TEKNOLOJİ
‘Masa başı’ hastalığını teknoloji yakalayacak 15 Mart 2026 Pazar - 10:30:24 Ofis çalışanlarının günün büyük bölümünü oturarak geçirmesi boyun ve bel ağrılarını artırıyor. Yaşar Üniversitesi’nde yürütülen proje, sensör ve yapay zeka (YZ) yardımıyla bu riskleri erken aşamada tespit etmeyi hedefliyor. Masa başı çalışanlarının en önemli sorunlarından birinin uzun süre oturma ve bilgisayar ekranına bakmaya bağlı ortaya çıkan sağlık problemleri. Özellikle yanlış duruş, ekrana hatalı açıyla bakma ve ekranla aradaki mesafenin uygun olmaması gibi nedenlerle boyun ve bel ağrıları sıkça görülüyor. Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre ofis çalışanlarının yüzde 59’u boyun, yüzde 51’i ise bel ağrısı yaşıyor. Virtue Health’in araştırması ise ofis çalışanlarının yüzde 82’sinin günün yaklaşık 9 saatini oturarak geçirdiğini gösteriyor. Duruş bozukluklarından kaynaklanan boyun ve bel ağrısı oranı 18-30 yaş grubunda yüzde 70’e, 30-45 yaş aralığında ise yüzde 80’e kadar çıkıyor. Boyunda sensör ve yapay zeka ile takip Bu sorunlara dikkat çekmek ve çözüm üretmek amacıyla Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Destekli Tasarım ve Animasyon Programı Dr. Öğr. Üyesi Hakan Dalkılıç ile İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Dr. Öğr. Üyesi Oğuz Gora, ofis çalışanlarının ergonomik risklerini sensör ve YZ yardımıyla analiz edecek bir sistem üzerinde çalışıyor. Dr. Öğr. Üyesi Oğuz Gora, modern çalışma şartlarında ofis çalışanlarının hem psikososyal hem de ergonomik risklerle daha fazla karşı karşıya kaldığını belirterek şunları vurguluyor: "Bu proje ile ofis ortamlarında çalışan bireylerin karşılaştığı ergonomik riskleri incelemeyi hedefliyoruz. Öncelikle çalışanların maruz kaldığı kas-iskelet sistemi risklerini tespit etmeye karar verdik. Bu amaçla ofis çalışanlarının boynuna yerleştirilen sensör sayesinde gün içindeki hareketlerini kayıt altına alacak bir sistem kurduk. Yapay zeka algoritmalarıyla çalışanların maruz kaldığı riskleri analiz ederek gelecekte riskli çalışma şartlarına maruz kalıp kalmadıklarını öngörmeyi amaçlıyoruz." Giyilebilir teknolojiyle ergonomi analizi Dr. Öğr. Üyesi Hakan Dalkılıç ise projede kullanılan teknolojinin nesnelerin interneti ve YZ temelli olduğunu belirterek, "Giyilebilir bir cihaz aracılığıyla ofis çalışanlarının ergonomik risk durumlarını tespit etmeyi amaçlıyoruz. Böylece çalışanların duruşları tespit edilerek sağlık görevlileri bu bilgileri bilgisayar ortamında inceleyebilecek ve çalışanların sağlık sorunlarının önüne geçilmesine katkı sağlanabilecek" dedi. Akademisyenler, geliştirilen sistemin ilerleyen süreçte ofis çalışanlarının çalışma alışkanlıklarını iyileştirmeye ve iş yerlerinde daha sağlıklı çalışma ortamları oluşturulmasına katkı sağlamasını hedefliyor.
14 Mart 2026 Cumartesi - 21:53 Bursa’da gençler bilimle buluştu Toplumda bilimsel farkındalığı artırmak ve çocukların erken yaşta bilimle tanışmasını sağlamak amacıyla hareket eden Bursa Büyükşehir Belediyesi, önemli bir etkinliğe daha imza attı. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlenen ‘Bilim ve Teknoloji Şöleni’, yüzlerce öğrenciyi bir araya getirerek festival havasında geçti. 8-14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası kapsamında ikinci kez gerçekleştirilen etkinlik, bilim ve teknoloji meraklısı çocuklar ve gençler tarafından yoğun ilgi gördü. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de etkinlik alanındaki atölyeleri ziyaret ederek öğrencilerle birlikte bilim yolculuğuna çıktı. Çocuklar, aileleriyle birlikte gün boyu çeşitli atölyelere katılarak hem eğlendi hem öğrendi. Sanal gerçeklik (VR) deneyimlerinden havacılık teknolojilerine, ahşap atölyesi uygulamalarından bilim şovlarına kadar pek çok etkinlikte yer alan öğrenciler, bilgi yarışmaları ve oyun alanlarıyla becerilerini sergiledi. Gün, Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası’nın konseri ile taçlandı. Günümüzde bilimin her zamankinden daha fazla önem kazandığını ve her gün yeni bir teknolojik gelişmeyle karşılaştıklarını söyleyen Başkan Bozbey, "Çocuklarımızın bu hızlı çağa uyum sağlaması ve geleceğe hazırlanması bizim için çok önemli. Bu tür etkinliklerle çocuklar yeni ilgi alanları keşfediyor, paylaşmayı ve dayanışmayı öğreniyor. Aileler de çocuklarıyla birlikte oyun ve atölye çalışmalarına katılarak iletişim becerilerini güçlendiriyor" dedi. Etkinlik sonunda katılımcılar, yeni bilgiler ve unutulmaz hatıralarla alandan ayrılarak Başkan Bozbey ve emeği geçenlere teşekkür etti.
