KÜLTÜR SANAT - 25 Kasım 2025 Salı 10:45

Yapay zeka Sivas türkülerine de el attı, aşıklar ikiye bölündü

A
A
A

Yapay zeka teknolojinin ilerlemesiyle birlikte birçok şarkı ve türkü yapay zekaya seslendirilmeye başladı. Kısa süre içerisinde hazırlanan ve bazı kesimlerin ilgisini çeken bahse konu türküler, halk ozanları ve âşıkları da ikiye böldü. Kimileri yapay zekanın kendilerinin önüne geçeceğini söylerken kimileri ise destekledi.

Son günlerde teknolojinin ilerlemesi ve yapay zekânın gelişmesiyle birlikte kültürel miraslar tehlike altına girdi. Türk Halk Müziği’nin popüler şarkılarını yapay zeka yardımıyla farklı bir biçime dönüştürülmesi, kimi vatandaşlarca beğenilirken kimi vatandaşlar ise kültürden uzaklaşıldığını söyledi. Genç neslin oldukça beğendiği, ileri yaş grubunun ise çoğu zaman desteklemediği yapay zeka türküleri; Âşıklar ve halk ozanlarını da ikiye böldü.

Yapay zeka Sivas türkülerine de el attı, aşıklar ikiye bölündü

"Bunu da hor göremeyiz saygı duyuyorum"

Sivas’ta yaşayan ve Aşıklık geleneğinin son temsilcilerinden birisi olan Zeki Hayaloğlu, "Her şeyden önce kendi müziğimizi kaybetmememiz gerekiyor. Yapay zekâ çok güzel bir şey ve bazı konularda çağımızdaki öğrencilere lazım olan bir ihtiyaç. Müziklerde de çok değişiklik gösteriyor. Yapay zekâ geliştirilmiş ve basit bir şey değil, bunu da hor göremeyiz saygı duyuyorum. Eserleri yüzde doksan değiştiriyor. Mesela benim oğlum kendi eserimi denedi yapay zekâdan, değişik bir ses değişik bir sanatçı değişik bir müzik icra etmiş. Fakat çok hoşuma da gitti. Temel bilgileri etkilemez yani kayıtlı olan bilgileri. Öz kökenimizdeki bilgileri ve kayıtları etkilemeyeceğini düşünüyorum. Ama diğer yandan ekleme yapılırsa kültürümüzü de kötü bir şekilde bozabilir" dedi.

Yapay zeka Sivas türkülerine de el attı, aşıklar ikiye bölündü

"O yapay ben asıl"

Birçok türkü yazan ve besteleyen Ozan Efsani mahlaslı Mustafa Efsani ise, "Adı ile beraber düşündüğümüz zaman o yapay ben asıl. Ben varken onun adının geçmemesi gerekiyor. Eserleri yüzde doksan değiştiriyor. Yapay zekâ şurada birkaç sene daha devam ederse bizi buradan kaldırıp atarlar ve bizi dinleyende olmaz. Düğünlere, festivallere götüren olmaz. Adam fişi prize takar yapay zekaya söyletirler öyle geçip giderler. Yapay zekâ bizimle aşık atamaz ama attırmaya çalışıyorlar daha doğrusu bizi silmeye uğraşıyorlar. Gençler yapay zekâdan ellerini çeksinler buraya gelsinler. Benim 40 tane talebem var onlarda sazı öğrensinler. Hem kısa sap hem uzun sap ben onlara öğretirim, gençlere tavsiyem bu şekilde" diye konuştu.

Yapay zeka Sivas türkülerine de el attı, aşıklar ikiye bölündü

"Kültürümüzü zayıflatabilir yani olumsuz etkiler"

Yapay zekanın türküleri özünden kopardığını söyleyen halk ozanı Kenan Bilgaç, "Teknolojinin peşinden yetişemiyoruz. Güzele kullanırsan güzel kötüye kullanırsan kötüdür. Bizde burada yıllardır şarkı söylüyoruz ama bizim ölçümüz bellidir daha fazla açılamıyoruz. Yapay zekayı da yapan insan. Şimdi ben birkaç tane müzik gönderdim özgün müzik olarak yapmış göndermiş. Benim tarzıma uygun değil ben kendi türkümü o şekilde okuyamam. Benimki deyiş tarzı, türkü tarzı olacak ki kendimiz çalıp okuyalım. Türkülerde şarkılarda çeşitli çeşitli makamlar var. Bu konuda bilinçli olan hocalarımız var onlardan iyi kötü bazı şeyler öğreniyoruz ama belli bir noktaya kadar. 5-6 makamda ancak çalıp söyleyebiliyoruz. Eserlerimizi pek fazla etkilemez ama kültürümüzü zayıflatabilir yani olumsuz etkiler. Gençlere kültürü özünden öğrenmelerini isterim ama yapay zekâdan değil. Tabi ona da baksınlar bir şeyler öğrensinler ama asıl özünden öğrenip yaşatsınlar" ifadelerine yer verdi.

