- 17 Mart 2019 Pazar 09:29

Çanakkale’nin çocuk şehitleri bu tespihte hikayeleşti

A
A
A
Çanakkale’nin çocuk şehitleri bu tespihte hikayeleşti

Tokat’tan Çanakkale’ye cepheye giden Onbeşliler, 48 yaşındaki tespih ustası Şahin Alağaş’ın ürettiği özel tespih ile hikayeleşti.

Tokat’tan Çanakkale’ye cepheye giden Onbeşliler, 48 yaşındaki tespih ustası Şahin Alağaş’ın ürettiği özel tespih ile hikayeleşti.


Tokat’ta yaşayan evli ve 3 çocuk babası 48 yaşındaki Şahin Alağaş, çocukluğundan beri tutkunu olduğu tespihlerin üretimini de yapmaya başladı. Çanakkale Savaşı’na giden ve çoğu geri dönemeyen 15 yaşındaki kahramanlardan dolayı ‘Onbeşliler Diyarı’ olarak da anılan Tokat’ı ürettiği tespihle ölümsüzleştirmeye çalışan Alağaş, zeytin ağaçları arasında geçen savaşı Zileli Kınalı Ali’den 15’li Mehmetçiklerin ardından dökülen gözyaşlarına kadar betimlemeye çalıştı. Büyük ilgi gören tespihleri kent dışında yaşayan Tokatlılara ve Çanakkale’ye de göndermeye başlayan Alağaş, tespihin manevi açıdan bu kadar önemli görülmeye başlamasının kendisi için çok büyük bir gurur olduğunu söyledi.


Çanakkale’ye annesi tarafından başına kına yakılarak gönderilen Zileli Kına Ali’den esinlenerek kınayla renklendirdiği tespihte kullandığı zeytin çekirdeklerini de Çanakkale başta olmak üzere Ege Bölgesi’nden getirdiğini söyleyen Şahin Alağaş, “Tespih merakım ilkokulda başladı. İlkokula giderken dahi tespih kullanıyordum. Çok hoşuma gidiyordu tespih kullanmak. Hemen hemen de tespihi elimden hiç bırakmazdım. O hevesim o dönemde başladı ve bu zamana kadar da geldi. Bugünlere de taşıdık. Hep kafamda şu vardı. Yani öyle bir tespih yapayım ki Tokat’ı anlatayım. Onbeşliler vardı aklımda, Onbeşlileri anlatayım. Bunu düşünerek, bu fikirleri de birleştirerek bir ürün ortaya çıkarttım” şeklinde konuştu.



"Çanakkale Savaşı’na tanık olmuş ve hala zeytin veren ağaçlar var"


Tokat’tan 15’lilerin de katıldığı Çanakkale Savaşı’nın zeytin ağaçları arasında geçen bir savaş olduğuna dikkat çeken Şahin, “Tespihi zeytin çekirdeğinden yaptım. Püskülün aksesuarında 15 adet damla var. Bu damlalar Çanakkale Savaşı’nda akan kanı ve gözyaşlarını simgeliyor. Püskül aksesuarının arka yüzünde tarihi Taş Köprümüz ve Tokat’ın taşlı yolları var. İmame kısmında bir semazen var. Burada Mevlana’nın ‘Tokat’a gitmek gerek’ övgüsünü ve tavsiyesini hatırlatarak tüm dünya insanlarını güzel Tokatımıza davet ediyorum. Gelsinler görsünler kültür ve tabiat varlıklarını, Tokat’ın bütün güzelliklerini görme imkanına kavuşurlar inşallah. Tespihi zeytin çekirdeğinden yapmamdaki amaç Çanakkale Savaşı zeytin bahçelerinde olmuştur. Onbinlerce askerimiz, vatan evladımız buralarda savaşıp şehit olmuş ve buralara defnedilmiştir. Bunlara şahit olan zeytin ağaçları var. Halen yaşamaktadır ve halen zeytin vermektedir. O sebeple zeytin çekirdeğinden yaptım” diye konuştu.



Çanakkale’nin kınalı kuzuları da tespihte unutulmadı


Tespihin en önemli özelliğinin ise kınaya batırılarak renklendirilmesi olduğunu belirten Alağaş, Çanakkale Savaşı’nın anlatılagelen Zileli Kınalı Ali hikayesine de tespihinde atıfta bulunduğunu söyledi. Alağaş, “Zeytin çekirdeği tanelerinin üzeri kınalıdır. Anneler evlatlarını vatana kurban verirken kınalı kuzu olarak göndermişlerdir. Saçlarına ve ellerine kına yakmışlardır. Bunlar vatanda bu şekilde kurban verilmiş ve şehit olmuşlardır. Tanelerin üzerindeki deformasyonlar ise askerin teçhizatının, malzemesinin ne kadar deforme olduğunu, eksik olduğunu simgelemektedir. Büyük bir yokluk içerisinde büyük bir zafer bu şekilde kazanılmıştır. Ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.