin üzerinize bomba yağdıracak anlayışların hakim olduğu bir dönemdesiniz. Ama mutlaka, ne yaparsanız yapın her konuda olduğu gibi savunmanızda, sağlığınızda, milli eğitiminizde iyi olmanız gerekir, tarımsal üretiminizde de iyi olmanız gerekir. Eğer bütün bunlar elinizde varken, yiyecek gıdanız yoksa, onların hiçbirinin bir önemi olmuyor maalesef. O yüzden ben bütün bu süreçte bu ülkenin gıdasını oluşturmak için, üretmek için çalışan, didinen bütün üreticilerimize, bütün çiftçilerimize çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardında program soru cevap ile devam etti.
İstanbul Bebeklerin glütensiz beslenmesi konusunda uzmanlardan kritik uyarı Toplumda giderek yaygınlaşan glütensiz beslenme eğilimi, bebeklik döneminde de yanlış uygulamalara neden olabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Belgin Özbek, sağlıklı bebeklerde glütenin diyetten tamamen çıkarılmasının tıbbi bir gereklilik olmadığını vurguladı. Çölyak hastalığı toplumda yaklaşık yüzde 1 oranında görülürken, glüten tüketimi özellikle sindirim sistemi üzerinde çeşitli etkiler oluşturabiliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Belgin Özbek, sağlıklı bebeklerde glütenin tamamen diyetten çıkarılmasının rutin bir yaklaşım olmadığını vurguladı. Bebek beslenmesinin yaşamın ilk yılında büyüme ve gelişmenin yanı sıra uzun vadeli metabolik sağlık açısından da kritik önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Belgin Özbek, son yıllarda yaygınlaşan glütensiz beslenme eğiliminin bebeklik döneminde glüten tüketimine ilişkin soru işaretlerini artırdığını söyledi. Ek gıdaya geçiş sürecinin genellikle altıncı ay civarında başladığını ifade eden Özbek, bu dönemde farklı besin gruplarının kontrollü şekilde beslenmeye dahil edilmesinin bağışıklık sistemi gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi. Uzm. Dr. Belgin Özbek, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Glütenin uygun zamanda ve kontrollü şekilde beslenmeye eklenmesi, bağışıklık sisteminin gelişimine katkı sağlar. Gereksiz eliminasyon diyetleri, besin çeşitliliğini azaltarak büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir." Bebek beslenmesinde glütenin rolü Glütenin buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein grubu olduğunu ve günlük beslenmenin önemli bir parçası olan bu proteinin bazı bireylerde bağışıklık sistemi aracılığıyla hassasiyet oluşturabildiğini söyleyen Dr. Özbek, "Ancak bu durum, her birey için geçerli değildir. Bebeklik döneminde besin çeşitliliğinin sağlanması, yalnızca fiziksel büyüme açısından değil, aynı zamanda bağışıklık sisteminin farklı besinlere tolerans geliştirmesi açısından da önem taşımaktadır. Glüten içeren tahılların tamamen diyetten çıkarılması, bu çeşitliliğin azalmasına yol açabilmektedir. Bu noktada temel yaklaşım, glütenin belirli bir zaman diliminde, küçük miktarlarda ve kontrollü biçimde beslenmeye dahil edilmesi yönündedir. Bu süreçte bebeğin verdiği tepkilerin gözlemlenmesi ve düzenli hekim kontrolü ile ilerlenmesi önem taşımaktadır" dedi. Çölyak hastalığı ve risk faktörleri Çölyak hastalığı, glüten tüketimi sonrasında ince bağırsakta bağışıklık sistemi aracılığıyla hasar oluşmasıyla karakterize kronik bir sindirim sistemi hastalığıdır. Toplumda yaklaşık yüzde 1 oranında görülmekte olup, genetik yatkınlığı bulunan bireylerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Hastalığın belirtileri yaşa göre farklılık gösterebilmektedir. Bebeklik döneminde en sık karşılaşılan bulgular arasında kilo alımında yavaşlama, karın şişliği, kronik ishal ve gelişim geriliği yer almaktadır. Bununla birlikte her glüten tüketen bebekte çölyak hastalığı gelişmediği ve tanının yalnızca klinik değerlendirme ile laboratuvar testleri sonucunda konulabildiği bilinmektedir. Bu nedenle yalnızca belirtilere dayanarak glüteni tamamen kesmek yerine, şüpheli durumlarda uzman değerlendirmesine başvurulması gerekmektedir. Glütensiz beslenme her bebek için gerekli mi Glütensiz beslenme, yalnızca çölyak hastalığı veya glüten duyarlılığı tanısı almış bireyler için tıbbi bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir. Bunun dışında kalan sağlıklı bebeklerde glütenin tamamen diyetten çıkarılması önerilmemektedir. Uzm. Dr. Belgin Özbek, bu konuda toplumda yaygınlaşan yanlış algılara dikkat çekerek, "Sağlıklı bebeklerde glütensiz beslenme uygulamak, gereksiz kısıtlamalara neden olabilir. Bu durum, hem besin çeşitliliğini azaltır hem de büyüme sürecini olumsuz etkileyebilir. Her bebeğin beslenme planı, bireysel gelişim özellikleri ve tıbbi öyküsü doğrultusunda değerlendirilmelidir" dedi. Ek gıda döneminde dikkat edilmesi gerekenler Dr. Özbek, sözlerini şöyle tamamladı: "Ek gıdaya geçiş süreci, bebeklerin yeni besinlerle tanıştığı ve beslenme alışkanlıklarının temellerinin atıldığı önemli bir dönemdir. Bu süreçte dengeli ve kontrollü bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir. Besinlerin tek tek ve belirli aralıklarla beslenmeye eklenmesi, muhtemel alerjik reaksiyonların veya intoleransların daha kolay tespit edilmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınılması, besin çeşitliliğinin korunması ve düzenli büyüme-gelişme takibinin yapılması önerilmektedir. Glüten içeren tahıllar da bu süreçte uygun zamanlama ve miktar ile beslenmeye dahil edilebilmektedir. Bu yaklaşım, bağışıklık sisteminin farklı besinlere adaptasyonunu desteklemektedir."