Ali Aydın - İlayda Korkmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Ali Saydam öğrencilere iletişimin altın kurallarını anlattı Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen "İletişim Buluşmaları"na konuk olan Ali Saydam, öğrencilere algı ve itibar yönetiminin stratejik önemini anlattı. Seminerin ardından fakültede "Ali Saydam Kütüphanesi"nin açılışı gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) tarafından düzenlenen "İletişim Buluşmaları" etkinliğinin konuğu, iletişim alanında uzun yıllara dayanan birikimi ve çok yönlü kariyeriyle tanınan yazar ve iletişim danışmanı Ali Saydam oldu. "Algı, İtibar, İlişki ve İletişim Üzerine" başlığıyla İBF Şener Şen Salonu’nda gerçekleştirilen seminere; Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Rektör Danışmanı ve İBF Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Genel Sekreter Ecevit Öksüz, üniversite yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda öğrenci katılım sağladı. "İletişimin temel amaçlarından biri itibarı güçlendirmektir" "Algı, İtibar, İlişki ve İletişim Üzerine" başlığı kapsamında Anadolu Üniversitesi öğrencileriyle bir araya gelen Ali Saydam, konuşmasına iletişimin temel amaçlarından birinin itibarı güçlendirmek olduğuna vurgu yaparak başladı. Saydam, etkili iletişimin marka değerini yükselttiğini, müşteri sadakatini artırdığını ve yeniden satın alma davranışını teşvik ettiğini belirterek bunun doğrudan ekonomik kazanca dönüştüğünü ifade etti. Bir kurumun varlığını sürdürebilmesi için kamuoyunun yetki ve onayına ihtiyaç duyduğunu dile getiren Saydam, güçlü bir itibarın özellikle durgunluk dönemlerinde ve kriz anlarında kurumlar için koruyucu bir kalkan görevi gördüğünü söyledi. "İtibar" kavramının stratejik bir değer olduğunun altını çizen Saydam, güven kaybının çoğu zaman maddi kayıplardan çok daha yıkıcı sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Maddi zararların telafi edilebileceğini, ancak itibar kaybının onarılmasının uzun zaman ve yoğun çaba gerektirdiğini sözlerine ekledi. "Beklentiyi yönetmek, algı yönetiminin temel kuralıdır" İletişim sürecinin merkezinde yer alan beklenti ve algı kavramlarına da değinen Ali Saydam, beklenti yönetiminin hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti. Beklentiler doğru yönetilmediğinde ya hayal kırıklığı oluştuğunu ya da gereğinden fazla anlam yüklemesi yapıldığını ifade eden Saydam, her iki durumun da sağlıksız sonuçlar doğurduğunu söyledi. Gelecek beklentisinin yönetilmesinin algı yönetiminin temel kuralı olduğunu vurgulayan Saydam, beklentilerin ne ulaşılması zor bir seviyeye taşınması ne de yetersizlik algısı oluşturacak şekilde düşük tutulması gerektiğini dile getirdi. Algının çoğu zaman gerçeğin kendisi olarak algılandığını belirten Saydam, insanların yalnızca olgulara değil, algılara da inandığını ifade etti. Başarıya ulaşmak isteyenlerin algının kendi lehlerine işlemesini sağlamaları gerektiğini söyleyen Saydam, bireylerin ve kurumların ikna edebilme kapasitesinin kazanma ya da kaybetme ihtimalini doğrudan etkilediğini kaydetti. Seminerin ardından Ali Saydam’ın Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencilerine bağışladığı kitaplar için İBF Kütüphanesi bünyesinde "Ali Saydam Kütüphanesi" nin açılış kurdelesi kesildi. Açılış, Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Ali Saydam’ın kütüphanenin öğrencilere ve akademik camiaya hayırlı olması temennileriyle gerçekleştirildi. Program, kütüphane ziyareti ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Ankara Bakan Uraloğlu: "60 Gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "60 gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik. Deprem güvenliğini önceliklendiriyoruz" dedi. Bakan Uraloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) 2025 