EKONOMİ - 02 Nisan 2024 Salı 10:19

Karadeniz Somonu ihracatına ’Göl somonu’ darbesi

A
A
A

Karadeniz’de yetiştirilen somon dünya pazarında en çok tercih edilenler arasında yerini alırken, deniz yerine iç bölgelerdeki baraj ve göllerde yetiştirilen somonu Karadeniz somonu diye ihraç edildiğinde balığın geri gönderildiği ve bu durumun ihracatı olumsuz etkilediği belirtildi.

Karadeniz’de yetiştirilen Türk somonu ihracatında bu yılın Ocak Şubat aylarında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 289’luk bir artışla 70 bin 614 dolar döviz girdisi sağlanırken, bu rakamın Türkiye ortalamasının üzerinde rekor bir artış olduğu kaydedildi.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Başkan Vekili Ahmet Hamdi Gürdoğan, Karadeniz Somonu ihracatında son yıllarda iyi bir ivme yakaladıklarını söyledi. Özellikle Uzak Doğu ülkelerinin denizde 7 ay kalan Karadeniz somonunu tercih ettiğini belirten Gürdoğan, “Karadeniz’de yetişen, denizde 7 ay kalan somonu Japonya ve Uzakdoğu ülkeleri özellikle tercih ediyor. Somon ihracatında bu yılın Ocak-Şubat döneminde 70 milyon 614 bin dolar civarında bir miktar söz konusu. Bu da miktar bazında 13 bin tona tekabül ediyor. Miktar bazına baktığımız zaman yüzde 289, rakam bazında baktığımızda ise yüzde 164 arttığını görüyoruz. Türkiye ortalamasının üzerinde rekor bir artış. Bu rakamın yüzde 64’ü Doğu Karadeniz Bölgesinden sağlandı. Somon ihracatı özellikle uzak doğu ülkeleri Japonya, Çin, Kore, Vietnam olmak üzere Rusya, Avrupa Birliği ülkeleri şimdi de yeni yeni ABD’ye göndermeye başladık” dedi.

Karadeniz Somonu ihracatına ’Göl somonu’ darbesi

"Bu gidişle somon ihracatı fındığı da sollayacak gibi görünüyor"

Somon ihracatı rakamlarının fındık ihracatı rakamlarıyla yarıştığına dikkat çeken Gürdoğan, “Somon, Doğu Karadeniz Bölgesinde fındığa alternatif yeni bir ürün oldu. Somon, fındıkla gelir olarak yarışmaya başladı. Bu gidişle fındığı da sollayacak gibi görünüyor. Somon ihracatında özellikle depolamada çekilen sıkıntılar var. Lisanslı depoculuk anlamında yeni depo sisteminin kurulması gerektiğini, Doğu Karadeniz Bölgesi İhracatçılar Birliği olarak bu konuda bir çalışma yaparak ilgili bakanlıklara sunduk. Dolayısıyla ürünümüzün değerini düşük değil de devamlı değerinin artması için ufak kooperatif usulü, üreticilerin dahi balığını koyabileceği lisanlı depoculuk örneğini bölgemizde uygulatmada kararlıyız. Bunun için özellikle siyasilerden bizlere destek olmalarını bekliyoruz. Somon ihracatı gelecekte fındık rakamlarını aşması için yan sanayisini geliştirmemiz lazım” diye konuştu.

Karadeniz Somonu ihracatına ’Göl somonu’ darbesi

"Son 5-6 yılda denizdeki kafes sayısı arttı ama göl somonu ihracatı tehdit ediyor"

