GÜNDEM - 19 Mayıs 2026 Salı 10:17

19 Mayıs coşkusu kürek sesleriyle yankılandı

A
A
A
19 Mayıs coşkusu kürek sesleriyle yankılandı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında, Serpincik Göleti’nde anlamlı bir kano etkinliği gerçekleştirildi.


Sivas Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Kaşif Akademi Spor Kulübü bünyesindeki gençlerin yoğun katılımıyla düzenlenen etkinlikte, gölet üzerinde Türk bayrağı açılarak bayram coşkusu yaşandı.


Doğayla iç içe gerçekleştirilen organizasyonda gençler, hem kano branşındaki yeteneklerini sergiledi hem de milli birlik ve beraberlik ruhunu su üzerinde taşıdı. Etkinlik boyunca ortaya çıkan renkli görüntüler, 19 Mayıs’ın gençlik enerjisini ve sporun birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.


19 Mayıs ruhunu sporla buluşturan etkinlik, Serpincik Göleti’nin güzelliği ve gençliğin azmi, enerjisiyle izleyenlere renkli görüntüler sundu.



19 Mayıs coşkusu kürek sesleriyle yankılandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Neşeli Hayatlar Derneği, 19 Mayıs’ta çocukların yüzünü güldürdü Eskişehir’de Neşeli Hayatlar Derneği tarafından 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen etkinlikte çocuklar unutulmaz bir gün yaşadı. Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü(ÇEKOM) bahçesinde gerçekleştirilen kutlama programı, adeta bir şenlik havasında geçti. Çocukların sevdiği karakterler Superman, Batwoman ve sevimli palyaçoların alana girişiyle coşku zirveye ulaştı. Gün boyu süren etkinliklerde şu faaliyetlere açılan yüz boyama standında çocukların hayal dünyasındaki figürler yüzlerine yansıtılarak renk cümbüşü oluşturuldu. Çuval yarışı ve halat çekme aktiviteleriyle çocuklar hem tatlı bir rekabet yaşadı hem de takım ruhunu kavradı. İp atlama zincirlerinin kurulduğu, voleybol maçlarının yapıldığı etkinlikte çocuklar hem spor yaptı hem de gönüllerince eğlendi. "Çocuklarımızın geleceğine ışık olmaya devam edeceğiz" Neşeli Hayatlar Derneği Başkanı Tayfun Erdoğan, derneğin misyonuna ve yürüttükleri faaliyetlere dikkat çekti. Bayram coşkusunu çocuklarla paylaşmaktan büyük onur duyduklarını belirten Erdoğan, "Bugün burada, canımız olan çocuklarımızın gözlerindeki o ışığı görmek, bayramımızın anlamını bir kez daha en güzel şekilde gözler önüne serdi. Neşeli Hayatlar Derneği olarak sadece özel gün ve bayramlarda değil, yılın her günü çocuklarımızın yanındayız. Özellikle Sosyal Hizmetler bünyesinde kalan ve devlet koruması altındaki çocuklarımıza yönelik sağladığımız etüt ve eğitim destekleri, derneğimizin en hassas olduğu konuların başında geliyor. Onların akademik ve sosyal gelişimlerine katkı sunarken, bu tarz özel gün ve bayram etkinlikleriyle de motivasyonlarını yüksek tutmayı amaçlıyoruz. Bu harika günde emeği geçen tüm gönüllülerimize, destekçilerimize ve enerjileriyle günümüzü aydınlatan tüm çocuklarımıza yürekten teşekkür ederim. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun" dedi.
