ÇEVRE - 09 Eylül 2025 Salı 16:35

Bakan Murat Kurum: "Onlar kendi iç çekişmelerine devam etsinler, biz milletimizin duasını almaya devam edeceğiz"

A
A
A
Bakan Murat Kurum: "Onlar kendi iç çekişmelerine devam etsinler, biz milletimizin duasını almaya devam edeceğiz"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye Yüzyılını milletle omuz omuza inşa edeceklerini belirterek, "Onlar kendi iç çekişmelerine devam etsinler, biz milletimizin duasını almaya devam edeceğiz. Onlar, kendi partilerinin içinde kavgaya, gürültüye girsinler biz Trabzon’umuzu güzelleştirmeye, ülkemizi büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü bizim milletten başka gündemimiz yoktur çünkü biz bu millete sevdalıyız, çünkü biz, bu topraklara aşığız" dedi.


Bakan Kurum, Trabzon programı kapsamında Çarşıbaşı ilçesinde yapımı tamamlanan 52 bin metrekarelik Millet Bahçesi’nin açılış törenine katıldı. Burada konuşan Bakan Kurum, "Bizim için Trabzon demek çelik gibi milli irade demektir. Bizim için Trabzon demek dava şuuru demektir. Çünkü bu şehir 100 yıldır daima davamızın yanında durmuş, çeyrek asırdır Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olmuş adamların şehridir. Bizim için Trabzon demek cesaret demektir, mertlik demektir. Çünkü bu şehir teröristleri gördüğü halde geri adım atmayan, korkmayan, gidip mücadeleye katılan ve şehit olan o kahramanın, Eren Bülbül’ün yuvasıdır. Biz işte bu yüzden Trabzonlu kardeşlerimizle gurur duyuyoruz, Trabzon’a hizmet etmeyi şeref kabul ediyoruz" dedi.



"81 ilimizde toplam 81 milyon 75 bin metrekarelik alanda 538 millet bahçesi için çalışmalar yaptık"


309 millet bahçesinin tamamlandığını, 229’unun yapımının ise devam ettiğinin altını çizen Bakan Kurum, "Hamdolsun. Dünyada benzeri görülmemiş şekilde ürettiğimiz yüzlerce millet bahçemiz, çizdiğimiz çevre ve şehircilik vizyonunun en muazzam örneğidir. Hamdolsun, ‘81 ilde 81 milyon metrekare Millet Bahçesi’ hedefiyle başlattığımız çalışmalarımızda önemli bir aşamaya ulaştık. Bugüne kadar 81 ilimizde toplam 81 milyon 75 bin metrekarelik alanda 538 millet bahçesi için çalışmalar yaptık. Bunlardan 309’unu tamamlayarak vatandaşlarımızın hizmetine sunduk, kalan 229 millet bahçemizin yapımı ise tüm hızıyla devam ediyor. Trabzon’umuza da toplamda 424 bin metrekarelik alanda 6 yeni millet bahçesi kazandırdık. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Çarşıbaşı Millet Bahçemizi ise millet kıraathanesi, bisiklet ve yürüyüş yolları, oyun alanları, spor sahaları, piknik ve park alanlarıyla her türlü ihtiyaca cevap verecek şekilde donattık. Şehrimizin dört bir yanında hayata geçirdiğimiz projelerimizle hemşehrilerimize daha sağlıklı, daha yaşanabilir çevre dostu şehirler sunmanın gayreti içindeyiz. İnşallah, daha nice dev eserleri Trabzon’umuza kazandırmaya da aşkla, azimle ve kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu.



"Şu güzelim projeleri bile yıllarca dillerine dolayanlar oldu"


"Bizim siyasetimiz lafın değil, eser ve hizmetin siyasetidir" diyen Bakan Kurum, "İşte bugün burada açtığımız Çarşıbaşı Millet Bahçemiz de bunun en somut örneğidir. Annelerimizin, yavrularımızın burada keyifle vakit geçirdiği şu güzelim projeleri bile yıllarca dillerine dolayanlar oldu. Siz onları çok iyi biliyorsunuz. Ama hep ne dedik. Onlar eleştirir, biz eser üretiriz. Onlar umutsuzluk yayar, biz deprem bölgesinde olduğu gibi hep birlikte umut inşa ederiz. Onlar konuşur, biz aziz milletimizin duasını almak için gece gündüz çalışır yatırımlar yaparız. İşte aramızdaki fark budur. Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Cumhur ittifakımız ile birlikte yeni projelerle, yeni yatırımlarla, Türkiye Yüzyılını milletimizle inşallah omuz omuza inşa edeceğiz. Onlar kendi iç çekişmelerine devam etsinler, biz milletimizin duasını almaya devam edeceğiz. Onlar, kendi partilerinin içinde kavgaya, gürültüye girsinler biz Trabzon’umuzu güzelleştirmeye, ülkemizi büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü bizim milletten başka gündemimiz yoktur çünkü biz bu millete sevdalıyız, çünkü biz, bu topraklara aşığız" ifadelerini kullandı.



