GENEL - 17 Mart 2012 Cumartesi 13:22

DURSUN ÇİÇEK ANNESİNİN CENAZESİNDE KONUŞTU

A
A
A
DURSUN ÇİÇEK ANNESİNİN CENAZESİNDE KONUŞTU

"İnternet Andıcı" ve "Balyoz Planı" davaları kapsamında tutuklu bulunan emekli Albay Dursun Çiçek, iki gün izin alarak katıldığı annesinin cenazesinde açıklama yaptı. Çiçek, "Annemin ak sütü kadar masumum, bundan kimsenin şüphesi olmasın" dedi.
Emekli Albay Dursun Çiçek, önceki gün vefat eden annesi Halime Çiçek’in (82) cenazesine katılmak üzere 2 gün izin alarak Tokat’a geldi. Hava yoluyla geldiği memleketi Tokat’tan jandarma nezaretinde Reşadiye ilçesine bağlı Umurca köyüne geçen Dursun Çiçek, araçtan iner inmez basın mensuplarına açıklamada bulundu.
Çiçek, "İnsanları sağlığında helalleştiren bir düzen kuracağız inşallah. Hepiniz biliyorsunuz, hakkın rahmetine kavuşan annemin ak sütü kadar masumum. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Esas bizlere tuzak kuranların, sahte delil üretenlerin peşindeyiz. Onları yüce adaletin önüne çıkardığımız zaman görevimizi yapacağız. İnşallah bu görevi de çocuklarımıza, gençlerimize bırakmayacağız" diye konuştu.
"Bu sıkıntılı günümüzde bizlerle beraber olanlara, bize destek verenlere teşekkür ediyorum" diyen Çiçek şöyle devam etti: "Meclis’ten, Komisyon’dan tasarı geçti. İki aydır bekliyoruz. Birilerine hizmet etse hemen geçirirler. Bu vatandan (Tokat) terörist de çıkmaz darbeci de çıkmaz."
Dursun Çiçek daha sonra Umurca Camii gasilhanesinde bulunan annesi Halime Çiçek’in cenazesini ziyaret etti. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından, cenaze, Dursun Çiçek ve diğer yakınlarının omuzlarında köy mezarlığına götürüldü. Mezara inen Çiçek, annesini bizzat toprağa koydu.
Cenazeye, Reşadiye Belediye Başkanı Rafet Erdem ve Dursun Çiçek’in avukat kızı İrem Çiçek ve köylüler katıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Alevlere koşan süper anneler İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan kadın itfaiye personeli, bir yandan yangın ve afetlerde hayat kurtarırken bir yandan da anneliğin yükünü ve özlemini taşıyor. Çocuklarından ayrı geçen uzun nöbetlere rağmen görevlerinden vazgeçmeyen itfaiyeci anneler, fedakarlıklarıyla hem sahada hem evde kahramanlık öyküsü yazıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan kadın itfaiye personeli, Anneler Günü’nde hem alevlerle mücadele eden hem de çocuklarını büyüten güçlü kadınlar olarak yaşadıkları zorlukları anlattı. İtfaiyeciliğin disiplin ve dayanıklılığıyla anneliğin şefkatini aynı yürekte taşıyan kadınlar, iki sorumluluğu da büyük bir özveriyle sürdürüyor. Yangınlara ve afetlere müdahale ederken çoğu zaman çocuklarından uzak kalan itfaiye personeli anneler, görev bilinci ile annelik duygusu arasında güçlü bir denge kurduklarını ifade etti. "Çocuğum uyuduğunda bile özlüyorum" İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 6 yıldır itfaiye memuru olarak görev yapan Elif Kamile Şahbudak, bir yandan yangınlara müdahale ederken bir yandan da 2 yaşındaki oğlu Görkem’i büyütüyor. Görevi nedeniyle uzun saatler evinden uzak kaldığını söyleyen Şahbudak, en zor duygunun özlem olduğunu belirterek, "Çocuğum evde uyurken bile onu özlüyorum. İşim gereği 24 saat boyunca ayrı kalıyoruz. İnsan çocuğuyla uyumayı seviyor. O anı yaşayamayınca bir boşluk hissediyorsunuz. Ama Görkem, itfaiyeci bir annenin çocuğu olduğu için mutlu. Buraya geldiğinde çok seviniyor. Sahada olmak zor ama sevmediğiniz bir işi yapmak bence çok daha zor. Bu yüzden tüm yorgunluğumuzu unutabiliyoruz. Annelik, yaptığımız işten biraz daha zor ama aynı zamanda dünyanın en güzel duygularından biri" diye konuştu. "Çocuk vakalarında daha hassas oluyoruz" Anne olduktan sonra mesleki bakış açısının değiştiğini ifade eden Şahbudak, özellikle çocukların yer aldığı vakalarda duygusal olarak daha fazla etkilendiğini belirterek, "Anne olduktan sonra empati duygumuz daha da arttı. Sahada profesyonel olmak zorundayız ancak bazı olayların ardından duygusal olarak etkilenebiliyoruz" dedi. Doğum sonrası göreve dönüş sürecinin kendisi için kolay olmadığını da anlatan Şahbudak, o günleri şu sözlerle anlattı: "İlk günlerim ağlayarak geçti. Ama ’yapamayacağım’ deseydim muhtemelen geri dönemezdim. Bu mesleğin gerekliliği bu; devam etmek zorundaydım." "İlk günden itibaren buraya ait olduğumu hissettim" İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 16 yıldır