SPOR - 08 Eylül 2025 Pazartesi 19:50

Egemen Korkmaz: "Yeni bir şeyler inşa etmeye çalışıyoruz"

A
A
A
Egemen Korkmaz: "Yeni bir şeyler inşa etmeye çalışıyoruz"

Ümit Milli Takım Teknik Direktörü Egemen Korkmaz, temel amaçlarının A Milli Takım’a oyuncu kazandırmak olduğunu belirterek, yeni bir şeyler inşa etmeye çalıştıklarını söyledi. Korkmaz, Trabzon’da oynanacak Hırvatistan maçında tüm Trabzonluların desteğini beklediklerini de sözlerine ekledi.


Ümit Milli Takım, 2027 UEFA Avrupa U21 Şampiyonası Eleme Grubu’nda 9 Eylül Salı günü saat 20.00’de Trabzon’da Hırvatistan ile karşı karşıya gelecek. Hazırlıklarını tamamlayan milliler, statta antrenman yaptı. Çalışmanın ilk 15 dakikası basına açık olarak gerçekleştirildi. Antrenman öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Teknik Direktör Egemen Korkmaz, Trabzon’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Korkmaz, "Burada olmak çok güzel. Geldiğimiz ilk andan itibaren insanların ilgisi bizi çok mutlu etti. Buranın havasını iyi bilenlerdenim. Hem futbolcu hem de antrenör olarak burada bulundum. Futbola olan ilgiyi ve milli duyguları en yoğun yaşayan şehirlerden biri Trabzon. Yarın tüm Trabzonluları destek için tribünlere bekliyoruz. Bu genç oyuncuların buna ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.


Hırvatistan’ın futbol kültürüne dikkat çeken Korkmaz, şunları söyledi:


"Hırvatistan önemli bir futbol ülkesi. Milli takım düzeyinde onların teknik direktörüyle karşılaşmıştım, bu kez ilk defa teknik adam olarak karşı karşıya geleceğiz. Futbola bakış açımızın bazı alanlarda benzerlik gösterdiğini söyleyebilirim. Formasyonlarımız aynı, karşılamalarımız aynı. Yarın sahada çözüm yolları belirleyici olacak. Biz de bu konuda hazırlıklarımızı yaptık. 7 gündür takımla birlikteyiz, duran toplar üzerinde de çalıştık. Oyuncularımıza tüm detayları verdik."


Korkmaz, oyunculara mücadeleci kimliği aşılamaya çalıştıklarını belirterek, "Vazgeçmeyen, oyunun içinde sürekli kalan bir anlayışımız var. Oyunculara da bunu yansıtmaya çalışıyoruz. Bazı şeyler zamanla oturuyor, kolay değişmiyor. Bizim amacımız A Milli Takım’a oyuncu kazandırmak. Bunun yanı sıra yarışmacı kimliğimizi de sahaya yansıtmak istiyoruz. İki ülke arasında dengeli bir maç olacağını düşünüyorum, anlar belirleyici olacak. Trabzon’dan gelecek destek bizim için çok önemli" diye konuştu.



Semih Kılıçsoy: "Kendimize güveniyoruz"


Ümit Milli Takım oyuncularından Semih Kılıçsoy, ilk kez yurt dışında forma giydiğini belirterek, "Benim için farklı bir deneyim oldu. İlk yurt dışı tecrübemi yaşıyorum, şu ana kadar iyi geçiyor. Ortama alışıyorum ve bundan sonra benim için daha da iyi olacak" dedi.


Hırvatistan ile oynayacakları karşılaşmaya da değinen genç futbolcu, "Biz kendimize güveniyoruz ve inanıyoruz. Rakibimiz iyi bir takım ama onların eksik yönlerine çalıştık. İnşallah buradan iyi bir sonuçla ayrılacağız. Takımımızda arkadaşlık ortamı çok iyi, 7-8 gündür birlikteyiz. Trabzon halkının da bizi desteklemelerini bekliyoruz" ifadelerini kullandı.



Emirhan İlkhan: "Çalıştıklarımızın karşılığını almak istiyoruz"


Takımın orta saha oyuncusu Emirhan İlkhan ise güçlü bir rakip ile oynayacaklarını belirterek, "Bizde iyi bir kadroya sahibiz. Rakibin eksik ve güçlü yönlerini çalıştık. Yarın güzel bir performansla çalışmalarımızın karşılığını alırız" dedi.



