EKONOMİ - 11 Ağustos 2021 Çarşamba 14:46

Cumhurbaşkanı Erdoğan talimat vermişti, Tarım Kredi Kooperatifleri eleştirilerin odağında

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan talimat vermişti, Tarım Kredi Kooperatifleri eleştirilerin odağında

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr.

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Ali Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Tarım Kredi Kooperatifleri’ne fiyatların dengelenmesi talimatı vermesine rağmen kooperatiflerin ticari amaç güderek çalıştığını ileri sürerek, "Aslında amaç ve niyet ticari mantığın tamamen dışında davranmaktı" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zincir marketlerin fahiş fiyat uygulama politikalarını eleştirerek, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin sayısının artırılarak fiyatların dengelenmesi talimatı verdi. Temel amacı, vatandaşların ihtiyaç duyduğu ürünlerin piyasaya tedariğini sağlamak olan Tarım Kredi Kooperatiflerinin bu hedef doğrultusunda hareket edip etmediği akıllarda soru işareti oluşturdu. Birçok ilde tarladaki sebze ve meyve fiyatları ile marketler arasındaki fiyat farkı çiftçilerin tepkisine neden oldu. Kazova’da dolmalık biber üretimi yapan çiftçi Yavuz Özer, yanlarında onlarca işçi çalıştırdıklarını maliyetler, tarladaki fiyatların düşük olmasından dolayı emeklerinin karşılığını alamadıklarını ileri sürdü. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Çelik, tarladaki fiyat ile market arasındaki fiyat farkına bakıldığında her iki tarafın da kendince haklı olduğunu belirterek, “Çiftçilerimiz, emek çekiyoruz, üretiyoruz, kahraman eziyetini çekiyoruz, riskini taşıyoruz 1 liraya satıyoruz. Markete giriyoruz 3-5 lira. Bu da bizi çok üzüyor, canımızı yakıyor diyorlar. Şimdi marketlerle görüşüyoruz. Biz işte ürünü aldığımız fiyatın üzerine yüksek kar koymak zorundayız. Çünkü ürün kısa süre içerisinde özellikle yaş sebze meyve hemen bozuluyor. İşte bu nedenle fiyatlara ilave etmek durumundayız diyor. Herkesi dinliyoruz herkes haklı gibi duruyor ama maalesef işte bilinçli üretim yapılmayınca bu işler kurumsal profesyonelce yapılmayınca her yıl çiftçimiz sıkıntı yaşıyor. Kazova’da geçmişte 700-800 bin ton domates hasadı yapılırken Tokat’ta bugün 100-150 bin tonlara düştü” dedi.


Çiftçinin bu tür sorunlarla karşılaşmaması için sözleşmeli üretime geçmesi gerektiğini belirten Başkan Çelik, “Çiftçi daha yüksek fiyatla satabilir miyim? Diye böyle bu tip anlaşmalara girmek istemiyor ama maalesef her defasında daha düşük fiyatla satmak durumunda kalıyor. Yani oturacak maliyet hesaplarını yapacak, belli firmalarla otur. Bir köy oturup bir firmayla anlaşacak. Biz size hepimiz tek bir ürün yapalım. Şu fiyattan yapalım diyecekler” ifadelerini kullandı.



"Tarım Kredi Kooperatifleri ticari mantıkla olaya yaklaşıyor"


