POLİTİKA - 09 Eylül 2023 Cumartesi 20:13

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Aile ve Gençlik Bankası kanun teklifimizi yeni dönemde meclisimize sunacağız”

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Aile ve Gençlik Bankası kanun teklifimizi yeni dönemde meclisimize sunacağız”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Aile ve Gençlik Bankası kurmayı hedeflediklerini belirterek, “Seçim vaatlerimizden biri buydu. Bu konuda da çalışmalara başladık. Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda çalışmaları başlattık. Belli bir aşamaya getirmiş durumdayız. Olgunlaştırdığımızda kanun teklifimizi yeni dönemde meclisimize sunacağız. Aile ve Gençlik Bankasını kuracağız" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi incelemelerde bulunmak için Trabzon’a geldi. Kentteki incelemeler ve temasların ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, DSİ 22. Bölge Müdürlüğünde düzenlenen ‘Trabzon İş Dünyası Buluşması’ toplantısına katıldı. Toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Trabzon Milletvekilleri, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ve iş adamları katıldı.


Konuşmasına Fas’ta meydana gelen deprem ile başlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, depremden etkilenen Faslı vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Yılmaz, "Bugün Fas’ta bir deprem yaşandı biliyorsunuz. Faslı kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Depremde çok sayıda insanın hayatını kaybettiği anlaşılıyor. Henüz tam rakamlar ortaya çıkmış değil ama her geçen saat yükseldiğini görüyoruz. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa, geride kalanlara sabırlar diliyorum, sağlık diliyorum. Türkiye Cumhuriyeti olarak olayın hemen ilk anından itibaren Faslı yetkililerle ilgili İçişleri Bakanımız ve diğer yetkililerimiz temasa geçtiler. Ve Türkiye Cumhuriyeti olarak elimizden gelen tüm desteği vereceğimizi ifade ettiler. AFAD belli hazırlıklar yaptı. Gerek çadır, gerek gıda, gerek arama kurtarma ekibi olarak ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğumuz ilgili muhataplara iletildi. Fas devletinin talebine bağlı olarak her an yardım etmeye hazır olduğumuzu da tekrar ifade etmek isterim. Afetlerden çok çeken afetlerle çok mücadele eden bir toplum, bir millet olarak her zaman dünyanın neresinde olursa olsun afetzedelerin yanında olduk olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.


Hiçbir zaman millete hayal satmadıklarını dile getiren Yılmaz, “Ülkemizin her bir karışında huzur ve güven iklimini egemen kılma anlayışı içinde terörle mücadelemizi de kararlılıkla sürdürdüğümüzü sürdüreceğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Milletimiz için Cumhurbaşkanımız liderliğinde hep büyük hayaller kurduk. Ama hiçbir zaman milletimize hayal satmadık. Her zaman ayakları yere basan programlar, projeler uyguladık. Yatırımlar yaptık. Ülkemizi 21 yılda 3.5 trilyon dolarlık bir yatırımla buluşturduk son 20 yılda. 21 yıldır gerçekçi siyaset, eser ve hizmet siyaseti yaptık. Ülkemizin asırlık eksikliklerini tamamlama gayreti içinde olduk. Cumhuriyetimizin 100. yılına, insanımızın daha büyük umutlar ve daha büyük hedeflerle girmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Biz bu yeni yüzyılı Türkiye yüzyılı olarak isimlendiriyoruz. Bütün toplumsal kesimlerimizle, bütün illerimizle, bölgelerimizle hangi siyasi görüşten olursa olsun, her kesimle birlikte inşa edeceğimiz ve Türkiye’yi çok daha yükseklere taşıyacağımız bir yüzyıl olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.



