GÜNDEM - 21 Kasım 2025 Cuma 11:07

Depremler ’hayalet deprem sendromunu’ tetikledi

A
A
A
Depremler ’hayalet deprem sendromunu’ tetikledi

Uzman Psikolog Dilruba Işın, Türkiye’de birçok kişinin deprem olmadan da sallanma ve sarsıntı hissi yaşayabildiğini belirtti. Işın, "Hayalet deprem sendromu" olarak bilinen bu durumun tıbbi bir sorun bulunmazsa psikolojik destek alınmasını gerektiğini söyledi.


Türkiye’nin aktif deprem kuşağında bulunması, vatandaşların doğrudan ya da dolaylı olarak depremlerden etkilenmesine neden oluyor. Son dönemde birçok kişi, herhangi bir deprem olmaksızın sallanma, titreme ve sarsıntı hissi yaşadığını ifade ediyor. Bu durum ise literatürde "hayalet deprem sendromu" olarak tanımlanıyor. Kişide nörolojik, biyolojik ya da fizyolojik bir sorun olmamasına rağmen baş dönmesi, denge kaybı, düşme hissi ve hareket etmekte zorluk gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bazı bireyler, yoğun kaygı, panik hali ve kafa karışıklığı gibi semptomlarla bu süreci ağır şekilde yaşayabiliyor. Uzmanlar, bu tür şikâyetlerde öncelikle tıbbi muayenelerin tamamlanması, herhangi bir sorun görülmemesi halinde ise psikoterapi desteği alınması gerektiğini ifade ediyor. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Uzman Psikolog Dilruba Işın, hayalet deprem sendromunun birçok kişide görülebildiğini belirterek, kişi kendini daha kaygılı, daha panik halinde ve biraz kafası karışmış hatta bazen ‘aklımı mı yitiriyorum’ şeklinde bu düşüncelerle beraber kendini bu duyguların içerisinde buluyor" dedi.



"Sallanıyor gibi hissediyoruz"


Kişide herhangi nörolojik, biyolojik ve fizyolojik bir sorun olmaksızın baş dönmesi yaşadıklarını belirten Dilruba Işın, "Türkiye bir deprem ülkesi ve hepimiz doğrudan ya da dolaylı olarak aslında depremden etkileniyoruz. Bazen herhangi bir deprem olmaksızın sallanıyormuş gibi hissedebiliyoruz ya da bir sarsıntı oluyormuş gibi hissedebiliyoruz. Hiçbir şey sallanmasa bile eşyalar titreşiyormuş gibi hissediyoruz. Bu durum ‘Hayalet deprem sendromu’ olarak adlandırılıyor. Kişide nörolojik, biyolojik ve fizyolojik bir sorun olmaksızın kişide; baş dönmesi, denge kaybı, düşme ya da hareket etmekte zorlukta ortaya çıkıyor. Bunula beraber kişi kendini daha kaygılı, daha panik halinde ve biraz kafası karışmış hatta bazen ‘aklımı mı yitiriyorum’ şeklinde bu düşüncelerle beraber kendini bu duyguların içerisinde buluyor. Bu durumlarda bireyler öncelikle fizyolojik ve biyolojik muayenelerini gerçekleştirdikten sonra her şey yolunda ve sorun yoksa sonrasında bunu bir psikoterapi ile bu durumu aşabilirler. Çünkü sinir sistemimiz aslında bize "Yer benim için güvenli bir yerdi ama artık değil, bu yüzden sürekli sallanıyorum" diyor. Sinir sistemime kendimi koruma çabam bu ve kendime yeniden ortamın güvenli olduğunu, benim güvende olduğumu sinir sistemime daha güvende olduğumu hatırlatmam gerekiyor. Bunu psikoterapi ile çözebilirler aynı zamanda vitaminlerle ve vestibüler terapiler ile halledebiliyorlar" dedi.



"Bir şey olacakmış düşüncesindeyiz"


Sosyal medyanın da bu konuda etkisi olduğunu söyleyen Işın, "Bazen birincil dereceden depremlerden etkilenmiyoruz ama dolaylı yoldan etkileniyoruz. Bu da aslında bizde bir güvensizlik oluşturuyor. Bu durumu yaşayan bireyler herhangi bir biyolojik ya da fizyolojik kontrolden geçtiler ise ve kendilerini bu hissiyatı ortaya çıkartacak durumu yoksa, bunu yine bir psikologla veya psikiyatri hekimi ile beraber konuşup çözebilirler. Sosyal medyanın da bizim üzerimizde etkisi var. Aslında hepimiz bir şey olacakmış düşüncesindeyiz. Abartılı deprem bilgilendirmeleri görüyoruz. ‘5 gün sonra İstanbul depremi olacak uzmanlar uyardı’ şeklinde konuşmalar görünce tabi ki bir tetiklenme yaşıyor olabiliriz. Kişilerinde kendilerini çok yoğun hissettiklerini, kendi dengelerinin bozulmuş hissetmelerini sosyal medyadan biraz uzaklaşarak ‘bıraktım, şu an buradayım, nefes alıyorum, ve güvendeyim’ şeklinde bir sakinleştirmeye gitmeyi deneyebilirler" diye konuştu.



Depremler ’hayalet deprem sendromunu’ tetikledi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara BBP Genel Başkanı Destici: "DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır. PKK uzantısı DEM Parti’nin bu gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyoruz" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Ermeni çevrelerin sözde ’Ermeni soykırımı’nın yıl dönümü olarak andıkları 24 Nisan’da, terör örgütünün siyasi uzantısı DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiriye ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Destici, dönemin çatışma ortamında Anadolu’da faaliyet gösteren Ermeni silahlı grupların saldırıları karşısında uygulanan tehcirin, devletin bekası ve sivil halkın güvenliğini sağlamaya yönelik bir tedbir olarak hayata geçirildiğini belirtti. Osmanlı Devleti’nin sistematik bir yok etme amacı olsaydı, bu denli kapsamlı ve maliyetli bir sevk politikası yerine farklı yöntemler tercih edilebileceğine dikkati çeken Destici, buna karşılık Devletin, güvenlik gerekçesiyle nüfusun yer değiştirmesini esas aldığını dile getirdi. Destici, ""Bugün tek taraflı mağduriyet söylemi kuranların Anadolu’da Türklerle birlikte Kürtlerin de ağır kayıplar yaşadığı gerçeğini görmezden gelmesi en hafifiyle ciddi bir tarihi eksikliktir. Dün sivil Müslüman halkı hedef alan saldırılarla, yakın dönemde Hocalı’da yaşanan ve Ermeni askerlerinin sebep olduğu soykırımı yok sayarak, geçmişte zorunlu devreye sokulan güvenlik tedbirlerini suç gibi sunmak, geçmişi düşmanca art niyetli ve tek boyutlu okumaktır, hakikati inkardır. Ermeni çetelerince katledilen kendi halkının kanı üzerinden siyaset yapıp, bugün o kanı dökenlerin yasını tutmak siyasi bir tercihten öte, tarihi bir utanç ve celladına aşık bir kimliksizliktir" açıklamasında bulundu. "DEM Parti’nin gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyoruz" Tehcir sürecinde tek bir tarafı sorumlu tutmanın hakkaniyetli olmadığını kaydeden Destici, "Ermeni çevrelerin sözde ’Ermeni soykırımı’nın yıl dönümü olarak andıkları 24 Nisan’da, terör örgütünün siyasi uzantısı DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır. PKK uzantısı DEM Parti’nin bu gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyor, katledilen binlerce Müslüman-Türk ve Kürt vatandaşımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Ankara 5 aydır maaş alamayan maden işçilerinin açlık grevi eylemi 6. gününde devam ediyor 10 yılı aşkındır hak kayıpları olduğunu ve 5 aydan fazladır maaş alamadıkları gerekçesiyle Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin açlık grevi eylemi 6. gününde de devam ediyor. Maaşlarını ve tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle 2 hafta önce Eskişehir’den Ankara’ya yürüme kararı alan Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevi eylemlerine 6 gündür devam ediyor. Eylem nedenlerinin arasında maaş alacaklarının yanı sıra yıllardır devam eden hak kayıplarının yer aldığını belirten işçiler, sorunlarının çözüme kavuşuncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini ifade etti. "Kaybolan bütün haklarımızı almak için geldik" Geçmişten bugüne alacakları konusunda problemler yaşandığını dile getiren işçilerden Nevzat Kuyumcu, "2016’dan 2022’ye kadar TMSF altında çalıştık. Alacaklarımız ödenmedi. Ücretlerimiz sıfırlanmadı. 2022 sonunda da Yıldızlar Holding’in şirketi olan Doruk Maden’e transfer olduk. Alacaklarımızın ödenmemesi konusunda büyük sıkıntılar çektik. Emekli olanların tazminatları ödenmemeye başladı. Daha sonra sendika, yetkili biri görevlendirilince alacaklarımızın ödeneceğini söyledi. Yetkili gelince yine alamadık. En sonunda biz de bu yürüyüş kararını aldık. Buraya gelmeden önce işverenimiz eylemi durdurmamız karşılığında maaşların ödeneceğini belirtti. Biz maaş için yürümedik buraya. Kaybolan bütün haklarımızı almak için geldik. Bir iki maaşı yatan arkadaşlarımız olmuş. Eylemi sonlandırmaları istenmiş. Alacağımız sadece iki maaş olsaydı Eskişehir’den buraya yürümezdik. Eylemimiz kaldığı yerden devam ediyor. Pazartesi günü Enerji Bakanlığına yürüyüş yapmayı planlıyoruz. Haklarımızı almadan dönmeyeceğiz. Herkes yemin etti. Açlık grevinde olan arkadaşlarımız var. Bir tanesi evine gitmek zorunda kaldı. Bayılanlar, fenalaşanlar oldu. Herkes bize destek veriyor. Ankara halkına teşekkür ederiz" dedi. "Özlük haklarımıza sıra gelmeden daha maaş alacaklarımız bile bitmedi" İşçilerden Ersin Fırıncı ise, "6 gündür burayız, 14 gündür de eylemdeyiz. Sıkıntılı ve kronik rahatsızlığı olan arkadaşlarımız var. Hala bir gelişme yok. Sesimizi duyuramadık. Sesimizin gitmesi gereken yerler bizi duymadı. İşçiler açlık grevinde. Dün yapılan görüşmelerde ödemelerin bir kısmının yapıldığı, bir kısmının da haftaya yapılacağı söyleniyor. Bu ödemeler birkaç aylık alacaklar. Bizim mağduriyetimiz 2 ila 8 ay arasında değişiyor. Özlük haklarımıza sıra gelmeden daha maaş alacaklarımız bile bitmedi. Kimse burada durmanın meraklısı değil. Herkes evden çıkarken ailesine söz verdi. Herkes çocuklarına ‘sizin geleceğinizi almadan dönmeyeceğim’ dedi. Çocuklarımız 23 Nisan’ı kutlamak yerine burada babalarının yağmurluklarına sarılıp ağladı. Biz burada beklerken işçiler 1 Mayıs’ı nasıl kutlayacak" ifadelerini kullandı. "Haklı fesih sebebi olduğunda dahi tazminatlarımızı temin edemiyoruz" Fırıncı, 10 ila 17 yıl arasında alacaklarının olduğunu ifade ederek, "Burada en az 10 yıldır madencilik yapanlar var. 10 ila 17 yıl alacağı olan insanlar var ama kimsenin güveni yok. Biz emekli olduğumuzda, haklı fesih sebebi olduğunda tazminatlarımızı temin edemiyoruz. İşverenler mahkemelerin verdiği kararların hiçbirini uygulamıyor. Her gün ne yapacağımızı aramızda konuşuyoruz. Biz daha ne yapabiliriz. Biz bu parayı devletimizden istemiyoruz. Sadece aracılık yapmasını istiyoruz. Bu bizim hakkımız, onun için mücadele veriyoruz. Herkesin desteğini ihtiyacımız var" dedi.