KÜLTÜR SANAT - 19 Eylül 2025 Cuma 18:29

Dünyanın en eski ve uzun yerleşim alanında ilk kazmayı Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa vurdu

A
A
A
Dünyanın en eski ve uzun yerleşim alanında ilk kazmayı Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa vurdu

Dünyanın şu ana kadar keşfedilen en uzun ve eski yerleşim alanı olan Ayanlar Höyük’te kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa’nın katılımıyla düzenlenen törenle başladı.


Dünyanın şu ana kadar keşfedilen en eski ve uzun yerleşim alanı olan Ayanlar Höyük’te kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa’nın katılımıyla düzenlenen törenle başladı. Japon Milli Marşı Kimigayo ve İstiklal Marşıyla başlayan törenin ardından ilk kazmayı Japon Altes prensesi Akiko Mikasa vurdu.


Muazzam arkeoloji yolunun yeni menzili


Taş Tepeler projesi hakkında bilgi veren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy," 2021’de Şanlıurfa’da ilk adımını attığımız ve 5 yıldır durmadan, dinlenmeden yürüdüğümüz muazzam bir arkeoloji yolunun yeni menzilindeyiz. Taş Tepeler Projesinin bir parçası olarak Ayanlar Höyük kazı çalışmalarını başlatmak üzere sizlerle bir aradayız. Hoş geldiniz. Sizleri saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Varlıklarıyla bu birlikteliği çok daha değerli ve anlamlı kılan Türk-Japon dostluğunu, tarihi bağlarımızı, dünden bugüne uzanan ve çok daha güçlü şekilde geleceğe uzanacağına gönülden inandığımız iş birliğimizi bir kez daha idrak etmemize vesile olan Altes Prenses Akiko, sizi ve değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Sizleri ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Dünya Neolitik Çağ araştırmalarının kalbindeyiz. İnsanlığın medeniyet yürüyüşüne dair bilinenleri değiştiren ve ortak geçmişimize yeni bir bakış açısı kazandıran topraklardayız. Arkeoloji çalışmaları kapsamında burada vurulan her kazma darbesiyle, geçmişle aramızda duran bilinmezlik duvarı biraz daha yıkılmakta; uzmanlarımızın elinde tozları silkeleyen her fırça darbesi binlerce yıllık geçmişin üstünü örten gölgeleri dağıtmaktadır. Göbeklitepe, son derece hassas ve titiz şekilde yürütülen bu yoğun mesaiyle ulaştığımız birinci menzil olmuştu. İlk çiftçi toplulukların nerede ve ne zaman ortaya çıktığını araştırmak için yola çıkan arkeologların 1963 yılında keşfettiği Göbeklitepe 1995 yılından bu yana araştırılmaktadır. Kazıların başlamasını takiben ulaşılan her kalıntı, elde edilen her bulgu tarih öncesi insana dair o zamana kadar kabul görmüş her bilgi ve algıyı adım adım değiştirmiştir. Göbeklitepe’nin eşsizliği 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine girmesini de sağlamıştır. 2019 yılında çalışmalarını başlattığımız Karahantepe ise Şanlıurfa’da Göbeklitepe’nin çağdaşı başka yerlerin de olduğunu ortaya koymuş ve 2021 yılında hayata geçirdiğimiz Taş Tepeler Projesi için esin kaynağı olmuştur" dedi.


Taş Tepeler Projesi, 12 bin yıl önce ulaştıkları teknolojik ve sanatsal düzey ile Anadolu’daki toplulukların eski dünya için bir esin kaynağı olduğunu belirten Bakan Ersoy," Anadolu’nun bugünkü uygarlığımızın temellerinin atıldığı yerlerin başında geldiğini kanıtlamıştır. Bu topraklar; yerleşik hayatın başladığı, ilk köylerin kurulduğu, üretici yaşamın ortaya çıktığı, ilk konutların ve anıtsal kamu yapılarının inşa edildiği, artı ürünün artı değere dönüştüğü ve ilk uzak mesafeli ticaret organizasyonunun yapıldığı yer olarak insanın yazdığı medeniyet hikayesinin merkezidir.


Bu muazzam mirasın, Anadolu’ya emanet edilmiş kadim bilgi ve birikimin bütün insanlığa ait olduğunu, bu bilgi ve birikimi gün yüzüne çıkarmak için farklı ülkelerden gelen bilim insanları ile birlikte çalışmanın da çok anlamlı ve değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu anlayışla yola çıktık ve bu anlayışla ilerlemekten son derece memnunuz" İfadelerine yer verdi.


