GÜNDEM - 11 Mart 2026 Çarşamba 15:14

Gören dönüp bir daha bakıyor: Askeri kıyafetle bayrak taşıyarak İstanbul’dan Çanakkale’ye yürüyor

A
A
A
Gören dönüp bir daha bakıyor: Askeri kıyafetle bayrak taşıyarak İstanbul’dan Çanakkale’ye yürüyor

Çanakkale şehitlerini anmak için İstanbul’dan Türk bayrağıyla yola çıkan Saffet Gümüş, vefa yürüyüşünün 4’üncü gününde Tekirdağ’a ulaştı.


18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yılı dolayısıyla İstanbul’dan yürüyüşe başlayan 58 yaşındaki Tokat 15’liler Derneği Başkanı Saffet Gümüş, elinde Türk bayrağı ve dedesine ait İstiklâl Madalyası sertifikası ile çıktığı vefa yürüyüşünde Tekirdağ’a ulaştı. Çanakkale şehitleri için 8 yıldır vefa yürüyüşünü sürdüren Gümüş’ü Süleymanpaşa sahilinde vatandaşlar karşıladı.


Burada bir süre dinlenen Gümüş daha sonra Türk bayrağını alarak yürüyüşüne kaldığı yerden devam etti. Yürüyüş boyunca yolda karşılaştığı vatandaşların ve araç sürücülerinin kendisine sevgi gösterisinde bulunduğunu ifade eden Gümüş, yürüyüşün farkındalık amacı taşıdığını söyledi.


Gümüş yaptığı açıklamada, "Çanakkale’ye torundan dedeye vefa yürüyüşümüzün bu 8’incisini yapıyoruz. Allah yine de bu yılda nasip eyledi. Tekirdağ’dayız şu an. Tabii yolumuz uzun. Şehitler yolu. Nasip olursa 16 Mart’ta Çanakkale Valimize bir bayrak vereceğiz. Oradan sonra orada 111 dakika nöbetimizi tutacağız. Çünkü 111. yılda. Bu vatan kolay kazanılmadı. Bu bayrak kolay kazanılmadı. Şu an Türkiye’nin şartlarını görüyoruz. Türkiye’mizin etrafı ateş çemberi. Vatan olmadan olmaz. Bayrak olmadan olmaz. Biz tabii bu yürüyüşümüzün adı farkındalık yürüyüşü. Gelecek nesillere Çanakkale’yi anlatmak, vatan sevgisini aşılamak. Allah bizi vatansız bırakmasın. Bayraksız bırakmasın. Vatanımıza milletimize, devletimize sahip çıkalım. Birlik olalım, beraber olalım. Büyüttükçe kardeş oluyoruz. Alevisiyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Boşnağıyla yani Türkiye’den ne kadar ırk ve cinsiyet varsa Çanakkale’de bundan 111 yıl önce beraberdik. Türkiye’nin dört bir yanından gittiler. Tek amaçları, tek gayeleri vardı. Şu Bayrak düşmesin. Vatan bölünmesin. Vatansız olmaz. Ezansız olmaz. Kur’an’sız olmaz" dedi.


(HLD-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Fırat Üniversitesi’nde "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" sergisi Fırat Üniversitesi’nde açılışı yapılan "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" sergisini büyük ilgi gördü. Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" adlı serginin açılışı gerçekleştirildi. Dijital sanat ve fotoğraf çalışmalarının yer aldığı sergi, akademisyenler ve öğrenciler tarafından yoğun ilgi gördü. Serginin açılışına Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Doğru, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kenan Demirci, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Kutsal topraklarda çekilen fotoğrafların ve dijital çalışmaların yer aldığı sergide, ziyaretçilere manevi atmosferi dijital sanat aracılığıyla yansıtan eserler sunuldu. Frat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, İletişim Fakültesi öğretim üyesi Ferda Başgün’ün kutsal topraklarda çektiği fotoğrafları dijital çalışmalarla birleştirerek anlamlı bir sergi hazırladığını belirterek, bu tür sanatsal etkinliklerin önemli olduğunu ifade etti. Sergiyi hazırlayan İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ferda Başgün ise kutsal topraklara yaptığı yolculuk sırasında hazırladığı çalışmaları sergilemekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, serginin açılışına katılan Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş’a ve katılımcılara teşekkür etti. Sergisinin Cuma günü Rektörlük Kampüsü’nde bulunan Murad Camii avlusunda da sanatseverlerin ziyaretine açılacağı bildirildi.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş’ın 5 milyon lira teslim ettiği iddia edilen CHP Milletvekili Özgür Karabat’ın şoförü savunma yaptı ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuklu sanık Sırrı Küçük, "Ömer Güngör’ün ifadesi baştan aşağı yalandır. Biri bana 5 milyon para verecek ve beni tanımayacak. Bu bir çelişkidir. Para verdiğin adamı tanımayacaksın ama parayı vereceksin. Sen bunu diyeceksin, itirafçı olacaksın, çocuğuna kavuşacaksın, ben içeride çocuğumdan ayrı kalacağım. Ben, Türk adaletine güveniyorum" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ’yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu’nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, örgüt yöneticisi konumunda bulunan Fatih Keleş’in bin 542 yıl 8 aya kadar, Murat Ongun’un 251 yıla ve Adem Soytekin’in ise 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. 402 sanığın farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması istenen iddianame kapsamında ilk duruşmanın üçüncü oturumu bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görüldü. "Ben, Ömer Güngör isimli şahıs ile aynı pozisyondayım. O 285 gündür dışarıdayken, ben içerideyim" Hazırlanan iddianamede ’rüşvet alma’, ’rüşvet verme’ ile ’rüşvetin teminine aracılık etme’ suçlarını işlediği öne sürülen ve Aziz İhsan Aktaş’ın 6 Mart 2024 tarihinde 5 milyon lira teslim ettiği iddia edilen CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın şoförü tutuklu sanık Sırrı Küçük savunma yaptı. Sanık Küçük, 285 gündür tutuklu olduğunu ve kızını ayda sadece 45 dakika gördüğüne vurgu yaparak, kürsüye kızının fotoğrafı ile çıktı. Sırrı Küçük savunmasında, "Ben kızıma cezaevinin bir polis okulu olduğunu anlatmak zorunda kaldım. Biz bu salonda el salladık diye suçlu oldum. Kızımı 45 dakika görebiliyorum ayda sadece bir defa. 285 gündür de tutukluyum. Kendimden çok eminim, korktuğum hiçbir şey yok. Telefonumun şifresini kolluğa kendim verdim. Gözaltına alınmadan önce kızımı öptüm, o psikolojik destek alıyor. Benim kaldığım koğuşta birçok kavgaya şahit oldum. Mahkumlar, birbirlerinin kafasında bardak kırıyor, ben bu olaylara şahit oluyorum cezaevinde. Ben, bu olaylara şahit olduğumda, günlerce hücremden çıkamadım. Ben, Ömer Güngör isimli şahıs ile aynı pozisyondayım. O 285 gündür dışarıdayken, ben içerideyim" ifadelerini kullandı. "Biri bana 5 milyon para verecek ve beni tanımayacak. Bu bir çelişkidir" Sanık Küçük savunmasının devamında, görevinin şoförlük olduğuna vurgu yaparak, "Bana sulh ceza hakimliğinde iki kişinin ismi soruldu, mekanlar soruldu. Gittiğimiz etkinliklere ve toplantılara bazen davetli, bazen de sosyal medyadan paylaşıp görmemiz üzerine gideriz. Ben şoförüm, milletvekilimiz Özgür Karabat’ı, cenaze, toplantı gibi yerlere ben götürürüm. Sayın Karabat, otel ya da başka bir yerde para için hiç kimse ile benim yanımda görüşmemiştir, beni de yanında götürmemiştir. Başak Petrol’den en fazla 50 defa yakıt almışımdır. Ben, Başak Petrol’den rüşvet almak ve aracılık etmekle suçlanıyorum. Bu petrolün önünden binlerce araç geçer. Benim Başak Petrol’den baz vermem, hayatın olağan akışına uygundur. 2008 yılından itibaren mahkeme talep ederse, baz verilerini paylaşabilirim. Burada hepimiz aynı yerdeyiz, bizimle bu salonda bulunan diğer kişiler için, ’rüşvete aracılık ediyor, baz veriyor’ denilebilir mi? Ömer Güngör’ün ifadesi bastan aşağı yalandır. Biri bana 5 milyon para verecek ve beni tanımayacak. Bu bir çelişkidir. Para verdiğin adamı tanımayacaksın ama parayı vereceksin. Sen bunu diyeceksin itirafçı olacaksın, çocuğuna kavuşacaksın, ben içeride çocuğumdan ayrı kalacağım. Ben, Türk adaletine güveniyorum. Vicdanım çok rahat. Üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Ben bu dosyadan alnımın akıyla beraatımı alacağıma sonuna kadar inanıyorum" diye konuştu. Savunmanın ardından mahkeme başkanı sanığa, Mustafa Selanik isimli şahsı tanıyıp, tanımadığını sordu. Sanık ise, "Twitter’dan tanırım. Bir kere de arkadaşımın yanında görmüştüm" şeklinde yanıt verdi. Sanık savunmaları yarın devam edecek Sanık savunmasının ardından, avukatı da savunmasını tamamladı. Mahkeme, diğer sanıkların savunmalarına devam edebilmek için duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi.