POLİTİKA - 04 Haziran 2025 Çarşamba 19:50

Bakan Uraloğlu, sel felaketinin yaşandığı Trabzon’da incelemelerde bulundu

A
A
A
Bakan Uraloğlu, sel felaketinin yaşandığı Trabzon’da incelemelerde bulundu

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sel felaketinin yaşandığı Trabzon’da incelemelerde bulundu.


Bakan Uraloğlu, ilk olarak Büyükşehir Belediyesi’ne ait Trabzon Ulaşım Yönetim ve Koordinasyon Merkezi (TULAŞ)’nde değerlendirme toplantısına katıldı. Toplantıya, Bakan Uraloğlu’nun yanı sıra Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu, ilçe belediye başkanları ve ilgili kurum temsilcileri katıldı. Toplantıda, selin oluşturduğu hasar, yapılan müdahaleler ve çözüme dayalı projeler ele alındı.


Toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, "Dün sabah 09.30-11.30 saatleri arasında, yaklaşık iki saatlik bir süre ile yoğun bir yağış gerçekleşti. Meteorolojiden aldığımız bilgiye göre metrekareye ortalama 63 kilogram yağış düştü. Tabii bazı yerlerde yağışın miktarının ortalamanın da üzerinde olduğunu belirtmek isterim. Ortahisar ve Akçaabat merkezi olmak üzere 28 mahallemizde bu selin etkileri oldu. Beşirli, Moloz, Çömlekçi ve Sera Gölü’nün üst kısımlarında bazı hasarlar oluştu. Çukurca mahallesinde taşkının getirdiği etkiyi azaltmak için bir vatandaşımız kendine göre müdahale ederken suya kapılarak kayboldu. 288 personel ve 14 drone ile arama çalışmaları devam ediyor. Sera Gölü’nde dalgıçlar da dahil olmak üzere 11 kilometrelik bir alan tarandı ve tekrar taranıyor. İnşallah kendisine sağ salim ulaşırız. Dün sabahtan bu güne 1818 personelimiz, Büyükşehir Belediyesi, diğer belediyelerimiz, AFAD, Karayolları, DSİ ve diğer kamu kurumlarımız gerekli temizlik çalışmalarına katkı sağladılar. An itibariyle de temizleme çalışmalarının bittiğini söyleyebiliriz" dedi.


112 Acil Çağrı Merkezi’ne 670 çağrı olduğunu ifade eden Bakan Uraloğlu, "Bunların hepsiyle ilgilenildi temas kuruldu, yerinde tespitler yapıldı. 117 iş yerimizde 20 araçta, ve 10 konutta ise hasar tespiti yapıldı. Bazı otoparklar su altında olduğu için tam tespit yapılamadı. Bu rakamlar şimdilik tespit edilen rakamlardır. Bu rakamlar ilerleyen saatlerde daha da netleşmiş olacak. Gündoğdu ve Doğançay mahallelerinde 5 binada yapısal tespit yapıldı. Bir tanesinin ağır hasarlı olduğu tespit edildi" diye konuştu.


Doğu Karadeniz’in afet, sel ve taşkınların merkezi olduğunu belirten Uraloğlu, "Doğu Karadeniz; sel, afet ve taşkın isminin olduğu bölgelerin başında geliyor. Nasıl deprem hepimiz için riskse, bunlar da hepimiz için risktir. Kurumlarımızın alması gereken tedbirleri alması lazım. Bu noktada arkadaşlarımız her türlü hazırlıklarını yaptılar. Diğer taraftan vatandaşımızın gerçekten bireysel olarak daha ihtiyatlı davranması gerekiyor. Risk almaması noktasında talebimiz var. Bu kaybolan ağabeyimiz de bulunduğu noktada bir yapının zarar görmemesi için bir gayret içindeydi. İyi niyetliydi ama maalesef böyle bir olayla karşılaşmış olduk. Gerekli değerlendirmeyi yaptık. Bu sel ve taşkının sonuçlarını aşağı yukarı ortadan kaldırdık. Benzer olayların olmaması için geçmişte çok iş yaptık. Onların ne kadar işe yaradığını sahada tespit ettik. Aynı şekilde buralarda da yeni duruma göre gerekli tespitleri yapacağız" dedi.


Mağdur olan vatandaşlara da yardım edileceğini dile getiren Bakan Uraloğlu, "Bayram arefesindeyiz. Vatandaşlarımızın mağduriyetleri oldu. İçişleri, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarımızla da görüştük. Biz ilk etapta vatandaşımzın hasarının ne olduğuna bakmaksızın, sabaha kadar bir çalışma yürüteceğiz. Onlara bayram öncesi maddi destekte bulunacağız. Detaylı tespitler yapıldıktan sonra da gereken işler AFAD Koordinasyonunda yürütülmüş olacak" dedi.



Bakan Uraloğlu, sel felaketinin yaşandığı Trabzon’da incelemelerde bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım: "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değerlere ulaştırıyoruz" Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (SAYTEK) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz. Bu hem çevre hem ekonomi için kritik" dedi. Enerji, geri dönüşüm ve sağlık sektörü başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok ülkesine gerçekleştirdiği ihracatlarla tanınan SAYTEK, plastik atıkları yüksek nitelikli ham maddeye dönüştürüp, pek çok sektörde yeniden kullanımını sağlayarak döngüsel ekonomiye katkı sunuyor. Covid döneminde sağlık sektöründe sergilediği üretim başarısını bugün 20’dan fazla ülkeye ihraç ettiği geniş ürün yelpazesiyle sürdüren şirket, uluslararası arenadaki gücünü de arttırıyor. Yıl sonu hedeflerini Avrupa odaklı büyüme ve sürdürülebilir enerji yatırımları üzerine kuran SAYTEK, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve çok disiplinli iş modeliyle dikkat çekiyor. 400 milyon lira yatırımla kurulacak ’rPET’ levha tesisi 2027 sonunda devreye alınacak İç pazarı önceliklendiren ancak 20’dan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla küresel bir vizyon çizen şirket, yeni yatırımlarıyla büyümesini ivmelendiriyor. Geri dönüşüm ve sağlık sektörlerindeki köklü tecrübesini enerji alanındaki gücüyle birleştiren şirket, hem çevresel hem de ekonomik değer oluşturmaya devam ediyor. TOBB’un ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde yer alan SAYTEK, LPG dağıtım lisansıyla pazarda yaklaşık yüzde 10 pay yönetiyor. Kurumsallaşma hedefi doğrultusunda halka arz hazırlıkları da yapan SAYTEK, Konya Kulu’da 400 milyon lira yatırımla kurulacak rPET levha tesisini 2027 sonunda devreye almayı planlıyor. Öte yandan tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümünün güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, TOBB’un ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde yer alan SAYTEK’in enerji alanındaki güçlü açılımıyla daha kurumsal ve çevre odaklı bir yapıya kavuştuğunu belirtti. Yıldırım, devletin sunduğu stratejik desteklerin yerli üretim gücünü küresel pazarlara taşımada kritik bir kaldıraç görevi gördüğünü vurguladı. "Yüzde 95’in üzerinde yerli üretimden söz ediyoruz" Yıldırım, 2001 yılında Amerika ve Almanya’dan ithalatla sektöre adım attıklarını söyleyerek, 2008’den sonra ise üretime yöneldiklerini dile getirdi. Türk cerrahların talepleri doğrultusunda yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla dünya standartlarında titanyum implant üretimine başladıklarını belirten Yıldırım, devletin yerli üretimi teşvik eden politikalarının da bu dönüşümü hızlandırdığını ifade etti. Bugün gelinen noktada tablonun tamamen tersine döndüğünü vurgulayan Yıldırım, "Eskiden pazarın yüzde 95’i ithaldi. Artık yüzde 95’in üzerinde yerli üretimden söz ediyoruz. Türkiye bu alanda üretici bir ülke haline geldi" diye konuştu. "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz" Şirketinin sağlık sektörünün yanı sıra geri dönüşüm ve çevre yatırımlarıyla da öne çıktığını belirten Yıldırım, depozito iade sistemi kapsamında toplanan ilk 200 ton ambalaj atığını geri dönüştüren firma olduklarını