SAĞLIK - 30 Haziran 2025 Pazartesi 10:16

Dr. Öğretim Üyesi Olcay Ayçiçek: "Dünyada her yıl ortalama 230 bin kişi, Türkiye’de ise 600-bin arası kişi suda boğularak hayatını kaybediyor"

A
A
A
Dr. Öğretim Üyesi Olcay Ayçiçek: "Dünyada her yıl ortalama 230 bin kişi, Türkiye’de ise 600-bin arası kişi suda boğularak hayatını kaybediyor"

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Olcay Ayçiçek, dünyada her yıl ortalama 230 bin kişinin, Türkiye’de ise 600-bin arası kişinin suda boğularak hayatını kaybettiğini belirterek, vatandaşların güvenli yerlerde denize girmeleri ve cankurtaran hizmetinin olduğu plajları tercih etmesi gerektiğini söyledi.


Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte ülkemizde boğulma vakaları yaşanmaya başlarken, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünya genelinde her yıl ortalama 230 bin kişi suda boğularak hayatını kaybediyor. Türkiye’da ise her yıl ortalama 600 ila bin kişinin suda boğularak hayatını kaybettiği kaydedilirken, 1-24 yaş arasındaki kişiler suda boğulma riski en yüksek olan yaş grubunu oluşturuyor. Bu sayının doğal afetlerden bile daha fazla can kaybına yol açtığı belirtilirken, boğulmaların yüzde 70’ten fazlası yaz aylarında özellikle tatil dönemlerinde meydana geliyor. Konuyla ilgili uyarılarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Olcay Ayçiçek, vatandaşların güvenli yerlerde denize girmeleri gerektiğini söyledi. Ülkemizde her yıl 600 ila bin kişinin suda boğulma sonucu hayatını kaybettiğine dikkat çeken Ayçiçek, "Yaz mevsiminde, bayram tatillerinde boğulma vakalarında artış gözlemliyoruz. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu konuda dikkatli olmaları gerekir. Suda boğulma, suya battıktan sonra nefessiz kalma sonucu gelişen durum olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre dünya çapında önlenebilir ölümler arasında en yaygın üçüncü neden. DSÖ’ye göre dünya genelinde her yıl ortalama 230 bin civarında kişi suda boğularak hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise her yıl ortalama 600 ila bin kişi suda boğularak hayatını kaybediyor. Bu ciddi bir oran. Bu bakımdan vatandaşlarımızın özellikle güvenli yerlerde denize girmeleri, cankurtaran hizmetinin olduğu plajları tercih etmesi çok önemli" dedi.



"Kalıcı hasara yol açabilir"


Su altında kalma süresinin kişide kalıcı hasarlara yol açabileceğine dikkat çeken Ayçiçek, boğulma olayı sırasında veya hemen sonrasında görülen etkileri şöyle anlattı:


"Nefessizlik (Hipoksi): Boğulan kişi suya batınca nefes alamaz ve kısa sürede oksijen yetersizliği başlar. Bu durum çok tehlikelidir, çünkü beyin 4-6 dakika oksijensiz kaldığında hasar görmeye başlar. Bilinç kaybı: Kişi su altında birkaç dakika kalırsa bayılabilir. Bilinç kaybı, müdahale gecikirse kalıcı hasara yol açabilir. Kalp durması: Nefes alamama kalp atışlarının durmasına neden olabilir. Bu durumda acil müdahale (CPR) hayat kurtarıcıdır."


Ayçiçek, uzun vadeli hasarları da şöyle anlattı:


"Boğulmadan kurtulan bazı kişilerde olaydan sonra uzun süre devam eden sağlık sorunları oluşabilir: Beyin Hasarı: Oksijensiz kalma süresi uzunsa kişi yaşasa bile beyninde kalıcı hasarlar olabilir. Bu hafıza kaybı, konuşma bozukluğu, dikkat dağınıklığı gibi sorunlara yol açabilir. Hareket Bozuklukları: Sinir sistemi zarar gördüyse kişi yürüme, el-kol hareketleri gibi işlevlerde zorluk yaşayabilir. Psikolojik Etkiler: Boğulma tehlikesi geçiren kişilerde travma, suya karşı korku (hidrofobi), panik atak veya stres bozuklukları gelişebilir. Bu da kişinin hayat kalitesini olumsuz etkileyebilir. Akciğer Problemleri: Olay sonrası bazı kişilerde zatürre (aspirasyon pnömonisi) gibi solunum yolu enfeksiyonları gelişebilir."



