TEKNOLOJİ - 27 Aralık 2024 Cuma 11:49

Yapay zekâ teknolojisi 2025’te kaosa neden olabilir

A
A
A
Yapay zekâ teknolojisi 2025’te kaosa neden olabilir

Teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak her geçen gün geliştirilen yapay zekâ teknolojisi, yeni yılda da çok daha fazla yenilikle kullanımda olacak. Yapay zekâ teknolojisinin ilerleyeceği nokta ve 2025’te insanlığı bekleyen sorunlara ilişkin açıklama yapan Doç. Dr. Sefer Darıcı, Dolandırıcılık olaylarının artabileceğini ifade ederek “Önümüzdeki 2 boyunca buna ilişkin çok daha büyük problemlerle karşılaşacağız” dedi.


2023 yılında kullanıma sunulan ve kullanım amacına göre fayda veya zarar sağlayabilen yapay zekâ teknolojisi, her geçen gün yenileniyor. İnsanların gündelik hayatta kullanmaya başladığı yapay zekâ teknolojisi, bazı durumlarda hayatı kolaylaştırırken bazı durumlarda ise kaosa neden olabiliyor. Bilgi kirliliğinin yanı sıra dezenformasyon gibi durumlara da neden olabilen yapay zeka, 2025 yılında farklı yeniliklerle kullanımda olacak. 2023 yılında açıklama yaparak Yapay zekanın 2024 yılında birçok yeniliği beraberinde getireceğini ifade eden Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, 2025 yılına ilişkin tahminlerde bulundu.



Kuantum bilgisayarlar, devlet sırlarını açığa çıkarabilir


Normal bilgisayar ile 300 yılda çözülen şifrelerin kuantum bilgisayarlar ile 10 saniyede çözüleceğini ifade eden Doç. Dr. Sefer Darıcı, “2023 yılında yapay zekâ ile alakalı 2024 yılına ilişkin yapmış olduğumuz tahminlerde yeni ses teknolojilerinin ortaya çıkacağı, ticaret ve finansal piyasalarda farklı yapay zekâ algoritmalarının etkinleşeceği, sanatçılar ve gazeteciler ile alakalı çeşitli değerlendirmelerde bulunmuştuk. 2025 yılı için ise yapay zekâ da ki gelişmeleri göz önünde bulundurursak çok daha öte bir noktaya taşıyabiliriz. 2025 yılı için bilim insanlarının Q Günü olarak ifade ettiği durum çok büyük bir önem taşımaktadır. ‘Q Günü’ şu anda şifreleme mekanizmalarının kuantum bilgisayarlar sayesinde çok kısa bir süre içerisinde çözülebileceği ve birçok şifre yapısının eskisi kadar koruma sağlamayacağından kaynaklı kamunun, finanslar piyasaların ve birçok özel kurumunda etkileneceği ifade eden bir kavramdır. Kuantum bilgisayarlar, normal bir bilgisayarın şifreleme mekanizmasını çözebilmesi için gerekli 300 yıllık süreyi 10 saniyeye kadar indirebiliyor. Kamu için çok kritik bir noktaya sahip olan özellikle savunma sanayi ve kamusal alt yapıların şifreleme mekanizmalarının çok kısa bir süre içerisinde Kuantum bilgisayarlar sayesinde çözülebilir. Kötü amaçlı saldırılarında gerçekleşebileceğini ifade etmektedir. Bu durumun en büyük tehlikeleri gizli projeler, kamusal alanda harcama yapılan işlerin ortaya çıkması veya kamuda yetkili kişilerin şifrelerinin çok kısa bir sürede kırılabilmesi anlamına geliyor” dedi.



“Yapay zekâ ile dolandırıcılık olayları artacak”


