ÇEVRE - 26 Eylül 2025 Cuma 11:15

Kangallar, kış aylarında ezeli düşmanları aynı zamanda kuzenleri olan kurtların özelliklerini gösteriyor

A
A
A
Kangallar, kış aylarında ezeli düşmanları aynı zamanda kuzenleri olan kurtların özelliklerini gösteriyor

Uzman Kangal köpeği yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, kış ayrılarında Kangalların, ezeli düşmanları aynı zamanda kuzenleri olan kurtların bazı özelliklerini yansıttıklarını söyledi.


Küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri, soğuk iklime uyumlu yapısıyla bilinen Kangal köpeklerini de olumsuz etkiliyor. Anadolu’nun kadim mirası ve dünyanın en iyi sürü koruma köpekleri arasında yer alan kangallar, ani hava değişimlerinden dolayı yeme alışkanlıklarında bozulmalar ve agresif tavırlar sergiliyorlar. Uzmanlar, bu süreçte kangalların psikolojik dengelerinin etkilendiğini, daha fazla gezmek, doğada vakit geçirmek isteyerek özüne dönme eğilimi gösterdiklerini ifade ediyor. Uzman kangal köpeği yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, Kangalların kurtlarla kuzen olduklarını belirterek, "Kurtlar daha vahşi kangallar ise onlara göre daha evcillerdir. İki hayvanın benzer yapı özellikleriyle birlikte psikolojik yapıları da aynıdır" diye konuştu.



"Hareketleriyle duygularını belli ediyorlar"


Hüseyin Yıldız, Kangalların bozkırda hizmet veren bir hayvan olduğunu belirterek, "Bu mevsim geçişleri kangallarda duygu durumu bozukluklarına neden olabiliyor. İngiliz bir araştırma komitesinin araştırmaları sonucu 3 kişiden birsi bu hayvanlarda oluşan duygu durum bozukluklarını gözlemleyebiliyor. Kangallar bozkıra hizmet veren bir karakter olduğu için onların duyguları çok daha rahat bozulabiliyor. Bu dönem de kimi zaman agresiflikler devreye girebiliyor daha fazla ilgi bekliyorlar, iştah kayıpları oluşuyor ve bu durmalar hayvanın metabolizmasına da yansıyor. Bu dönemde kangallar daha fazla insanlarla vakit geçirmek istemesiyle aslında duygularını belli ediyorlar. Kangallar iklim değişikliğinden dolayı istediklerin alamıyorlar. Bu durum da onları olumsuz etkiliyor ve bu durum kimi zaman aşırı agresifliklere, yeme bozukluklarına, iştah kayıplarına veya çok yemelere neden olabiliyor. Bazen de sahibiyle şakadan oynayarak onu hareketli tutmaya çalışıyorlar. Köpekler zaten hareketleriyle duygularını belli edip ilgi istediklerini belli ediyorlar. Biz de bir üretici olarak köpeğimizdeki bu duygu durumunu çok rahat gözlemleyebiliyoruz" diye konuştu.



"Gezme alanlarını genişletmek lazım"


Yıldız, iklim değişikliklerinin kangallarda yeme bozukluklarına da yol açtığını ifade ederek, "Kangallar bu dönemde 5 yaşındaki bir çocuk gibi aynı tavırları bizlere sergiliyorlar. Bu dönemde çocuklarda yaşanan yemem durumlarının aynısını yaşıyoruz çocuğunuzun ağzına zorla verip yedirdiğimiz yemek gibi biz de kangallara bu dönemde etleri zorla yediriyoruz sadece su içiyorlar. Mevsimlerdeki bu değişmeler bütün hayvanların dengesini bozdu. Bu denge bozukluğunun oranı da yüzde 50’lere kadar ulaştı. Bu dönemde psikolojik sıkıntılar çeken kangallar sahiplerine daha çok ihtiyaç duyuyorlar. Kangalların bu dönemde gezme alanlarını genişletmek lazım. Gezmedikçe sizlere tavır almaya, sitem etmeye, sizlere sürtünerek bir çocuk gibi benim gezmem gerek diyerek daha çok kendim olmam gerek diyerek mesaj vermeye başlarlar. Kangallar kurtların kuzenleridir. Kurtlar daha vahşi kangallar ise onlara göre daha evcillerdir. İki hayvanın benzer yapı özellikleriyle birlikte psikolojik yapıları da aynıdır. Bu yüzden kurtla kuzen olan bir köpeğin mutlaka doğada gezmesi gerektiğini ifade ediyorum. Kurtla kuzen olan bir kangallar bu dönemde kurt gibi dağda, bayırda gezip psikolojik ihtiyaçlarını gidermeleri lazım" dedi.