"Başını yana çevirin, kusturmaya çalışmayın"


Boğulma vakalarında alınacak tedbirlerle ilgili bilgi veren Ayçiçek, "Boğulan kişiye yardım edecek kişinin önce kendi güvenliğini kontrol altına alması gerekir. Hasta güvenli bir şekilde kıyıya alındıktan sonra hemen 112’ye haber verilmeli. Hastanın nefes alıp almadığı, bilincinin kapalı olup olmadığı kontrol edilmeli. Başını yana çevirin, kusturmaya çalışmayın. Nefes kontrolünü gözlemleyin, tekrar bilinci kapanırsa tekrar 112’yi bilgilendirin. Eğer hastanın bilinci kapalı, solumuyorsa bu durumda en hızlı sürede kalp ve solunum masajı yapılmalı. Bunun da eğitim görmüş kişiler tarafından yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Menemen Belediyesi Aşevi’nden her gün 10 bin kişiye yemek Menemen Belediyesi, Ramazan Ayı nedeniyle aşevinin günlük yemek kapasitesini 10 bin kişiye çıkardı. Ustaların hazırladığı ve gıda mühendislerinin denetlediği yemekler, ilçenin dört bir yanında ihtiyaç sahibi ailelere kapı kapı dağıtılırken, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Kimseyi rencide etmeden, sessiz bir şekilde aşımızı ihtiyaç sahiplerimizle paylaşıyor ve Ramazan’ın bereketini hep birlikte kucaklıyoruz" dedi. Menemen Belediyesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan Ayı için kapasitesini artırdı. Lezzet ve hijyen kırmızı çizgisiyle hareket eden deneyimli mutfak ekibi, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın talimatıyla her gün 10 bin kişilik yemek hazırlıyor. Menemen Belediyesi Aşevi’nde gün aydınlanmadan başlayan hummalı hazırlıklar, sebzelerin titizlikle yıkanıp doğranmasıyla başlayıp, yemeklerin dev kazanlarda hazırlanıp, porsiyonlanarak paketlenmesiyle devam ediyor. 150 kişilik kadroyla hizmet veriliyor Hazırlanan paketler, yine Menemen Belediyesi personeli tarafından Çukurköy’den Maltepe’ye, Asarlık’tan Çaltı’ya kadar ilçenin dört bir tarafına hızla taşınıp, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Mutfaktan lojistiğe kadar toplam 150 personelin görev yaptığı günlük yemek operasyonu, vatandaşlardan da takdir görüyor. "Sofralara sıcak bir tebessüm ekliyoruz" Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Yılın 12 ayı kesintisiz olarak hizmet veren aşevimizin kapasitesini, bu yıl da Ramazan boyunca sınırlarımızı zorlayarak çok üst bir seviyeye çıkardık. Kimseyi rencide etmeden, sessiz bir şekilde aşımızı ihtiyaç sahipleriyle paylaşıyor ve Ramazan’ın bereketini hep birlikte kucaklıyoruz. 10 bin hemşehrimiz için hazırladığımız yemeklerle sofralara sıcak bir tebessüm eklemeye gayret gösteriyoruz. Bununla birlikte sadece günlük yemekle değil, birçok farklı kalemde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını giderebilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Malatya Malatya Büyükşehir Belediyesi’nde yoğun kar mesaisi Malatya Büyükşehir Belediyesi Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nün kar yağışı uyarılarının ardından, aldığı tedbirlerle birlikte kent genelinde karla mücadele çalışmalarına kesintisiz devam ediyor. Yağışın başlamasıyla eş zamanlı olarak sahaya inen