Son Dakika
|
İran Devrim Muhafızları’ndan Hürmüz Boğazı açıklaması
Netanyahu’dan Trump’a kurtarma operasyonu tebriği
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürüyor: En az 5 kişi hayatını kaybetti
Antalya’da feci kaza: 2 kişi hayatını kaybetti
Trump: "İran’ın cehennemi yaşamasına 48 saat kaldı"
ABD'de ortalama benzin fiyatı 2022'den bu yana ilk kez 4 doların üzerinde
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, İstanbul’da
Kamyon dehşet saçtı: Yaşlı adam feci şekilde can verdi
Ankara’da özel halk otobüsü köprü direğine çarptı: 5 ölü, 15 yaralı
Van’da sabah saatlerinde 5.2'lik korkutan deprem!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
"Dur" ihtarına uymayıp 3 polisi darbeden alkollü sürücünün ceza belli oldu: Tam 646 bin lira
Zelenskiy: "Ukrayna, Suriye ve Türkiye'nin bir araya geldiği üçlü bir görüşme yapıldı"
ABD’de kayıp mürettebat operasyonu öncesi İran’ın "tuzak" kurduğu şüphesi
İran’dan düşürülen askeri uçakta ABD askerine ait vücut parçasının tespit edildiği iddiası
İran’dan İsrail füze saldırısı: 4 yaralı
Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Devlet Başkanı eş-Şara ile bir araya geldi
Dışişleri Bakanı Fidan, Suriyeli ve Ukraynalı mevkidaşları ile üçlü görüşme gerçekleştirdi
TEKNOLOJİ
Mercan Bilim Merkezi planetaryumu çocukları evrenle buluşturuyor
05 Nisan 2026 Pazar - 10:56:45
Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi bünyesindeki planetaryum, modern teknolojik altyapısı ve zengin içerikleriyle ziyaretçilerine evreni keşfetme fırsatı sunuyor. Açıldığı günden bu yana yaklaşık 195 bin kişiyi ağırlayan planetaryum, özellikle çocukların bilime olan ilgisini artıran önemli bir keşif alanı olarak öne çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mercan Bilim Merkezinde yer alan planetaryum, 120 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en geniş oturum alanına sahip planetaryumlardan biri olma özelliği taşıyor. Özel gereksinimli bireyler için ayrılmış alanların da bulunduğu planetaryumda düzenli film gösterimleri yapılırken, aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanılıyor. Gezegenler, yıldızlar ve uzay temalı içeriklerin yanı sıra iklim, çevre ve doğa konularını ele alan filmlerin de yer aldığı planetaryum, okul öncesi gruplardan yetişkinlere kadar her yaşa hitap ediyor. İngilizce dil destekli içeriklerin de bulunduğu merkez, çevre illerden gelen ziyaretçilerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor. "Planetaryumda bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde görev yapan Astronom, Planetaryum ve Bilim İletişimcisi Merve Oylum, planetaryumun açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gördüğünü belirterek, "Burada düzenli film gösterimleri yapıyoruz. Aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanıyoruz. Gezegenler, yıldızlar, uzayın yanı sıra iklim, çevre ve doğa temalı filmlerimiz bulunuyor. Okul öncesinden yetişkinlere kadar her yaşa yönelik içeriklerimiz var. Bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" dedi. Planetaryumda çocukların bilimin ışığında evrenin derinliklerine unutulmaz bir yolculuğa çıktığını ifade eden Oylum, "Mercan Planetaryum merak uyandırıyor, hayal gücünü besliyor ve bilime yönelik güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Ziyaretçilerimiz buradan memnuniyetle ayrılıyor. Evreni keşfetmek isteyen herkesi bekliyoruz" diye konuştu. Çocuklar bilimin ışığında bir gün geçirdi Mercan Bilim Merkezini ilk kez ziyaret ettiğini söyleyen Azra Uzun ise planetaryum deneyiminin kendisi için çok etkileyici olduğunu belirterek, "Bir sürü şey öğrendim. Gezimizin sonunda planetaryuma girdik. Kocaman bir gökyüzü gibiydi. Mars, Jüpiter ve Dünya’yı gördük. Sanki uzayın içindeydik" ifadelerini kullandı. Hira Tuana Aydın da merkezde elektrik tasarrufu, atık ayrıştırma ve hava kirliliği konularında bilgi edindiklerini belirterek planetaryumda izledikleri filmin kendisini çok etkilediğini söyledi. Deniz Atar ise Fen Bilimleri dersinde öğrendikleri konuları planetaryumda izledikleri filmle daha iyi kavradıklarını ifade ederek, "Filmin içindeymiş gibi hissettik. Hem eğlenceli hem öğreticiydi" dedi.