14 Mart 2026 Cumartesi - 12:05 TEKNOFEST’in Türkiye ikincisi Gelidonya, Norveç’te Türkiye’yi temsil edecek TEKNOFEST 2025’te insansız deniz aracı kategorisinde Türkiye ikincisi olan Gelidonya İDA Takımı, Norveç’in Trondheim şehrinde düzenlenen NJORD Autonomous Ship Challenge yarışmasında Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Gelidonya İDA Takımı, Norveç’te düzenlenen NJORD Autonomous Ship Challenge yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek. Yerli ve milli teknolojiler geliştirme hedefiyle Elazığ Deneyap atölyelerinde çalışmalarını sürdüren Gelidonya Takımı, daha önce TEKNOFEST kapsamında düzenlenen İnsansız Deniz Aracı Yarışması’nda 2025 yılında Türkiye ikinciliği elde ederek önemli bir başarıya imza atmıştı. Norveç’te gerçekleştirilecek olan bu prestijli yarışmada yer alacak Gelidonya Takımı, geliştirdikleri insansız su üstü araçlarıyla hem mühendislik kabiliyetlerini sergilemeyi hem de Türkiye’nin savunma ve denizcilik teknolojilerindeki potansiyelini Avrupa’da göstermeyi hedefliyor. "Ülkemizi hem ulusal hem de uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmenin gayreti içerisindeyiz" Yarışmada Türkiye’yi temsil etmekten hem mutlu hem gururlu olduklarını ifade eden Takım Kaptanı Yunus Emre Güler, "Geçen sene ekibimizle Teknofest Malivatan çerçevesinde insansız deniz aracı kategorisinde ikincilik derecesi elde ettik. Bu başarıyla yetinmek istemedik, bu sene ülkemizi uluslararası alanda temsil etmek için Norveç’te düzenlenecek olan New York Challenge yarışmasına başvurumuzu yaptık. Ön başvuru ve rapor aşamasının ardından yarışmada ülkemizi temsil etmeye hak kazandık. İnşallah ekibimizle birlikte ülkemizi yarışmada da en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyoruz. Milli teknoloji hamlesi idealinde çalışmalarımızı sürdüreceğimizi düşünüyoruz. En büyük destekçilerimiz olan başta kendi aileme, ardından arkadaşlarımın ailelerine çok teşekkür ediyorum. Bu yolda benimle birlikte emek veren tüm ekip arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum. Biz gençler olarak elimizden gelen tüm gayreti ve çabayı gösteriyoruz. Ülkemizi hem ulusal hem de uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmenin gayreti içerisindeyiz. Hem milletimizin teknolojiye olan ilgisini, hem de devletimizin bu alanda yapmış olduğu yatırım ve desteği çok iyi biliyoruz. Daha iyisini de göstereceğiz inşallah. Tüm devletimizin ve milletimizin hem dualarını hem de desteğini bekliyoruz" dedi. "Barbaros Hayrettin Paşa’nın, denizlere hakim olan cihana hakim olur sözünden ilham alarak çıktığımız bu yolda milletimizin gururunu yaşıyoruz" TEKNOFEST 2025’te insansız deniz aracı kategorisinde Türkiye ikincisi olduklarını hatırlatan Mustafa İsa Oruçtutan ise "Akımımızda donanım, mekanik ve yazılım ekibinden sorumluyum. Bu sene TEKNOFEST 2 bin 25 yarışmasında insansız deniz aracı kategorisinde Türkiye ikincisi olduk. Barbaros Hayrettin Paşa’nın, denizlere hakim olan cihana hakim olur sözünden ilham alarak çıktığımız bu yolda milletimizin gururunu yaşıyoruz. Norveç’in Trondheim şehrinde düzenlenen ve üst seviye bir yarışma olan New York Challenge, otonom yüzey aracı yarışmasına başvurduk. Rapor aşamasının ardından bize kabul maili geldi ve yarışmaya katılmaya hak kazandık. Bu yarışmanın, bizim bu uğurda geliştirdiğimiz sistemleri uluslararası arenada nasıl temsil edeceğimizin bir göstergesi olacağını düşünüyorum. Ekip arkadaşlarımın ve ailelerimizin destekleriyle inşallah dereceye girip döneceğiz" şeklinde konuştu.
