GÜNDEM - 18 Şubat 2025 Salı 17:15

Gülpınar Şanlıurfa’yı İspanya’da tanıttı

A
A
A
Gülpınar Şanlıurfa’yı İspanya’da tanıttı

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenen Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler (UCLG) toplantısına katıldı. Toplantıda Şanlıurfa’yı "ilklerin şehri" olarak tanıtan Gülpınar, katılımcıları Şanlıurfa’nın eşsiz atmosferini keşfetmeye ve bu zengin mirası sıcak sohbetlerle birlikte paylaşmaya davet etti.


Barselona’daki Catalonia Barselona Plaza Otel’de düzenlenen toplantıya, ‘Kültür Elçisi’ olarak katılım sağlayan Başkan Mehmet Kasım Gülpınar’a UCLG-MEWA Genel Sekreteri ve WALD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Duman ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Daire Başkanı Elif Esra Önal da eşlik etti.


Bu yıl "Yerel Yönetimler ve Gençlik Geleceği Şekillendiriyor" temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, yerel yönetimler için önemli bir diyalog ve iş birliği platformu sundu. Toplantıya katılan diğer önemli isimler arasında Köln Belediye Başkan Yardımcısı Andreas Wolter, ICLEI Direktörü Yunus Arıkan, UCLG Asya ve Pasifik Bölgesi Genel Sekreteri Dr. Bernedia Tjandradewi, Fas Şafşavan Şehri Belediye Başkanı Mohamed Sefiani ve UCLG Kültür Komitesi Direktörü Jordi Pascual yer aldı. Toplantı, yerel yönetimlerin küresel sorunlara çözüm üretme gücünü daha iyi anlama fırsatı sundu.


Toplantıda Fransızca konuşma yapan Gülpınar, Şanlıurfa’dan, Büyükşehir Belediye Başkanı ve aynı zamanda UCLG MEWA Kültür elçisi olarak toplantıya katılmaktan büyük bir onur duyduğunu belirterek, "Bugün burada, küresel gündemin yerelleştirilmesi ve kültürün bu süreçte daha fazla dikkate alınmasının gerekliliğini konuşmak üzere toplandık. Benim, aynı zamanda UCLG MEWA Kültür Büyükelçisi olarak uluslararası arenada kültürümüzü ve mirasımızı temsil etme görevim, bu konuda ne denli kararlı olduğumuzun ve inancımızın en önemli göstergelerinden biridir. Bu görev, bizi sadece yerel değil, küresel düzeyde de sorumluluk sahibi kılmakta, kültürümüzü ve değerlerimizi dünyanın dört bir yanına taşımamız için bizleri sürekli yeni projelere ve iş birliklerine itmektedir" dedi.


Gülpınar Şanlıurfa’yı ‘ilklerin şehri’ olarak tanıttı


Yerel diplomatik ilişkiler geliştirerek, Şanlıurfa’yı dünyaya tanıtma çabalarını hız kesmeden sürdüren Başkan Gülpınar, konuşmasında Şanlıurfa’yı ‘ilklerin şehri’ olarak tanıttı.


Giderek daha fazla birbirine bağlı bir dünyada yaşadığımızı vurgulayan Gülpınar, "Küresel gündem, ekonomik kalkınmadan iklim değişikliğine, eğitimden sağlığa kadar pek çok önemli konuyu şekillendiriyor. Ancak, bu geniş perspektif içerisinde yerel kültürlerin, geleneklerin ve toplulukların özgün ihtiyaçları çoğu zaman göz ardı ediliyor. İşte bu yüzden, küresel gündemi yerelleştirmek; sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin anahtarıdır. Şanlıurfa, tarihin ve kültürün kesişim noktasında yer alan, 12 bin yıllık köklü geçmişiyle "İlklerin Şehri" olarak anılan eşsiz bir kenttir. Göbeklitepe gibi dünya tarihine ışık tutan ören yerlerine ev sahipliği yapan bu şehir, insanlığa mesaj verecek derinlikte bir birikime sahiptir. Bu kadim zenginliğimiz, sadece geçmişin bir yansıması değil, aynı zamanda geleceği şekillendiren, uluslararası arenada fark oluşturacak bir miras olarak da önem taşımaktadır" diye ifade etti.