ve karbon azaltım projelerini uluslararası doğrulama kuruluşu VERRA’ya tescil ettirdiklerini kaydetti. Yıldırım, SAYTEK’in yıllık 16 bin 500 tonun üzerinde karbon kredisi elde ettiğini belirterek, gıda temasına uygun rPET üretimiyle atıkları tekstilden otomotive kadar birçok sektöre hammadde olarak kazandırdığının altını çizdi. Yıldırım, "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz. Bu hem çevre hem ekonomi için kritik" dedi. SAYTEK günde yaklaşık 600 bin kişiyi koruyabilecek maske üretim kapasitesine ulaştı Covid döneminin tedarik zincirlerindeki kırılganlığı ortaya koyduğunu belirten Yıldırım, Türkiye’nin üretim ve lojistik kabiliyeti sayesinde ayrıştığını söyledi. Bu süreçte tıbbi tekstil alanına girdiklerini aktaran Yıldırım, günde yaklaşık 600 bin kişiyi koruyabilecek maske üretim kapasitesine ulaştıklarını ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat yaptıklarını dile getirdi. İç pazarı önceliklendirdiklerini ancak 20’ye yakın ülkeye de ihracat gerçekleştirdiklerini kaydeden Yıldırım, "Türkiye, insan kaynağı ve üretim hızıyla Avrupa için güçlü bir alternatif. Zor dönemler olsa da her daralmanın ardından güçlü çıkışlar olur. Biz gelecekten umutluyuz" ifadelerine yer verdi.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi, uluslararasılaşma çalışmalarına devam ediyor Kastamonu Üniversitesi, Kazakistan’daki Karaganda Buketov Üniversitesi ile ortak açtığı ve YÖK tarafından resmiyet kazandırılan ortak yüksek lisans programı için öğrenci alımına başlıyor. Kastamonu Üniversitesi ile Kazakistan’ın köklü yükseköğretim kurumlarından Karaganda Buketov Üniversitesi arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında açılan ortak yüksek lisans programı için öğrenci alımı başlıyor. Program, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda uygun bulunarak resmiyet kazandı. Lisansüstü Eğitim Enstitüsü bünyesinde açılan "Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Tezli Yüksek Lisans Programı", iki üniversitenin akademik birikimini bir araya getiren uluslararası bir lisansüstü eğitim modeli olarak tasarlandı. Program kapsamında öğrenciler, alanında uzman akademisyenlerin rehberliğinde eğitim alacak, ortak dersler, akademik danışmanlık süreçleri ve araştırma faaliyetleri iki üniversitenin iş birliğiyle yürütülecek. Program ile Türk lehçeleri, edebiyatları ve kültürel mirası üzerine akademik çalışmaların artırılması, Türk dünyası ile bilimsel etkileşimin geliştirilmesini ve disiplinler arası araştırmaların desteklenmesi amaçlanıyor. Bu çerçevede programın, hem Türkiye hem de Kazakistan başta olmak üzere Türk dünyasına yönelik akademik çalışmalara katkı sunması bekleniyor. Kastamonu Üniversitesi Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, YÖK onayının Kastamonu Üniversitesi’nin uluslararasılaşma çalışmaları açısından bir gelişme olduğunu belirtti. Rektör Topal, Karaganda Buketov Üniversitesi ile yürütülen ortak yüksek lisans programının, iki üniversite arasındaki akademik ilişkilerin gelişmesine ve ortak bilimsel faaliyetlerin yapılmasına da katkı sağlayacağını ifade etti. Ortak lisansüstü programların, bilimsel üretimi teşvik ettiğini ve akademik etkileşimi artırdığını vurgulayan Rektörümüz, bu program sayesinde öğrencilerin her iki üniversitenin bilgi birikiminden yararlanma imkânı bulacağını kaydetti. Programın, nitelikli tez çalışmalarının ortaya konulmasına ve yeni araştırma alanlarının geliştirilmesine zemin hazırlayacağı ifade edildi. Uluslararası iş birliklerini çeşitlendirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Rektör Topal, sürece katkı sunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a, YÖK üyelerine ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür etti.