“Kurda Belli bir artış oldu. Tekrarlayacak bir artış değil bu”


Son 20 yılda Türkiye’nin dünyanın 2 puan üstünde büyüme performansı gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, “Bir taraftan zor bir dönemden geçtiğimizde kabul etmek durumundayız. Dünya hala pandeminin etkilerini tam olarak atlatabilmiş değil. Son 20 yıllık döneme baktığınızda Türkiye ekonomisi son 20 yılda yüzde beş buçuk ortalama bir büyüme kaydetti. Dünya ekonomisiyse 3.6 civarında bir büyüme kaydetti. Yani son 20 yılda Türkiye dünyanın 2 puan üstünde aşağı yukarı bir büyüme performansı gösterdi. Bir yıl için bu çok önemli değil diyebilirsiniz. Ama 20 yıllık bir ortalamada bunu başaran bir ülkenin dünyadaki konumunu nereden nereye taşıdığını da hesaplayabilirsiniz. Son yıllarda yalnız dünyada büyümede bir yavaşlama var. İçinde bulunduğumuz yıl yüzde 3 civarında dünyada bir büyüme bekleniyor. Önümüzdeki yıllarda da öyle. Yani ortalama 3.6’dan 3’lere düşmüş durumda dünya büyümesi. Dünya ticareti de aynı şekilde çok daha hızlı gelişirdi. Ama son yıllarda büyümenin bile bu yıl altına düşmesi bekleniyor. Yüzde 2 civarında dünya ticaretinde bu yıl bir artış beklentisi var. Dolayısıyla dünyada ekonominin pek iyi bir durumda olmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz. Diğer taraftan maalesef Ukrayna Rusya savaşı gibi jeopolitik olumsuz gelişmelerini de yaşandığını Görüyoruz. Avrupa’yı da derinden etkileyen büyük bir savaşın, büyük bir çatışmanın yaşandığını, enerji ve gıda başta olmak üzere birçok emtia fiyatının da bu gelişmelerden etkilendiğini hep birlikte görüyoruz. Bunların ötesinde ülkemizin yaşadığı büyük bir deprem var. Bu yıl geçici olarak yükseliş var. Bu geçiş sürecinden kaynaklanıyor politikalarımızda. Belli bir geçiş süreci yaşıyoruz. Kurda Belli bir artış oldu. Tekrarlayacak bir artış değil bu. Bir birikmiş bir ihtiyaç vardı diyelim. O açığa çıkmış oldu. Bundan sonra daha dengeli bir gidişat olacaktır. Bir taraftan da ücretlerde enflasyonun üzerinde yaptığımız artışlar bütçe açısından aldığımız tedbirler bunların bir miktar enflasyona olumsuz yansımaları oldu. Ancak enflasyonu da gelecek yıldan başlayarak bir kontrol altına alacağız” şeklinde konuştu.



“Her şeyin dozajı var”


Türkiye’nin satın alma gücü paritesiyle dünyanın 11. büyük ekonomisi olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Bunun planlı, programını yapmış durumdayız. Bir taraftan Merkez Bankamızın politikaları diğer taraftan Maliye politikalarımız ve yapısal reformlarımızla bu hedefimizi de gerçekleştireceğiz. Bunun çok detaylı halini orta vadeli programımızı da bulabilirsiniz. Bu ikinci amacımız. Birincisi afetin yaralarını sarmak. İkincisi enflasyonu tek hanelere düşürmek. Üçüncü amacımız bunları yaparken büyümeyi ve istihdamı devam ettirmek. Cumhurbaşkanımız hep altını çiziyor. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatla cari açığı belli bir düşük seviyeye çekerek büyümemizi istikrarlı bir şekilde sürdürmek. Bu çerçeveyi de yine orta vadeli Programımızda esas aldık. Belki bir miktar büyümede düşüş olacak ama size az önce de arz ettim. Dünyada zaten genel bir düşüş var. Dünyada yüzde 3’lere düşmüş durumda büyüme. Biz bu dönemde ortalama 4.5 bir büyümeyi yakalayacağımızı düşünüyoruz. Yine dünyanın 1.5 üzerinde bir büyümeyle gidebileceğimizi düşünüyoruz. Büyümedeki orandan daha önemli olan büyümenin kalitesi. İçeriği, kompozisyonu nasıl ifade ederseniz, büyüme yaklaşımımızda tüketim ağırlıklı değil, yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyümeyi öngörüyoruz. Bu da enflasyon üreten değil, enflasyonu daha bir aşağı çeken bir büyüme yaklaşımını ifade ediyor. Tüketim kötü bir şey değil elbette. Elbette refah için tüketim olacak. Ama her şeyin dozajı var. Aşırıya