Son 5-6 yılda denizlerde kafes sayısının arttığını kaydeden Gürdoğan, “Özellikle son 5-6 yıldır Trabzon genelinde denizde kafes artmaya başladı. Her sene rakam olarak yüzde yüzün üzerinde artışla yapılıyor. Teknik alt yapısı olmayan insanların balıkçılık yapmaması gerekir. Çünkü ürünün kalitesini düşürdüğümüzde elimizde kalabileceğini düşünmemiz lazım. Onun için belli bir kontrol aynı zamanda kümelenme modelleriyle somon ihracatını çok daha sağlam temeller üzerine oluşturup Norveç örneğinde olduğu gibi gelecekte bu rakamları 2,5-3 milyar dolarlara çıkarabiliriz. Ancak bu ihracatın önündeki en büyük engel denizde yetiştirilmeyen iç bölgelerdeki baraj göllerinde yetiştirilen ve Karadeniz Somonu diye ihraç edilen somon. Bu göllerde yetişen göl somonunu aynı zamanda Karadeniz somonu diye piyasaya sürüldüğünde geri geliyor. Dolayısıyla bizim somon ihracatımıza da darbe vuruyor, kalitemizi düşürüyor. Onun için Tarım ve Orman Bakanlığının izlenebilirlik ve denizde 7 ay kalmayan somonun ihracatına özellikle izin vermemesi gerekiyor. Yaş meyve ihracatında olduğu gibi ürünün yetişmesindeki izlenebilirliğin sağlanmasının önemini vurgulamak istiyorum. Çünkü Karadeniz’in suyu ve denizde kalış süreci o balığın etindeki lezzeti ve katma değeri oluşturuyor. Deniz somonundaki koku olmuyor ama göl somonu aldıkları zaman koku ve etindeki kırmızılık oranının düşük olduğundan dolayı hem rakam bazında çok daha düşük oluyor aynı zamanda iç piyasaya Türk somonu, Karadeniz somonu diye yollandığı zamanda Türkiye’nin somon ihracatına çok kötü örnek oluyor. Bunun için Tarım ve Orman Bakanlığını göreve davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Karadeniz Somonu ihracatına ’Göl somonu’ darbesi

"Somonu yarı mamül olarak da işleyip ihraç edebilmeliyiz"

Somon konusunda yeni bir sektörün başlangıcı yapılabileceğine dikkat çeken Gürdoğan, “Somonu yarı mamul olarak yani fileto gibi diğer şekillerle de gönderiyoruz. Türkiye kendi markasını oluşturup markette direkt satılabilecek şekilde katma değerli ürün noktasında işlenmiş bir ürün olarak da yollamalıyız. Bunun için alt yapı aynı zamanda Arge çalışmalarına ağırlık vermemiz lazım. Özellikle KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesine çok önemli görevler düşüyor. Yavruları büyütmede olsun, işlenmesinde olsun özellikle Vietnam gibi en çok ürün işlendiği yer olarak oradaki ustalarla işlemesini, kendi insanımıza özellikle bayanlara öğreterek Türkiye’de yeni bir sektöründe başlangıcı yapmamız gerektiğini söylemek isterim” şeklinde konuştu.

