- 13 Ocak 2023 Cuma 10:44

Şırnak’ta huzur ve güven ortamı sağlandı, Ezidiler 33 yıl sonra köylerine geri dönüyor

A
A
A
Şırnak’ta huzur ve güven ortamı sağlandı, Ezidiler 33 yıl sonra köylerine geri dönüyor

Şırnak’ta iç güvenlik operasyonları çerçevesinde terörden temizlenerek huzur ve güvenin tesis edildiği köyler, 33 yıl aradan sonra şenlenmeye başladı.

Şırnak’ta iç güvenlik operasyonları çerçevesinde terörden temizlenerek huzur ve güvenin tesis edildiği köyler, 33 yıl aradan sonra şenlenmeye başladı. Ezidiler, güvenlik ortamıyla topraklarına dönüyor.


Terör nedeniyle 1990’lı yıllarda köyü boşaltarak Avrupa’ya göç eden Ezidiler, yıllar sonra yeniden devletin bölgede sağladığı huzur ve güven ortamı ile birlikte dönmeye başladı. Şırnak’ın İdil ilçesi Gabar Dağı’nda bulunan Ezidi köyüne Avrupa’dan gelerek yerleşen Nusrettin Genç, "Devletimiz sayesinde bölgede sağlanan huzur ve güvenlik ortamıyla ve Mağara köyüne yol yapılması, elektrik, içme suyu ve kanalizasyon hattı döşenmesi gibi imkanlarından dolayı Avrupa’dan geri dönüşler başladı" dedi.



"Bundan sonraki yaşamımı burada geçirmek istiyorum"


Uzun bir aranın ardından Avrupa’dan gelerek köylerinde inşaat çalışması başlatan vatandaşlardan Genç, "1978 yıllarında köyümü terk ettim. 40 seneyi geçiyor Avrupa’dayım. Köyüme tekrar dönmek istiyorum. Burada eskiden işler karışıktı ama şimdi eskisi gibi değil, her şey değişti. Köyümüzü nasıl terk ettiysek aynı eskisi gibi kalmış. Hiçbir zaman inanmıyordum bir daha köyüme döneceğimi. İlk köyden ben çıktım, ilk köye ben dönüyorum. Köyümde ev yapıyorum, bundan sonraki yaşamımı burada geçirmek istiyorum ve gerçekten de burada ölmek istiyorum" diye konuştu.


Hazal Genç de 40 yıl önce 19 yaşındayken Almanya’ya göç ettiğini söyledi. Tekrar buraya dönmek istediklerini ve devlete güvendiklerini aktaran Genç, evlerinin tekrar eski haline getirileceğini belirtti.



"Boşatıldığından beri dokusunu bozmamış bir köydür"


Şırnak Kültür ve Turizm İl Müdürü Hazım Ücün ise, "Mağara köyümüz 1992 yılında güvenlik nedeniyle boşaltılan köylerimizden. Köy boşaltıldıktan sonra vatandaşlar Avrupa’ya göç etti. İçişleri Bakanlığı ve Valiliğimizin iş birliği ile bu boşaltılan köylere yeniden güvenliğin sağlanmasıyla birlikte tekrar bir dönüş söz konusu. Bunun için bir çalışma başlatıldı" şeklinde konuştu.


