TEKNOLOJİ
"Bulut oyunculuğu internet kafeler için tehdit değil" 08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:29:29 İnternet kafe işletmecileri, bulut oyunculuğu (Cloud Gaming) hizmetlerinin Türkiye’de henüz tam oturmadığını ve kendi sektörleri için risk oluşturmadığını belirtti. Son yıllarda adından sıkça söz edilen bulut oyunculuğu, bilgisayar oyunlarını güçlü cihazlar yerine uzak sunucularda çalıştıran ve görüntüsünü internet üzerinden anlık olarak ekrana aktaran bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Abonelik sistemiyle kullanılan teknoloji oyunları cihaza indirme ve yükleme ihtiyacını ortadan kaldırırken, eski donanımları farklı şekilde değerlendirme imkanları sağlıyor. Birçok ülkede yaygın olarak kullanılan bulut oyunculuğu hizmetlerinin gelecek yıllarda internet kafe sektörünü etkilemesi bekleniyor. "Bu sistemin ülkemizde tam oturmadığını düşünüyorum" Konuyla ilgili konuşan Mustafa Çoğal, söz konusu teknolojinin beklenenin aksine kendileri için bir risk oluşturmadığını söyledi. Çoğal, "Oyun oynayacaksanız ve elinizde iyi bir sistem yoksa şu an için en uygun seçenek, internet kafe. Bulut oyunculuk bizim sektörümüzü çok etkilemez. Evinde oyun oynamayı seven, sistemi müsait olmayan arkadaşlar için uygun. Düşük bir sisteminiz varsa, bulut oyunculuğu hizmetlerine ufak bir ücret ödeyerek bu oyunu uzaktan oynayabiliyorsunuz. Ancak sistem kötüyse FPS değeri, yani görüntünün akıcılığı da ona göre oluyor. Ona vereceğin parayla internet kafeye gelip aynı oyunu bizde oynadığınızda daha iyi bir deneyim yaşıyorsunuz. Sistemlerimiz iyi olduğu için görüntü daha akıcı ve net oluyor. Bulut oyunculuğu bizim ülkemizde henüz tam oturmuş durumda değil ve ben bunun olacağını da sanmıyorum" dedi.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:30 Dicle Elektrik’ten enerji sürekliliği için yeni teknoloji Dicle Elektrik, müşterilerine kesintisiz ve kaliteli enerji sunmak için teknolojik yatırımlarını sürdürüyor. Tamamı yerli ve milli kaynaklarla geliştirilen yeni sistem sayesinde muhtemel elektrik kesintilerinin yeri saniyeler içerisinde tam olarak belirlenerek, kesintiye hızlı bir şekilde müdahale edilebilecek. Sistem, şirketin güçlü dijital altyapısında bulunan uygulamalardan elde edilen verilerin saniyeler içerisinde karşılaştırılarak analiz edilmesiyle çalışıyor. Dicle Elektrik, yaptığı AR-GE ve teknoloji yatırımlarıyla müşteri odaklı yaklaşımını sürdürüyor. Son olarak tamamı yerli imkanlarla geliştirilen Akıllı Kesinti Yönetim Sistemi ile elektrik şebekesindeki muhtemel kesinti yeri saniyeler içerisinde belirlenerek, müdahale edilebiliyor. Sistem, şirketin dijital altyapısını oluşturan SCADA (Merkezi Denetleme, Kontrol ve Veri Toplama Sistemi), OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemi) ve Çağrı Merkezi’nden toplanan verilerin anlık olarak Coğrafi Bilgi Sistemi’ne aktarılmasıyla çalışıyor. Sistemde eş zamanlı olarak değerlendirilen verilerin akıllı algoritmalar kullanılarak anlamlandırılmasıyla muhtemel kesintilere hızla müdahale edilerek, müşterilere kesintisiz enerji hizmeti sunulması hedefleniyor. "Teknolojiyi müşterilerimize kusursuz hizmet sunmak için kullanıyoruz" Firmanın Teknoloji Başkanı Sami Saraç, "Yaptığımız yatırımlarla sektördeki AR-GE ve teknoloji alanındaki öncü rolümüzü sürdürüyoruz. Son olarak mühendislerimiz tarafından tamamen yerli ve milli teknolojileri kullanarak hayata geçirdiğimiz Akıllı Kesinti Yönetim Sistemi’yle dağıtım bölgemizde kesintisiz enerji hizmeti sunmak için attığımız adımlara bir yenisini eklemiş olduk. Bu projeyi benzerlerinden ayıran en büyük unsur yüksek tahmin başarısı. Bu başarıdaki önemli rolü ise yıllar için kurduğumuz benzersiz dijital alt yapımız ve sektördeki en fazla OSOS abonesine sahip olmamız oynuyor. Müşterilerimize en iyi ve kaliteli hizmeti sunmak için alt yapımızda ve sahada en son teknolojiyi kullanmaya devam edeceğiz" dedi. Elektrik dağıtım sektöründe ilk ve en etkili AR-GE Merkezi Dicle Elektrik, elektrik dağıtım sektörünün ilk ve en etkili AR-GE Merkezi’ni bünyesinde bulunduruyor. Merkezde bugüne kadar 79 proje tamamlanırken, 25 tescilli buluş ve 25 akademik çalışma da yapıldı. Ayrıca bugüne kadar 15 üniversite ve 50’yi aşkın firmayla birlikte çalışmalar yürütüldü. Son olarak Ar-Ge Merkezi bünyesinde geliştirilen Datalink Projesi ile GSM kapsamasının sınırlı olduğu bölgelerde de şebeke izleme ve sayaç okuma gibi işlemlerin uzaktan yapılması sağlandı. EPDK’nın 2024 Dijital Olgunluk Endeksi’nde Türkiye’nin en dijital dağıtım şirketi olarak tescillenen firma, Türkiye’deki toplam OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemi) abonelerinin yaklaşık yarısı olan 1,3 milyon aboneye sahip durumda bulunuyor.