Taş Tepelerde kazılan alan sayısı 12’ye çıktı


Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde yürütülen projede İstanbul, Çukurova, Ege ve Harran üniversiteleri ile İngiltere, Japonya, Almanya ve Çin gibi dünyanın farklı ülkelerinden gelen araştırmacıların bulunduğunu aktaran Bakan Ersoy, "2025 yılı itibari ile projede 15’i Türk, 21’i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurum görev almaktadır. Çalışmalarda görev alan bilim insanı ve öğrencilerin sayısı ise bu yıl 219 kişidir. Bu yönüyle Taş Tepeler, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projesidir. Bugüne kadar Taş Tepeler Projesi kapsamındaki arkeolojik araştırmaları 11 ayrı noktada yürütmekteydik. 2025 yılı itibari ile bunlara 12’nci yerleşim yeri olarak Ayanlar eklenmiştir. Açıkçası Anadolu topraklarının medeniyet zenginliğinin ardı arkası kesilmiyor ve biz büyük bir heyecan ve gururla bu benzersiz mirasın her parçasına sahip çıkmayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.


En uzun süre sikan gören yerleşim alanı


Ayanlar Höyük’ün en uzun süren yaşam alanı olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Bakan Ersoy, "2013 yılında tespiti yapılan Ayanlar Höyük, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi bölgenin en büyük höyüklerinden biridir. Yüzey taramaları Ayanlar’ın da yerleşik yaşamın ilk evrelerinden itibaren iskan edildiğini göstermektedir. Bununla birlikte diğerlerinden farklı olarak Ayanlar Höyük en uzun süre iskan gören yerleşim alanı olarak bilinmektedir" dedi.


Bayrağı torunu devraldı


Altes Prens Takahito Mikasa’nın 39 yıl önce Kaman - Kalehöyük’te başlattığı kazı çalışmalarını ilk önce oğlu Prens Tomohito2nun son olarak da bu gün torunu Altes Prenses Akiko’nun devraldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Ayanlar Höyük’teki arkeolojik kazılar, Altes Prenses Akiko’nun ilk kazma darbesi ile başlayacak. Tıpkı bundan 39 yıl önce dedeleri Altes Prens Takahito Mikasa’nın, Kaman-Kalehöyük’te başlattığı kazı çalışmaları gibi. 1887’de başlayıp bugüne uzanan ilişkilerimizde, Altes Prens Mikasa’nın 1963 yılındaki ziyaretinin ülkelerimiz arasındaki güçlü kültürel temas ve ilişkiler açısından bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. Zatıalilerinin ülkemizin tarihine duyduğu derin ilgi; tarihi alanlarımıza ve müzelerimize gerçekleştirdikleri ziyaretler ve en nihayetinde değerli hocalarımız merhum Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve eşi merhume Prof. Dr. Nimet Özgüç ile tanışmaları iki ülke arasında yeni bir gönül ve kültür köprüsü kurulmasına temel olmuştur. 1986 yılında Prof. Tahsin Özgüç’ün bilimsel desteği ile Kaman-Kalehöyük’te Japon arkeologlar tarafından başlayan arkeolojik kazıların Onursal Başkanı da Altes Prens Mikasa idi. Söz konusu kazılar Dr. Sachihiro Omura başkanlığında aralıksız şekilde devem etmiştir. Arkeolojik kazı, araştırma ve eğitim çalışmalarının daha kapsamlı devam etmesini sağlamak amacıyla bir merkez kurulmasına karar verilince Altes Prens Takahito Mikasa’dan bayrağı, oğlu Altes Prens Tomohito devralmıştır. Altes Prens Tomohito, kızı Altes Prenses Akiko’nun da zaman zaman katıldığı fon toplama kampanyalarını bizzat yürütmeye başlamıştır. Yine birlikte Japonya’dan Türkiye’ye geziler düzenlemişler, iki ülke arasında bir kültür elçisi gibi çalışmışlardır. Bugün Kaman’da bulunan Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsünün örnek araştırma kampüsü ve Japonya dışındaki en büyük Japon bahçelerinden olan Mikasanomiya Anı Bahçesi, Saygıdeğer Mikasa ailesinin üç nesildir devam eden olağanüstü çabalarının ve Türkiye’ye besledikleri sevginin, dostluğun bir sonucudur. Kaman-Kalehöyük ile beraber Enstitünün 2009 yılında başladığı Büklükale ve Yassıhöyük kazı çalışmaları da aralıksız devam etmektedir. Bu kazılardan çıkan eserlerin sergilenip halkla buluşturulduğu Kaman-Kalehöyük Arkeoloji Müzesi ise Türk ve Japon hükümetlerinin iş birliğiyle 2010’da açılmıştır. Altes Prens Takahito Mikasa’yı ve Altes Prens Tomohito Mikasa’yı derin bir saygı ve minnetle yad ediyorum. Bu muazzam kültür köprüsünün bina edilmesinde öncülük eden saygıdeğer hocalarımız Prof. Dr. Tahsin Özgüç ile Prof. Dr. Nimet Özgüç’ü rahmetle, şükranla anıyorum. Yine bu vesileyle, derin bir sevgi ve çalışma azmiyle kendini bilime ve Anadolu topraklarına adamış olan Dr. Sachihiro Omura’yı da saygıyla anmak isterim. Kendisi, Ayanlar’da kazı çalışmalarının başlaması noktasında çok istekli ve heyecanlıydı. Bu yıl aramızdan ayrılan Dr. Omura, 50 yılı aşkın bir süre boyunca ülkemizin bilim ve kültürüne hizmet etmiş, Japonya ve Türkiye arasında eşsiz bir bilimsel ve kültürel köprü inşa etmiştir. Arkeoloji dünyasına kalıcı eserler bırakan Dr. Omura’nın Anadolu arkeolojisine, özellikle İç Anadolu Bölgesi’ndeki çalışmalara sunduğu katkı ve hizmetler, bu alanda çalışmaları sürdürecek olan gelecek nesillere rehber ve ilham olmaya devam edecektir. Kendisini daima minnetle, sevgi ve saygıyla yad edeceğiz" ifadelerini kullandı.