"Yıl sonu itibariyle Türkiye’nin dört bir yanında yeni sosyal konut kampanyamıza başlayacağız"


Trabzon’da devam eden ve yapımına başlanılacak projelerle ilgili bilgiler veren Bakan Kurum, "Yıl sonu itibariyle Türkiye’nin dört bir yanında yeni sosyal konut kampanyamıza başlayacağız. İnşallah Trabzon’umuzda da yeni sosyal konut projelerimizi duyuracak, süratle inşa edecek ve sizlere armağan edeceğiz. Trabzonlu hemşehrilerimizin heyecanla beklediği ikinci müjdemiz ise Uzunkum yaşam alanıyla ilgili. Projemizin birinci etabı için uygulama projesini tamamladık. Süratle çevre düzenlemelerini bitireceğiz. Burası bitince bisiklet yolları, yürüyüş yolları, bir kilometrelik plajıyla Trabzonlu kardeşlerimizin en gözde yeri olacak. Toplam proje alanı 734 bin metrekare olan, on yıllar boyunca güzelliklerle anılacak bu muhteşem eseri TOKİ’miz ve belediyemizle el ele vererek en kısa sürede sizlere armağan edeceğiz. Pazarkapı kentsel dönüşüm projemizin ilk etabını başlatıyoruz. Burada butik otelleri ve ticari alanlarıyla örnek bir projeyi hayata geçiriyoruz. Zağnos Vadisi ile beraber Pazarkapı da dahil ederek sahille buluşturuyoruz" dedi.


Açılışa Bakan Kurum’un yanı sıra Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti Trabzon Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.