Tarihin tozlu sayfalarından çıkan formül, modern laboratuvarda yeniden hayat buluyor
07 Nisan 2025 Pazartesi - 13:32 Tarihin tozlu sayfalarından çıkan formül, modern laboratuvarda yeniden hayat buluyor Aydın’da Ege Bölgesi’nin endemik bitkileri ile yaptığı doğal bilimsel formülasyonlarl adından söz ettiren ve ADÜ Teknokent’te sürdürdüğü çalışmaları ile 18 ayrı patente sahip olan Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, Büyük İskender’den günümüze uzanan ve unutulmaya yüz tutan asırlık şifa sırlarını ortaya çıkarmaya çalıştıklarını belirtti. İnsanlığın var oluşundan bu yana bir çok medeniyete ev sahipliği yapan ve üzerinde 23 antik kenti barındıran Karya Medeniyeti’nin varlığını sürdürdüğü Aydın’da çalışmalarını sürdüren Karya Farma HBX Ar-Ge, 23 antik kentin tarihinde saklı kadim bilgiler ve eski metotları kullanarak şifa formülleri oluşturduklarını ileri sürdü. Çalışmalarında elde edip patentini aldıkları ürünleri antik bilgilerle sentezleyerek elde ettiklerini kaydeden Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık "Binlerce yıl önce Kraliçe Ada’nın Büyük İskender’e emanet ettiği ezoterik öğretileri, bugün modern bilimin ışığında şifa formülüne dönüştürme gayreti ile çalışıyoruz. Çok ciddi yol aldık. Tarihin izlerinden kopmadan tıp dünyasının dikkatini çekmeyi başardık" dedi. "Bir kraliçenin emaneti, bir komutanın mirası olarak görüyoruz" Çalışmalarında, M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in Halikarnassos seferi sırasında Kraliçe Ada tarafından evlat edinilmesi olayını incelediklerini ve burada sağlıkla ilgili gizemli bilgilerin de yer aldığını kaydeden Başlık, "Karya’nın 23 kentinde nesilden nesile aktarılan iksir (ilaç) formülleri, taş kodları ve bitkisel uygulamaları nadir kişiler tarafından bilinir. Karya Farma Ar-Ge ekibi, bu gizemli bilgileri modern biyoteknoloji ile yorumlayarak bir formülasyon geliştirdi. İçeriğinde zeytin yaprağı, incir özü, propolis, yılan balığı lipidleri ve frekans bazlı enerji aktarımı bulunan bu formülasyon; kanser, bağışıklık hastalıkları, cilt rahatsızlıkları gibi birçok alanda umut vadediyor. Özellikle yılan balığının rejeneratif özellikleri, Karyalıların ‘ölümsüzlük taşıyıcısı’ dediği geleneksel bilgisini bilimsel verilerle destekliyor. Bu bilgiler, Karya Farma’nın laboratuvarlarında bilimsel metotlarla analiz edilerek sentezlendi. Bölgemizde bulunan antik kentler sadece arkeolojik alanlar değil, aynı zamanda moleküler hafızanın saklandığı şifa kodları olarak görüyoruz" diyerek ortaya çıkan formülün yalnızca modern tıbbın değil, geçmişin kadim sırlarının da bir yansıması olduğunu kaydetti.