gittiği zaman hiçbir şey faydalı olmuyor. İthalatı arttırıcı olabiliyor. Dolayısıyla bizim önümüzdeki dönem büyümemiz, yatırım ve ihracat odaklı bir büyüme şeklinde tasarlandı. Bu üçüncü hedefimiz dördüncü hedefimiz de bütün bunları ne için yapıyoruz? İnsan için yapıyoruz. Ekonomi insan için, insan yoksa ekonomi de yok. Kalkınmanın, büyümenin, ekonominin amacı insana hizmet olduğu gibi en temel aracı da yine insan. Dolayısıyla bu programımızın en temel amacı, nihai amacı sosyal refahı arttırmak, sosyal adaleti güçlendirmek ve ülkemizi, insanımızı kalıcı bir şekilde refahını arttıran bir konuma yükseltmek Dolayısıyla en temel amacımız bu. Bunun da politikalarını yine orta vadeli programda görebilirsiniz. Vergi reformu anlayışımızdan eğitim, mesleki eğitim konusunda yapacaklarımıza afetle ilgili konulardan çevre konularına, birçok konu sosyal refahı arttırıcı konuya da orta vadeli programda yer vermiş durumdayız. Değerli arkadaşlar orta vadeli programla ilgili bazı göstergeleri de paylaşmak isterim sizinle. Bu yıl 2023, artı 3 yıl demek, orta vadeli program. 2023, 2024, 2025, 2026 yani izleyen üç yıl. Bu içinde bulunduğumuz yılın da rakamlarını güncelliyoruz. Üç yıla ilişkin de politikalarımızı, tahminlerimizi koyuyoruz. 2023 yılındaki tahminimize göre ilk defa tarihimizde 1 trilyon doların üstüne çıkacağız bu sene. Aslında şu anda bile hesapladığımız geçmişe dönük 12 aylık bir hesap yaptığımızda 1 trilyon doları aşmış durumdayız. Bu Türkiye için bir ilk oldu. Satın alma gücü paritesiyle dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. Bu yeni rakamla ulaştığımız nominal dolarla 1 trilyonun üzerindeki dolar büyüklüğüyle 17. büyük ekonomi konumundayız. Nominal dolar bazında. Son 20 yılda az önce söyledim. Dünya 5.5 büyürken biz 3.6 büyüdük. 4.5 ortalamayla yine önümüzdeki 3 yıl büyümeyi öngörüyoruz. 2026’ya geldiğimizde 1.3 trilyon doların üstünde Ekonomik büyüklüğe ulaşacağımızı tahmin ediyoruz” ifadelerini kullandı.



“2026’da ihracatta 300 milyar doları aşacağımızı tahmin ediyoruz”


Kişi başına gelirin 14 bin 885 dolara ulaşacağını öngördüklerini belirten Yılmaz, “Bu da önemli bir kritik eşiği aşacağımızı gösteriyor. Dünya Bankası’nın bir sınıflandırması var. Ülkeleri düşük gelirli ülkeler. Alt Orta gelir, üst orta gelir ve yüksek gelirli ülkeler şeklinde sınıflandırıyor Dünya Bankası. Orada 13 bin 845 dolar gibi bir eşik değer var. Bunu geçtiğiniz zaman yüksek gelirli ülkeler sınıfına girmiş oluyorsunuz. İşte Türkiye 2026’da sağlayacağı gelişmelerle İnşallah bu dönemde yüksek gelirli ülkeler ligine adım atmış olacak. Aşağılardan belki başlayacağız ama o lige geçmiş olacağız. Bu dönemde yine istihdamı ihmal etmeyeceğimizi ifade etmiştim. Genç ve kadın girişimciliği istihdamı başta olmak üzere Birçok politikayla istihdamı büyümeyle ve diğer destekleyici politikalarla arttırmaya devam edeceğiz. Program döneminde ilave 2.7 milyon istihdam olacağını hesaplıyoruz. Yıllık aşağı yukarı 900 bin civarında istihdam artışı bekliyoruz Bu rakamlara çok sayıda başka rakam ilave edilebilir ama temel rakamlar olarak bunları ifade edebilirim. Belki buna ilave ihracatı ve turizmi de söyleyip tamamlayabilirim. 2026’da ihracatta 300 milyar doları aşacağımızı tahmin ediyoruz. Bu sene 255 milyar dolar olacak diye bekliyoruz. Dolayısıyla ilk defa 300 milyar dolar sınırını 2026’da aşacağımızı öngörüyoruz ihracat olarak. Turizm gelirleri bakımından ise 2026’da 70 milyar doların üstünde bir turizm beklendiğimizi ifade edebilirim. Trabzon’un inşallah Doğu Karadeniz’in de daha fazla katkısının olacağına yürekten inanıyoruz. Sahip olduğu muhteşem güzelliklerle, tabiat turizmiyle mutlaka Trabzon’un da buna bu hedeflerimize ciddi katkısı olacağını ifade etmek istiyorum” dedi.