07 Nisan 2026 Salı - 14:31 Merkezefendi Belediyesinden ücretsiz yapay zeka odaklı eğitim programı Merkezefendi Belediyesi, teknolojinin hızla geliştiği ve yapay zekanın hayatın her alanında etkisini artırdığı günümüzde, vatandaşların bu dönüşüme uyum sağlamalarına katkı sunmak amacıyla "MBLab Al" adı altında "Yapay Zeka ile Uygulamalı Sosyal Medya ve Marka Yönetimi Eğitimi" etkinliği düzenleyecek. "MBLab AI" etkinliği ile katılımcıları yapay zeka dünyasıyla buluşturacak. 11 Nisan Cumartesi ve 12 Nisan Pazar günü saat 10.00 ve 17.30 arasında Merkezefendi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan etkinlikte, "Yapay Zeka ile Uygulamalı Sosyal Medya ve Marka Yönetimi" konusu ele alınacak. Ankara Reklamcılar Derneği’ncen gelecek alanında uzman eğitmenler tarafından verilecek eğitimlerde, katılımcılar hem teorik bilgi edinme hem de uygulamalı çalışmalarla yapay zekayı etkin kullanma becerisi kazanma fırsatı bulacak. Program kapsamında dijital içerik üretimi, sosyal medya stratejileri, marka yönetiminde yapay zekanın kullanımı gibi başlıklarda kapsamlı eğitimler sunulacak. Alanında uzman kişilerden oluşan Onur Kulaklıoğlu, Yalçın Beydilli, Özgür Özdemircan, Amaç Ukav ve Uğur Özer konuşma yapacak. 11 Nisan Cumartesi günü program; 10.00’da açılış konuşmalarıyla başlayacak. 10.30’da Yapay Zeka ile Daha Akıllı Strateji eğitimi, 11.30’da İnsan mı, Yapay Zeka mı? İçerik Üretiminin Yeni Dengesi, 13.30’da Tasarımda Yapay Zeka: Fikirden Görsele Yeni Üretim Biçimi, 14.30’da Sosyal Medyada İnsan Dokunuşu - Yapay Zeka Hızı, 15.00’te Dijitalde Görünür Olmak: Aramada, Sosyalde, Yapay Zekada, 16.00’da Fikirden Ekrana: Yapay Zeka ile Hızlı Prodüksiyon eğitimi verilecek. 12 Nisan Pazar günü ise, 10.30’da Hangi İşi Hangi Ai Aracıyla Yapmalı?, 11.30’da Kriz Anında Karar Ver: Ai Destekli İletişim Simülasyonu, 13.30’da Vibe Coding: Kod Yazmadan Prototip Geliştirmek, 14.30’da Yapay Zeka ile Kampanya Fikri Geliştirmek ve son olarak 16.30’da Yapay Zeka ile Kampanyayı Yayına Almak eğitimi verilecek. Program sonunda etkinliğe katılan tüm katılımcılara ‘MBLad Ai Katılım Sertifikası’ verilecek. İki gün boyunca ring seferleri düzenlenecek İki gün sürecek etkinlik boyunca, katılımcıların ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla Pamukkale Üniversitesi Amfi Park ile Merkezefendi Kültür Merkezi arasında ring seferleri düzenlenecek. Amfi Park Önü Ring seferleri şu şekilde; 09.30, 10.30, 11.30, 12.30, 13.30, 14.30, 15.30 ve 16.30’da olacak. Merkezefendi Kültür Merkezi’nden hareket saatleri; 10.00, 11.00, 12.00, 13.00, 14.00, 15.00, 16.00 ve son hareket saati etkinlik bitişinde gerçekleştirilecek. "Yapay zekayı doğru kullanmayı birlikte keşfedeceğiz" Teknolojinin hızla geliştiği, yapay zekanın hayata hızlıca giriş yaptığı günlerde olduğunu belirten Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Merkezefendi Belediyesi olarak biz de bu dönüşümün bir parçası olmak ve yapay zekayı doğru kullanmanın yollarını sizlerle birlikte keşfetmek istiyoruz. 11-12 Nisan tarihlerinde, Merkezefendi Kültür Merkezi’mizde gerçekleştireceğimiz MBLab Ai etkinliğimizde "Yapay Zeka ile Uygulamalı Sosyal Medya ve Marka Yönetimi" konusunu ele alacak, teorik ve pratik eğitimler vereceğiz. 2 gün sürecek etkinliğimizde Pamukkale Üniversitesi Amfi Park ile Merkezefendi Kültür Merkezimiz arasında ring seferleri düzenleyecek ve katılımcılarımıza sertifika vereceğiz. Tüm gençlerimizi, kendi markası olan işletmecilerimizi, bu konuda çalışan profesyonel meslek sahiplerini ve ilgi duyan tüm hemşehrilerimizi katılımın ücretsiz olduğu MBLab Aİ etkinliğimize davet ediyorum" dedi.
07 Nisan 2026 Salı - 10:40 Pirinç kabuklarından yalıtım malzemesi üretti DÜZCE (İHA) – Düzce’de ortaokul öğrencisi Yusuf Eymen Çiçek, atık pirinç kabuklarını kullanarak mevcut ürünlere göre yüzde 64 daha dayanıklı ve geç alev alan yalıtım malzemesi geliştirdi. Çiçek, bu projesiyle TÜBİTAK yarışmasında bölge birincisi oldu. Düzce Bahçeşehir Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) 6. sınıf öğrencisi Çiçek, okulunda katıldığı TÜBİTAK Bilim Söyleşisi’nin ardından, kentin Konuralp bölgesinde yetiştirilen pirinçlerin atıl durumdaki kabuklarını değerlendirmek üzere çalışma başlattı. Fen Bilimleri Öğretmeni Emine Sarı’nın danışmanlığında laboratuvar ortamında deneyler gerçekleştiren Çiçek, kimyasal işlem uygulamadan pirinç kabuğu tozundan yüksek performanslı yalıtım malzemesi üretti. Çiçek, çevreci projesiyle katıldığı TÜBİTAK Fizik Yarışması’nda bölge birinciliği elde ederek Türkiye finallerine katılmaya hak kazandı. "Geri dönüşümle farkındalık oluşturduk" Projesi hakkında bilgi veren Yusuf Eymen Çiçek, temel hedeflerinin tarımsal bir atığı kimyasal kullanmadan yüksek performanslı bir yalıtım malzemesine dönüştürmek olduğunu belirterek, "TÜBİTAK bilim söyleşisinden yola çıkarak, kendi hazırladığımız özgün deneylerle, projemizi geliştirip yeni bir ürün ortaya koyduk. Özellikle tarımsal bir atık olduğu için çevreye bırakıldığında kaynak israfına yol açıyor. Bu yüzden geri dönüşümü açısından daha iyi olacak. Ailem, çevrem ve öğretmenlerim bu fikri geliştirdiğim için tebrik ediyorlar. Geri dönüşüm olduğu için farkındalık oluşturduğumdan dolayı da tebrik ediyorlar" dedi. "Sıfır Atık vizyonuyla hareket ettik, patent başvurumuz devam ediyor" Proje danışmanı öğretmen Emine Sarı ise çalışmanın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen "Sıfır Atık" projesi hedefleriyle de örtüştüğünü vurguladı. Söyleşilerin ardından bölgedeki atıl pirinç kabuklarının dikkatlerini çektiğini aktaran Sarı, şöyle konuştu: "Öğrencilerimizle öğrenci araştırma projesi yarışmasına katılmıştık. Bu yarışmada bizim hedefimiz sıfır atıktı. ’Atıklarımızı nasıl değerlendiririz?’ diye düşündüğümüz sırada okulumuzda yapılan bilim söyleşileri bize faydalı oldu. Bu sayede pirinç kabukları dikkatimizi çekti. Bölgemizde pirinç kabukları atık olarak olarak kullanılıyor. Biz de bunu yalıtım malzemesi olarak değerlendirmek üzere çalışma başlattık. Projemiz bu şekilde doğmuş oldu. Bu projede kendi özgün deney çalışmalarımızı yaptık. Öğrencimizin de hem bilimsel süreç becerilerine katkısı oldu hem de araştırma yapma tecrübesi edindi. Böylelikle bölge birincisi olarak imzamızı atmış olduk. Öğrencimizle laboratuvar ortamında yaptığımız testlerde, ürettiğimiz malzemenin diğer yalıtım ürünlerine göre yüzde 64 oranında daha yüksek yalıtım kapasitesine sahip olduğunu, daha yüksek verim sağladığını ve geç yanma özelliğinin bulunduğunu kanıtladık. Yakın zamanda yaşanan büyük yangınlar, yalıtım malzemelerinin niteliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Biz de hem atığı değerlendirdik hem de insanlık için güvenli bir malzeme ürettik. Gelecek vadettiğini düşündüğümüz bu ürün için patent başvurularımız devam ediyor."