Kangallar, kış aylarında ezeli düşmanları aynı zamanda kuzenleri olan kurtların özelliklerini gösteriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzon’da APP plaka kuyruğu Trabzon’da APP plaka kullanan araç sahipleri, yeni düzenlemeye göre ağır cezalar uygulanacak standartlara aykırı plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyeleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren yeni Trafik Ceza Kanunu’na göre araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için Trabzon’da sürücüler, plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyelerine akın etti. Atölyeler önünde uzun kuyruklar oluştu. APP plakalarla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendiğini ifade eden Adem Uludüz, "APP plakadan dolayı burada bulunuyoruz. APP plakalarıyla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendim. Plakadaki yazıların kalın olması standartlara uygun değilmiş. Trafik kurallarındaki ve trafik kanunundaki standartlara uygun olmadığından dolayı 140 bin TL’ye kadar para cezası var. Şu anda işlemlerimi yaptım. Notere paramızı ödedik, plaka için de bankaya para yatırdık. Şimdi bekliyoruz "diye konuştu. Sürücülerden Mehmet Bahadır, aracının plakasını söküp teslim ettiğini belirterek, "10 yıl önce aldığım aracımın plakasının geçerli olmadığını söylüyorlar. Muayenelerden geçen, trafik cezası almayan araca bugün ’Plakanız geçerli değil, yeniden plaka satın alacaksınız’ deniliyor. İşlemi yapmadığımız takdirde 140 bin TL ceza kesileceği söyleniyor. Biz de aracımızın plakalarını söküp teslim ettik. Şimdi kuyrukta bekliyoruz; 10 yıllık arabamıza yeniden plaka almak için sıra bekliyoruz" dedi. Recep Yenigün, APP plakadan dolayı sırada beklediğini belirterek, "APP plakadan dolayı burada sıradayız. Plakayı da şoförler odasından almıştık" derken, Ali Kamen ise, "Plakaları değiştiriyoruz. Yazıları kalın olduğu için değiştirileceği söylendi. Değiştirmezseniz 145 bin TL cezası var denildi" diye konuştu.
İstanbul Fatih’te boşanma aşamasındaki eşini öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Fatih’te kızını okuldan almaya giden boşanma aşamasındaki eşi Semiha Deniz’i silahla öldüren E.D., adliyeye sevk edildi. Şüphelinin polise verdiği ifadesinde, ‘’Cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştım. Korkutmak için üzerimde bulunan silahı çıkardım, kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ dediği öğrenildi. Olay, dün saat 12.30’da Fatih ilçesi Seyyid Ömer Mahallesinde bulunan Vedide Baha Pars İlkokulu önünde meydana gelmişti. 14 yaşındaki kızını okuldan almaya giden 33 yaşındaki Semiha Deniz, 2011 yılında evlendiği boşanma aşamasındaki eşi E.D. (40) tarafından silahla başından vurularak öldürülmüştü. Saldırgan koca ise olay yerinden kaçmıştı. Cinayet şüphelisi E.D.’nin kısa süre sonra olayı gerçekleştirdiği silahla birlikte polis ekiplerine teslim olduğu öğrenilirken, şüpheli işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Uzaklaştırma kararının kalkmasına 3 gün kala eşini katletti Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından sürdürülen çalışmalarda çiftin; amca çocukları olduğu, 2011 yılında evlendikleri ve iki kızlarının bulunduğu öğrenildi. Öte yandan çiftin aralarında şiddetli geçimsizlik yüzünden birbirleri hakkında birçok kez emniyete müracaat ettikleri öğrenilirken şikayet kapsamında E.D.’nin 8 Ocak itibarıyla iki aylık uzaklaştırma kararının olduğu ve kararın kalkmasına 3 gün kala cinayeti işlediği ortaya çıktı Şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Cinayet şüphelisi E.D.’nin polis ekiplerine verdiği ifadesinde, çocuklarını görmek amacıyla okul önüne gittiğini ve Semiha Deniz ile karşılaşmasının tesadüf olduğunu belirtti. E.D., ifadesinin devamında okula yakın bir yerde ilk olarak baldızıyla tartışma yaşadığını, tartışmanın sürmesi üzerine eşinin araya girip kendisini cep telefonuyla videoya aldığını, sonrasında sinirlenerek eşinin cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştığını ve eşini korkutmak için üzerinde bulunan silahı çıkardığını anlattı. Şüphelinin cinayet anını ise ‘’ Silahı kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ diye anlattığı öğrenildi. Şüpheli, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi
İstanbul Yemek yardımı düzenlemesinde lokantalar ve küçük işletmeler için eşitlik çağrısı İstanbul Ticaret Odası (İTO) 17. Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, yemek yardımı uygulamasına ilişkin gündemde yer alan düzenlemelerin sektörde rekabet dengelerini etkileyebileceğini belirtti. Koralı, aynı yemek hizmeti için farklı prim uygulamalarının oluşmasının restoran ve lokanta işletmeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması planlanan değişiklik kapsamında, işyerinde yemek verilmesi dışındaki durumlarda çalışanlara sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmının SGK priminden istisna tutulması, bu tutarı aşan kısmın ise prime tabi olması öngörülüyor. Restoran ve lokantalarda tüketilen yemeklere getirilen bu prim sınırlamasının hem işverenler hem de yeme-içme sektörü açısından ekonomik etkiler doğurabileceği ifade ediliyor. Konuyu değerlendiren Ebru Koralı, yemek yardımının çalışanların iş günü içinde beslenme ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulmuş önemli bir sosyal hak olduğunu belirterek uygulamanın amacına uygun şekilde korunması gerektiğini vurguladı. "Uygulama farklılığı sektörü doğrudan etkiler" Koralı, yemek hizmetinin hangi işletme tarafından sağlandığına bağlı olarak farklı prim uygulamalarının ortaya çıkabildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "İşyerine tabldot veya catering hizmeti verilmesi ile çalışanların restoran veya lokantalarda yemek yemesi arasında farklı prim uygulamaları oluşabiliyor. Oysa verilen hizmetin özü aynıdır; çalışan yine yemek tüketmektedir. Hizmetin temin edildiği işletme türüne göre farklı prim yükü ortaya çıkması sektörde rekabet eşitsizliği oluşturabilir. Restoran ve lokanta işletmeleri şehir ekonomisinin ve istihdamın önemli bir parçasıdır. Uygulama farklılığı işveren tercihlerinde değişime yol açarsa bu durum doğrudan restoran cirolarına ve sektördeki istihdama yansıyabilir. Özellikle öğle servisine odaklı çalışan binlerce işletme ve yaklaşık 200 bin çalışan bu sürecin etkisini doğrudan hissedebilir." "Yemek yardımı kayıtlı ekonomiyi de destekler" Restoran ve lokantalarda yapılan yemek harcamalarının doğrudan kayıt altına alındığını ifade eden Koralı, bu sistemin gıda sektöründen lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri desteklediğini belirtti. Koralı, "Yemek yardımının gerçekten yemek amacıyla kullanıldığı sistemler hem çalışanların sosyal hakkını korur hem de sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Aynı zamanda harcamaların kayıtlı ekonomiye dahil olmasına destek olur." "Amaç çalışanı desteklemek ve sektörel dengeyi korumak olmalı" Koralı, yapılacak düzenlemelerde çalışanların sosyal haklarının korunmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayarak, yemek yardımına ilişkin uygulamaların sektörler arasında eşit rekabet koşullarını gözeten bir çerçevede ele alınmasının sektör açısından daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.