Bekir Koca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Aliağa’da sağanakla birlikte dere taştı, bir mahalle sular altında kaldı İzmir’de dün gece başlayan kuvvetli sağanak yağış Aliağa ilçesinde su baskınlarına yol açtı. Derenin taşması üzerine Siteler Mahallesi göle dönerken, birçok araç suya gömüldü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün İzmir için yaptığı "sarı kodlu" kuvvetli yağış uyarısının ardından dün gece başlayan yağmur, gece boyunca İzmir ve çevresini etkisi altına aldı. Kuvvetli sağanak yağış sebebiyle İzmir merkez ve ilçelerinde özellikle dere taşkınları sebebiyle su baskınları yaşandı. Yağmurdan en çok etkilenen ilçelerden biri olan Aliağa’da, Derğirmendere’nin taşması sonucu Siteler Mahallesi ve çevresi su altına kaldı. Cadde ve sokaklar, kamyon garajı, site otoparkları suyla doldu. Bazı araçlar suya gömülürken, bazı binalarda bodrum katların ve çevredeki iş yerlerinin su baskınından zarar gördüğü bildirildi. Petro Kimya İlkokulu bahçesi de yağmur suları ile doldu. Ekiplerin müdahalesi ile suların tahliye edildiği cadde ve sokaklarda ise geriye çamur yığını kaldı. Bu arada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ölçüm istasyonlarına göre son 12 saatte en fazla yağış Karaburun’da metrekareye 62,9 kilogram olarak kaydedilirken, Buca’da 45,4, Konak’ta 40,9, Aliağa’da 43,6 ve Foça’da 46 kilogram yağış ölçüldü. Yağış sabah saatlerinde etkisini kaybetse de bazı bölgelerde su baskınları ve taşkınlar meydana geldi. Ekiplerin yoğun mesaisi sürüyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, 412 iş makinesi, 200 pompa ve bin 365 personel sahada görev yapıyor. İZSU Genel Müdürlüğü ekipleri özellikle yol ve konutlardaki su baskınlarına müdahale ederken, itfaiye ekipleri su tahliye çalışmalarını sürdürüyor.
İstanbul Çin’in At Yılı Bahar Bayramı İstanbul’da kutlandı Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong’un ev sahipliğinde Çin’in "At Yılı Bahar Bayramı" İstanbul’daki etkinlikle kutlandı. Çin’in "At Yılı Bahar Bayramı", Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong’un ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen resepsiyonla kutlandı. "İçimizi Isıtan Bahar Bayramı, Çin Yeni Yıl Kutlaması" resepsiyonuna yoğun katılım gösteren konuklar, bu özel gecede Türk ve Çin’in mutfak lezzetlerini tadımlarken geleneksel kukla gösterileri ve kültürel performanslar büyük beğeni gördü. Açılış konuşmasını yapan Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer, Çin halkı için büyük anlamda yaşayan Çin Yeni Yılı’nın gelişini karşılamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, "Bahar Bayramı olarak bilinen Çin’in yeni yılı yenilenmenin, umudun, birlikteliğin ve aile bağlarının güçlendiği özel bir dönemdir. Aynı değerler Türk kültüründe de çok önemli ve merkezi bir yere sahiptir. Türkiye’yle Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki dostluk ve işbirliği, bu ortak insani değerler temel, üzerinde yükselmektedir" dedi. Yeni yılın Çin takvimine göre At Yılına denk gelmesine vurgu yapan Usluer, "At, Çin kültüründe cesareti, kararlılığı ve durmaksızın ileriye atılmayı simgelemektedir. Türk kültürünün de kadim ve ayrılmaz bir parçası olan at, ilerleme ve geleceği temsil ettiği gibi yiğit hali ve şans almanın gelmektedir. Bu yönüyle yeni yılın cesaret, kararlılık dolu ve Türkiye Çin ilişkilerinin durmaksızın gelişerek güçleneceği yeni yıl olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz yıllarda yapılan üst düzet temas ve ziyaretle iki ülke arasındaki ilişkilere vurgu yapan Usluer, "Her alanda önemli bir ivme yakalandığını görmekteyiz. Cumhurbaşkanımız ve Devlet Başkanı Xi Jinping’in vizyoner yaklaşımları doğrultusunda ikili ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve halklarımızın menfaatleri doğrultusunda ilerlemeye, karşılıklı siyasi ve stratejik güveni pekiştirmeye devam ediyoruz" dedi. Türkiye’nin Asya, Afrika ve Avrupa’nın kesiştiği bir bölgede konumlandığına ve önemli bağlantı noktası olan İstanbul’dan Çin’e uçuşların arttırılmasının halklar arasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik etkileşimlerin gelişeceğini gösterdiğini vurgulayan Usluer konuşmasını şu şekilde tamamladı: "Ülkelerimiz arasında beşeri ve ticari münasebetleri daha da pekiştirebilmesi için ülkemizden Çin’e seyahat edecek turistler için 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren vize muafiyeti uygulaması başlatmış bulunmaktayız. Türkiye ve Çin, köklü tarihlere ve zengin kültürel miraslara sahip iki büyük medeniyettir. Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler, karşılıklı saygı, diyalog ve işbirliği anlayışıyla her geçen gün daha da değişmekte ve güçlenmektedir. 2025 yılı itibariyle Çin, en büyük ticaret ortağımız konumuna yükselmiştir. Öte yandan kültürel etkileşimlerimiz, ekonomik işbirliklerimiz ve halklarımız arasındaki bağlar, geleceğe dair umutlarımızı pekiştirmektedir. Bu sene ayrıca Çin ile diplomatik ilişkilerimizin tesisinin 55. Yıldönümüne tekabül etmesi bakımından özel bir anlam taşımaktadır. İşbirliğinizin diğer önemli bir ayağını teşkil eden eğitim alanında da önemli mesafeler kat ettik. Çinli öğrencileri Türkiye’de eğitim almaları için davetli bulunduğumuzu buradan bir kez daha tekrarlamak isterim. Yeni yılın Çin halkına sağlık, mutluluk ve refah getirmesinin, Türkiye-Çin ilişkilerinin daha da gelişmesi, bölgenizde ve dünyada barış ve istikrarla katkı sağlamasına temenni ederim" "Çin-Türkiye ilişkileri, artık daha olgun ve istikrarlı bir yeni aşamaya girmiştir" Usluer’in ardından Çin’in Türkiye Başkonsolosu Wei Xiaodong ise "Burada bir araya gelerek Çin’in At Yılı Bahar Bayramı’nı birlikte kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bahar Bayramı, Çin milletinin en kadim ve en önemli geleneksel bayramıdır. Yılın başlangıcını, baharın gelişini simgeler" dedi. "2025 yılı, Çin’in ‘14. Beş Yıllık Planı’nın tamamlandığı bir yıl olmuştur" diyen Xiaodong, "Geçtiğimiz 5 yıl boyunca azimle ilerledik, birçok zorluk ve sınamayı aştık ve belirlediğimiz hedefleri başarıyla hayata geçirdik. Çin tarzı modernleşme yolunda sağlam adımlar attık. Ülkemizin ekonomik büyüklüğü yeni eşikleri aşarak geçtiğimiz yıl 140 trilyon yuanı aşmış; ekonomik, bilimsel-teknolojik, savunma ve genel ulusal gücümüz yeni bir seviyeye ulaşmıştır" ifadelerini kullandık. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in küresel yönetişim girişimini ortaya koyduğunu, dünya düzeninin dönüşüm geçirdiği kritik bir dönemde insanlığa yön gösteren bu önerinin 150’den fazla ülke ve uluslararası kuruluşun desteğini kazandığını vurgulayan Başkonsolos Xiaodong, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Uluslararası ortam nasıl değişirse değişsin, Çin’in uluslararası adalet ve hakkaniyeti savunma yönündeki kararlılığı değişmemiştir. Çin, insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etme hedefinden sapmadan, karmaşık ve belirsizliklerle dolu dünyaya istikrar ve yapıcı katkılar sunmaya devam etmekte, uluslararası toplumdan giderek daha fazla anlayış ve takdir görmektedir. Bu yıl Çin, 15. Beş Yıllık Plan dönemine adım atacak ve APEC zirvesine ev sahipliği yapacaktır. Yüksek kaliteli kalkınmayı ilerletmeye, yüksek düzeyde dışa açılmayı genişletmeye ve dünya ile birlikte açıklık ve karşılıklı fayda yolunda ilerlemeye devam edeceğiz. Yeni yılda dünya daha da belirsiz bir tabloyla karşı karşıyadır; barış ve kalkınma ciddi sınamalarla karşı karşıyadır. Çin, insanlığın geleceğini ve halkların refahını merkeze alarak, tüm ilerici güçlerle birlikte daha aydınlık bir gelecek inşa etmeye hazırdır" 2025 yılında Devlet Başkanı Jinping ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Tianjin Zirvesi marjında başarılı bir görüşme gerçekleştirdiğini hatırlatan Xiaodong, "Taraflar, Kuşak ve Yol Girişimi’nin yüksek kaliteli biçimde birlikte inşa edilmesi, ticaret ve yatırımın artırılması, altyapı, yeni enerji, tarım ve sağlık alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi ile eğitim ve turizm alanlarında değişimlerin teşvik edilmesi konularında geniş mutabakata varmıştır. Bölgemizdeki farklı kesimlerin Çin ile temasları giderek derinleşmektedir. Shanghai, Xinjiang, Sichuan ile Guangzhou ve Xi’an gibi Çin’in birçok eyalet ve şehrinden gelen heyetler Türkiye’yi ziyaret etmiş ve çok sayıda iş birliği anlaşması imzalamıştır. İki ülke arasındaki doğrudan uçuş sayısı haftada 98 sefere çıkarak son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış, karşılıklı ziyaretçi sayısı istikrarlı biçimde artmıştır. 