yılında yürüttüğü çalışmalar kapsamında yenilenen gar ve istasyonlara ilişkin açıklamada bulundu. Uraloğlu, 2003 yılında demiryollarının devlet politikası haline getirilmesiyle birlikte önemli bir gelişim sürecinin başladığını belirterek yüksek hızlı tren hatlarının devreye alınmasıyla Türkiye’nin Avrupa’da 6’ncı, dünyada ise 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi ülke konumuna yükseldiğini ifade etti. "Yolcu trafiğine, ülke genelindeki 948 gar ve istasyonda hizmet veriyoruz" Gar ve istasyonların demiryolu taşımacılığının en önemli unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Gar ve istasyonlarımız, sadece yolcu indirip bindirilen noktalar değil; aynı zamanda şehirlerimizin hafızasında yer eden kavuşmaların, vedaların ve yeni başlangıçların mekanıdır. Bu yapıları yenilerken tarihi kimliğini koruyor, aynı zamanda vatandaşlarımız için daha konforlu, daha erişilebilir ve daha modern alanlar oluşturuyoruz. Yaptığımız yenileme çalışmaları, sadece ulaşım altyapısını değil, bulunduğu bölgenin görünümünü ve kullanım kalitesini de doğrudan etkiliyor. Yoğun yolcu trafiğine, ülke genelindeki 948 gar ve istasyonda hizmet veriyoruz" açıklamalarında bulundu. Demiryolu uzunluğunun 2003 yılında 10 bin 948 kilometre olduğunu hatırlatan Uraloğlu, bu rakamın bugün 13 bin 919 kilometreye ulaştığını belirtti. Aynı dönemde demiryolu altyapısının teknik kapasitesinin de önemli ölçüde geliştirildiğini kaydeden Uraloğlu, çift hat oranının yüzde 5’lerden yüzde 18’lere çıktığını, sinyalli hat uzunluğunun 2 bin 505 kilometreden 8 bin 419 kilometreye, elektrikli hat uzunluğunun ise 2 bin 122 kilometreden 7 bin 274 kilometreye yükseldiğini söyledi. Tarihi kimlik korunuyor, yapılar güçlendiriliyor Tarihi nitelik taşıyan gar ve istasyonlarda yürütülen çalışmaların, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Koruma Kurullarının onayı doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirten Uraloğlu, mimari, statik, elektrik, mekanik ve çevre düzenlemelerini kapsayan projelerin titizlikle uygulandığını söyledi. "60 Gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik" Yenileme çalışmalarına ilişkin bilgi veren Uraloğlu, "60 gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik. Deprem güvenliğini önceliklendiriyoruz. 16 gar ve istasyonda statik güçlendirme çalışması yaptık. Mekanik ve elektrik sistemleri modern ihtiyaçlara göre yeniledik ve özgün malzeme ve renk tercihleriyle tarihi kimliği koruduk." "Yapılar, demiryolu ulaşımının gelişimine hizmet eden önemli merkezler olmaya devam ediyor" Gar ve istasyonların herkes için daha erişilebilir hale getirilmesi amacıyla önemli düzenlemeler yaptıklarını belirten Uraloğlu, 7 gar ve istasyonda engelli yolcular için bilet satış alanları, bekleme salonları ve peronlarda gerekli düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi. Uraloğlu, "Yürüttüğümüz çalışmalarla gar ve istasyonlarımızı sadece yenilemiyoruz; aynı zamanda daha güvenli, daha konforlu ve daha kullanışlı hale getiriyoruz. Bu yapılar, geçmiş ile geleceği buluşturan ve demiryolu ulaşımının gelişimine hizmet eden önemli merkezler olmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Ankara YADES ile yaşlılara yönelik projelere 10 yılda 105,6 milyon lira destek sağlandı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 2016 yılından bugüne uygulanan Yaşlı Destek Programı (YADES) ile toplam 105,6 milyon lira finansman desteği sağladıklarını belirterek, 10 yılda 86 farklı belediyede yürütülen 123 projeyle, 108 bin 851 hanede 164 bin 144 yaşlı vatandaşa ulaştıklarını bildirdi. Bakan Göktaş, Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfusun son 5 yılda yüzde 20,7 artarak 9 milyonun üzerine çıktığını ve toplam nüfus içindeki payının yüzde 10,6’ya yükseldiğini kaydetti. Gelişmiş