görev yapan itfaiye memuru Damla Ertuğrul, hem mesleki deneyimi hem de annelik yolculuğuyla dikkat çekiyor. Eşi İlker Ertuğrul’un da itfaiyeci olduğunu belirten Ertuğrul, sahada geçen yılları, aile yaşamını ve anneliği anlattı. İtfaiyeciliğin hayatında çok özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Ertuğrul, mesleğe başlama sürecini şu sözlerle dile getirdi: "Hayallerimin arasında yoktu ama göreve başladığım ilk günden itibaren buraya ait olduğumu fazlasıyla hissettim. İyi ki buradayım, iyi ki itfaiyeciyim." "İtfaiyeci anneler daha kahraman" Eşi İlker Ertuğrul ile birlikte uzun yıllar sahada görev yaptıklarını söyleyen Ertuğrul, bu sürecin hem zorlu hem de güçlü bir bağ oluşturduğunu ifade etti. 10 yaşında Ender ve 6 yaşında Eren isminde iki oğlu olan Ertuğrul, çocuklarının gözünde itfaiyeci olmanın ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, "Eren arkadaşlarına ’annem itfaiyeci. O bir süper kahraman gibi’ diyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Bütün anneler kahraman ama itfaiyeci anneler daha kahraman. Kendi çocuğunu evde bırakarak, başka çocukları kurtarmaya gitmek; insanların canını, malını kurtarmaya gitmek kolay değil. Evladından ayrı başka bir yerde uyumak kolay değil. Mesleğimiz zor ama her şeye rağmen inanılmaz keyifli" dedi. "İtfaiye benim evim" Mesleğin hayatındaki yerini güçlü bir şekilde tanımlayan Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü: "İtfaiye benim evim. Hamilelik zamanlarımı bile burada geçirdim. İyi ki itfaiyeciyim, iyi ki anneyim ve iyi ki itfaiyeci bir anneyim." Çocuklarına bırakacağı en büyük mirasın mesleği ve duruşu olduğunu söyleyen Ertuğrul, "Ömür boyu çocuklarım beni anlatsın istiyorum. Anlatacaklarından da eminim. İtfaiyecilikte vardiyalı sistem uygulanıyor. O nedenle ya babaları ya da anneleri evde yoktu. Bu da aslında çocuklarımı daha güçlü, daha bilinçli yaptı." Damla Ertuğrul’un 6 yaşındaki oğlu Eren, "Annemi çok seviyorum, onuna gurur duyuyorum" derken, 10 yaşındaki oğlu Ender de, "Annem benim için bir kahraman. Bence başkaları için de kahraman, çünkü itfaiyeci. Yangınlarda insanları kurtarıyor. Annemi o yüzden çok seviyorum" dedi.
Balıkesir Ayvalık zeytinyağı, Balıkesir Gastrofest’in yıldızı oldu Balıkesir’i "Gastronomi ve Turizm Merkezi"ne dönüştürmek amacıyla Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan "1. Uluslararası Balıkesir Gastronomi Festivali-Gastrofest" 8 Mayıs Cuma günü Avlu Yaşam Merkezi’nde kapılarını açtı. Ayvalık Ticaret Odası da Ayvalık’ın en önemli gastronomik zenginliklerinden "Ayvalık Zeytinyağı"nı tanıtmak üzere festivalde yerini aldı. Balıkesir’in zengin gastronomi dünyasını tanıtmak üzere bu yıl ilki gerçekleşen Gastrofest, 8 Mayıs Cuma günü Avlu Yaşam Merkezi’nde kapılarını açtı. Yerel üreticileri küresel şeflerle buluşturan, coğrafi ürünlerin markalaşmasına sağlayan ve zengin tadım şovlarıyla geçen Gastrofest 10 Mayıs’a kadar devam ediyor. Dünyada en iyi üç zeytinyağıyla ün yapan "Ayvalık Zeytinyağı"nı tanıtmak üzere Ayvalık Ticaret Odası ve "Ayvalık Zeytinyağı" coğrafi işaretinin yurt içinde ve yurt dışında tanınabilirliğine liderlik eden Ayvalık Ticaret Odası Zeytinyağı Analiz Laboratuvarı (ATOLAB AŞ.) festivalde yerini aldı. YÖREX’ten sonra Gastrofest’te de görücüye çıkarılan karekodlu ürün kimliği ve ürün doğrulama sistemi, festival ziyaretçilerinden de tam not aldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "‘Ayvalık Zeytinyağı’ coğrafi işaret alan firmalarımızın ve markalarımızın tanıtımı ile tüketicinin bilgilendirilmesi konusunda oda olarak çalışmalarımız devam ediyor. YÖREX’ten sonra tanıtımına devam ettiğimiz Gastrofest’te de karekodlu ürün kimliği ve ürün doğrulama sistemi büyük beğeni topladı. Zeytinyağında dünyaca ünlü Ayvalık markası, taklit ve tağşişçilerin hedefinde. Sahte zeytinyağı operasyonlarının hepsinde Ayvalık markasının kullanıldığını ama hiçbirinin üretim yerinin Ayvalık olmadığını görüyoruz. Ayvalık’ta güçlü bir üretim altyapısı olduğu için sahtecilik söz konusu olmasa da markamız kullanılarak zeytinyağımızın itibarı zedelenmeye çalışılıyor. Bu anlamda hayata geçirdiğimiz karekodlu ürün kimliği ve ürün doğrulama sistemi sayesinde tarladan sofraya kadar Türk Gıda Kodeksine göre ürünün tüm üretim aşamalarını görebiliyorsunuz. Bunu zeytinyağında ilk kez Türkiye’de uygulayan oda olmaktan büyük gurur duyuyoruz" dedi.