EKONOMİ - 13 Aralık 2017 Çarşamba 10:14

Hamsiköy Sütlacı coğrafi işarete kavuştu, yöre esnafı mutlu oldu

A
A
A
Hamsiköy Sütlacı coğrafi işarete kavuştu, yöre esnafı mutlu oldu

Trabzon Maçka ilçesi sınırları içinde yer alan Hamsiköy’in ismiyle özdeşleşen Hamsiköy Sütlacı’nın coğrafi işarete kavuşması yöre esnafını mutlu etti.

Trabzon Maçka ilçesi sınırları içinde yer alan Hamsiköy’in ismiyle özdeşleşen Hamsiköy Sütlacı’nın coğrafi işarete kavuşması yöre esnafını mutlu etti.


Gerek yurt içinden gerekse yurtdışından gelen turistleri lezzetiyle kendine çeken Hamsiköy Sütlacı’nın yanı sıra yöre eşsiz doğal manzarasıyla son yıllarda ilgi odağı oldu. Hamsiköy Sütlacı’nın geçtiğimiz günlerde coğrafi işaret alması yöre esnafını mutlu ederken, sütlacın yılbaşından itibaren Türk Hava Yollarıyla seyahat eden yolculara ikram edileceği belirtildi.


Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan ve Hamsiköy’de işletmecilik yapan Ömer Konak, Hamsiköy Sütlacı’nın formülünün 90 yıl öncesine dayandığını belirterek sütlacın, coğrafi işaret almasının kendileri için gurur verici olduğunu söyledi. Sütlaçta Türkiye’de ve dünyada 1 numara olduklarını iddia eden Konak, “Hamsiköy Sütlacı’nın tadı 1926 yılında dedemizin yapmaya başladığı formülle yapılıyor. Sütlacımızın malzemesi Hamsi köy sütü, pirinç ve şekerdir. Başka bir katkı maddesi kullanılmamaktadır. Ancak Hamsiköy sütlacı zaman zaman değişimlere uğradı. Eskiden yapılan sütlaçlar sadece kâselere konulurdu fırına konulmazdı. Zaman zaman o sütlaç herkesin evinde yapıldığı için biz de nasıl bir değişim yaparız diye düşünürken fırınlı sütlacı çıkarttık. Fırınlı sütlacı çıkartınca üzerine fındık konulması talebi gelmeye başladı. Biz de ikramlarda üzerine fındık koyarak servis etmeye başladık. Bu şekilde de çok beğenildi” dedi.



Coğrafi işaret almamız gurur verici


Hamsiköy Sütlacı’nın coğrafi işaret almasının kendilerini çok mutlu ettiğini belirten Konak, “Hamsiköy sütlacını dünya piyasasına sunmak ve bunu da kendi coğrafi işaretimiz ile yapmak gerçekten gurur verici. Köyümüzün geçim kaynağı sütlaç. Süt fabrikamızda seneye inşallah daha değişik kapsamlı, ambalajlı bir şekilde en azından yurt dışına Almanya’ya, Hollanda’ya ürünlerimizi gönderme şahsımız olacak. önümüzdeki yıl da da Türk Hava Yolları’nda yolculara sütlaç ikram edilmeye başlanacak. Hamsiköy sütlacının şu an patenti var. Coğrafi işaret alması da işimizi hareketlendirecektir” diye konuştu.


Bir başka işletme sahibi Niyazi Alkurt da hak ettikleri bir değere kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek “Şükürler olsun sonunda hak ettiğimiz coğrafi işareti aldık. Bundan sonra sütlacımız inşallah daha iyi yerlere gelecek. Artık coğrafi işaretlemeyi de aldık, daha dikkatli olacağız. Herkes bu işi yapamayacak. İnsanlar gerçek Hamsiköy sütlacını yemiş olacak. Sütlacımız bir marka oldu. Rahmetli dedelerimizin sayesinde bugünlere kadar geldi. İnşallah biz de bundan sonra bu işi torunlarımıza bırakacağız. Bayrak şu anda bizde. Bu karar artık köy halkını da hayvancılığa yönlendirecek. Bu sayede hayvancılık da artacak" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Enkazdan sağ çıkan Hediye hayırseverlerin desteğiyle dünyaevine girdi Hatay’da yaşanan depremde enkazdan beş gün sonra sağ kurtulan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı ile ertelediği düğününü hayırseverlerin de desteğiyle Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde gerçekleştirdi. Hatay’da yaşayan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı Muhammet Yıldız ile birlikte düğün hazırlıkları yaparken 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde annesi ve kardeşi ile enkaz altında kaldı. Deprem sonrası enkazın arasında nişanlısını arayan Muhammet Yıldız, günlerce umudunu kaybetmeden molozların arasında Hediye Demirkol’dan bir iz aradı. Ekiplerin çalışmaları sonucu beş gün sonra enkazdan sağ kurtulan Hediye Demirkol’un kolu ampute edildi. Enkazda annesini kaybeden ve kardeşinin de iki ayağı ampute edilen Hediye Demirkol, sevk edildiği Adana’da tedavisinin tamamlanmasının ardından kardeşiyle birlikte Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesine taşındı. Türk Kızılay Şubesi ve hayırseverlerin de desteğiyle bir eve yerleştirilen Hediye Demirkol, Şube Başkanı Kürşat Yağız’a deprem nedeniyle ertelenen düğün planından bahsetti. Çiftin hayalini gerçekleştirmek isteyen Kızılay, düğün için hazırlık başlattı. Davul zurna eşliğinde gelin alma adetinin yerine getirilmesiyle birlikte çeyizler de eve taşındı. Yapılan duaların ardından konvoy halinde Gülüç Belediyesi Düğün Salonu’na gelen çift, burada dünyaevine girdi. “Evlilik sürecimiz depremden sonra çok farklı boyuta geldi” Hayırseverler ve sevenleri genç çifti düğünde yalnız bırakmadı. Dört senelik nişanlılık süreci sonrası düğün hazırlığı yaptıkları sırada depremin olduğunu anlatan Hediye Demirkol, “Birbirimizi görüp tanıştık. Uzun bir hikayemiz var. Zamanla konuşa konuşa ileriye dönük sürecimiz başladı. Söz takıp nişanlandık. Yaklaşık dört senedir birlikteyiz. Deprem bizim dönüm noktamız oldu. Önceleri evlilik sürecini düşünüyorduk ama depremden sonra çok farklı boyuta geldi. Birbirimizden kopamadığımızı o zaman anladık. Düğünü erteledik. Deprem olmasaydı geçen yaz düğün olacaktı. Tedavi süreçleri oldu" dedi. Karadeniz Ereğli’ye geldiklerinde nikah yaparak dünyaevine girmeyi planladıklarını ve Kızılay’ın desteğiyle düğün yaptıklarını anlatan Demirkol, “Bu şekilde bize güzel bir düğün organize ettiler. Hatay’dan Karadeniz Ereğli’ye geldik. Orada hiçbir şeyimiz kalmadı. Buradaki güzel insanlarla tanışma sürecimiz oldu. Birçok insanla tanıştık. Sağ olsunlar hiçbir zaman desteklerini ayırmadılar” diye konuştu. “Küs öleceğimizi bilmek beni kahretti” Depremin kendileri için dönüm noktası olduğunu söyleyen Muhammet Yıldız ise, “İnsan sevdiğinden asla kopamaz. Depremin olduğu gün kendisiyle küstük. Öleceğine değil de küs öleceğimize çok üzüldüm. Sürekli bunu düşünüyordum, kahroldum. Neden kavga ettiğimizi düşündüm. Demek ki iki günlük dünyaymış, kavga etmeye hiç gerek yokmuş” dedi. İlk depremin yaşanmasında bir saat sonra nişanlısının evinin enkazının başına geldiğini anlatan Yıldız, “Enkazdan araçlar geçemiyordu. Yakınlarında bir tane park vardı. İnsanlar ateş yakmış duruyordu. Bir umut oradadır diye kendisini, annesini ve küçük kardeşini aradım. Kimseyi bulamadım. Enkaz başında gördüğüm tablo her şeyi anlamama yetti. Oradan birisinin çıkması imkansız gibi bir şeydi. Arkadaşlarım da bunu söylüyordu. İlk başta Hediye’nin ölmediğini söylüyordum. Boşuna ümitlenmememi ve durumu kabullenmemi söylediler. Sonuna kadar Hediye’nin yaşadığını düşünüyor ve inanıyordum. Sonra Hediye’nin sesini duyduk ve yaşadığını öğrendik” ifadelerini kullandı.