ülkelerin bir asırda yaşadığı yaşlanma sürecinin Türkiye’de çok daha kısa sürede gerçekleştiğini vurgulayan Göktaş, "Bakanlık olarak temel yaklaşımımız, yaşlılarımızın aileleri ve yakınlarıyla birlikte, alışık oldukları çevrede, aktif ve sağlıklı bir şekilde yaşlanmalarını sağlamak. Bu doğrultuda, bakım ihtiyacı olan yaşlı vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmetleri sadece kurumsal bakımla sınırlı tutmuyoruz. Evde bakım yardımı, sosyal yardımlar ve gündüzlü bakım hizmetleri gibi toplum temelli modellerimizi, birbirini bütüncül bir şekilde tamamlayacak bir yapıda hayata geçiriyoruz." ifadelerini kullandı. Bu çerçevede yaşlı vatandaşların hayat kalitesini artırmak ve toplumsal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla belediyelerle iş birliği içinde 2016’dan bu yana YADES programını sürdürdüklerini bildiren Göktaş, şunları kaydetti: "2025 yılı projelerimiz için ayırdığımız 41,2 milyon liralık kaynakla birlikte, YADES kapsamında 10 yılda sağladığımız toplam finansman desteği 105,6 milyon lirayı buldu. Bu süreçte, 86 farklı belediyemizde yürütülen 123 projeyle 108 bin 851 hanede 164 bin 144 yaşlı vatandaşımıza ulaştık. Evde bakım, psiko-sosyal destek ve kültürel faaliyetlerimizle yaşlılarımızın hem hayatını kolaylaştırdık hem de sosyal hayata katılımlarını destekledik. Belediyelerimizle iş birliği içinde, yaşlılarımızın yaşam kalitesini artırmaya ve onlara her alanda destek olmaya devam edeceğiz."
Eskişehir Mesleğin ustası öğrencilerle tecrübelerini paylaştı Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü tarafından, Dünya Turist Rehberleri Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Turist rehberliği alanının duayen isimlerinden araştırmacı-yazar, turist rehberi ve film yapımcısı Şerif Yenen, öğrenciler ve meslektaşlarıyla söyleşi programında bir araya geldi. Turizm Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Burak Düz’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlik; Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri ile Eskişehir Turist Rehberleri Derneği (ESRED) üyelerinin yoğun katılımıyla düzenlendi. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz etkinliğin açılışında turist rehberliğinin Türkiye’nin kültürel mirasının ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımında stratejik bir görev üstlendiğini belirtti. Bu tür etkinliklerin öğrencilerin mesleki gelişimine katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, akademi ile sektör arasındaki bağların güçlenmesinin önemine değindi. Turizm Rehberliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökçe Yüksek ise turist rehberliğinin yalnızca bilgi aktarmaya dayalı bir meslek olmadığını belirterek, kültürel mirasın doğru, etkileyici ve sorumluluk bilinciyle temsil edilmesini gerektiren çok boyutlu bir uzmanlık alanı olduğunu vurguladı. Bölüm mezunlarının sahadaki nitelikleri ve mesleki donanımlarıyla öne çıktığını ifade eden Prof. Dr. Yüksek, rehberlik mesleğinin kültürel aktarım açısından kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Söyleşi bölümünde Turist Rehberi Şerif Yenen, uzun yıllara dayanan rehberlik kariyerinden örnekler paylaşarak mesleğin sahadaki dinamiklerini, karşılaşılan zorlukları ve rehberlikte anlatının gücünü aktardı. Kültürel temsil, yorumlama becerisi ve sürekli öğrenmenin meslek hayatındaki belirleyici rolüne dikkat çeken Yenen, deneyimlerinden kesitler sundu. Etkinliğin soru-cevap bölümünde öğrenciler, mesleğe dair merak ettikleri soruları doğrudan Şerif Yenen’e yöneltme fırsatı buldu. Yoğun ilgi gören program, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz tarafından Şerif Yenen’e hediye takdim edilmesiyle sona erdi. Programın ardından yazar kitaplarını imzaladı ve katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.