ekipler, vatandaşların ulaşımda herhangi bir olumsuzluk yaşamaması için gece gündüz demeden yoğun mesai harcıyor. Ana arterler başta olmak üzere sorumluluk alanındaki yollarda tuzlama ve solüsyonlama çalışmaları gerçekleştiren ekipler, kar yağışının etkili olduğu yüksek kesimlerde ise kar küreme çalışmalarını sürdürüyor. Yolların açık tutulması ve ulaşımın aksamaması için ekipler gece boyunca sahada görev yaptı. Karla mücadele çalışmaları kapsamında, Akçadağ ilçesinde 9 mahallede, Arapgir ilçesinde 3 mahallede, Arguvan ilçesinde 3 mahallede, Battalgazi ilçesi kırsalında 3 mahallede, Darende ilçesinde 19 mahallede, Doğanşehir ilçesinde 5 mahallede, Doğanyol ilçesinde 3 mahallede, Hekimhan ilçesinde 18 mahallede, Kale ilçesinde 9 mahallede, Kuluncak ilçesinde 7 mahallede, Pütürge ilçesinde 18 mahallede, Yazıhan ilçesinde 6 mahallede ve Yeşilyurt ilçesi kırsalında 6 mahalle yolunda çalışmalar devam ediyor. Toplamda 109 mahalle yolunda 2 bin 105 kilometre uzunluğundaki yollarda ise ekipler çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürülüyor. Büyükşehir Belediyesi ekipleri, yol açma çalışmalarının yanı sıra yolda mahsur kalan vatandaşlara müdahale ederken, hasta olan vatandaşların sağlık ekiplerine güvenli bir şekilde ulaştırılması için de yoğun çaba sarf ediyor. Ekipler Hekimhan ilçesi Başkavak Mahallesinde rahatsızlanan vatandaşı sağlık ekiplerine teslim ederek vatandaşın hastaneye ulaşımını sağladı. Malatya Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kar yağışının etkisini sürdürdüğü bölgelerde ulaşımın aksamaması ve vatandaşların güvenli bir şekilde seyahat edebilmesi için 7/24 görev başında olmaya devam edecek.
İstanbul Tedarik zinciri saldırıları, en büyük küresel siber tehdit olarak ortaya çıkıyor Group-IB, Yüksek Teknoloji Suç Eğilimleri Raporu’nu açıkladı. Rapora göre, tedarik zinciri saldırıları en büyük küresel siber tehdit olarak ortaya çıkıyor. Dijital suçları araştırmak, önlemek ve bunlarla mücadele etmek için siber güvenlik teknolojileri alanında faaliyet gösteren Group-IB, tedarik zinciri saldırılarının küresel siber tehdit ortamını yeniden şekillendiren baskın güç haline geldiğini ortaya koyan Yüksek Teknoloji Suç Eğilimleri Raporu 2026’yı yayımladı. Bu yılın raporu, siber suçların izole saldırılardan ekosistem çapında güvenlik ihlallerine doğru belirgin bir şekilde kaydığını ortaya koyuyor. Saldırganlar, güvenilir satıcıları, açık kaynaklı yazılımları, SaaS platformlarını, tarayıcı uzantılarını ve yönetilen hizmet sağlayıcılarını istismar ederek yüzlerce alt kuruluşun sistemlerine erişim elde ediyor. META Bölgesi’nde, Group-IB tarafından 2025 yılında gözlemlenen kimlik avı faaliyetleri, saldırganların orantısız bir şekilde özellikle internet hizmetleri (yüzde 52,49), finans kurumları (yüzde 28,50) ve lojistik sektörü (yüzde 11,20) gibi yüksek etkili sektörleri hedef aldığını göstermektedir. Kimlik avı genellikle bireysel kullanıcılarla başlasa da, bu kuruluşlar içindeki güvenlik ihlalleri müşteriler, iş ortakları ve bağlantılı ekosistemler arasında zincirleme etkilere neden olabilir. Rapor, İlk Erişim Aracıları’nın (IAB) bölgesel tehdit ortamındaki artan rolünü vurguluyor. 