2025 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Çinli turist sayısı 425 bine ulaşarak tarihî en yüksek düzeye ulaşmıştır. 2 Ocak itibarıyla Türkiye’nin, Çin umuma mahsus pasaport hamilleri için vize muafiyeti uygulamasına başlamasıyla, gelecekte çok daha fazla Çinli turistin ‘anlık kararlarla’ romantik bir Türkiye yolculuğuna çıkacağına inanıyoruz. 2026 yılı, Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 55. yıl dönümüdür. Konfüçyüs der ki, "İnsan 50 yaşında kaderini anlar, 60 yaşında her sözü kavrar." Bu söz, ülkeler arası ilişkilere de ışık tutmaktadır. Çin-Türkiye ilişkileri, artık daha olgun ve istikrarlı bir yeni aşamaya girmiştir. Devletler arası ilişkilerin temeli halkların yakınlığıdır. Geleceğe bakarken, Türkiye ile kalkınma stratejilerinin uyumunu güçlendirmeye, tüm alanlarda somut iş birliğini genişletmeye ve Kuşak ve Yol Girişimi’nin ikinci on yılına birlikte adım atmaya hazırız" ifadelerini kullandı. Xiaodong konuşmasını şu şekilde tamamladı: "Birkaç gün sonra At Yılı Bahar Bayramı’nı karşılayacağız. At, cesareti, birlikteliği ve direnci simgeler. Bu ruhu yaşatarak, 2026’daki diplomatik ilişkilerimizin 55. yıl dönümünü fırsat bilip Çin-Türkiye dostluğuna yeni bir canlılık katalım"
Gaziantep Mavi-beyazlı sporculardan ilk 40 günde 71 yeni madalya Gaziantep Büyükşehir Belediye Spor Kulübü’nün mavi-beyazlı sporcuları, 2026 yılının ilk 40 gününde 10 farklı branşta kazandıkları 71 madalya ile büyük bir başarıya daha imza attı. Mavi-beyazlı Türkiye şampiyonları, elde ettikleri bu önemli başarıların ardından rotayı Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’na çevirdi. Başarı defterinde 9 bine yakın madalya bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Spor Kulübü, 2026 yılında da başarı ivmesini yukarı taşıdı. Yeni yıla şampiyonluklarla merhaba diyen Gaziantep temsilcisi; 28 altın, 17 gümüş ve 26 bronz madalya kazanarak ulaşılması zor bir sportif başarıya daha imza attı. Türkiye şampiyonları göğüs kabarttı Kulüpte antrenörlerin ve sporcu velilerinin büyük desteğiyle yürütülen çalışmalar meyvesini verdi. 2026 yılının henüz başında Parayüzme branşında Fatma Çoban, Karate’de Muhammet Reşit Köse, Güreş’te Muhammet Mustafa Kaya, Sualtı Sporları’nda Kaan Efe Kaya ve Halter branşında Tuğba Kılınç, Türkiye şampiyonu olarak adlarını Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’na yazdıran öncü isimler oldu. Takım sporlarında zirve Gaziantep Büyükşehir’in Gaziantep Büyükşehir Belediye Spor Kulübü, basketbol, futbol ve voleybol branşlarında da istikrarlı başarısını sürdürüyor. 2025-2026 sezonunda yeşil sahada U14, U16 ve U18 liglerinde grup liderliğini kimseye bırakmayan mavi-beyazlılar, oynadıkları seyir zevki yüksek futbolla tribünlerden büyük alkış alıyor. Parke ve filede ise altyapı kategorilerinde şampiyonluklar ve dörtlü final sevinçleri yaşayan Gaziantep temsilcisi, takım sporlarında geleceğe yönelik büyük yatırımlar yapmayı sürdürüyor. "Şampiyonlarımızla gurur duyuyorum" Ocak ve şubat aylarında ulusal ve uluslararası platformda birbirinden önemli başarılar elde eden sporcuları makamında kabul ederek tebrik eden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, şampiyonluklarla gurur duyduğunu ifade etti. Başkan Şahin, ziyaretler sırasında yaptığı değerlendirmede, "Gaziantep Büyükşehir Belediyesi sporcuları yeni yıla çok büyük başarılarla başladılar. Tüm şampiyonluklar uzun, emek ve gayret dolu çalışmaların bir yansımasıdır. Şu anda mücadele ettiğimiz tüm branşlarda sporcularımız ilimizi ve ülkemizi gururla temsil ediyor. İnşallah bundan sonraki süreçte de Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’nda bizlere büyük gururlar yaşatacaklar. Emeği geçen tüm teknik ekip ve sporcularımızı kutluyor, desteklerinden dolayı velilerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Gaziantep SANKO Okulları TÜBİTAK bölge finallerinde beş birincilik kazandı SANKO Okulları öğrencileri, Gaziantep’te düzenlenen 57. TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Bölge Finalleri’nde beş birincilik, üç ikincilik ve iki üçüncülük kazanarak büyük başarıya imza attı. SANKO Okulları öğrencileri Giray Uğurluer, Efe Özkara ve Samet Egemen Atalar proje danışman öğretmenleri Özgül Güner rehberliğinde "Fizik" alanında "Polarizasyon Tabanlı Yapay Zeka Destekli Uyuşturucu Madde Analiz Sistemi" projesiyle bölge birinciliği elde ettiler. Miraç Kayıran, Ada Ay ve Arin Mavigök ise proje danışman öğretmenleriÖzgül Güner rehberliğinde "Kimya" alanında "Balon Yüzeyi Freeze-Casting Yöntemiyle Hazırlanan Ligandsız Demir Kriyogellerin Sudan Hidrojen Üretiminde Kullanımı" projesiyle, Batuhan Sönmezoğlu, Zeynep Akyüz ve Batu Bayındır ise proje danışman öğretmenleri Özgül Güner rehberliğinde "Kimya" alanında hazırladıkları "Jel Matrislerde Difüzyonun Entropik Temelleri: Adam-Gibbs Yaklaşımıyla Deneysel Bir İnceleme" bölge birincisi olma başarısı gösterdiler. Nur Deniz Ocak, Melek Naz Yüksel ve Beril İpek Üngör, proje danışman öğretmenleri Özgül Güner rehberliğinde "Biyoloji" alanında "Odı-Cl Temelli Aptamer Biyosensörü ile Alzheimer Hastalığında AB Biyobelirteçlerinin Hızlı Tespiti" projesiyle, Atlas Bals ve Ahmet Faran Kaya ise proje danışman öğretmenleri Hakan Güven rehberliğinde "Coğrafya" alanında hazırladıkları "Kentsel Mikroklima Üzerinde Yerel Ağaç Örtüsünün Termal Ve Higrometrik Etkilerinin Analizi (Gaziantep Örneği) projesiyle bölge birinciliği dereceleri kazanarak TÜBİTAK Türkiye Finallerine katılma hakkı kazandılar. Beyza Nur Yardımcı, Zeynep Mihrimah Şahin ve Neva Doktoroğlu proje danışman öğretmenleri Neriman Ersönmez ve İbrahim Kılıç rehberliğinde "Fizik" alanında "Lityum-İyon Pillerin Fısıltısı: Akustik Emisyon, Termal ve Elektromanyetik İmzaların Makine Öğrenmesiyle Erken Hasar Tespiti" projesiyle, Yağmur Diken, Aylin Kara ve Kayra Mermer proje danışman öğretmenleri Neriman Ersönmez ve İbrahim Kılıç "Psikoloji" alanında hazırladıkları "Yapay Zekâ ile Sanal Zaman Makinesi: Gelecekteki Ben ile Sohbetin Öz-Şefkat, Umut ve Değer Farkındalığına Etkisi" isimli projesiyle, Yağız Kayra Güler, Ahmet Siraç Alıcı ve Cihan Kemal Yıldız, proje danışman öğretmeni Oğuzhan Bilir rehberliğinde "Yazılım" alanında "Dinamik Oltalama Saldırılarına Karşı Çok Katmanlı Yapay Zekâ Savunması: Güvenli İnternet Asistanı" projesiyle bölge ikincisi oldular. Zeynep Ekin Tolu, Mert Kocaoğlan, Haydar Kaan Kutsal proje danışman öğretmenleri Özgül Güner rehberliğinde "Fizik" alanında geliştirdikleri "Dopaminle Modifiye Edilmiş Balık Pulundan Elde Edilen Guanin Kristallerinin Doğal Boya Tabanlı Güneş Hücrelerinde Kullanımı" projesiyle, Yaren Demir, Belen Türközü ve Nur Zorkirişçi proje danışman öğretmenleri Elif Kızıklı rehberliğinde "Yazılım" alanında geliştirdikleri "Uyuyolu: Çok Duyulu Geri Bildirim ve Yapay Zekâ Destekli Erişilebilir ve Uyarlanabilir Eğitim Platformu" projesiyle bölge üçüncülüğü derecesi elde ettiler. SANKO Okulları Genel Müdürü Fırat Mümtaz Asyalı, Adana Bölgesi’ne başvuru yapan 3 bin 62 proje arasından 100 projenin bölge finallerine seçildiğini belirtti. Gaziantep’ten finale kalan 43 projenin 18’inin SANKO Okullarına ait olduğunu hatırlatan Asyalı, beş projenin bölge birincisi, üç projenin bölge ikincisi ve iki projenin bölge üçüncüsü olmasından büyük gurur duyduklarını dile getirdi. Öğrencilerini ve projelerde emeği bulunan öğretmenlerini tebrik eden Asyalı, nisan ayında Ankara’da düzenlenecek Türkiye finallerinde de başarılar diledi.