GENEL - 11 Haziran 2023 Pazar 16:29

Vali Şimşek: "Selde can kaybının olmaması en büyük tesellimiz"

A
A
A
Vali Şimşek: "Selde can kaybının olmaması en büyük tesellimiz"

Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, sel felaketinin yaşandığı Suşehri ilçesinde incelemelerde bulundu.

Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, sel felaketinin yaşandığı Suşehri ilçesinde incelemelerde bulundu. Şimşek, "Selde can kaybının olmaması en büyük tesellimiz. Vatandaşlarımızın zararlarını ve mağduriyetlerini gidereceğiz" dedi.


Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, dün akşam saatlerinde Suşehri ilçesinde yağışlardan olumsuz etkilenerek zarar gören Solak ve Karaağaç köyü Tepecik mezrasında haneleri, tarım arazilerini ve seraları inceledi. Suşehri ilçesinde 7 hanede mahsur kalan vatandaşlar ise ekipler tarafından tahliye edilerek, Öğretmenevi’ne yerleştirildi. Ekipler sel felaketinin ardından bölgede çalışmalarına devam ederken, Vali Şimşek sel felaketinden etkilenen vatandaşları ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini illetti.


Vali Şimşek, "Devlet Su İşleri, İl Özel İdaresi, belediyelerimiz ve tüm kurumlarımızla bölgede ıslah çalışmalarımızı hummalı şekilde devam ettiriyoruz. Aksu köyümüzde 40 kuzu sele kapılarak maalesef telef oldu. Bazı köy ve köy içi yollarında bozulmalar meydana geldi. Selde can kaybının olmaması en büyük tesellimiz. Vatandaşlarımızın zararlarını ve mağduriyetlerini gidereceğiz. Bu tür felaketlerin bir daha yaşanmaması en büyük dileğimiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı" Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağının büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı olduğunu belirterek, "Cerrahi müdahale mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir" dedi. Günümüzde obezite, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmanın ötesine geçerek dünya genelinde hızla yayılan ciddi bir halk sağlığı problemi haline gelmiş durumda. Obezite, artık tüm yaş gruplarını etkileyen yaygın bir sağlık tehdidi olarak karşımıza çıkıyor. Obezitenin, bireylerin yaşam kalitesini düşürdüğünü ve hatta erken ölümlere zemin hazırladığını belirten Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, "Obezite cerrahisi, ileri derecede kilo problemi yaşayan bireylerde, kilo kaybını sağlamak ve obeziteye bağlı hastalıkların riskini azaltmak amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Ancak, verilen kiloların kalıcı olması, hastaların da bu sürece aktif ve olumlu bir şekilde katılımı ile mümkündür" diyerek obezite cerrahisi hakkında bilgiler verdi. Obezite hastalıklara kapı aralıyor Op. Dr. Şanal, obezite başta tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok kronik hastalığın gelişiminde önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, "Bununla birlikte kas-iskelet sistemi sorunları, solunum problemleri ve bazı kanser türleri ile de doğrudan ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle obezite, önüne geçilmesi gereken ciddi ve küresel bir sağlık sorunudur. Obezite cerrahisinde kullanılan yöntemler; mide hacmini küçülterek besin alımını kısıtlamayı, bağırsakların bir bölümünü devre dışı bırakarak emilimi azaltmayı ya da her iki etkiyi birlikte oluşturarak kalıcı kilo kaybı sağlamayı hedefler. Bu yönüyle obezite cerrahisi, düşünülenin aksine yalnızca estetik bir müdahale olmayıp, hastanın yaşam süresi ve kalitesini artıran önemli bir sağlık uygulamasıdır" dedi. Her birey için uygun olmayabilir Obezite cerrahisi her kilolu birey için uygun bir yöntem olmadığından hasta seçiminin büyük önem taşıdığını kaydeden Şanal, "Genel olarak vücut kitle indeksi (VKİ) 35 ve üzeri olan ya da VKİ 30’un üzerinde olup obeziteye bağlı ek hastalıkları bulunan bireyler bu tedavi için aday kabul edilir. Bununla birlikte; daha önce diyet, egzersiz ve medikal tedavi yöntemlerinden yeterli sonuç alamamış olmak, ameliyata engel teşkil edecek ciddi bir sağlık sorununun bulunmaması ve hastanın ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlayabilecek durumda olması gerekmektedir. Tüm bu kriterler, multidisipliner bir ekip tarafından detaylı şekilde değerlendirilerek kişiye en uygun tedavi planı belirlenir" diye konuştu. Cerrahiden sonrası da önemli Obezite cerrahisinin sonrasında tamamen risksiz bir süreçten söz etmenin mümkün olmadığını kaydeden Şanal, şunları söyledi: "Zamanla mide hacminde bir miktar genişleme yaşanabilir veya hastalar eski beslenme alışkanlıklarına geri dönebilir. Özellikle yüksek kalorili sıvı gıdaların tüketimi, sık ve kontrolsüz atıştırma gibi davranışlar yeniden kilo alımına zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle cerrahi tedavi, tek başına bir çözüm değil; yaşam boyu devam etmesi gereken bir disiplinin ilk adımı olarak değerlendirilmelidir. Obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı, büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlıdır. Cerrahi müdahale; mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir. Uzman hekimlerin önerdiği kurallara uyulması, rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması, diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme programına sadık kalınması ve düzenli fiziksel aktivite yapılması durumunda elde edilen kilo kaybını uzun vadede korumak mümkündür."