Kepez’de teknoloji seferberliği
07 Nisan 2025 Pazartesi - 12:19 Kepez’de teknoloji seferberliği Antalya Bilim Merkezi, robotik kodlama atölyesi ile katılımcılarını yeni uygulamalarla tanıştırıyor. Antalya’nın Kepez Belediyesi’nin çatısı altında hizmet veren Antalya Bilim Merkezi’nde, lise ve üniversite düzeyindeki yapay zeka, yazılım, robotik kodlama gibi teknoloji bilgileri, 7-14 yaş grubuna uygulamalı olarak öğretiliyor. Merkezin en fazla katılım sağlanan robotik kodlama atölyesinde, Tinkercad ile 3D modelleme yapılarak dijital tasarım becerileri kazandırılmaya başlanıyor. Mobil uygulama yapımı gösterilen atölyede ise Tinkercad ile 3D matrix tasarımı, matrix dijital evren, elektronik devre tasarımı ve mBot ile elektronik programlama başlıklarında yeni çalışmalar öğretiliyor. Teneffüslere çıkmıyorlar Öğrencilere geleceğin mühendisleri olmayı hayal ettiren atölye müdavimlerinin, Türkiye’nin teknolojik gelişimine katkı sağlayabileceği öngörülüyor. Ara tatil ve yaz tatillerindeki birer haftalık kamp çalışmalarında teneffüse çıkmak yerine atölyedeki uğraşlarına devam etmeyi tercih eden kodlama öğrencileri, öğrendiklerini günlük hayatta kullanabilmek için pratik yapıyor. Teknolojiyle büyüyen nesiller Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, çocukların erken yaşta teknolojiyle tanışmalarını istediklerini belirterek, genç yaşta kodlama ve robotik eğitiminin gelecekteki başarıların temelini oluşturacağını vurguladı. Ayrıca, Antalya Bilim Merkezi’nin bu süreci destekleyerek teknoloji alanında yeni nesillerin yetişmesine katkı sağladığını ifade etti. Düşünme becerisi Antalya Bilim Merkezi Elektrik-Elektronik Mühendisi Murat Bahar da, "Öğrencilerimin ders saatleri dışında bile atölyelerde projeler yapmak için sabırsızlanmaları ve sürekli yeni fikirler üretmek istemeleri bizi de heyecanlandırıyor. Bu heyecan ve merak, çocukların farklı düşünme, problem çözme ve mühendislik becerilerini geliştirmelerine büyük katkı sağlıyor" dedi.
Kodlama köye girdi: Öğretmen öğrendi, öğrenciler üretti
07 Nisan 2025 Pazartesi - 09:13 Kodlama köye girdi: Öğretmen öğrendi, öğrenciler üretti Ağrı’nın Tutak ilçesine bağlı Dağlıca köyünde görev yapan sınıf öğretmeni Eren Oruç, internet üzerinden öğrendiği robotik kodlama bilgisini öğrencilerine aktararak köy okulunu teknolojiyle buluşturuyor. Yaklaşık 12 yıl önce köye atanan Oruç, görev yaptığı süre boyunca köyün ve okulun fiziki şartlarını iyileştirmek için çeşitli çalışmalar yürüttü. Su sorununu sondajla çözen, okul çevresini tel örgülerle çeviren ve ağaçlandırma yapan öğretmen, öğrencilerin gelişimi için organik tarım faaliyetleri başlattı. Elde edilen gelirle robot setleri satın alan Oruç, sınıfını bir teknoloji atölyesine dönüştürdü. Öğrenciler, öğretmenlerinin desteğiyle temel elektronik devrelerden robotik sistemlere kadar pek çok alanda uygulamalı eğitim alıyor. Oruç, robotik kodlama alanındaki bilgilerini internet üzerinden aldığı eğitimlerle geliştirdiğini ve bu bilgileri öğrencilere aktardığını belirtti. "O sabah hayatım değişti" Köyde kalma kararını öğrencilerinin sevgisiyle aldığını belirten Oruç, "Bir sabah lojmanın kapısı çaldı, açtım kimse yoktu. Tam kapıyı kapatacakken merdivenlerin papatyalarla süslendiğini gördüm. Sonra çocuklar koşup bana sarıldılar. O gün burada kalmam gerektiğine karar verdim" ifadelerini kullandı. Robotlar, organik tarımdan Oruç, okulun fiziki şartlarını iyileştirmenin ardından robotik kodlama eğitimlerine yöneldiğini belirterek, "Sondajla su sorununu çözdük. Daha sonra tel örgü çektik, ağaçlandırma yaptık. Organik tarımdan gelir elde ettik ve bu gelirle robot setleri aldık" dedi. "Günümüz artık teknoloji çağı" Robotik kodlamayı internet üzerinden öğrendiğini, öğrencilerine bu alanda uygulamalı eğitimler verdiğini belirten Oruç, "8 robotumuz var. Engelden kaçan, arama-kurtarma yapan robotlarımız mevcut. Çocuklarımız yazılıma dokunuyor, robotları çalıştırıyor. Üniversitede bu eğitimi almadım, hâlâ internet üzerinden öğrenmeye devam ediyorum" diye konuştu. Okulu daha cazip hale getirmek için müzik köşeleri ve renkli sınıflar oluşturduklarını da anlatan Oruç, çocukların okulu evleri gibi benimsemelerini istediğini belirterek, "Ben okulun sadece bir eğitim yeri değil, aynı zamanda bir yaşam alanı olmasını istiyorum. Buradan geleceğin mühendisleri çıkabilir" dedi.