İstanbul Canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 oldu Canlı doğan bebek sayısı 2025 yılında 895 bin 374 oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 51,4’ü erkek, yüzde 48,6’sı kız oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Doğum İstatistiklerini açıkladı. Buna göre, canlı doğan bebek sayısı 2025 yılında 895 bin 374 oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 51,4’ü erkek, yüzde 48,6’sı kız oldu. Toplam doğurganlık hızı 1,42 çocuk oldu Toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem olan 15-49 yaş grubunda doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade etmektedir. Toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 çocuk iken 2014 yılından itibaren aralıksız düşüş eğilimine girerek 2025 yılında 1,42 çocuk olarak gerçekleşti. Toplam doğurganlık hızı son dokuz yıldır nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,10’un altında kalmaya devam etti. Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 2025 yılında 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 2,53 çocuk ile Şırnak, 2,23 çocuk ile Mardin izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,09 çocuk ile Bartın oldu. Bu ili 1,10 çocuk ile İzmir, 1,11 çocuk ile Eskişehir, Ankara ve Zonguldak izledi. Toplam doğurganlık hızı 2025 yılında 76 ilde 2,10’un altında kaldı Toplam doğurganlık hızının nüfusun yenilenme seviyesinin altına düştüğü 2017 yılında 57 ilin toplam doğurganlık hızı 2,10’un altında iken 2025 yılında 76 ilin toplam doğurganlık hızı bu seviyenin altında kaldı. Toplam doğurganlık hızının 1,50’nin altında kaldığı il sayısı 2017 yılında 4 iken 2025 yılında 59 oldu. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017 yılında 10 iken 2025 yılında sadece Şanlıurfa ili oldu. Toplam doğurganlık hızının Avrupa Birliği üye ülkeleri ortalaması 1,34 çocuk oldu Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2024 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin 1,72 çocuk ile Bulgaristan olduğu, en düşük toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin ise 1,01 çocuk ile Malta olduğu görüldü. Toplam doğurganlık hızı 2025 yılında binde 1,42 çocuk olan Türkiye, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında 11. sırada yer aldı. Yüksek öğretim mezunu annelerin toplam doğurganlık hızı 2025 yılında 1,24 çocuk oldu Annenin eğitim durumuna göre toplam doğurganlık hızı incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızı ilkokul mezunu anneler için 2,51 çocuk iken en düşük toplam doğurganlık hızı yüksek öğretim mezunu anneler için 1,24 çocuk oldu. Yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 2025 yılında 1,33 çocuk oldu Mekânsal Adres Kayıt Sistemi’nin (MAKS) kullanılmaya başlanması ile birlikte fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan, "yoğun kent, orta yoğun kent ve kır" ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama yapılmıştır. Kent-kır sınıflamasına göre toplam doğurganlık hızı incelendiğinde, 2025 yılında kır olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 1,75 çocuk iken orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,53 çocuk ve yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde ise 1,33 çocuk oldu. Kaba doğum hızı binde 10,4 oldu Kaba doğum hızı, bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade etmektedir. Kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken 2025 yılında binde 10,4 oldu. Diğer bir ifade ile 2001 yılında bin nüfus başına 20,3 doğum düşerken, 2025 yılında 10,4 doğum düştü. Yaşa özel doğurganlık hızının en yüksek olduğu yaş grubu 25-29 oldu Yaşa özel doğurganlık hızı, belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir. Yaş grubuna göre doğurganlık hızı incelendiğinde, 2001 yılında en yüksek yaşa özel doğurganlık hızı binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2025 yılında binde 96 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi. Adölesan doğurganlık hızı düştü Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir. Adölesan doğurganlık hızı, 2001 yılında binde 49 iken 2025 yılında binde 9’a düştü. Diğer bir ifadeyle, 2025 yılında 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 9 doğum düştü. Annenin son iki doğumu arasındaki ortalama süre 2025 yılında 4,8 yıl oldu Annenin "son iki doğum arasındaki ortalama süre" incelendiğinde, bu süre 2020 yılında 4,6 yıl iken 2025 yılında 4,8 yıl oldu. Doğum yapan annelerden 2025 yılında 2. doğumunu gerçekleştirenlerin ilk doğumu ile arasındaki ortalama süre 4,3 yıl iken 3. doğumunu gerçekleştirenlerin 2. doğumu ile arasındaki ortalama süre ise 5,5 yıl oldu. Annenin 2. ile 1. doğumu arasındaki ortalama sürenin en kısa olduğu il, 2,7 yıl ile Şanlıurfa oldu Doğum yapan annelerden 2025 yılında 2. doğumunu gerçekleştirenlerin 1. doğumu arasındaki ortalama sürenin en uzun olduğu il, 5,5 yıl ile Kırklareli oldu. Bu ili 5,2 yıl ile Bartın, 5,1 yıl ile Çanakkale, Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Denizli ve Bolu izledi. Annenin 2. İle 1. doğumu arasındaki ortalama sürenin en kısa olduğu il, 2025 yılında 2,7 yıl ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 3,0 yıl ile Şırnak, 3,1 yıl ile Muş izledi. İlk doğumunu yapan annelerin ortalama yaşı 27,5 oldu Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken 2025 yılında 29,4 oldu. İlk doğumunu 2025 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27,5 oldu. İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29,0 ile Artvin oldu İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2025 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29,0 yaş ile Artvin oldu. Bu ili 28,9 yaş ile İstanbul ve Tunceli, 28,7 yaş ile Rize, Trabzon ve İzmir izledi. İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu il ise 24,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 24,7 yaş ile Ağrı, 24,9 yaş ile Muş izledi. Doğumların yüzde 3,3’ü çoğul doğum olarak gerçekleşti Çoğul doğum sayısı 2025 yılında 29 bin 60 oldu. Doğumların 2025 yılında yüzde 3,3’ü çoğul doğum olarak gerçekleşirken, bu doğumların yüzde 96,8’i ikiz, yüzde 3,1’i üçüz ve yüzde 0,1’i dördüz ve daha fazla bebek olarak gerçekleşti. Doğumların 2025 yılında yüzde 42,8’i annenin ilk doğumu olarak gerçekleşti Doğum sırasına göre doğumlar incelendiğinde, 2015 yılında doğumların yüzde 36,1’i ilk, yüzde 31,9’u ikinci, yüzde 18,2’si üçüncü, yüzde 12,8’i ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleşirken 2025 yılında ise doğumların yüzde 42,8’inin ilk, yüzde 30,5’inin ikinci, yüzde 15,5’inin üçüncü, yüzde 10,8’inin ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleştiği görüldü.
Samsun Antik dünyanın en önemli coğrafya eserleri Samsun Müzesi’nde sergileniyor Antik Yunan coğrafyacı ve tarihçi Strabon tarafından yazılan antik dünyanın en önemli coğrafya ansiklopedisi "Strabonis Rerum Geographicarum Libri 17" ve birçok orijinal coğrafi eser, Samsun Müzesi’nde sergileniyor. Strabon tarafından kaleme alınan coğrafya ansiklopedisi, antik dünyanın en önemli coğrafya ansiklopedisi olarak gösteriliyor. "Geographica" (Coğrafya) olarak bilinen bu anıtsal eser, MS 1. yüzyılın başlarında Grekçe kaleme alındı. Eserde, Roma İmparatoru Augustus döneminde antik dünyada bilinen tüm coğrafya, halklar, kültürler ve tarihi geçmişler detaylıca anlatılıyor. Toplam 17 kitaptan oluşan ansiklopedide Avrupa, Anadolu, Hazar Bölgesi, Hindistan, Mezopotamya, Mısır, Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası anlatılıyor. Eser, müzeyi ziyaret edenler tarafından ilgiyle takip ediliyor. Öte yandan Strabon’un "Coğrafya" eseri, sadece harita veya yer bilgisi sunmakla kalmıyor; bölgelerin tarihini, siyasi yapılarını, mitolojilerini ve ekonomik kaynaklarını da içeriyor. Tarihi bir kaynak niteliğindeki eser, Antik Çağ’dan günümüze neredeyse eksiksiz şekilde ulaşabilmiş nadir eserlerden biri olarak da dikkat çekiyor. Müzede aynı bölümde Arrianus’un "Karadeniz Seyahati" eseri de yer alıyor. Eserde Karadeniz kıyıları köşe bucak anlatılıyor. Bu eserde Samsun (Amisos) kaydında Karadeniz’in antik limanları ve şehirleri tek tek listeleniyor. Samsun’un o dönemki adı olan Amisos’tan da bahsediliyor. Şehrin o dönemdeki liman yapısı, yerleşimi ve stratejik önemi hakkında bilgiler veriliyor. Kıyı kılavuzu olarak yazılan kitapta ayrıca gemilerin fırtınada sığınabileceği güvenli limanlar, şehirler arasındaki mesafeler ve kıyı boyu yaşayan halklar anlatılıyor. Coğrafi anlamda dünyada büyük öneme sahip orijinal eserlerin yer aldığı bu bölümde ayrıca Skylax’e atfedilen deniz seyahati rotaları da sergileniyor.
İstanbul Sanofi ve TÜSEB klinik araştırma ekosistemi için güçlerini birleştiriyor Sanofi, 2003 yılından bu yana yürüttüğü AkademiKA-İyi Klinik Uygulamalar Eğitim Programı kapsamında, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile yeni bir iş birliği süreci başlatıyor. Klinik araştırmalar alanında bilgi paylaşımını, iyi klinik uygulamalar standartlarına yönelik farkındalığı artırmayı ve paydaşlar arası etkileşimi güçlendirmeyi amaçlayan iş birliğiyle, AkademiKA’nın etki alanının daha da genişletilmesi hedefleniyor. Bugüne kadar araştırmacılardan etik kurul üyelerine kadar geniş bir paydaş kitlesinin iyi klinik uygulamalar alanındaki gelişimine katkı sunan AkademiKA - İyi Klinik Uygulamalar Eğitim Programı’nın, TÜSEB’in de katkılarıyla bilgi paylaşımı, uluslararası standartlara uyum, Türkiye’nin bu alandaki yetkin insan kaynağının güçlendirilmesi amaçlanıyor. AkademiKA klinik araştırmalar alanında güçlü bir referans noktası oluşturuyor 23 yıldır Sanofi liderliğinde yürütülen AkademiKA - İyi Klinik Uygulamalar Eğitim Programı, klinik araştırmalar alanında Türkiye’nin en uzun soluklu eğitim platformları arasında yer alıyor. Program bugüne kadar Türkiye’de 78 farklı eğitim oturumuyla yaklaşık 4 bin kişiye ulaşırken, Orta Doğu ve Orta Asya bölgelerinden 600’den fazla katılımcıyı da kapsayan bölgesel bir yapıya dönüştü. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Birleşik Arap Emirlikleri Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı olarak yürütülen program kapsamında, iyi klinik uygulamalar standartları, etik süreçler, araştırma tasarımı, gönüllü güvenliliği, bilimsel yayıncılık ve klinik araştırmalarda yapay zekâ kullanımı gibi birçok başlık ele alınıyor. "Bilimsel gücü sürdürülebilir yetkinlikle desteklemek zorundayız" Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk, iş birliğine ilişkin şunları söyledi: "Bilim dünyasında yaşanan dönüşüm, yeni tedavilerin geliştirilme süreçlerini yönetecek bilgi birikiminin, etik yaklaşımın ve insan kaynağının da sürekli güçlendirilmesini gerekli kılıyor. Klinik araştırmalar bugün sağlık sistemlerinin geleceğini şekillendiren en kritik alanlardan biri haline geldi. Sanofi Türkiye olarak; klinik araştırmalar, bilimsel iş birlikleri ve inovasyon yatırımlarıyla Türkiye’yi bölgesel ölçekte daha güçlü bir araştırma ve bilim merkezine dönüştürmeyi önemsiyoruz. AkademiKA’yı da bu vizyonun önemli yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Uzun yıllardır program aracılığıyla klinik araştırmalar alanında kalite kültürünün gelişmesine katkı sunuyoruz. TÜSEB ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği; bilgi paylaşımını güçlendiren, uluslararası standartlarla uyumu destekleyen ve farklı paydaşları ortak hedeflerde buluşturan yapısıyla Türkiye’nin araştırma kapasitesinin gelişimine katkı sağlayacak." Sanofi Türkiye ve Orta Doğu Klinik Araştırmalar Ünitesi Direktörü Umut Müren, şu değerlendirmelerde bulundu: "20 Mayıs Dünya Klinik Araştırmalar Günü’nde başlayacağımız bu iş birliği, bu alandaki kararlılığımızın en güzel göstergelerinden biri. Klinik araştırmalar, yenilikçi tedavilerin hastalara ulaşmasında Ar-Ge değer zincirinde önemli bir basamaktır ve her başarılı çalışma, bilim dünyasına kalıcı bir katkı sunar. Sanofi olarak, AkademiKA gibi uzun soluklu programlarla Türkiye’nin klinik araştırma ekosistemine katkı sağlamayı öncelikli sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Bu anlamlı günde TÜSEB ile bu iş birliğine başlamaktan mutluluk duyuyoruz." AkademiKA ile klinik araştırmalarda kalite ve güvenin güçlendirilmesi hedefleniyor Klinik araştırmalar; yenilikçi tedavilerin geliştirilmesi, bilimsel ilerlemenin hızlanması ve hastaların yeni tedavilere erişimi açısından kritik rol oynuyor. Bu süreçlerin etik ilkeler ve uluslararası standartlarla yürütülmesi ise hem hasta güvenliliği hem de araştırma kalitesi açısından büyük önem taşıyor. TÜSEB ile başlatılan yeni iş birliğiyle AkademiKA’nın daha geniş paydaş katılımıyla büyütülmesi ve aynı zamanda Türkiye’nin klinik araştırmalar alanındaki rekabet gücüne ve araştırma altyapısına katkı sağlaması hedefleniyor.