EĞİTİM - 24 Nisan 2026 Cuma 13:58

Vakıf geleneği Tokat’ta akademik olarak ele alındı

A
A
A
Vakıf geleneği Tokat’ta akademik olarak ele alındı

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen sempozyumda; Tokat, Amasya ve Çorum’daki vakıf geleneği tarihi ve toplumsal yönleriyle ele alınarak, vakıf sisteminin günümüze uzanan etkileri akademik yaklaşımla değerlendirildi.


Tokat’ta vakıf geleneğinin tarihi ve toplumsal boyutları kapsamlı bir sempozyumla ele alındı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) ev sahipliğinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü iş birliği ve Amasya ile Hitit üniversitelerinin katkılarıyla düzenlenen "Türk-İslam Kültüründe Vakıf Geleneği ve Tokat Bölgesi Vakıfları (Tokat-Amasya-Çorum) Sempozyumu" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sempozyumun açılışına Tokat Milletvekilleri Dt. Cüneyt Aldemir, Av. Mustafa Arslan, Kadim Durmaz, TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, Vali Yardımcısı Osman Güven, İl Jandarma Komutanı J. K. Albay Ahmet Çetin, Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan, müdürler, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.


Sempozyumla Tokat, Amasya ve Çorum’daki vakıf eserleri çok yönlü incelendi


Program öncesinde konuklar, Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz’ı makamında ziyaret etti. Akabinde 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi Milli İrade Salonundaki programa geçildi. Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan konuşmasında vakıf geleneğinin köklü geçmişine dikkat çekerek, bu yapının yalnızca bir yardım sistemi olmadığını vurguladı. Erdoğan, vakıf anlayışının insanı merkeze alan, toplumsal dayanışmayı esas alan ve tarihi süreçte sosyal devlet anlayışının önemli bir yansıması olduğunu ifade etti. Düzenlenen sempozyumun Tokat, Amasya ve Çorum illerindeki vakıf eserlerinin çok yönlü incelenmesine katkı sağlayacağını belirten Erdoğan, etkinliğin akademik çalışmalara da ışık tutacağını dile getirdi.


"Vakıf bir kurumdan öte, bir değerler sistemidir"


Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi ise konuşmasında vakfın yalnızca kurumsal bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Vakfın aynı zamanda bir inanç ve ahlak sistemi olduğuna dikkat çeken Turabi, "Vakıf, insanın faniliğini kalıcı iyiliğe dönüştürme çabasıdır. Vakıf ruhu toplumda canlıysa merhamet de canlıdır. Merhametin olduğu yerde ise medeniyet vardır" ifadelerini kullandı.


Rektör Yılmaz: "Vakıf kültürü günümüzde de yaşayan bir değerdir"


TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ise vakıf geleneğinin yalnızca geçmişe ait bir miras olmadığını, günümüzde de toplumsal gelişim açısından önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Vakıf kültürünün Türk-İslam medeniyetinin en köklü değerlerinden biri olduğunu ifade eden Yılmaz, bu geleneğin toplumsal dayanışmayı güçlendiren sürdürülebilir bir yapı sunduğunu belirtti. Tokat başta olmak üzere bölgede vakıf eserlerinin ihya edilmesinin önemine dikkat çeken Yılmaz, sempozyumda bu eserlerin hem tarihi hem de güncel işlevlerinin ele alınacağını söyledi.


Akademik panel yoğun ilgi gördü


Açılış konuşmalarının ardından Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu başkanlığında gerçekleştirilen panelde Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Gökçe panelist olarak yer aldı. Alanında uzman akademisyenler vakıf geleneğini farklı yönleriyle değerlendirdi. Panelde, vakıf sisteminin tarihi gelişimi ve Anadolu’daki yansımaları ele alındı.


Vakıf geleneği çok boyutlu ele alındı


Sempozyumda, vakıf geleneğinin tarihi süreçteki gelişimi, toplumsal hayattaki yeri ve bölgesel örnekleri kapsamlı şekilde incelendi. Alanında uzman akademisyenlerin sunumlarıyla zenginleşen etkinlikte, vakıf sisteminin eğitimden sağlığa, şehirleşmeden sosyal yardımlaşmaya kadar geniş bir etki alanına sahip olduğu vurgulandı.