Başkan Çelik, Tarım Kredi Kooperatiflerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda hareket etmediği konusunda çiftçilerden şikayetler aldıklarını belirterek, “Bu anlamda çiftçilerimizden ciddi şekilde şikayet alıyoruz. Yani tarım kooperatiflerinin, Cumhurbaşkanımızın o talimatından sonra hemen sahaya çıkıp zararına eğer ürün alınıyorsa, çiftçinin zarar etmeyeceği şekilde ürüne belirli bir fiyat belirlemesi lazım. O fiyattan alması lazım bu ürünü. Çiftçiyi koruyacak şekilde. Araya da böyle kar amacı gütmeden, hatta sıfır karla piyasaya satarak piyasada da işte yüksek fiyat alıp, düşük fiyata satıp, hem çiftçiyi hem tüketiciyi koruması gerekirdi. Bunun dışında ben tamamen tarım kredi kooperatiflerinin kar marjıyla ticari amaçla bu işi yürüttüklerini düşünüyorum. Yani işte yıl sonunda bak biz şu kadar kar ettik, şu kadarlık bir ciroya ulaştık falan gibi son derece ticari mantıklı olaya yaklaştıklarını düşünüyorum. Aslında amaç ve niyet ticari mantığın tamamen dışında davranmaktı. Gerekirse zarar edelim çünkü çiftçinin kazanması devletin kazanması demek. Yani devlet her konuda kar etmez. Eğer toplumun menfaati varsa toplum kar ediyorsa devletin bunu göğüslemesi gerekir. Ama ben mantığın ve uygulamanın bu şekilde yürümediğini düşünüyorum" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
Düzce I. Ulusal bölgesel kalkınma kongresi başladı Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ve bölgesel kalkınma alanındaki bilimsel birikimi ve deneyimi bir araya getiren "I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi" başladı. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda ki programa; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, protokol üyeleri ile ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı ve Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin, böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yaptıkları için onur duyduklarını ifade etti. YÖK 2016 yılında başlattığı Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olma başarısı gösterdiğine dikkat çeken Tekin, ihtisaslaşma faaliyetleriyle bölge halkına katkı sunduklarının altını çizdi. Düzce Üniversitesi araştırma ve uygulama merkezlerinin katma değerli projelerle ihtisaslaşma sürecine verdikleri katkılarla ilgili örnekler paylaşan Tekin; Düzce Üniversitesi Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Uyulama ve Araştırma Merkezi’nin kompost gübre, malç, tıbbi mantarlar, Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi’nin Yığılca arısının tescili ve arı ürünleri, Fındık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin fındıktaki verimi artıran çalışmaları, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin GETAT uygulamaları başta olmak üzere sürdürülebilir kalkınmaya destek oldukları projeler hakkında bilgiler aktardı. Kongrenin ulusal kalkınmaya katkı, proje geliştirme ve iş birliği fırsatları anlamında önemli bir misyonu olduğunu söyleyen Emine Tekin, programa destek olan kişi ve kurumlara teşekkür etti. "Bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yapıyoruz" Programda konuşan Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, 2016 yılında Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olan Düzce Üniversitesi’nin çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaştığını vurguladı. Düzce Üniversitesi’nin bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yaptığını dile getiren Rektör Sözbir, bu alanda BAP projelerine yüzde 50 oranında artırımlı destek sunduklarını ifade etti. Özellikle Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı alanlarında derinlikli projeleri hayata geçirdiklerine işaret eden Sözbir, bölgesel kalkınmanın önemi üzerinde durdu. Alanında ilk olma özelliği taşıyan kongre ile üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi, bilimsel bilgi ile uygulamayı bir araya getirerek bölgemizin ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçladıklarının altını çizen Sözbir, programın hayırlı olmasını temenni ederek sözlerini sonlandırdı. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının sayısının artması ve her şehre bir üniversite kurulmasının sonrasında üniversitelere farklı misyonlar yüklendiğini belirterek, YÖK’ün de Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’nı başlattığını ifade etti. "Düzce Üniversitesi GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürütüyor" Düzce Üniversitesi’nin GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Şeker, gelecek nesillerin kendisini yetkin hissetmesi noktasında bölgesel kalkınma misyonunun çok kıymetli olduğunu vurgulayarak çalışmaların uzun soluklu ve sürdürülebilir olmasını temenni etti. Derinlikli oturumlarla farklı bakış açıları Açılış ve protokol konuşmalarının ardından davetli konuşmacıların sunumlarına geçildi. Prof. Dr. Emine Tekin’in moderatörlüğündeki oturumda, Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, "Fikirden Kliniğe: Rejeneratif Tıpta Translasyonel Yolculuk" başlıklı sunumunda, yenileyici tıpta eksozom ve bor üzerinde geliştirdikleri öncü çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, "Sağlıkta Bütünleyici Yaklaşımlar ve Bölgesel Kalkınma: TÜGET Modeli ve Türkiye Perspektifi" adlı konuşmasında, sağlık sisteminde dönüşüm, fikirden ürüne dönüşüm mekanizması olan TÜGET Entegratif Modeli ile yaptıkları çalışmalardan söz etti. BEE’O Propolis Kurucusu ve CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı ise, "Arı Ürünlerinin Standardizasyonu ve Fonksiyonel Ürün Uygulamaları" başlıklı sunumunda, arı ürünlerinin Ar-Ge ve inovasyonuyla ilgili 25 yıllık bilgi birikimini anlattı. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gürler ve Dr. Öğr. Üyesi Zehra Seda Boztunalı’nın Avrupa Birliği projelerine ait eserler, Arş. Gör. Dr. Özkan Işık’a ait bölgeye özel Aslanlı Mozaik ve Tykhe heykeli motiflerinin yer aldığı eserler ile Öğr. Gör. Dr. İrem Gürsu’nun fındık, shiitake mantarı ve takla böceği illüstrayonlarından oluşan sergi ve Düzce Üniversitesi’nin ihtisaslaşma kapsamında ürettiği ürünlerin yer aldığı stantlar da ziyaretçiler tarafından ilgi ve beğeniyle takip edildi. Geleneksel Kağıt Atölyesi workshop çalışması ile Kültür Sanat ve Dans Topluluğu’nun halk oyunları gösterisi sonrasında kongrenin açılış paneline geçildi. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın moderatörlüğündeki panelde Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, çevrim içi olarak "Bölgesel Dinamiklerin Bilgiye Dayalı Kalkınma İçin Harekete Geçirilmesi" başlıklı konuşmasında bölgesel kalkınmanın multidisipliner bir yaklaşım üzerine inşa edilmesi gerektiğini aktardı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜBA Ödülü sahibi Prof. Dr. Özcan Erel, inovasyon ve inovasyon çalışmaları üzerine katılımcıları bilgilendirdiği konuşmasında, inovasyonun yalnızca bir fikir olmadığını aynı zamanda işe yarayan bir nitelik bulundurması gerektiğini vurguladı. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız "Ar-Ge Ekosistemi ve Fikri Sınai Mülkiyet Hakları" başlıklı sunumunda üniversite–kamu–sanayi iş birliğiyle ortaya konulan katma değerli üretimin önemini ele aldı. Oturumun son konuşmacısı olan Erciyes Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve TÜBA İlim Yayma Ödülü sahibi Prof. Dr. Mustafa Soylak, "Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye İçin Önemi" başlıklı sunumunda önemli ve stratejik değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir, Burdur, Sivas ve Malatya başta olmak üzere ülkemizin pek çok bölgesinin nadir toprak elementleri bakımından zengin olduğunu ifade eden Soylak, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin etkin şekilde değerlendirilmesine yönelik yol haritası paylaştı.