GENEL - 24 Ağustos 2019 Cumartesi 08:54

Motosiklet kazasında ağır yaralanan genç yaşam savaşı veriyor

A
A
A
Motosiklet kazasında ağır yaralanan genç yaşam savaşı veriyor

Tokat’ta motosiklet kazasında ağır yaralanarak 45 gün süren yoğun bakım sürecini atlatan fakat omurilik zedelemesi nedeniyle his kaybı yaşayan 17 yaşındaki Oğulcan Ökdem’in babası oğlunun tedavisi için destek bekliyor.

Tokat’ta motosiklet kazasında ağır yaralanarak 45 gün süren yoğun bakım sürecini atlatan fakat omurilik zedelemesi nedeniyle his kaybı yaşayan 17 yaşındaki Oğulcan Ökdem’in babası oğlunun tedavisi için destek bekliyor.


Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Gürçeşme beldesinde 07 Temmuz 2019 tarihinde meydana gelen motosiklet kazasında duvara çarpması sonucu ağır yaralanan 17 yaşındaki Oğulcan Ökdem, 45 gün süren tedavisinin ardından yoğun bakımdan çıktı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sağlık ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahi Servisinde tedavisi devam eden Oğulcan, kazada omuriliğinin zedelenmesini nedeniyle el ve ayaklarında his kaybı yaşadı. Solunum cihazına bağlı olarak nefes alabilen Oğulcan’ı babası ve annesi biran olsun yalnız bırakmıyor.


Oğlunun tedavisi için destek bekliyor


Baba Duran Ökdem, motosiklet kazasında oğlunun kafatası ve omurilik kemiğinin kırılması sonucu 45 gün yoğun bakımda tedavi gördüğünü kaydetti. 21 Ağustos tarihinde oğlunun yoğun bakımdan yataklı servise çıkarıldığını dile getiren Ökdem, “Omuzlarında çok az bir hareket var, boynundan aşağısında his yok. Umutluyuz, 17 yaşında. Sağlık Bakanlığından çocuğumuzla alakalı yardım ve destek bekliyoruz. Tedavisi nerede olacaksa destek istiyoruz” dedi.