Bakan Murat Kurum: "Onlar kendi iç çekişmelerine devam etsinler, biz milletimizin duasını almaya devam edeceğiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Pancar deposunda sinema ve lezzet yolculuğu Nilüfer Belediyesi’nin akademik ve kültürel birikimi harmanladığı "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliği, Şubat ayında "Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda" temasıyla sinema ve yemek ilişkisini ele aldı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" buluşmalarının beşincisi "Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda" temasıyla gerçekleştirildi. Yemek ile müzik ilişkisini ele alan etkinlikte, bu ay sinemanın büyüleyici dünyası ve lezzet kültürü konuşuldu. Prof. Dr. İlkay Kanık’ın konuk olduğu programda, katılımcılar Bursa’nın sinema tarihinden Yeşilçam mutfağına uzanan geniş bir yelpazede bir yolculuğa çıktı. Etkinlik, sinema kültürünün ayrılmaz parçaları olan Uludağ Gazozu ve patlamış mısır ikramıyla başladı. Bursa’nın sinema geçmişine vurgu yapan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, 1923 yılında Türk kadınlarının ilk kez rol aldığı "Ateşten Gömlek" filminin Bursa’da gösterilen ilk film olduğunu, ayrıca ilk sesli Türk filmi olan İstanbul Sokakları’nın da Muhsin Ertuğrul tarafından yine Bursa’da çekildiğini hatırlattı. Prof. Dr. İlkay Kanık ise konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sinemaya verdiği öneme dikkati çekti. Atatürk’ün bir sinema senaryosu yazdığını ve sinemanın bir milletin çağdaşlaşmasındaki gücüne inandığını belirten Kanık, Yeşilçam’ın doğuşuna giden yolun bu vizyonla açıldığını ifade etti. Kanık, "Türkiye’de ilk film gösterimi 1897 yılında yapılmıştır ve o günden bugüne film sektörü çok yol kat etmiştir. Türk filmlerinde yemekler ve çeşitli lezzetler hep ön plana çıkmıştır" dedi. Ses ve lezzet eşleştirmesi Etkinlikte katılımcılara dinledikleri müzikler ile tattıkları lezzetler arasındaki duygusal bağı keşfetmeleri için anketler de dağıtıldı. Ratatuy, Neşeli Günler, Tosun Paşa, Muhsin Bey ve Chocolat gibi filmlerden kesitler paylaşılırken; aynı anda filmlerde yer alan çiğ köfte, kuru fasulye, boza ve çikolata gibi yiyecekler ile sahneler ve lezzet eşleştirmeleri gerçekleştirildi. Etkinliğin sonunda Bursa’da çekilen Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? filmi üzerinden gölge oyunu, semai kahvehaneleri ve bozahaneler eşliğinde eski Bursa’nın canlı kültürü ele alındı. Prof. Dr. İlkay Kanık, bu tür anlatıların toplumsal dönüşümü yansıttığını belirterek, "Filmlerde kurulan sofralar, pazarlar ve yemekler ile dönemin ve bölgenin canlılığı ve kültürü bize yansıtılmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar etkinliği, önümüzdeki aylarda farklı temalarla devam edecek.
Isparta Üç çocuk annesi, taksi şoförlüğüyle hem ailesinin geçimine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor Isparta’da yapan üç çocuk annesi Hacer Topal, 3 yıldır sürdürdüğü taksicilik mesleğinde hem ailesinin geçimine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor. Şoförlüğün önce bir heves, ardından tutkuya dönüştüğünü dile getiren Topal, "İlk başta heves gibiydi ama sonra tutkuya dönüştü. Şimdi ise mesleğim oldu ve gurur duyuyorum" dedi. Isparta’da yaşayan üç çocuk annesi 39 yaşındaki Hacer Topal, yaklaşık 3 yıldır taksi şoförlüğü yapıyor. Aslen Sivaslı olan ve 10 yıldır kentte yaşamını sürdüren Topal, direksiyon başında ekmeğini kazanıyor. Gece gündüz demeden çalışan Topal, mesleğini severek sürdürdüğünü ifade ederken kadınların istedikleri takdirde her mesleği başarabileceğini gösteriyor. "Direksiyon benim ekmeğim oldu" Yaklaşık 10 yıldır Isparta’da yaşadığını belirten Hacer Topal, şoförlüğün önce bir heves, ardından tutkuya dönüştüğünü dile getirdi. Topal, "Ben okuyamadım, aslında çok istemiştim ama şartlar el vermedi. Arabayı kullanmak nasıl bir duygu diye merak ederek başladım. İlk başta heves gibiydi ama sonra tutkuya dönüştü. Şimdi ise mesleğim oldu ve gurur duyuyorum. Direksiyon benim ekmeğim. Ondan para kazanıyorum. Üç çocuğum var, bir ev geçindiriyorum. Isparta’da iş imkanları zaten kısıtlı. Ekonomik şartlar belli. Arabanın yakıtı, vergisi, sanayi masrafları derken kazandığımızın çoğu giderlere gidiyor ama yine de çalışmak zorundayım" dedi. "Taksime abi diye binip ‘Abla sen miydin?’ diye şaşırıyorlar" Kadın taksici olarak zaman zaman şaşkınlıkla karşılandığını belirten Topal, yaşanan ilginç anları da, "Arabaya binen yolcular genelde ‘Merhaba abi’ diyor. Sonra dönüp beni görünce ‘Abla sen miydin?’ diye şaşırıyorlar. Tebrik eden de çok, fotoğraf çektirmek isteyen de. Video çekip paylaşanlar oluyor. Bazen trafikte sıkıştıranlar oluyor ama ben kurallara uyarak yoluma devam ediyorum. Bir gece mesaisinde iki yolcu binmişti. Beni görünce şaşırdılar. Öndeki Kevser Suresi’ni okumaya başladı, arkadaki tekbir getiriyordu. O anı hiç unutamıyorum, hâlâ aklıma geldikçe gülüyorum" sözleriyle paylaştı. "Kadınlar korkmasın, direksiyon başına geçsinler" Kadınların hem evde hem iş hayatında büyük sorumluluk taşıdığını vurgulayan Topal, kadınlara da çağrıda bulunarak, "Bir kadın hem anne, hem çalışan, hem öğretmen, hem de evin direği oluyor. Ülkemizde kadın olmak kolay değil ama imkânsız da değil. Ehliyeti olup korkan kadınlar varsa kesinlikle tavsiye ediyorum. Direksiyon başına geçsinler, kendi ekmeklerini kazansınlar. Ben çocuklarımın okuması için mücadele ediyorum. Onlar sevdikleri mesleği yapsın istiyorum. Eğer bir gün direksiyon başına geçmek isterlerse ona da saygı duyarım. Yeter ki severek yapsınlar" ifadelerini kullandı.
Burdur Babasından öğrendiği ayakkabı tamirciliğini 40 yıldır sürdürüyor Burdur’un Gölhisar ilçesinde 40 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan usta, babasından öğrendiği mesleği yarım asra yaklaşan tecrübesiyle sürdürüyor. Kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında yer alan ayakkabı tamirciliği, Burdur’un Gölhisar ilçesinde iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Bu ustalardan biri olan Ali Şakar (55), küçük yaşlarda babasının yanında çırak olarak başladığı mesleğini 40 yıldır aralıksız sürdürüyor. Değişen tüketim alışkanlıkları ve hazır ürün kullanımının artmasıyla birlikte tamir kültürünün zayıflarken Şakar, en büyük sıkıntının çırak yetişmemesi olduğunu ifade etti. Mesleğin gelecek nesillere aktarma konusunda kaygılı olduğunu belirten Şakar, gençler bu işi yapmak istemediğinden ve kendisinden sonra bu işi yapacak kimsenin olmadığını söyledi. "Bizi üzen nokta bu mesleğin kaybolacak olması" İlkokula giderken boş zamanlarında babasının yanına gelerek ayakkabı tamirciliğini öğrendiğini anlatan Ali Şakar, "40-45 senedir bu işi yapıyorum. Babamdan öğrendiğim gibi yıllardır bu mesleği sürdürüyorum. Ayakkabı tamiri, boyaması, valiz, çanta gibi tüm eşyaların tamirini yapıyoruz. İlçemizde de bu mesleği yapan 2 kişi kaldık. Bir tanesi Armutlu Mahallesi’nde, merkezde de biz varız. Başka da kimse kalmadı. Çırak da zaten bulunmuyor. Artık herkes hazıra yöneldi. Bizi üzen nokta da bu mesleğin kaybolacak olması. Ben mesleği babamın yanında, ilkokulu okurken öğrendim. Ama şimdi gençlerden hevesli kimse yok" dedi.