“Aile ve Gençlik Bankası kanun teklifimizi yeni dönemde meclisimize sunacağız”


Aile ve Gençlik Bankası çalışmalarının belli bir aşamaya getirildiğini söyleyen Yılmaz, “Karadeniz’de yeni gaz, petrol aramaları, imkanları biliyorsunuz. Bu konularda da önemli gelişmeler sağladık. Bu çerçevede de bir Aile ve Gençlik Bankası kurmayı hedefliyoruz. Seçim vaatlerimizden biri buydu. Bu konuda da çalışmalara başladık. Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda çalışmaları başlattık. Belli bir aşamaya getirmiş durumdayız. Olgunlaştırdığımızda kanun teklifimizi yeni dönemde meclisimize sunacağız. Aile ve gençlik bankasını kuracağız. Ve aşama aşama bunu etkili bir hale getireceğiz. Gerek doğal gazdan, gerek petrolden, gerekse madenlerden gelen birtakım gelirleri belli bir yüzdesini bu bankamıza aktararak buradan yeni evlenen çiftlere destek olacağız. İleri ki dönemlerde belki genç girişimcilere buradan daha fazla destek olma imkanlarını da araştıracağız” şeklinde konuştu.



“Bindiğimiz dalı kesmemeliyiz”


Doğu Karadeniz Bölgesi’nin kıymetinin bilinmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, “Burası Doğu Karadeniz hakikaten cennet gibi bir bölge ben geçmişte Kalkınma Bakanı olarak geldiğimde de hep şunu ifade ederdim. Biraz hani şaka yollu diyelim buradaki insanımız cennete gittiğinde yabancılık çekmeyecek diye ifade ediyordum ben doğrusu. Hakikaten cennet gibi bir bölgedeyiz. Ama bu bölgenin kıymetini bilmemiz lazım sürdürülebilirlik, tekrar ediyorum. Sürdürülebilirlik çok çok kıymetli bir şey. Bindiğimiz dalı kesmemeliyiz. Var olan değerleri, güzellikleri çok ciddi bir şekilde korumalıyız. Tabii ki kullanmalıyız ama koruma, kullanma dengesini gözeterek kullanmalıyız. Bunu yaptığımız zaman hem bu değerler gelecek nesillere kalmış olacaktır hem de daha katma değeri yüksek bir turizmi de inşa etmiş olacağız. Bu sene 1 milyona yakın bir turist bekliyoruz. Bir taraftan da eğitim turizmi, sağlık turizmi gelişiyor. Binlerce yabancı öğrenci var. İnşallah daha fazla sağlık turizmi de olur. Ama en önemlisi tabii yeşil yol dediğimiz yayla turizmi. Burayı da tekrar bir ifade etmek istiyorum. Belki yanlış algılandı bir dönem. Burası marka bir tabiat turizmi güzergahı bizim çıkış amacımız oydu. Devlet Planlama Teşkilatındayken çalıştığımız bir projeydi. Faruk Nafiz Özak Bakanımızla birlikte çalışmıştık o dönem. Kendisi burada. En heyecanlı savunucularından biriydi gerçekten. Ona da huzurunuzda teşekkür ediyoruz. İyi bir ekiple çalışılmıştı. Amaç şuydu. Belli bir güzergahı uluslararası bir markaya dönüştürmek. Nasıl mavi yol diye bir denizlerimizde güzergahlar varsa Yeşil Yol güzergahımız olsun. Uluslararası bir marka olsun. Belli bir uluslararası standardı olsun. Burada Tabiatla uyumlu kesinlikle tabiatla uyumlu bir yol yapılsın. Yaylalar arasında yerel malzeme kullanılsın, yerel mimari kullanılsın. Ve bu güzergah boyunca iyi bir kaliteli bir destinasyon oluştursun. yerel düzey turistler geldiği zaman da ve Yurt içinden ziyaretçiler geldiği zaman da çok güvenli, konforlu, kaliteli bir tabiat turizmi yaşansın. Katma değeri yüksek bir turizm olsun. Hedef buydu. Bu yönde de epey bir çalışma var. Yürütüldü. Belli bir noktaya gelindi. Önümüzdeki dönem inşallah bu konuda geçmişi de iyi değerlendirerek tekrar masaya yatırarak daha farklı açılımlar da yapılabilir diye inanıyorum” ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak gerçekleştirildi.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Aile ve Gençlik Bankası kanun teklifimizi yeni dönemde meclisimize sunacağız”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir siyasetinin simge isimlerinden Sırrı Aydoğan son yolculuğuna uğurlandı Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden CHP’nin ve İzmir siyasetinin simge isimlerinden Süleyman Sırrı Aydoğan, bugün Bornova’da düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. CHP’nin ve İzmir siyasetinin önemli isimlerinden olan ve geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Sırrı Aydoğan için bugün Bornova Belediyesi’nde cenaze töreni düzenlendi. Törenin ardından Aydoğan’ın cenazesi ikindi namazını müteakip Bornova Merkez Camii’nden kaldırıldı. Cenaze törenine CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’ın katılmaması ise dikkat çekti. Cenaze törenine İzmir Büyükşehir eski Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yücel ve Parti Sözcüsü, CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Bornova Belediye Başkanı Mustafa İduğ, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Bornova eski Belediye Başkanı Olgun Atilla, AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, CHP İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu, CHP Bornova Belediye Başkan Adayı Ömer Ekşi, CHP Bornova İlçe Başkanı Ertürk Çapın, Saadet Partisi İzmir İl Başkanı Mustafa Erduran ailesi ve sevenleri katıldı. Süleyman Sırrı Aydoğan, Bornova Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olarak görev yapmıştı.