İlk kazmayı vuracaklarını belirten Bakan Ersoy, "Bir kez daha altını çizmek isterim ki topraklarımızın bağrında muhafaza edilmiş farklı medeniyetlerin kadim mirasına;, onların varisi, söz konusu mirasın sahibi ve koruyucusu olmanın getirdiği ağır sorumluluğa yakışır bir hassasiyet ve titizlikle sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Bu zenginliğin sunduğu bilgi ve birikimi, ortak miras anlayışıyla tüm insanlıkla paylaşmaya devam edeceğiz. Ben, Türk-Japon kültürel iş birliğine yeni bir iz bırakmak üzere birlikte ilk kazmayı vurmadan önce Altes Prenses Akiko’ya ve zatıalilerinin şahsında Japon hükümetine şükranlarımı sunuyorum. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsüne, Şanlıurfa Valiliğine, Taş Tepeler Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul’a ve kıymetli ekibine, değerli mesai arkadaşlarıma ve bizimle iş birliği yapan bütün kişi, kurum ve kuruluşlara canıgönülden teşekkür ediyorum. Ayanlar Höyük çalışmalarımızın Türk ve dünya arkeolojisi için hayırlı olmasını diliyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum" diye konuştu.


Projeye küçük de olsa katkı sunduğu için çok mutlu olduğunu belirten Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa, "Bugün, başta Chiba Teknoloji Enstitüsü, Tokyo Üniversitesi ve Orta Doğu Kültür Merkezine bağlı Japon Anadolu Arkeolojisi Enstitüsü olmak üzere, Japonlardan kurulu kazı ekibi tarafından yürütülecek Ayanlar Ören Yeri Kazısı’nın başlama töreninin gerçekleştiriliyor olmasından son derece memnuniyet duyuyorum. Buradaki kazı başlama töreni birkaç yıldır planlanıyordu, ancak durumun uygun olmaması ve diğer zorluklar dolayısıyla gerçekleştirilememişti. 2023 yılında depremler meydana geldiğinde, kazı alanının durumu konusunda çok endişe duymuştuk, ancak büyük bir etkisinin olmaması içimizi rahatlatmıştı. Nihayet gerçekleşiyor olmasından memnuniyet duyduğumuz bu proje için en başından itibaren hep sabırsızlık duyan, ancak şimdi aramızda bulunmayan müteveffa Profesör Omura Sachihiro da sanırım bugün en mutlu kişi olurdu. Ayanlar, dünyanın en eski tapınağı olduğu düşünülen kalıntıların bulunduğu Göbeklitepe’ye yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta konumlanıyor ve tapınağı inşa edenlerin yerleşim yeri olabileceği belirtiliyor. Tarihi yeniden yazacak keşifler ortaya çıkarması beklenen bu ören yerinin kazısında Japon ekibinin yer almasından büyük gurur duyuyorum ve kazı başlama törenine katılarak bu projeye küçük de olsa katkıda bulunabildiğim için çok mutluyum" dedi.


