ASAYİŞ - 06 Aralık 2024 Cuma 12:48

Tekirdağ’da uyuşturucu operasyonları: Çok sayıda madde ele geçirildi

A
A
A
Tekirdağ’da uyuşturucu operasyonları: Çok sayıda madde ele geçirildi

Tekirdağ’da jandarma ekipleri tarafından düzenlenen operasyonlarda uyuşturucu madde ticareti ve kullanımına yönelik çok sayıda malzeme ele geçirildi.


Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 3-5 Aralık 2024 tarihleri arasında uyuşturucuyla mücadele kapsamında Süleymanpaşa, Marmaraereğlisi ve Şarköy ilçelerinde bir dizi operasyon gerçekleştirdi.


İlk operasyonda, 3 Aralık’ta Süleymanpaşa Kumbağ Mahallesi’nde H.Ş. ve H.D. isimli şahısların ev ve iş yerlerinde yapılan aramada, 6 gram metamfetamin, 5 gram kubar esrar, 3 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 150 adet kilitli poşet ve 300 adet kalem parfüm ele geçirildi.


4 Aralık’ta Marmaraereğlisi Sultanköy Mahallesi’nde bir araçta yapılan aramada, C.T., B.B., İ.T.B. ve B.B. isimli şahısların üzerinde 20 gram metamfetamin, 10 gram bonzai ve 1 adet bıçak bulundu.


Aynı gün farklı adreslerde gerçekleştirilen ara yakalamalarda, 21 gram bonzai, 9 adet sentetik hap, 1 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 11 adet av tüfeği fişeği, 1 adet uyuşturucu öğütme aparatı ve 1 adet samuray kılıcı ele geçirildi.


5 Aralık’ta Şarköy ilçesinde Y.C. ve B.B. isimli şahısların ikametinde yapılan aramalarda ise 73,1 gram esrar, 116,5 gram bonzai, 100 mililitre amfetamin, 11 bin TL suçtan elde edildiği değerlendirilen para ve 2 adet cep telefonu bulundu.


