GÜNDEM - 20 Ocak 2026 Salı 11:05

Uzmanı uyardı: "Görmezden gelinirse ölümle sonuçlanabilir"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "Görmezden gelinirse ölümle sonuçlanabilir"

Uzman Psikolog Nurdan Kayahan, akran zorbalığının görmezden gelinmesinin ağır sonuçlara yol açabileceğini belirterek, "Bu süreç doğru yönetilmezse can kaybına kadar gidebilir" dedi.


Akran zorbalığı, çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan ve çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Zorbalığa maruz kalan çocuklar, yaşadıkları durumu zamanla normalleştirebiliyor. Bu durum, sorunun derinleşmesine ve kalıcı psikolojik etkilere yol açabiliyor. Zorbalık yalnızca bireysel bir davranış olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir problem olarak değerlendiriliyor. Güç gösterisiyle kendini kabul ettirmeye çalışan çocukların, çoğu zaman kendilerini ifade etmekte zorlandıkları ve sağlıklı iletişim kuramadıkları belirtiliyor. Bu durum, zorbalığın yalnızca mağduru değil zorbalığı yapan kişiyi de olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Akran zorbalığının çocuklarda özgüven kaybı, okuldan uzaklaşma ve içe kapanma gibi sonuçlara yol açabiliyor. Bu süreçte yalnızca zorbalığa uğrayan çocukların değil, zorbalık yapan bireylerin de doğru şekilde yönlendirilmesi gerekiyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Uzman Psikolog Kayahan, zorba kişinin duygularını ifade etmeyi bilmediğini söyleyerek, "Pek çok çocuk ve genç bu durumdan etkilenmekte. Hatta öyle ciddi boyutlara ulaştı ki neredeyse her gün bıçaklanan ve öldürülen çocuklar görüyoruz" dedi.



"Yanlış olduğunu anlatmamız gerekiyor"


Zorba kişi ile davranışlarının normal olmadığının anlatılması gerektiğini belirten Nurdan Kayahan, "Akran zorbalığı, günümüzde gençler ve çocuklar arasında çok ciddi sorunlara neden olabilecek bir durumdur. Akran zorbalığı, bir çocuğun ya da gencin başka bir çocuk ya da gence fiziksel, psikolojik ya da sosyal medya aracılığı ile yaptığı baskılara denebilir. Burada iki kişi bulunuyor. Biri zorba, diğeri de zorbalığa uğrayan kişi. Zorbalığa uğrayan kişilerle ilgili pek çok çalışma yapılıyor. Bu kişiler kendini içine kapatabiliyor, özgüven düşüklüğü yaşıyorlar ve yaşadıklarının normal bir durum olduğunu düşünebiliyorlar. Ama zorba kişiye geldiğimizde, aslında ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler duygularını ifade edememe, empati yoksunluğu gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Kendilerini karşı tarafa bu şekilde yansıtıyorlar. Zorbayla bu davranışların normal olmadığını konuşmamız gerekiyor. Ona yaptıklarının yanlış olduğunu açıklamamız gerekiyor" dedi.



"Ciddi zararlar veriyor"


Bu durumdan pek çok insanın etkilendiğini söyleyen Kayahan, "Zorba kişi duygularını ifade etmeyi bilmiyor, kendini karşıdaki kişiyi ezerek cesur hissediyor. Pek çok çocuk ve genç bu durumdan etkilenmekte. Hatta öyle ciddi boyutlara ulaştı ki neredeyse her gün bıçaklanan, öldürülen çocuklar görüyoruz. Zorba kişi güç gösterisi yapıyor ve ’Toplumda ben de varım’ diyor. Yaptığının yanlış olduğunu düşünmüyor, hatta doğru olduğunu savunuyor. Ama bu kişi hem kendine hem de zorbalığa uğrattığı kişiye ciddi zararlar veriyor. Bu zarar öyle bir hale geliyor ki cana kast seviyesine kadar uzanıyor. Zorba kişi kendisini var etmeye çalışırken hem kendini hem de karşısındaki kişiyi yok ediyor. Buna önlem almak için hem zorbayla hem de zorbalığa uğrayan kişiyle çalışmak gerekiyor. Biz zorbayla çalışmadığımız sürece, zorbayı sadece cezalandırdığımız sürece hiçbir şey yapamayız. Zorbayı karşımıza alacağız, ona empatiyi öğreteceğiz, yaptığının yanlış olduğunu ve başkasına zarar verdiğini anlatacağız" diye konuştu.