Hazırlıklar tamamlandı


Ümit Milli Takım yarın akşam Hırvatistan ile oynayacağı maçın hazırlıklarını tamamlayarak maç saatini beklemeye başladı. Milliler ısınma hareketlerinin ardından pas ve duran top çalışması yaptı.



Egemen Korkmaz: "Yeni bir şeyler inşa etmeye çalışıyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Pancar deposunda sinema ve lezzet yolculuğu Nilüfer Belediyesi’nin akademik ve kültürel birikimi harmanladığı "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliği, Şubat ayında "Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda" temasıyla sinema ve yemek ilişkisini ele aldı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" buluşmalarının beşincisi "Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda" temasıyla gerçekleştirildi. Yemek ile müzik ilişkisini ele alan etkinlikte, bu ay sinemanın büyüleyici dünyası ve lezzet kültürü konuşuldu. Prof. Dr. İlkay Kanık’ın konuk olduğu programda, katılımcılar Bursa’nın sinema tarihinden Yeşilçam mutfağına uzanan geniş bir yelpazede bir yolculuğa çıktı. Etkinlik, sinema kültürünün ayrılmaz parçaları olan Uludağ Gazozu ve patlamış mısır ikramıyla başladı. Bursa’nın sinema geçmişine vurgu yapan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, 1923 yılında Türk kadınlarının ilk kez rol aldığı "Ateşten Gömlek" filminin Bursa’da gösterilen ilk film olduğunu, ayrıca ilk sesli Türk filmi olan İstanbul Sokakları’nın da Muhsin Ertuğrul tarafından yine Bursa’da çekildiğini hatırlattı. Prof. Dr. İlkay Kanık ise konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sinemaya verdiği öneme dikkati çekti. Atatürk’ün bir sinema senaryosu yazdığını ve sinemanın bir milletin çağdaşlaşmasındaki gücüne inandığını belirten Kanık, Yeşilçam’ın doğuşuna giden yolun bu vizyonla açıldığını ifade etti. Kanık, "Türkiye’de ilk film gösterimi 1897 yılında yapılmıştır ve o günden bugüne film sektörü çok yol kat etmiştir. Türk filmlerinde yemekler ve çeşitli lezzetler hep ön plana çıkmıştır" dedi. Ses ve lezzet eşleştirmesi Etkinlikte katılımcılara dinledikleri müzikler ile tattıkları lezzetler arasındaki duygusal bağı keşfetmeleri için anketler de dağıtıldı. Ratatuy, Neşeli Günler, Tosun Paşa, Muhsin Bey ve Chocolat gibi filmlerden kesitler paylaşılırken; aynı anda filmlerde yer alan çiğ köfte, kuru fasulye, boza ve çikolata gibi yiyecekler ile sahneler ve lezzet eşleştirmeleri gerçekleştirildi. Etkinliğin sonunda Bursa’da çekilen Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? filmi üzerinden gölge oyunu, semai kahvehaneleri ve bozahaneler eşliğinde eski Bursa’nın canlı kültürü ele alındı. Prof. Dr. İlkay Kanık, bu tür anlatıların toplumsal dönüşümü yansıttığını belirterek, "Filmlerde kurulan sofralar, pazarlar ve yemekler ile dönemin ve bölgenin canlılığı ve kültürü bize yansıtılmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar etkinliği, önümüzdeki aylarda farklı temalarla devam edecek.
Isparta Üç çocuk annesi, taksi şoförlüğüyle hem ailesinin geçimine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor Isparta’da yapan üç çocuk annesi Hacer Topal, 3 yıldır sürdürdüğü taksicilik mesleğinde hem ailesinin geçimine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor. Şoförlüğün önce bir heves, ardından tutkuya dönüştüğünü dile getiren Topal, "İlk başta heves gibiydi ama sonra tutkuya dönüştü. Şimdi ise mesleğim oldu ve gurur duyuyorum" dedi. Isparta’da yaşayan üç çocuk annesi 39 yaşındaki Hacer Topal, yaklaşık 3 yıldır taksi şoförlüğü yapıyor. Aslen Sivaslı olan ve 10 yıldır kentte yaşamını sürdüren Topal, direksiyon başında ekmeğini kazanıyor. Gece gündüz demeden çalışan Topal, mesleğini severek