Gaziantep Bakan Kacır: “Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden oldu” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) öğrencileriyle bir araya geldi. Programda ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, "Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden oldu” dedi. GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep’teki diğer okulların TEKNOFEST’lerde elde ettiği başarılardan bahsederek, bunun Gaziantep’in geleceği için muazzam bir işaret fişeği olduğunu söyledi. Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini belirterek, ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türkiye’nin mühendisleri imza attılar. Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olmuştur. Bu başarı dünyayı yeniden adaletle ve merhametle buluşturma iddiasında, bu Türkiye için muazzam bir kazanım olmuştur. Daha yapacak çok işimiz var, son yıllarda insansız hava araçlarında peşin sıra başarı hikâyelerine şahitlik ettik” dedi. Türkiye’nin artık kendi uydularını yaptığını ve Milli Uzay Programı’ndaki projeleri tek tek hayata geçireceklerini belirten Kacır, "Roket teknolojileri konusunda Türkiye birçok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Roketsanımız var, Deltamız var. Bu kurumlarımız bağımsız şekilde uzaya ulaştıracak roket geliştirmeye devam ediyorlar. Roketsan sıvı yakıtlı motorlar konusunda Delta hibriti motorlu roketler konusunda çok önemli mesafeler kat etti ve 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler. Fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle kendi uydularımızı uzaya gönderebilen bir ülke değiliz. Aynı zamanda insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri de biz henüz geliştirmiş değiliz. Ama roket projelerinde başladığımız çalışmalar önümüzdeki dönemde önce insansız sistemleri özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan tanıyacak. Peki biz henüz bu konumda değiliz. Dünyada insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri geliştiren 3 ülke var. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin. Avrupa ülkelerinin insanlı uzay roketleri gerçekleştirecek misyonları yok. Avrupa Uzay Ajansının da böyle bir kabiliyeti yok. Milli Uzay Programı’ndaki projeleri bir bir hayata geçireceğiz. Türkiye kendi uydularını yapıyor. Görüntüleme uydularını yapıyor. 20 yılda adım adım geliştirdik bu alanı. Önce ortak üretim projesi yaptık. Türksat 6A ilk haberleşme uydumuz olacak. Hani 2023’de Ay’a erişecektiniz dediler. Bunu da başaramadınız diyerek bu misyona zarar vermek isteyenler, alaya almak isteyenler oldu. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği uzay aracını hibrit motorumuzla ateşleyip Ay transfer noktasına taşıyacağız. Ay’ın yörüngesine gireceğiz. Ay çevresinde araştırmalar yapacağız. Türkiye bu hedefi de başaracak. Bu projeler her zaman belirlendiği zamanlarda ve hızda gerçekleşmeyebilir. Bize düşen bilim adamlarımızın yanında ve arkasında durmaktır" ifadelerine yer verdi. “TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak” Bakan Kacır, gençlerle buluştuğu programda TEKNOFEST’in ve bu kapsamdaki yarışların geleceğin teknolojisine de yön verdiğini vurgulayarak, “İnanıyorum ki sayıları 1 milyona erişen TEKNOFEST yarışmaları, TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak. Bu yolculukta arzu ediyoruz ki gençlerimiz bayrağı bugünkünden daha ileri noktalara taşısın. Sadece havacılıkta değil uzay bilimlerinde de yapacağımız işlere Türk gençleri damgasını vursun” ifadelerini kullandı. Gezeravcı deneyimlerini öğrencilerle