SAĞLIK - 27 Nisan 2026 Pazartesi 10:55

Uzmanı uyardı: "Teknolojinin masum olmayan yüzü çocukları olumsuz etkiliyor"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "Teknolojinin masum olmayan yüzü çocukları olumsuz etkiliyor"

Artan teknoloji kullanımıyla birlikte çocukların radyofrekans, radyasyon ve manyetik alan etkilerine daha yoğun şekilde maruz kaldığına dikkat çeken Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin, kontrolsüz ve uzun süreli cihaz kullanımı, çocukların hem fiziksel hem de bilişsel gelişimi üzerinde kalıcı olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti.


Son yıllarda çocuklar akıllı telefon, tablet ve benzeri teknolojik cihazları çok daha aktif bir şekilde kullanmaya başladı. Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu cihazların uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı, çocukların daha fazla radyofrekans ve elektromanyetik alanlara maruz kalmasına neden olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin özellikle gelişim çağındaki çocukların bu tür maruziyetlerden uzun vadede olumsuz etkilenebileceğini söyleyerek, manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden oluşan etkilerin tamamen masum olmayabileceğini ve Avrupa Birliği manyetik alan ve maruziyet ölçüm ve standartlarının önemli olduğunu ifade etti. Büyüme ve gelişme çağındaki çocukların bu tür elektromanyetik alanlara nasıl tepki verdiğinin kapsamlı çalışmalarla ortaya konulması gerektiğini söyleyen Şahin, çocuk sağlığı açısından teknolojinin etkilerinin ölçülebilir ve denetlenebilir mekanizmalarla sistematize edilmesinin önemine vurgu yaptı. Şahin, manyetik alanın, özellikle büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarda kognitif fonksiyonlar üzerinde dramatik etkileri olabileceğini göz önünde bulundurması gerektiğini de söyleyerek, "Saatlerce maruz kalmasalar bile kısa süreli kullanımın dahi bilişsel, frontal ve entelektüel alanları etkileyebileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. Ancak bunun ne derece etkili olduğunu ölçmemiz şart. Eğer bu durum gerçekten söz konusuysa, buna karşı mutlaka denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır" şeklinde konuştu.


"Maruz kalınan radyofrekans ciddi boyutlara ulaşabiliyor"


Özlem Naciye Şahin, çocuk sağlığı için yayılan radyasyonun denetlenmesi gerektiğini söyleyerek, "Bizim ülkemizde de özellikle bu radyoaktif alanların veyahut elektromanyetik alanların ölçülebilir olup olmadığı bakılması gerekiyor. Bunların Wi-Fi, VPN ve çocukların kullandığı akıllı telefonlar evin içindeki mikrodalgalar, radyofrekans sinyalleri ve diğer teknolojik unsurlar üzerinden büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarımızı nasıl etkilediğine dair bizim pek çok sonuca ulaşıyor olmamız gerekiyor. Pek çok çalışmalarla bunun desteklenmesi lazım çünkü çocuk sağlığı üzerine teknoloji kesinlikle ölçülebilir denetlenebilir bir takım mekanizmalarla sistematize edilmesi gerekiyor. Teknolojinin hayatımıza girmesi gördüğünüz gibi hayatı çok daha iyi hale getirmedi ve daha dramatik hale getirdiğini söyleyebiliriz. Teknoloji ortaya çıktı ama kanser gibi hastalıklar azalmadı. Ölçülebilirliği arttı belki ama insan vücuduna olan etkisi de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Zararlı moda geçtiğinde bu cihazların artık ısı da ürettiğini biliyoruz ama hepimizde biliyoruz ki en iyi telefon da olsa ısınabiliyor. Demek ki Wi-Fi’sini kullandığımız bir telefon ısınmaya başladığında maruz kaldığımız manyetik alan, yani radyofrekans alanı çok ciddi boyutlara ulaşıyor olabilir. Çünkü cihaz ısı yaymaya başladığında bunun tehlikeli hale gelebileceğini düşünmeliyiz" dedi.