Operasyonlarda ele geçirilen maddelerle ilgili yasal işlem başlatıldığı ve soruşturmaların sürdüğü öğrenildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Memleketi Narman’dan İbrahim Erkal’a vefa Narman İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden, doğum yeri Narman olan Erzurumlu merhum sanatçı İbrahim Erkal’ı ölüm yıl dönümünde hazırladığı özel video ile andı. Yaklaşık 200 öğrencinin katkı sunduğu belgesel tadındaki anma videosunda, sanatçının hafızalara kazınan eserlerine ve hayatından anlamlı kesitlere yer verildi. Duygu yüklü görüntülerin yer aldığı çalışma, izleyenlere zaman zaman hüzünlü anlar yaşattı. Narman İlçe Milli Eğitim Müdürü Engin Tan, İbrahim Erkal’ın doğup büyüdüğü topraklar için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, sanatçının hatırasını yaşatmanın kendileri için anlamlı bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Tan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türk müziğine unutulmaz eserler kazandıran hemşehrimiz merhum İbrahim Erkal, sadece sesiyle değil; mütevazı kişiliği, sanata olan bağlılığı ve gönüllerde bıraktığı izlerle de milletimizin hafızasında özel bir yere sahiptir. Doğum yeri olan Narman’da, yaklaşık 200 öğrencimizin katkılarıyla hazırlanan belgesel tadındaki bu anlamlı video ile hem sanatçımızı rahmetle anmak hem de genç nesillerimize onun değerini aktarmak istedik. İbrahim Erkal’ın hatırası, eserleriyle ve sevenlerinin gönlünde yaşamaya devam edecektir." Narman’ın yetiştirdiği önemli sanatçılardan biri olan İbrahim Erkal’ın müziği, duruşu ve gönüllerde bıraktığı izlerin vurgulandığı videoda, öğrencilerin samimi katkıları dikkat çekti. Narman İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan anma çalışması, İbrahim Erkal’a duyulan vefanın ve doğup büyüdüğü topraklarda sanatçısına sahip çıkma hassasiyetinin güzel bir örneği olarak değerlendirildi.
İstanbul 20’li yaşlarda kolon kanseri alarmı: Belirtiler hemoroidle karışıyor Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Durak, mide ve kolon kanserlerinin artık 20’li yaşlarda da görülebildiğini belirterek gençlerin dışkıda kan görülmesini hemoroid sanıp geçiştirmemesi gerektiğini söyledi. Durak, "Ben gencim, kanser olmam düşüncesi tanıyı geciktiriyor" dedi. İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Durak, son yıllarda mide ve bağırsak kanserlerinin daha genç yaşlarda görülmeye başladığını belirterek, özellikle dışkıda kan görülmesi gibi belirtilerin hemoroid düşünülerek ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Yaşam tarzındaki değişimlerin kanser riskini artırdığına dikkat çeken Durak, erken teşhis için düzenli kontrollerin önemine vurgu yaptı. "Artık 20’li ve 30’lu yaşlarda da görüyoruz" Kanser vakalarının yaş ortalamasının giderek düştüğünü ifade eden Doç. Dr. Serdar Durak, "Artık hemen hemen tüm kanser türleri daha genç yaşlarda görülmeye başlanıyor. Eskiden 50-60 yaş üstünde görülmesi daha normal karşılanırken, artık 20’li ve 30’lu yaşlarda da birçok kanser türünü görebiliyoruz. Özellikle mide ve bağırsak kanserlerinde bu durum dikkat çekiyor" dedi. Bu durumun nedenlerine değinen Durak, "Genetik faktörler ve beslenmeyle ilgili nedenler etkili olabiliyor. Ancak yapılan çalışmalarda, asıl nedenin yaşam ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi olduğu gösteriliyor. Obezitenin artması, sigara ve alkol tüketiminin yaygınlaşması, hareketsizlik ile kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketiminin artması bu durumun başlıca nedenleri arasında yer alıyor" açıklaması yaptı. "Hemoroid deyip geçiştiriliyor" Genç yaşta görülen kanserlerin daha agresif ilerleyebildiğini belirten Durak, "Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni vakaların en az beşte birinin 50 yaş altındaki bireylerde görülmesi bekleniyor. Genç yaşta görülen kanserlerin bir kısmında genetik altyapı da olabiliyor. Bu durumlarda hastalık daha hızlı, daha sinsi ve daha agresif ilerleyebiliyor" ifadelerini kullandı. Birçok hastanın belirtileri önemsemediğini kaydeden Durak, "Ben gencim, kanser olmam düşüncesiyle belirtiler göz ardı edilebiliyor. Örneğin dışkıda kan görülmesini hemoroide bağlayıp geçiştiren hastalar oluyor. Bu nedenle de tanı çoğu zaman ileri evrede konuluyor" dedi. "Kanlı dışkılama her zaman kanser demek değil" Kanlı dışkılamanın her zaman kanser anlamına gelmediğini ancak mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Durak, "Kanlı dışkılama ya da dışkılama sırasında kan gelmesi her zaman kanser anlamına gelmez. Ancak bu tür durumlarda mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına muayene olmak gerekiyor. Şikayetler devam ederse mutlaka kolonoskopi ile altta farklı bir neden olup olmadığı araştırılmalı" şeklinde konuştu. "Tarama yaşı 50’den 45’e düşürüldü" Mide ve kolon kanserlerinin belirtilerine ilişkin bilgi veren Durak, mide kanserinde karın ağrısı, bulantı, kusma, açıklanamayan kilo kaybı ve yutma güçlüğünün görülebildiğini söyledi. Kolon kanserinde ise dışkıda kan, tekrarlayan karın ağrıları, kansızlık ve kilo kaybının dikkat çekici belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. Kolon kanseri tarama yaşının düşürüldüğünü belirten Durak, "Eskiden kolon kanseri için tarama yaşı 50 olarak kabul ediliyordu. Ancak hastalığın daha genç yaşlarda görülmeye başlanması nedeniyle bu yaş sınırı 45’e düşürüldü. İlerleyen dönemde bu yaşın daha da aşağı çekilmesi gündeme gelebilir" dedi. "Kolonoskopi sırasında kanser öncüsü polipler temizlenebiliyor" Düzenli kontrollerin önemine dikkat çeken Durak, "Kolonoskopi sırasında ‘polip’ adı verilen ve kansere dönüşme riski taşıyan yapılar tespit edilebiliyor. Bu polipler aynı işlem sırasında temizlenebiliyor. Eğer temizlenmezlerse 1 yıl, 3 yıl ya da 5 yıl içinde kansere dönüşebiliyorlar. Böylece hasta kansere dönüşmeden tedavi edilmiş oluyor" ifadelerini kullandı. Sağlıklı yaşamın kanser riskini azaltmada önemli olduğunu belirten Durak, "Kilo kontrolü sağlanmalı, işlenmiş ve tütsülenmiş gıdalar daha az tüketilmeli, sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmeli, düzenli hareket edilmeli. Özellikle aile öyküsü bulunan kişiler kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu.
İstanbul "Blefaroplastide amaç genç görünüm kadar göz sağlığını korumak" Göz çevresinin yaşlanmanın ilk belirtilerinin görüldüğü bölgelerin başında geldiğini belirten Op. Dr. Duygu Erdem, blefaroplastide amacın yalnızca genç bir görünüm sağlamak değil, aynı zamanda göz sağlığını korumak olduğunu söyledi. Erdem, göz estetiğinde yeni yaklaşımın ise yağ dokusunu tamamen çıkarmak yerine yeniden şekillendirerek daha doğal bir görünüm elde etmek olduğunu vurguladı. Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden birinin blefaroplasti olduğunu belirten Medicana Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Duygu Erdem, "Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı ve görme alanını etkileyebilen sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale estetik olduğu kadar fonksiyonel bir gereklilik de haline gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç, fazla deriyi alırken kapağın doğal kıvrımını koruyarak daha canlı bir ifade oluşturmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunu tamamen çıkarmak yerine yeniden konumlandırmayı hedefler. Böylece daha doğal bir görünüm sağlanırken çökük ve yapay ifade riski azaltılır" açıklaması yaptı. Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi cerrahisinin milimetrik planlama gerektirdiğini belirterek aşırı uygulamaların göz sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Erdem, estetik görünüm ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki dengenin korunmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Cerrahi dışı yöntemler: Doğal görünümü destekleyen uygulamalar Op. Dr. Duygu Erdem, "Daha erken yaş grubundaki kişilerde veya hafif ve orta düzey değişikliklerde cerrahi dışı uygulamalar etkili seçenekler sunabiliyor. Göz altındaki çöküklük ve gölgelenme çoğu zaman pigment artışından değil, ışığın farklı kırılmasından kaynaklanıyor. Hyaluronik asit bazlı dolgu uygulamaları, bu bölgede hacim dengesini sağlayarak daha aydınlık ve dinlenmiş bir görünüm oluşturabiliyor" dedi. "Botulinum toksin uygulamaları ise kazayağı çizgilerini yumuşatarak mimik kaslarının aşırı aktivitesini dengeliyor" diyen Op. Dr. Duygu Erdem, "Buradaki temel amaç ifadeyi tamamen dondurmak değil; mimik hareketlerini kontrollü hale getirerek doğal ve daha dinlenmiş bir görünüm elde etmek oluyor. Mezoterapi uygulamaları da ince cilt yapısına sahip, elastikiyet kaybı başlamış ancak belirgin sarkması bulunmayan kişilerde destekleyici bir yöntem olarak öne çıkıyor" şeklinde konuştu. Op. Dr. Duygu Erdem, cerrahi dışı uygulamalarda doğru hasta seçiminin önemine vurgu yaparak, "Her hasta için aynı yöntem uygun değildir. Cilt yapısı, yaş, yaşam tarzı ve beklentiler birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir planlama yapılmalıdır. Doğru teknik ve doğru endikasyon bir araya geldiğinde cerrahi dışı uygulamalar son derece doğal ve tatmin edici sonuçlar verebilir" değerlendirmesinde bulundu. Lazer ve cilt yenileme teknolojileri Göz çevresinde cilt kalitesini artırmaya yönelik uygulamalar arasında lazer teknolojilerinin de önemli bir yer tuttuğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Lazer uygulamaları kontrollü ısı hasarı oluşturarak kolajen üretimini tetikliyor ve cilt yüzeyinin yenilenmesine yardımcı oluyor. Özellikle fraksiyonel lazer sistemleri sayesinde ince kırışıklıkların görünümünde azalma sağlanabilirken, cilt dokusu daha homojen hale gelebiliyor ve pigment düzensizliklerinde iyileşme elde edilebiliyor" dedi. Doğallık ve sağlık birlikte korunmalı Göz çevresi estetiği, cerrahi ve cerrahi dışı yöntemlerin birbirini tamamladığı; anatomi bilgisi ile estetik bakış açısının birlikte değerlendirildiği özel bir alan olarak öne çıkıyor. Başarı yalnızca teknik yeterlilikle değil, yüzün bütününü değerlendirebilme, doğal ifadeyi koruyabilme ve her müdahaleyi hassas bir planlama ile uygulayabilme becerisiyle mümkün oluyor. Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi estetiğinin temel yaklaşımına ilişkin, "Amaç zamanı geri almak değil, yüzün doğal ışığını yeniden ortaya çıkarmaktır. Gerektiğinde cerrahi ile yapısal fazlalıklar düzeltilir, gerektiğinde minimal invaziv uygulamalarla cilt kalitesi desteklenir; ancak her adımda gözün koruyucu mekanizmaları ve kapak fonksiyonu öncelikli tutulmalıdır. Estetik müdahale, fonksiyonel bütünlükle uyum içinde olduğunda gerçek anlamda başarılıdır" açıklamasında bulundu. "Blefaroplastide amaç yalnızca estetik değil, sağlıklı görüş alanı da var" "Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biri blefaroplastidir" diyen Dr. Duygu Erdem şunları söyledi: "Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı, yağ dokusu belirginliği ve görme alanını daraltabilecek düzeyde sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale yalnızca estetik değil, fonksiyonel bir gereklilik haline de gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç yalnızca fazla deriyi çıkarmak değil; kapağın doğal kıvrımını yeniden tanımlayarak bakışlara daha canlı ve dinç bir ifade kazandırmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunun tamamen çıkarılması yerine yeniden konumlandırılmasını esas alır. Böylece göz altındaki geçişler daha doğal görünürken, çökük ve yapay bir görünüm oluşma riski de azaltılmış olur." Erdem, aynı zamanda göz çevresinin anatomik bütünlüğünün korunduğunu da ifade etti. Cerrahinin hassasiyetine dikkat çeken Op. Dr. Duygu Erdem, "Göz çevresi cerrahisi milimetrik planlama gerektirir. Aşırıya kaçılan uygulamalar yalnızca estetik açıdan değil, gözün tam kapanmasını engelleyerek kornea sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Bu nedenle estetik kazanım ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki denge titizlikle korunmalıdır" dedi. Op. Dr. Duygu Erdem, "Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biri blefaroplastidir. Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı, yağ dokusu belirginliği ve görme alanını daraltabilecek düzeyde sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale yalnızca estetik değil, fonksiyonel bir gereklilik haline de gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç yalnızca fazla deriyi çıkarmak değil; kapağın doğal kıvrımını yeniden tanımlayarak bakışlara daha canlı ve dinç bir ifade kazandırmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunun tamamen çıkarılması yerine yeniden konumlandırılmasını esas alır. Böylece göz altındaki geçişler daha doğal görünürken, çökük ve yapay bir görünüm oluşma riski de azaltılmış olur. Aynı zamanda göz çevresinin anatomik bütünlüğü korunur" dedi. "Kornea sağlığı açısından da risk oluşturabilir" Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi cerrahisinin milimetrik planlama gerektirdiğine dikkat çekerek, aşırıya kaçılan uygulamaların yalnızca estetik açıdan değil, gözün tam kapanmasını engelleyerek kornea sağlığı açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Erdem, bu nedenle estetik kazanım ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki dengenin titizlikle korunması gerektiğinin altını çizdi.
Erzurum Erzurum polisinden huzur ve asayiş uygulaması Erzurum’da kamu düzeninin sağlanması, suç işleme amacındakilerin caydırılması ve aranan şahısların yakalanmasına yönelik dev bir huzur uygulaması gerçekleştirildi. İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun’un da yakından takip ettiği operasyonda, trafik, asayiş ve narkotik birimleri tam kadro sahada yer aldı. Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan planlama doğrultusunda, 74 ekip ve 580 personelin katılımıyla hem il merkezinde hem de dış ilçelerde belirlenen noktalarda denetimler yapıldı. Şehrin giriş ve çıkışları ile umuma açık yerlerde yoğunlaşan ekipler, şüpheli görülen araç ve şahıslar üzerinde incelemelerde bulundu. Denetim bilançosu açıklandı Eş zamanlı yürütülen uygulamaların sonuçları ise emniyet raporlarına şu şekilde yansıdı. Toplam 3 bin 266 şahıs kimlik kontrolünden geçirilirken, 736 araç durdurularak denetlendi. Vatandaşların yoğun olarak bulunduğu 96 umuma açık işyeri ekiplerce kontrol edildi. Yapılan incelemelerde ruhsatsız faaliyet gösterdiği tespit edilen 1 işyeri hakkında yasal işlem başlatıldı. Kontroller sırasında asayiş ve askerlik yükümlülükleri kapsamında 11 yoklama kaçağı tespit edilerek ilgili mercilere bildirildi. Uygulama noktalarında yapılan aramalarda 1 adet kurusıkı tabanca ele geçirilerek muhafaza altına alındı. Huzur için denetimler sürecek Erzurum Emniyet Müdürü Onur Karaburun, vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak amacıyla bu tür kapsamlı denetimlerin kararlılıkla devam edeceğini vurgulayarak "Trafik kurallarımız, gerek aranan şahıslar, gerekse narkotik madde taşıyan, bulunduran kişilerle ilgili, ateşli silah ya da suç teşkil eden diğer kesici, delici alet bulunduran şahıslarla ilgili genel bir uygulama yapıyoruz. Amacımız, halkımızın huzur ve mutluluğunun devamını getirmek, devamlılığını sağlamak. Bunun için bütün gayretimizle sahadayız. Vatandaşlar şüphe duydukları her noktada bizi arasınlar. Güvenlik açısından okul çevrelerinde, üniversitelerde ve şehrin bütün diğer noktalarında aldıkları her türlü tedbiri uygulamakta kararlı olduklarını ifade eden Karaburun, Özellikle vatandaşlarımızdan istirhamımız, herhangi bir şekilde suçu tespit ettikleri, şüphe duydukları her noktada bizi arasınlar, bize bilgi versinler. 112 kanalıyla, UYUMA aplikasyonuyla ve diğer emniyetin irtibatları üzerinden bizlere ulaşmakta tereddüt etmesinler. Bunu özellikle istirham ediyorum" dedi.