YEREL HABERLER - 14 Nisan 2012 Cumartesi 17:01

ŞIRNAK`TA ŞEHİTLER İÇİN MEVLİT OKUTULDU

A
A
A
ŞIRNAK`TA ŞEHİTLER İÇİN MEVLİT OKUTULDU

Şırnak`ta şehit polisler için mevlit okutuldu.
Şırnak Emniyet Müdürlüğü, Cudi Dağı bölgesinde 21 Mart`ta şehit olan Özel Harekatçı polisler Kadir Can, Cihat Akkaya, Recep Topaloğlu, Arif Mamış, Selim Arslan, Mustafa Erdoğan, Cizre`de Nevruz kutlaması sırasında şehit olan polis memuru Ahmet Toprakoğlu ile 13 Nisan 2012`de Uludere`nin sınır hattında şehit olan Uzman Çavuşlar Caner Kesimal ve Bayram Tekin için dün akşam Polisevi`nde mevlit okutuldu. Mevlitte İl Emniyet Müdürü Avni Usta, İl Müftüsü Abdullah Kaplan, Şırnak Şehit ve Gaziler Derneği Başkanı
Mehmet Güngör, mahalle muhtarları, emniyet teşkilatı, özel harekatçılar ve çok sayıda polis memuru katıldı. Mevlidin ardından İl Müftüsü Abdullah Kaplan dua okudu. Mevlitte misafirlere yemek ve tatlı ikramında bulunuldu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Su profesörü uyardı: "2026 kış mevsimi yağışları son 66 yılın zirvesine çıktı" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini, 2026 kış mevsimi yağışlarının ise bazı ölçümlerde son 66 yılın zirvesine çıktığını belirtti. Türkiye’de özellikle 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde yağışlar uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2025–31 Mart 2026 arasındaki "su yılı" yağışları normalin yüzde 25, geçen yılın aynı döneminin ise yüzde 87 üzerinde gerçekleşti ve son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2026 kış mevsimi yağışlarının ise bazı ölçümlerde son 66 yılın zirvesine çıktığı ifade edildi. Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’nin birçok bölgesinde su baskını ve sele neden olan yağışlar ile yaz dönemindeki beklentiler hakkında açıklamalarda bulundu. Son dönemde artan yağışları değerlendiren Prof. Dr. Demir, "Son 6 ay içerisinde hem dünyanın genelinde belli yerlerde hem de ülkemizde yoğun bir yağış rejimi ve yağış geçişleri yaşıyoruz. MGM verilerine baktığımızda bu yağışlar hem 2025 yılı su yılına göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla, geçen seneki aynı dönemdeki yağışlara göre yaklaşık yüzde 80’in üzerinde daha fazla. Son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz. Bu yağışlar önümüzdeki süreçte de belli ölçüde devam edecek" dedi. "Ekstrem iklim olayları bekliyoruz" İklim değişikliği ile birlikte ekstrem olaylar beklediklerinin altını çizen Prof. Dr. Yusuf Demir, "Yağışlar veya kuraklık tek başına bize küresel iklimi tanımlamada yetmiyor. Kuraklığı tanımlarken de sadece küresel iklimin sonucunun kuraklık olmadığını, yağış rejiminin değişken olması ve düzensiz yağışların düşmesinin de ciddi anlamda küresel iklim değişimi sonuçlarını ifade ettiğinin altını çiziyorum. Dünyada yaşanan küresel iklim değişimi sürecinde gördüğümüz bu sonuçlar aynı zamanda bu seneki yağış rejiminde yaşadığımız süreci de ifade ediyor. Özellikle Akdeniz üzerinde meydana gelen sıcak hava dalgaları ve Akdeniz’deki yüksek sıcaklıklar bu mevcut yağışların oluşmasında ana etkenlerden bir tanesi. Bir diğer önemli etken ise özellikle yaşadığımız süreçte Jetstream dediğimiz atmosferdeki hava akımlarının, konveksiyonel akımların çok değişken gerçekleşmesi. Küresel iklim etkisiyle beraber bu durum yağışların oluşmasında ülkemiz üzerinde ve çevresinde yine ana etkenlerden biri. Bir diğer önemli etken ise ENSO dediğimiz El Nino ve La Nina etkisi arasındaki geçiş süreci. El Nino ile La Nina’nın geçiş sürecini yaşıyoruz. Bu geçiş süreci de yüksek yağışların oluşmasında, düzensiz ve ani yağışların meydana gelmesinde önemli bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Küresel iklim etkisiyle beraber ekstrem iklim olaylarını bekliyoruz. Havza’daki sel felaketinde Karadeniz Bölgesi’nde belli yerlere düşen ani selleri zaman zaman uyarıyoruz. Çorum’da yaşanan hortum olayı veya ülkemizin çok değişik yerlerinde yaşanan bu tür iklim olayları da küresel iklim sonucunda meydana gelen yağış rejimindeki değişiklikler, düzensizlikler ve ani yağışların oluşmasının sonucudur" diye konuştu. "Savaşlar ve başka ülkelerin yağışlardaki etkisi komplo teorisi" Artan yağışların dış güçler ve savaşlarla alakalı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Demir, "Yüksek yağış dediğimiz ya da küresel iklim etkisi dediğimizde sadece kuraklık, susuzluk ve su eksikliği değil, aynı zamanda düzensiz yağışlar, yüksek şiddetli yağışlar veya belli dönemlerde meydana gelen fırtınalı iklim olaylarını da tanımlayabiliriz. Son zamanlarda sosyal medyada çok fazla konuşuluyor. ’Acaba bu yağışların farklı sebepleri mi var? Bölgemizde meydana gelen savaşlar ya da farklı ülkelerin bu noktadaki iddiaları etken mi?’ diye soruluyor. Bilimsel verilerin hiçbirinde böyle bir sürecin gerçekleşme ihtimali ortaya konulmuyor. Bunlar tamamen komplo teorisi ve sosyal medyada okuyucu kitlesi oluşturma gayretinden başka bir şey değil. Dolayısıyla ülkemizde veya dünyada yağış rejimini düzenlemek ya da yağışları artırmak için bulut tohumlama dediğimiz farklı uygulamalar var. Bu uygulamalarda atmosfere gümüş iyodür, kuru buz gibi farklı maddeler katılarak o bölgedeki yağışlardan biraz daha fazla yararlanılmaya çalışılıyor. Ancak bu çalışmaların etkili olabilmesi için havada belli bir nem ve bulut olması gerekiyor. Bu yöntemlerin yağışları yüzde 5 ile yüzde 20 arasında artırma gücü var. Bir yağışın veya bir bölgedeki nemin başka bir bölgeye taşınmasıyla ilgili şu ana kadar bilimsel olarak ortaya konulmuş bir gerçeklik yok. Bu çok yüksek enerji ve büyük güç isteyen bir durum. Bu konuda yapılan çalışmalar olabilir ama şu anda söylenen iddialar ve sosyal medyada dolaşan komplo teorilerine halkımızın çok fazla itibar etmemesi gerekiyor. Yaşadığımız bu sürecin; küresel iklim etkisi, El Nino-La Nina geçişi ve Akdeniz’deki sıcak hava etkisi gibi nedenlerle meydana geldiğini ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "Temmuz, ağustos ve eylülde aşırı sıcaklık ve kuraklık bizi bekliyor" Yağışların artması ve barajların tam doluluğa ulaşmasına rağmen yaz aylarında kuraklık ve aşırı sıcaklıkların yaşanabileceğini ifade eden Demir, şunları söyledi: "Yaz aylarında bizi nelerin beklediğine bakmak lazım. Şu anda gördüğünüz gibi şiddetli yağışların yaşanmaya devam ettiği bir dönemdeyiz. Bir bakıyorsunuz bir ayda düşecek yağış bir saatte düşüyor. Ani seller meydana geliyor. Ben yaz ayları için bu noktada halkımızı, ilgilileri ve yetkilileri özellikle uyarmak istiyorum. Çünkü yaz döneminde böyle yağışlı ve serin bir iklim beklemiyoruz. Tam tersine yaz döneminde yine belli yerlerde ve bölgelerde şiddetli yağışlar görülebilir ancak aşırı sıcakların ve kuraklık riskinin özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarında bizi beklediğini veriler gösteriyor. Onun için şimdiden bunlara hazır olmak lazım. Yaz döneminde beklediğimiz en önemli olaylardan biri bunaltıcı sıcaklıklar. Karadeniz Bölgesi gibi bölgelerde de şu anda yaşadığımız süreçte olduğu gibi temmuz ve ağustos aylarında zaman zaman ani şiddetli yağışlarla beraber sel felaketleri olabilir. Bunlara karşı dikkatli ve hazırlıklı olmamız gerekiyor. Yaz döneminde yaşayacağımız kuraklık süreci ile birlikte mutlaka su kaynaklarımızı doğru kullanmalı, geleceğe taşımalı ve ihtiyaç duyduğumuz anda ihtiyacımızı karşılayacak şekilde yönlendirmeliyiz. Şu anda aldığımız yağışlar barajlardaki doluluk oranlarını çok yüksek seviyeye çıkardı. Dün özellikle Amasya civarındaki barajlardaki doluluk oranları yükseldiği için resmi kurumlardan yapılan açıklamalarda halkın dikkatli olması, barajlardaki suyun salınacağı ve sel felaketi yaşanabileceği yönünde uyarılar yapıldı. Bunlar mevcut yağış süreciyle ilgili doğal gelişmeler. Ancak ben her zaman şunu ifade ediyorum; hazıra dağlar dayanmaz. Bu günleri atlattığımızda mevcut kaynaklar çok hızlı bir şekilde tükenebilir. Onun için kaynaklarımızı doğru kullanmayı şimdiden planlamak ve geleceğe hazırlanmak durumundayız."