Uzmanı uyardı: "Görmezden gelinirse ölümle sonuçlanabilir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum "Köyün neşesi" engelli genç herkesi gözyaşlarına boğdu: İmam ayakta durmakta güçlük çekti Çorum’da "köyün neşesi" olarak bilinen zihinsel engelli gencin cenaze namazını kıldıran cami imamı ve vatandaşlar gözyaşlarına hakim olamadı. Sosyal medyada paylaşılan o anlara ait görüntüler herkesi hüzne boğdu. Çorum’un Merkez ilçesi Üyük köyünde yaşayan 33 yaşındaki zihinsel engelli Dursun Karatepe, 17 Nisan’da rahatsızlanarak hayatını kaybetti. Köyün neşesi olarak bilinen Karatepe’nin cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. Cenaze namazını kıldıran köy camisinin imamı Mustafa Yıldırım ve vatandaşlar gözyaşlarına boğuldu. İmam Yıldırım, 13 yıl boyunca kendisini hiç yalnız bırakmayan engelli gencin tabutunun başında gözyaşı dökerek, kendisinden helallik istedi. Herkes tarafından çok sevilen Dursun Karatepe’nin cenazesi gözyaşları arasında toprağa verildi. Köy imamının cenaze namazından önce tabut başında ayakta durmakta güçlük çektiği anlar ise bir vatandaş tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, binlerce kişiyi hüzne boğdu. "Karşılık beklemeden herkesin yardımına koşardı" İhlas Haber Ajansı muhabirine konuşan Üyük Köyü Camii İmam Hatibi Mustafa Yıldırım, Dursun Karatepe’nin 13 yıl boyunca camide kendisine eşlik ettiğini ve köydeki tüm vatandaşların yardımına koştuğunu belirterek, "Dursun kardeşim 13 yıldır görev yaptığım bu köyde benim dostumdu, kardeşimdi. Cenaze namazını kıldırdığım esnada duygulandım. Sebebi de Dursun kardeşimiz köyün sokaklarında gezerken zihinsel engelliydi, konuşamıyordu ama bedenen çok güçlü biriydi. Bu vesileyle de köydeki herkese yardım ederdi. Hiç kimseden karşılık beklemeden onlara yardım ederdi. Yazları Kur’an kursu için camiye gelirdi. Okuma-yazma bilmemesi halinde sürekli benimle camide olurdu. Camide bir iş olduğunda bana yardım ederdi. Bunları da karşılık beklemeden yapardı. Dursun kardeşimiz sadece benim tarafımdan değil, bütün köylü tarafından sevilen, sayılan bir insandı. Dursun kardeşimizin bu köyde hiç kimseye zararı, kötülüğü olmamıştır" dedi. "Cenaze namazında ağlamayan hiç kimse kalmadı" Engelli gencin vefatının herkesi çok üzdüğünü dile getiren Yıldırım, "Çevre köylerden de onu tanıyan çok kişi vardı. Bu sebeple onun vefatının ardından sadece köyümüzdeki vatandaşlar değil, onu tanıyan herkes üzüldü. Cenaze namazını kıldırdıktan sonra Mevlana’nın ‘İnsan doğarken ağlar, yakınları gülerler. Öyle bir hayat sür ki sen öldükten sonra sen sevin, insanlar arkandan ağlasın’ sözü aklıma geldi. Bu tam Dursun’a göre bir söz. Dursun vefat ettiğinde onun cenaze namazında ağlamayan hiç kimse kalmadı. Bu da Dursun kardeşimizin ne kadar çok sevildiğini, sayıldığını ve insanlarımızın engellilere karşı bakış açısını ortaya koymuştur" diye konuştu.
İstanbul Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.