Turkcell, yeni nesil teknolojilere yönelik Ar-Ge projelerini ve testlerini sürdürüyor
22 Şubat 2024 Perşembe - 12:38 Turkcell, yeni nesil teknolojilere yönelik Ar-Ge projelerini ve testlerini sürdürüyor Turkcell, iletişim altyapısını geleceğe hazırlamak için yeni nesil teknolojilere yönelik Ar-Ge projelerini ve testlerini sürdürüyor. 5G teknolojisiyle ilgili şirketin yaptığı denemede, saniyede 10 Gigabit veri hızına ulaşılarak Türkiye’de ilklerden birine imza atıldı. Türkiye’nin önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden Turkcell, geleceğe yönelik iletişim altyapıları için yeni nesil teknolojilerle ilgili Ar-Ge projelerini sürdürüyor. Yapılan açıklamaya göre, kablosuz haberleşme teknolojilerinin standardını belirleyen uluslararası kuruluş 3GPP’nin en yeni sürümü 5.5G (5G Advanced) teknolojisini kullanarak Huawei ile birlikte 5G test laboratuvarında gerçekleştirdiği denemede saniyede 10 Gigabit veri indirme hızını aşan operatör, mobil internet teknolojilerinde önemli bir başarıya imza atmış oldu. Bu gelişme, Turkcell’in 5G ve ötesi yeni nesil teknolojiler kapsamında yaptığı Ar-Ge ve test çalışmalarının önemli bir adımı olarak öne çıkıyor. Yeni nesil iletişim teknolojilerindeki global son gelişmeleri yakından takip eden operatör, test laboratuvarında yürütülen bu başarılı denemeyle 5.5G teknolojisinin sınırlarını test etti. Bu deneme, Türkiye’nin mobil iletişim altyapısında önemli bir dönüm noktası olmanın yanı sıra operatörün müşterilerine güvenilir, daha hızlı ve yüksek performanslı teknolojileri sunma konusundaki taahhüdünü de vurguluyor. Konuyla ilgili değerlendirme yapan Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, “Şirketimizin bu alandaki testleri, sadece ‘5G Advanced’ olarak da adlandırılan 5.5G teknolojisi bakımından değil, gelecek 6G çağına hazırlık açısından da önem taşıyor. Turkcell’in 5.5G teknolojisi testi, Türkiye’nin dijital dönüşümüne önemli bir katkı sağlarken, Turkcell’in teknolojik liderliği ile gelecek ve inovasyon odaklı yaklaşımını bir kez daha vurguluyor. Şirketimiz, müşterilerine sadece bugünün değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerini de sunmaya devam ederek Türkiye’nin lider telekomünikasyon operatörü olma misyonunu sürdürüyor. Türkiye’nin dijitalleşmesine ivme kazandırmak için yenilikçi teknolojilere yatırımlarımızı sürdüreceğiz” dedi. Turkcell’in saniyede 10 Gigabit hıza eriştiği 5.5G teknolojisinin, önümüzdeki yıllarda daha yüksek hız ve düşük gecikmeyle veri akışı sağlayarak hayatın her alanında kolaylıklar sağlaması bekleniyor.
Prof. Dr. Yakuphanoğlu: “Geleceğin yüz yılı fotoniktir”
22 Şubat 2024 Perşembe - 10:22 Prof. Dr. Yakuphanoğlu: “Geleceğin yüz yılı fotoniktir” Nobel ödüllü Alman fizikçi Einstein’ın 1905 yılında ortaya attığı ‘foton’ teorisini ispatlayan Fırat Üniversitesi (FÜ) Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, “Bilindiği gibi 20. yüzyılın teknolojisi elektrik teknolojisiydi. 21. yüzyılda biz artık fotonik teknolojisini bekliyoruz. Geleceğin yüz yılı fotoniktir” dedi. Fırat Teknokent’te kurduğu Yüksek Teknoloji şirketinde teknolojik ürünler geliştiren FÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, Nobel ödüllü Alman fizikçi Einstein’ın 1905 yılında ortaya attığı foton teorisini ispatlamak adına ’kuantum parçacık algılayıcı’ adını verdiği nanoteknolojik bir sistem üretmişti. Çalışmalarına aralıksız devam eden Prof. Dr. Yakuphanoğlu, fotonik teknolojisi hakkında bilgiler verdi. 20. yüzyılın teknolojisinin elektronun iken 21. yüzyılda artık fotonik teknolojisinin kullanılacağını belirten Yakuphanoğlu, elektron hızının saniyede 2 bin kilometre iken fotonun 300 bin kilometre olduğunu söyledi. Geleceğinin yüz yılının fotonik olduğunu aktaran Yakuphanoğlu, bunun başta tıp, sanayi ve tarım olmak üzere her alanda kullanılacağını ifade etti. "21. yüzyılda biz artık fotonik teknolojisini bekliyoruz" Son yıllarda özellikle ülkede teknolojiye büyük önem verildiğini belirten Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, “Teknoloji denilen şey, yüksek, orta ve düşük olarak üçe ayrılır. Teknolojiyi biz artık günlük hayatımızda kullanmak zorundayız. Bilindiği gibi 20. yüzyılın teknolojisi elektrik teknolojisiydi. 21. yüzyılda biz artık fotonik teknolojisini bekliyoruz. İkisi arasında fark var. Elektrik teknolojisinde elektron kullanıyordu ve fotonik teknolojisinde foton kullanılmaktadır. Elektron hızı bor atom teorisine göre 2 bin kilometre bölü saniye iken fotonun hızı ise 300 bin kilometre bölü saniyedir” dedi. "Foton daha yüksek hızla hareket ediyor" Fotonun daha yüksek hız ile hareket ettiğini dile getiren Yakuphanoğlu, “Bilgiyi bir noktadan başka bir noktaya transfer etmek istediğimizde biz yüksek hız ve çözünürlükle kolaylıkla transfer edebileceğiz. Bundan dolayı artık bizim kesinlikle yüksek teknolojik ürünler üretmemiz gerekir. Geleceğin yüz yılı fotoniktir. Fotonik dediğimizin temelinde ışık bulunur. Einstein’in belirttiği gibi ışığın kuantumudur. Yani ışığı oluşturan dalganın en küçük parçacığına biz foton diyoruz. Buda elektron gibi davranır. Biz buna bir bilgiyi yüklediğimizde kolaylıkla bir noktadan başka bir noktaya transfer edilerek veya bunu baz alan farklı teknolojik cihazlarda kullanılarak yeni tip cihazlar ve sistemler üretebiliriz” diye konuştu. “Yeni yüzyılda hayatımıza fotonik aygıtlar olarak girecek” Yakuphanoğlu, “Yeni yüzyılda hayatımıza fotonik aygıtlar olarak girecek. Bunların temelinde ışık olacak. Dünyadan bilindiği cip krizi var. Cipi üretmemiz lazım. Eğer biz cipi üretmek istiyorsak litografiye sahip olmamız lazım. Optik litografi bilinmeden kesinlikle cip üretilemez. Onun için bizim yüksek teknolojik bilgiye sahip olmamız lazım. Optik litografiyi ben nasıl öğrenebilirim. Öncelikle bizim fotonu tanımamız gerek. Foton bir dalga olduğu için bunun bir frekansı ve dalga boyu var. Ben bit yüksek hızla çalışan fotonik bir aygıt yapıyorum. Bunun için benim fotonu görmem lazım. Fotonun frekansını, dalga boyunu ve elektronik parametrenin fotona girip, ben bunu farklı uygulamalarda kullanabilirim” şeklinde konuştu.