Bilim Merkezi’ni 100 bini aşkın bilim meraklısı ziyaret etti
05 Nisan 2025 Cumartesi - 13:35 Bilim Merkezi’ni 100 bini aşkın bilim meraklısı ziyaret etti Trabzon Büyükşehir Belediyesi Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi, yenilikçi sergileri, eğitim atölyeleri ve simülasyon sistemleriyle Trabzon’un bilim ve teknoloji alanındaki gelişimine öncülük ediyor. Kısa sürede büyük ilgi gören merkezi 109 bin 781 bilim meraklısı ziyaret etti. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi, bilimi eğlenceli ve ilgi çekici bir deneyime dönüştürerek her yaştan ziyaretçiye keşfetme, öğrenme ve bilimsel merakı teşvik etme imkanı sunuyor. 21 Kasım 2023’te açılan merkez, kısa sürede büyük ilgi görerek on binlerce bilimseveri ağırladı. Atölye bölümü 31 bin 1 ziyaretçiyle el becerilerini geliştiren deneyler yapma fırsatı sunarken, planetaryum bölümü 38 bin 409 kişiye uzayın gizemlerini keşfetme imkanı tanıdı. Sergi salonu ise 40 bin 371 ziyaretçiyle en yoğun ilgi gören alan oldu. Toplamda 109 bin 781 bilim meraklısının ziyaret ettiği Bilim Merkezi, deneyerek öğrenme modeliyle özellikle öğrencilerin fen bilimlerine olan ilgisini artırıyor. Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, "Bilim Merkezimiz, açıldığı günden bu yana gösterilen yoğun ilgiyle Trabzon’un bilim ve eğitim alanındaki yıldızı haline geldi. 100 bini aşkın ziyaretçi sayısı, bu projenin ne kadar doğru ve anlamlı olduğunu gösteriyor. Bilim Merkezi’ni gezen her yaştan ziyaretçimizin gözlerindeki o ışıltı, emeklerimizin karşılığını almak için yeterli. Trabzon halkına ve tüm bilim meraklılarına teşekkür ediyoruz" denildi.
Anadolu Üniversitesinden yenilikçi ürün geliştirme için BAP çağrısı
04 Nisan 2025 Cuma - 15:24 Anadolu Üniversitesinden yenilikçi ürün geliştirme için BAP çağrısı Anadolu Üniversitesi, kozmetik, gıda takviyesi ve sporcu ürünleri alanında yenilikçi formülasyon tasarımı ve üretimine yönelik Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) çağrısını duyurdu. Çağrıyla bilimsel araştırmalara dayalı olarak geliştirilecek yeni nesil ürünlerin tasarlanması ve üretimi hedefleniyor. Kozmetik, gıda takviyesi ve sporcu ürünleri sektörleri, sağlıklı yaşam bilincinin artmasıyla birlikte büyük bir dönüşüm geçiriyor. Bu alanlarda sürdürülebilir, biyouyumlu ve yüksek etkinlik gösteren ürünlerin geliştirilmesi, çağrının temel hedefleri arasında yer alıyor. Proje kapsamında, biyoteknoloji, nanoteknoloji ve doğal bileşenler gibi yenilikçi bilimsel yaklaşımlar ön planda olacak. BAP çağrısı çerçevesinde fonksiyonel bileşenler, biyoteknolojik ve nanoteknolojik yaklaşımlar, sağlık ve güvenlik analizleri, çevre dostu üretim teknikleri ve sporcu beslenmesine yönelik çalışmalar desteklenecek. Özellikle güvenli ve etkin bileşenlerle formüle edilen yenilikçi ürünlerin geliştirilmesi teşvik edilecek. Başvuru süreci ve bütçe detayları Proje başvuruları 2 Haziran 2025 tarihine kadar kabul edilecek. Desteklenecek projeler için maksimum 1.500.000 TL bütçe ayrılırken, proje süresi en fazla 18 ay olarak belirlendi. Başvuruların değerlendirilmesi için bilimsel çıktı şartı da getirildi. Proje kapsamında en az iki adet Q1 makale, bir patent veya ticarileştirilebilir bir ürün prototipinin tamamlanması gerekecek. Multidisipliner araştırmaları teşvik ederek Türkiye’nin küresel pazardaki rekabet gücünü artırmayı ve bilim temelli yenilikçi çözümler üretmeyi amaçlayan çağrı ile ilgili ayrıntılı bilgi Anadolu Üniversitesi’nin BAP projesi ile alakalı internet adresinde yer alıyor.