05 Nisan 2026 Pazar - 10:52
Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X Takımı Türkiye Finallerinde
Muğla Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X takımı Türkiye Uzay Ajansı tarafından "Astro Hackathon 2026" yarışmasında il birincisi olarak Türkiye Finallerine katılma hakkı kazandı. Muğla’da TUA Astro Hackathon başarıyla gerçekleştirildi. TUA Astro Hackathon’da gençler; bilim, teknoloji ve hayal gücünü bir araya getirerek 2 gün boyunca süren yarışmalarda sınırları zorlayıp, geleceğin dünyasına bugünden yön verecek projeler ortaya koydu. Takım ruhu, üretim kültürü ve keşfetme heyecanının ön plana çıktığı bu güçlü deneyim; gençlerin potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Marmaris’te düzenlenen TUA Astro Hackathon Muğla yarışmasında birincilik elde eden ve ili Türkiye finallerinde temsil edecek olan Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X Takımı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Taner Şen, Okul Müdürü İbrahim Turgut, Müd. Yrd. Zafer Ersoy ile birlikte Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu’yu ziyaret etti. Göstermiş oldukları başarıdan dolayı öğrencileri tebrik eden Kaymakam Kumcu, TUA Astro Hackathon Türkiye Finallerinde başarılar diledi. Heyet daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürü Taner Şen’e ziyaret gerçekleştirdi. Şen, öğrencileri tebrik ederek, Türkiye Finallerinde başarılar diledi. Ayrıca hediye takdiminde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 14:40
İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla yayımlanan genelgeyle basın kartının sahada resmî kimlik olarak esas alınması netlik kazanırken, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak düzenlemeyi "Meslektaşlarımızın görevlerini daha hızlı ve etkin yapabilmesi adına önemli bir eşik" sözleriyle değerlendirdi. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle, basın kartlarının "resmi kimlik belgesi" olarak kabul edilmesine ilişkin uygulama netleştirildi. Buna göre, usulüne uygun basın kartını ibraz eden basın mensuplarından kolluk kuvvetlerince ayrıca kimlik belgesi talep edilmeyecek. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla 31 Mart 2026 tarihinde yayımlanan genelgede, basın kartının gazetecilerin mesleki faaliyetlerini yerine getirirken yetki ve kolaylık sağlayan önemli bir belge olduğuna dikkat çekildi. Genelgede, 13 Ekim 2022 tarihinde 5187 Sayılı Basın Kanunu’na eklenen hükümle basın kartının "resmi nitelikte bir kimlik belgesi" olduğunun açıkça düzenlendiği hatırlatıldı. Basın Kartı Yönetmeliği’nde de kartların tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilmesi gereken resmi kimlik belgesi olarak tanımlandığına işaret edilen yazıda, bu kapsamda sahadaki uygulamalarda birlik sağlanmasının amaçlandığı vurgulandı. Kimlik tespitinde tek belge olacak Genelgeye göre, geçerli basın kartını ibraz eden gazetecilerden kolluk birimleri tarafından ayrıca nüfus cüzdanı ya da farklı bir kimlik belgesi istenmeyecek. Düzenlemenin, özellikle sahada görev yapan basın mensuplarının iş akışını hızlandırması ve bürokratik engelleri azaltması bekleniyor. Denizli Gazeteciler Cemiyeti (DGC) Başkanı Özkan Tokmak, yayımlanan genelgeye ilişkin yaptığı açıklamada düzenlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek; "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi tarafından yayımlanan ve basın kartının sahada resmi kimlik olarak esas alınmasını teminat altına alan genelgeyi, Denizli Gazeteciler Cemiyeti olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Gazetecilik; hakikatin izini süren bir pusula, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan hayati bir köprüdür" dedi. Basın kartının uygulamada da güçlü bir kimlik belgesi olarak kabul edilmesinin önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Tokmak, düzenlemenin meslektaşların görevlerini daha hızlı ve etkin şekilde yerine getirmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sahada hız ve kolaylık sağlayacak Uygulamanın çok yönlü pozitif etkisi olacağını belirten Özkan Tokmak, "Atılan bu adım; basın mensuplarımızın yükünü hafifleten, sahadaki akışı hızlandıran ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini kolaylaştıran bir kapı aralamıştır. Güçlü ve ilkeli bir basının, toplumsal hafızayı diri tutan bir omurga olduğu gerçeğinden hareketle, bu yaklaşımı kıymetli buluyoruz" dedi. Denizli basını adına emeği geçenlere teşekkür eden Tokmak, uygulamanın sahada aynı hassasiyetle sürdürülmesi temennisinde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:20
Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"
SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Nisan 2026 Perşembe- 11:16
Menteşe Atatürk Turizm MTAL’de bilim rüzgarı
2
05 Nisan 2026 Pazar- 10:52
Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X Takımı Türkiye Finallerinde
3
05 Nisan 2026 Pazar- 10:56
Mercan Bilim Merkezi planetaryumu çocukları evrenle buluşturuyor
4
02 Nisan 2026 Perşembe- 14:01
I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu
5
04 Nisan 2026 Cumartesi- 13:20
Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"
21 Mart 2024 Perşembe - 13:00
OEDAŞ haritalamada drona geçti
Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, enerji nakil hattı ve köy şebekeleri projelerinin arazi etüt çalışmalarında dron kullanmaya başladı. Arazideki tüm detayların havadan görüntülenmesi sayesinde normal şartlarda beş günde tamamlanan bir ölçüm daha az çalışan ve ekipmanla yalnızca bir günde gerçekleştiriliyor. OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, bu sayede yılda ortalama 20 olan enerji nakil hattı ve köy şebekesi yapım projesinin sayısını 100’e kadar çıkartmayı hedeflediklerini söyledi. Yalçın ayrıca yalnızca bu projeyle her yıl yaklaşık 200 ton emisyon azaltımı sağlayacaklarını ifade etti. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta elektrik dağıtım hizmeti sağlayan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), yaklaşık 50 bin metrekareye yayılan bölgenin her köşesine güvenli ve sürdürülebilir enerji arzı sağlamak için yaptığı çalışmalarına bir yenisini ekledi. Şirket buna göre elektrik enerjisinin uzak noktalara taşınmasını sağlayan enerji nakil hatları ile köy şebekeleri projelerinin arazi etüt çalışmalarında dron kullanmaya başladı. “Dron sayesinde daha detaylı haritalama yapabiliyoruz” OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, enerji nakil hatları ve köy şebekeleri projelerinde dron kullanmaya başlamalarının sebebini şöyle anlattı; “OEDAŞ olarak hizmet verdiğimiz 5 ilimizde yaklaşık 22 bin kilometre enerji nakil hattı, yaklaşık 13 bin kilometre de köy şebekesi bulunuyor. Bu zamana kadar her sene ortalama 20 proje ile şebekelerimizin uzunluğunu artırıp, hatlarımızı yenileyip, kapasitemizi artırdık ve daha verimli enerji arzı sağladık. Ancak bu çalışmaların proje yapım süreçlerindeki arazi etüt çalışmaları oldukça meşakkatli. Özellikle engebeli arazilerde, yerden yapılan ölçümlerde daha kısıtlı koordinat verisine sahip olabiliyorsunuz. İşte bu yeni projemizle birlikte artık saha etütlerini dronla gerçekleştiriyoruz. Böylece çok daha kapsamlı veriler elde edip, detaylı haritama yapabiliyoruz. Proje kapsamında 17 çalışma arkadaşımız eğitimlerini tamamlayıp sertifikalarını alarak çalışmalara başladı.” “Yılda 200 ton emisyon azaltımı sağlayacağız” Haritalama yaparken dron kullanımının zaman, verimlilik ve maliyet avantajı sağladığını ifade eden Yalçın, “Normal şartlarda 20 kilometrelik enerji nakil hattı en az üç yetkin personel, bir arazi aracı, bir mahalli ölçüm cihazı ile yaklaşık beş günde tamamlanabiliyor. Aynı ölçüm için drondan yararlandığımızda ise iki yetkin personel, bir arazi aracı ile yalnızca bir günde çalışmamızı gerçekleştirebiliyoruz. Bu sayede yılda yaklaşık 20 olan proje sayımızı 100 civarına çıkarmayı planlıyoruz” dedi. Yalçın ayrıca bu proje sayesinde karbon emisyonlarını yılda 200 ton civarı emisyon azaltımı sağlayarak, 150 ağacı kurtaracaklarına dikkat çekti. Dronlar, haritalama projelerinin yanı sıra ormanlık alan, engebeli arazi gibi zorlu bölgelerde arıza tespiti ile bakım ve onarım çalışmalarında da kullanılmaya devam edecek.
21 Mart 2024 Perşembe - 11:55
Oyun piyasasına yeni oyuncu
Türkiye ve Ortadoğu’nun en büyük oyun fuarı GİST’te başarı gösteren, uluslararası oyun sektörü konferanslarında da yüksek ilgi toplayan oyun ve yazılım stüdyosu olan Dragonflower Games, yeni projeleri Duplicate Dissolution ile piyasaya hızlı bir giriş yaptı. Duplicate Dissolution oyuncuların dijital kopyalarını kullanarak bir dizi bulmaca çözdüğü kısa bir birincil kişi bilmece oyunu olarak tanımlanıyor. Dragonflower Games’den yapılan açıklamada “Bu oyunla oyunculara kısa ama öz bir tecrübe sunmak istiyoruz. İlk oyunumuzun çıkışıyla birlikte çok heyecanlıyız ve oyun severlerin deneyimlerini paylaşmasını sabırsızlıkla bekliyoruz" denildi. Duplicate Dissolution’da oyuncular, ancak akılları ve kopyalarının gücüyle çözülecek bulmacalarla dolu bir yolculuğa çıkıyor. Tester programının en yeni oluşumu olan NULL’u kontrol ettiğiniz bu oyunda, simülasyonun el değmemiş, fütüristik ve esrarengiz odalarını keşfedecekler. Oyun boyunca hem kendi becerilerinizi hem de klonlarının yeteneklerini kullanarak engellerin üstesinden gelecekler. Oyuna ulaşmak için oyunun Steam sayfasını ziyaret etmeniz yeterli. Şirket şu anda konsol ve PC oyunlarına odaklanıyor. Şirket oyun geliştirme, asset üretimi ve oyunlaştırma hizmetlerini sunuyor. Portfolyolarında sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik projeleri bulunmakla beraber, Metaverse projeleri de mevcut.