Vakıf geleneği Tokat’ta akademik olarak ele alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Formula 1 yeniden Türkiye’de Formula 1 Dünya Şampiyonası, 2027 yılından itibaren yeniden İstanbul’a dönüyor. İlk olarak 2005 yılında dev organizasyona ev sahipliği yapan İstanbul Park’ta toplam 9 yarış düzenlendi. Ayrıca Türkiye, bugün takvimde yer alan birçok ülkeden önce Formula 1’e ev sahipliği yapmış olmasıyla da dikkat çekiyor. Formula 1 Dünya Şampiyonası, 2027 yılından itibaren yeniden İstanbul’a dönüyor. Yapılan anlaşmaya göre Türkiye, 2027-2031 yılları arasında 5 yıl boyunca takvimde yer alacak. 1950’den bu yana düzenlenen ve dünyanın en prestijli motor sporları organizasyonlarından biri olarak kabul edilen şampiyonanın 78. sezonu, Türkiye’nin geri dönüşüne sahne olacak. 2025 yılında 6.7 milyon seyirci ağırlandı Küresel ölçekte büyük ilgi gören Formula 1, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesinde, otomotiv teknolojilerinin en üst düzeyde yarıştığı ve uluslararası markaların yer aldığı dev bir endüstri olarak öne çıkıyor. Birçok önemli markanın bulunduğu 11 takım ve 22 pilot, sezon boyunca 24 yarışta mücadele ediyor. 2025 sezonunda organizasyon, 180’den fazla ülkede 827 milyondan fazla televizyon izleyicisine ulaşırken, tribünlerde 6.7 milyon seyirci ağırlandı. İzleyici kitlesinin yüzde 42’sini kadınlar oluştururken, organizasyonun dijital platformlardaki toplam takipçi sayısı 114 milyonu aştı ve 2025 yılında 2,3 milyar etkileşim elde edildi. İstanbul Park’ta modernizasyon çalışmaları yapılacak Yarışlara ev sahipliği yapacak İstanbul Park Pisti, teknik yapısı ve karakteristiği ile Formula 1 dünyasında özel bir yere sahip bulunuyor. 2003 yılında temeli atılan ve 2005 yılında ilk yarışa ev sahipliği yapan pist, 5,338 kilometre uzunluğu ve 14 virajıyla dikkat çekiyor. Saat yönünün tersine koşulan nadir pistlerden biri olan İstanbul Park, özellikle ünlü 8. virajı ile pilotlar tarafından en beğenilen pistler arasında gösteriliyor. Yaklaşık 2.166 dönüm alan üzerine kurulu tesis, 125 bin seyirci kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük spor komplekslerinden biri konumunda bulunuyor. 2027’deki yarış öncesinde pistte modernizasyon çalışmaları yapılması ve uluslararası standartlarda bir karting pistinin inşa edilmesi planlanıyor. Türkiye’de daha önce 9 kez düzenlendi Türkiye, daha önce 2005-2011 yılları arasında 7 kez, pandemi döneminde ise 2020 ve 2021 yıllarında olmak üzere toplam 9 kez Formula 1’e ev sahipliği yaptı. 2005 yılında düzenlenen ilk Türkiye Grand Prix’si, 110 binden fazla seyirciyle Cumhuriyet tarihinin en kalabalık uluslararası spor organizasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. Türkiye’nin, bugün takvimde yer alan birçok ülkeden önce Formula 1’e ev sahipliği yapmış olması da dikkat çekiyor. Yeni dönemde yarışların, İstanbul’un uluslararası tanıtımına ve spor turizmine önemli katkı sağlaması bekleniyor. Bölgesel gelişmeler nedeniyle bazı Orta Doğu yarışlarının iptal edilmesinin ardından Türkiye’nin, şampiyona için güvenli ve stratejik bir merkez olarak öne çıktığı değerlendiriliyor. F1, Türkiye’de 19 milyon kişiye ulaştı Öte yandan Formula 1 ve genel olarak otomobil sporlarına Türkiye’deki ilgi de son yıllarda artış gösteriyor. Özellikle gençler arasında popülerliği yükselen organizasyonun seyirci portföyünün yüzde 43’ünü 35 yaş altı izleyici kitlesi oluşturuyor. İstanbul Park’ta düzenlenen ulusal ve uluslararası yarışlarda da yüksek katılım dikkat çekiyor. Türkiye’de, Formula 1’in yaklaşık 19 milyon kişiye ulaştığı ve sosyal medyada 7,5 milyon takipçi tarafından yakından takip edildiği belirtiliyor. Formula 2 ve Formula 3’te daha fazla Türk pilotun yer alması bekleniyor Uluslararası arenada Türk sporcuların elde ettiği başarılar da dikkat çekiyor. 