Kuantum bilgisayarlar ’kolaylıkla’ geliyor
04 Nisan 2025 Cuma - 13:19 Kuantum bilgisayarlar ’kolaylıkla’ geliyor Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, verileri daha hızlı işleme kapasitesi ile bilinen kuantum bilgisayarların iş hayatında daha fazla kullanılmaya başlanacağını söyleyerek, "Kuantum bilgisayarlar ile belki de 1 ayda ya da 2 ayda yapacağınız bir işlevi artık 1-2 günde hatta bazen saatler seviyesinde sürede yapabiliyoruz" dedi. Kuantum bilgisayarlarla işlemlerin çok daha rahat bir şekilde yapılabileceğini söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, "Kuantum bilgisayarlar bilinen bilgisayarlara göre daha hızlı bir şekilde işleme kapasitesine sahip bilgisayarlardır. Tabii ki verinin artmasıyla birlikte hepimizin bildiği üzere hem internetin güçlenmesi hem verinin artması hem de yapay zekanın da gündeme gelmesiyle birlikte veri işleme hızına ihtiyaç duymamızdan dolayı daha güçlü bilgisayarlara ihtiyaç oldu. Bu sebeple de bilindik sürücülere, serverlara göre daha da hızlı işlem yapabilecek belki de bin katı 10 bin katı kapasitede bilgisayarlar ortaya çıktı. Eskiden belki de 1 ayda ya da 2 ayda yapacağınız bir işlevi artık 1-2 günde hatta bazen saatler seviyesinde sürede yapabiliyoruz. Bu en büyük avantajı yani bir veriye ulaşmak İstediğiniz zaman, bir veri analizi yapmak istediğimiz zaman haliyle çok daha rahat bir şekilde bu işlemleri yapabiliyoruz. Bu en büyük avantaj olarak karşımıza çıkıyor. Dezavantaj olarak da 2 dezavantajından bahsedebiliriz. Birinci dezavantajı, haliyle bu kadar hızlı bir şekilde veriye ulaşmak istemek ya da bir sorunun cevabını bulabilmek bir güvenlik açığını da ortaya çıkarabiliyor. Eskiden hackerlar verileri ya da bir şifreyi kırmak istedikleri zaman brute force yöntemiyle yani sözlükteki kelimeleri bir araya getirerek tahmin şeklinde o şifreye ulaşabiliyorlardı ve bu günlerce sürebiliyordu. Tabii ki bu tarz bilgisayarların çıkmasıyla birlikte daha kısa sürede bu şifre elde edilebiliyor. Yani içinde harf, rakam, işaret dahi olsa milyonlarca milyarlarca denemeyi çok kısa süre içerisinde yapabiliyor. Bu da haliyle bir güvenlik zafiyeti ortaya çıkarıyor" dedi. Topuzoğlu, ilerleyen günlerde kuantum bilgisayarların iş hayatında daha fazla kullanılacağını söyleyerek, "Diğer dezavantajı ise haliyle İnternetin de hızlı olması gerekiyor. İnternetin hızlı olmadığı ortamda bu bilgisayarları çok verimli bir şekilde kullanamıyorsunuz. O yüzden de yeni yeni internet hızlarında 5G, 5.5G, 6G derken ortaya çıkmasa da sebebiyet veriyor. Türkiye’de Savunma Sanayi Başkanlığı, TOBB Üniversitesi, Aselsan gibi kurumlar kuantum bilgisayarları kullanıyor. Tabii ki orada da çok yoğun iş olduğu için veri üzerine ya da kullanılması gereken hesaplamalar ve benzeri işlemlerle ilgili çok büyük işini kolaylaştırıyor. Aynı şekilde üniversitede de bildiğiniz üzere akademik çalışmalar diğer konulardaki araştırma alanında daha hızlı yapılması sağlanmış oluyor. İleride her bilgisayar belki de bir kuantum bilgisayara dönüşecek. Nasıl ki bundan biz 20 yıl önce 386-486 bilgisayarları kullanırken i5 serisine geçildiği zaman çok sevindiysek ya da çok daha hızlı bir şekilde işlem yapabilir hale geldiysek önümüzdeki günlerde de tahmin ediyorum ki kuantum bilgisayarlar iş hayatı içinde daha fazla kullanılmaya başlayacak" ifadelerini kullandı.