21 Mart 2024 Perşembe - 11:02
Türkiye eve kadar fiberde Avrupa’da zirveye oynuyor
Fiber altyapı çalışmalarını aralıksız sürdürerek fiber ağ uzunluğunu 2023 yıl sonu itibariyle 437 bin kilometreye ulaştıran Türk Telekom’un yoğun faaliyetleriyle Türkiye, FTTH Council Europe’a göre eve kadar fiber erişim sayısında Avrupa’da ikinci sıraya yükseldi. Türkiye’de dijital dönüşüme öncülük edenlerden biri olan Türk Telekom, herkes için erişilebilir yüksek hızda internet için fiber altyapı yatırımlarını artırarak sürdürüyor. Türkiye’yi uçtan uca fiber ağlarla örerek fiber altyapı uzunluğunu 437 bin kilometreye ulaştıran şirket, FTTH/B (Eve kadar fiber) erişim sayısında Türkiye’yi Avrupa ülkeleri arasında ikinci sıraya taşıdı. FTTH Council Europe’un 20 Mart tarihinde Almanya Berlin’de açıkladığı Eylül 2023 tarihli FTTH/B Market Panorama in Europe raporuna göre; Türkiye FTTH/B verilerinde 18 milyon hane erişimi ile Avrupa’da Fransa’nın ardından ikinci sırada yer aldı. Herkes için erişilebilir ve yüksek hızda iletişim sunmak amacıyla Türkiye’yi uçtan uca fiber ağlarla ördüklerini belirten Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük ederken, sadece merkeze değil herkese hizmet anlayışıyla, ülkemizin her köşesindeki kullanıcıları yüksek hızda internetle buluşturmak için yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Yenilikçi çözümlerdeki öncü rolümüzle; bölgemizin teknoloji sağlayıcısı olmak ve Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerde dünyaya yön veren bir konuma taşımak hedefimizle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni nesil teknolojilerin ve 5G’nin olmazsa olmazı fiber altyapı için de gece gündüz çalışarak 81 ilimizin her noktasına fiber taşıyoruz. Türkiye’de 5G ve yeni nesil teknolojilerin verimli çalışmasına olanak sağlayacak fiber altyapı sürecini başarılı bir strateji ile emin adımlarla yürütüyoruz. FTTH Council Europe’un güncel raporu da bu konuda ne kadar kararlı olduğumuzu kanıtlıyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda lokomotif rol üstlendiklerini vurgulayan Ümit Önal, “Yeni dijital dünyanın gereksinim duyduğu hızlı ve kesintisiz iletişim hizmetini sunmak için Türkiye’nin en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar her köşesini fiber ağlarla örüyoruz. Fiber yatırımlarımızı her yıl artırarak, sadece kârlı değil karlı bölgelere ulaştırıyoruz. Türkiye’nin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Raporu 3. çeyrek verilerine göre 549 bin km’lik toplam fiber ağ uzunluğunun 427 bin km’sini Türk Telekom olarak tek başımıza tesis etmiş durumdayız. 2023 yıl sonu itibariyle fiber ağ uzunluğumuzu 437 bin km’ye çıkardık. Türkiye fiber altyapı konusunda Avrupa’nın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. FTTH Council Europe’un Eylül 2023 verilerine dayanarak hazırladığı rapora göre FTTH/B (Eve kadar fiber) erişim sayısında 18 milyon hane ile Avrupa’da ikinci ülke konumundayız. Aynı kurulun bir önceki raporunda üçüncü sırada yer alıyorduk. Bu kısa sürede ikinci sıraya yükselmemiz fiber altyapı konusunda ne kadar kararlı ve istikrarlı bir biçimde çalıştığımızın önemli bir göstergesi. Ayrıca, hem eve kadar fiber erişim artışında hem de abone artışında Avrupa’da ilk 5 ülke arasında yer almamız bizim adımıza gurur verici. Türkiye Yüzyılı’nda hayatın her noktasına değer katan çalışmalarımızla, istisnasız herkes için erişilebilir bir dijital gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz. Türk Telekom olarak, insanı merkeze alan yaklaşımımızla teknoloji birikimimizi doğru yatırımlarla güçlendirerek bu yolculuğa liderlik etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
20 Mart 2024 Çarşamba - 16:14
TÜBİTAK Başkanı Niğde’de akademisyenlerle buluştu
Niğde’de TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın katılımıyla TÜBİTAK Proje Destek Programları Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Yaklaşık bir ay önce Niğde’de katıldığı programda Niğde’ye bir bilim merkezi açılacağının müjdesini veren Mandal, bilim merkezinin kurulması protokolüne imza atmak için geldiği Niğde’de akademisyenlerle bir araya geldi. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen programda, Prof. Dr. Hasan Mandal akademisyenlere yönelik TÜBİTAK proje destek programları hakkında bilgilendirme sunumu yaptı, akademisyenlerin destek programlarına ilişkin sorularını yanıtladı. Mandal, "Niğde’de bilim merkezi kurmak için sözleşmenin altına imza atacağız. Buraya gelmişken sadece imza atıp gitmeyelim, hocalarımızla bir daha etkileşim sağlayalım istedik. Kısa zaman içinde buraya ikinci kez geliyorum. Misafirperverliklerinden dolayı Rektörümüze ve katılımlarından dolayı siz akademisyenlerimize teşekkür ederim" dedi.
20 Mart 2024 Çarşamba - 15:18
Coşkunöz Aerospace’e, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki havacılık zirvesinde yoğun ilgi
Coşkunöz Aerospace, havacılık sanayiinin dünya çapında öncü şirketlerini bir araya getiren Aerospace & Defense Supplier Summit’e katıldı. Coşkunöz Holding bünyesinde havacılık alanında faaliyet gösteren Coşkunöz Aerospace, dünyanın dört bir yanından havacılık sektöründeki uzmanlarının buluşma noktası olan Aerospace & Defense Supplier Summit’e katıldı. 12-14 Mart tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Seattle şehrinde sektörün öncü firmalarını bir araya getiren Aerospace & Defense Supplier Summit’te Coşkunöz Aerospace’in havacılık kabiliyetleri, dünyanın dört bir yanından katılan ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Şirket, 25’ten fazla ülkeden 700 firmanın katıldığı zirvede gövde, komponent, detay montaj, talaşlı imalat, sac sekillendirme, takım tasarımı ve imalatı gibi yetkinliklerini tanıttı. Global pazardaki ihtiyaçlara yönelik çalışmalarını sürdüren Coşkunöz Aerospace etkinlikte, Türkiye’ye katma değer sağlayacak yeni projeleri kısa ve orta vade yatırım paketleri ile hayata geçirmek için havacılık sektörünün önde gelen firmaları ile potansiyel iş birliği konularını görüştü. Coşkunöz Aerospace, Sabit Kanatlı ve Döner Kanatlı hava araçlarının yapısal gövde aksamlarının üretim ve montajlarının yanısıra, sistem ve alt sistem üretim ve entegrasyonları, tasarım ve mühendislik hizmetleri ile havacılık sektörlerindeki firmalara çözüm ortağı olarak hizmet veriyor. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde 33 bin metrekare alana sahip tesisinde yüksek standartlarda üretim yapan Coşkunöz Aerospace, sertifikalı uzman çalışanları, güçlü tasarım ve analiz kabiliyetleri, ileri düzey mühendislik ve ürün geliştirme-iyileştirme faaliyetleri gerçekleştiriyor.