“Yapay Zekâ çağında en çok iş filozoflara düşecek”
22 Şubat 2024 Perşembe - 09:51 “Yapay Zekâ çağında en çok iş filozoflara düşecek” Yapay Zekânın ve robotların günlük hayatımıza daha fazla girmesiyle hukuk, etik ve ahlak boyutu da her geçen gün sosyal bilimciler tarafından daha fazla tartışılır oldu. 2 bin 500 yıllık felsefe tarihinde belki de en çok filozoflara ihtiyaç duyulacak dönemin yapay zekâ ve robot çağı olduğunu belirten Prof. Dr. Betül Çotuksöken, cevap bekleyen en önemli sorunun ise ‘Nerede duracakları’ olduğunu söyledi. Altınbaş Üniversitesinde gerçekleştirilen ‘Felsefenin Hayatımızdaki Yankısı’ söyleşisinde Yapay Zekâ ve Felsefe ilişkisi üzerinde duruldu. İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı, Dr. M. Kaan Özkan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğin konuğu akademisyen Prof. Dr. Betül Çotuksöken oldu. Çotuksöken, “Zannedilenin aksine gelecek dönemde felsefecilerin işi daha da artacak. Mühendisler, filozoflarla birlikte çalışacak. Var olanın veri olarak değerlendirilmesi, kayda geçmesi, saklanması doruk noktasına ulaşacak. En zor konu da bu verileri kim, nerelerde kullanacak? Nerde duracağımızı nasıl bileceğiz? Felsefenin en önemli konusu bu olacak” açıklaması yaptı. “Uzun vadede de etik davranmayan şirket batar” Felsefenin düşünme, dış dünya ve dil arasındaki ilişkileri çözmeye çalıştığını anlatan Çotuksöken, “Felsefe bir referans noktası oluşturarak, sorunun adını koyar. Sorunları çözmek için dışardan bakabilmek gerekli sorunlara. Bunu yapabilen tek varlık insan. Çözüm ise daha bir üst boyut olan etik ve insan haklarıdır” dedi. Baskılayan bir yapı olan kültürel normların, felsefe ile iyi geçinemeyeceğini dile getiren Çotuksöken; felsefe kültüründen pay almış kişilerin yaptıkları işleri daha iyi yaptıklarını, kendi dillerini dahi iyi kullandıklarını belirtti. İş etiğinin öneminden bahsederek uzun vadede etik davranmayan bir şirketin ayakta kalamayacağını ifade etti. Çotuksöken’e göre çatışmalar dünyasında yaşıyoruz ama insani değerlerle buluşmaya çalışmak lazım. “İnsani değerleri olmayan, insanlarına eşya muamelesi yapan, değer vermeyen, vatandaşlarının eğitim hakkını korumayan ülkeleri düşünün. Böyle ülkelerde göçler başlar, bağımsızlıklarını dahi kaybederler” diyerek dünyanın içinde bulunduğu bugünkü durumu tarif etti. “Felsefe temelli düşünen ve davranan anne babalar, çocuklarına söylemlerinin gerekçesini anlatır” Kuşaklar arasındaki ilişkilerde ya da çocukların eğitiminde felsefi yaklaşımın etkilerine değinen Çotuksöken, “Felsefe temelleri olan anne baba davranışına bir bakalım. Gündelik yaşamda tipik bir filozof tavrıyla olmasa bile bazı noktalarda çocuklarına karşı neyi, niçin yaptıklarının hesabını veren bir yaklaşım içinde olurlar. Farkındalığı olan bir anne, baba veya öğretmen, daha yetişkin kuşaktan kişiler, söylediğinin hesabını verir; gerekçesini açıklar, karşısındakini aydınlatır. Böylece karşısındakine değer verdiğini gösterir, diyalog ortamını başlatır” dedi. “Okullarda Çocuklar için Felsefe dersinin zorunlu ders olmasını istedik” Okullardaki felsefe eğitiminin çok önemli olduğuna değinen Çotuksöken, ancak buna istenen seviyede önem verilmediğini dile getirdi. 2004’te Talim Terbiye Kuruluyla okullarda Çocuklar İçin Felsefe dersinin zorunlu ders olması yönünde çalışmalar yaptıklarını ve ancak 1 saatlik ‘Düşünme Eğitimi’ isminde seçmeli bir ders konulmasına Bakanlıkça karar verildiğini hatırlattı. Uygulamaya baktığınızda bunun özellikle devlet okullarında yeterince etkili olmadığını belirterek nedenlerini şu şekilde sıraladı: “Seçmeli olduğu için tercih edilmedi, başka alanlardan konuyla hiç ilgisi olmayan öğretmenlere, kredi doldurmak için ders verdirildiği için de amacına ulaşamadı. Bu, sorunlu bir durum. Sadece 8-10 saatlik formasyon alan insanlar bile bu dersi yapmaya çalışıyor. Oysa felsefe öğretmenlerinin nitelikleri çok önemli. Felsefe öğretmeni olarak ne anlıyor, çocuğa nasıl hitap edecek, ne yapacak? Günlük yaşamla felsefe bilgisi arasındaki bağı nasıl kuracak, felsefi düşünmeyle ve dile getirmeyle bunları nasıl aktaracak?” “Aileler, çocuklarına edebiyat ve felsefe bağlantılı çocuk kitapları okutmalı” Son olarak, ailelere de seslenen Çotuksöken, çocuklarına felsefe eğitimi aldırmak isteyen ailelerin gerçekten uzman kişilerden destek almalarını önerdi. Üniversitelerin, Türkiye Felsefe Kurumu ya da bazı sivil toplum kuruluşlarının bu türden etkinlikler düzenlediğinden bahsederek bunlardan en iyi olanlarının takip edilebileceğini belirtti. Edebiyat ile felsefe arasındaki ilişki üzerinde çok durulması gerektiğini de sözlerine ekleyen Çotuksöken, “Yaş gruplarına göre hazırlanmış, edebiyat ile felsefe arasındaki bağı kuran, çok iyi yazılmış çocuk kitapları var. Bunlar, çocuğun hayal gücünü de zenginleştirir. Eğer okumayı seviyorsa çocuk, bu sevgisi daha da ileri boyutlara taşınabilir. Ayrıca günümüzde çocukların öğrenme kaynaklarının çok farklı ve çeşitli olduğunu da unutmayalım. Dijital olarak her şey ellerinin altında bir bakıma. Okulun dışında da öğrenme kaynakları çok. İşimiz o bakımdan da çok zor” diyerek sözlerini tamamladı.
Türkiye’nin girişimcileri Bursa’da yetişecek
21 Şubat 2024 Çarşamba - 12:40 Türkiye’nin girişimcileri Bursa’da yetişecek Yerli ve millî teknoloji hamlesini desteklemek amacıyla, girişimci adayı gençler ve girişimciler için Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen B-CUBE Akıllı Şehircilik ve İnovasyon Merkezi’nde yeni girişimci başvuruları alınmaya başlandı. Bursa Büyükşehir Belediyesi, akıllı şehircilik alanında sürdürülebilir insan kaynağının yetiştirilmesi, aynı zamanda yerli ve millî teknoloji üretilmesi amacıyla birçok projeyi hayata geçirdi. Bu kapsamda girişimcilerin bilgi teknolojileri alanındaki kapasitelerini geliştirerek hem Bursa hem de Türkiye ekonomisine katkı sağlaması amacıyla B-CUBE Akıllı Şehircilik ve İnovasyon Merkezi’nde yeni girişimci başvuruları alınmaya başlandı. Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi 3 Nolu Kapı Girişi katında bulunan B-Cube, Bursa’da akıllı şehircilik odak alanında çalışan girişimcilere yönelik destek hizmetleri sunuyor. Akıllı Şehircilik dikey alanında kurulan ilk İnovasyon merkezi niteliğindeki B-Cube kabul edilen girişimcilere, iş geliştirme programları, ticarileştirme ve yatırım destek çalışmaları, ürün deneyimleme sahnesi gibi hizmet alanları sunuluyor. B-CUBE Akıllı Şehircilik ve İnovasyon Merkezi’ne başvuruların tamamı web sitesi üzerinden olacak. Web sitesine bcube.org.tr adresi üzerinden ulaşılabilir. Bilgi için info@bcube.org.tr mail adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Türk Telekom yerli firmalarla dünyanın en büyük mobil teknoloji fuarına çıkarma yapıyor
21 Şubat 2024 Çarşamba - 11:28 Türk Telekom yerli firmalarla dünyanın en büyük mobil teknoloji fuarına çıkarma yapıyor Türk Telekom, yerli teknoloji firmaları i2i Systems, NaraXR ve IQVizyon iş birliği ile Ankara’nın sanayi bölgesi OSTİM’de hayata geçirilen Türkiye’nin yerli ve milli endüstriyel 5G mobil şebeke ve Endüstri 4.0 uygulamaları projesini, mobil teknoloji endüstrisinin en prestijli organizasyonlarından biri olan ve her yıl İspanya’nın Barcelona kentinde düzenlenen GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde tanıtacak. Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik edenlerden Türk Telekom, Türkiye Yüzyılı’nı ‘dijitalin yüzyılı’ yapma kararlılığıyla yeni nesil teknolojilerin hayata geçirilmesine öncülük ediyor. Verilen bilgiye göre, 5G’ye geçiş sürecinde yerli ürün ve çözüm geliştirme çalışmalarına odaklanan şirket; yerli altyapı yazılım şirketi i2i Systems ve Ankara’nın sanayi bölgesi OSTİM ile önemli bir iş birliğine imza attı. Şirketin desteklediği Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’nin yürütücüsü Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) şirketlerinden i2i Systems’in 5G çekirdek şebeke sistemleri yazılım kabiliyeti ve yerli teknoloji şirketleri NaraXR ile IQVizyon’un uygulamalar konusundaki deneyimi ile desteklenen endüstriyel 5G şebeke çözümü ilk olarak OSTİM Teknopark’ta bulunan PROTA Teknoloji Üretim Atölyesi’nde gösterildi. KOBİ’lere; ürün geliştirmeden ticarileşmeye kadar olan süreçlerde; eğitim, mentorluk, ürün tasarımı ve prototipleme gibi alanlarda destek veren PROTA’da deneyime hazır hale gelen 5G endüstriyel mobil şebeke çözümü, yapay zeka destekli IoT ve AR/VR kontrollü drone teknolojileri kullanılarak KOBİ’lerin üretim süreçlerinin gerçek zamanlı izlenmesi ve analizi ile üretim hatlarının performans takibini destekleyecek. Türk Telekom, bu proje ile OSTİM ekosistemindeki 6 bin 500 firmaya üretimde verimliliği, esnekliği ve kaliteyi artırmayı hedefleyen yeni nesil Endüstri 4.0 uygulamalarını deneyimleterek sanayide dijitalleşme sürecine yeni bir vizyon kazandırmayı amaçlıyor. Türk Telekom, i2i Systems ve OSTİM iş birliğiyle hayata geçirilen yerli ve milli 5G endüstriyel mobil şebeke projesi, 26-29 Şubat tarihlerinde Barcelona’da gerçekleştirilecek GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde dünyaya tanıtılacak. Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, konuyla ilgili “Şirket olarak, ülke ekonomisine katma değer oluşturacak ve milli kalkınmayı hızlandıracak yerli ürün ve projeler geliştirme konusunda çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Herkes için yüksek hızda internet mottosuyla Türkiye’yi fiberle donatıyoruz. 5G’ye geçişte yerli ve milli unsurların ana aktör olarak rol alması için iş birliği ve projelerimizle ekosistemi destekliyoruz. İşletmelerin ve KOBİ’lerin küresel rekabette öne çıkmaları için onların dijitalleşme süreçlerine liderlik ediyoruz. Bu hedefle ilk defa çözüm ortaklarımızdan i2i Systems tarafından geliştirilen yerli 5G mobil şebeke ve yerli teknoloji şirketleri olan Nara XR ve IQVizyon’un geliştirdiği Endüstri 4.0 uygulama platformlarını kullanarak kapsamlı bir Endüstriyel Mobil Şebeke kurulumu gerçekleştirmiş olduk. Bu sayede hem şebeke hem de uygulama katmanında yerli teknoloji girişimleriyle güçlü iş birlikleri sağlayarak onları küresel arenaya taşıyoruz. Ülkemizin önde gelen sanayi bölgelerinden ve dijitalleşme alanında önemli çalışmaları olan OSTİM ile Endüstriyel 5G projesi kapsamında gerçekleşen bu iş birliğinin ülkemizin yerli teknolojiler ile dijitalleşmesi için önemli bir adım olarak görüyoruz” diye konuştu. OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, “KOBİ’lere örnek, yenilikçi uygulamanın bölgemizde yapılmasından memnuniyet duyuyoruz. Bu çalışmada emek veren başta Türk Telekom olmak üzere i2i Systems, NaraXR ve IQVizyon firmalarını başarılı çalışmalarından dolayı tebrik ediyoruz. Bundan sonra da onların bu çalışmalarına katkı sağlayacağımızı belirtmek istiyorum. Haberleşme sektörü, savunma sanayi kadar kritik bir alan. Bu alanda milli teknolojilerin üretilmesi, ülkemizin geleceği adına önemli. Bir platform teknolojisi olan 5G, tüm diğer dikey endüstrileri değiştirecek ve dönüştürecek imkânlar getiriyor. Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’nde ürünleri görmek bizler için kıymetli. Projeye destek veren tüm kurumlara ve emek veren tüm firmalara şükranlarımı sunuyorum” dedi. i2i Systems CEO’su Ayhan Kapusuz, “2017 yılında TÜBİTAK ve Türkiye’deki mobil operatörlerin desteği ile 5G çekirdek şebeke ve diğer 5G teknolojilerine yatırım yapmaya başladık. Devlet desteği ve öz kaynak yatırımlarımız sayesinde 2021 yılında ilk sürüm 5G çekirdek şebeke çözümümüz Türk Telekom ile birlikte test edilerek büyük başarı ile geliştirildi. Şimdi bu ürünümüzü, iş ortaklarımızla birlikte dünyanın birçok ülkesindeki mobil operatörlerin kullanımına sunuyoruz. OSTİM’de kurulan i2i Systems 5G Özel Şebekesi ve üzerindeki endüstriyel uygulamalar, teknoloji devrimi niteliğindedir. Bu çözüm yakın gelecekte, üretim yapan ve hizmet veren tüm endüstri alanlarında verimliliği ve kaliteyi artıran vazgeçilmez teknolojik telekom altyapısı olacaktır. i2i Systems, stratejik yatırımını 5G çözümlerine yapmaya ve dünya çapındaki müşterilerine yüksek kaliteli ve güvenilir çözümler sunmaya devam edecektir. Yerli ve milli teknolojilere verdiği destek için Türk Telekom’a teşekkür ediyoruz” dedi.
Deneyap Teknoloji Atölyeleri, çocukları geleceğe hazırlıyor
21 Şubat 2024 Çarşamba - 11:19 Deneyap Teknoloji Atölyeleri, çocukları geleceğe hazırlıyor Türkiye genelinde birçok gencin yeteneklerini keşfetmesini sağlayan Deneyap Teknoloji Atölyeleri için Aydın’da başvurular başladı. On binlerce öğrenciye robotik ve kodlamadan nanoteknolojiye, tasarım ve üretimden yapay zekaya 11 farklı alanda eğitim veren Deneyap Teknoloji Atölyesi’nde başlarken, son başvuru tarihi 25 Şubat 2024 olarak açıklandı. Geleceğin mühendislerini, teknoloji girişimcilerini ve teknoloji liderlerini yetiştirmek amacıyla eğitim vermek üzere kurulan Deneyap Teknoloji Atölyeleri, 2023 yılı itibariyle ülke genelinde 15 bin 910 öğrenciye eğitim vermeye devam ederken, bugüne kadar 2 bin 700 öğrenciyi mezun etti. Öğrenci ve eğitmen seçimlerinden, eğitim içeriklerine, atölyelerde kullanılan malzemelerden, atölye konseptine kadar tüm Türkiye’de aynı imkanları çocuklarla buluşturan Deneyap Teknoloji Atölyeleri, çalışmalarını eğitimde fırsat eşitliği anlayışıyla sürdürürken, atölyelerde öğrenci seçme süreci üç aşamadan oluşuyor. Başvuru yapan adaylar, öncelikle “E-Sınava” katılıyor. E-Sınavı başarıyla geçen adaylar ikinci adım olan “Çevrimiçi Eğitim ve Görev Tamamlama” aşamasına, ardından bu aşamada da başarılı olan adaylar “Uygulama Sınavına” davet ediliyor. Tüm aşamaları başarıyla tamamlayan öğrenciler, Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde eğitim almaya hak kazanıyor. E-Sınav sorularında adayların, muhakeme, verileri okuyabilme ve yorumlama, problemi tespit edebilme, kritik düşünebilme, araştırma yapabilme ve değişken belirleme becerileri ölçülüyor. Bilginin değil becerinin ölçüldüğü soruları içeren E-Sınavda adaylara Matematik, Fen, Algoritma ve Genel Kültür konularından oluşan toplam 40 soru soruluyor. Deneyap Teknoloji Atölyelerinde eğitim görmek isteyen adaylar özgün fikirlerini ortaya çıkaran, aynı zamanda teknik bilgilerini de kullanabilecekleri proje temelli aşamalardan geçiyor. Öğrencilerin, kendini ifade edebilme, özgün düşünme, yenilik katabilme, konu ile ilgili bilgi sahibi olma gibi çeşitli becerileri dikkate alınarak değerlendirmeleri yapılıyor. Deneyap Teknoloji Atölyelerine 2023-2024 eğitim öğretim yılında 4. sınıf, 5. sınıf, 8. sınıf, lise hazırlık sınıfı ve 9. sınıfta okuyan öğrencilerden e-sınav için başvuru alınacak. Öğrenci Seçme Sınavı için başvurular ise deneyap internet adresinden yapılabilecek. Adaylar başvuru sürecini Kurumsal Yönetim Sistemi üzerinden takip edebilecek. Eğitimler iki aşamadan oluşuyor Türkiye’nin teknoloji geliştiren bir topluma dönüşmesini amaçlayan Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde ortaokul ve lise olmak üzere iki farklı düzeyde eğitimler veriliyor. Eğitim süreci, ilk 24 ay proje temelli dersler ve son 12 ay takımlar dönemi olmak üzere 2 aşamadan oluşuyor. Atölyelerde Tasarım ve Üretim, Robotik ve Kodlama, Elektronik Programlama ve Nesnelerin İnterneti, İleri Robotik, Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji, Enerji Teknolojileri, Havacılık ve Uzay Teknolojileri yüz yüze, Yazılım Teknolojileri, Siber Güvenlik, Yapay Zeka ve Mobil Uygulama dersleri ise çevrimiçi eğitim olarak veriliyor. Öğrenciler, teknoloji eğitiminde atölyede kullandıkları eğitim içerikleri ile ilişkili malzeme ve ekipmanlarla erken yaşta tanışıyor.
