POLİTİKA - 29 Aralık 2023 Cuma 13:54

Adalet Bakanı Tunç: "Yeni bir anayasaya kavuşmamız lazım"

A
A
A
Adalet Bakanı Tunç: "Yeni bir anayasaya kavuşmamız lazım"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yargı kurumları arasında özellikle yorum farkının farklı sorunlara yol açtığına dikkat çekerek, "Yargı kurumlarımız arasında özellikle yorum farklarının farklı sorunlara yol açtığını da hep beraber günümüzde yaşıyoruz. O nedenle bu sorunları aşabilmemiz, özellikle darbeciler tarafından yazılmış olan bir anayasadan kurtulup, kuşatıcı, demokratik, sivil temel hak ve özgürlükleri öne alan, devletin görevlerini belirleyen, insan onurunu koruyan bir yeni bir anayasaya kavuşmamız lazım" dedi.


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Trabzon’un Akçaabat ilçesinde yapılacak Adliye Sarayı’nın temel atma törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Tunç, "PKK’nın kalleş saldırısında askerlerimiz şehit oldu. Kahramanlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun, milletimize ve ailelerine de başsağlığı diliyorum. Onların kanlarını yerde bırakmamak için kahraman arkadaşları mücadeleye devam ediyorlar. Terörle mücadele kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Hem terörün siyasi uzantılarıyla hem de içte ve dışta onları tutan, küresel maşalarıyla da mücadele etme kararlılığımızdan zerre kadar taviz vermeyeceğiz. Diğer yandan Filistin’de maalesef insanlığın gözü önünde çocuk katliamı, sivil katliamı, savaş suçu işlenmeye devam ediyor. Tabii uluslararası kuruluşlar etkisiz kalmaya da devam ediyor. Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya, onları desteklemeye devam edeceğiz. Dünyada haksızlıklara ses çıkarmaya, dünyada adaleti savunmaya hep devam edeceğiz” diye konuştu.


21 yılda tarafsız ve bağımsız bir yargı için önemli adımlar atıldığını ifade eden Bakan Tunç, “Adalet mülkün temelidir, adalet haklıya hakkını vermektir. Asıl kısa ve öz tarifi. Adaletin tam anlamıyla tesis edildiği yerde insan güçlüdür. İnsanın güçlü olduğu yerde aile güçlüdür. Ailenin güçlü olduğu yerde toplum güçlüdür ve dolayısıyla topyekûn devlet olarak güçlü oluruz. Adaleti tesis etmenin en yegane yolu da hukuk devleti olmaktır. Hukuk devleti, tüm işlem ve işlemleri yargı denetimine tabii olan devlettir. Ve tarafsız ve bağımsız yargı da hukuk devletinin olmazsa olmaz şartıdır. Tarafsız ve bağımsız yargının tesisi için de son 21 yılda çok önemli adımlar attık, atmaya da devam ediyoruz. Özellikle vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden en etkin, en adil şekilde yararlanabilmesinin yolunu açmak için çok önemli çalışmalar yaptık. Özellikle yargı mensuplarımızın, hakim ve savcılarımızın kürsüde uygulayacakları mevzuatı yeniledik. Çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale getirdik. 80 yıldan bu yana uygulanan ama artık çağın ihtiyaçlarına cevap vermeyen temel kanunlarımızın tamamını yeniledik. Artık çağın ihtiyacına cevap veren, Avrupa’nın da, dünyanın da en yeni temel mevzuatına sahip ülke Türkiye. Tabii bu mevzuatın uygulanacağı yerler, fiziki mekanlar da önemli. Bu fiziki mekanları da son yıllarda yeniledik” şeklinde konuştu.



"Anayasada sessiz devrimlere imza atıldı"


Anayasada sessiz devrimlere imza atıldığını kaydeden Bakan Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Reform sayılabilecek anayasa değişikliklerini hayata geçirdik. Tabii darbe anayasasının vesayetçi ruhunu tamamen ortadan kaldırmanın tümden bir değişiklik yapılmadığı müddetçe mümkün olmayacağı da açık. Ama anayasamızda reform sayılan sessiz devrim sayılan önemli değişikliklere de imza attık. Anayasamızda sıkıyönetim maddesi vardı, sıkıyönetim maddesini kaldırdık. ‘Darbeciler yargılanamaz’ diye bir madde vardı; bunu kaldırdık ve darbecilerin yargılanmasını sağladık. Tüm bu değişikliklerla özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile de demokrasimizi, cumhuriyetimizi güçlendirdik. Süreç içerisinde çok sayıda değişikliğin anayasamızda gerçekleşmiş olması, anayasanın maddeleri arasındaki yeknesaklığı da bozdu. Tabii bu yeknesaklığın bozulması birtakım sorunlara da yol açıyor. Yargı kurumlarımız arasında özellikle yorum farklarının farklı sorunlara yol açmasını da hep beraber günümüzde yaşıyoruz. O nedenle bu sorunları aşabilmemiz, özellikle darbeciler tarafından yazılmış olan bir anayasadan kurtulup, kuşatıcı, demokratik, sivil temel hak ve özgürlükleri öne alan, devletin görevlerini belirleyen, insan onurunu koruyan yeni bir anayasaya kavuşmamız lazım. İnşallah 28. dönem parlamentosu bu uzlaşmayı sağlar. Demokratik bir anayasayla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atmak Türkiye’ye yakışır ve inşallah milletimize olan borcumuzu da yerine getirmiş oluruz.”


Hakim ve savcı adaylığının kaldırıldığını hatırlatan Bakan Tunç, “Hakim ve savcılarımızın, avukat meslektaşlarımızın özellikle güçlendirilmesi, onların tarafsız ve bağımsız yargı ilkesine uygun şekilde görevlerini yapabilmesi, daha donanımlı hale getirilmesi ile ilgili olarak da başlattığımız çalışmalar var. Bunlardan birisi de hukuk fakültelerindeki eğitimin daha da kaliteli hale getirilmesi ve bunu YÖK’le işbirliği içerisinde gerçekleştirmenin gayreti içerisindeyiz. Hukuk fakültesini bitiren genç kardeşlerimizin hakim, savcı, avukat olmak isteyen bu genç kardeşlerimizin öncelikle fakülte bittikten sonra bir ön elemeye tabi tutulmasını istiyoruz. Bu anlamda meclisimizde yasası gerçekleşti, yürürlüğe de 2024 yılından itibaren giriyor. Artık avukatlık stajına başlayabilmek için hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanmak gerekecek. Hakimlik, savcılık sınavına girebilmek için de yine bu sınavı kazanmak gerekecek. Artık bundan sonra hakim savcı adaylığı yok; onu da kaldırıyoruz. 2 yıl süren hakim, savcı adaylığı yerine 3 yıl süren hakim, savcı yardımcılığı sistemine geçtik. 3 yıl boyunca hakim ve savcı yardımcılarımız, 1 yıl Adalet Akademisi’nde eğitim görecekler. O akademide ara sınavları geçecekler ve 2 yıl boyunca da tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında çalışacaklar. Kürsüye çıkmadan önce gerek ilk derece, gerek istinat, gerek Yargıtay, tüm aşamaları tanımış, görmüş, teorisi ile uygulamasıyla daha donanımlı bir şekilde daha hazırlıklı bir şekilde kürsüye çıkarak, adaletin hizmetinde olacaklar inşallah” ifadelerini kullandı.


Tören, konuşmaların ardından Bakan Tunç’a verilen hediyeler ile devam etti. Duaların ardından Bakan Tunç ve beraberindekilerin butona basmasıyla temel atma töreni sona erdi. Törene Bakan Tunç’un yanı sıra Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, AK Parti Trabzon Milletvekilleri Mustafa Şen, Vehbi Koç, Yılmaz Büyükaydın, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik, Akçaabat Cumhuriyet Başsavcısı Hacı Şeref Özsöğüt, ilçe belediye başkanları, adliye personeli ve vatandaşlar katıldı.



Adalet Bakanı Tunç: "Yeni bir anayasaya kavuşmamız lazım"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.