20 Mart 2024 Çarşamba - 13:08
Dijital cüzdan devreye girecek
Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından düzenlenen “Blokzincir Teknolojisinin Bugünü ve Geleceği” adlı program gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Resul Kara’nın açılış konuşmalarıyla başlayan konferansın davetli konuşmacısı Dr. Taner Dursun, blokzincir teknolojisinin gelişimi, uygulama alanları ve TÜBİTAK faaliyetleri konularına değindi. Blokzincirinin kripto veya Bitcoin gibi alt başlıklara indirgenmemesini, blokzincirinin daha detaylı bir şekilde ele alınması gerektiğini vurgulayan Taner Dursun, bloksistemin amacının ortamı güvenli hale getirmek ve tıkanmış sistemi yeniden işlevsel hale getirmek olduğunu ifade etti. Dijital kimlikten de bahseden Dursun, bu alanda güven sorunu olduğunu söyleyerek blokzincirinin konuyla ilgili geliştireceği teknolojilerin oldukça fazla olduğunun altını çizdi. Gelecekteki projelerde dijital Türk Lirası sistemi üzerinde TÜBİTAK‘ın çalışmaları olduğunu dile getiren davetli konuşmacı dursun, birkaç blog sistemini de barındıran çalışmanın sürdüğünü sözlerine ekledi. 2030 yılına kadar, dünya ekonomisinde büyük bir rol oynayan kripto paraların, özel programlarla değil, bankalar vasıtasıyla dijital cüzdanı devreye sokup hesaplar arası tüm işlemleri daha güvenli hale getirecek bir çalışma olduğundan da söz eden Dr. Taner Dursun, katılımcılardan gelen soruları da yanıtladı. Program, Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Resul Kara’nın, Dr. Taner Dursun’a teşekkür belgesi takdim etmesiyle sona erdi.
20 Mart 2024 Çarşamba - 13:02
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı mezun olduğu okulunu ziyaret etti
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, memleketi Mersin’in Silifke ilçesinde mezun olduğu Atatürk Orta Okulunu ziyaret etti. Mezun olduğu sınıfta öğrencilerle birlikte fotoğraf çektiren Gezeravcı, burada akrabaları ve sınıf öğretmeni Mukaddes Karaca ile görüşüp, öğrencilerle sohbet etti.
20 Mart 2024 Çarşamba - 11:08
Oyun satın alımlarında yeni dönem “Alışgidiş”
Türk Telekom’un dijital oyun alışveriş platformu Playstore.com oyunculara istedikleri fakat bütçelerinin yeterli gelmediği oyunları Fibabanka ile yapılan iş birliği ile “Alışgidiş Kredisi” seçeneği sayesinde satın alma imkânı sunuyor. Türk Telekom, dijital oyun alışveriş platformu Playstore.com’da hayata geçirdiği yeniliklerle oyun ekosisteminde yeni bir dönem başlatıyor. Playstore.com, yeni eklenen Fibabanka’nın bir tüketici kredisi olan “Alışgidiş Kredisi” seçeneği sayesinde oyunseverlere dilediği oyunlara ödeme kolaylığı sunuyor. 24 aya kadar taksitle alınabilecek oyunlar için “Alışgidiş Kredisi’nde” alt sınır 250 TL olacak. Kullanıcılar tüm oyun satın alımlarında taksitlendirme yapabilecek. Ödeme seçeneklerine bir yenisini daha eklendi Playstore.com’un Fibabanka iş birliği ile sunduğu yeni ödeme kolaylığı alışveriş kredisi sayesinde oyunseverler, kredi kartı kullanmaya gerek duymadan ödeme ekranında “Alışgidiş Kredisi” seçeneğiyle taksitli ödeme imkânı elde ediyor. 24 aya kadar taksitle alınabilecek oyunlar için “Alışgidiş Kredisi’nde” alt sınır 250 TL olacak. Ayrıca dileyenler “Alışgidiş Kredisi’yle” Playstore.com cüzdan kodu alarak hesaba tanımlanan bonus ile bakiyelerini istedikleri gibi bölerek alışveriş yapma imkânına sahip oluyor. Türk Telekom ve Fibabanka müşterisi olmayan oyunseverler de bu kampanyadan faydalanabiliyor. Taksit seçenekleri mümkün Kullanıcılar, tüm satın alımlarda, kredi kartı, mobil ödeme ve Türk Telekom evde internet faturalarına ek 12 aya varan taksit imkânı gibi ödeme seçeneklerinden faydalanabiliyorken, “Alışgidiş Kredisi” sayesinde kredi kartsız 24 aya varan taksit seçeneğinden de yararlanarak binlerce oyun ve e-pin arasından dilediğini kolayca alabiliyor.