1986 yılında başlayan çalışmalar 2025 yılına uzandı


Kaman - Kalehöyük’teki kazı çalışmalarında yaşananları aktaran Prenses Akiko Mikasa, "30 Mayıs 1986’da Prens Takahito Mikasa, Kaman - Kalehöyük’teki kazı başlama törenine katılmıştı. Prens Takahito Mikasa, höyüğün tepesindeki kum yığınını tahta bir çapayla kazmış, tören planlandığı gibi tamamlandıktan sonra, Profesör Omura’ya gerçek bir kazı yapmak istediğini söylemişti. Prens Takahito Mikasa eline gerçek yepyeni bir kazma alarak kum yığınının hemen yanında kazıya başlamıştı. Yaklaşık beş dakika sonra, kazması bir şeye değince kazmayı durdurup oturmuştu. Topraktan bir çömleğe ait kırık parça çıkartıldığında yüksek bir şaşırma sesi duyulmuştu. Prens Takahito Mikasa elinde, avuç içi büyüklüğünde, kurşun renkli bir çömlek parçası tutuyordu. Prens, yüzünde çok sevinçli bir ifadeyle o parçayı Prof. Dr. Tahsin Özgüç’e uzattığında profesör hemen şu şekilde cevap vermiş ‘Bu, Demir Çağından kalma, yaklaşık 2700 yıl öncesine ait bir parçadır. İyi bir başlangıç’. Sonrasında pek çok kişi Profesör Omura’ya ‘Sen bir hazırlık mı yaptın yoksa’ diye sormuş, ancak bu gerçekten bizzat Prens Takahito Mikasa’nın keşfiydi ve ‘iyi bir başlangıç’ ifadesine uygun olarak, Kaman - Kalehöyük’ten önemli sonuçlar elde edildi. Ayanlar Ören Yerinin de böyle iyi bir başlangıç yapmasını dileyerek sözlerime son vermek istiyorum" diye konuştu. Programda Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar da birer konuşma yaparak Şanlıurfa’nın tarihi önemine değildi.


Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Japonya Büyükelçisi Katsumata Takahiko , Tokyo Üniversitesi Müzesi Müdürü Prof. Dr. Nıshıakı Yoshihiro, Chiba Teknoloji Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Setokuma Osamu, Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Matsumura Kimiyoshi, Taş Tepeler Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul ile birlikte çok sayıda kişi katıldı.


Konuşmaların ardından dünyanın insanlar için en uzun süre yaşam alanı olan Ayanlar Höyük’e ilk kazma vuruldu.