2025 sezonunda dünya ve Avrupa şampiyonalarında toplam 123 madalya kazanan sporcular, Türkiye’yi üst düzeyde temsil etti. Milli takım Team Türkiye ise 2024 FIA Motor Sporları Oyunları’nda 82 ülke arasında beşinci sırada yer aldı. Önümüzdeki dönemde, Formula 1’in destek serileri olan Formula 2 ve Formula 3’te daha fazla Türk pilotun yer alması bekleniyor. Formula 1’in İstanbul’a dönüşü, Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki yerini güçlendirmesi ve motor sporlarının gelişimine ivme kazandırması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Hakkari Yüksekova’da heyelan nedeniyle tek şeridi 19 gündür kapalı olan yol temizleniyor Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde etkili olan yağışlar sonucu meydana gelen heyelan nedeniyle ulaşımın 19 gündür tek şeritten sağlandığı yolda trafiğin normale dönmesi için ekipler çalışma başlattı. İlçede yaklaşık 3 hafta önce başlayan şiddetli yağışlar, Pizok konutları yolunda toprak kaymasına yol açmıştı. Dağdan kopan toprak ve çamur yığınlarının yolu kapatması üzerine İpekyolu Caddesi istikameti trafiğe tamamen kapanmıştı. Heyelanın meydana geldiği ilk gün yapılan müdahalenin ardından bölgedeki toprak hareketliliğinin devam etmesi nedeniyle temizlik çalışmalarına ara verilmişti. Aradan geçen 19 günlük sürede trafiğin tek şeritten kontrollü olarak sağlandığı bölgede, ekipler bugün itibarıyla iş makineleriyle yeniden çalışma başlattı. Yağışların sürmesiyle beraber yolun çamur deryasına döndüğünü belirten bölge sakinleri, tek şeritli ulaşımın özellikle gece saatlerinde ve yağışlı havalarda kaza riskini artırdığını ifade etti. Yetkililerden yolun bir an önce tamamen açılmasını talep eden vatandaşlar, "Toprak kayması nedeniyle yolun yarısı çamurla kaplı. 19 gündür tek şeridi kullanıyoruz ve bu durum kazalara davetiye çıkarıyor. Bir facia yaşanmadan yolun tamamen temizlenmesini bekliyoruz. Ekipler sağ olsunlar bugün itibarıyla yoğun bir çalışma başlattı" ifadelerini kullandı. Belediye ekiplerinin koordinesinde yürütülen çalışmaların, bölgedeki toprak hareketliliğinin durumuna göre kısa sürede tamamlanması ve yolun yeniden tam kapasiteyle trafiğe açılması hedefleniyor.
Ankara Köpek sürüsünün saldırısında ağır yaralanan yaşlı kadın: "Kolumu, elimi, başımı ve bacağımı parçaladılar" Ankara’da aralarında sahipli köpeklerin de yer aldığı iddia edilen sürünün saldırısı sonucu ağır yaralanan 68 yaşındaki Havva Soysal, "Köpekler aç. Bu nedenle beni görünce hemen saldırdılar. Sırtımdan yeleğimi, ayağımdan terliğimi çıkarttılar. Bununla da kalmayıp kolumu, elimi, başımı ve bacağımı parçaladılar" dedi. Olay, dün Ayaş ilçesine bağlı Başbereket köyünde meydana geldi. İddialara göre 68 yaşındaki Havva Soysal, evinin yakınlarındaki bir bahçede yaprak topladığı sırada aralarında sahipli köpeklerin de yer aldığı 8 köpeğin saldırısına uğradı. Köpeklerin saldırısından köy muhtarının müdahalesiyle kurtulan Soysal, hastaneye kaldırıldı. Vücudunun farkı bölgelerinden ağır yaralanan yaşlı kadın, tedavisinin ardından taburcu edildi. Bir süre daha tedavi görecek olan Soysal ve ailesi şikayette bulundu. "Köpekler beni görünce hemen saldırdı" Yaşadıklarını anlatan Havva Soysal, "Çocuklar için kapımın önüne ot ve yaprak toplamak için çıktım. 