"Bu köylerimizden bir tanesi de Mağara köyü ve 150 hane civarındadır" bilgisini paylaşan Üçün, "1992 yılında boşatıldığından beridir dokusunu bozmamış, tarihi bir köydür. Bu Mağara köyün isminden anlaşılacağı gibi aslında bir mağara yaşamının olduğu, yerleşimin yer altında olduğu bir köy. Her evin altında veya yanında bir kilometreyi bulan bir mağaraya açılıyor. Bu durumda köyün önemini artırıyor. Biz de Şırnak Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü olarak turizm potansiyeli olan köyleri araştırarak, raporlayarak Valiliğimize ve Bakanlığımıza sunuyoruz. Tekrardan vatandaşların kendi köylerine barış ve huzur içinde yaşamalarına ve inançlarını yaşamalarına davet ediyoruz. Bazı dönen vatandaşlar halihazırda kendi evlerini dokusuna has restore ediyorlar" ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun 5G ile yeni dönem: Akıllı şehirler ve otonom teknolojiler geliyor Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökalp Clarke, 5G teknolojisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 1 Nisan itibarıyla Türkiye’de 5G teknolojisine geçiş sürecinin başlamasıyla birlikte "5G nedir?" ve "Hayatımızda neleri değiştirecek?" soruları gündeme gelirken, Prof. Dr. Hülya Gökalp Clarke, 5G’nin özellikle akıllı sistemlerde büyük dönüşüm sağlayacağını ifade etti. Samsun’daki altyapı çalışmalarına değinen Clarke, 5G’nin ilk etapta şehir merkezlerinde ve yoğun veri trafiğinin olduğu bölgelerde kurulmasının hedeflendiğini belirterek, "Öncelikle konuşma ve internet kullanımının yoğun olduğu noktalarda altyapı oluşturulacak. İlerleyen süreçte bu sistem genişleyecek. Ancak 5G’nin gerçek performansını tüm altyapı tamamlandığında hissedebileceğiz. Şu an birçok yerde 5G, 4.5G altyapısı üzerinden hizmet veriyor" dedi. 5G’nin bireysel kullanıcılara daha hızlı internet ve yüksek kaliteli medya deneyimi sunacağını dile getiren Clarke, "Kullanıcılar daha hızlı veri indirip gönderebilecek, yoğun ortamlarda bile kesintisiz bağlantı kurabilecek. Mobil cihazlar adeta bir oyun konsoluna dönüşecek" diye konuştu. Asıl büyük dönüşümün ise endüstri ve üretim alanında yaşanacağını vurgulayan Clarke, "5G, cihazların birbiriyle hızlı ve kesintisiz iletişim kurmasını sağlayacak. Bu sayede akıllı şehirler, akıllı limanlar, akıllı sağlık sistemleri ve akıllı tarım uygulamaları yaygınlaşacak" ifadelerini kullandı. 5G’nin en dikkat çekici yeniliklerinden birinin otonom araçlar olacağını belirten Clarke, "Bir aracın, yoldaki bir tehlikeyi sürücüden önce fark edip otomatik olarak durması ’vay be’ dedirtecek gelişmelerden biri olacak. Ayrıca uzaktan ameliyat gibi ileri teknoloji uygulamaları da mümkün hale gelecek" şeklinde konuştu.
Kayseri Son 30 yılda parkinson hastalığının görülme sıklığı arttı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, "11 Nisan Dünya Parkinson Günü" dolayısıyla Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik A Toplantı Salonu’nda sosyal sorumluluk kapsamında hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla bir etkinlik düzenledi. ERÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada; "Parkinson hastalığının son 30 yılda görülme sıklığında artış oldu. Ayrıca genç yaşta ortaya çıkan Parkinson hastalarının sayısı da artış göstermektedir. Hastalık özellikle tek taraflı istirahatte ortaya çıkan el veya bacak titremesine eşlik eden hareketlerde yavaşlama şeklinde ortaya çıkmaktadır. Erkek cinsiyette biraz daha sık görülmektedir. Kabız olmak, koku almada azalma, depresyon ve gece uykuda-rüyada bağırıp-çağırma olması hastalık ortaya çıkmadan yıllar öncesinde