KÜLTÜR SANAT - 17 Kasım 2020 Salı 13:25

Osmanlı saraylarının tabildotu, gelin damat sofralarını süslüyor

A
A
A
Osmanlı saraylarının tabildotu, gelin damat sofralarını süslüyor

Osmanlı saraylarında tabildot olarak kullanılan Honça tepsisi günümüzde "gelin damat tepsisi" adıyla gelecek nesillere aktarılıyor.

Osmanlı saraylarında tabildot olarak kullanılan Honça tepsisi günümüzde "gelin damat tepsisi" adıyla gelecek nesillere aktarılıyor.


Anadolu Selçuklu Devleti döneminde altın kaplama, Osmanlı döneminde ise bakırdan yapılan tabildot kabı günümüzde “gelin damat tepsisi” olarak kullanılıyor. Normal tepsilerden farklı olan Honça tepsisinde 6 göz bulunuyor. Kubbe görünümlü kapaklarla süslenen tepsi düğün gecesine özel hazırlanıyor. Tepsinin etrafındaki 5 göze kuzu etinden yapılan pehli, pilav, dolma, yoğurtlu çorba ile tatlı konuluyor. Ortada kalan büyük göze ise yeni evlenen çiftin ömür boyu saklaması için Kur’an-ı Kerim konuluyor. Farklı boylarda yapılan Honça tepsisi 400 lira bin 500 lira arasında satılıyor. Tarihi Sulu Sokak Çarşısında bulunan Deveciler Hanı’nda bakır işlemeciliği yapan Osman Unutmaz (57), Honça geleneğini yaşatmaya çalışıyor. Bakırcılığa ilkokul ve lise dönemlerinde çırak olarak başladığını belirten Unutmaz, 45 yıldır mesleğine devam ettiğini söyledi. Tokat’ta irili ufaklı 400-500’e yakın atölyede çalışan ustadan günümüzde 2-3 kişi kaldığını ifade eden Unutmaz, neslin son ustaları olarak mesleklerini icra etmeye çalıştığını kaydetti.



Sarayların tabildotu, gelin damat tepsisi oldu


Selçuklu ve Osmanlı döneminde saraylarda tabildot olarak kullanılan tepsinin Tokat’ta farkı bir kültür olduğunu belirten Unutmaz, “Cumhuriyet döneminde her ailede bu Honça bulunmazmış. Zengin ailelerde bulunurmuş. Pahalı bir ürün olduğu için ödünç alanlar, kiralayanlar olurmuş. Adına damat tepsisi denilmiş. Günümüzde damat ile geline bu tepsi ile ilk gecede yemek ikram ediliyor. 5 göze yöresel yemekler konuluyor. Yemeklerinde manaları var. Dolma sarıldığı için birbirlerine muhabbetle sarılsınlar manasında, pirinç evine bereket getirsin, ayranlı çorba mesleğine evine sahip çıksın, tatlı ise ağızları tatlı olsun, tatlı konuşsunlar manası taşıyor. Ortadaki büyük göze ise Kur’an-ı Kerim konuluyor doğacak çocuklarının dini bütün olsun diye. Ama biz bu örf ve adetlerimizi kaybetmeye başladığımız için batılılaşmaya başladık. Önce bakırdan başladılar, bizlere alüminyum, çeliği mutfağımıza soktular. Bakırı elimizden aldılar. Bakırda sağlık vardı” dedi.