20 Mart 2024 Çarşamba - 10:04
‘Deniz marulu’ proteinli alternatif gıda olarak kullanılabilecek
İzmir’de lise öğrencilerinden oluşan bir ekip, ‘deniz marulunun et, tavuk, yumurta gibi kaynaklara karşı alternatif gıda olarak kullanılması’ üzerine bir proje geliştirdi. Geliştirilen proje ile deniz marulunun alternatif protein kaynağı olabilecek gıda olarak kullanılması, Türk mutfağında yer alması ve sağlıklı beslenmeye katkı sağlanması hedefleniyor. İklim değişikliklerine bağlı olarak yaşanabilecek küresel gıda krizine karşı, bireylerin protein ihtiyaçlarını çeşitli ürünlerden karşılayabilmesi adına araştırmacılar alternatif çözümler aramaya başladı. İzmir’de bir özel lisenin öğrencilerinden bu sorunun çözümü için bilimsel öneri geldi. Sürdürülebilir Kalkınma Gençlik Liderleri Eğitim Programı (SÜGEP) Akademisi tarafından verilen eğitimler sonrası bir projeye imza atan öğrenciler, uluslararası Çevrenin Genç Sözcüleri programı kapsamında projenin saha çalışmalarına başladı. Proje fikrine göre, İzmir Körfezi’nde popülasyonu kontrolsüz bir şekilde artan ve çevre sorunlarına sebep olan ‘deniz marulu’ olarak bilinen algler, toplanarak içerisindeki proteinden faydalanılacak. Bu sayede ‘deniz marulları’, karasal kaynaklara alternatif, ekolojik ayak izi oldukça düşük ancak protein açısından zengin bir gıda olacak. Projeye dair bilgiler aktaran Yaşar Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meneviş Uzbay Pirili, “İzmir’de çevre için çalışıyoruz, doğa için çalışıyoruz. Proje hem Türkiye’de hem de 16 Avrupa ülkesinde yürüyor. Gıda dünyada çok ciddi bir sorun. Gıda sıkıntımız olacak ama bunun da ötesinde bizim projemiz, mümkün olduğu kadar kırmızı et tüketimini azaltıp bunun yerine sebze ve deniz ürünleri kaynaklı alternatif protein ürünlerini koymak” dedi. Projenin önemine değinen Doç. Dr. Pirili, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu proje önemli çünkü birincisi kırmızı et üretimi sera gazı ve iklim krizine neden olan en önemli kaynaklardan biri. Sera gazlarının yüzde 14’ünden mesul. İkincisi ise büyükbaş hayvanları özellikle yetiştirmek için bizlere ayrılmış veya dünyada var olan tarım arazilerinin yüzde 50’sini hayvanları beslemek için kullanıyoruz.” “Deniz marulları proje sonunda belki Türk mutfağına uygun hale getirilecek” Projenin danışmanı ve SÜGEP Başkanı Umut Dilsiz ise “Burada amacımız gençleri, sürdürülebilirlikle ilgili konularda, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenmiş küresel sorunların çözümü için harekete geçirmek. Bu deniz marulları, proje sonunda belki Türk damak zevkine ve Türk mutfağına uygun hale getirilecek” ifadelerine yer verdi. Proje ekibini oluşturan gençlerden Defne Hanaylıoğlu, proje fikrinin nasıl ortaya çıktığını aktararak, “İklim değişikliğine bağlı olarak yaşanabilecek küresel gıda krizine karşı dirençlilik sağlamak için alternatif protein kaynaklarına yönelme gerekliliği var. 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 34 oranında artarak 9,1 milyara yaklaşacağı tahmin ediliyor. Yeryüzündeki kaynaklar ve gıda üretimi bugün bile dünya nüfusunun tamamını doyurmakta yetersiz kalabiliyorken, gelecekte insanlığı neler bekliyor? Kendimize bu soruları sorarak araştırmalar yaparken bu proje fikrini geliştirdik” şeklinde konuştu. “Deniz marulu İzmir Körfezi’nde bolca bulunuyor” Et, balık, süt ve yumurtanın insan beslenmesinde önemli protein kaynaklarından biri olduğunun altını çizen öğrenci Ecenaz Kumaş, “Hücrenin yapı taşlarını oluşturan proteinlerin gelecekteki alternatiflerinin neler olabileceğine yönelik araştırma yaptıklarını ve bu sayede Macro Alglere ulaştıklarını aktarırken, proje ekibinden diğer öğrenci Ada Yücel ise “Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde yaygın olarak kullanılan deniz yosunları, gelecekte öngörülen açlık tehlikesine karşı alternatif gıdalar listesinde yer alıyor. Halk arasında deniz marulu da bilinen ‘ulva lactucalar’ İzmir Körfezi’nde bolca bulunduğu için bu konuya odaklandık” diye konuştu. Erdem Çınar Dikbaş ise Ulva Lactuca’nın, kaliteli protein, yağ ve suda çözünür lif içeriğinin yanı sıra insan beslenmesinde de önem taşıyan demir, magnezyum, potasyum ve çinko gibi mineraller açısından zengin olduğunu söyledi. Ayrıca makroalglerin Roma döneminden itibaren insanlar tarafından gıda, gıda takviyesi ve ilaç olarak da kullanıldığının altını çizdi. Makroalglerin insan sağlığı için çok önemli inorganik ve organik maddeler olduğunu ifade eden İrem Aksu, ayrıca dikkate değer oranda vitamin K, vitamin E, ribofilavin, tiamin, niasin gibi vitaminleri de içerdiğini belirtti. “Gastronomi uzmanları tarafından ele alınması gereken bir konu” “Alglerin uygun şartlarda bir günde ağırlıklarının 2-3 katına çıkarabilmeleri, üretimlerinin kolay ve ekonomik olması, yan etkilerinin bulunmaması gibi nedenlerle gelecekte besin ihtiyacının karşılanmasında önemli bir kaynak olmaları mümkündür” diyen Ayşenur Kalım, “Asya’daki tüketim şekliyle dünyanın diğer ülkeleri tarafından pek kabul görmeyeceği gerçeği ile deniz yosunlarının toplumların damak tadına uygun yiyecek olarak hazırlanması, gastronomi uzmanları tarafından ele alınması gereken bir konudur” cümlelerini aktardı. “Şef eşliğinde gastronomi atölyesi yaparak deneyler yapmayı planlıyoruz” Proje sonunda elde etmek istedikleri sonuçlardan bahseden Defne Akın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şef eşliğinde gastronomi atölyesi yaparak, bazı deneyler yapmayı da planlıyoruz. Her şey yolunda giderse, belki sofralarımızda bu ürünleri görmeye başlarız.”