görülebilecek işaretlerdir." dedi. "Her parkinson hastasının tedavi reçetesi ona özel olmalıdır" Prof. Dr. Murat Gültekin, "Parkinson hastalığı için çok sayıda ilaç seçeneği vardır. Hastaların tedavi olmak için bu alanda tecrübeli hekimleri tercih etmesi önerilir. Her Parkinson hastasının kendine has özel bir formu vardır. Bazı hastalarda hastalık yavaş ilerlerken, bazılarında hızlı ilerleyebilir veya bazı hastalarda non-motor keşifleri daha çok probleme neden olabilir. Bu yüzden her Parkinson hastasının tedavi reçetesi ona özel olmalıdır" şeklinde konuştu. "İlaç dışı tedaviler arasında 3 farklı tedavi yöntemi daha bulunmaktadır" Prof. Dr. Gültekin, "İlaç dışı tedaviler arasında 3 farklı tedavi yöntemi daha bulunmaktadır. Bunlar; apomorfin cilt altı infüzyon tedavisi, Beyin pili ve Levodopa İntestinal jel tedavisidir. ERÜ Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Nöroloji Kliniğimizde bu tedavi hizmetleri de uygun olan hastalara sunulmaktadır. Beyin pili tedavisi her Parkinson hastası için uygun olmaz. Maalesef bu konuda toplumda-hastalar arasında büyük oranda yanlış bilgiler mevcuttur. Beyin pili tedavisi olmak isteyen veya bu konuda bilgi almak isteyen hastalar Parkinson konusunda uzman (Hareket bozukluğu uzmanı-Nörolog) hekimlere-nöroloji merkezlerine başvurmalıdır. Çünkü beyin pili tedavisi için uygun olmayan parkinson hastalarına, yanlış teşhis edilmiş Parkinson benzeri hastalık (Progresif Supranükleer Palsi, Multi Sistem Atrofi, Lewy cisimcikli Demans, Kortikobazal Dejenerasyon vb.) olan hastalara maalesef bu tedavinin verildiğini ve hastaların da memnun kalmayıp şehir şehir dolaştıklarını görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Fizyoterapi, hastalığın şiddetini azaltmaktadır" Prof. Dr. Murat Gültekin, "Parkinson hastaları uygun ilaç tedavisiyle birlikte devamlı uygun olan fizik tedavi yaparsa hastalığın şiddetinde azalma olduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Bu yüzden her hastanın kendine göre bir fizyoterapi egzersizi uygulaması gerekmektedir" dedi. Program, Prof. Dr. Murat Gültekin’in hastalardan gelen soruları cevaplandırılmasıyla son buldu.
Sakarya Şair Edip Cansever Ofis Sanat Merkezi’nde konuşuldu Sakarya Büyükşehir Belediyesi nisan ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Edip Cansever’in hayatı ve eserlerinin ele alındığı bir söyleşi programı düzenlendi. Ofis Sanat Merkezi’nde (OSM) gerçekleştirilen "Kapalı Çarşıdan Dünyaya Açılan Şair: Edip Cansever" başlıklı programa, konuşmacı olarak şairler Samet Atılgan ve Muharrem Demirci katıldı. Etkinlikte, Cansever’in edebi kişiliği ve yaşamından kesitler katılımcılarla paylaşıldı. "Şiiri boşlukları kapatmak için kullandı" Söyleşide konuşan şair Samet Atılgan, usta şairin yaşam felsefesine değinerek, "Edip Cansever’in hayatını, kendisinin de genel olarak hayatı tanımladığı gibi mutluluk ve acı olarak ikiye ayırabiliriz. Cansever’in hayatının geçtiği Kapalı Çarşı’da, bu iki yönden mutluluk tarafının biraz boş kaldığı ve şairin bu boşluğu şiirle kapatmaya çalıştığı bilinirdi" dedi. "İnsanın dünyadaki geçiciliğini anlattı" Şair Muharrem Demirci ise Cansever’in şiirlerindeki imgeler üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Demirci, "Edip Cansever’in ’Salıncak’ şiirinde bir sarkaç hali vardır; ayaklarınız yere değmez, bir boşlukta salınıp gidersiniz. Bu imge, sanki insanın dünyadaki geçiciliğini ve eninde sonunda bu dünyadan göçüp gideceğimizi anlatır" ifadelerini kullandı. Yoğun katılımın gözlendiği program, dinleyicilerin soruları ve değerlendirmeleriyle sona erdi.