"Şanlıurfa Medeniyetin beşiği ve insanlığın ortak mirasının yaşatıldığı kutsal bir coğrafyadır"


Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, "Küresel gündem sadece ekonomik büyüme ve teknolojik gelişmelerden ibaret olmamalıdır" diyerek, konuşmasında, "Özellikle iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve insan hakları gibi alanlarda yerel toplulukların gerçek ihtiyaçlarını, örneğin tarımda yaşanan kuraklık gibi yerel zorlukları göz önüne alan özel çözümler geliştirilmelidir. Şanlıurfa halkı, yerel ekonomik yapısı ve kültürel değerleriyle, bu anlamda küresel çözümlerin yerelleştirilmesinin önemini en iyi şekilde ortaya koymaktadır. Kültür, her topluluğun kimliğini belirleyen, yaşamın her alanına nüfuz eden temel bir unsurdur. Şanlıurfa’nın mutfağı, müziği, geleneksel el sanatları ve kutsal mekanları, yalnızca birer gurur kaynağı değil aynı zamanda bu şehrin ruhunu ve yaşayan insanını tanımlayan vazgeçilmez öğelerdir. Ayrıca yerel ‘sıra gecelerimizle’ UNESCO tarafından da müzik şehri olarak tanınan Şanlıurfa, zengin müzik kültürünü ve özgün geleneklerini gün yüzüne çıkarmaktadır. Kültür, geçmişi korumakla kalmaz, geleceği de şekillendirir. Bu yüzden, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG’ler) gibi küresel çerçevelerde yer alan kültürel mirasın ve yerel geleneklerin korunması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Uluslararası kuruluşlarla sürekli temas halinde, ortak projeler ve tecrübe paylaşımlarıyla, Şanlıurfa’nın kadim mirasını tüm dünyaya aktarmayı sürdürüyoruz. Her platformda, insanları kadim şehrimizde, adeta bir açık hava müzesi olan sokaklarımızda ve tarihi ören yerlerimizde keşfedilmemiş gizemlerin izinde yürümeye davet ediyoruz. Bu, yerel yönetimlerin ve toplulukların küresel arenada ne denli güçlü ve etkili olabileceğinin canlı bir örneğidir. 2030 Gündemi’nin son beş yılına girerken, küresel sorunları çözecek somut adımlar atmanın ve yerel ihtiyaçları küresel politikalara entegre etmenin tam zamanı olduğuna inanıyorum. Gelin, yerel sesimizi daha gür duyurmak için el ele verelim. Ortak aklımızı, enerjimizi ve kültürümüzü, geleceğe taşıyacak adımları hep birlikte atalım. Şanlıurfa, sadece bir şehir değil, medeniyetin beşiği ve insanlığın ortak mirasının yaşatıldığı kutsal bir coğrafyadır. Göbeklitepe ve diğer kültürel zenginliklerimiz, geçmişimizin en kıymetli miraslarıdır. Bu mirası sadece korumakla kalmıyor, aynı zamanda tüm dünyayla paylaşmak istiyoruz. Sizleri, kadim şehrimiz Şanlıurfa’nın eşsiz atmosferini keşfetmeye ve bu zengin mirası, sıcak sohbetlerle, birlikte paylaşmaya davet ediyorum. Unutmayalım ki, büyük değişimler küçük adımlarla başlar ve bu adımları atan bizleriz. Teşekkür eder, saygılar sunarım" ifadelerini kullandı.



Gülpınar Şanlıurfa’yı İspanya’da tanıttı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin teknolojinin sürekli olarak gelişmesi hakkında, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır" dedi. Bakan Tekin, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen "İnsan Değer ve Teknoloji" temalı eğitim zirvesine katıldı. Eğitimde dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları ve insan odaklı eğitim anlayışının ele alındığı programda konuşan Bakan Tekin, teknolojinin eğitim süreçlerinde önemli bir araç olduğunu ancak insan değerlerinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini söyledi. ATO ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede eğitim dünyasının temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları bir araya geldi. Programda teknolojinin eğitim sistemine etkileri, dijital dönüşüm süreci ve geleceğin eğitim modelleri masaya yatırıldı. Yapay zeka ve dijital uygulamaların eğitim süreçlerine entegrasyonunun önemine değinen Tekin, öğrencilerin sadece akademik başarıyla değil; ahlaki, sosyal ve kültürel yönleriyle de desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca zirve kapsamında eğitimde teknoloji kullanımı, dijital okuryazarlık ve geleceğin öğrenme modellerine ilişkin çeşitli oturumlar gerçekleştirildi. "Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızı kolaylaştıracak birçok alanlar oluştuğunu belirten Bakan Tekin, "Bugün teknoloji başlığını ele aldığımızda ekranlarımızdaki yeni uygulamaları, hayatımızı kolaylaştıran araçları ve üretimi hızlandıran yazılımları aşan, insanlığın geleceğine doğrudan temas eden kritik bir eşiğin önünde bulunduğumuzu hep beraber görüyoruz. İnsan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bu bilginin hangi maksatla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve nihayetinde insan iradesinin bu büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi hayati başlıklarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla teknoloji meselesi, çağımızın bugün en temel egemenlik başlıklarından birisi dönüşmüş durumda. Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz karar sistemleri eklenmiştir. İnsanlığın geleceğine dair mücadele artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında, görünmeyen veri akışlarında, insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekillenmekte" diye konuştu. "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiler için birçok proje geliştirdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır. İnsana nasıl bakıyorsanız, kurduğunuz sistem, geliştirdiğiniz yazılım, kullandığınız veri, inşa ettiğiniz dijital düzen de o bakışın rengini taşır. İnsanı haysiyetiyle, iradesiyle, vicdanıyla ve anlam arayışıyla birlikte kavrayan bir akıl, teknolojiyi hayatı mamur kılan bir imkana dönüştürecektir. İnsanı araç eden bir zihin ise en parlak buluşları dahi insanlığın omzuna yüklenmiş ağır bir yük haline getirebilir. MEB olarak biz, evlatlarımızın dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden ele almaya çaba gösteriyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyle teması, ekran karşısında geçirdiği zamanla, kullandığı programla, öğrendiği kodla sınırlı görülmemeli. O temas, çocuklarımızın aynı zamanda düşünme biçimine, sabrına, dikkatine, mahremiyet duygusuna, vatan sevgisine doğruyu arama cesaretine ve insanla kurduğu ilişkinin ahlakına kadar uzanan çok geniş bir perspektifle ele alınmalıdır. Bizim için asıl mesele ise çocuklarımızın dijital dünyada hangi içerikle karşılaştığı kadar, o karşılaşma içinde kendi özgü muhakemesini, edebini, mahremiyetini ve iç bütünlüğünü koruyabilecek tedbirleri almaktır" şeklinde konuştu. "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekanın mesleklerde köklü bir değişim oluşturduğunu ifade eden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız. Dördüncü sanayi devrimi olarak tanımlanan dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları gündemimizi belirlediği bu süreçte hayatımız, üretim biçimimiz ve mesleklerimiz köklü bir şekilde yeniden şekilleniyor. Bu gelişmeler iş piyasalarında yeniden yapılanmaya itiyor. Yeni meslekler ortaya çıkarken bazı meslekler dönüşüyor. Bazıları ise tamamen ortadan kalkıyor. Böylesine hızlı ve derin bir dönüşümün yaşandığı bir çağda, insanı inşa etmenin en temel yolu olan eğitimin aynı kalması da elbette düşünülemez. Eğitim her ne kadar ilkokuldan üniversiteye kadar öğrencilere okumayı, yazmayı, matematiği, fiziği, kimyayı öğretmek bilgi aktarmak gibi görülse de esasen insanı yetiştirmek, toplumu inşa etmek demektir. Eğitim bilgiden başlar, pratikle gelişir. Onu tamamlayan ve anlamlı kılan şey ise değerlerle buluşmasıdır. Değerler olmadığı zaman topluma fayda sağlayan bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir" dedi. "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız" MEB’in projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin teknoloji konusunda son derece önemli bir gelişim olduğunu vurgulayan Baran, "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız ama bunun ötesinde tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerinde inşa etmek durumundayız. Çünkü ilk üç sanayi devrimi de dördüncüyü de gerçekleştiren ve yönlendiren unsur sadece insandır. İnsanı güçlü, hayatı anlamlı kılan ise sadece teknik bilgi değil, ahlak, vicdan ve sorumluluk bilincidir. Tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirdiği, bizzat sayın Bakanımızın projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin son derece kıymetli bir yaklaşım olduğunu da özellikle ifade etmek isterim. Bu model bilgiyi, beceriyi ve değeri bir arada ele almasıyla sadece akademik bir başarıyı değil karakter ve şahsiyet inşasını merkezi koymasıyla çok önemli bir ihtiyaca da cevap veriyor" ifadelerini kullandı. Düzenlenen programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanı sıra, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, öğrenciler ve akademisyenler katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafları çekimi ile son buldu.