20 Mart 2024 Çarşamba - 09:59
‘Deniz marulu’ proteinli alternatif gıda olarak kullanılabilecek
İzmir’de lise öğrencilerinden oluşan bir ekip, ‘deniz marulunun et, tavuk, yumurta gibi kaynaklara karşı alternatif gıda olarak kullanılması’ üzerine bir proje geliştirdi. Geliştirilen proje ile deniz marulunun alternatif protein kaynağı olabilecek gıda olarak kullanılması, Türk mutfağında yer alması ve sağlıklı beslenmeye katkı sağlanması hedefleniyor. İklim değişikliklerine bağlı olarak yaşanabilecek küresel gıda krizine karşı, bireylerin protein ihtiyaçlarını çeşitli ürünlerden karşılayabilmesi adına araştırmacılar alternatif çözümler aramaya başladı. İzmir’de bir özel lisenin öğrencilerinden bu sorunun çözümü için bilimsel öneri geldi. Sürdürülebilir Kalkınma Gençlik Liderleri Eğitim Programı (SÜGEP) Akademisi tarafından verilen eğitimler sonrası bir projeye imza atan öğrenciler, uluslararası Çevrenin Genç Sözcüleri programı kapsamında projenin saha çalışmalarına başladı. Proje fikrine göre, İzmir Körfezi’nde popülasyonu kontrolsüz bir şekilde artan ve çevre sorunlarına sebep olan ‘deniz marulu’ olarak bilinen algler, toplanarak içerisindeki proteinden faydalanılacak. Bu sayede ‘deniz marulları’, karasal kaynaklara alternatif, ekolojik ayak izi oldukça düşük ancak protein açısından zengin bir gıda olacak. Projeye dair bilgiler aktaran Yaşar Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meneviş Uzbay Pirili, “İzmir’de çevre için çalışıyoruz, doğa için çalışıyoruz. Proje hem Türkiye’de hem de 16 Avrupa ülkesinde yürüyor. Gıda dünyada çok ciddi bir sorun. Gıda sıkıntımız olacak ama bunun da ötesinde bizim projemiz, mümkün olduğu kadar kırmızı et tüketimini azaltıp bunun yerine sebze ve deniz ürünleri kaynaklı alternatif protein ürünlerini koymak” dedi. Projenin önemine değinen Doç. Dr. Pirili, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu proje önemli çünkü birincisi kırmızı et üretimi sera gazı ve iklim krizine neden olan en önemli kaynaklardan biri. Sera gazlarının yüzde 14’ünden mesul. İkincisi ise büyükbaş hayvanları özellikle yetiştirmek için bizlere ayrılmış veya dünyada var olan tarım arazilerinin yüzde 50’sini hayvanları beslemek için kullanıyoruz.” “Deniz marulları proje sonunda belki Türk mutfağına uygun hale getirilecek” Projenin danışmanı ve SÜGEP Başkanı Umut Dilsiz ise “Burada amacımız gençleri, sürdürülebilirlikle ilgili konularda, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenmiş küresel sorunların çözümü için harekete geçirmek. Bu deniz marulları, proje sonunda belki Türk damak zevkine ve Türk mutfağına uygun hale getirilecek” ifadelerine yer verdi. Proje ekibini oluşturan gençlerden Defne Hanaylıoğlu, proje fikrinin nasıl ortaya çıktığını aktararak, “İklim değişikliğine bağlı olarak yaşanabilecek küresel gıda krizine karşı dirençlilik sağlamak için alternatif protein kaynaklarına yönelme gerekliliği var. 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 34 oranında artarak 9,1 milyara yaklaşacağı tahmin ediliyor. Yeryüzündeki kaynaklar ve gıda üretimi bugün bile dünya nüfusunun tamamını doyurmakta yetersiz kalabiliyorken, gelecekte insanlığı neler bekliyor? Kendimize bu soruları sorarak araştırmalar yaparken bu proje fikrini geliştirdik” şeklinde konuştu. “Deniz marulu İzmir Körfezi’nde bolca bulunuyor” Et, balık, süt ve yumurtanın insan beslenmesinde önemli protein kaynaklarından biri olduğunun altını çizen öğrenci Ecenaz Kumaş, “Hücrenin yapı taşlarını oluşturan proteinlerin gelecekteki alternatiflerinin neler olabileceğine yönelik araştırma yaptıklarını ve bu sayede Macro Alglere ulaştıklarını aktarırken, proje ekibinden diğer öğrenci Ada Yücel ise “Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde yaygın olarak kullanılan deniz yosunları, gelecekte öngörülen açlık tehlikesine karşı alternatif gıdalar listesinde yer alıyor. Halk arasında deniz marulu da bilinen ‘ulva lactucalar’ İzmir Körfezi’nde bolca bulunduğu için bu konuya odaklandık” diye konuştu. Erdem Çınar Dikbaş ise Ulva Lactuca’nın, kaliteli protein, yağ ve suda çözünür