Kocaeli Babasının plastik borulardan yürüme bandı yaptığı Lina’ya Gonca kucak açtı Kocaeli’de babasının kendi imkanlarıyla plastik su borularından yaptığı yürüme bandında fizik tedavi sürecinden geri kalmamaya çalışan serebral palsi hastası Lina, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nin yeni üyesi oldu. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 3 yaşındaki Lina’nın hem merkezdeki hem de evindeki tüm eğitimlerini sağlayacaklarını duyurdu. Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde ikamet eden Nuray (32) ve Sadık Yalçınkaya (42) çiftinin dördüncü çocuğu olan Lina, 28 Şubat 2023’te 32 haftalık prematüre olarak dünyaya geldi. 9 aylıkken serebral palsi (beyin felci) teşhisi konulan minik Lina’nın yüksek maliyetli fizik tedavi sürecinin aksamaması için baba Yalçınkaya, kendi imkanlarıyla plastik su borularından yürüme bariyeri tasarladı. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) Lina’nın hikayesini Türkiye’ye duyurmasının ardından Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın talimatıyla harekete geçildi. Büyükşehir Belediyesi’ne ait Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nin yetkilileri, 3 yaşındaki Lina’nın tedavisi için aile ile irtibata geçerek, merkeze kaydını yaptırdı. "Evinde gelişimi için de gerekli desteği vereceğiz" Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Lina’nın sadece İzmit Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’ndeki değil, evindeki eğitimlere de destek vereceklerini söyledi. Başkan Büyükakın, "Lina da artık büyük Gonca ailemizin bir parçası. Hem engelsiz yaşam merkezimizde hem de evinde gelişimi için gerekli desteği vereceğiz. Goncamız burada gül olacak" dedi. "Lina eğitmenlerini çok sevdi" Gonca ailesine katılan Lina Yalçınkaya, daha ilk günden hem eğitmenlerini hem de merkezi sevdi. Kızının çok mutlu olduğunu belirten anne Nuray Yalçınkaya, "Lina eğitmenlerini çok sevdi. Sürekli bir yürüme halindeydi. Burada olmamızı sağlayan Başkan Tahir Büyükakın’a çok teşekkür ediyoruz. Kendisinden Allah razı olsun" diye konuştu. Çok yönlü eğitim verilecek Lina Yalçınkaya, merkezde özel eğitim, fiziksel gelişim ve psikolojik gelişim alanlarında ayrıntılı değerlendirme sürecine alındı. Lina’nın günlük yaşam becerilerini desteklemeye yönelik öneriler aile ile paylaşılırken, aileye süreci kolaylaştırıcı rehberlik desteği sağlanacağı bilgisi verildi. Önerilerin günlük yaşam içerisindeki uygulanabilirliğinin gözlemlenmesi için yakın zamanda bir ev ziyareti de planlandı. Bu ziyarette hem Lina’nın günlük yaşam performansı yerinde değerlendirilecek hem de aileye uygulamalı rehberlik desteği verilecek.