"Dramatik etkilerini göz önünde bulundurmak gerekir"


Şahin, 11 yaş altında ki bir çocuğun neyin suç olup olmadığını anlamayacağını belirterek, "Bu manyetik alanın, özellikle büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarda kognitif fonksiyonlar üzerinde dramatik etkileri olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Saatlerce maruz kalmasalar bile kısa süreli kullanımın dahi bilişsel, frontal ve entelektüel alanları etkileyebileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. Ancak bunun ne derece etkili olduğunu ölçmemiz şart. Eğer bu durum gerçekten söz konusuysa, buna karşı mutlaka denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Çocuklar gelişimsel dönemdedir. Yapılan çalışmalarla anlık verileri değerlendirebiliriz ancak uzun dönem etkiler de son derece önemlidir. İnternetin hayatımıza girmesini 20 yıl olarak düşünsek bile biz o dönemde bugünkü çocuklar kadar yoğun ve aktif kullanım yapmıyorduk. Bu durumun yalnızca bizim ülkemize mi ait olduğu yoksa dünyanın diğer bölgelerinde de benzer şekilde mi yaşandığı araştırılmalıdır. Bu konu sadece sosyal ve kültürel bir mesele değildir. Anadolu’nun köklü bir kültürel geçmişi vardır ancak teknolojinin etkisiyle bu durum daha farklı ve daha dramatik bir hal almıştır. 11 yaş altındaki bir çocuk, istismarın ne olduğunu tam olarak bilmez. Kendisine yapılan bir davranışın kötü niyetli olup olmadığını ayırt edemez. Neyin suç, neyin suç olmadığını çoğu zaman anlayamaz. Bu durum belirli bir yaşa kadar böyle devam eder" diye konuştu.


"Zararlı alışkanlıklara yönlendirilebilmektedir"


Teknolojinin, özellikle manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden etkilerinin tamamen masum olmayabileceğini düşünülmesi gerektiğini ifade eden Şahin, "Bu tür olayların okul ortamlarında da yaşanıyor olması yalnızca denetimsizlikle açıklanamaz. Bu yaş grubu her geçen yıl daha yıkıcı durumlarla karşı karşıya kalmakta ve çoğu zaman kendileri de mağdur olmaktadır. Bu nedenle konuya sadece okul çerçevesinde değil, çocukların kullandığı akıllı tablet gibi cihazların manyetik alan ölçüm ve kalibrasyonlarının Avrupa Birliği’nde olduğun gibi kablosuz ağ bağlantısının hizmet standartlarına uygun olup olmadığına da bakarak, daha geniş bir açıdan bakmak gerekir. Suç işleyen çocukların da aslında çoğu zaman bir sürecin mağduru olduğu görülmektedir. Bu süreçte çocuklar farklı olumsuz etkilere maruz kalabilmekte, hatta bazı durumlarda zararlı alışkanlıklara yönlendirilebilmektedir. Teknolojinin, özellikle manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden etkilerinin tamamen masum olmayabileceğini düşünmek gerekir. Bu yüzden kullanılan teknolojilerin çok iyi denetlenmesi, toplumun ve özellikle çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların oluşturulması önemli olduğunu" şeklinde konuştu.



Uzmanı uyardı: "Teknolojinin masum olmayan yüzü çocukları olumsuz etkiliyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Yarım asırdır geleneksel şalvar dikiyor Gaziantep’te babasından öğrendiği terzilik mesleğini yarım asırdır sürdüren yaşlı adam, gelişen teknolojiye ve hazır giyim sektörüne rağmen geleneksel şalvar dikimine devam ediyor. Şahinbey ilçesindeki tarihi Gaziantep Kalesi’nin karşısındaki dükkanında yarım asırdır şalvar diken 68 yaşındaki Metin Türkdönmez, kırsal kesimlerde oturan vatandaşların tercih ettiği şalvar kültürünü 50 yıldır yaşatıyor. İlkokula başladığı dönemde babasının terzi dükkanında çırak olarak mesleğe adım atan Türkdönmez, zamanla babasından mesleğin tüm inceliklerini öğrendi. Usta olduktan sonra da babasıyla birlikte çok sevdiği mesleğini sürdüren Türkdönmez, 40 yıl boyunca babasıyla birlikte çalıştı. "Dükkanı babamdan devraldım" Mesleğe 7 yaşında çırak olarak başladığını söyleyen Türkdönmez, "İlkokul çağında mesleğe başladık. 7 yaşından itibaren babamızın yanına gelmeye başladık. Bizim çıraklık dönemimiz var. Terzilerin elinin iğne tutması lazım. Bir-iki sene bu şekilde gider. Ondan sonra yavaş yavaş makineye geçme dönemi var. Makineye geçtikten sonra da elin alışır. Ondan sonra devam eder gider. Kumaşın ölçüsünü alma ve kesme işlemleri yapılır. İlkokuldan beri babamın yanındaydım. Terzi ustası denildiği zaman benim babam iyi tanınırdı. Babamın terziliği çok iyiydi. Babam takım elbise dikerdi. Ben babamla 20 sene çalıştım. Ondan sonra askere gittik, geldik ve evlendik. Bir müddet daha babamla birlikte çalıştık. Daha sonra babamın dükkanını üzerimize aldık. Dükkanı babamdan devraldım" dedi. "Her ilin ve bölgenin kendine özgü şalvarı var" Genellikle Gaziantep yöresine ait geleneksel şalvar dikimi yaptığını belirten Türkdönmez, "Genellikle müşterilerimiz köylü vatandaşlarımız oluyor. Şehirden de müşterilerimiz var ama daha çok köylerden müşterimiz oluyor. Her ilin ve bölgenin kendine özgü şalvarı var. Siverek şalvarının ortası uzun, peyik yere değer. Gaziantep yöresine ait şalvarın orta peyiği normaldir. Kahramanmaraş şalvarı çok geniş olur. Her yörenin kendine özgü giyim tarzı var. Şalvarlara büyük ilgi var. Turistler bile geliyor, şalvar alıyor" ifadelerini kullandı. "Yıllardır bu meslek sayesinde ekmek yedik" Mesleği sayesinde 5 çocuk büyüttüğünü belirten Türkdönmez, "Çocuklarımın hepsini evlendirdim. 50 yıldır geçimimi bu meslekle sağladım. Artık yaş ilerledi. Çalışırken zorlanıyorum. Gücümüzün, sağlık ve ömrümüzün yettiği yere kadar çalışacağım. Tabi ekonomik şartlarda mesleğimiz için önemlidir. Şartlar ekonomi açıdan zorlaşırsa mesleği bırakmak zorunda kalırım. Tabi sağlıkta el verecek. Bunlar olmazsa yürütemeyiz. Çok şükür şimdilik geçimimizi sağlıyorum. Yıllardır da bu meslek sayesinde ekmek yedik. Çoluğumuzu çocuğumuzu bu meslek sayesinde büyüttük. Başka bir gelirimiz yoktu. Allah her zaman için her şeyin hayırlısını versin" şeklinde konuştu. "Eleman yetişmiyor" Terziliğin hazır giyim sektörünün büyümesiyle unutulmaya yüz tutan meslekler arasına girdiğine işaret eden Türkdönmez, eleman yetişmediğini belirterek, "Oğlum bile ‘ben bu mesleği yapmam’ dedi. Ne ettimse mesleği yaptıramadım. Eleman sıkıntısının büyüğü var. Meslekte kazanç yok. Kazandığımız para ne bizi ne de elemanı tatmin etmiyor. Eleman giderini biz de kaldıramayız. Kazan yok ki elaman çalıştıralım. Para kazanamazsan elamana nasıl para vereceksin? Biz tek başımıza idare edip gidiyoruz" diye konuştu.
Balıkesir Burhaniye’de sezon öncesi Ören Plajında alt yapı çalışmalarına başlandı Burhaniye ilçesinde, meşhur Ören Plajı’nda etkili olan kuvvetli sağanak yağış ve lodosun ardından, geçmiş yıllarda inşa edilen altyapının zamanla yıpranması ve yağmur suyu ile kanalizasyon hatlarının birleşik sistem olarak çalışması nedeniyle bazı bölgelerde göçükler meydana geldi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların can güvenliğini ön planda tutarak bölgede gerekli güvenlik önlemleri alarak oluşan göçüklerin onarımı için çalışmalarına başladı. Ören Plajı’nda yaklaşık 50 yıl önce inşa edilen 600’lük kanalizasyon hattında meydana gelen çökme sonrası, hattın yenilenmesi çalışmalarınada başlandı. Mevcut hatta herhangi bir müdahalede bulunulmadan, hattın yanına yeni bir kanalizasyon hattı imalatı gerçekleştiriliyor. Bu sayede çalışmalar süresince atık su karışımının önüne geçilmesi hedefleniyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 3 metre aşağıda bulunan ve kumsal zemin yapısına sahip bölgede, son yağışlarla birlikte yer altı su seviyesinin yükselmesi nedeniyle kazı çalışmalarının sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için drenaj pompalarıyla su tahliyesi yapılıyor. BASKİ ekipleri, altyapının daha sağlam, güvenli ve uzun ömürlü hale getirilmesi amacıyla bölgede çalışmalarını titizlikle sürdürüyor.