Tabildotu Türklerin bulduğunu ifade eden Unutmaz, “Saraylarda kullanılan eşyalara bakıldığında bunu görmek mümkün. Batı sonradan bizden almış. İlk Türkler bulmuş, Türkler yapmış” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla MÜSİAD Muğla Şubesi ile Muğla Ticaret Odası arasında ortak projeler görüşüldü Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Muğla Şubesi ve Muğla Ticaret Odası tarafından gerçekleştirilen toplantıda, Muğla’nın ortak sorunları, çözüm önerileri ve iş birliği içerisinde hayata geçirilebilecek projeler ele alındı. MÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Aykaç ve yönetim kurulu ile MUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Karakuş ve yönetim kurulunun katıldığı toplantıda kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi ve Muğla iş dünyasına katkı sağlayacak ortak çalışmalar değerlendirildi. Verimli geçen görüşmede, bölgenin ekonomik ve ticari gelişimine katkı sağlayacak adımlar üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Toplantıda ayrıca yürütülen çalışmalar ve üyelere sunulan katkılar hakkında bilgilendirme yapılarak, karşılıklı değerlendirmeler gerçekleştirildi. 2012 yılında kuruluşu gerçekleştirilen MÜSİAD Muğla Şubesinin 14 yılda Muğla ekonomisine ve üyelerine katkı sunmaya devam ettiğini belirten MÜSİAD Muğla Şube Başkanı Nevzat Aykaç, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının ortak akıl çerçevesinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Aykaç, Muğla’nın sahip olduğu turizm, tarım ve ticaret potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, sürdürülebilir kalkınma için yerel aktörler arasında güçlü bir iş birliği kurulmasının şart olduğunu ifade etti.
Van Karların erimesiyle Muradiye Şelalesi coştu Van’da son günlerde etkili olan sağanak yağışlar ve yüksek kesimlerdeki karların erimesiyle Muradiye Şelalesi coşmaya başladı. Vangölü Havzası’nda etkili olan yağışlar, önceki yıllarda küresel ısınmaya bağlı yaşanan kuraklık nedeniyle su seviyesi düşen göl ve çevresindeki akarsular için umut oldu. Geçtiğimiz yıl son 70 yılın en kurak dönemlerinden birinin yaşandığı havzada, bu yıl yağış miktarındaki artış akarsuları canlandırdı. Artan yağışlar, kuruma noktasına gelen baraj ve akarsuların yanı sıra kıyılarında ciddi çekilmenin yaşandığı Van Gölü’nde de su seviyesinin yeniden yükselmesine yönelik beklentileri güçlendirdi. Yüksek kesimlerde kar kalınlığının metreleri bulduğu havzada, havaların ısınmasıyla Muradiye Şelalesi’nin debisi önemli ölçüde arttı. Şelaleden akan sular, Bendimahi Çayı ile birleşerek Van Gölü’ne ulaşıyor. Bu durum, havzadaki su kaynaklarının yeniden canlanmasına katkı sağlarken, aynı zamanda görsel bir şölen oluşturuyor. İHA muhabirine konuşan Vangölü Aktivistleri Derneği Başkanı İsrafil Akan, "Son günlerde artan yağışlar ve kışın getirdiği kar örtüsüyle birlikte gölümüzde gözle görülür bir yükselme başladı. Umarız gölümüz eski seviyesine ulaşır. Bu durum hem bizim için hem insanlık için hem de Vangölü Havzası’nda yaşayan vatandaşlar açısından son derece olumlu bir gelişmedir. Ayrıca inci kefallerinin üreme dönemine girmiş bulunuyoruz. Derelerin su seviyesinin yüksek olması, balıkların yumurtlama sürecini de kolaylaştıracaktır" dedi. Akan, nehir debilerinin artmasıyla birlikte çevredeki atıkların da göle taşınabildiğine dikkat çekerek, "Nehirlerimizin debisinin yükselmesiyle birlikte etraftaki plastik atıklar da göle karışabiliyor ve bu durum olumsuzluklara yol açıyor. Yerel yönetimlerden istirhamımız, bu duruma karşı önlem almaları, özellikle atıkları tutacak bariyer sistemleri kurmalarıdır. Aksi halde bu kirlilik gölümüze zarar verecek ve ilerleyen süreçte ekosisteme ciddi olumsuz etkiler oluşturacaktır. Buradan yerel yönetimlere çağrımızdır; lütfen gerekli tedbirleri alalım" diye konuştu.
Sivas Sivas’ın 8 asırlık eğri minaresi restorasyona alındı Sivas’ta minaresindeki 1 metre 17 santimetrelik eğim ile dikkat çeken 829 yıllık Ulu Cami’de restorasyon çalışmaları sürüyor. Anadolu’da ilk inşa edilen camilerden biri olan ve Danişmentliler döneminde 2. Kılıçarslan’ın oğlu Kudbeddin Melih Şah tarafından 1197 yılında inşa ettirilen Sivas’taki Ulu Cami, 1 metre 17 santimetre eğik minaresi ile dikkat çekiyor. İtalya’nın Pisa şehrindeki 5.5 derecelik eğime sahip Pisa Kulesi’ne benzetilen Ulu Cami restorasyona alındı. Toplam 50 adet kolon bulunan caminin zemininin yanı sıra 7 derecelik eğime sahip minaresinde de çalışmalar başladı. Minare yüzey restorasyon çalışmaları için hazırlanan 9 çelik iskelenin montajı tamamlandı. 13 metrelik temele sahip olan ve çelik halatlar ile sabitlenecek olan eğik minarede çalışmaların kısa sürede başlaması bekleniyor. Restorasyon çalışmaları bir sonraki Kurban Bayramı’na tamamlanacak Ulu Cami’deki restorasyon çalışmaları hakkında bilgi veren Sivas Vakıflar Bölge Müdürü Mehmet Ali Çalışkan, "Hava şartlarından dolayı çalışmalara yeni başladık. Ulu Cami’nin minaresi için iskelemizin temelini bir aydır uğraşarak tamamladık. Bir sonraki Kurban Bayramı’na inşallah camiyi yetiştireceğiz. Cami içinde 50 adet temelimiz vardı. 50 adet temelin 30’unu tamamlamıştık. Bir haftada 2 adet ayak temeli güçlendirmesi yapabiliyoruz. Bilim kurulu toplantılarını tamamladık, Koruma Bölge Kurulumuz ile kararlarımızı aldık. Camiyle alakalı peyzaj ve çevre düzenlemesi olarak son bir çalışma projemiz var. Onu da bu yaz sonuna kadar tamamlayacağız" dedi.