Tekirdağ Sebze üreticilerine yarım milyon fide Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde Sebzeciliği Geliştirme Projesi kapsamında üreticilere yazlık sebze fidesi dağıtımı gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nce kırsal kalkınmanın desteklenmesi, üreticilerin güçlendirilmesi ve sebze üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında Şarköy’de 170 üreticiye 123 bin adet sebze fidesi dağıtıldı. İl genelinde ise toplam 482 bin adet salçalık domates, sofralık domates, kapya biber, kavun ve karpuz fidesinin çiftçilerle buluşturulacağı bildirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Dr. Ulaş Ay, törende yaptığı konuşmada artan üretim maliyetlerine dikkat çekerek, "Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak, göreve geldiğimiz ilk günden bu yana çiftçilerimizin yanında olmaya, üreticilerimize destek vermeye devam ediyoruz. Çünkü artan enerji ve işçilik maliyetleriyle birlikte sebze üretiminde kârlılık azalıyor; bu durum da gıda fiyatlarının yükselmesine ve enflasyona doğrudan yansıyor" ifadelerini kullandı. Üretim potansiyelinin artırılması gerektiğini vurgulayan Dr. Ay, "Mevcut üretim potansiyelimizin henüz istediğimiz seviyede olmadığını görüyoruz. Bu nedenle üreticilerimizin desteklenmesi, yenilikçi tarım teknolojilerinin yaygınlaştırılması, kaliteli fide kullanımının artırılması ve pazarlama olanaklarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Biz de Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerimizin yanında olmaya, destek programlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Sebzeciliği Geliştirme Projesi kapsamında maliyetin yüzde 70’inin Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, yüzde 30’unun ise ziraat odalarına üye çiftçiler tarafından karşılandığı belirtildi. Şarköy ilçesi Yel Değirmeni Mevkii’ndeki fide dağıtım programına kurum ve kuruluş temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Mersin Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı Mersin’de bu yıl ikincisi düzenlenen Cerrahi ve Onkoloji Günleri Sempozyumunda, cerrahi ve onkoloji alanındaki güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ele alındı. Bilim insanları, doktorlar ve akademisyenlerin katıldığı programda çeşitli sunumlar gerçekleştirildi. Kentteki bir otelde düzenlenen II. Cerrahi ve Onkoloji Günleri Sempozyumu’na Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Tahsin Çolak, Akdeniz Onkoloji Derneği Başkanı Dr. Alper Ata ile cerrahi ve onkoloji alanında çalışan çok sayıda bilim insanı, akademisyen ve doktor katıldı. Sempozyumda cerrahi ve onkoloji alanında hızla gelişen güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ele alınırken, minimal invaziv cerrahi yöntemleri, ileri endoskopik girişimler, laparoskopik cerrahi uygulamaları, multidisipliner onkoloji yaklaşımları ve güncel kılavuzların klinik pratiğe yansımaları değerlendirildi. Program kapsamında interaktif oturumlar, olgu tartışmaları, panel oturumları ve bilimsel sunumlar gerçekleştirildi. Programda konuşan Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, "Tıp dünyasında cerrahi ve onkoloji, bilimin ve teknolojinin en hızlı dönüştüğü, her geçen gün yeni bir umudun yeşerdiği iki kritik alandır. Multidisipliner tedavi protokollerinden geniş bir yelpazede gerçekleşecek olan bu sempozyum, bilginin paylaşılması ve klinik pratiğe aktarılması noktasında son derece stratejik bir öneme de sahiptir" diye konuştu. Prof. Dr. Yaşar, üniversite olarak sağlık alanındaki altyapıyı güçlendirmeye yönelik önemli yatırımlar yaptıklarını belirterek, "Mersin Üniversitesi olarak temel gayemiz sadece eğitim veren bir kurum olmanın ötesine geçerek, bölgesine ve ülkesine şifa dağıtan, teknoloji üreten güçlü bir araştırma üniversitesi kimliğini daha da pekiştirmek istiyoruz. Bu vizyon doğrultusunda özellikle sağlık altyapımızı modern tıbbın en ileri olanaklarıyla donatmaya büyük bir gayret göstermekteyiz. Üniversitemiz Tıp Fakültesi Hastanesi bölgemizin stratejik bir sağlık üssü konumuna getirmek için son dönemlerde yaptığımız adımlarla, gerçekleştirdiğimiz 1 milyar TL yatırımlarla, üç tesla MR, en son teknoloji tomografi, üç boyutlu mamografi gibi ileri tanı teknoloji cihazları başta olmak üzere birçok önemli cihazı envanterimize kazandırmış bulunmaktayız" dedi. Yaşar, üniversite bünyesine kazandırılan ileri teknoloji cihazlarla kanser tanı ve tedavisinde güçlü bir altyapı oluşturduklarını belirterek, "Ayrıca kendi bünyemizde kattığımız PET görüntüleme cihazıyla birlikte kanser tanı ve tedavisinde dünya standartlarında bir altyapıyı vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Güçlü sağlık altyapımız ve yetkin akademik kadromuzla karmaşık cerrahi operasyonların ve kapsamlı onkoloji tedavilerinin güvenle yapıldığı bir merkez olmanın haklı gururunu yaşamaktayız. Bu bağlamda alanında saygın konuşmacıların katkılarıyla gerçekleşecek interaktif ameliyatlar, olgu tartışmaları ve panellerin yer aldığı bu sempozyumun hem teorik bilgilerimizi güncelleyeceğine hem de günlük pratiklerimize çok değerli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum" ifadelerine yer verdi.