KÜLTÜR SANAT - 20 Eylül 2020 Pazar 10:24

Bin yıllık Anadolu kültürü mezar taşlarında gizli

A
A
A
Bin yıllık Anadolu kültürü mezar taşlarında gizli

Danişmendliler tarafından Niksar’ın hakim tepelerinden birinde kurulan mezarlıktaki mezar taşları ve kitabeleri bin yıllık geçmişe ışık tutuyor.

Danişmendliler tarafından Niksar’ın hakim tepelerinden birinde kurulan mezarlıktaki mezar taşları ve kitabeleri bin yıllık geçmişe ışık tutuyor.


Tokat’ın Niksar ilçesinde Anadolu’da kurulan İlk Türk İslam mezarlıklarından biri olan Melikgazi Kabristanlığı’ndaki mezar taşları açık hava müzesinde sergileniyor. Danişmendli Devleti’nin kurucusu Melik Danişmend Gümüştekin Ahmet Gazi’ye ait olan türbenin bahçesinde bulunan mezar taşları tarihe tanıklık ediyor. Yetişkinlere ait mezar taşlarının yanı sıra bebekler için yapılan mezar taşları ile eğer şeklindeki mezar taşı dikkat çekiyor. Kitabelerinde ölen kişilerin hikayesinin anlatıldığı mezar taşları yaklaşık bin yıllık bir döneme ışık tutuyor. Açık hava müzesinde okunabilir olan 600’e yakın mezar taşının yanı sıra parçalı ve koruma altında olmak üzere bine yakın mezar taşı sergileniyor.


Anadolu’daki ilk Türk İslam mezarlıklarından bir tanesi


Yerel Tarihçi Danişment Hüseyin Şahin, Anadolu’daki ilk Türk İslam mezarlıklarından bir tanesinin Niksar’da bulunduğuna dikkat çekti. 1071 Malazgirt Zaferi’yle beraber Anadolu’da bir Türkleşme serüveni olduğunu ifade eden Şahin, “Anadolu’daki ilk Türk varlığının bulunduğu noktalardan bir tanesi Niksar, Ahlat ve Harput. Bu üç önemli merkez Anadolu’daki Türk varlığının başlamasına tutunmasına ve sonrasında Anadolu’nun bütününe yayılmasına sebep olan üç ciddi merkezdir. Bu alan bin yıldır Anadolu’daki Türk varlığını bize kanıtlayan önemli tapu belgeleri niteliği taşıyan mezar taşlarıyla dolu. Danişmend Melik Ahmet Gazi Anadolu’da ismine destan yazılmış dört önemli isimden bir tanesidir. Kıymetli bir devlet büyüğü, devlet adamı, veli aynı zamanda da büyük bir komutandır. Tarih sahnesinde çok az kalmalarına rağmen etkilerini kültürel varlıklarını günümüze kadar taşıyabilmiş nadir devletlerden bir tanesidir. Şu an içinde bulunduğumuz hazire ve mezarlık alanı yaklaşık bin yıldır kesintisiz mezar kültürünün her dönem formunu günümüze kadar taşıyabilmiş nadir Anadolu’daki ilk Türk İslam mezarlıklarından bir tanesidir” dedi.



