TEKNOLOJİ - 02 Kasım 2023 Perşembe 11:16

Doç. Dr. Sefer Darıcı: “Türkiye’de yapay zeka hakkında önlemler alınmalı”

A
A
A
Doç. Dr. Sefer Darıcı: “Türkiye’de yapay zeka hakkında önlemler alınmalı”

Dünyanın ilk yapay zeka güvenliği zirvesi İngiltere’de başladı. Zirve ile birlikte katılımcı ülkeler çeşitli konular hakkında bilgilendirilecek. Bu Konu hakkında uzmanlardan Türkiye ile ilgili de uyarı geldi. Doç. Dr. Sefer Darıcı, Türkiye’nin yapay zeka güvenliği konusunda önlemler alması gerektiğini söyledi.


Yapay zekanın ekonomi, teknoloji ve savaş gibi durumlarda kontrol edilebilirliği üzerine görüşlerin konuşulacağı zirve ile birlikte etkinliğe katılan ülkelerin çeşitli önlemler alması bekleniyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, zirvenin önemli bir adım olduğuna dikkat çekti.


Amerikan Başkanı Joe Biden’ın zirve öncesi yapay zeka risklerine ilişkin imzalamış olduğu kararnamenin çok ciddi yankı uyandırdığını ifade eden Doç. Dr. Sefer darıcı, “Bu anlamda Amerikan halkını yapay zekanın muhtemel risklerine karşı korumayı amaçlayan bir kararname. Aynı zamanda yapay zeka geliştiricilerinin yapmış oldukları güvenlik testleri ve sonuçlarına ilişkin hükümetin bilgilendirilmesini de içeriyor. Bu çok önemli bir gelişme çünkü küresel düzeyde bu anlamda atılan ilk adımlardan bir tanesi olmuş oldu. Amerika ve Avrupa’nın bu anlamda yapay zeka ile ilgili güvenlik risklerini hükümet olarak karşılama noktasında birbirleri ile yarışan bir durumda var diyebiliriz. Amerikan Başkanı Biden’ın ifadeleri bu noktada çok önemli. Normal bir hükümet gibi, normal bir hızda biz davranamazdık. Bu anlamda bütün personelimizin yapay zeka konusunda ki yeniliklere, teknolojilere ve yapay zekanın hızına kendilerini alıştırmaları gerektiriyor. Kendilerini bu anlamda yapay zeka ile ilgili bilgilerle donatmaları gerektiği şeklinde bir açıklaması oldu” dedi.


"Birçok iş grubunun eğitilmesi gerekiyor"


Yapay zekanın Türkiye üzerinde olumsuz etkileri olmaması için erken önlem alınması gerektiğini ifade eden Darıcı, “Türkiye’de kamu sektörü açısından yapay zekanın ne olduğu, yapay zekanın riskleri, potansiyeli ve özellikle hem faydaları ve zararlarına ilişkin tüm kamu personelinin de ve bir çok farklı iş grubunun da eğitilmesi gerekiyor. Bu noktada özellikle yapay zekanın gelecekte Türk toplumu üzerinde oluşturabileceği zararları ve oluşturabileceği riskleri de karşılayabilmek adına şimdiden prokaktif önlemler alınması gerekiyor. Bu önlemler ileride özellikle hâlihazırda karşılaştığımız tüketici ile ilgili konularda, dolandırıcılık vakalarında ve daha uç noktalarda ülkenin savunma mekanizmaları ile ilgili konularda karşılık bulabilir. Özellikle savaş gibi durumlarda yapay zekanın farklı amaçlarda kullanımı insanlar üzerinde toplumsal ve sosyolojik olarak da ciddi etkiler bırakabilir. Bu açıdan özellikle yapay zeka teknolojileri ile alakalı son süreçte en çok tartışılan konulardan bir tanesiydi. Özellikle görüntülerin yapay zekada sinir ağları kullanılarak işlenmesi, kişilerin aslında olmadıkları görüntülerin, olmadıkları karelerin ve imajların içerisinde yer almaları ve bunun farklı amaçlarla kullanılabiliyor olması bir çok büyük riskleri de beraberinde getirebilir. Özellikle ülke liderlerinin görüntülerinin farklı videolar içerisinde yayılmaya başlaması ve infodemik bilginin hızla yayılarak toplumda etki oluşturması gibi durumlar söz konusu olabilir” ifadelerini kullandı.


“Türkiye’de de çok ciddi önlemler alınmalı”


Yapay zekanın savaş gibi durumlarda yanlış yönlendirmelere sebep olabileceğine dikkat çeken Ddoç. Dr. Darıcı, şu ifadelere yer verdi:


“Bunlar özellikle ilerleyen süreçte yakın tehdit ve savaş gibi durumlarda kendini gösteren durumlar. Özellikle İsrail- Filistin çatışmalarında gördüğümüz gibi özelikle sosyal medyada deepfake’e ilişkin birçok video yayınlanabiliyor ve bunlar kamuoyunu yanlış yönlendirebiliyor. Yapay zekanın sınırları, yapay zekanın riskleri, yapay zekanın toplumun nezdinde karşılığının ne olduğu, yapay zekanı n gelecekte faydaları ve zararları noktasında özellikle gerek akademisyenlerin, gerek kamu sektöründe çalışanların, bürokratların, politikacıların ve karar vericilerin ciddi bir şekilde eğitim alması gerekiyor. Gazeteciler, televizyoncular ve medya çalışanları da aynı şekilde yapay zeka teknolojileri ile oluşturulmuş içeriklerin, kendilerini yanıltabileceği noktasın da mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Kurumsal bazda bu tarzda ki uygulamaların nasıl bir teyit noktasına gidilebileceği açısından bir birim oluşturulabilir ve mutlaka uzman kişiler olmalı. Amerikan Başkanı Biden’ın imzalamış olduğu bu başkanlık emriyle ses, metin, görüntü üreten ve oluşturan yapay zeka uygulamalarına bir filigran eklenmesi de gündemde. Bu işaretler eklenerek bir içeriğin yapay zeka tarafından üretilip üretilmediği ortaya konulmuş olacak. Yapay zeka öyle bir ilerlemiş durumda ki ülkelerin altyapı internet üzerinden çalışan birçok yapısını da altüst edebilir endişesini hükumetler taşıyor. Bu noktada da özellikle Türkiye’de de çok ciddi önlemler alınmalı. Kamu personeli ve kara vericilerden başlamak üzere bir an önce önlemler alınmalı.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu’da özel bireylerin diş problemlerine etkili çözüm Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde özel bireylerin ihtiyaçlarına yönelik sunduğu hizmetler ile dikkat çekiyor. Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinin açıldığı 2020 yılından bu yana 543’ü özel bakım gerektiren birey olmak üzere toplam 670 hastanın tüm diş tedavileri tek seansta genel anestezi altında gerçekleştirildi. 2025 yılı içerisinde ise 166’sı down sendromu, otizm spektrum bozukluğu gibi özel bakım gerektiren bireyler olmak üzere toplam 208 hastanın diş tedavisi genel anestezi altında yapıldı. Özellikle kooperasyon güçlüğü yaşayan bireylerde daha önce tamamlanamayan diş tedavilerinin tek seansta ve güvenli şartlarda yapılabilmesi, hasta yakınları tarafından büyük bir kolaylık olarak değerlendirildi. Hasta yakınları ayrıca tedavi süreci boyunca ekip tarafından sağlanan bilgilendirme, iletişim ve koordinasyonun sürecin daha anlaşılır ve yönetilebilir olmasına katkı sunduğu belirtti. Özel bakım gerektiren bireylerde diş tedavilerinin genel anestezi uzmanları ile uzman diş hekimlerinden oluşan sağlık ekibi ve multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekan V.Prof. Dr. Melih Ömezli, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş’ın destekleriyle Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde genel anestezi altında sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve daha fazla sayıda özel bakım gerektiren hastaya tedavi hizmeti verilebilmesi için çalışmaların aralıksız şekilde sürdürüldüğünü belirtti.
Kayseri Avukat Zeynep Karakuş: "Çocuğun işlediği suçta ebeveynin ihmali olması durumunda sorumluluğu doğabilir" Avukat Zeynep Karakuş; mevcut sistemde ebeveynlerin çocukların suça sürüklenmesindeki ihmal veya yetersizliklerinden dolayı doğrudan ceza sorumluluğunun bulunmadığını, ancak çocuğun işlediği suç ile ebeveynin ihmali arasında somut bağlantı olması durumunda sorumluluğun gündeme gelebileceğini belirtti. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda öğrenciler tarafından düzenlenen saldırıların ardından değerlendirmelerde bulunan Avukat Zeynep Karakuş; çocuğun suça yöneldiğinin bilinmesine rağmen buna göz yumulması, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ebeveynlerin sorumluluğunun doğabileceğini aktardı. Mevcut sistemde çocukların suça sürüklenmesinde ebeveynlerin sorumluluğunun azaldığını ifade eden Karakuş, yeni bir düzenleme ile suçun azaltılmasına katkı sağlanabileceğini ifade etti. Avukat Zeynep Karakuş; "Çocukların işlediği suçlar bakımından hukuk sisteminde çeşitli düzenlemeler bulunmakla birlikte çocuklar için ceza sorumluluğu azaltılırken, anne ve babalara daha çok özel hukuk kapsamında yükümlülükler yüklenmektedir. Ancak mevcut sistemde, ebeveynlerin çocukların suça sürüklenmesindeki ihmal veya yetersizliklerinden dolayı doğrudan ceza sorumluluğu bulunmamakta. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan ’ceza sorumluluğunun şahsiliği’ gereği, herkes yalnızca kendi fiilinden sorumlu tutulur. Bu nedenle çocuk tarafından işlenen bir suçtan dolayı anne ve babanın doğrudan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bununla birlikte ebeveynlerin bakım, gözetim ve eğitim yükümlülüklerini ihmal etmeleri halinde çocukların suça sürüklenebileceği de bir gerçektir. Bu noktada bazı görüşler ebeveynlerin özellikle bakım, gözetim ve denetim yükümlülüklerini açık şekilde ihmal etmeleri halinde cezai sorumluluklarının doğması gerektiğini savunmaktadır. Örneğin çocuğun suça yöneldiğinin bilinmesine rağmen buna göz yumulması, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ebeveynlerin sorumluluğu doğabileceği ifade ediliyor. Ancak böyle bir düzenlemenin hayata geçirilebilmesi için, ebeveynin ihmali ile çocuğun işlediği suç arasında açık, somut ve güçlü bir neden-sonuç ilişkisinin, yani illiyet bağının kurulması gerekiyor. Başka bir ifadeyle; sadece çocuğun suç işlemiş olması yeterli olmayıp, bu sonucun doğrudan ebeveynin ihmaliyle bağlantılı olması gerekir. Aksi halde, sorumluluğun sınırları belirsiz hale gelir; ve ilkenin ihlali durumu doğar. Nitekim Adalet Bakanı Akın Gürlek de yaptığı açıklamalarda, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin rolüne dikkat çekmiş ve ailelerin sorumluluğunun da tartışılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yönde yapılacak yeni bir düzenleme faydalı olacaktır" dedi.