paylaştı Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında insanlı ilk uzay misyonu ile Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) görev yapan ilk astronot olan Alper Gezeravcı ise, istasyonunun işleyişi, teknik özellikleri ile uzayda yaptığı bilimsel deneyler hakkında bilgiler paylaştı. Astronot Alper Gezeravcı, “Benim hikayem 2022 Mayıs’ında başladı. Haberlerde tesadüfen Cumhurbaşkanımızın halkımıza yaptığı açıklamayı dinledim. Türkiye Cumhuriyetinin 100’üncü yılında bir Türk vatandaşı ilk defa uzaya gönderilecekti. Uzay, astronomi alanında birçok araştırma yaparak, ’Ben bu işi yapabilirim’ noktasına geldiğim an başvurumu gerçekleştirdim. Ben bu rüyanın, bu hayalin hep başka milletlerin insanlarına ait olduğunu telkin ediyordum kendime. Artık sizin hayalinizin sınırı yok. Potansiyelinize güvenin, içinizde olan özgüveniniz ayağa kalksın. Bundan sonra yolunuz açık. Bu hikayenin kalan kısmına imza atacak olan sizlersiniz. Bundan sonra sizlerin başarılarıyla övüneceğiz” şeklinde konuştu. GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın ise, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı konuk etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Prof. Dr. Özaydın, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılını başlatan liderdir. Bu ülkeyi dönüştüren bir lider var. Türkiye onun sayesinde küresel güç olmuştur. Bizi kırmayıp geldiği için ilk astronotumuz, komutanımız Alper Bey’e çok teşekkür ediyorum” dedi. Rektör Prof. Dr. Arif Özaydın, program sonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya hediye takdim etti.
Mersin Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın ailesine Türk bayrağı hediye edildi Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın annesi Sıddıka ve babası Ali Gezeravcı, oğullarının uzay yolculuğunu ABD’de takip etti. Memleketleri Mersin’in Silifke ilçesine dönen aileye Silifke Belediye Başkanı Sadık Altunok, Türk bayrağı hediye etti. Gezeravcı ailesini evlerinde ziyaret eden Silifke Belediye Başkanı Sadık Altunok, AK Parti Silifke İlçe Başkanı Mehmet Emin Kurt ve MHP Silifke İlçe Başkanı Kıvanç Derya, aileye Türk bayrağı hediye etti. Oğlunun gelecek nesillere çok faydalı olacağını belirten baba Ali Gezeravcı, “Cumhuriyetimizin 100. yılında evladımız olan Alper Gezeravcı’nın gurur ve mutluluk sevinci bütün insanları, ülkemiz insanlarını sevince boğdu. Ben kendisinden çok memnunum. Allah vatana, millete hayırlı eylesin. Gelecek nesiller inşallah Alper ağabeylerini en iyi şekilde temsil ettiğini, önderlik yaptığını düşünerek, gelecek nesiller için faydalı olmasını Allah’tan diliyorum” dedi. “Cumhuriyetimizin 100. yılında uzaya giden ilk Türk astronotun annesi olmam nedeniyle gurur duyuyorum” diyen anne Sıddıka Gezeravcı ise, “Bende ilk Cumhuriyetimizin 100. yılında uzaya giden ilk Türk astronotun annesi olmam nedeniyle gurur duyuyorum. Allah’ım başarılarının devamını getirsin. Emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere yardımcılarına, bakanları ve herkese teşekkür ediyorum. Dönüşte çok güzel oldu. Gurur yaşattı, sevinç yaşattı. Gidişimiz üzüntülü, dönüşümüz çok sevinçli oldu. Allah’a şükürler olsun ama sağ salim döndü, bizlere kavuştu. Giderken kendisine sarılamadık hasretle gönderdik, dönüşü o hasreti gidererek kavuştuk” diye konuştu. “Ziyaret ettiğimiz okullarda öğrenciler ‘Alper ağabeyimiz gibi olacağız’ diyorlar” diyen Silifke Belediye Başkanı Sadık Altunok, “Bugün Alper Gezeravcı’nın anne ve babasını ziyaret ettik. Silifke’mize geldiler, hoş geldiler. Bizlere bu gururu yaşattığı için Alper kardeşimize