MÜSİAD İzmir’de ‘yapay zeka ve dijital dönüşüm’ konuşuldu
21 Şubat 2024 Çarşamba - 11:16 MÜSİAD İzmir’de ‘yapay zeka ve dijital dönüşüm’ konuşuldu MÜSİAD İzmir, ‘yapay zeka ve dijital dönüşüm’ konulu panel düzenledi. Panelde günümüzde iş hayatında ve birçok alanda kullanılmaya başlanan yapay zekanın önemi ve beraberinde meslek dallarında ortaya çıkan dijital dönüşüm konuşuldu. Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) İzmir, günümüzde iş dünyası ve birçok alanda kullanılmaya başlayan yapay zekanın önemini konuşmak amacıyla ‘yapay zeka ve dijital dönüşüm’ konulu panel gerçekleştirdi. Bilal Saygılı Camii Külliyesi’nde gerçekleşen panelde İzmir Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Berktaş, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Güllü, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Er, Rektör Yardımcısı Kadir Hızıroğlu ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Kılınç konuşmacı olarak yer aldı. Panelde farklı sektörlerde kullanılmaya başlayan yapay zeka uygulamaları ve beraberinde ortaya çıkan dijital dönüşümün önemi anlatıldı. Panelde söz alan MÜSİAD İzmir Başkanı Gökhan Temur, “Üye İşletmelerimizin, dijital dönüşüm, ikiz dönüşüm süreçlerini çok önemsiyor ve her türlü desteği vermeye çalışıyoruz. Yönetimde verimlilik performansın, üretimde verimlilik rekabetin şifresidir. Dijital ve yeşil dönüşümler İşletmelerimizde ciddi bir üretim ve verimlilik artışı sağlayacaktır. Sektörlerin dönüşümü, ticari yenilikler, üretim anlayışların değişmesi bizleri yeni süreç yönetimlerine itmektedir. Dijital eko-sistem hemen her sektöre/alana uygulanabilecek bir dönüşüm ve yapılandırma sürecidir. Hayatımızda artık yapay zeka diye bir kavram var ve her geçen gün büyüyor, hayatımızın içine yerleşiyor ve günlük yaşamdan iş hayatına kadar her alanı dönüştürüyor. Özellikle insanlığın geleceği/istihdam konusunda büyük kaygılar olduğu kadar büyük heyecanları da beraberinde getiriyor” dedi. Özellikle gençlerin yapay zekaya ve teknolojiye büyük bir ilgisinin bulunduğunu vurgulayan Temur, sözlerine şunları ekledi: “Eğer o ilgiyi bilgiye/üretime çevirebilirsek Türkiye’nin yapay zeka alanında potansiyeli çok farklı olacaktır. Dünya çapında ilgi gören bilgisayar oyunlarından bilimsel tarım yazılımlarına, yapay zekaya kadar yükselen bir Türk gençliği var. Gençlerimiz, Geleceğe olan umudumuzun güvencesi. Bizler geleceğimizi inşaa edecek olan gençlerimize güveniyoruz.” Bilginin somut yeteneklere dönüştüğünü ve teknolojik dönüşümün insanı ve yetkinliklerini besleyen boyutta ilerlediğinin altını çizen Temur, “İş hayatında yenilikleri takip etmek, rekabet açısından elzemdir. Sürdürülebilirlik iş hayatında çok önemlidir. Gerekli yenilikleri sağlayamaz, işlerimizi buna göre yeniden dizayn edemezsek, yarışın gerisinde kalırız. Dünya çok hızlı değişiyor ve dönüşüyor. Şu an bir çok teknolojinin üreticisi değil, tüketicisiyiz. Neden üreticisi olmayalım. Yeni Teknolojilere/üretim ayağına daha çok kafa yormalıyız. Teknolojik altyapınız, yapay zeka gibi konularda yapınız/donanımınız ne kadar güçlüyse Dünyada sesiniz o kadar gür çıkıyor” cümlelerini aktardı. Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Berktaş ise “Bir araç ne kadar mükemmel yapılırsa yapılsın, bu uçak ya da otomobil olabilir; sonuçta bunu kullanan insanın yetenekleri, becerisi, bilgisini hiçbir zaman göz ardı edemeyeceğimizi vurgulamak istiyorum” diye konuştu.
Casper en yeni üst segment ürünlerini tanıttı
21 Şubat 2024 Çarşamba - 10:36 Casper en yeni üst segment ürünlerini tanıttı Teknoloji markası Casper, gerçekleştirdiği ‘Casper Tech Vision Day’ etkinliğinde en yeni ürünlerini tanıtarak 2024 yılı hedeflerini açıkladı. 3 alt markası olan Excalibur, Casper Nirvana ve Casper VIA ile teknoloji sektörüne yön veren Casper, 2024 yılında 15 yeni üst segment ürünü tüketiciyle buluşturacak. Türkiye’nin yerli teknoloji markası olarak 33 yıldır sektöre öncülük eden Casper, 20 Şubat Salı günü yoğun bir katılımla ‘Casper Tech Vision Day’ etkinliğini gerçekleştirdi. 3 alt markasıyla hem bireysel hem de kurumsal alanda çözümler sunan marka etkinlikte; Excalibur G911, Casper Nirvana Z100 ve Casper VIA X40 ürünlerini tanıttı. “33 yıldır Türkiye’nin öncü teknolojisi markasıyız” Casper Tech Vision Day etkinliğinde ana konuşmacı olarak yer alan Casper Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feray Karaman, konuşmasına Casper’da geçen 23 yıllık kariyer yolculuğundan bahsederek başladı. Uzun yıllardır çalıştıkları global iş ortaklarıyla olan güçlü bağları ile küresel pazarla etkileşim içinde kalarak, iş süreçlerini bu doğrultuda planladıklarını açıklayan Feray Karaman, hem kişiye özel üretim hem de seri üretim avantajlarının Casper’ı sektörde istisnai hibrit bir model olarak öne çıkardığını açıkladı. Karaman, “Casper, 33 senedir bilgisayar teknolojileri gibi global bir alanda, global know-how ile yerel işgücü ve üretimini birleştirerek dünya çapında istisnai bir örnek oluşturuyor. Her sene üzerine koyarak geliştirdiğimiz ürünler, global trendlerin üzerine Türk tüketicisinin beğenileri göz önünde bulundurularak özelleştiriliyor. 3 alt markamız olan Excalibur, Casper Nirvana ve Casper VIA ile Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük ediyoruz” açıklamasında bulundu. “2024’te 15 yeni ürün modeli sunacak AR-GE yatırımlarını 2 kat artıracak” Son 2 senedir, piyasaya sundukları ‘Yeni Nesil Casper Ürünleri’ stratejisine devam ettiklerini ve bu sene bu ivmeyi daha premium ürünlere çekerek büyümelerini devam ettireceklerini açıklayan Karaman, “2024’te sektördeki dinamiklere ve müşteri beklentilerindeki değişime bağlı olarak, yeniliklerimizi sürdüreceğiz. Yapay zekâ teknolojisiyle hız kazanan sektörümüzde, bu gelişmelerle uyumlu yeni ürünlerimiz ve hayata geçireceğimiz çalışmalarımızla, bu yıl yüzde 40 büyüme hedefliyoruz. Bu yönde, ürün gamımızı daha premium line’a çekmek, oyun ve performans bilgisayarlarımızı artırarak uzun ömürlü kullanım performanslarını desteklemek adına gereken araştırma, geliştirme çalışmaları için de AR-GE yatırımlarımızı 2 kat artıracağız. Tüm bu çalışmaların sonucunda 15 yeni üst segment ürünü Türk tüketicisinin karşısına çıkaracağız. En büyük odak noktalarımızdan biri tüketici deneyimini iyileştirmek üzerine. Bilgisayarlarımızda NPU’nun entegre olmasıyla yapay zekânın daha optimize ve akıcı bir deneyim sağlamasını hedefliyoruz. 