Mezar taşlarındaki yazılar bin yıllık kültürün izlerini taşıyor


Şahin, dönem itibariyle yaklaşık 11. yüzyıldan başlamak üzere her dönemde farklı bir mezar kültürü ve formu olduğunu belirterek, “Bazen bir kandil görürsünüz bir mezar taşında, bazen bir mührü Süleyman, bazen okla yay, bazen eğik bir lale, ucu eğilmiş bir ağaç ve benzeri birçok farklı motifler yakalayabilirsiniz burada. Dönem itibariyle farklı farklı formlara ait mezar taşları mevcut. İki günlük bir bebeği dünyada bırakmış doğum yapmış bir annenin feryadını bulursunuz bu mezar taşında. Bazen Ahıska’dan gelmiş bir adamın sadece Danişmend Melik Ahmet Gazi’ye komşu olma isteğini ifade eden bir mezar taşına dokunursunuz. Bazen de şakiler tarafından 20 yaşında öldürülmüş bir gencin mezar taşına dokunursunuz. Dolayısıyla o dönemden günümüze kadar tarihsel serüvende kültürel olarak hangi meslek grubuna ait olduğunu buranın idarecilerinin isimlerinin ne olduğuna o dönemde kullanılan isimlerin, sosyal kültürel, ekonomik yapılarının ne olduğuna dair de bilgileri içeren büyük bir hazinedir burası” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Tekrarlayan omuz çıkıklarına dikkat SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Burçin Karslı, omuz ekleminin vücudun en hareketli, aynı zamanda da en sık çıkan eklemi olduğunu söyledi. İlk omuz çıkığının genellikle travma sonrası meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Karslı, "Bazı hastalarda ise omuz, başlangıçta travmayla çıkmış olsa bile, daha sonra çok daha küçük hareketlerle tekrar tekrar çıkmaya başlar. Bu tablo tekrarlayan (Rekürren) omuz çıkığı olarak tanımlanıyor" dedi. Tekrarlayan omuz çıkığının en önemli mekanizmasının ilk çıkık sırasında omuzu yerinde tutan yapılarda oluşan kalıcı hasarlar olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karslı, bu hasarları şöyle sıraladı: "Labrum yırtığı (Bankart lezyonu), kapsül gevşekliği, kemik kayıpları, doğuştan bağ gevşekliği, uygun olmayan veya gecikmiş tedavi." Görülme sıklığı Omuz çıkığının genel popülasyonda sık görüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Karslı, "Genç ve aktif bireylerde daha fazladır. İlk çıkık özellikle 25 yaş altı dönemde olmuşsa, takip eden yıllarda tekrar çıkma ihtimali belirgin şekilde artar. Sporcularda (Özellikle temas sporları ve kolun baş üstü kullanıldığı branşlarda) tekrarlama oranları çok daha yüksektir" şeklinde konuştu. Tekrarlayan omuz çıkığı olan hastalarda, omuzun bazen ‘tam çıkma (Dislokasyon)’ şeklinde, bazen de ‘kısmi çıkma (Subluksasyon)’ hissi verdiğini kaydeden Doç. Dr. Karslı, diğer belirtileri şöyle sıraladı: "Kol belli bir pozisyona geldiğinde (Genellikle kol baş üstüne kalkıp geriye döndüğünde) ‘boşalma, yerinden çıkacakmış gibi olma, güvensizlik hissi’ tarif edilir. Tekrarlayan çıkık sonrası ağrı, güçsüzlük, omuzda hareket kısıtlılığı gelişebilir.- Bazı hastalar omuzlarının çıkmaması için günlük hayatta bazı hareketlerden kaçınmaya başlar (Örneğin yüksekten bir şey alma, arka cebe uzanma)." Omuz hareket açıklığı, kas gücü ve omuz etrafındaki hassasiyetin muayenede önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Karslı, "Stabiliteyi değerlendiren özel testler (Apprehension, relocation vb.) yapılır. Direkt röntgen, MR veya MR artrografi, BT (Bilgisayarlı tomografi) kullanılan görüntüleme teknikleridir" dedi. Tedavinin hastanın yaşı, aktiviteleri, mesleği, spor düzeyi, çıkık sayısı ve görüntüleme izlerine göre planlandığını belirten Doç. Dr. Karslı, tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri paylaştı: "Konservatif (Ameliyatsız) tedavi: Daha ileri yaşta, aktivitesi düşük, çıkık sayısı az ve stabilite sorunu hafif hastalarda düşünülebilir. Cerrahi tedavi: Tekrarlayan omuz çıkığı olan, günlük hayatı ve spor aktiviteleri etkilenen hastalarda cerrahi tedavi genellikle kalıcı çözüm sağlar. Tekrarlayan omuz çıkıklarında uygulanan cerrahi seçenekleri iseartroskopik bankart onarımı ve kemik bloğu ameliyatlarıdır." Ameliyat sonrası Tekrarlayan omuz çıkıklarında ameliyat sonrasının da önemli bir süreç olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Karslı, "Bir süre omuz askısı kullanımı önemli, Ardından kontrollü pasif ve aktif hareketlerle başlayan rehabilitasyon programı, Kas güçlendirme ve propriosepsiyon (Eklem hissi) egzersizleriyle devam eden bir süreç gerekir. Spora dönüş süresi uygulanan cerrahiye ve hastanın durumuna göre değişmekle birlikte genellikle birkaç ayı bulur" ifadelerini kullandı. "Ortopedi ve travmatoloji uzmanına ne zaman başvurulmalıdır" "Omuzunuz bir kez bile çıkmışsa, özellikle genç ve aktifseniz, mutlaka bir ortopedi ve travmatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelisiniz" diyen Doç. Dr. Karslı, aşağıdaki durumlarda da hiç zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini bildirdi: "Omuzunuz tam çıkmasa bile, belirli hareketlerde yerinden oynayacakmış gibi his, güvensizlik veya ani boşalma hissi varsa. Tekrarlayan ağrı, gece ağrısı, güçsüzlük veya hareket kısıtlılığı yaşıyorsanız. Spor yaparken omuzunuzda sık sık ‘atlama, takılma, yerinden çıkacak gibi olma’ hissi oluşuyorsa." Erken tanı ve tedavi Erken tanı ve uygun tedavi ile tekrarlayan çıkıkların önüne geçmenin mümkün olduğunu söyleyen Doç. Dr. Karslı, "Omuzdaki kalıcı hasarı ve ileride gelişebilecek kireçlenmeyi (Artroz) azaltmak, hastanın spora ve günlük hayatına güvenli şekilde dönmesini sağlamak mümkündür" ifadelerini kullandı.
Muğla Muğla’da sanatın büyüleyen gecesi Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı ve Senfoni Orkestrası tarafından 29 Nisan Dünya Dans Günü kapsamında düzenlenen "Anadolu Senfonisi" etkinliği, sanatseverlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi Yıldız Kenter Sahnesi’nde yapılan etkinlik, müzik ve dansın eşsiz uyumunu sahneye taşıdı. "Aynı topraktan, aynı ritimden" temasıyla hazırlanan gösteride, Anadolu’nun köklü kültürel mirası modern sahne diliyle yorumlandı. Dansçıların etkileyici performansları, orkestranın canlı müziğiyle birleşerek izleyicilere görsel bir şölen sundu. Usta sanatçılar aynı projede buluştu Etkinlikte orkestrayı Şef Rustam Rahmedov yönetirken, başkemancı olarak Didem Güvenç sahnede yer aldı. Sanat Kurulu’nda Oktay Keresteci, Yaprak Baba, Melike Gergin, Ersen Esmer, H. Fehmi Tokmak, Doğan Sanaytır ve Göksu Özer gibi alanında deneyimli isimler görev aldı. Sanatçıların uyumlu performansı ve sahne tasarımı, izleyiciler tarafından büyük beğeni topladı. Sanatseverlerden tam not Yoğun ilgi gören etkinlikte salonu dolduran izleyiciler, performans sonunda sanatçıları uzun süre ayakta alkışladı. Dünya Dans Günü’nün anlam ve önemine yakışır bir atmosferde gerçekleşen "Anadolu Senfonisi", katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin kültür ve sanat faaliyetleri kapsamında düzenlenen etkinlik, kentin sanatsal yaşamına katkı sunmaya devam ederken, izleyicilerden de tam not aldı.