Yapay zekâ ile gerçekçi videoların üretilmeye başlandığını ifade ederek bu videoların dezenformasyona sebep olabildiğini kaydeden Doç. Dr. Sefer Darıcı, “2025 yılı itibariyle bizler birçok sanatçının sesinden ve görüntüsünden aslında onların hiç söylemedikleri şarkıları hiç bulunmadıkları videoları izleyeceğiz. DeepFake teknolojinin çok daha ileri bir noktaya gelmesiyle beraber habercilerin çok büyük zorluklar yaşayacağını da söyleyebiliriz. Çünkü aslında var olmayan görüntüler ve bilgiler habercilere gerçeğinden ayrılmayacak bir şekilde iletildiği zaman haber olarak servis edilme riski de söz konusu. Bu gerçeğinden ayırt edilemeyecek görüntüler habercilerin belki de en büyük problemlerinden bir tanesi olacak. Bu nedenle kaynak kim olursa olsun nereden gelirse gelsin herhangi bir içerik mutlaka ve mutlaka kendi öz denetiminizden, Reality Checker gibi uygulamalarla bunların kontrol edilmesi gerekiyor. 2025’te buna ilişkin sıkıntıların çok daha ileri bir noktaya geleceğini var sayıyoruz. Önümüzdeki 2 boyunca buna ilişkin çok daha büyük problemlerle karşılaşacağız. Özellikle dolandırıcılık amacıyla kullananlarda çok fazla olacaktır. Sosyal medyadan gördüğünüz kişilerin gerçek görüntüsünden ve sesinden ayırt edemeyeceğiniz akademisyenler, bürokratların ve siyasilerin sanki demeç vermiş gibi, gerçek bir görüntüymüş gibi kullanıldığını ve hatta bundan birçok kişinin etkilendiğini, finansal piyasaların dahi etkilenebileceği bir döneme de girmeye başlıyoruz. Hızlı olunması gereken durumlarda da Reality Checker yine gibi uygulamalar kullanılarak bu en azından bir ön onay alınabilir” şeklinde konuştu.



Müzik ve sinema sektörlerine yapay zekâ dokunuşu


Yapay zekâ teknolojisinin birçok sektörde boy göstereceğini dile getiren Darıcı, “2025 yılı için özellikle Hollywood benzeri ve Hollywood’a adeta taş çıkartan sinema filmlerinin karşımızda olduğunu göreceğiz. Yapay zekâ tarafından üretilmiş ve gerçeğinden ayırt edemeyeceğiniz film sahnelerinin çok daha kısa sürelerde, çok daha az maliyetle üretildiğini ve sinema sektörünün de bundan çok farklı şekilde etkileneceği bir döneme de giriş yapmış olacağız. Bu tarzda sinema filmleri artık kendisinden bahsettirmeye başlayacak. Yapay zekâ tarafından aslında gerçek olmayan üretilmiş sinema oyuncularının meşhur olacağı bir döneme de girmeye başlıyoruz. Ses sanatçıları da bundan ciddi anlamda etkilenecekler. Yapay zekâ aslında birçok seslendirmeyi kendisi yapabiliyor. Yapay zekânın yapmış olduğu seslendirmelerle ilgili gerçeğinden ayırt edilmesi noktasında teknik anlamda çok daha uğraştığınız zaman bu gerçeğinden ayırt edilemiyor. Vefat etmiş bir sinema sanatçısının herhangi bir görüntüsünün yeni bir filmde oynatıldığına da şahit olabiliriz. Bu nedenle özellikle görsel teknolojideki ses teknolojilerindeki bu kopyalama ve DeepFake benzeri yapılar önümüzdeki süreç içerisinde bizleri gerçekten rahatsız eden ve problemler oluşturan bir noktaya getirebilecek” diye konuştu.



Yapay zekâ teknolojisi 2025’te kaosa neden olabilir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce Üniversitesi’nde en iyi narkotik polisi anne konferansı Düzce Üniversitesi mensuplarına yönelik "En İyi Narkotik Polisi: Anne" başlıklı konferans düzenlendi. Düzce İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görev yapan polis memurunun konuşmacı olarak yer aldığı program, Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansta konuşan polis memuru, uyuşturucu kullanımının günümüzün en önemli toplumsal sorunlarından biri haline geldiğine dikkat çekerek, özellikle gençlerin korunmasında ailelere büyük sorumluluk düştüğünü ifade etti. İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen "En İyi Narkotik Polisi: Anne" projesinin temel amacının, ebeveynleri bilinçlendirerek bağımlılığın erken belirtilerinin fark edilmesini sağlamak olduğunu belirten Polis Memuru, erken müdahalenin hayat kurtarıcı rolüne vurgu yaptı. Katılımcılarla interaktif şekilde gerçekleştirilen söyleşide; bağımlılığın oluşum süreci, gençlerin madde kullanımına yönelmesinde etkili olan sosyal çevre baskısı, merak duygusu ve dışlanma korkusu gibi etkenler ele alındı. Bağımlılığın yalnızca bireyi değil aileyi ve toplumu da etkileyen ciddi bir sorun olduğunu ifade eden Polis Memuru; fiziksel, psikolojik ve sosyal belirtiler hakkında bilgi verdi. Bağımlılık sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli işaretlerden bahseden Polis Memuru; gözlerde kızarıklık, davranış değişiklikleri, ani duygu durum geçişleri, sosyal çevreden uzaklaşma, maddi harcamalarda artış gibi belirtilerden bahsetti. Madde kullanımının birey üzerinde oluşturduğu fiziksel ve psikolojik yıkımlara ilişkin örnekler paylaşan Polis Memuru, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen UYUMA mobil ihbar uygulaması hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Düzce Geçmişten geleceğe Türkiye’de özel eğitim DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü ve Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen "Engelleri Birlikte Aşmak: Geçmişten Geleceğe Türkiye’de Özel Eğitim" adlı program gerçekleştirildi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda ki programa; Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Onur Er, Milli Eğitim Müdürü Gülşen Demirkol Özer, 22. ve 23. Dönem İstanbul Milletvekili, Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva, öğretim elemanları, öğrenciler ve davetli misafirler katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Onur Er, özel eğitimin bir toplumun; vicdanını, kapsayıcılığını ve insani merkezli bakış açısını en güçlü ve en güzel şekilde ortaya koyan alanlardan birisi olduğunu ifade etti. Bireysel farklılıkların toplumsal zenginliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Tüm bireylerine eşit imkanlar sunan toplumların gelişmiş toplumlar olduğunu dile getiren Er, Türkiye’de özel eğitimin önemli bir gelişme gösterdiğini ve önemli bir farkındalık oluşturulduğunu belirtti. "Üniversitemiz özel eğitim bölümü en fazla proje üreten bölümler arasında" Konuşmasını yapmak için kürsüye davet edilen Rektör Nedim Sözbir, etkinliğin önemine değinerek, Düzce Üniversitesi’nin özel eğitimde önemli bir yere sahip olduğunu, bu alanda çalışma yürüten akademisyenlerin yurt dışı tecrübelerinin yanı sıra, en fazla proje üreten bölümler arasında yer aldığını ifade etti. Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva ile bir araya gelmekten dolayı duyduğu memnuniyetini dile getiren Rektör Sözbir, Lokman Ayva’nın özel eğitim alanında Türkiye’de çalışmalar yapan örnek bir isim olduğunun altını çizdi. Üniversitelerin görevlerinin sadece akademik bilgi aktarmak olmadığını söyleyen Sözbir, toplumsal farkındalığı artırmanın da önemli olduğunu ifade ederek, konferansın yararlı geçmesi temennisinde bulundu. Gerçekleşen açılış konuşmalarından sonra moderatörlüğünü Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aktan’ın yaptığı panel oturumuna geçildi. "Bilimsel araştırmalar eğitimin kalitesinin düşmediğini gösteriyor" Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Kart, "Teoriden Pratiğe Kaynaştırma Ekosistemi" başlıklı sunumunda; özel eğitimde, özel birey çocukları sınıfa koymakla kaynaşma olamayacağını hatırlatarak, diğer öğrencilerin tutum ve davranışları ile ailelerin davranışlarının da doğru ve bilinçli olması gerektiğini vurguladı. Sınıf ortamının gerçek dünyanın bir simülasyonu olduğunu söyleyen Kart, burada karşılaşılan durumların gerçek dünyaya hazırlık olduğunu dile getirdi. Özel çocukların destek almadığı zaman, yani süreç olması gerektiği gibi işlemediği zaman; sadece çocuğun değil ailenin de bu durumdan zarar göreceğini ifade eden Mehmet Kart, kaynaştırılmış sınıftaki çocukların ailelerinin de olumsuz bir tepki göstermemesi gerektiğini vurguladı. Kaynaştırılmış sınıfta eğitim kalitesinin düşmediğini bilimsel araştırmalarla ortaya konulduğunu hatırlatan Mehmet Kart, aksine zenginleştirilmiş anlatımla herkesin çok kolay anlayabileceği bir eğitim süreci geçirdiklerini söyledi. "Hak yaklaşımı bilincini yerleştirmeliyiz" Düzce İl Milli Eğitim Müdürü Gülşen Demirkol Özer ise "Gerçeklik ve İdeal Arasında Özel Eğitim Uygulamaları" başlıklı sunumunda, ülkemizdeki çalışmaların tarihine vurgu yaparak, bugün gelinen noktanın çoğu Avrupa ülkesinden daha ileri olduğunu ifade etti. Özel eğitim alanında çok fazla iyileştirme çalışmaları yapılmasına rağmen, kullanılan dilin gelişmesi gerektiğini hatırlatan Gülşen Demirkol Özer, özel bireylere merhamet anlayışı ile yaklaşılmasının yerine hak yaklaşımı algısının oluşturulması gerektiğini vurguladı. "Geleceğin mesleğini icra eden kişiler" Panelin son sunumunu gerçekleştiren 22. ve 23. Dönem İstanbul Milletvekili, Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva, özel eğitimcilerin geleceğin mesleğini icra eden en önemli kişiler olduğunu söyleyerek, özel eğitim alanında çalışma yapacak kişilerin bir dünya vatandaşı olması gerektiğini vurguladı. Özel eğitimcilerin her ferdin farklı bir özelliği olduğunu bildiğini ve asla kategorize etmeyeceğini söyleyen Lokman Ayva, özel eğitimin alt yapısında; vizyon, proje yazma-yönetme-raporlama, lisan ve yapay zeka olması gerektiğinin altını çizdi. Program, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir’in yaptıkları başarılı sunum ve çalışmalarından dolayı konuşmacılara çiçek ve hediye takdimi ile sona erdi.
Düzce Düzce’de çiftçilere yem bitkisi tohumu dağıtıldı DÜZCE(İHA) – Düzce’de 70 üreticiye, toplam bin 165 dekar alanda kullanılmak üzere 17 bin 500 kilogram dörtlü karışım yem bitkisi tohumu dağıtımı yapıldı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, dörtlü karışım yem bitkileri tohumu dağıtımı İl Müdürlüğü bahçesinde gerçekleştirildi. Programda konuşan Düzce Vali Mehmet Makas, Düzce’nin üretim gücüne, çiftçilerin alın terine ve tarımsal desteklerin önemine vurgu yaptı. Mehmet Makas, üretime katkı sunan çiftçilere, projeye destek sağlayan kurumlara ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teşkilatına teşekkür etti. AK Parti MKYK Üyesi ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ise Düzce’nin tarım ve hayvancılık açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, üreticilerin desteklenmesi ve Tarımsal Üretim Planlaması kapsamında yürütülen çalışmaların önemine değindi. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun konuşmasında, Düzce’nin verimli toprakları, uygun iklim yapısı ve bir yılda iki ürün alma potansiyeliyle önemli bir tarım ili olduğunu ifade etti. Tarımsal Üretim Planlaması kapsamında münavebe uygulamalarının önemine dikkat çeken Uzun, yem bitkileri üretiminin artırılmasıyla hayvancılığın kaba yem ihtiyacına katkı sağlanacağını, toprak verimliliğinin korunacağını ve sürdürülebilir üretimin destekleneceğini belirtti. Esra Uzun, projenin hayata geçirilmesinde AK Parti MKYK Üyesi ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in önemli katkıları olduğunu belirterek, "Tarımsal Üretim Planlaması kapsamında iki yıl üst üste mısır ekimi yapan üreticilerimize alternatif ürün imkanı sunulması amacıyla milletvekilimizin girişimleri ve Bakanımızla gerçekleştirdiği görüşmeler neticesinde bu destek ilimize kazandırılmıştır. 2026 yılı programında yer almamasına rağmen, bu destek sayesinde projeyi üreticilerimizle buluşturmuş bulunuyoruz" dedi. Program kapsamında, Merkez ve 5 ilçede 70 üreticiye, toplam bin 165 dekar alanda kullanılmak üzere 17 bin 500 kilogram dörtlü karışım yem bitkisi tohumu dağıtımı gerçekleştirildi. Projenin toplam bütçesinin 1 milyon 333 bin TL olduğu, bunun 1 milyon TL’sinin Bakanlık bütçesinden, 333 bin TL’sinin ise çiftçi katkısından karşılandığı belirtildi. Törende ayrıca üreticiler adına manda yetiştiricisi ve manda sütü üreticisi Fatma Mutlu ile genç çiftçi Ömer Bilir konuşma gerçekleştirdi. Üreticiler, tarımsal üretimde emeğin, sabrın, kadın emeğinin ve gençlerin üretime katılımının önemine dikkat çekerek desteklerinden dolayı kurumlara teşekkür etti.