lif içeriğinin yanı sıra insan beslenmesinde de önem taşıyan demir, magnezyum, potasyum ve çinko gibi mineraller açısından zengin olduğunu söyledi. Ayrıca makroalglerin Roma döneminden itibaren insanlar tarafından gıda, gıda takviyesi ve ilaç olarak da kullanıldığının altını çizdi. Makroalglerin insan sağlığı için çok önemli inorganik ve organik maddeler olduğunu ifade eden İrem Aksu, ayrıca dikkate değer oranda vitamin K, vitamin E, ribofilavin, tiamin, niasin gibi vitaminleri de içerdiğini belirtti. “Gastronomi uzmanları tarafından ele alınması gereken bir konu” “Alglerin uygun şartlarda bir günde ağırlıklarının 2-3 katına çıkarabilmeleri, üretimlerinin kolay ve ekonomik olması, yan etkilerinin bulunmaması gibi nedenlerle gelecekte besin ihtiyacının karşılanmasında önemli bir kaynak olmaları mümkündür” diyen Ayşenur Kalım, “Asya’daki tüketim şekliyle dünyanın diğer ülkeleri tarafından pek kabul görmeyeceği gerçeği ile deniz yosunlarının toplumların damak tadına uygun yiyecek olarak hazırlanması, gastronomi uzmanları tarafından ele alınması gereken bir konudur” cümlelerini aktardı. “Şef eşliğinde gastronomi atölyesi yaparak deneyler yapmayı planlıyoruz” Proje sonunda elde etmek istedikleri sonuçlardan bahseden Defne Akın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şef eşliğinde gastronomi atölyesi yaparak, bazı deneyler yapmayı da planlıyoruz. Her şey yolunda giderse, belki sofralarımızda bu ürünleri görmeye başlarız.” (MP-
19 Mart 2024 Salı - 14:59
Batman’da Şubat ayında 50 bin yolcu havayolunu kullandı
Batman Havalimanı’nda Şubat ayında 50 bin 988 yolcu havayolunu kullandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Batman Havalimanı’nda 2024 yılı şubat ayına ait yolcu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini paylaştı. İstatistiklere göre, Batman Havalimanı’nda şubat ayında, iç hat yolcu trafiği 50 bin 634, dış hat yolcu trafiği 354 kişi oldu. Şubat ayında Batman Havalimanı’na iniş-kalkış yapan uçak trafiği iç hatlarda 306, dış hatlarda 2 olmak üzere toplamda 308’e ulaştı. Yük, kargo, posta, bagaj trafiği ise Şubat ayında toplamda 584 ton oldu. Ocak ve Şubat ayında toplamda Batman Havalimanı’nda yolcu trafiği 106 bin 532, uçak trafiği 664, yük trafiği kargo, posta, bagaj ise bin 141 ton olarak gerçekleşti.
19 Mart 2024 Salı - 10:18
DÜFAS: Türkiye’nin ilk ve tek ufuk ötesi sonarı
ASELSAN, bugüne kadar elde ettiği teknolojik birikim ve yeteneklerini kullanarak Türkiye’nin ilk yerli ve millî ufuk ötesi denizaltı savunma harbi sonarı DÜFAS’ı tamamen özgün teknolojiyle Mavi Vatan’a kazandırdı. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) liderliğinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen, Düşük Frekanslı Aktif Sonar Sistemi (DÜFAS), tanıtıldı. ASELSAN tarafından geliştirilen sonar, denizaltılar ve torpidolar gibi su altı tehditlerinin uzun mesafelerden tespit edilmesini sağlıyor. DÜFAS, derinliği değiştirilebilir aktif ve pasif sonar yetenekleri ve üstün teknolojisi ile Mavi Vatanda Türk Donanma’sının gücüne güç katıyor. İlk ve tek çekili aktif sonar sistemi Yurt içi imkanlarla tasarlanıp üretilen ilk ve tek çekili aktif sonar sistemi DÜFAS; akustik sinyalleri aktif sonar bileşenleri aracılığıyla yayınlıyor, yayınlanan sinyalin hedeflerden yansımalarını pasif sonar ile toplayarak su altı taktiksel resmi oluşturuyor, uzun menzilde, yüksek doğrulukta su altındaki tehditlerin tespitini ve takibini sağlıyor. Sonar Performans Modelleme Kabiliyetiyle dikkat çeken DÜFAS, bistatik/multi-statik çalışmaya uygun mimarisi ile öne çıkıyor ve sahip olduğu teknik özellikler ile düşman denizaltıları Türk Donanması için bir tehdit olmaktan çıkıyor. Torpidoya karşı anında tedbir ASELSAN tarafından geliştirilen sistem, denizaltı gibi tehditlerin tespitine ilave olarak, pasif sonar modunda ortam gürültülerini dinleyerek torpido gibi tehditlerin de tespitini yapıyor. DÜFAS aynı zamanda, bir torpido tehdidi algıladığında karşı tedbir ekipmanlarını devreye sokarak, riski ortadan kaldırıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder