ASAYİŞ - 24 Şubat 2021 Çarşamba 14:39

Şırnak kırmızı beyaza büründü, vatandaşlar teröre karşı yürüdü

A
A
A
Şırnak kırmızı beyaza büründü, vatandaşlar teröre karşı yürüdü

Şırnak’ta, Gara’da 13 vatandaşını şehit eden terör örgütü PKK’ya tepki yürüyüşü düzenlendi.

Şırnak’ta, Gara’da 13 vatandaşını şehit eden terör örgütü PKK’ya tepki yürüyüşü düzenlendi. Binlerce kişi, ellerinde Türk bayrakları ile teröre lanet okudu.


Şırnak’ta sivil toplum kuruluşların öncülüğünde kadını, erkeği, genci yaşlısı binlerce kişi, terör örgütü PKK’nın Gara’da 13 vatandaşı şehit etmesinin ardından tepki yürüyüşü düzenledi. Yürüyüşe, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ve binlerce Şırnaklı vatandaşlar katıldı. Ellerinde Türk bayraklarıyla, ‘Şırnak teröre karşı tek ses, tek yürek’ pankartı ve büyük Türk bayrağıyla yürüyüşe başladı. Yürüyüş esnasında vatandaşlar ’Şehitler ölmez vatan bölünmez’, ’Kürt Türk kardeştir PKK kalleştir’, ’Kahrolsun PKK’ sloganları attı.


Şırnak Cumhuriyet Meydanında başlayan yürüyüş Şırnak Sanat Sokağında son buldu. Burada grup adına basın açıklamasını Memur-Sen Şırnak İl Başkanı Abdullah Çatı okuldu. Çatı, Mehmetçiğin Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesine bölücü terör örgütünün faaliyetlerini sonlandırmak maksadıyla düzenlediği Pençe Kartal-2 harekat bölgesinde icra edilen operasyonlar neticesinde arındırılan terör ininde 13 vatandaşın teröristler tarafından kalleşçe şehit edildiği haberinin yürekle ateş düşürdüğünü söyledi. Çatı, “Vesayetin emir eri terör örgütü PKK’yı lanetleyip, 6 yıl önce PKK tarafından kaçırılarak Kuzey Irak’ta alıkonulan alçakça, kalleşçe şehit edilen 13 canımızı anmak ve birlikteliğimizi tüm dünyaya göstermek için buradayız. Şırnak’tan Gara’da şehit düşen vatan evlatlarının ailelerine selam olsun, Şırnak tek yürek devletinin yanında terörün karşısındadır. Emperyalizm için maşalık vazifesini yürüten terör örgütü, kanlı ellerini uzatmaya cüret ettiği her yerde ardında bir vahşet bıraktı. Ülkemizde ve bölgemizde refaha, özgürlüğe ve kardeşliğe göz diken eli kanlı terör örgütünün ve onun başka sahalardaki uzantıları ile taşeronluğunu ettikleri tapınağın yegane amacı bizi ölüme mahkum etmek istemeleridir. Kadim medeniyetin ortak varisleri, Selahaddin Eyyubi’nin torunları, Ahmed-i Hanilerin meftunları olarak Türkiye’de bir arada özgürlük, refah ve barış içinde yaşamak isteyen herkesi PKK katliamlarına karşı ses çıkarmaya davet ediyoruz ve diyoruz ki ey PKK ektiğiniz fitne ile birlikte sizi de bu topraklardan söküp atacağız. Söz insan haklarından, demokrasiden ve hak-hukuktan açıldığında riyakarca mangalda kül bırakmayanların geçmişte olduğu gibi bugünkü vahşet sonrası da dut yemiş bülbül gibi susmaları yahut gerçeği eğip bükmeye çalışmaları bir kez daha maskelerini düşürmüştür. 13 silahsız masum insanın alçakça infazından, demokrasi, hak, özgürlük kılıfı altında ülkemizdeki terör örgütleriyle onların siyasi ve sivil görünümlü uzantılarına sınırsız destek verenler. Ülkemiz içinde terör örgütleriyle ve onların uzantılarıyla aralarına hiçbir mesafe koyamayanlar. Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin kararlarını hiçe sayıp, terör örgütlerinin propaganda aygıtlarına dönüşen sosyal medya mecraları sorumludur. 6 yıl önce PKK tarafından kaçırılan Kuzey Irak’ta alıkonulan 13 evladımız, alçakça, kalleşçe şehit edildi. Bunun üzerine hala PKK’yı aklamaya çalışan sivil görünümlü alçaklar var. PKK ile aynı açıklamaları yapmaktan utanmayan aynı yalanlara sahip çıkan haysiyetsizler var. PKK terör örgütünün bu cinayetlerini kınamayanlar suça ortaktırlar buradan ilan ediyoruz. Aynı zamanda Türkiye ile ilgili her konuda yorum yapan ve çeşitli vesilelerle haksız şekilde ülkemize tepki gösteren uluslararası sendikal örgütlerin, AB kurumlarının, ülkemizdeki elçiliklerin ve insan hakları örgütlerinin bu katliamları görmezden gelmelerini de kınıyoruz. Daha önce PKK’nın katliamlarına sessiz kalan, demokrasi ve insan haklarını savunduğunu iddia eden sendikaları, baroları, meslek örgütlerini, siyasi partileri, akademisyenleri, gazetecileri, sanatçıları, oyuncuları, insan hakları örgütlerini de PKK’nın katliamlarına karşı ses çıkarmaya davet ediyoruz, ancak PKK’nın katliamlarına karşı ses çıkararak tutarlı olabileceklerini buradan bildirmek istiyoruz” dedi.



“Teröre karşı operasyonları başarıyla gerçekleştiren kahraman ordumuza selam olsun”


Temsil ettiğini iddia ettiği Kürt vatandaşların eğitim, sağlık, barınma, çalışma gibi haklarını engellemeye yönelik bir strateji izleyen PKK ile mücadelenin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yaşam hakkını koruma mücadelesi olduğunu aktaran Çatı, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Bu mücadelede özellikle komşuları ve gelişmiş ülkeler tarafından yalnız bırakılan Türkiye’ye akıl almaz suçlamalar yöneltilmekte, Türkiye’nin kendi vatandaşına şiddet uygulayan bir ülke olarak gösterilme çabası dikkat çekmektedir. PKK terör örgütü, Türkiye için 40 yıllık bir terör ve şiddet problemi olmasına rağmen, birçok Avrupa ülkesi terör örgütü üyelerine kendi ülkelerinde koruma sağlamış, taraftar toplamalarına imkân vermiştir. Gerek söz konusu ülkeler gerekse de bu ülkelerdeki medya ve düşünce kuruluşları ile sivil toplum örgütleri PKK’yı temize çıkarıp meşrulaştırmaya yönelik ciddi bir imaj çalışması yürütmektedirler. Tüm bunların yanı sıra özellikle ülkemizden bazı sendikaların, meslek kuruluşlarının ve insan hakları örgütlerinin PKK’nın yaptığı katliamları gizleyen, örgütün faaliyetlerini meşrulaştıran ve Türkiye’nin terörle mücadelesini saptıran kara propaganda yaptıkları bilinmektedir. Uluslararası sendikal örgütlerin, AB kurumlarının, ülkemizde her konuda yorum yapan elçiliklerin, insan hakları örgütlerinin ve siyasi uzantı HDP’nin PKK’nın katliamlarını görmezden gelmelerini kınıyoruz. Ne bölge insanıyla ne Türkiye ile uzaktan yakından ilgisi kalmadığı kesinleşen terör örgütünün başını tamamen ezmek boynumuzun borcu haline gelmiştir. Bu terör örgütünün son mensubunu da etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. İnşallah o günler yakındır. PKK terör örgütünün bu ilk katliamı da değildir. Bölücü terör örgütü 1984 yılından bugüne kadar 30 bin sivil insanımızı aynı şekilde katletmiştir. Anne karnındaki çocuktan kundaktaki bebeğe, çobandan imama, eğitimciden sağlıkçıya, esnafa her kesimden insanımız bulunmaktadır. Terör örgütünün ve vekalet ettikleri emperyalizmin asıl amacı ehlileştirilmiş, başını önüne eğmiş, emir alan bir Türkiye safsatasıdır. Ama bu çabaları nafiledir. Milletimiz genciyle yaşlısıyla işçisiyle devletinin ve güvenlik güçlerimizin yanında kalacaktır. Ülkemiz zalimler, katiller için bir kabus olmayı sürdürecek, masumlar, mağdurlar ve İslam ümmeti içinse güvenilir bir liman olmaya devam edecektir. Terör örgütlerinin sırtını sıvazlayan, silah ve mühimmat yardımlarıyla terör örgütleriyle stratejik ortaklık kuran, bu şekilde Türkiye’nin yoluna taş koymaya çalışan küresel şer şebekelerinin inadına gün, terör örgütlerinin heveslerini kursaklarında bırakma günüdür. Gün, terör örgütlerine silah dahil lojistik destek veren yabancı güçlerin oyunlarını bozma günüdür. Gün, eli kanlı terör örgütü PKK ve diğer terör örgütlerinin reklamlarını yapan medya ve tüm oluşumlarına karşı birlik olma günüdür. Dünyadaki tüm mazlumların ve mağdurların umudu olan büyük Türkiye Cumhuriyetine, bugüne kadar teröre karşı yapılan tüm operasyonları başarıyla gerçekleştiren kahraman ordumuza selam olsun. Hendeklere gömülen terör örgütünün bu alçak saldırıları milletimizi asla yıldıramayacaktır. Ülkemiz zalimler ve katiller için bir kâbus olmayı sürdürecek; masumlar, mağdurlar ve İslam ümmeti içinse güvenilir bir liman olmaya devam edecektir. İman ediyoruz ki; ’Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ Şırnak halkı olarak teröre karşı yapılan tüm operasyonların sonuna kadar destekçisiyiz. Hesap sorulmadan, zulmün kalbine hançer sokulmadan, dökülen şehit kanlarının bedeli ödetilmeden vazgeçmeyi düşünmeyeceğiz. Şırnak Sivil Toplum Örgütleri olarak mukaddes vatan yolunda toprağa düşen aziz şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret, aziz milletimize ve şehitlerimizin kederli ailelerine sabır diliyoruz.”


Basın açıklamasının ardından grup, ellerinde Türk bayrakları ile slogan atıp dağıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri" Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.
İstanbul İkinci raundun sonunda lider İtalyan De Leo Turkish Airlines Open’ın ikinci günü sonunda İtalyan Gregorio De Leo liderliğe yükseldi. Antrenman raundu oynamadan sahaya çıkan De Leo’nun bir stroke gerisinde İsveçli Jens Dantorp, İngiliz Sam Bairstrow, İspanyol Alejandro Del Rey ve Yani Zelandalı Kazuma Kobori zirve takibini sürdürdü. Golf dünyasının en iyilerini Antalya’da buluşturan Turkish Airlines Open’ın ikinci gününde zirve mücadelesi kızıştı. 32 ülkeden 156 oyuncunun katıldığı turnuvanın ikinci gününü 68 vuruşla (-4) bitiren İtalyan Gregorio De Leo toplamda 137 vuruşla (-7) liderliğe yükseldi. 26 yaşındaki oyuncu Regnum, National Golf Kulübü’ndeki ikinci raundu beş birdie ve bir bogey ile tamamladı. Çarşamba akşamı Antalya’ya geldiğini ve antrenman raundu oynamadan sahaya çıkmak zorunda kaldığını belirten Gregorio De Leo, "Regnum, National Sahası çok zor ve stratejik bir saha. İlk gün edindiğim tecrübelerle ve caddie’min yardımıyla iyi bir skor yaptığımı düşünüyorum" dedi. 2 milyon 750 bin dolar toplam ödüllü turnuvada De Leo’nun bir stroke gerisinde dört oyuncu zirve iddiasını sürdürdü. İngiliz Marcus Armitage ile birlikte 68 (-4) oynayarak günün en iyi skoruna imza atan Yeni Zelandalı Kazuma Kobori, İsveçli Jens Dantorp, İngiliz Sam Bairstrow ve İspanyol Alejandro Del Rey, ilk 36 çukur sonunda 138 vuruşla (-6) ikinciliği paylaştı. İlk günün lideri İsveçli Mikael Lindberg ise üç bogey ve iki birdie yaptığı ikinci raundu 73 vuruşla (+1) tamamladı ve genel sıralamada altıncılığa geriledi. Türk sporcular elemeyi geçemedi Turkish Airlines Open’da Türkiye’yi temsil eden dört oyuncu; Leon Açıkalın, Mutlu Güner, Taner Yamaç ve İbrahim Tarık Aslan (amatör) 36 çukur sonunda en başarılı 79 oyuncu arasına kalamayarak hafta sonunda mücadele etme şansını kaybetti. Türk oyuncular arasında en başarılı isim turnuvayı 149 vuruşla (+5) tamamlayan Leon Açıkalın olurken, 2018 Britanya Açık birincisi Francesco Molinari de cut’ı geçemedi. Turnuva 3 Mayıs Pazar günü sona erecek.