(Şİ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Mehter tartışmalarının hedefi olan okul yönetiminden açıklama: "Suç duyurusunda bulunacağız" Denizli Zübeyde Hanım Anaokulu’nda 23 Nisan kutlamalarında mehter marşının yarıda kesildiği yönündeki iddiaları yalanlayan okul aile birliği, görüntülerin kasıtlı olarak kurgulandığını savunarak suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Denizli Zübeyde Hanım Anaokulu’nda düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında, "Mehter marşının yarıda kesildiği" yönündeki iddialar kamuoyunda gündem oldu. Tartışmalar üzerine bir basın toplantısı düzenleyen okul aile birliği yönetimi, iddiaları yalanladı. Açıklamada, kutlama programının büyük bir coşku içerisinde gerçekleştirildiği ve hiçbir sınıfın gösterisinin yarıda kesilmediği vurgulandı. Mehter marşı eşliğinde gerçekleştirilen gösterinin 3 dakika 13 saniye sürdüğü belirtilirken, gösterinin alkışlarla tamamlandığı, müziğin tekrar çalmaya başlaması nedeniyle sıradaki gösteri için müdahale yapıldığı savunuldu. İddiaları kesin bir dille yalanlayan, görüntülerin kasıtlı olarak kesildiğini belirterek, sorumlularla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Okul Aile Birliği Başkanı Özlem Erdemir, ?"Mehter marşı eşliğindeki gösteri 3 dakika 13 saniye sürmüş ve başarıyla tamamlanmıştır. Ancak gösteri bittikten sonra müzik tekrar çalmaya başlayınca, program akışı gereği çıkış müziğine geçilmiştir. Sosyal medyaya servis edilen videolar, gösteri bittikten sonraki anları kapsayan kurgulanmış görüntülerdir. Bir sendika şube başkanı, şahsi sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla okulumuzu ve idarecileri hedef gösterdi. Bu tür asılsız haberlerin halkı kin ve nefrete sürüklemektedir. Söz konusu şahıs hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağız" dedi. Veliler ise okul müdürü ve yöneticilerine destek vererek, okul yönetiminin milli ve manevi değerlere bağlı olduğunu, kısıtlı imkanlara rağmen okul bünyesinde mescit alanı oluşturulduğunu ve Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine yardım faaliyetleri düzenlendiğini ifade etti.
Bursa BUÜ’de Türkçenin geleceği konuşuldu Bursa Uludağ Üniversitesi’nde düzenlenen 11. Uluslararası Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Kongresi, 3 gün boyunca Türkçenin öğretiminde yapay zekâ, ölçme-değerlendirme ve uluslararasılaşma başlıklarını akademik gündeme taşıdı. Yurt içi ve yurt dışından 200’ü aşkın akademisyeni buluşturan kongrede, Türkçenin dünya dili olma hedefi ve dijital çağda dil öğretiminin geleceğini ele aldı. Bursa Uludağ Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (ULUTÖMER) ile Eğitim Fakültesi iş birliğinde düzenlenen "11. Uluslararası Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Kongresi", Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde 24-26 Nisan tarihlerinde gerçekleşti. Programın açılış bölümünde; ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alparslan Okur ile ULUTÖMER Müdürü Prof. Dr. Fatih Demirel konuşma yaptı. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, Türkçenin uluslararası standartlarda ölçülmesini sağlayacak olan Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDTS) üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Dilin gücünün akademik nitelikle ölçüldüğünü belirten Ersoy, e-YDTS’nin Türkçenin prestijini artıracak somut bir adım olduğunu ifade etti. Bu sınavın sadece teknik bir süreçten ibaret olmadığını, Türkçe öğretimine gönül veren akademisyenlerin bilgi birikimi ve emeğiyle şekillenmiş milli bir değer olduğunu vurgulayan Ersoy, sertifikaların uluslararası tanınırlığı için üniversite yönetimlerinin desteğinin kritik önem taşıdığını hatırlattı. Kurum olarak her türlü teknik desteği sunmaya hazır olduklarını dile getiren Ersoy, Türk diline hizmet etmekten duyduğu gururu paylaşarak sözlerini tamamladı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, bir araştırma üniversitesi olarak böylesine önemli bir bilimsel etkinliğe ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Günümüzde yapay zekânın tüm alanlarda olduğu gibi dil öğretiminde de merkezi bir rol oynamaya başladığını belirten Kırıştıoğlu, eğitim süreçlerinde bu teknolojilerden maksimum düzeyde yararlanılması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin uluslararası öğrenci hedefleri doğrultusunda Türkçenin stratejik önemine değinen Kırıştıoğlu, özellikle "gönül coğrafyası"ndaki gençlerin kendi ülkelerinde Türkçe öğrenmelerinin bu süreci kolaylaştıracağını vurguladı. Kongrenin akademik çıktılarının tam metin olarak basılacak olmasının bilim dünyası için ayrı bir kazanç olduğunu hatırlatan Kırıştıoğlu, tüm katılımcıların verimli bir süreç geçirmesini diledi. Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alparslan Okur ise Türkçenin dünya genelindeki yaygınlığına dikkat çekti. 11 yıl önce başlatılan bu bilimsel yolculuğun Türkçeyi bir dünya dili yapma ülküsüyle sürdüğünü belirtti. Günümüzde sadece dijital bir nesille değil, her adımı yapay zekâya sorgulatan "dijital ötesi" bir kuşakla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Okur, bu yeni nesle yönelik dil eğitiminde teknolojinin hızına ayak uydurmanın akademik bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Herhangi bir ticari kaygı gütmeden, tamamen Türkçeye hizmet etme gayesiyle hareket ettiklerini dile getiren Okur, kongrenin ev sahibi BUÜ’ye ve sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkürlerini sundu. ULUTÖMER Müdürü Prof. Dr. Fatih Demirel, Türkçenin Orhun Kitabeleri’nden günümüze kadar devam eden gelişim sürecini merkeze aldığı konuşmasında, ülkemizin uluslararası arenadaki gücünün dilimize olan talebi artırdığını vurguladı. Dil öğretiminde teknolojinin önemli bir rolü olduğunu ifade eden Demirel, kongre odağını yapay zekâ ve ölçme-değerlendirme konularına çevirdiklerini belirtti. Dijitalleşen dünyada yeni uygulama örneklerinin geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Demirel; organizasyonun mutfağında büyük emek veren Kongre Koordinatörü Öğr. Gör. Dr. Erdem Hamaratlı başta olmak üzere, BUÜ Rektörlüğüne, destek veren kurumlara ve bilimsel katkı sağlayan tüm paydaşlara şükranlarını sundu. Toplamda 123 bildirinin kabul edildiği, yurt içinden ve yurt dışından 200’ün üzerinde akademisyen ile uzmanın katılım sağladığı kongre, yapılan sunumların ardından sona erdi. Türkçenin öğretimine dair yenilikçi yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin ele alındığı etkinlik, akademik bildirilerin tamamlanmasıyla noktalandı.
Ankara Başkentin tarihi dokuları dijital enstalasyonuyla Ankara Uluslararası Marka Buluşmaları’nda yer aldı Ankara Ticaret Odası (ATO) ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları kapsamında kurulan "Doku Ankara Immersive Video Space", başkentin binlerce yıllık tarihini dijital enstalasyonla ziyaretçilere sundu. ATO’nun "Marka Yapan Zekâlar, Yapay Zekâ ile Buluşuyor" mottosu ve "Braind Conference" temasıyla ATO Congresium’da düzenlediği 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları, fuar ve deneyim alanlarıyla da büyük ilgi gördü. Bu alanlardan biri de ATO’nun 2026 takviminde de yer alan "Doku Ankara"nın dijital enstalasyonu oldu. "Doku Ankara Immersive Video Space" adıyla kurulan 150 metrekarelik deneyim alanında, Ankara’nın binlerce yıla yayılan tarihi dokuları dijital enstalasyonu görsel bir şölen olarak izleyicilere anlatıldı. Başkentin taşta, ahşapta, motifte, kumaşta dönemin mekan anlayışı, estetik dili ve yaşam kültürünün dokularla dijital ekranda görünür hale getirildiği projede, Ankara’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Ahi Şerafeddin (Arslanhane Camii) ile Gordion Mezarı ve Ankara Evleri de yer aldı. Doku Ankara’nın deneyim alanının Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın büyükelçiden rektöre, yaşlılardan gençlere kadar tüm kesimler tarafından büyük ilgi gördüğünü kaydeden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, şunları söyledi: "2026 yılı hem ’Türk Dünyası Başkenti’ olması, hem de NATO toplantısının Ankara’da yapılacak olması nedeniyle başkentimizin uluslararası arenada görünür olacağı bir yıl. Biz de 2026 yılı takvimimizle, kadim Ankara’yı tarihinin dokusu