8 tane köpek de kapımın önündeki otluk arazi içinde yatıyorlarmış. Bu köpekleri sahipleri başıboş bırakmış. Köpekler aç. Bu nedenle beni görünce hemen saldırdılar. Yeleğimi tuttular, sırtımdan yeleğimi, ayağımdan terliğimi çıkarttılar. Bununla da kalmayıp kolumu, elimi, başımı ve bacağımı parçaladılar. Sonrasında elimden bir şey gelmeyince bağırdım. Bağrış sesime bahçesinde fidan diken komşum yetişti. Onun elinden de bir şey gelmeyince muhtarı aradı. Muhtar beni kurtardı ve hastaneye götürüldüm. Beni bu duruma sokanlardan şikayetçiyim, şikayetimi de geri almak gibi niyetim yok. Hatalı kimse ortaya çıksın. Orada torunlarım da olabilirdi. Benim başıma gelen bir daha kimsenin başına gelmesin" dedi. "Anneme en iyi şekilde destek çıkılmalıdır" Mağdurun kızı Funda Bayram ise, "Annem, kışın bizim yanımızda, yazın da Ayaş’ta kalıyor. Havalar biraz ısındı diye Ayaş’a gitmişti. Oradan da bize ertesi gün geri gelecekti. Demiş ki, ‘Şuradan çocuklara yaprak ve ot toplayayım.’ Evimizin yakınındaki araziye gitmiş. Ot koparmak için eğildiğinde 8 köpek anneme saldırmış. Köpeklerden biri kolundan tutmuş, diğeri bacağından tutmuş. Biri de kafasını parçalamış. Annem bu saldırıdan dolayı çok uzun süre tedavi görecek. Artık yürüme güçlüğü çekecek. Bacağında zaten rahatsızlık vardı. Şu an rahatsızlık daha da arttı. Çok büyük bir sorun yaşadı benim annem. Bu sorun bir şekilde giderilmeli. Anneme en iyi şekilde destek çıkılmalı. Annem ve biz 4. katta oturuyoruz. İnemeyecek, çıkamayacak. Bu köpekleri başıboş bırakmamalılar. Orada benim çocuğum da olabilirdi, başkasının çocuğu da olabilirdi. Tek başına yaşayan bir sürü insan var. Onlar da aynı şeyi yaşayabilirdi. Herkes köpeğine sahip çıkmalı. Gerçekten bu sorunun bir an evvel çözüme ulaşması gerekiyor. Sonuna kadar da şikayetçiyiz. Kim yaptıysa cezasını çeksin diyoruz. İnşallah başkaları böyle bir şey yaşamaz bizim gibi. Gereken neyse yapılsın" ifadelerini kullandı.
Aydın Didim’de bayram coşkusu sokaklara taştı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 106. yıl dönümü, Didim’de düzenlenen tören ve etkinliklerle coşku içinde kutlandı. Didim Belediyesi tarafından gün boyu gerçekleştirilen programlar, bayram sevincini kentin dört bir yanına taşıdı. Kutlamalar, Cumhuriyet Kent Meydanı’nda düzenlenen çelenk sunma töreniyle başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Tören ilçe protokolü ve çok sayıda halkın katılımıyla gerçekleştirildi. Resmi programın ardından kutlamalar, Didim Atatürk Stadyumu’nda devam etti. Törenler Didim Kaymakamı Mesut Çoban, Garnizon Komutanı Erkut Arslan, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Cumhuriyet Başsavcısı Anıl Altay, ilçe protokolü, belediye meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. İlçedeki öğrencilerin hazırladığı gösteriler, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Didim Belediyesi tarafından düzenlenen akşam programı kapsamında gerçekleştirilen fener alayı, bayram coşkusunu sokaklara taşıdı. Belediye binası önünden başlayan yürüyüş, marşlar eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Program kapsamında, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizin yanı sıra Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşamını yitiren öğrenciler ile onları korumaya çalışırken hayatını kaybeden öğretmen anısına saygı duruşunda bulunuldu. Meydandaki konser programı öncesinde Didim Belediyesi Çocuk Korosu sahne aldı. Ardından sahneye çıkan Pera grubu, sevilen şarkılarıyla katılımcılara unutulmaz bir akşam yaşattı. Halk, konser boyunca şarkılara eşlik ederek bayram sevincini birlikte paylaştı. Konser programında konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni alanda bulunan çocuklar, gençler ve Didim halkıyla birlikte her satırını seslendirdi. Bu anlar, alanda duygu dolu bir atmosfer oluşturdu.