Manisa Manisa’da 9. Kitap Fuarı kitapseverlerle buluştu Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlediği 9. Manisa Kitap Fuarı, kitapseverlerle yeniden buluştu. 8-17 Mayıs tarihleri arasında Atatürk Kent Parkı’nda ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuar, Manisalılara edebiyat şöleni sunacak. Fuar boyunca, birbirinden değerli yazarlar, şairler ve akademisyenler Manisalı okurlarıyla bir araya gelecek. Kültür ve sanat etkinliklerinin önemli merkezlerinden biri haline gelen Manisa, büyük bir edebiyat buluşmasına daha ev sahipliği yapıyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi ile TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen Manisa Kitap Fuarı, 9. kez kapılarını açtı. Atatürk Kent Parkı’nda ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuarın açılışına, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste’nin yanı sıra, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Manisa Barosu Başkanı Sevgi Başak Yeşil, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Pınar Mine Hacıalibeyoğlu, Ata Temiz, Erk Kayabaş ve Ulaş Aydın, Belediye Başkan Yardımcıları ile Kitap Fuarı Onur Konuğu Ataol Behramoğlu katıldı. Fuarın açılış konuşmasını gerçekleştiren TACT Fuar Yönetim Kurulu Başkanı Didem Simsaroğlu, "Kültür ve sanata olan yaklaşımı ve desteğiyle kentimize hak ettiği önemi veren, daha fazlasını da yapacağına inandığım Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu’ya çok teşekkür etmek istiyorum" dedi. "Çocuklarınıza şiir okutun" 9. Manisa Kitap Fuarı Onur Konuğu Ataol Behramoğlu, "İnsan olmanın 3 önemli değeri var. Bilim, felsefe ve sanat. Bilim, bilgi demek. Felsefe akıl demek. Sanat ise duygu demek. Bunların her birinin de kendi aralarında özellikleri var. Sanatın içinde şiir, duygu ve dil demek. Şiirdeki dil derin bir dildir, çok katmanlıdır. O yüzden çocuklarınıza şiir okutun. Onlar şiirle kendi dillerini, ülkelerini, kültürlerini kavrasınlar. Beni buraya davet eden ve onur konuğu sıfatını veren Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne yürekten teşekkür ederim" diye konuştu. Ataol Behramoğlu’nun konuşmasının ardından, Genel Sekreter Burak Deste, Behramoğlu’na plaket takdim etti. Dijital çağda kitabın önemine vurgu yaptı Kitapları insanlık tarihinin kadim dostu olarak niteleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, "Kitap için bir aradayız. Ama önce bir gerçeği masaya yatırmamız gerekiyor. Hepimizin cebinde bizi dünyaya bağlayan ama bazen kendimize ve birbirimize yabancılaştıran küçük siyah aynalar var. Çağımızın en büyük çelişkisi ile de karşı karşıyayız. Bilgiye hiç olmadığı kadar yakın olmamıza rağmen, tarihte hiç olmadığı kadar da sığ sularda geziniyoruz. Sosyal medya denilen o uçsuz bucaksız okyanus, başparmağımızın küçük bir hareketiyle sürekli akıp giden, izledikçe izleme isteği uyandıran, okumayı değil, tıklamayı teşvik eden bir mecra. Kötü bir alışkanlık gibi. Makinalar bizi tanıyor, neye güleceğimizi, neye kızacağımızı bizden daha iyi biliyor. Benim neslim, anne babalarımızın ‘boşver televizyonu bir kitap oku’ nasihatleriyle büyüdü. Ama itiraf edelim ki çoğu zaman gözümüz ekrandayken dünyaları kaçırıyoruz. Ekran bize saniyelik hazlar vaat ederken, kitap bize sabrı, derin düşünmeyi, en çok da hayal kurmayı öğretiyor. Fuar boyunca Atatürk Kent Parkı’nın toprağını edebiyatla, şiirle yeşertmeyi umuyoruz. Kitap fuarımızın tüm yayıncılarımız, yazarlarımız ve ziyaretçiler için dolu dolu geçmesini ümit ediyorum" dedi.
Bilecik Huzurevi sakinlerine Anneler Günü’nde anlamlı dokunuş Bilecik hizmet veren bir güzellik merkezi sahibi Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalan yaşlılara Anneler Günü sürprizi yaptı. Bilecik’te hizmet veren güzellik merkezi sahibi Aysun Karamanoğlu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalan yaşlıları Anneler Günü dolayısıyla ziyaret ederek anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Gerçekleştirilen ziyarette huzurevi sakinlerine küçük bakım ve güzellik dokunuşları yapılırken, duygu dolu anlar yaşandı. "Onları bir nebze olsun gülümsetebildiysek ne mutlu bize" Annelerin yüzünde küçük de olsa bir tebessüm oluşturabilmenin en büyük mutluluk olduğunu ifade eden Aysun Karamanoğlu, "Anneler Günü münasebetiyle burada bulunan annelerimizi ziyaret etmek istedik. Onları bir nebze olsun gülümsetebildiysek ne mutlu bize. Sevginin, ilginin ve samimiyetin en kıymetli hediye olduğuna inanıyoruz" dedi. Karamanoğlu ayrıca projeye destek veren kurum yetkililerine teşekkür ederek, "Bu anlamlı günde bizleri ağırlayan İl Müdürümüz Nejat İlhan’a ve Kurucu Müdürümüz Seyhan Hanım’a teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Toplumun her kesimine dokunmayı amaçladıklarını belirten Karamanoğlu, sosyal sorumluluk çalışmalarının ilerleyen dönemlerde de devam edeceğini söyledi. Son olarak Güzellik merkezi sahibi Aysun Karamanoğlu ve çalışanları huzurevindeki kalan tüm kadınlarına çiçek vererek, Anneler Gününü kutladılar. Ardından hep birlikte çiftetelli oynayarak, güzel bir geçirmelerine vesile oldular.