ve yine tarihimizden bize miras kalan minyatür sanatıyla tanıtmayı amaçlamıştık. Ankara’yı binlerce yıllık tarihin derinliklerinden süzülerek gelen dokularla anlatmak farklı ve ilgi çekici olmuştu. Doku Ankara, 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın ’yapan zeka ve yapay zeka’ konseptine uygun bir şekilde dijital ekrana bir deneyim alanı olarak aktarıldı. Frigler’den Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan binlerce yıllık tarihinin izlerini ses ve ışık gösterisi olarak izlemek gerçekten heyecan verici bir deneyim oldu. Gelen yorumlardan ve alanın önündeki sıralardan da büyük ilgi gördüğünü söyleyebiliriz."
Denizli Halk oyunları şöleni Buldan’da izleyenleri mest etti Halk Oyunları Kulüpler Grup Şampiyonası, 25 Nisan Cumartesi günü Buldan İlçe Spor Salonu’nda gerçekleşti. Gün boyunca süren performansların ardından düzenlenen törenle dereceye giren ekiplere ödülleri takdim edildi. Denizli Gençlik Spor İl Müdürlüğü ile Halk Oyunları Federasyonu Denizli Temsilciliği organizasyonunda düzenlenen Halk Oyunları Kulüpler Grup Şampiyonası, 25 Nisan Cumartesi günü Buldan İlçe Spor Salonunda gerçekleşti. Farklı illerden gelen 16 kulüpten 25 ekibin performanslarını sergilediği yarışmalar tribünleri dolduran izleyicileri büyüledi. Halk Oyunları yarışmalarına sporcu aileleri ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. İlçe Spor Salonunda tribünleri dolduran seyirciler ekiplere tezahürat ve alkışlarla destek verdi. Seremoninin ardından ekipler; Geleneksel Düzenlemeli ve Geleneksel Düzenlemesiz Dal’da Minikler, Yıldızlar, Gençler ve Büyükler kategorilerinde sırayla sahne aldı. Halk Oyunları yarışmalarında Minikler, Yıldızlar, Gençler ve Büyükler kategorilerinde 25 ekipten toplam 600 sporcu yarıştı. Sahne alan ekiplerin uyum ve performanslarına göre Halk Oyunları milli hakemlerinden oluşan jüri tarafından puanlama yapıldı. Gün boyu süren yarışmalar sonunda yapılan ödül töreniyle derece elde eden ekiplere kupa ve madalyalarını Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak, Gençlik Spor İl Müdürlüğü Yurt Hizmetleri Müdürü Tekin Kazak, Buldan Gençlik Spor İlçe Müdürü Tayfur Öztepe ile federasyon yetkilileri takdim etti. Kategorilerinde şampiyon olan ekipler, illerini Halk Oyunları Kulüpler Türkiye Şampiyonası’nda temsil etmeye hak kazandı. Denizli’den 7 ekip Türkiye Şampiyonası’nda Halk Oyunları Bölge Finali’nin ardından Denizli’yi Türkiye şampiyonasında temsil edecek ekipler de belli oldu. Minikler Düzenlemeli Dal’da Vali Recep Yazıcıoğlu İlkokulu SK, Yıldızlar Düzenlemesiz Dal’da Destan Halk Oyunları SK, Gençler Düzenlemeli Dal’da Kale Belediye SK ve Gençler Düzenlemesiz Karma’da Hemdem SK şampiyonaya katılma hakkı kazandı. Büyükler kategorisinde ise Düzenlemesiz Kadın dalında Destan Halk Oyunları SK, Düzenlemesiz Erkek dalında Yaşar Saniye Gemici Anadolu Lisesi SK ve Düzenlemesiz Karma dalında İndigo Kültür Sanat Dans SK Denizli’yi temsil edecek. Dereceye giren kulüpler ise; Minikler Düzenlemeli Dalında, 1’inci Vali Recep Yazıcıoğlu İlkokul Sk. 86.00, 2’inci Aydın Ayhot Sk. 84.20, Yıldızlar Düzenlemeli Dalında; 1’inci Elifname SK 88.00, 2’inci Grangaz Dans Sanat 87.80, Minikler Düzenlemesiz Dalında; Uşak Gül Gençlik SK. 86.60, 2’inci Tavas Birlik SK 86.00, Yıldızlar Düzenlemesiz Dalında; 1’inci Destan Halk Oyunları SK 88.00, 2’inci Aydın Ayhot SK 86.60, Gençler Düzenlemeli Dalında; 1’inci Kale Belediye SK 88.00, 2’inci Aydın Aydans SK 88.00, Gençler Düzenlemesiz Kadınlarda; 1’inci Karanfil Kültür Sanat SK 89.40, 2’inci Abalım SK 87.20, 3’üncü Zeyyah SK 86.60, Gençler Düzenlemesiz Erkek; 1’inci Ayhot SK 88.40, 2’inci Kale Belediye SK 87.80, Gençler Düzenlemesiz Karma; 1’inci Hemdem SK 86.20, Büyükler Düzenlemeli Dal; 1’inci 7 Eylül Efeler SK 86.40, Büyükler Düzenlemesiz Kadın: 1’inci Destan Halk Oyunları SK 88.60, 2’inci Aydın Büyükşehir Belediye SK 87.40, Büyükler Düzenlemesiz Erkek; 1’inci Yaşar Saniye Gemici Anadolu Lisesi SK 89.80, 2’İnci Uday Akademi SK 88.00, Büyükler Düzenlemesiz Karma: 1’inci İndigo Kültür Sanat Dans SK 87.80, 2’inci 7 Eylül Efeler SK 87.40 oldu.