2024 sonunda cihazlarımızın yüzde 30’unun yapay zekâ destekli olacağını, 2025’te bu rakamın NPU’ların devreye girmesi ile yüzde 70’lere çıkacağını öngörüyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye’nin tüketiciye özel üretim yapma becerisi olan bilgisayar üreticisi” Türkiye’de tüketiciye özel üretim yapma becerisi olan bilgisayar üreticisi olarak kullanıcılarına binlerce tasarım seçeneği arasından dilediğince konfigürasyon yapabilme imkanı tanıdıklarını dile getiren Feray Karaman, “Üretim gücümüzle, ürün tutkumuzu birleştirerek tüketiciye ihtiyaçları olan teknolojinin en iyisini sağlamayı ilke edindik. Her gün 500’den fazla çalışanımızla iş planlarımızı bu yönde güncelliyoruz. AR-GE yatırımlarımızı artırarak, servis operasyonlarımızın odağına şartsız müşteri memnuniyetini alıp, kalite değerlerimizi günden güne yükselttik ve yükseltmeye devam edeceğiz. Son teknolojiye ve kaliteye verdiğimiz önemle, 8 şehirdeki 9 noktamızda, 1 saatte hizmet garantisi vererek fark oluşturuyoruz. Yenilediğimiz servis operasyonumuzla müşteri memnuniyet oranlarımızı sektör ortalamasının çok üzerine çıkardığımızı söyleyebiliriz” açıklamasında bulundu. “Yüksek Performans, Yenilikçi Teknoloji: VIA X40” VIA ailesinin yeni üyesi Casper VIA X40 ile yüksek performansın ve yenilikçi teknolojinin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacaklarını belirten Karaman şunları söyledi: “VIA ailesinin X serisi extra performans, extra güç anlamına geliyor. Casper’a özel 3D glass tasarımı sayesinde Casper VIA X40, pürüzsüz görünümü tamamlayan ince metalik çerçeveleriyle premium bir görüntü sunuyor. 6.67’’ FHD+ AMOLED ekranıyla dizi/film, video izlerken ve oyun oynarken daha canlı ve daha parlak görüntüler sunarak alınan keyfi artırıyor. Arcsoft yapay zekâ yazılımı ile güçlendirilmiş 24MP ön kamera canlı, parlak ve net özçekimler çekilmesini sağlarken, 50MP+5MP+2MP arka kamerası ile de yüksek çözünürlükte canlı ve kaliteli fotoğraflar çekilebiliyor. 3 farklı renk, 3 farklı şık tasarım sunduğumuz Casper VIA X40’ın bu renkleri ‘Gece Siyahı, Gece Mavisi ve Casper’a özel Casper VIA Beyazı.’” Yeni ürünleriyle sektörde standartları yeniden belirleyecek Türk toplumuna 33 yıldır hizmet vermenin kazandırdığı tecrübe ve öngörüyle kullanıcıların ihtiyaçlarını iyi bir şekilde analiz ettiklerini ifade eden Casper PC Satın Alma ve Tedarik Zinciri Müdürü Yunuscan Fakılı, “Casper olarak yüzde yüz yerli AR-GE çalışmalarımız ile ürettiğimiz Casper Nirvana Z100 ve Excalibur G911 ürünlerimizle kurumsal ve oyun bilgisayarı alanında sektörde yeni standartlar belirleyeceğiz” ifadelerini kullandı. “Casper Nirvana Z100, ürettiğimiz en hafif ve en ince dizüstü bilgisayarı” Satışa sundukları Nirvana ailesinin en yeni üyesi Casper Nirvana Z100 dizüstü bilgisayar modeli ile iş profesyonellerinin tüm beklentilerini karşılayacaklarını belirten Yunuscan Fakılı şu şekilde konuştu: “Casper Nirvana Z100, firmamızın bugüne kadar ürettiği en hafif ve en ince dizüstü bilgisayarı. 14.9 mm inceliğe ve %89 ekran gövde oranına sahip olan Casper Nirvana Z100, yalnızca 1,25 kilogram hafifliğiyle gün içerisinde dizüstü bilgisayarını yanından ayırmayan iş profesyonelleri için yüksek bir mobilite sağlıyor. Canlı görseller sunmanın yanı sıra opsiyon olarak eklenen OLED dokunmatik ekran, ‘Anti-Damage’ cam ekranı ile hem dayanıklı hem de şık bir tasarım sunuyor. Casper Nirvana Z100, içerisindeki 50 Whr bataryasının sağladığı minimum 12 saatlik pil ömrü ile kullanıcılarına uzun bir kullanımı alışkanlık haline getirecek. Batarya, Type-C hızlı şarj özelliğindeki Nirvana Z100 adaptörü ile tam kapasiteye sadece 2 saatte ulaşırken, sadece yarım saat şarj ile yaklaşık 4 saatlik kullanım imkânı tanıyacak.” “Intel’in en güçlü 14. Nesil HX işlemcisiyle yenilenen Excalibur G911” Excalibur G911’in Intel’in en güçlü 14. Nesil HX işlemcisiyle yenilendiğini ifade eden Fakılı, “Hem oyunlar hem de profesyonel kullanımlar için üstün performans sağlayan Excalibur G911, core gamerler, mimarlar, mühendisler, yazılımcılar gibi profesyonel kesime ve öğrencilere hitap ediyor. Performans/oyuncu dizüstü bilgisayarlarını diğer standart dizüstü bilgisayarlardan ayıran birçok teknoloji mevcut olsa da işlemci ve ekran kartı büyük önem taşıyor. Excalibur G911, dünyanın mobil plaformda en yüksek performansına sahip işlemci ekran kartlarıyla donatıldı. G911’i, Nvidia’nın Ada Lovelace mimarisine sahip RTX4000 ekran kartlarından en güçlü, en üst seviye modellerinden RTX4070 8GB ve RTX4090 16GB ile donattık. Nvidia’nın yenilenmiş teknolojisi DLSS 3.5 yani deep learning süper sampling teknolojisi ile eski teknolojide olan ekrandaki her bir pikselin sadece ışın izleme metoduyla değil, günümüz yeni teknolojisi yapay zekâ ile yapılması sonucunda oyuncular için daha efektif ve daha sürükleyici, profesyoneller içinse daha verimli ve üretken bir kullanım vadediyor. Bir diğer performans bileşenimiz ise Intel işlemci. Excalibur G911, Intel’in RaptorLake refresh mimarisindeki 24 çekirdekli Core i9 14900HX işlemcisi ile üretildi. HX işlemciler, standart H işlemcilere göre daha yüksek TDP değeri ile birlikte yüzde 50’ye varan daha fazla performans sağlıyor. Excalibur G911’i gamerların hem odaklanabileceği hem de en fazla zevk alabileceği optimal ekran boyutu olan 16” ekran boyutunda tasarladık. Yanı sıra Excalibur G911, 240 Hz yenileme hızı ile en zorlu oyunlarda dahi yüksek FPS değeriyle, oyun tutkunlarına oyun deneyiminin hazzını sonuna kadar yaşatıyor. Excalibur G911 ile kullanıcıları Türkiye’de ilk kez maksimum performans sağlayan Intel Wifi 7 teknolojisi ile buluşturuyoruz” dedi.