CW Enerji’den firmalara GES ile ekonomik ve çevresel avantaj
04 Nisan 2025 Cuma - 12:01 CW Enerji’den firmalara GES ile ekonomik ve çevresel avantaj CW Enerji, Bursa’da faaliyet gösteren bir firmanın çatısını güneş panelleriyle donatarak sürdürülebilir enerjiye katkı sağladı. Kurulumu tamamlanan 1387,75 kWp gücündeki güneş enerji santrali sayesinde yılda yaklaşık 110 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşdeğer 728 bin 674 kg karbondioksit salınımı önlenecek. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, güneş enerji santrallerinin firmalara sağladığı avantajlara dikkat çekerek, "Güneş enerji santralleri, firmalar için çevreci ve ekonomik bir çözüm sunuyor. Bu sistemler enerji maliyetlerini düşürmenin yanı sıra sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada da büyük katkı sağlıyor. GES yatırımlarıyla firmalar, kendi enerjilerini üreterek dışa bağımlılıklarını azaltabiliyor ve elektrik giderlerinde ciddi tasarruf elde edebiliyor. Ayrıca, karbon ayak izlerini düşürerek çevreye duyarlı bir üretim süreci gerçekleştirme imkânı buluyor" dedi. "Yüksek verimlilik ve dayanıklılık sunuyoruz" Yılmaz, CW Enerji olarak ürettikleri yüksek verimli ve dayanıklı güneş panelleriyle firmalara en iyi çözümleri sunduklarını belirterek, "AR-GE çalışmalarımızla her geçen gün verimliliği artırarak işletmelerin daha fazla tasarruf yapmasına katkı sağlıyoruz. Bu doğrultuda Bursa’da yeni bir projeyi daha hayata geçirdik. Kurulan güneş enerji santrali sayesinde karbon salınımı önemli ölçüde azaltılacak" diye konuştu. Sürdürülebilir geleceğe yönelik bir adım daha attıkları için mutlu olduklarını belirten Yılmaz, güneş enerjisi alanındaki yatırımlarıyla firmalara ekonomik ve çevresel fayda sağlamaya devam edeceklerini ifade etti.
Şırnak’ta elektrikte kayıp-kaçak oranı yüzde 29’a düştü
04 Nisan 2025 Cuma - 10:16 Şırnak’ta elektrikte kayıp-kaçak oranı yüzde 29’a düştü Dicle Elektrik’in, 2013 yılında başlayan özelleşme sürecinden bu yana Şırnak’a yaptığı yaklaşık 5.5 milyar TL tutarındaki yatırımlar, kayıp-kaçak oranlarını rekor düzeyde düşürdü. Kent merkezinde 2016’da yüzde 72 seviyelerinde olan kayıp-kaçak oranı, 2024 sonu itibarıyla 3K alanlarında yüzde 29 seviyelerine düştü. Şirket, 2025 yılında yapacağı 1 milyar 80 milyon TL’lik yeni yatırımla bu başarıyı daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 6 ilde elektrik dağıtım hizmeti sunan Dicle Elektrik, Şırnak’ta gerçekleştirdiği teknoloji odaklı yatırımlarla hem enerji altyapısını güçlendiriyor hem de kayıp-kaçakla mücadelede önemli başarılar elde ediyor. Şirket, 2025 yılında Şırnak’a 1 milyar 80 milyon TL’lik yeni yatırım yaparak bu başarıyı daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Dicle Elektrik’in 2013 yılındaki özelleşme sürecinden bu yana Şırnak’a yaptığı yatırım miktarı yaklaşık 5.5 milyar TL’ye ulaşırken yalnızca 2024 yılında gerçekleştirilen yatırım miktarı 1.1 milyar TL oldu. Bu yatırımlar sayesinde, özellikle kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli olarak adlandırılan 3K alanlarında 2023 yılında yüzde 35 seviyelerinde olan kayıp-kaçak oranı, 2024 itibarıyla yüzde 29’a kadar düşürüldü. Geçtiğimiz yıl şirketin saha operasyonlarını yüzde 100 oranında artırması da bu başarıda belirleyici rol oynadı. Yüzde 72 seviyelerinden yüzde 29 seviyelerine Gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Şırnak İl Müdürü Rıdvan Çatır, 7 bin 203 kilometrekarelik bir alanda 579 bin nüfusa kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji sunma hedefiyle çalıştıklarını vurguladı. Çatır, "Yaptığımız teknoloji odaklı yatırımlar sayesinde Şırnak merkezde 2016’da yüzde 72 seviyelerinde olan kayıp-kaçak oranını 2024 sonu itibarıyla 3K alanlarında yüzde 29 seviyelerine kadar düşürmeyi başardık. Bu düşüş, sadece altyapı yatırımlarıyla değil, aynı zamanda saha operasyonlarımızı iki katına çıkarmamız ve şebekeye entegre ettiğimiz dijital dönüşüm projeleriyle mümkün oldu" dedi. Çatır, bölgenin enerji altyapısını dijitalleştirerek sadece kayıp-kaçakla değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir enerji geleceği için de mücadele ettiklerini işaret ederek, "Dijital dönüşüm projeleri ve yüksek teknoloji kullanımı sayesinde hem kayıt dışı kullanım azalıyor hem de müşteri memnuniyeti artıyor. Enerji kalitesini yükselten bu yatırımlarla şebekemizi her geçen gün daha güçlü hale getiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Türk profesörden bir ilk daha: Sarılık hastalığı tedavisi için fotonik sistem geliştirdi
