EKONOMİ - 04 Mart 2025 Salı 12:43

Ferrero Fındık 2023 yılında Türkiye ekonomisine 1,4 Milyar Avro katkı sağladı

A
A
A
Ferrero Fındık 2023 yılında Türkiye ekonomisine 1,4 Milyar Avro katkı sağladı

Ferrero Fındık, Türkiye’nin fındık ekosistemine yaptığı ekonomik ve sosyal yatırımların etki analizi sonuçlarını paylaştı.


"Ferrero Fındık Ekonomik ve Sosyal Etki Analizi" akademisyenlerin öncülüğünde gerçekleştirildi. Ekonomik etki analiziyle; Ferrero Fındık’ın Türkiye ekonomisi üzerindeki doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkileri üretim, katma değer, istihdam ve vergi başlıkları altında incelendi. Sosyal etkisi ise şirketin iyi tarım ve iyi sosyal uygulamalarının paydaşlar ve daha geniş toplum üzerindeki yansımalarıyla hesaplandı.


Ferrero Fındık’ın ekonomi üzerinde oluşturduğu faydaların hesaplanmasında "ekonomik etki analizi" ile şirketin faaliyetleriyle diğer sektörleri nasıl etkilediği değerlendirildi. Gerçekleştirilen ilk harcama veya yatırımın doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkileri ölçülerek, ekonomik faaliyetin çeşitli sektörlere nasıl yayıldığı belirlendi.


Şirketin üretimindeki bir birim artışın tüm sektörlerde oluşturduğu artış ile ekonomide 3,26 birimlik toplam üretim çarpanı etkisine yol açtığı görüldü. Buna göre, Ferrero Fındık, 2023 yılında yaptığı üretimle, Türkiye ekonomisi için doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkilerin toplamı olarak 1,4 milyar avroluk etkiyle katkı sağladı.


Ayrıca şirketin ekonomiye katkısı, "katma değer" analizi ile değerlendirildi. Toplam üretimden tüm ara girdi maliyetlerinin düşülmesiyle belirlenen katkı değeri ölçümüne göre, Ferrero Fındık’ın 7,69 birimlik önemli bir katma değer çarpanı etkisine yol açtığı ve doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkilerin toplamı olarak yaklaşık 360 milyon avro toplam katma değer sağladığı belirlendi.


Ferrero Fındık’ın bini aşkın doğrudan istihdama ek olarak, üretim faaliyetleri, bu faaliyetleri sürdürmek için tedarik zinciri operasyonları ve sonuçta hane halkı gelir ve harcamalarındaki artışla, ekonomide doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkilerin toplamı olarak 20 bini aşkın istihdam ürettiği belirlendi. Şirket doğrudan vergilerine ek olarak oluşturduğu dolaylı ve tetiklenmiş faaliyetleriyle Türkiye kamu bütçesine yaklaşık 70 milyon avro ek vergi geliri oluşturdu.



Ferrero Değerli Tarım programının sonuçlarını "Sosyal Etki Analizi" gösterdi


Ferrero Fındık, sorumlu ve sürdürülebilir bir değer zinciri için 2012 yılından bu yana aktif olarak yürüttüğü "Ferrero Değerli Tarım (FFV)" programının, sosyal faydasını gösteren etki analizini de paylaştı.


"İyi Tarım Uygulamaları" başlığında, programdan yararlanmak isteyen çiftçilere su yönetimi, suyun korunması, gübre kullanımı, modern tarım teknikleri ve onarıcı tarım gibi konularda eğitim ve danışmanlık hizmeti verildi. Programdan faydalanan çiftçilerin elde ettiği fındığın veriminde ve kalitesinde, ortalama Türk fındık çiftçisine kıyasla artış olduğu görülerek bu farkın finansal etkisi hesaplandı. Buna göre, programa katılan çiftçilere yapılan her bir birim yatırımın, yaklaşık 60 birimlik bir etki olarak geri döndüğü saptandı.


Ferrero Değerli Tarım programı kapsamında, fındık üretiminde sorumlu işgücü istihdamı, adil ve güvenli çalışma koşulları, çocuk haklarına saygı konularını kapsayan ‘İyi Sosyal Uygulamalar’ın etkilerine de raporda yer verildi. Bu program kapsamında çeşitli işbirlikleri aracılığıyla; mevsimlik tarım işçisi ailelerin ve çocuklarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi, çocuklara yönelik yaz okulu, hijyen ve eğitim malzemesi desteği ile ailelere yönelik danışmanlık gibi uygulamalar gerçekleştirildi. 2023 yılında, mevsimlik tarım işçisi ve aileleri, fındık bahçesi sahipleri ve tarım aracıları dahil olmak üzere toplam 9 bin kişi bu iyi sosyal uygulamalardan faydalandı.



Bamsı Akın: "Bu çalışma, Türkiye ekonomisine ve Türk fındık çiftçisine katkımızı bilimsel bir yöntemle ortaya koyuyor"


Etki analizi sonuçlarını değerlendiren Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, yenilikçi bir şirket olarak değer zinciri faaliyetleriyle ve yatırımlarla Türkiye’de kayda değer etki sağlamayı hedeflediklerini belirterek, şunları söyledi: "Herkes için değer yaratma" misyonuyla faaliyetlerimizin, fındık ekosisteminde ve paydaşlarımızda önemli bir etki sağladığını bu analiz ile tespit ettik. Türkiye’deki fındık ekosistemine yenilikçi çalışmalarımızla yaptığımız katkıları somut verilerle de desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu çalışma, Türkiye ekonomisine ve Türk fındık çiftçisine katkımızı bilimsel bir yöntemle ortaya koyuyor. Bu çalışmayla, Türkiye’nin üretim, katma değer, istihdam ve vergi gelirleri üzerinde oluşturduğumuz etkiyi ve sürdürülebilir kalkınmaya olan bağlılığımızın altını çiziyoruz."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yapay zekada küresel yarış: Çin hızla yaklaşıyor Amazon’un Türk yöneticisi Dr. Ruhi Sarıkaya, Yıldız Teknik Üniveristesi’nde verdiği konferansta yapay zekanın geleceğine ilişkin açıklamalar yaptı. Çin’in bu alanda hızla ilerlediğini belirten Sarıkaya ABD’nin çip ambargosuna rağmen 10 yıl sonra dengelerin değişebileceğini vurguladı. Amazon Alexa Yapay Zeka Başkan Yardımcısı Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekada küresel rekabetin hızla derinleştiğini söyledi. Sarıkaya, ABD’nin çip ambargosu uyguladığı Çin’in yapay zekada çok hızlı ilerlediğini belirterek, "10 sene içinde ABD’yi yakalayacak çipler inşa edebilirler" dedi. YTÜ Davutpaşa Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Yapay Zekada Yeni Dönüşüm" başlıklı konferansı öğrencilerin ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dr. Ruhi Sarıkaya’nın yapay zekanın geleceği, küresel teknoloji rekabeti ve girişimcilik ekosistemine dair değerlendirmeleri ilgi gördü. YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in de katıldığı programda Sarıkaya, öğrencilerin sorularını da cevapladı. "AI ABD için varoluşsal bir mesele" Alexa’da 700 kişilik yapay zeka ekibine liderlik yapan Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekanın artık yalnızca bir teknoloji alanı değil, ülkeler arasında stratejik rekabetin merkezinde yer alan bir güç olduğunu söyledi. ABD’nin yapay zekayı "varoluşsal bir mesele" olarak gördüğünü belirten Sarıkaya, hükümetin bu alanda hızlı ilerlemeyi destekleyen bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Yapay Zeka kimin elindeyse dünyayı o yönetecek" Sarıkaya, şöyle konuştu: "Amerika’nın yaklaşımı, ‘mümkün olduğunca engelleri kaldırın ve olabildiğince hızlı ilerleyin.’ Çünkü yapay zekayı kim kazanırsa dünyayı o yönlendirecek düşüncesi var. Avrupa ise uzun süre bunun tam tersini yaptı. Hatta bu durumu anlatan bir ifade var: ‘Amerika yenilik üretir, Avrupa düzenleme yapar.’ Avrupa teknoloji henüz filizlenmeden düzenlemelere odaklandı. Bunun sonucu olarak Avrupa’da çok güçlü üniversiteler ve çok yetenekli insanlar olmasına rağmen, birçok girişimci şirketlerini Amerika’da kurmayı tercih etti. Çünkü yoğun düzenlemeler start-up’ların enerjisinin büyük bölümünü mevzuata uyum sağlamaya harcamasına yol açabiliyor." "Çin 10 sene içinde kendi çipini inşa edebilir" Çin’in de yapay zeka alanında hızla yükseldiğini vurgulayan Sarıkaya, akademik çalışmaların önemli bir bölümünün Çin’den geldiğini ifade ederek, "Çin’in geliştirdiği modeller, Amerika’nın yaklaşık 9 ay gerisinde. Çin bu alanda çok güçlü bir şekilde ilerliyor. Ancak Çin’in karşılaştığı en büyük darboğaz ileri çip teknolojisi. Nvidia’nın en yeni çiplerini kullanamıyorlar ve daha eski versiyonlarıyla çalışıyorlar. Huawei kendi çiplerini geliştirmeye çalışıyor ama çip teknolojisi derin mühendislik bilgisi gerektiren ve yıllar içinde oluşan bir birikim. Bu nedenle kısa vadede Nvidia seviyesine ulaşmaları zor görünüyor. Fakat 10 sene içinde bir önceki versiyonunu yakalayarak çipler inşa edebilirler" diye konuştu. Geleceğin sorusu: ABD’ye mi Çin’e mi bağımlısın Bugün ileri seviyedeki bir yapay zeka modelini eğitmenin maliyetinin 1 milyar doların üzerine çıktığını söyleyen Sarıkaya, "Türkiye gibi ülkelerde ise yapay zeka farkındalığı yeni yeni oluşuyor. Bu nedenle gelecekte şu soru önemli olacak: Kullandığımız yapay zekâ sistemleri ne kadar Amerika ve Çin’e bağımlı" diye konuştu. Yapay zekanın performansı birçok alanda insanı geçti Konuşmasında yapay zeka sistemlerinin bilişsel görevlerdeki performansına da değinen Sarıkaya, araştırmacıların insan zihninin yaptığı görevleri ölçmek için kullanılan benchmark veri setleri üzerinden karşılaştırmalar yaptığını belirtti. Sarıkaya, özellikle 2016 sonrası dönemde yapay zekanın bu testlerde insan seviyesini hızla aştığını söyledi: "Konuşma tanıma, dil anlama, kodlama, matematik ve soru yanıtlama gibi birçok alanda yapay zeka sistemlerinin performansı insan seviyesini geçti. Yeni bir benchmark tanımlandığında, yapay zeka çok kısa sürede bu seviyeyi aşabiliyor. Bu yüzden sürekli yeni testler geliştirmek gerekiyor." "Yapay zekanın insan zekasını geçtiği yeri göremiyoruz" Yapay zeka ile insan zekası arasındaki ilişkiyi değerlendiren Sarıkaya, yaygın ancak eksik bir yaklaşımın yapay zekayı insan zekasının içinde daha küçük bir alan olarak konumlandırdığını söyledi. Sarıkaya, daha doğru modelin iki zekanın kesişen ancak aynı zamanda birbirinden bağımsız alanlara sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: "Yapay zekayı insan zekasının içinde küçük bir elips gibi düşünmek yaygın ama doğru bir model değil. Daha doğru model, insan zekasıyla yapay zekanın bazı alanlarda kesiştiğini ancak yapay zekanın insanın kavrayamadığı alanlara da sahip olduğunu gösteriyor. Biz bu alanı gözlemleyemiyor olabiliriz ama bu onun var olmadığı anlamına gelmez." Genel Yapay Zeka tahminleri hızla öne çekildi Konuşmasında Genel Yapay Zeka (Artificial General Intelligence - AGI) kavramına da değinen Sarıkaya, AGI’nin tüm bilişsel görevleri insan seviyesinde gerçekleştirebilen sistemler anlamına geldiğini söyledi. Geçmişte bu hedefe ulaşmanın onlarca yıl uzakta görüldüğünü hatırlatan Sarıkaya, son gelişmelerin tahminleri dramatik biçimde değiştirdiğini belirterek, "Deep learning gelişmeden önce yapılan tahminlerde genel yapay zekaya ulaşmak için ortalama 80 yıl gibi süreler konuşuluyordu. GPT-3 ve benzeri büyük modellerin ortaya çıkmasıyla bu tahminler hızla aşağı indi. Bugün bazı analizler AGI’ye 2-5 yıl içinde ulaşılabileceğini söylüyor. Benim kişisel tahminim ise 2030 civarı" ifadelerini kullandı. Sarıkaya’ya göre artık tartışma "genel yapay zekaya ulaşılıp ulaşılamayacağı" değil, "ne zaman ulaşılacağı" üzerine yoğunlaşıyor.