teşekkür ediyorum. Hem Silifke’nin, hem ülkemizin, hem dünyanın gurur kaynağı oldu. İlk astronot olması bizim için ve gelecek nesiller için güzel bir olay. Ziyaret ettiğimiz okullarda öğrenciler Alper ağabeyimiz gibi olacağız diyorlar. Silifke’mizde Bilim ve Teknoloji Merkezimiz var. Orada astronotlarımız var. Uzay Bilim Merkezini kuracağız. Başarılarının devamını diliyorum. Başta Cumhurbaşkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Antalya Prof. Dr. Ömer Özkan: "Bir gün kalp siparişi vereceksiniz ve takılacak" Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, organ üretiminin sonunda başarılacağına inandığını belirterek, "Her organ rafta satılabilecek hale gelir mi? Biz daha basamağı oluşturmaya çalışıyoruz, emekleme aşamasındayız. ARGE, immünoloji ve genetik üzerindeki hızı yakaladığımızda bir gün göreceksiniz ki kalbin siparişini vereceksiniz ve takacaksınız. Ütopik gibi gelebilir ama değil" dedi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisinin desteğiyle Akdeniz Üniversitesi’nin ev sahipliğinde 12 üniversitenin desteğiyle düzenlenen "Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF)", Mimar Sinan Kongre ve Sergi Merkezi’nde devam ediyor. GÜNKAF çerçevesinde Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, kariyeri ve yapmayı hedeflediği çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Başarılı yüz, rahim ve kol nakilleriyle adını dünyada duyuran Özkan, "Ölümsüzlük mümkün mü?" şeklindeki soruya şu cevabı verdi: “Çok ünlü bir milyarder vardı. Kalp ve karaciğer nakli oldu, ölümsüz olacağını düşündü ama sonuçta öldü. Burada Orta Çağ’a doğru gidersek insanların ana hedefi ölümsüzlüğü bulmakmış. İnsanlar ölümsüzlük üzerine sürekli çalışmışlar. Bir süre sonra ölümsüzlüğü bulamayacaklarını anlamışlar. Sonuçta bize ne kalmış, sağlıklı yaşamak. İnsan ömrü Orta Çağ’da 35-40 yaşındayken, biz bugün 80-85’lerden bahsediyoruz. Hedefi yüksek tutmak lazım. Ölümsüzlük denilen kavramda 30’lardan 80’e geldiysek, belki 100’e de uzayacak. Doğdunuz yüzünüz yok, okula gidemiyorsunuz, iki kolunuz yok, 80 yaşına kadar yaşamak ister misiniz? İnsanın daha refah, daha huzurlu yaşamasından bahsediyorum. Hedefimizi hep üst seviyede tutmamız gerekir. İnsanların daha uzun, sağlıklı yaşayacağını düşünüyorum” dedi. Kafa ve beyin nakli Canlıdan organ naklini en iyi yapan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Özkan, beyin ve kafa naklinin gelecekte mümkün olup olmayacağına ilişkin ise, "Beyin nakli yüzyıllardır insanların aklında olan bir şey. İnsana fantastik geliyor. Beyini yaşatmak çokta zor değil. Beyin nakletmek ne için yapılır? Faydalı olabileceği birkaç hastalık da var aslında. İnsan vücudunda beyin çalışıyor ama bir gövde lazım. İşbirliği içinde başka branşlarla birlikte bunu geliştirmemiz lazım. Sinir iyileşmesi denilen kavramı bizim uçurmamız gerekir. Daha bizim kafa naklinden önce felç olan insanların tedavisini yapabilmemiz lazım. Kafa nakli mümkün olduğu zaman, felçle dolaşan insanların tedavisini yaptığınız zaman artık beyin nakli yapılabilir. Beyin nakli yapılmaya ihtiyaç olduğu anda belki başka türlü bu işleri çözmeye başlayacağız. Tıp yeniden başlıyor. Tıpta temel bilimlerin geri kaldığını kabul etmeliyiz. Kaynaklarımızı dışarı kaybediyoruz. Cumhurbaşkanlığı bize büyük destek verdi laboratuvar anlamında. Bizim ülkemizde gen transferi yapacak insan bulamıyorum. Gen transferi yaptığımız zaman SMA’lı hastanın tedavisi 2 milyon 600 bin dolar bir hapın tedavisi. Belki tedavi olacak olmayacak, bizim bunun üstünde bir şey yapmamız lazım. Çünkü patent