04 Nisan 2025 Cuma - 09:36 Türk profesörden bir ilk daha: Sarılık hastalığı tedavisi için fotonik sistem geliştirdi Fırat Üniversitesinde görevli Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, yenidoğan bebeklerde sarılık hastalığının tedavisi için Dünya Sağlık Örgütü onaylı fotonik bir sistem geliştirdi. Bu sistem, bebeklerin hastaneye bağımlı kalmadan evde güvenli ve hızlı bir şekilde tedavi edilmesine imkan tanıyor. Fırat Üniversitesi (FÜ) Fen Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Fırat Teknokent’te faaliyet gösteren FYTRONİK Elektronik Teknolojileri AŞ’nin CEO’su Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, yenidoğan bebeklerde sıkça görülen sarılık hastalığının tedavisi için yenilikçi bir fotonik sistem geliştirdi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından onaylanan bu sistem, bebeklerin hastane ortamına bağımlı kalmadan, evde güvenli ve etkili bir şekilde tedavi edilmesine imkan tanıyor. Geliştirilen sistem, sarılık hastalığının kısa sürede tedavi edilmesini sağlayarak, yenidoğanların sağlığını korumayı hedefliyor. Ayrıca, hastane ortamında bebeklerin beslenmesi konusunda yaşanan zorlukları ortadan kaldırarak, evde tedavi ve beslenme sürecinin daha sağlıklı yürütülmesine katkı sağlıyor. Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, geliştirdiği sistem hakkında yaptığı açıklamada, "Bu yeni fotonik sistem, özellikle sarılık hastalığının tedavisinde kullanılmak üzere tasarlanmış bir cihazdır. Bilindiği gibi sarılık, yenidoğan bebeklerde sıkça karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Zamanında tedavi edilmediğinde ciddi problemlere yol açabilir. Özellikle erken doğan bebeklerde, kısa sürede tedavi edilmemesi durumunda beyin hasarı ve gelişim geriliği gibi riskler oluşabilir. Bu nedenle, sarılık hastalığının hızlı bir şekilde tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak hastane ortamında tedavi edilirken bebeğin beslenmesine yeterince dikkat edilemeyebilir. Bu nedenle, evde kullanılabilecek ve tedavi sürecini hızlandıracak bir fotonik sistem geliştirdik" dedi. ’’Üç farklı mod ve kontrollü tedavi süreci’’ Prof. Dr. Yakuphanoğlu, yeni sistemin mevcut tedavi yöntemlerinden farklı olduğuna dikkat çekerek, "Piyasada bulunan mevcut sistemler, yalnızca mavi ışık kullanarak sarılığı tedavi etmeye çalışmaktadır. Ancak bu yöntem, kontrolsüz uygulandığında yenidoğan sağlığı için risk oluşturabilir. Bizim geliştirdiğimiz fotonik sistem, DSÖ’nün belirlediği standartlara uygun, güvenli ve hızlı tedavi sağlayan bir teknolojiye sahiptir Sistem üç farklı modda çalışmaktadır. Bu cihaz, farklı zamanlarda ve farklı dozlarda tedavi sağlayarak, hastalığın en uygun şekilde iyileşmesini sağlıyor. Mevcut sistemlerden farklı olarak, tamamen kontrollü bir ışık tedavisi sunuyor ve hastanın güvenliğini ön planda tutuyor" şeklinde konuştu. "Bebekler evde güvenli bir şekilde tedavi edilebilecek" Geliştirilen sistemin seri üretime uygun olduğunu ve yatırımcılar için büyük bir fırsat sunduğunu belirten Yakuphanoğlu, "Ürettiğimiz bu cihazı bir yatırım projesine dönüştürdük. Herhangi bir firma, bu teknolojiyi satın alarak üretimini yapabilir ve kendi markasıyla piyasaya sürebilir. Biz, sistemi tüm teknik detaylarıyla yatırımcılara sunmaya hazırız. Firmaların yalnızca dış kasa tasarımını yaparak ürünü yerli bir ürün olarak pazara sunması mümkün. Bilindiği gibi böyle bir isim geliştirmiş olduğumuz sistem Dünya Sağlık Örgütü’nün istemiş olduğu standart değerlere sahip, hızlı tedavi yapabilen bir cihaz özelliğine sahiptir. Dolayısıyla siz böyle bir ürünü aldığınızda çocuğunuzu kolaylıkla evde tedavi edebilirsiniz. Böyle bir sistem özellikle bir battaniye şeklinde çocuğa sararak kolaylıkla evinizde hem çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde besleyerek, hem de hastalığını çok kolaylıkla giderebilirsiniz" diye konuştu.