Adana Oğlu 9 yıl önce öldürülen acılı anne: "Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" Adana’da 9 yıl önce mezarlıkta uğradığı silahlı saldırı sonucu iki arkadaşıyla birlikte hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Refik Bingül’ün annesi Selvihan Bingül’ün, "Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" sözleri, evlat acısının yıllar geçse de dinmediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Faili meçhul olarak kalan dosyanın yeniden gündeme gelmesi ise acılı anneye umut oldu. Edinilen bilgiye göre olay, 26 Ocak 2017 tarihinde sabah saatlerinde merkez Yüreğir ilçesi Ali Hocalı Mahallesi’nde mezarlıkta meydana geldi. Mezarlık görevlisi, kaza yapmış 01 ERG 36 plakalı otomobilin şoför koltuğunda bir kişi ile araç çevresinde 2 kişinin hareketsiz yattığını fark etti. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, yaptığı incelemede cesetlerin bir gün önce evlerine gitmeyen ve sabah saatlerinde kayıp başvurusu yapılan oto tamircisi Ufuk Altun (38), Eser Binen (36) ve Çukurova Üniversitesi İşletme Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Refik Bingül’e (18) ait olduğunu belirledi. Olay yerini güvenlik şeridi ile çeviren ekipler, uzun namlulu silah ve tabancadan çıktığı değerlendirilen yaklaşık 30 adet kovanı tek tek toplayarak inceleme başlattı. Ancak aradan geçen 9 yıla rağmen olayın failleri tespit edilemedi. "9 yıldır ne çektiğimi bir ben, bir de Allah bilir" Refik Bingül’ün acılı annesi Selvihan Bingül (48), yaşadığı tarifsiz acıyı anlatarak, "Diyecek bir şey bulamıyorum. Sözün bittiği yerdeyim. Faili meçhul dosyalar tekrar açılıyor. Umarım bizim dosyamıza da bakarlar. 9 yılda ne çektiğimi bir ben, bir de Allah bilir. Anlatılması zor, evlat acısının tarifi yok. Allah hiçbir anneye bunu yaşatmasın. Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" diye konuştu. "İnşallah yüreğimize su serpilir" Baba Mahmut Bingül (58) ise olay gününü anlatarak faillerin bulunmasını talep etti. Bingül, "Oğlum üniversite öğrencisiydi, arkadaşlarıyla beraber bir araç almışlar. Kutlama yaparak eğlenmişler. Daha sonra gece saat 22.00 gibi mezarlığa gitmişler. Arkadaşının annesinin mezarını ziyaret etmişler. Oradan dönüşte çapraz ateşe tutulmuşlar. Benim oğlum aracın arka sağ tarafında oturuyormuş. Kaçmaya çalışmış ama 7-8 kurşun yemiş. Bunu yapan kişi ya da kişiler, çocukların ensesine de sıkmış. Failler bulunamadı. Ne sonuç ne de kanıt, hiçbir şey yok. Çocukların hepsinin telefonları da mevcut ama bir veriye ulaşılamadı. İnşallah bizim dosyada da bir gelişme olur da yüreğimize su serpilir" diye konuştu.
Ankara Yeşil ve huzurun buluşma noktası: Sincan Park Sincan Park, bahar mevsiminin gelmesiyle yeni sezona merhaba dedi. Şehrin karmaşasından kaçıp temiz havada bol oksijen almak isteyenler Sincan Park’ı doldurdu. Sincan Belediyesi’nin mega projelerinden olan Sincan Park, havaların ısınmasıyla yeni sezona "merhaba" dedi. Türkiye’nin en büyük oyun parkurlarından birini bünyesinde barındıran Sincan Park, tüm Ankaralıların uğrak noktası oldu. Nostaljik trenle 300 bin metrekare alana sahip parkı gezen çocuklar bisiklet sürüp oynarken, aileler mangal için ayrılan piknik alanlarında keyifli vakit geçiriyor. Sincan Park sporseverlerin de gözde mekanı oldu. Futbol, basketbol, tenis ve plaj voleybolu sahası bulunan Sincan Park, gençlerin büyük beğenisini topluyor. Yürüyüş ve bisiklet yollarıyla 7’den 70’e tüm vatandaşların keyifle vakit geçireceği alanlar sunan park, çeşit çeşit bitki topluluklarıyla da görenleri kendisine hayran bırakıyor. Buluşmaların tek adresi Sincan Park Önemli festivallere, konserlere, milli maçlara ev sahipliği de yapan Sincan Park, yeni dönemde de ziyaretçilerini ağırlayacak. Çevre dostu aydınlatma ve sulama sistemleriyle donatılan parkın aydınlatması akıllı elektrik sistemleriyle yapılıyor. Park içerisinde bulunan 990 araç kapasiteli otopark, mescit, büfe gibi ayrıntılar da vatandaşın rahat etmesi ve keyifle günü geçirmesi amacıyla düşünüldü. Sincan Belediyesi Genel Koordinatörü İsmail Can Ocak, "Sincan Park’ta sezon açıldı. Ailelerimizle, gençlerimizle, çocuklarımızla huzurun, keyfin ve güzel anıların adresi yine Sincan Park olacak. Tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz" dedi.