yok. Genetik, genetik mühendisliği, gelecekte mesleklerin yapay zekayla sonlanacağını düşünmüyorum. Kanser hastalarının, birçok felcin, sinir sistemi hastalıklarının tedavisi gelecekte temel bilimlerde. Bizim kurduğumuz laboratuvarlarda gelişeceğini düşünüyorum. Bizim ülkemizde bunun biran önce hızlandırılması gerekir” dedi. "Genetik yapın" Özkan, Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda öğrencilerin kalp beyin cerrahisi yazmadığını ve rahat alanların tercih edildiğini belirtti. Salondaki öğrencilerden trende kendilerini kaptırmamalarını isteyen Özkan, “Bir meslek seçerken 10-20 sene sonrasını düşünün. Günümüzde dermatoloji, plastik cerrahi popüler, çok güzel paralar kazanıyorlar. Ne olur aldanmayın. Kadın doğum ama üzerine mutlaka genetik yapın. Bizim artık laboratuvarda geri planda çalışacak insanlara ihtiyacımız var” dedi. "Bir gün kalbin siparişini vereceksiniz" "Her organ rafta satılabilecek hale gelir mi?" sorusu üzerine Özkan, “Tekerlek, arabalar bulunuyor ama bir buhar makinesi bulunuyor, o kadar hızlı ilerliyor. Tıpta bu durum farklı. Biz daha basamağı oluşturmaya çalışıyoruz. Biz daha buhar makinesini keşfetmedik. Daha emekleme aşamasındayız. ARGE, immünoloji ve genetik üzerindeki hızı yakaladığımızda bir gün göreceksiniz ki kalbin siparişini vereceksiniz ve takacaksınız. Ütopik gibi gelebilir ama değil. Erken basamakları belirli yerlerde üretiliyor. Yapay rahimler geliştirilmeye başlandı. 15-20 güne kadar anne karnı dışında yaşatılan çocuklar var. Bunlar gelecekte çok daha hızlı gelişecek” cevabını verdi. "Daha fazla laboratuvar çalışması" Kanserin bilinen net bir sebebi olmadığına değinen Özkan, “Bizim daha fazla laboratuvar çalışmamız, ana sebebini bulmak için çok çalışmamız gerekir. Mutlaka ARGE’ye dönük ülkemizde bu ilaçları geliştirmemiz lazım. Sağlık harcamalarını kısmamız için ekonomik ve stratejik değeri olan, kendi kendimize yeterli hale gelmeliyiz. İşinizi basitleştirmeyin. Sadece basit iş bulma hedefinden öte kendinize yer bulun. Unutmayın pandemilerin arkası kesilmeyecek, biyolojik, kimyasal, nükleer saldırılar olabilir. Alt yapı olarak bunlara hazır olmalıyız. Aşıyı anında yapmamız lazım. Hedeflerinizi büyük tutun” diye konuştu. "Organ üretimi başarılacak" "Gelecekte Ömer Özkan ne yapacak, planı nedir?" sorusuna Özkan, “Bundan 2-3 ay önce fantastik bir şey oldu. ABD’de domuzdan kalp nakli yapıldı. İlham verici bulgularla oldu. Bu ülkede o nakli yapsanız perişan olmuştunuz. Birçok insana ilham verdi. Ya hayvandan insana nakil yapacaksınız ya da diğeri, siz organ üretmek zorundasınız. Organ üretiminin sonunda başarılacağına inanıyorum. Üniversite olarak hedefimiz bunları gündeme sokmaktır” dedi. Özkan, saat 24.00’a kadar mutlaka tıp, sonra genetik okuduğunu ama öğrenci yıllarında olsa immünoloji ya da genetik yapmak istediğini belirtti. "Trendlere takılmayın" Plastik cerrahisinin iki dalı olduğunu dile getiren Özkan, “Birincisi estetik, burun, dudak ameliyatları çok popüler. Dünyada hep trendler var, insanların güzelliğine önem verdiği bir trend var. Kendini beğendirme kadar lüks bir kavram yok. Aklını beğendirme yerine fiziğini beğendirmeye çalışıyor. Plastik cerrahinin estetik dışında, vücudunun ilgilenmediği alanı yok. Sayısı hızla atan bir trend, plastik cerrah oldun sadece botoks, dolgu yapacak olursan çok iyi para kazanırsın. Sayısı artacak, fiyatı düşecek ve mutsuz olacaksın. Sadece bugünkü trendi düşünmeyin. Hem severek hem de para kazanacağınız işi yapın” dedi. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, Özkan’a plaket takdim etti.