2025 yılında Group-IB, META kuruluşlarıyla bağlantılı 200’den fazla kurumsal erişim vakasının halka açık olarak satışa sunulduğunu tespit ederek, çalınan kimlik bilgileri ve erişim noktalarına yönelik güçlü bir talep olduğunu ortaya koydu. Bu erişim noktaları fidye yazılımı saldırılarını, casusluk kampanyalarını ve büyük ölçekli takip operasyonlarını etkinleştirmek için giderek daha fazla kullanılıyor. META genelinde fidye yazılımı faaliyetlerinin en yoğun olduğu bölge, 2025 yılında 100’den fazla olayın rapor edildiği GCC. Etkilenen diğer ülkeler arasında Güney Afrika, Mısır, Fas ve Türkiye yer alıyor. En çok hedef alınan sektörler gayrimenkul, finansal hizmetler, imalat, kamu ve sağlık hizmetleri oldu. Raporda, fidye yazılımı gruplarının artık endüstriyel ekosistemler olarak faaliyet gösterdiği ve operasyonel aksaklıkları ve finansal etkiyi en üst düzeye çıkarmak için öncelikli olarak yukarı akış erişimine odaklandığı belirtildi. Raporu değerlendiren Group-IB İcra Kurulu Başkanı Dmitry Volkov, "Siber suçlar artık tekil ihlallerle tanımlanmıyor. Bu durum, art arda gelen güven kaybıyla tanımlanıyor. Saldırganlar ölçek, hız ve gizlilik sağladığı için tedarik zinciri tehlikesini endüstriyel hale getiriyor. Tek bir yukarı akış ihlali artık tüm sektörleri etkileyebiliyor. Savunucular izole sistemler açısından düşünmeyi bırakmalı ve her ilişki, kimlik ve bağımlılıkta güvenin kendisini güvence altına almaya başlamalıdır" dedi.
Bursa Yıldırım’da, gönüller de sofralar da bir Yıldırım Belediyesi, sosyal belediyecilik çalışmalarına dayanışma ve paylaşma ayı olan Ramazan’da da devam ediyor. Ramazan ayının gelmesi ile birlikte ilçenin 14 farklı noktasında iftar sofraları kuran Yıldırım Belediyesi, günlük 3 bin 500 kişiye iftar, 100 kişiye de sahur ikramı gerçekleştiriyor. Evlerinde yemek yapamayan vatandaşları da unutmayan Yıldırım Belediyesi, Yıldırım Beyazıt Aşevi’nde de günlük 250 kişiye sıcak yemek çıkarıyor. Aşevinde özenle hazırlanan yemekler, iftar vakti sıcak şekilde adreslere ulaştırılıyor. Yıldırım Belediyesi mobil hizmet araçları ise ilçenin farklı noktalarında, günlük 950 kişilik çorba, su ve hurma dağıtımı gerçekleştiriyor. Dayanışma ve paylaşma ayı olan Ramazan’da ihtiyaç sahibi vatandaşları da unutmayan Yıldırım Belediyesi, 5 bin aileye gıda kartı desteği sağladı. "Yıldırım’da kimse yalnız değil" Yardımlaşma ve dayanışma ruhunun yoğun bir şekilde hissedildiği Ramazan ayında, ihtiyaç sahibi vatandaşlara verdikleri desteğin artarak devam edeceğini belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Medeniyetimizin özü ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözünde saklıdır. Yıldırım Belediyesi olarak bu bilinç ve inançla tüm hizmetlerimizin merkezine insanı alıyoruz. Kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir Yıldırım için çalışıyoruz. Bu kapsamda, Ramazan’dan önce olduğu gibi Ramazan ayında da sosyal belediyecilik çalışmalarımız aralıksız devam ediyor" ifadelerini kullandı.