sürdürdüğünü ifade ederken kadınların istedikleri takdirde her mesleği başarabileceğini gösteriyor. "Direksiyon benim ekmeğim oldu" Yaklaşık 10 yıldır Isparta’da yaşadığını belirten Hacer Topal, şoförlüğün önce bir heves, ardından tutkuya dönüştüğünü dile getirdi. Topal, "Ben okuyamadım, aslında çok istemiştim ama şartlar el vermedi. Arabayı kullanmak nasıl bir duygu diye merak ederek başladım. İlk başta heves gibiydi ama sonra tutkuya dönüştü. Şimdi ise mesleğim oldu ve gurur duyuyorum. Direksiyon benim ekmeğim. Ondan para kazanıyorum. Üç çocuğum var, bir ev geçindiriyorum. Isparta’da iş imkanları zaten kısıtlı. Ekonomik şartlar belli. Arabanın yakıtı, vergisi, sanayi masrafları derken kazandığımızın çoğu giderlere gidiyor ama yine de çalışmak zorundayım" dedi. "Taksime abi diye binip ‘Abla sen miydin?’ diye şaşırıyorlar" Kadın taksici olarak zaman zaman şaşkınlıkla karşılandığını belirten Topal, yaşanan ilginç anları da, "Arabaya binen yolcular genelde ‘Merhaba abi’ diyor. Sonra dönüp beni görünce ‘Abla sen miydin?’ diye şaşırıyorlar. Tebrik eden de çok, fotoğraf çektirmek isteyen de. Video çekip paylaşanlar oluyor. Bazen trafikte sıkıştıranlar oluyor ama ben kurallara uyarak yoluma devam ediyorum. Bir gece mesaisinde iki yolcu binmişti. Beni görünce şaşırdılar. Öndeki Kevser Suresi’ni okumaya başladı, arkadaki tekbir getiriyordu. O anı hiç unutamıyorum, hâlâ aklıma geldikçe gülüyorum" sözleriyle paylaştı. "Kadınlar korkmasın, direksiyon başına geçsinler" Kadınların hem evde hem iş hayatında büyük sorumluluk taşıdığını vurgulayan Topal, kadınlara da çağrıda bulunarak, "Bir kadın hem anne, hem çalışan, hem öğretmen, hem de evin direği oluyor. Ülkemizde kadın olmak kolay değil ama imkânsız da değil. Ehliyeti olup korkan kadınlar varsa kesinlikle tavsiye ediyorum. Direksiyon başına geçsinler, kendi ekmeklerini kazansınlar. Ben çocuklarımın okuması için mücadele ediyorum. Onlar sevdikleri mesleği yapsın istiyorum. Eğer bir gün direksiyon başına geçmek isterlerse ona da saygı duyarım. Yeter ki severek yapsınlar" ifadelerini kullandı.
Burdur Babasından öğrendiği ayakkabı tamirciliğini 40 yıldır sürdürüyor Burdur’un Gölhisar ilçesinde 40 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan usta, babasından öğrendiği mesleği yarım asra yaklaşan tecrübesiyle sürdürüyor. Kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında yer alan ayakkabı tamirciliği, Burdur’un Gölhisar ilçesinde iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Bu ustalardan biri olan Ali Şakar (55), küçük yaşlarda babasının yanında çırak olarak başladığı mesleğini 40 yıldır aralıksız sürdürüyor. Değişen tüketim alışkanlıkları ve hazır ürün kullanımının artmasıyla birlikte tamir kültürünün zayıflarken Şakar, en büyük sıkıntının çırak yetişmemesi olduğunu ifade etti. Mesleğin gelecek nesillere aktarma konusunda kaygılı olduğunu belirten Şakar, gençler bu işi yapmak istemediğinden ve kendisinden sonra bu işi yapacak kimsenin olmadığını söyledi. "Bizi üzen nokta bu mesleğin kaybolacak olması" İlkokula giderken boş zamanlarında babasının yanına gelerek ayakkabı tamirciliğini öğrendiğini anlatan Ali Şakar, "40-45 senedir bu işi yapıyorum. Babamdan öğrendiğim gibi yıllardır bu mesleği sürdürüyorum. Ayakkabı tamiri, boyaması, valiz, çanta gibi tüm eşyaların tamirini yapıyoruz. İlçemizde de bu mesleği yapan 2 kişi kaldık. Bir tanesi Armutlu Mahallesi’nde, merkezde de biz varız. Başka da kimse kalmadı. Çırak da zaten bulunmuyor. Artık herkes hazıra yöneldi. Bizi üzen nokta da bu mesleğin kaybolacak olması. Ben mesleği babamın yanında, ilkokulu okurken öğrendim. Ama şimdi gençlerden hevesli kimse yok" dedi.