KÜLTÜR SANAT - 23 Mart 2026 Pazartesi 10:26

Gün boyu insanlar fark etmeden yanından geçiyor, Anadolu’nun en büyük ahisi burada yatıyor

A
A
A
Gün boyu insanlar fark etmeden yanından geçiyor, Anadolu’nun en büyük ahisi burada yatıyor

Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Denizli, Anadolu’da 13. yüzyılda gelişen Ahilik geleneğinin önemli temsilcilerinden Ahi Emir Ahmed Bin Zeynül-Hacc’ın hayatı hakkında bilgiler verdi. Sivas’ta yol ortasında bulunan türbeyi çoğu kişi fark etmeden yanından geçiyor.


Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Denizli, Anadolu’nun en büyük ahilerinden biri olarak kabul edilen Ahi Emir Ahmed Bin Zeynül-Hacc hakkında önemli bilgiler paylaştı. Sivas’ta yolun tam ortasında bulunan türbeyi ise birçok sürücü ve yaya, günlük hayatın yoğunluğu içerisinde türbenin hemen yanından geçerken, çoğu zaman bu tarihi ve manevi değerin farkına varamıyor. Ahilik geleneğinin 13. yüzyılda Anadolu’da ortaya çıktığını belirten Denizli, bu yapının meslek ahlakı ile tasavvufi değerleri bir araya getiren önemli bir sosyo-ekonomik sistem olduğunu ifade etti. Ahiliğin helal kazanç, dürüstlük ve dayanışma esasına dayandığını vurgulayan Denizli, kaliteli üretim, müşteri memnuniyeti, cömertlik, alçakgönüllülük ve doğruluğun bu sistemin temel ilkeleri arasında yer aldığını kaydetti. Ecdadın asırlar önce kurduğu bu sistemin, günümüzde ‘tüketici hakları’ anlayışıyla benzerlik gösterdiğine dikkat çeken Denizli, Ahiliğin toplumsal düzen ve ekonomik hayat açısından büyük önem taşıdığını söyledi.



"Ahi mektebinin önemli temsilcilerindendir"


İbrahim Denizli, Ahir Emir’in esnafı manevi bakımdan disipline ettiğini belirterek, "Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da gelişen, meslek ahlakı ile tasavvufi değerleri birleştiren, helal kazancı, dürüstlüğü ve dayanışmayı esas alan sosyo-ekonomik bir kurumdur. Temel ilkeleri; kaliteli üretim, müşteri memnuniyeti, cömertlik, alçakgönüllülük, doğruluk, yardımlaşma ve ‘elini, dilini, belini bağlı tutmak’ üzerine kuruludur. Ecdadımızın 13. Yüzyılda kurduğu sistemi, biz bugün ‘Tüketici hakları’ olarak hayatımıza yerleştirmiş değiliz. Ahi Emir, Sivas’ın Ahi velilerindendir. Hayatı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Eldeki bilgilere göre 1262 yıllarında doğduğu tahmin edilen Ahi Emir Ahmed, muhtemelen Horasan’lıdır. Daha sonra Anadolu topraklarına intikal ederek önce Bayburt’ta yerleşmiş, sonra Sivas’ta karar kılmıştır. Esnafı manevi bakımdan disipline eden Ahilik mektebinin önemli temsilcilerinden olan bu kişinin vakıf kayıtlarında tam ismi ‘Ahi Emir Ahmed Bin Zeynül-Hacc’ olarak belirtilmiştir. 1333 tarihinde vefat ettiği tahmin edilmektedir. Halen Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından onarılan türbesinde yatmaktadır" diye konuştu.