Kendilerini uzun sürecek olan bir tedavi sürecinin beklediğini dile getiren Ökdem, “Doktorlar uzun bir süreç olduğunu, bacaklarının çalışma ihtimalinin çok zayıf olduğunu söylüyorlar. Ama bizler umutluyuz, oğlumuz genç inşallah atlatacak. Kök hücre nakli ile ayağa kalkabileceği durumu söz konusu. Onun içinde babası olarak elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışacağım. Oğlumun yoğun bakımdan çıkması sevindirdi, yoğun bakım süreci daha zor bir süreçti. Çocuğumuzun yanındayız, ona umut vermeye, moral vermeye çalışıyoruz. O da umutlu, umudunu kaybetmedi. İyileşeceğine inanıyor, inancını boşa çıkarmamak için ne gerekiyorsa yapacağız. Şuan konuşabiliyor, bilinci açık. O nedenle umutluyuz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlık tarihe ışık tutuyor Bayburt’ta, Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu Çayıryolu köyü mezarlığı, taşıdığı tarihi ve kültürel değerle dikkat çekiyor. Tarihi kayıtlara göre, Hacı Bey ve Fahreddin Kutlu Bey olarak da bilinen Kutlu Bey, Bayburt’un eski adı Sünür olan Çayıryolu köyünde kendi adına cami ve zaviye yaptırdı. Bu eserlerin yaşatılması için vakıflar kuran Kutlu Bey’in vakıf giderlerinin Bayburt ve Erzincan’a bağlı bazı köylerden karşılanması kararlaştırıldı. Sünür köyünün, Akkoyunluların Anadolu’da ilk yurt tuttukları yerleşimlerden biri olduğu, türbe ile caminin geçmişte külliye özelliği taşıdığı kaynaklarda yer alıyor. Cami ile türbe arasında yaklaşık 30 metre uzunluğunda bir koridor ve buraya açılan kubbeli medrese odalarının bulunduğu ancak bu yapılardan bugünlere iz kalmadığı aktarılıyor. Kutlu Bey ya da Hacı Bey vakfına ilişkin en eski kayıtların 1530 yılına kadar uzandığı kayıtlarda bulunuyor. Evkaf Nezareti defterlerinde de vakfın ’Sinür Hacı Bey zaviyesi ve cami-i şerifi vakfı’ adıyla yer aldığı ifade ediliyor. Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Erdem Saka, Bayburt Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş ile birlikte Çayıryolu köyündeki tarihi mezarlıkta incelemelerde bulundu. Bölgenin en büyük mezarlıklarından biri olarak gösterilen alanın, Bayburt’un kadim tarihini yansıtan önemli değerler arasında yer aldığını söyleyen Saka, mezarlığın korunması gereken kültürel miras niteliği taşıdığını dile getirdi. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna mensup olduğunu hatırlatan Saka, Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlığın yalnızca bir defin alanı olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel hafızasını taşıyan tarihi bir belge niteliğinde olduğunu vurguladı. "Bu mezarlık adeta tarih kokuyor" Mezarlıklardaki taşların bulunduğu yerin geçmişine ışık tuttuğunu belirten Saka, "Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlıktayız. Bu mezarlık Bayburt’a bağlı Sünür, yeni adıyla Çayıryolu köyünde bulunmakta olup bölgenin en büyük mezarlıklarındandır. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna bağlı olduklarını söylemekte fayda var. Bu mezarlık adeta tarih kokmaktadır" dedi. Saka, mezar taşlarının bölgenin tarihi açısından önemli veriler taşıdığını belirterek, "Mezarlıklar bulunduğu yerin tapusu hüviyetindedir. Taşların oldukça eski zamanlara ait olduğunu anlamak mümkündür" diye konuştu. Koç başlı mezar taşları bugün yerinde yok Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğuna dair haber kayıtları olduğunu aktaran Saka, bugün alanda bu taşlara rastlanmadığını, bazı kırık taş parçalarının koç gövdelerini andırdığını söyledi. Mezar taşlarının kültürel kimliğin ve tarihsel sürekliliğin önemli unsurları arasında yer aldığını ifade eden Saka, "Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş tarafından yapılan haberle, yaklaşık 30 yıl öncesine kadar bu mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğu sabittir. Bu da mezarlığın ne kadar kadim dönemlere ait olduğunu ve kadim Türklere ait izler taşıdığını gösteren hususlardan biridir. Günümüzde burada bulunan koç başlı mezar taşlarının hiçbirinin yerinde olmadığını fakat bazı kırık taşların koçların gövdelerini andırdığını söyleyebilirim" şeklinde konuştu. İspir’deki tarihi mezarlıkları hatırlattı Bayburt ve çevresindeki tarihi mezarlıkların Türk kültür tarihi açısından ayrı bir yere sahip olduğunu bildiren Saka, Çayıryolu köyündeki mezarlığın büyüklüğü ve taşıdığı izlerle dikkat çektiğini kaydederek, benzer yapıların İspir’deki eski mezarlıklarda da gördüğünü anlattı. Saka, Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Paşeke köyündeki eski mezarlıkları da örnek göstererek, "Bu kadar büyük, ihtişamlı ve tarih kokan bir mezarlığı İspir taraflarında Paşeke köyünde görmüştüm. Orada da dikkatimi çeken, oldukça eski mezar taşları vardı. Bu bölgenin ne kadar kadim bir tarihi olduğunu göstermekle birlikte mezarlıklar, bölgelerin tarihiyle birlikte kültürünü ve sanat anlayışını yansıtan en önemli değerlerden biridir" dedi. "Kültürel miras gelecek nesillere taşınmalı" Tarihi mezar taşlarının korunması gerektiğini vurgulayan Saka, bazı taşların kırık halde bulunmasının üzücü olduğunu söyleyerek, bu durumun kasıtlı olup olmadığının bilinmediğini ifade etti. Saka, "Bu mezar taşlarının elbette kasıtlı olarak kırılıp kırılmadığını bilmiyoruz. Fakat özellikle İspir yöresinde bazı mezar taşlarının Ermenistan’a götürüldüğü ve bunların kendilerine ait olduğu yönünde iddialara konu edildiğine dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu kültürel unsurları koruyarak sonraki nesillere taşımak, bölgenin tarihi kimliğini geleceğe aktarmak açısından elzemdir" diyerek konuştu.