Gün boyu insanlar fark etmeden yanından geçiyor, Anadolu’nun en büyük ahisi burada yatıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da kamyonetin çarptığı adam 16 metre savruldu: 10 gündür komada Samsun’da kamyonetin çarpması sonucu 16 metre savrulan 45 yaşındaki adam, kalbi durduktan sonra yeniden hayata döndürüldü ancak 10 gündür komada hayat mücadelesi veriyor. Engelli çocuğuyla birlikte zor bir süreç geçirdiklerini belirten üzüntülü eşi ise adaletin tecelli etmesini istiyor. Kaza, 13 Mart’ta Atakum ilçesi Körfez Mahallesi İsmet İnönü Bulvarı ile 5051. Sokak kesişiminde saat 19.20’de meydana geldi. Çöplerden plastik toplayarak geçimini sağlayan 45 yaşındaki Mehmet Altunkaya, kendisine çarpan kamyonetin etkisiyle yoldan 16 metre savrularak ağır yaralandı. Aracın çarpmasıyla kalbi duran Altunkaya’nın kafatası, omuriliği ve birçok kemiği kırıldı, bacaklarındaki deri ise kemikten ayrıldı. Ağır yaralanan Altunkaya, sağlık ekipleri tarafından kalp masajı yapılarak hayata döndürülürken, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi’nde yoğun bakıma kaldırıldı. Kazaya karışan kamyonetin sürücüsü S.S. (27), Atakum Şehit Recep Tokur Polis Merkezi’nde şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde, yolda seyir halindeyken Mehmet Altunkaya’nın aniden yola atladığını, kornaya bastığını ancak duramayarak şahsa çarptığını, frene basma vaktinin olmadığını, şahsa aracın sağ tarafıyla vurduktan sonra aracını durdurarak yanına gidip yardımcı olduğunu ve suçunun olmadığını savundu. "Aracın çarpmasıyla eşim 16 metre ileriye savruluyor" Yaşanan olay sonrası 10 gündür eşi yoğun bakımda bulunan ve engelli çocuğuyla birlikte zor bir süreç geçirdiğini dile getiren Mehmet Altunkaya’nın eşi Zübeyde Altunkaya (42), "Eşim plastik toplayarak sigortasını ödüyordu. Çöp konteynerinden plastik alırken çok hızlı gelen bir araç çarpıyor. Kamera kayıtlarında da belli oluyor. Araç eşime çarparak 16 metre ileriye atıyor. Eşim kalbi durmuş bir şekilde yoğun bakıma kaldırıldı. Yarım saatlik müdahalenin ardından geri döndürüldü. Şu an eşim yoğun bakımda yaşam savaşı veriyor. Kırıklarından dolayı kangren oluştu. Bacaklarının kesilmesi lazım ama beyin kanaması ve kafatası kırıkları nedeniyle müdahale edilemiyor. Ben sadece adalet istiyorum. Çarpan şahıs ifadesinde, ‘beyefendi yoluma atladı, kornaya bastım ama frene basacak vaktim olmadı’ diyor. Kornaya basmak yerine biraz frene basmış olsaydı, aracın hızını biraz kesmiş olsaydı belki de eşimin yaşam savaşı bu kadar zor olmayacaktı. Ben adalet istiyorum. Araçta iki kişi varmış, erkek kardeşiyle birlikte. Kardeşi de ifadesinde, ‘abimle işten çıktık, evimize doğru giderken normal hızımızdaydık’ demiş. Çok hızlı oldukları kamera kayıtlarında belli çünkü soldaki aracı geçip vuruyorlar. ‘Abim birkaç kez kornaya bastı ama frene basacak vakti olmadı’ diye ifade vermişler" dedi. Tutanaklara sadece düşme anının değil, çarpma anının da görüntüleriyle birlikte diğer detayların eklenmesi gerektiğini belirten Zübeyde Altunkaya, "Ben engelli bir çocuk annesiyim. Yüzde 96 zihinsel engelli oğlumuz var. 10 yaşındaki oğlum babasının kıyafetlerini evde görüyor, ‘babam ne zaman gelecek’ diyor. Olay anında oradan geçen insanlar var, onlardan da yardım istiyorum. Görenler görgü tanıklığı yapsınlar. Ben sadece adalet istiyorum çünkü bunu eşime ve evladıma borçluyum. Polisler eşimin düştüğü yerin kamera kayıtlarını almışlar. Orada kazayı gören kameralar da var. Çarpma anı da görülüyor. Ben istiyorum ki o kayıtlar da alınsın, hepsi incelensin. Herkes suçu oranında cezasını çeksin istiyorum. Hukuki süreç ülkemizde maalesef yavaş ilerliyor. Daha ben eşime vasi olarak atanamadım bile. Bayram tatili girdi, süreç uzadı. Doktorlar eşim için hiçbir yaşam ümidi vermiyor. Eşimin vefatından önce benim ona vasi olarak atanmam gerekiyor ki haklarını savunabileyim. Bunun biraz hızlandırılmasını istiyorum" diye konuştu. Mehmet Altunkaya’nın hayat mücadelesi sürerken, bugün toplanacak heyetin kangren olan bacakların kesilip kesilmemesiyle ilgili karar vereceği öğrenildi.
Antalya Büyükşehir’den üreticilere ipekböceği besleme tablası desteği Antalya Büyükşehir Belediyesi, kırsal üretimi güçlendirmek ve unutulmaya yüz tutan geleneksel üretim alanlarını yeniden canlandırmak amacıyla ipekböcekçiliğini yaygınlaştırma çalışmalarını sürdürüyor. Daha önce Sapadere İpek Evi bünyesinde başlatılan ipekböcekçiliğini geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmaları, artık il genelinde daha geniş bir alana yayılıyor. Anadolu’da uzun yıllar önemli bir geçim kaynağı olan ipekböcekçiliği, son yıllarda yeniden değer kazanmaya başladı. Dut yapraklarıyla beslenen ipekböceklerinin oluşturduğu kozalardan elde edilen ipek, tekstilden el sanatlarına kadar pek çok alanda kullanılıyor. Özellikle kırsal bölgelerde kadınların üretime katılmasını sağlayan ipekböcekçiliği, düşük maliyetli ancak katma değeri yüksek bir üretim modeli olarak dikkat çekiyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi, hem geleneksel üretimi yaşatmak hem de kırsaldaki üreticilere yeni bir gelir kapısı oluşturmak amacıyla ipekböcekçiliğini yaygınlaştırma çalışmalarına hız verdi. 35 üreticiye 565 besleme tablası Proje kapsamında Alanya’nın Dim Alacami, Bucak, Öteköy, Taşbaşı, Gümüşkavak, Uzunöz, Yaylakonak ve Şıhlar mahallelerinde üretim yapan 35 üreticiye toplam 565 adet ipekböceği besleme tablası hibe edildi. Dim Alacami Mahallesi’nde gerçekleştirilen dağıtımda Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, üreticilere besleme tablalarını teslim etti. Yıllardır üretim yaptıklarını belirten bir üretici, verilen desteğin hayatı kolaylaştırdığı belirterek "1994’ten beri böcek tutuyorum Allah’a şükür. Tahta sandık nem tutuyordu, çok ağır oluyordu. Plastik sandık daha iyi olacak bizim için" diyerek memnuniyetini dile getirdi. "Daha fazla üretim yapmayı planlıyoruz" Alanya Dim Alacami Mahallesi Muhtarı Kadir Kozak ise her yıl üretim yapıldığını belirterek, "Önceden ağaçlardan yapıyorduk, ağaçlar kırılıyordu. Kartondan yapıyorduk, karton yırtılıyordu. Kullanamıyorduk, bir seferlik oluyordu. Ama bu ömürlük oldu bizim için. Büyükşehir Belediyesi güzel bir kasa yapmış. Bunu sera şeklinde yapıp daha fazla üretmeyi düşünüyorum" diye konuştu.